Sonraki postlarda daha detaylı değineceğimiz ''Şenol Güneş'in Güney Kore macerası'' ve öncesinde başlıyor Park Chu-Young'un hikayesi.Kore yarımadasının güneyinin Amerika ve İngilizce ile olan ilişkisi bilindiği üzere oldukça sıkı.Kore yarımadasının alfabesi olan Han-gıl'da bu ismin yazımı 박주영 şeklinde.Hemen hemen her şeyi, İngilizce'de okunabilir haliyle Latin alfabesine geçiriyorlar, isimlerini de bu şekilde çevrilmiş haliyle kabul ediyorlar.Türkiye'de liseye gelene kadar öğretilen İngilizce'den az biraz hallice Korece bilen biri olarak bu ismin, soyadı bizde ve Batı'da olduğu üzere sona getirilmiş haliyle ''Cu-Yong Pak'' şeklinde okunduğunu belirtmek isterim.Monaco formasının arkasında ise Fransızca'ya uyarlanmaya çalışılmış hali yer almakta.
2005 yılından önce Korea University bünyesinde hem okuyan hem de futbol oynayan bir öğrenci 1985 doğumlu Park Chu-Young.Avrupa'da ve pek çok ülkede denkliği olan ülkenin en iyi okullarından birinde okurken 2003 yılında Kore'nin Dünya Gençler Şampiyonası kadrosuna davet alıyor.2003 şampiyonasında gruptan çıkamıyor Kore gençleri ve Park Chu-Young da bir dakika dahi süre alamıyor bu şampiyonada.Bu yıl, öncesindeki Dünya Kupası'nda Guus Hiddink ile futbolu büyüyen Park Ji-sung ile geçtiğimiz günlerde Dortmund'a transfer olan Lee Yeong-Pyo, Hiddink sayesinde PSV'ye transfer oluyorlar.İki yıl sonrası da bilindiği üzere istikamet Ada.Birinin yolu Tottenham, diğerinin Manchester United.
Yıl 2004, bu kez yer Malezya, turnuva Asya Gençler Şampiyonası.Kore takımı şampiyon oluyor, turnuvanın yıldızı Park Chu-Young.Daegu doğumlu oyuncu, eğitim için geldiği Seul'de kalıyor.Turnuva sonrası başkentin takımı FC Seoul ile sözleşme imzalıyor.FC Seoul'deki ilk yılın sonu yine bir Dünya Gençler Şampiyonası, Park Chu-Young kaldığı yerden devam ediyor.Ardından WC 2006 Almanya.Güney Kore, Fransa'ya kabus yaşatıyor ama gruptan çıkamıyor.Chu-Young ise yalnızca son İsviçre maçında süre alabiliyor, futbolun pastasının Avrupa'ya göre çok küçük olduğu Asya'da bu yaşta bir oyuncunun Dünya Kupası kadrosuna çağırılması bile büyük bir onur.2006 yılı sonunda FC Seoul'ün yeni hocası Şenol Güneş.Geçen 1.5 yılda sakatlık nedeniyle kaçan 2007 Asya Futbol Şampiyonası, Park Chu-Young'suz Kore'yi yarı finalde eleyen Irak'ın yazdığı destan.Bu yaz ise sıra komşudaki Olimpiyatlar'ın.
Wigan kulübünün kiralık transfer politikası'na değinmiştik.Wigan'a dair yazıda bahsettiğimiz isimler gibi Park Chu-Young için de yaz ortasında benzer bir girişimde bulundular.Olmadı; başlarda kabul edilmeldiler, sonradan geç kaldılar.Jeremy Menez'i 12 milyon avro karşılığında Roma'ya satan Monaco, Park Chu-Young'un bonservisi için FC Seoul'e 2 milyon avro ödedi.1 Eylül'de gerçekleşti bu transfer ve 23 yaşındaki Koreli ofansif orta saha/partner forvet 13 Eylül'de ilk kez resmi bir maçta Monaco forması giydi.İlk 11 çıktığı maçta Monaco'nun ilk golünü attı, ikinci golde Fredric Nimani'ye asist yaptı.Monaco, Lorient'i 2-0 mağlup etti; yeni transfer günün adamı oldu.
Ülkesinde ''Futbol Dahisi'' sıfatıyla anılıyor Park Chu-Young.Koreatimes'ın yazdığına göre IQ'su 150 imiş, bilimsel olarak da bu ''dahi'' sıfatını hakediyor.Zeki futbolcu, denilen bu olsa gerek.Üniversite eğitimi almış, Asya'nın yeni yıldızı sayılabilecek; kulüplerin Asya'da reklam yapma, ürün pazarlama stratejisinin aracı olması için değil, salt futbolculuğu ile Avrupa transferi yapan biri.Frikiklerde isabet oranı yüksek, bileklerine hakim, iki ayağını da kullanabilen çabuk bir oyuncu.Boyu 1.82, muadili Güneydoğu Asyalı'ların genel ortalamasına göre iyi biri fiziğe sahip.Orta sahada başladığı futbol hayatına, Guus Hiddink ile rakip kaleye yakın mevkiilerde devam eden vatandaşı Park Ji-sung'un Ferguson ile geçirdiği değişim ortada.Asya'nın en iyisi sıfatını hakeden, çok çok iyi bir takım oyuncusu Park Ji-sung.2003'te, 22 yaşında Hollanda'da başlayan Avrupa kariyeri ve şimdilerde Park Ji-sung Avrupa futbolunun zirvesinde.Park Chu-Young ise Fransa ile giriş yaptı Avrupa'ya, henüz yaşı 23.Onun da önünde ucu açık bir kariyer var.

Tabii bu anda akla hemen bir soru geliyor: 1.5 yıldır Şenol Güneş ile irtibatta olan herhangi bir kulübümüz yok muydu?Trabzonspor ilk akla gelen, geçmişte Lee Eul-Yong ile bir deneme de yapmışlardı.Lee Eul-Yong, şu zamanda Şenol Güneş ile birlikte, FC Seoul için futbol oynuyor.İstanbul kulüpleri, Anadolu kulüpleri sormazlar mı, bakmazlar mı bir telefon uzakta bir Türk çok farklı bir portföyün içinde, diye?Tavsiye dahi almazlar mı?
Park Chu-Young, iki yıl önce hedefini Premier League olarak açıklamış.Bu yaz döneminde kulüpler anlaşsa idi Wigan ile Premier League kariyeri başlıyordu.Olmadı, belki de böylesinin daha uygun olduğuna ikna edildi.Vatandaşı Park Ji-sung'un Manchester United'da rolü belli bir oyuncu olarak kendini ispatlaması ve buna ulaşırken izlediği yol doğru bir örnek olarak karşısında duruyor.Kore ulusal futbol takımın ikinci yabancı hocası olan Guus Hiddink, iki yıllık görevi sonrasında Kore'den bahsettiğimiz iki futbolcuyu Avrupa'ya götürdü.Hiddink'in başarısı sonrası yine bir Hollandalı ile devam edildi, Dick Advocaat.O da Lee Ho ve Kim Dong-Jin'i Zenit'e götürdü.Japon futbolu Hidetoshi Nakata ve Shunsuke Nakamura ile Avrupa futbolunda adını duyurdu.Şimdilerde Nakamura, ülkesine dönme hazırlığı yaparken bir dönem ülkemize de uğrayan İnamoto Frankfurt'ta uzatmaları oynuyor.Japonya'nın futbolu küçülürken, Kore'nin potansiyeli büyüyor.Ulusal takım hocalarının Avrupa'ya taşıdığı oyuncular bunun ispatı.

Şenol Güneş orada elçi, gönüllü olup olmaması önemli değil.Pekala ticari düşünülmesi gerekir ama ligin en değerli oyuncularından biri, uluslararası şampiyonlarda kendini ispatlamış bir oyuncu 2 milyon avro gibi bir para karşılığında Fransa'ya transfer oluyorsa, Kore'nin gerek fiyat/performans oranında gerekse ticari anlamda Şenol Güneş'in de varlığının etkisiyle kulüplerimizin yararlanması gereken bir havuz olduğu düşünülmeli.
Kore-Türkiye karşılaştırmasında ekonomik olarak Güney Kore, Türkiye'ye model olabilecek kadar sanayisi güçlü, dev firmalarıyla dünya genelinde elektronik, taşımacılık ve otomotiv pazarlarında söz sahibi bir ülke.Ama futbol konusunda imkanlar ve dönen paralar söz konusu olduğunda Doğu Asya ile karşılaştırmaya dahi girmeyiz.Ucuz ve kaliteli transfer sıfatıyla, UEFA Kupası ya da CL vitrini imkanı yoluyla Batı Avrupa'dan sözleşme vaadiyle ülkemizde pekala pek çok Uzakdoğulu futbolcu forma giyebilir.Park Chu-Young bunlardan en tepede olanı, onun treni çoktan kaçtı.Kimler halen istasyona yakın olabilir, kimin trenine binebiliriz, o da FC Seoul-Şenol Güneş-Kore özelinde Uzakdoğu Futbolu temalı birkaç gün sonraki yazıya kalsın.

Noat Samisa

03.10.08

2 Fikir, Tenkit, Yorum:

Adsız dedi ki...

inamoto'dan sonra kimse girmek istemiyor herhalde uzak doğu pazarına. haksız da sayılmazlar hani.

evrendeki en mutevazı insan dedi ki...

Menejer işi ya buralarda transfer, o yüzden almıyorlar Asya'dan topçu. Nerde görülmüş Türk kulüplerini oyuncu izleyip aldıkları. Bİr Gençlerbirliği'dir herhalde izleyen. Onun da izlediğinden emin değilim ya. Gerçi Isaac Promise ve Bruce Djite gibi önemli gençleri alıyorlar.
Djite'yi fm'den biliyorum.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana