Rıdvan Dilmen maç sonu yorumunda ''Alex'sizliğin getirisinden'' bahsetti.Asıl olarak Guiza-Alex-Semih ya da isimler önemsiz olarak üç savunma yetisi zayıf oyuncunun aynı anda blok olarak sahada yer almasının, 7+3 bir savunma takımının Avrupa'da Kupaları seviyesinde varolamayacağından, dün akşamın da büyük ölçüde bu ''zorunluluk kaynaklı genel doğru'' nedeniyle Fenerbahçe'nin istediği şekilde sonuçlandığı sonucuna vardı.Genel düşünce de genelgeçer bir futbol doğrusundan bahsetti ki gerek ''10 numaralar'' başlıklı sapkın tartışmalarımız olsun, gerekse kulüplerimizin transfer politikalarına dair görüşler olsun, pek çok yönden doğrunun bu olduğu kabul edilmekte.Biz de ilk Arsenal maçı öncesi ''Fabregas'ı bozmanın gerekliliği ve orta sahada bir fazla oyuncu zorunluluğundan'' bahsetmiştik.Fabregas iki pas attı maç başı, Saraçoğlu'nda ışıklar söndü.Bu bozma işi, o gün denenmedi, yapılmadı.Fenerbahçe kazanmak için çıkmış göründüğü maçta kaç gol atarsa atsın kaybetmeye mahkumdu.Öyle de oldu.Bu yıl, 6+1+3 bir takıma dönüştü Fenerbahçe.Selçuk-Maldonado ikilisinin savunmacı sayıldığı, Alex-Semih-Guiza üçlüsünün hücumcu olduğu, Kazım ya da Uğur'dan birinin ise ekstra işler yapması istenen oyuncu olarak sahada yer aldığı bir yapı oluştu.Bu genel sorunu maç-maç yapılacak kadro içi oynamalarla -özellikle CL seviyesinde- tolere edebilmek kolay değil.
Futbol rakiple oynanır ve antitezler önemlidir.Rakibin bir tez sunar, buna oyun felsefesi, taktiği, tarzı, futbol dersiniz.Siz de bir şey koyarsınız ve iki güç sahada çarpışır.Üst düzey futbolda bu güçlerin savaşında sayısız dengeleyici unsur bulunur, sayısız parametre devreye girer.Sistem, başlığı altında bir kısım parametreleri toparlayabilirsiniz, analiz imkanını kolaylaştırısınız.Arsenal, teknik becerileri çok yüksek bir takım ve bunun yanında ortaya mekanik bir şeyler de koyuyor ve Fenerbahçe'nin kendi bildiği yoldan ya da düşünce yapısı olarak bunu aşabilmesi, üstün gelebilmesi mevcut şartlarda mümkün değil.Öyleyse rakibi bozmak ve kendi oyununu ortaya koyabilmek için kendine fırsat yaratman gerek.Arsenal'in de orta sahasını bozmak, Fabregas'ı mümkün olduğunca final paslarından uzak tutmak gerek.Anahtar bu.Bunu yapabildiğinizde büyük ölçüde direnç oluşturabilirsiniz.Hele de dün akşam olduğu gibi Walcott ve Adebayor gibi delici oyuncular yokken.Bunu savunmanızı öne çıkartarak da yapabilirsiniz, alan daraltarak etkinlik alanını yokedebilirsiniz de.Arsenal'in kalibresindeki takımlar, Arsenal'i bozma işini ön alanda yapabiliyorlar.Fenerbahçe'nin de içine dahil olduğu, ayrıcalıkları olanların hariç tutulabileceği grup ise bunu ancak dün akşamki gibi yapabilir.Yani savunmasını orta sahasına yaklaştırarak değil de orta sahasını savunmasına yaklaştırarak.Tek başına bu da yeterli değildir.Nitekim dün akşamki Arsenal, ilk yarıda 3 net gol pozisyonu buldu, Volkan ve direkler golü önledi.Fenerbahçe ise rakip kaleye maç boyunca neredeyse hiç gidemedi.Acı olan, bunu yapabilecek gücü, yeteneği yoktu.Bunun da bu maç öncesinde, dün çözülmesi mümkün değildi.

Arsenal maça Bendtner-Van Persie ikilisiyle başladı ve daha ilk dakikada Fenerbahçe'yi kendi kalesi önüne itti.İlk 15 dakika ve yarının son 10 dakikası gollük pozisyonlar da buldular, kale dibinden yapılan vuruşlarda Volkan ve direkler başarılıydı.Bendtner-Vela değişikliği bence bir dönüm noktası, Fenerbahçe açısından çok yararlı oldu.Fenerbahçe orta sahasına Semih de dahil oldu maç boyu ve bu 5li, Arsenal'e karşı öncelikli olarak yapılması gerekeni yani ortayı kapamayı
başardılar.Fabregas'ı set oyununda ceza sahasına mümkün olduğunca yaklaştırmadılar.Oyun sürekli kenarlara taşındı.Arsenal bildiğini yapmaya devam etti ve sürekli yerden oynamaya devam ederek topu son çizgiye taşımaya çalıştı.Maç genelinde etkisiz olan Bendtner çıkıp, yerine Vela girince kenarlara taşınanan topların aksiyon alternatifi azaldı.Van Persie de sezon başı izlediğim Newcastle maçındaki ya da son Tottenham maçındaki görüntüsünden çok uzaktı.Teknik becerileri yüksek, hızlı, çabuk oyuncular vardı Fenerbahçe kale önünde, top yerden götürülmeliydi ve Arsenal'in başka oyun altnernatifi yoktu.Adebayor'suzluk da denebilir bunun adına.Maç, Fenerbahçe yarı alanı ortalarında sıkıştı.Bendtner'ın sahada kalması fizik üstünlüğü, yüksek top alternatifi getirebilirdi.Sonlara doğru kenarlara taşınan topların büyük bölümü tehlike bölgesine aktarılamadı.Dakikalar ilerledikçe Fenerbahçe'nin direnci arttı, belki bu maç 120 dakika olsa adım adım direnci artan Fenerbahçe, rakip kaleye inebilmek için fırsat bulacaktı.
Tüm bu argümanları ortaya koyuyorsunuz ve kuralar çekildiğinde Emirates deplasmanın yanına ''sıfır puan'' yazıyorsunuz.Bu, geçen yılki Fenerbahçe için de bu yılki Fenerbahçe için de böyle.Bir başkası, Avrupa'daki takımların yüzde 95'i için de böyle.Eğer Fenerbahçe'nin ilk maça Alex-Guiza-Semih üçlüsüyle başlayıp, savunmayı önde kurması ve sahasında Arsenal önüne ''galibiyet için çıkmış'' görünmesi ''vizyon'' kapsamında değerlendirilir ise dün akşam sahada görünen ''eldekinin en iyisi'' futbol, vizyonsuzluk kapsamında değerlendirilemez.Gelişmek, elinizdekinin üzerine koyabilmek için krediniz olmalı ve tutunmak için kazanmalısınız, bu tür durumlarda her şeyden önce skor elde etmelisiniz.Fenerbahçeli'ler mutlu, şu güne kadar sezon boyu görünenden farklı bir şeyler göründü dün akşam.Hem de Galatasaray maçı öncesi.Genel çerçevede ise Emirates'ten alınan 1 puan başarıdır.Mahkum oyun eleştirisi de bana göre fuzulidir.Saraçoğlu'ndaki maçta realite dışı bir şey denendi ve gerçek ''skorun da üzerinde bir karşılık ile'' cevabını buldu.Dün akşam ise realite sahadaydı, mevcut şartlarda olabileceklerin en iyisi buydu.Evet; genel çerçevede eksikleri bol, sıkıntılı günler geçiren Arsenal'e karşı bu aşırı mahkum oyun; eldeki maddi gücün, yılların getirisinin sonucu olmamalı.Ama bugün için daha iyisi olamazdı.Dün akşam en iyisini yapmış olmak bile yetmeyebilirdi, ama tabela 0-0'ı yazdı.Fenerbahçe açısından ''bugün'' istenilen elde edildi.Ama geçen yıla göre çap küçülmüş durumda, bu da herkesin malumu.
Arsenal sıkıntılı, Wenger sıkıntılı.Maç sonu, Premier League'in fair-play tablosu lider Arsenal ama darbeye bağlı sakatlıkları en çok yaşayan kulübün Arsenal olduğundan ama bugün 18 kişilik maç kadrosuna reserv takımdan takviye yapmak zorunda olduğundan bahsetmiş.Sertliklerden yakınmasını haklı buluyorum; çünkü yaşanan sakatlıkların hemen hemen hepsi darbeye bağlı sakatlıklar.Hele de Stoke City maçı için.Topa basıp düşmedi bu oyuncular ya da lifleri atmadı, idmansızlıktan, kronik problemlerindne dolayı sakatlanmadılar.Dün de Silvestre, Semih'in darbesiyle sakatlandı, burnunda kırık şüphesi varmış.Son 3 maçında kazanamadı Arsenal ve Emirates'te Hull City maçından sonra yine gol atamadı.Tottenham maçı sorulmuş, bu bağlamda son iki maçta da maç sonlarındaki fiziksel yıkımdan bahsedilmiş.Wenger de hak veriyor, Tottenham'a karşı 4-2'den 4-4 olan maçı da katarak son 3 maçlarında fiziksel olarak yeterli seviyede olmadıklarını itiraf ediyor.Bir de bu genel soruna önemli sakatlıklar eklenince bir istikrar tutturulabilinmesi kolay değil.
Arsene Wenger de bahsetmiş, bu CL haftasında 4 İngiliz takımı da kazanamadı.Chelsea'de Terry mağlubiyetin açıklamasını ''ısıramadık'' mealinden cümlelerle yaparken, Scolari takımının düşen temposundan şikayetçi.Liverpool uyduruk penaltıyla 1 puanı kurtardı, United ise Celtic deplasmanından 1 puan aldı.Celtic geçen yıl gruplarda kendi sahasında 9 puan almıştı, CL için zor bir deplasman olarak kabul etmek gerek.Adamım Scott McDonald'ın güzel golüyle öne geçmiş Celtic ama koruyamamışlar.Celtic menejeri Gordon Strachan ise iki hafta önce 3-0 kaybettikleri Man United maçı sonrası boşboğazlık yapan Blackburn menejeri Paul İnce'e içerlemiş, maç sonu söyledikleri genel olarak bu yönde.''Men against boys'' demişti İnce, Strachan ise ''Men olmasak bugün bu mücadeleyi gösteremezdik, boys olsaydık bu skoru alamazdık'' demiş.İyi mücadele olmuş deniyor, Strachan takımından memnun.

Premier League'in temposu, Euro 2008'den kalma sakatlar ve yeni sakatlar böylesi genel bir kazanamama sonucunu doğurmuş görünüyor, genel kabul bu yönde.Endişe verici olan takımların mücadele gücü ve maç temposu.Milli maç arası sonrası 18 günde 6 maç ile gelindi bugüne.Kayıp hafta sayılıyor ve bu durumun haftasonu fikstürüne ve daha sonrasına yansımaları merak ediliyor.Aynı durum Fenerbahçe ve Galatasaray için de geçerli.

Noat Samisa

06.11.08

3 Fikir, Tenkit, Yorum:

Ortega dedi ki...

Bir Fenerbahçeli olarak taraftarın çoğunun 6-2'lik United maçında gösterdiğimiz performansı ve mücadeleyi, 0-0 biten futbolsuz Arsenal deplasmanına tercih edeceğimizi söyleyeyim.

Ben sahada koşan, mücadele eden bir Fenerbahçe görmek istiyorum. Löw dönemindeki takımı özlüyorum mesela. Lucescu'nun takımın başına gelme olasılığından bu yüzden korkuyorum yahut.

Bilmem derdimi anlatabildim mi sevgili Noat Samisa?

Noat SamisA dedi ki...

Bugüne kadar sanıyorum ki az-çok futbola bakışımızı anlatmayı başardık buradan.Ben futbol ideasını bu çizgide kabul edemiyorum.Futbola etkiyen kriterlerin belki de en soyutları, en ulaşılamazları olan mücadele, azim, hırs, istemek gibi kavramları, takım olgusunun, sayılabilir normların merkezine oturtamıyorum.Bu tip insani vasıflar bana göre oyunun bireysel farklılığını teşkil ediyor.

Ben aksini düşünüyorum, eldeki imkanların elverdiğini bugün kabulleniyorum.Taraftarı olduğum Beşiktaş için de bu böyle.Ama öte yandan bugüne gelirken yapılan yanlışları ve bundan sonra yapılması gerekenleri de bugün görünenin yanında değerlendirmeye çalışıyorum.

Taraftar gözüyle bakmak biraz farklı olabilir, benim taraftar olarak da futbola bakışım budur.

Lucescu'nun takımları defansif hatta mahkum mu oynar, yoksa Lucescu eldeki malzemeden en iyiyi çıkartabilmiş biri midir?Bu konuda da parelel düşünmüyoruz. :)

Ortega dedi ki...

Benim Lucescu'ya olan antipatimin yanı sıra, elindeki malzemeyi en iyi biçimde kullanıp başarıya koşmasını takdir edişim de, her zaman parantez içerisinde belirtmem gereken bir durumdur bu arada :)

Öte yandan Luce'ye karşı olan antipatim sadece oynattığı futbol için değildir, aynı zamanda basına verdiği gereksiz demeçler ve "atlı-itli" atasözüyle bize ve Beşiktaş'a yaptığı göndermedir. Sanırım bu da olaya taraftar gözüyle bakmak olarak gösterilebilir :)

Tümer ya da Emre'yi neden sevmiyorsam, Lucescu'yu da o yüzden sevmiyorum..

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana