Mustafa Denizli'yi nasıl bilirsiniz?Üç kez ''helal olsun'' demeden önce futbolunu nasıl bilirsiniz?Çok bilinmeyenli denklemdi Beşiktaş'ta bugünü, ne yapacağı kestirilemezdi.Her çıkan kadronun bir sürprizi olacaktı.Maça 50 dakika kala gördük kadroları.Denizli'nin Beşiktaşı'na dair tahminim büyük ölçüde doğru çıkmıştı ama Tello sakattı.Tello sakatsa Mustafa Denizli Holosko'yu oynatırdı!O da olmadı.Haşa, Bobo'yu kullanmazdı.Hücum(!) oynatacaktı Büyük Mustafa, Eskişehirspor'a karşı tonla pozisyon bulmuştu ya.Fenerbahçe ise ortadan birini öne almış, genelgeçer yapısını bozmuştu.
''Korkak'' sıfatını futbola sokmaktan imtina ederim.Uzak gelir bana, pekala insani bir haslettir ama futbola bu sıfatı sokarak pek çok etkeninin üzerini örtmek bana uymuyor.Yavanlaştırıyor bu oyunu.Her şeyden önce de bu oyuna olan hayranlığınızı kaybetmemelisiniz, olağan gelmemeli size futbol.Ama oyunun kendisi olmalı sizi şaşırtan, çoğunlukla dış etkiler değil.Mustafa Denizli korkmuş, demem; diyene de katılmam.Futbolda vardır bu ve bunu yapmak da ''şahsiyetsizlik'' değildir: Orta sahada, kendi yarı sahanda çok adamla bulun, rakibi durdur, kendi silahlarına pozisyon hazırla.Tam tersi de ''cesaret, kahramanlık ve karekter gösterisi'' değildir.Mesela öğle vakti maçında Balili'nin iş yapması için geniş alana ihtiyaç vardı.Skorda gerideyken Balili'nin niteliklerinden değil, niceliğinden yararlanırsın.Tıpkı bugün Nobre gibi.Ne işi vardı Nobre'nin bugün sahada?Golünü de attı, formunu(!) devam mı ettirdi?

Maça çıkan kadro 4-4-1-1, şablon bu.Beşiktaş böyle dizilmiş, bu şablonun getirisi olarak orta saha kontrolünü ele almayı, Fenerbahçe'nin beklerini engellemeyi düşünmüş.Kötü bir düşünce değil.Kağıt üzerinde rakibi pekala durdurabilmesi muhtemel görünen, Beşiktaş'ın genel defansif arızalarını yok etmesi muhtemel bir yapı.Ama golü kim atacak?Rakibi durdurmak, rakip ile oynanan bir oyunun temel prensibi.Ama ortaya antitezini koymaz iseniz, rakibinize bir engeller dizisi çıkartamaz, en azından tehdit oluşturamaz iseniz kaybedersiniz.Ekrem ve Delgado ekstra oynadılar bugün.Bu ikiliyi standartlarına düşürdüğümüzde Beşiktaş bu maçı sıfır gollük pozisyonla bitirebilirdi.Maça başlayan bu yapı, Fenerbahçe'yi geri itecekti.İtmek zorundaydı.Böylece orta saha rakip sahaya yerleşecek, tüm rebound toplar Beşiktaş'ta toplanacak ve zaten hücum silahlarının niceliği azalan Fenerbahçe tamamen pasifize olacaktı.Ama böyle olmadı, Beşiktaş savunması öne çıkarmayı düşünmedi.Ne Alex'e, ne de Guiza'ya adam markajı verilmedi.Mustafa Denizli yine şapkadan tavşan çıkarıyordu!Beşiktaş, Ertuğrul Sağlam dönemi benzeri bir yapıya döndü; ama 3 senenin getirilerini unutmuş olarak.Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın bu kendini pasifize etmiş görüntüsüne rağmen oyuna ortak olması için beklerini çıkarması gerekiyordu.Beşiktaş'tan hamle gelmeyince iki bekin de atağa katıldığı ilk pozisyonda duran top kazandı Fenerbahçe.Beşiktaş'ın 11 oyuncusunu da sahasında tuttuğu bir maçta hiçbir şey olmasa birine çarpıp korner olurdu, öyle de oldu.Ben ezberledim, belli ki ne Beşiktaş savunmacıları, ne de Mustafa Denizli görmemiş: Alex orta, Selçuk ön direk.Derbileri de mi izlemiyorsunuz?Rüştü isminin getirdiği ''saygınlık'' ibaresi benim için hiçbir şey ifade etmiyor.Hakan Arıkan çöp oldu sayesinde, bir tek bu maça bağlı değil bu.
Tutmadı, rakibi geriye itemediniz.Golden sonra Delgado oyuna girdi ve Ekrem ile birlikte çok olumlu işler yapmaya başladılar.Nobre ise Beşiktaş yarı sahasında meşgul!Rakip kale önüne gittiği ender anlardan birinde Fenerbahçe savunması uyudu, Ekrem koşuyu kesmedi ve Nobre'ye gol pasını verdi.Güzel, işler kötü giderken gol geldi.Hamle şansın elinde, kulübedekiler ile sahadaki Beşiktaş'tan 7'şer kişi seçilip maç yapılsa kim kazanır?Volkan'ın uzun topu, alan paylaşımı nedir unutan Beşiktaş savunması adamı da almayınca Guiza golcülüğünü konuşturma fırsatı buldu.Maçtan önce: İspanyol forvet, Fenerbahçe kariyerindeki ''üstün konsantrasyonlu gününü'' yarın olarak addederse, büyük olasılıkla adam markajı almayacağından kendi tarzına yakın toplar alabilir ve bunları gol yapabilir.'' demiştik.Bu sırada hakemin işgüzarlığı girdi devreye.Neresinden bakarsanız bakın, Cisse'nin her iki sarı kartı da pekala ucuz kartlardır.Nobre-Lugano pozisyonunda kart gösterip göstermemesi önemli değil, kıyaslama değil anlatmak istediğim.Ama böylesi bir maçta düşüp kalkan oyuncuların pozisyon yokken kart alması benim futbol zevkime çomak sokulmasıdır.Bünyamin Gezer isminin yanında da ''saygınlık'' var deniyor, futbolcuya gülmeyince saygın olunuyorsa mahkeme duvarı yönetsin maçları.Bu sırada Delgado ekstra oyununa devam ediyor, yanına Ekrem'i de alarak Beşiktaş'ı rakip kaleye götürüyorlar.Bu ikili bugün günü kurtardılar.70 dakika boyunca Beşiktaş'ın yükünü, topu taşıdılar.Nitekim kenar yönetim aklını Ümraniye'de bırakmış, Beşiktaşlı'nın 4 yıldır gördüğü fotografı tekrar göstermekte ısrarcı: Hep bir tarafı eskik kalan, asla kompakt olamayan bir takım.

Beşiktaş 10 kişi ama oyunun seyri çok da değişmiyor.Beşiktaş yine Ekrem ve Delgado ile topa hükmedebiliyor, diğerleri figüran, özellikle Nobre.Duvar oluyor, yalnızca duvar.Beşiktaş topu kazandığında, santraforu kaleye en yakın üçüncü ya da dördüncü adam oluyor.Geniş alan bulsan kim koşacak?Kaleye zaten yaklaştıramıyorsun topu.Edu-Lugano ikilisi ise en iyi bildikleri işi yapıyorlar ve oyuna katılan bekler sayesinde alan daraltıyorlar.Nasılsa arkalarını tehdit eden hiç kimse yok!Bu süreçte Fenerbahçe'nin yine aman aman oyun üstünlüğü yoktu, Beşiktaş'ın skandallarıyla bilinen savunmacılarının fantastik hatalarından pozisyonlar buldu Fenerbahçe.Beşiktaş oyun disiplininden koptukça, orta sahası sahanın ortasına toplanmaya başladıkça beklerinden birini oyuna her soktuğunda pozisyon buldu Fener.Denizli ise seyretmeye devam ediyordu.Şansı vardı, Fenerbahçe golü yapamıyordu.Olması gerektiği gibi organize olamıyordu.Halen Beşiktaş'ın şansı vardı ve oyun bu noktaya geldikten sonra beraberlik Beşiktaş için mükemmel sayılırdı.
Maçtan önce dillendirilen ''fiziki durum'' karşılaştırması, Mustafa Denizli'nin oyun planında önemli bir yer teşkil ediyordu belli ki.Kırmızı kart geldi ve bu etken ortadan kalktı, eşitlendi ya da tersine döndü.70'e kadar bekledi Denizli.Bu dakikalarda Beşiktaş yine bir şey üretemedi, hala üretemiyordu.Oyunun ilerleyen dakikaları, sınırı da kalmamıştı.Holosko oyuna girdiğinde Delgado çok yüksek pas yüzdesiyle gayet iyi bir oyun oyandığı maçta fiziken tükenmişti.Holosko ve Bobo'nun oyuna girişi, yalnızca bu ikilinin becerisini sokabildi oyuna.Delgado geri kaldı, Ekrem oyundan alınınca bir başkası yaklaşamadı bu ikiliye.Yine de üç pozisyon üretti bu ikili, tamemen kendi becerileriyle.Aslında Beşiktaş adına maçın özeti bu.Holosko ve Bobo'nun kenarda oluşu, yerlerine oynayan Nobre ve rakip kaleye sistem getirisi olarak değil, bireysel ekstralarla gidebilen bir takım görüntüsü.Geçen yıllara lanet eden Beşiktaş taraftarı: Yap-boz mu oynuyoruz?

Tello'nun yokluğu, oyun 11-11 devam ediyorken rakip yarı sahada top tutma süresini etkilemiş olabilir.Tabii bir de duran top faktörü var.Ancak Tello da tempolu bir oyuncu olmadığından bu görüntüdeki Beşiktaş'ın hücum aksiyonlarına çok da fazla katkısı olmazdı.Maç çıkan kadro fena bir oyun oynamadı, bireysel olarak bakıldığından pek çok oyuncuya geçer not, hatta birkaçına pekiyi bile verilebilir.Sıkıntı oyuncu tercihlerinde, dizilişte değil.''Üzülmez-Zan-Toraman üçlüsünün beraberce sahada yer aldığı Beşiktaş maçları'' istatistiği çıkarılsa keşke, ben de gönüllü olabilirim buna.Nasıl goller yenilmiştir, kazanılan maçlarda neler olmuştur?Mustafa Denizli ısrarla hamle yapmayı bekler iken Aragones yaptı değişiklikleri.Fiziksel durumları yetersiz değil kötü olan Alex ve Deivid çıktı, Josico ve Wederson ile orta sahaya direnç katıldı.

Ertuğrul Sağlam geldi, geçmişi sildi.Eğrisiyle, doğrusuyla yeni bir düzen kurdu.Mustafa Denizli geldi, Ertuğrul Sağlam'ın silmediklerini de sildi.4 yıldır üzerinde savunma kurgusu, takım yapısı bozuldu.Oyun bireyselleşti.Öte yandan ismin getirdiği saygınlık, Beşiktaş'taki bazı arızaların üzerini örttü.Hedef şampiyonluk denildi, peki dedik.Denizli bir kalemde bazı şeylerin üzerini çizdi.Mesela Batuhan A milli takıma yükseldikten sonra PAF maçına çıkan tek futbolcu oldu!Geliştirebilir yapı kayboldu ve rekabet ortamı yok edildi.Bobo'nun yerine koyuyorum kendimi, vallahi sahaya çıkmak gelmez içimden.Neyi ispatlayacağım ki ben daha?Nobre ile mi karşılaştırılacağım?Formda Nobre, önermesine Eskişehirspor maç yazısında karşı çıkmıştım.Bugün de golünü attı ama yine karşıyım: Nobre aynı Nobre, hiçbir zaman formsuz ya da formda olmaz.Takımda bir rolü olur ve kullanılmalıdır.Bireysel hata, sihirli bir sözcük.Tello muz orta yapıp gol atınca ''Beşiktaş iyi'' olurken, Zapo top sektirince bireysel hata oluyor.Metalist Kharkiv takımı kurulurken haracanan para bizim büyüklerin çeyreği bile değil ama ortada kompakt bir takım var.Fark burada, eldeki malzemenin hiçbir gelişim artısından yararlanılmamasında; belli oyuncuların birlikte kullanımının getirilerinden, ilk 11 içindeki küçük grupların birlikteliğinden yararlanılmamasında.İbrahim Toraman adam markajı yapacak, sonra biz Gökhan Zan ulusal takımda döküldüğünde ''yerli savunmacıların altyapı eksikliğinin Avrupa'ya entegrasyonda yarattığı sorunlar''dan bahsedeceğiz.Mustafa Denizli'nin ise bu tartışmalarda adı dahi geçmeyecek.
Ve Mustafa Denizli'nin iç sahada bol pozisyon üreten, sözüm ona ''büyük takım gibi'' oynayan Beşiktaşı'na yine 3 puan verecekler, yine 3 puan verecekler.Karşısında dirençli bir takım, farklı bir şey bulduğundan Beşiktaş takımı yine çakılacaksa, ben Denizli'nin diğer yok ettiklerini tercih ederim.En azından geleceğe dair umudum olur.Hepsinden de önemlisi, Lucescu'dan bu yana Beşiktaş antrenörlerinin elinde 5 yıldır hiç bu kadar dengeli bir kadro olmadı.Mükemmel değil elbette ama pekala geçmiş yıllardan üstün, şampiyonluk seviyesine yakın.Bir mağlubiyyetir bugün alınan.Fazlası değil.Ama arıza belli.İçeride Sivas; Bursa, Kayseri, Fenerbahçe deplasmanlarında alınan toplam puan: 2.Eskişehirspor, Kocaelispor vs. standart lig maçlarını Tigana'nın Beşiktaş'ı 1-0 kazanıyordu ama kazanıyordu.Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'ı geri düşüp son dakikada kaznaıyordu ama kazanıyordu.Denizli'nin Beşiktaş'ı ise rahat kazanıyormuş.Fark yok, yine 3 puan veriyorlar.Tek yol şampiyonluk ise, diğer tüm yan etkenler bir çırpıda silinmişse skor gelmediğinde tutunacak dalı kalmıyor Denizli'nin.Göstergeler de aleyhinde.Tabii Denzili yalnızca nesne, öznemiz Beşiktaş ise ortada ümit verici bir tablo yok.Bu takım geçen yıllardan kadro olarak ileride olmasına rağmen, ligin 13. haftası itibariyle skorda ileri değil.Lige ''berbat'' başlayan Fenerbahçe ile arasında 2 puan var Beşiktaş'ın.Şu maçı bu şekilde Mustafa Denizli'den başka biri kaybetse idi ne futbol bilgisi, ne de insanlığı kalmıştı.Hala Sanlı Kaptan dinliyoruz, hala Üzülmez var Beşiktaş'ın sol bekinde.Birkaç haftadır Beşiktaş'ta futbol konuşulabiliyor, bu bir artıdır.Denizli'nin en büyük artısı da budur belki de.

Hakemin maça etkisi mutlaka oldu ancak birincil etken değil.Fenerbahçe'nin bulduğu gol pozisyonlarında cömert davranması bir fırsattı, 10 kişiyken dahi Beşiktaş'ın rakibine baskın gelebileceği artıları vardı.Ama Beşiktaş bugün Fenerbahçe'ye yardımcı oldu.Rakibi pasifize etmeye yönelik kurulan oyun tertibi, bunun bir sonucu olarak üretilmesi gereken tehditi üretemeyince Denizli'nin içinde pek çok doğru barındıran göreceli olarak doğru taktiksel tercihi amacına ulaşamadı, ters tepti.Maç dinamikleri de Fenerbahçe lehine gelişince 3 puanı ev sahibi taraf kazandı.Taktiksel açıdan ve seyir zevki yönüyle çok iyi maç olmadı, Fenerbahçe bu derbiyi de kazanarak bir şampiyonluk rakibini daha yanına çekti.Şu ortamda Ankaraspor'un kaybetmeye devam ediyor oluşu Anadolu'nun yarasıdır.Büyükler birbirlerinin paçasına yapışırken birinin aradan sıyrılamaması üzerine düşünülmesi gereken bir konu.Beşiktaş takımı halen önemli şampiyonluk adayı, bunda bir değişme yok.Derbiye ve Beşiktaş'a dair yazacak daha çok şey var ancak şimdilik bu kadar yeter.Herkese iyi haftasonları...

TSL 13. Hafta
Fenerbahçe 2-1 Beşiktaş
Noat Samisa

29.11.08

7 Fikir, Tenkit, Yorum:

ynwa dedi ki...

yahu artık kafayı yicem, bu gökhan zan denen futbolcu demeye dilim varmadığı insan ne zaman bu takımdan defolup gidecek, ha keza ibrahim üzülmez denen futbol fukarası. yazık yahu bjk için gönül verenlere -klişe olacak ama- yağmur çamur dinlemeyip yollara düşenlere, cidden yazık.

ekrem ve sivok'u alnından öpmek istiyorum bu arada. delgado da uzun bir aradan sonra potansiyelini sahaya koydu, umarım devamı gelir.

gökhan dedi ki...

"Bobo'nun yerine koyuyorum kendimi, vallahi sahaya çıkmak gelmez içimden."demişsin. daha da ileri gideyim ben. bobonun yerinde olsam pılımı pırtımı toplar ilk uçakla kaçarım bu ülkeden. nobrenin hırsına, azmine saygımız var elbette ama futbolcu olarak karşılaştırılamazlar bile. beşiktaşın en değerli futbolcusu ve denizli geldiğinden beri ligde hiç ilk 11de çıkmadı sahaya. bıraktım beşiktaşlı olmayı, bıraktım boboyu çok sevmeyi bir futbolsever olarak, nobre yerine boboyu sahada görmek benim hakkım.

şu kadro içinden bir ilk 11 çıkarılacaksa sahaya, adı tahtaya yazılacak ilk 4 isim bobo, holosko, sivok ve zapo olmalı. biz bugün ilk 2sini göremezken 3.yü de oyundan aldık. hele felaket bir gökhan zan varken zapo tercihine akıl sır erdirmek mümkün değil. ha bi de 70ten önce oyuncu değiştirmek yasak bu da yeni kural sanırım(!)

bi de maç sonu demeçlerinde birşey dikkatimi çekti. tello sakattı ama aramızda olması için ilk 18e aldım demiş. yahu sakat adamın ilk 18de işi ne. genç oyunculara çok büyük değer veren mustafa denizli aydın, batuhan, emre özkan dururken sakat telloyu ilk 18e alıyorsa burda bir gariplik vardır.

en başından beri karşıydım mustafa denizliye. günümüz futboluna asla uymayacağını demode bir teknik adam olduğunu düşünüyordum. ancak bu kadar felaket bir performans beklemiyordum. derdim sadece sonuçlar değil, oynanan oyun, yapılanlar ve söylenenler. hala şampiyonluğun bir numaralı adayı olduğumuzu düşünerek yazıyorum bunları. ama herşey şampiyonluk mu işte orda takılıyorum...

The Lone Rider dedi ki...

Beyaz sayfa üzerinde gözlerim sulana sulana tamamını okudum ve yorumu harika bulduğumu söylemeliyim. Ben Fenerbahçeliyim ama tüm mantık, istatistik bilgilerim Beşiktaşın evire çevire yenmesi gerektiği şeklindeydi. Mustafa hoca ne yaptı, ne düşündü anlamadım ama sonuç böyle oldu. Dediğim gibi Fenerli olduğum için durumdan memnunum ben...

Ronnie dedi ki...

başlığı görünce ilk anda "mustafa" belgeseli ile ilgili sandım yazıyı eheh.

Adsız dedi ki...

bu ligin en iyi savunmasıdır toraman,zapo ve sivok'tan oluşan üçlü.

beşiktaş'ın savunma sorunu yok. katılmıyorum. beşiktaş'ın sadece gökhan zan sorunu var.

yıllardır futbol oynar, izlerim. ben bu kadar cünüp, bu kadar yeteneksiz, bu kadar gamsız bir adam görmedim.

yazıklar olsun!!

mehmet dedi ki...

Bu takım Lucescu gittiğinden beri takım oyunu oynayamıyor.. Takım bilinc oluşursa gökhan zan bile yıldzlaşabilir.. hatırlarsınız ibrahim üzülmez sağ ayakla gsye gol atmıştı.. gidin metalisten nasıl futbolcu tranferi yapılırmış onu öğrenin,nasıl takım kurulurmuş öğrenin..
yazık bizlere, yazık

Daima Fenerbahçe! dedi ki...

futbolcuyu kullanmasını bilen bir oyuncuydu Luce. aynısını Gs'de de yapmıştı neyse artık Luce devri geride kaldı tekrar tekrar anmanın anlamı yok. Bjk kendi içindeki problemleri hallederse bana göre ligin en büyük şampiyonluk adaylarından. birde naçizane Bjk 4 lü savunmaya dönüp
toraman-zapo-sivok-tello
ekrem-kurtuluş-uğur-delgado
holosko-bobo on birine dönmeli.
tello delgadonun savunma açığını kapatacak şekilde sol bek ve önünde delgado oynayabilir. deivid'in yaptığını delgado sol açıkta yapabilir birde kurtuluş orta sahanın ortasına monte edebilir. tabi bunlar bu kadar çok yap-bozla bozulmuş Bjk yapısını tekrar bozmak demektir ve sabır gerektirir. Buna sabredilebilir mi? orası bilinmez işte.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana