Hedefleri büyük olanlar, EPL ilk 10'unu oluşturanlar arasında belki de magazini en az olan kulüptür Arsenal.Bir şey konuşulacaksa, bu çok yüksek olasılıkla futbol içi bir konu olur, Arsene Wenger olur.Üçüncü şahıslar dahil olmaz olaylara, entrikası yoktur.Wigan'ın, Middlesbrough'nun, Bolton'un adını çok sık anmayız burada.Medyada da anılmazlar.Magazinleri yoktur, reytingleri düşüktür.Arsenal de başa güreşenler arasında reytingi kendi tarzıyla yakalayan, aykırı düzeni iğdiş edilen, futbol içi tartışmaların üzerinde en çok yoğunlaştığı takım, kulüp.
Arsenal ismini ''soyut büyüklük'' kavramı ile birlikte anıyor isek, yanına bir isim daha koymak zorundayız: Arsene Wenger.1930'lardan bu yana 10 yılda bulduğu altın jenerasyonlarla dubleler yapabilmiş bir kulüpken; Arsene Wenger ile birlikte 60 yılı aşkın zaman sonra 8 yıl boyunca ligin zirvesi için mücadele etmiş, 3 şampiyonluk yaşamış, 5 kez de lig ikincisi olmuştur Arsenal.120 yıla yaklaşan tarihlerinde 1930'lardan bu yana bu kadar uzun süre ligin zirvesinde kalamamışlardır.''Büyük takım Arsenal'' diyorsak, yanına Arsene Wenger ismini koymak zorundayız.Bugün yaşayan yüz Arsenalli'den belki biri 1930'ların takımını hatırlıyordur.Bugün Championship'te lider olan Wolwerhampton'ın 3 lig şampiyonluğu, 4 FA Cup'ı var.Tıpkı Chelsea gibi.''Büyüklük, hedef'' gibi kavramları ne belirler?Cismani büyüklük başka, soyut büyüklük başka.Arsenal, açık ara Big Four'un diğer üçlüsünden gerideyse bu durum, en basitinden Chelsea'nin bugünkü ''büyüklüğü''nü anlatan şeye, diğer üçlüde varolan ''patrona'' bakar.Patronsuz Arsenal, kulüp tarihinde eşi benzeri olmayan 8 yıllık başarılı dönemin ardından ligin değişen dengelerine ayak uyduramamış ve çeşitli yan etkenler ile düşüşe geçmiştir.Ama sportif olarak ''nispeten'' başarısız sürece rağmen mali yapıda gereken iyileştirme adına yeni stadını yaptırmıştır.
Nasıl gelmiştir bu 8 yıllık Arsenal dominasyonu?Ljungberg'in Vedası demiştik 3 aydan uzun süre önc, özetlemeye çalışmıştık.Varolan takım kurgusuna eklenen Wenger sosu ile birlikte özel bir kimliğe bürünen Arsenal takımı, özel oyuncuları ve Wenger'in yol göstericiliğiyle Manchester United'a rakip olmuştu.Araya yalnızca 2001-02'de Liverpool girmiştir.Ligin dengeleri 2003-2004'te değişmiş, o yıl Chelsea ile girilen yarış kazanılmıştır.Arada bir UEFA ve 8 yıllık başarılı dönem sonrası bir ara sonrasında gelen CL Finali vardır.Sonrası adım adım karekteristiği değişen lige, kendi bildiği yoldan ayak uyduramayan Arsenal'in, yaşadığı ''jenerasyonlar arası geçiş'' ekstrasının eklenmesiyle oluşan bir politika sorunudur bana göre.İngiliz basınındaki hemen hemen her köşe yazısında, muhtelif yorumlarda hep aynı konudan bahsediliyor: Tecrübe.Linkini verdiğimiz 3 ay önceki yazımızdan bu yana muhtelif kez Arsenal'den bahsettik, ''tecrübe'' konusundaki görüşümüzü geçmişten alıntılayarak belirtiyoruz:

''Arsenal'in yaşadığı sancı, yeni inşa etmeye çalıştığı düzen ile geçmiş arasındaki bağı kuramamasından kaynaklanıyor.Bunu bizim ülkemizde Galatasaray yaşadı, Beşiktaş yaşadı, her takım dönem dönem bu tip bir kabuk değişimi sancısını geçirdi.Bu noktada geçmişin yol göstericiliğinde elimizde birkaç veri bulunmakta.Wenger'in şampiyon Arsenal'inde ''futbolunun olgun çağındaki'' oyuncuların sayısı fazla iken, bugün 20-25 arası futbolcular çoğunlukta.İskeletin ya da bugünki deyimle genel takım tertibinin yedeklemesini geçmişin Arsenali'nde bir önceki jenerasyonun takım oyuncuları, günün eskileri yaparken, bugünün Arsenali'nde mevcut jenerasyonun yedeklemesini geleceğin jenerasyonu yapmakta.Geçen 10 yılda futbolun gelişiminin, takımların genişleyen kadrolarında ikincil opsiyon görülen oyuncuların üst jenarsyondan gelişine zorlandığı bir gerçek.Manchester United ve Liverpool da benzer bir yapı kurmak zorunda kaldı ancak dağılım daha dengeli.Arsenal'de Wenger'in zorlandığı ya da planlandığı değişimin Big Four seviyesinde oldukça sancılı geçtiği, bugünün Arsenali'nin diğer üçünün gerisinde kalmaya başladığı, en azından sezon öncesi, kağıt üzeri öngörüler ışığında ortada.''Bu ve buna benzer tespitlerin geçerliliği de ortada.Ancak, eğer bu tespitlere bir argümanı daha dahil etmez isek Wenger'e haksızlık yapabiliriz.Bu argüman, geçen zaman içinde ligin dengelerinin değiştiği gerçeğidir.

Arsene Wenger'in tarzı, şu zamanda göründüğü üzere ''genç fetişizmi'' olarak adlandırılsa de Arsenal'in Wenger ile yaşadığı altın yılların, özellikle 2000 sonrasında tamamen Wenger inisiyatifinde oluşturulan kadronun kadro yapısına bakarak Arsene Wenger'in asıl sıfatının ''fetişist'' olmaması gerektiği açıkça görülebilir.Wenger'in takımlarının hızı, oyun planı ve hücum planlarının merkezinde olan ''üçgen paslaşmalar'' her futbolcunun uyabileceği, her gelenin özümseyebileceği bir yapı değil.Samir Nasri en yakın örnek.Tek top oyunuyla baş döndürebilen Arsenal'de topu en çok seven oyuncu ve net olarak düzene uyumsuzluk gösteriyor.Futbol içi denegleri aşıyoruz, sarkastik bir mekanizma içerisinde futbol dışı dengelerin değişmesinin futbola etkisine geliyoruz.Patronu olmayan ama başa güreşmeye çalışan bir Arsenal var karşımızda.Ne Liverpool, ne de -Ferguson sonrası- Manchester United gibi bir şöhreti, bilinirliği, ismi olmayan; hiçbir zaman bu iki kulübün mali gücüne ulaşamayan Arsenal'e bir rakip daha geldi: Chelsea.Bugün bir rakip daha, Aston Villa, mali gücüyle bu sene olmazsa seneye ya da daha sonra Tottenham.Wenger'i bugünkü yapılanmaya zorlayan, ligin ve Arsenal'in bu yapısı.Şans da bu ki kulübün politikasıyla uyuşan tarza sahip bir menejer Arsene Wenger.İki hafta önceki basın toplantısında ''istifa'' soruldu Wenger'e.Bir şeyden eminim ki, Arsenal'e patron gelmedikçe ''Wenger'in Arsenali''nden daha iyisini oluşturabilmek mevcut şartlarda olanaksızdır.
Arsene Wenger, 6 dil bilen bir master diplomalı ekonomist.Sanıyorum okul hayatı boyunca yazılı sınavlarının yanına mütemadiyen TB (très bien) notu düşülmüş bir öğrenciydi.Arsenal'in çehresini değiştiren adam olmasının yanında hemen hemen her Premier League takımında elinden geçmiş bir oyuncuyu gönderen bir nevi futbol gönüllüsü.Arsenal'i mağlup eden Aston Villa'nın orta saha oyuncusu Steve Sidwell örneğin, eski bir Wenger öğrencisi.Geçen yılın gümüş karmasında, ligin çıkış yapan oyuncularının neredeyse tamamında Wenger'in eli vardı.Hayır kurumu da değil tabii, ekonomist nihayetinde.Bu yaz, Bentley'in Tottenham'a satışından Arsenal'e £7 milyon sterlin kazandırdı örneğin.Çoluk-çocuk ile 5 attı, övgülerinin ise Arsenal'in bugünkü tabela başarısına, ''Wenger Yolu''nun örnek gösterilmesinin de ülkemiz kulüplerine bir faydası yok.Emsali çok zor, hatta mümkün değil.

Git gide makro görüntüyü küçülttük, şimdi de perspektifimizi daha da küçültüp Arsenal'in saha içinde yaşadıklarına bakalım.Deivid ile oynayan Gökhan Gönül ile, Kazım ile arkalı önlü oynayan Gökhan Gönül farkı burada bir daha anlatıldı.Geçen yıl, sezon sonunda Ada basınında üstün futbol bilgisi kabul görün pek çok kalem, yaptıkları sezon karmalarınd, savunma dörtlüsün kenarlarını Sagna ve Clichy'den oluşturdular.Stoper bek kullanılmayışının, neredeyse tüm lige zıt yaşandığı takımdır Arsenal ve bu, standart EPL maçı ya da CL çeyrek finali farketmeksizin uygulanır.Bir mikro arıza olarak çift dış bek kullanımı savunma tandemine daha çok yük bindiriyor ve oyun geniş alana taşındığında, özellikle hedef maçlarda bu durum büyük sıkıntı yaratıyor.Gallas ve Toure'nin aldığı tepkilerin bir etkeni de bu.Ama takımın genel oyununun geçen seneden temel farkı da bu ''bekler'' noktasında gizli.
Geçen yıl, Eylül-Ekim-Kasım döneminde Arsenal galibiyet serileri yakalamışken, büyük maçları kaybetmiyorken Hleb-Rosicky ikilisi sahadaydı.Deivid'de verdiğimiz örneğin, orta sahada oynayan Rooney'in etkisi gibi Hleb ve Rosicky, ortada oynayan Fabregas-Flamini ikilisinin defansif destekçisi iken hücum aksiyonlarında da Sagna ve Clichy'e içe kaçarak oynayan tarzları sebebiyle kulvar açan elemanlar oluyorlardı.Duruma göre Eboue orta sahaya ya da van Persie-Eduardo forvete.Bu yapı, 8 kişiyle rakip kaleye çökebilen, beklerin oluşturduğu tehdit nedeniyle rakibini çıkarmayan bir yapıydı.Bu yıl geniş alanda yakalanarak, çizgi savunma arızası ile yenen gollerin sayısındaki artışı ben buna bağlıyorum: Yeterince tehdit oluşturamama.Hücumdaki etkinlikleri azalan beklerin genel yapıda oluşturdukları arıza.

Yaz başından bu yana bahsettiğimiz ''Fabregas'ın yanına orta saha transferi'', bu arızayı bir noktaya kadar giderebilirdi.Geçen yıla göre kanat oyuncusu vasıfları taşıyan kenar oyuncuları sayısı artan Arsenal'de takımdan ayrılan Hleb'in ve sakat olan Rosicky'nin yerini doldurma, sistemsel görevlerini üstlenme potansiyeli olan iki oyuncu var: Biri Denilson, diğeri Diaby.Denilson, sezon içinde solda kullanıldı ve başarısından övgüyle söz ettik.Ama bu yapı sürdürülmedi ve sakatlıklar arttıkça bozulan yapı, takımda rol sahibi olması gereken oyuncuları ''esas adam'' yaptı.Sonuç olarak, sezon içinde birkaç maç -ligin 6. maç haftasında lider olunan süreçte- geçen yılki tempo yakalansa da geçen yıl Şubat ayına kadar ligi domine eden ve gelişime açık görünen yapı pek çok yan etken nedeniyle bozuldu.
William Gallas bugün AP'ye konuşmuş.Birini suçlamış ama isim vermemiş.''Genç arkadaşlar yeterince cesur değil'' demiş.Kaptanlığının taraftar nezdinde beğenilmediği, Chelsea'den gelişinden bu yana pek istenmeyen adamdır Gallas.Toure de eleştirilerden nasibini alır, şu zamanda Silvestre'ye tercih edilir durumdadır.Tüm bu saptamalar bir noktayı daha işaret eder ki, Arsenal'in mevcut takım tertibinde hiçbir stoper sürekli başarı gösteremez.Geçtiğimiz haftasonu Agbonlahor ile birebir kalan Gallas'ın yapabileceği ne vardı?Agbonlahor hem kuvvetli, hem de sprinter bir oyuncu.Agbonlahor'dan çabuk olsa Gallas, zaten stoper olmazdı.En fazla ilk hamlede vücuduyla yavaşlatabilirdi ya da düşürür, kırmızıyı kabul ederdi.Gol oldu, kaybedilen maçın ''abalısı'' kaptan Gallas oldu.O da sorumluluğu takım arkadaşların paylaştırmış, kadronun çoğunluğunu oluşturan genç nüfusu yanına almaya çalışmış.

Genelden başladık ve kişilere kadar indik.Arsenal'i EPL'in zirvesinden uzak tutan performansının gelişimi bizim penceremizden böyle görünüyor.Arsenal'in sezonun geri kalanındaki seyrinin bugüne göre iyileşmesinin ''Wenger'in Arsenali'' kapsamında bir örneği daha yok.Devre arası yapılması muhtemel takviyelerin de son 5 yılda oluşturulan mevcut yapıya direkt ve çabuk entegrasyonu kolay değil.Emirates'e Usmanov çökmez ise, Arsenal'in aykırı yolu aşağı yukarı bu seyirde devam edecek gibi görünüyor.Kulübün kurumsal politikası da Wenger'in arzusu da mevut gelenekçi yapının korunması yönünde.Arsenal penceresinden ''başarıdan uzaklaşma'' olarak yorumlanır bu gidiş, görünen budur.Ama futbolsever nezdinde, en azından benim nezdimde menejerlik öncesi mesleğinde müstakbel meslektaşım olan ''üstün insan'' Arsene Wenger'in vaatleri sınırsızdır.

Sezon seyrini derinden etkileyen sakatlıklara bir yenisinin eklendiğini geçtiğimiz gün duyurmuştuk.Theo Walcott, geçireceği ameliyat sonrası 3 ay sahalardan uzak kalacak.FA, Arsenal'e £1.5 milyon tazminat ödeyecek.Benzer bir olay 2006'da yaşanmış ve ulusal takım kampında sakatlanan Michael Owen için FA, Newcastle United'a £6 milyon tazminat ödemişti.

Noat Samisa

20.11.08

3 yorum:

bRn dedi ki...

Üst üste birkaç tane olunca artık tutamadım kendimi. Bunu da okurken çok keyif aldım, elinize sağlık.

Bigginsreds dedi ki...

Noat,
Doyurucu ve açıklayıcı güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık..

Adsız dedi ki...

arsenalden cacık olmaz.