Arsenal Kendine İnanıyor

Arsene Wenger'in sözleriyle, "İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm sahaya açık bir fark koyarak 2-0 kazandı. Orta sahadan, uzak oyunculardan gelen koşuları takipte sorunlu üçlü savunma kurgusuna karşı Cazorla'yı, Rosicky'i ve Ramsey'i içeri sokarak kucakta oynayan Mesut ve Giroud'ya alınan önlemleri boşa çıkardılar. Önce arka direkte Cazorla attı, maçı bitiren ise sezonun yıldızı Aaron Ramsey oldu.

İlk devredeki taktik yenilgiden sonra Coutinho'yla birlikte dörtlüye dönen Liverpool'a bu sefer de aradaki güç farkını hissettirdiler. Belki Alex Ferguson'un iddia ettiği üzere şampiyonluğa 7 adet yeni üst düzey oyuncu kadar uzakta değiller ama yalnızca Suarez - Sturridge ile bu işi becerecek kadar da yakın olmadıkları bu maç üzerinden söylenebilir.

Arsenal'in sezon seyrinin geleceğine dair bu maçın gösterdikleri ise Wenger'in maça dair en çok önemsediği şeyde saklı: "İnsanları büyük maçları kazanabileceğimize ikna etmek önemliydi. Savunmada harikaydık, defans oyuncularımız övgüyü fazlasıyla hak ediyorlar. Daha da önemlisi, onların sayesinde tatmin edici şekilde bir galibiyet aldık. Artık rakiplerde biraz korku yaratmaya başlıyoruz." Dortmund yenilgisi sonrası araya bir de League Cup'ta Chelsea yenilgisi girince eski defterler tekrar açılmıştı. Her zamanki gibi Arsenal bolca top oynuyor ama Jose Mourinho'nun takımı kazanıyordu. Topu kaptığında Mourinho'vari şekilde hızla rakip kaleye inen Jürgen Klopp'un takımı da Arsenal'e çelme takmayı başarmıştı. Liverpool ise çok hareketli ve yaratıcı forvet ikilisi ile oynuyordu, karşılarındaki Koscielny - Mertesacker ikilisi ise Arsenal'in en zayıf yeri olarak biliniyordu.

Henderson karşı karşıya?
Bu maça dek birlikte oynadıkları 4 karşılaşmada toplam 10 gol atmış ele avuca sığmaz ikili, bu maçı da Arsenal savunmacılar için kabusa çevirmeye muktedirdi. Ancak Arsenal, takım halindeki iyi oyunu ve stoperlerinin de yardımıyla Liverpool'u adeta kilitledi. Orta sahadan iyi top çıkmasına izin vermediler, fırsat geldiğinde ise ilginç bir şey denediler. Topa sahip oyuncuyu riske edip, stoperlerle bire bir eşleşen Liverpool forvetlerinin koşularını kovaladılar; bu tercih göbekte dev bir boşluğun oluşmasına sebep olsa bile yaptıkları tercihten ödün vermediler. Yandaki görseli içeren pozisyonda Henderson son dakikaya kadar pas verecek bir boşluk arıyor, halbuki kararlı şekilde kaleye gitse gol yapma olasılığı epey fazla. Sonunca bocalıyor ve arkadan yetişen Sagna, rakibini bozarak açığı kapatıyor.

Tatmin edici galibiyetin anahtarı belki de burada. Liverpool'un savunma kurgusunu dağıttılar ve hücumcularına şans vermediler. Çaresiz bıraktılar. Elbette her maç bunu yapmaları mümkün olmuyor, olmayacak. Olivier Giroud'nun dediği gibi, "Kazanma kültürüne ihtiyacımız var. En önemlisi kazanmak; çok iyi oynamasak, bolca pas yapmasak da kazanabilmeliyiz. Yeri geldiğinde aklımızı ve kazanma içgüdümüzü kullanmalıyız. Böylelikle zirvede kalabileceğimize inanıyorum." Bu maçta Giroud'nun pek bi' numarası yoktu, zaten gerek de olmadı. Oysa Ramsey, Flamini ve varlığı yeterli olan Mesut'la birlikte Arsenal'in geride bıraktığı çeyrek sezonun yıldızlarından biri de o.

Liverpool milli maç arasına bezgin futbol oynayan Fulham'la girerken, Arsenal'in önünde bir kez daha ağır teste tabi tutulacağı Dortmund ve Manchester United deplasmanları var. 10 maçta 25 puan, maç başı 2.5'tan 95 puana tekabül ediyor ve bunun anlamı Premier League şampiyonluğu. Ama hata kollayan büyükler arka arkaya dizildiler, sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar.

Arsenal 2-0 Liverpool 
Arsenal'in Kıymetlisi
Arsenal Mesut ile Yeniden İnanıyor

Noat Samisa

04.11.2013

Stoke'ta Hala Garip Şeyler Oluyor

Tony Pulis bu sıralar başsız kalan Crystal Palace'a hoca olarak yazılıyor, ama gölgesi hala Stoke City'nin üzerinde. Mark Hughes'la yeni bir başlangıç yapmaya niyetlenmiş olsalar da Britannia Stadium'da ilginç şeyler olmaya devam ediyor. Takım eskisine göre daha normal bir oyun oynuyor, hücuma herkes gibi çıkıyor, savunmayı kale önüne park etmiyor olsa da fark etmiyor; şaşırtmaya devam ediyorlar. Geçtiğimiz hafta 8 maçta 4 gol atmış bir takım olarak gittikleri Manchester United deplasmanında tek devrede 2 gol attılar, bu hafta ise kaleci Asmir Begovic gol attı. Üstelik, henüz maçın 13. saniyesinde...


Kaleciden gol yiyen Southampton, bu maça çıkana kadar ligde oynadığı 9 maçta sadece 3 gol yemişti. Onlara gol atmayı başaran Sunderland, Manchester United ve Norwich'ten yalnızca 1'ine kaybettiler, yenilgisiz serilerine 2 aydır devam ediyorlar. Bu performans onları zirve yarışının içine sokarken, arada deplasmanda Liverpool'u mağlup edip aynı şekilde Man Utd'a da kaybetmemeleri güçlerinin kanıtı oldu. Kaliteli transferlerin genç oyuncuların çoğunlukta olduğu kadroya eklenmesiyle ortaya iyi bir kolaj çıktı, fakat genç menajer Pochettino'nun takıma attığı imza hepsinden önemli.

Maç boyu yüksek tempoda, rakibe sahanın her yerinde sıkı şekilde basarak oynuyorlar. Rakip stoperlerden başlayan baskı ile oyunu sıkıştırıp, rakibin oyun kurmasını engelliyorlar. Ligdeki her takımı bozacak dinamizme ve disipline sahipler, oyunun kontrolünü bir şekilde ele geçirmeyi muhakkak başarıyorlar. Bu sefer de bir mucizeye sebep olmayı başardılar.
Santra yapılırken Southampton?
Yukarıdaki görselde de görülüyor ki, buna maçın ilk düdüğünden itibaren güdülenmiş durumdalar. Santra vuruşuyla birlikte siyah formalı 5 Southampton oyuncusu, rakip kaleye doğru saldırıya geçiyor.

Begovic oralardan iyi vurur.
Devamında topu kaptırıyorlar, ama henüz maçın 5. saniyesinde rakip ceza sahası önüne 3 kişi ulaştıklarından ötürü Stoke stoperleri topu kalecileri Begovic'e oynamak zorunda kalıyor. Boşnak kaleci de doğal olarak topa var gücüyle vurarak ani baskını savuşturmaya çalışıyor. Sonrası tufan...


Böyle şeyler Stoke City'nin evinde olunca biraz daha şaşırtıcı oluyor olabilir. Maç günü şehri etkileyen güçlü rüzgar, maçın ilk düdüğünün hemen sonrasında maçı da etkiledi ve seken top, Southampton'ın 6 maçta gol yemeyen kalecisi Artur Boruc'u yanıltarak ağları buldu. Polonyalı kaleci, "Her ne olduysa oldu, takım arkadaşlarımdan ve taraftarlardan özür diliyorum. Söz veriyorum, kaybettiğimiz bu iki puanı geri alacağım." derken bugüne kadar topladıkları 19 puanda kendisinin de ciddi katkısı olduğundan haberdar olmalı.

Karşı kalenin süper eldiveni Asmir Begovic ise "Onun adına üzgünüm, golde herhangi bir sevinç belirtisi göstermemiş olmam da bunu gösteriyor." diyor. Yazın Brezilya'ya gidecek olan Bosna&Hersek milli kaleci, Premier League'in en hızlı gollerinden birine imza atarken adını Peter Schmeichel, Tim Howard, Brad Friedel ve Paul Robinson'la birlikte Premier League'in golcü kalecileri arasına yazdırdı.

Maçın devamında Stoke iyi basıyor, rakibini top kayıplarına zorluyor ama Southampton, harika paslaşmaların sonunda nefis bir kafa golüyle beraberliği yakalamayı başarıyor. Puanları paylaştılar ve Stoke, düşme hattıyla arasına anca 1 puan fark koydu. 19 puanla 6. sırada olan ve 2. sırayla arasında yalnızca 1 puan fark olan Southampton ise ay sonunda üst üste Chelsea ve Arsenal ile deplasmanda oynayacak. Hoş bir konuk değiller ama bu sezon EPL'de seyri en keyif veren takımlardan biri onlar. Mauricio Pochettino ve 'iyi zenginlerin takımı' Southampton adından daha çok söz ettirecek.

Stoke 1-1 Southampton
Noat Samisa

03.11.2013

Arsenal'in Kıymetlisi

Yine her yer, herkes Mesut Özil'i yazıyor, konuşuyor. Nitekim dün akşam Napoli kalesine attığı ilk goldeki vuruşu ancak en iyiler yapabilirdi. Gelişine, ayak içi, kaleciden uzaklaşan dışa falso, köşeye ve kararında sert. Kusursuz... Sonra bir de asist yaptı, en iyi yaptığı iş ön direk koşuları olan solak golcü Giroud'ya beş kişinin arasında ince pası atıverdi. Her ne kadar iki golde de Giroud - Albiol eşleşmesinde İspanyol savunmacı ağır şekilde mantarlamış olsa da oynadığı son 20 resmi maçın 17'sini kazanan ve yalnızca 1 kez kaybeden Arsenal'in ilk 15 dakikadaki futboluna direnmek neredeyse mümkün değildi.

Ramsey vs. Swansea
Bu futbolun bir diğer önemli parçası ise Aaron Ramsey, belki de Mesut'la eşdeğerde. Galli oyuncu halihazırda çıktığı 12 maçta 9 gol attı. Ligde 4 golle krallık yarışını kovalıyor ve tüm bunları yaparken ekseriyetle orta sahadaki iki merkez oyuncusundan biriydi. Napoli karşısında oynadığı sağ açık mevkii geçen yıllarda sağ iç pozisyon ile birlikte onu sıklıkla izlediğimiz yerdi, ama bu sezon başında yeni bir şey fark edildi. Arka alanda pozisyon almasıyla bildiğimiz Jack Wilshere, uzun süredir kaybettikleri tek maç olan Aston Villa karşılaşmasında çok fazla pas hatası yapmıştı. Bu maçla onaylandı ki onun arka alandaki varlığı, pas trafiğinde aksıyordu.

Mathieu Flamini'nin takıma katılmasıyla kadro yeniden şekillendi. Daha önceleri Wilshere'a göre her daim kaleye daha yakın oynatılan Ramsey, bir süredir geride oynatılmaya başlandı. Flamini'nin partneri oldu, çünkü top istobu ve pas seçeneklerini doğru değerlendirme başarısı Wilshere'dan daha yüksek. İngiliz oyuncu sıklıkla ince işi, nispeten zor olanı denerken Galli Ramsey daha garantiyi oynamayı beceriyor. Mevcut formdaki Arsenal'de de zaten arka tarafın oyuncuları yeterli top kullanma becerisine sahip.
Wilshere vs. Swansea

İlginç olan, pozisyon değişimi Ramsey'nin istatistiklerinin gidişatını değiştirmedi. Yine gol yakın, yine sol iç bölgesinden ceza sahasına sızarak gerekeni yapıyor. Tıpkı geçtiğimiz hafta sonu Swansea deplasmanında olduğu gibi. Napoli'ye karşı ise ilk golde Mesut'a yaptığı nefis asist öncesinde kendisine gereken doğru pas açısını, topa ilk dokunduğu anda yaratmıştı bile.

Dinamik, sert ve çok zeki. Üstelik tüm bunları ayak bileği koptuktan sonra yapıyor ve henüz 23 yaşında. Onca sakatına rağmen kazanmaya devam eden Arsenal'in Mesut'la birlikte en kıymetlisi. Bu çıkışın sürmesindeki en büyük pay ise kuşkusuz takıma kattığı sertlik ve alan hakimiyeti artısı ile Flamini'ye ait.

İyi Arsenal + Mesut ile Walcott

Swansea 1-2 Arsenal

Arsenal 2-0 Napoli 
Noat Samisa

02.10.2013

Man Utd'da Savunma Kanseri

Kova kaleciler ve kötü stoperler de sürekli söyler: 'Savunma yalnızca savunmacıların işi değil, takımca yapılır' ve 'günümüz futbolunda....' diye devam eder. Üst düzey futbolcudan bunları duydun mu kaçacaksın. Set oyununda yetmiş metreden gelen topu sektirecek, geniş alanda rakibi kenara sürüklemek yerine ona refaket edecek, ön direğe koşan santrforun yüzünü kaleye döndüreceksin, kalene gelen topların yarısını kurtarmamış olacaksın ama esas suçlusu sen değil, takım olacak. Formsuzsun ya da yetersiz, yahut hocanın oyun kurgusu sorunlu ama takım savunması bu tür durumlar içi kılıf değil.

Doğrudan topla birlikte kaleye?
Nitekim bu sezon Manchester United'ın takım savunması, aynı şekilde hücum gücü gibi bir ölçüde zayıflamış olabilir ama krizin aslı arka taraftan çıktı. Önce Manchester City'den 4 yediler, geçtiğimiz hafta sonu da West Bromwich Albion'a kendi evlerinde 1-2 mağlup oldular. Derbide rakipleri skor ölçeğinde bakınca çok da iyi değildi, zira onlar da bu hafta Aston Villa'ya karşı kaybettiler. Kötü olan United'dı, özellikle de savunmacılar çok kötüydü. WBA karşısında da kadro değişmişti ama hatalar aynı kaldı. Morgan Amalfitano'nun golünde Carrick, Evans ve Ferdinand adeta hayalet oldular, topu 60 metre taşıyan Fransız oyuncu tek başına ağları buldu. Maç boyu geniş alanda dağıldılar.

Ligde alınan üst üste iki yenilgi, onları 0 averaj ve 7 puanla 12. sıraya çaktı. Bunun anlamı, son 24 sezonun en kötü lig başlangıcı imiş. Neticede hesap aşağı yukarı Alex Ferguson'un işbaşı yaptığı günlere denk düşüyor ve hiç de şaşırtıcı olmayan şekilde 'Ferguson geri mi dönecek?' soruları manşetlere düşmeye başladı. Emekli efsane söylentileri kesin bir dille reddetse de seri galibiyetler haricinde spekülasyonları durdurmak mümkün olmayacaktır.

Pek tabii 26 yılın kurulu düzeninin başına geçmek, bu isim yıllardır kendini buna hazırlayan David Moyes olsa da kolay değil. Uzun süren evliliğin üzerine yeni gelen cici anneye çocukların ilk günden sarılmasını bekleyemezsiniz. Üstelik şampiyonluk yarışında hoca değiştiren herkes sorun yaşıyor ve bu sezon ligin üst tarafı, hiç olmadığı kadar rekabetçi.

Bu akşam United'la karşılacak Shakhtar'ın hocası Mircea Lucescu'nun tespiti ise Moyes'in fazla rotasyon yaptığı. Doğru bileşimi henüz bulabilmiş değil, sonuçta elindeki kadro ancak Alex Ferguson'ın optimum verim alacağı bir yapıda. Öyle ki, patronlar da David Moyes'a sezon ortasında £50 milyonluk yeni bir transfer bütçesi vermeye hazırlanıyorlar. Öncelik sol beke Leighton Baines gibi görünürken zaman içerisinde stoper takviyesi listenin ilk sırasına yerleşebilir. Tabii Moyes'in de bu sert geçiş döneminde ipleri biraz daha sıkılaştırması gerekebilir.

Man Utd 1-2 WBA
Shakhtar - Man Utd
Noat Samisa

02.10.2013

"Elvis'i sattık, yerine Beatles aldık"

Tottenham her sezon olduğu gibi bu sezona da Arsenal'i geçme hedefiyle başlarken her şey eskisi gibi görünüyordu. Ama lig karıştı, yakın zamanda hiç olmadığı kadar üst tarafta piramit tersine döndü. Ligi domine eden Manchesterlılar sezon başı itibariyle aşağılarda kalırken ligin tepesinde Londra ve Liverpool'un borusu ötüyor. Hoca değiştirenler sancılı. Arsenal bir süper yıldız alıp güçlenirken, ezeli rakibi Tottenham süper yıldızını satarak güçlendi.

'Elvis'i sattık, yerine Beatles'ı aldık' diyen eski Tottenham kalecisi Erik Thorstvedt'in sözü, şu sıralar İngiltere'de revaçta. Sattığı kadarını harcayan takım orta saha ve hücum hattındaki kaliteyi Bale'ın tek başına kattığından çok daha fazlasıyla artırdı. Paulinho ve Roberto Soldado sezon başından itibaren çok iyi katkı verirken, son haftalarda Christian Eriksen ile uçuşa geçtiler. Şimdilik Nacer Chadli, Erik Lamela ve Etienne Capoue sırasını bekliyor, ön tarafta Gylfi Sigurdsson'un varlığı Tottenham hücum hattınının etkinliğini tamamlıyor. Ayrıca kiradan dönen genç oyunculardan sağ açık Andros Townsend ve sol bek Danny Rose da yeni birer transfer sayılır.

Takımın en önemli parçalarında biri de kaleci Hugo Lloris. Sezonun geri kalan bölümünde açık ara ligin en iyisi olan Fransız kaleci, Milli Takım'a gittiğinde hatalı goller yese bile Tottenham'da oynadığı her maçta kalitesini tekrar tekrar gösteriyor. Kaleci tekniği çok iyi ve arka tarafın lideri. Andre Villas-Boas'ın takımının bu sezon oynadığı 10 resmi maçta yalnızca 2 gol yemesindeki büyük paylardan biri ona ait.

Chelsea günlerinde, bilhassa sezon başı dönemde oyunu fazlaca önde oynama çabası kaynaklı sorunlar yaşayan Villas-Boas, kadrosunu büyük ölçüde yenileyen Tottenham'da yeni sezonun ilk etabını başarıyla geçti. Önceliği topa sahip olmaya ve defansif organizasyona verdi, az risk alarak oynadı ve takım düşük skorlu maçlar kazanarak yükseldi. Şüphesiz, bundan sonrası daha kolay. Gareth Bale'ın adını anan yok, bundan sonra daha atak bir takıma dönüşebilirler. Jose Mourinho'nun da dediği gibi, artık Tottenham'ın da şampiyonluk şansı var.

Tottenham (4-2-3-1): Lloris; Walker, Dawson, Vertonghen, Rose; Paulinho, Dembele; Townsend, Eriksen, Sigurdsson; Soldado.

Noat Samisa

02.10.2013