Son kullanma tarihi geçmiş bir-iki malzeme tüm yemeği çöpe atar mı?Beşiktaş takımı, son 3 yılda olduğu gibi yine benzer atmosferli bir derbi arefesinde: Ne yapacağı kestirilemez, kaotik ortamda ya da kaosun kenarında bir kulüp...Beşiktaş'ın haftaya Ali Sami Yen'den 3 puanla dönme ihtimali, Ankaragücü maçı sonrasında öncesine göre benim nazarımda azaldı.Bu ısrarlar, sürekli denenmiş ve ısrarla başarısız olduğu belli olmuş hamlelerin yeni bir şeymiş gibi önümüze gelmesi, sonuçları kestirebilmede kolaylık sağlıyor.Olur da bu takım haftaya kazandı, kime yazarız bu galibiyeti?
Beşiktaş takımı 3lü mü oynuyor, 4lü mü oynuyor?Yoksa ikili mi oynuyor?Bugün tamamen netleşti ki bu tip maçlarda iki stoper, iki kenar adamı ile oynuyor.Önlerine bir stoper nitelikli oyuncu, onun biraz önünde tek orta saha elemanı ve 4 hücumcu.Sivok'un rolünü bugün İbrahim Toraman üstlendi.Stoperlerin biri adam amrkajı alırdı, bugün almadılar.Cuma akşamları imkan olursa Bundesliga maçını kaçırmamaya çalışıyorum.Cumartesi ya da pazar mutlaka bir EPL maçı, duruma göre iki güne de bir tane koyduğum ya da cumartesi art arda yaptığım da oluyor.Haftada bir İtalya-İspanya da olabiliyor, haftaiçi fikstürünü de sayarsak haftada her güne bir maç gibi bir ortalama çıkar.Sırf bu sezonu ele alsam dahi 150 maç gibi bir sayı çıkar ortaya.Tüm bu liglerin, takımların arasında böylesi bir şablona, dizilişe, takım tertibine sahip olan tek takım Beşiktaş.Her maçta şapkadan ayrı ayrı tavşanlar çıkarmaya niyetlenen ama sıklıkla aynı bayat numaraları sergileyen yegane teknik direktör de Mustafa Denizli.

''Mustafa Denizli'nin Beşiktaş'ı''nın hedeflerine, Mustafa Denizli tarzının Beşiktaş'ın mevcut yapısına ve sonrasına olacak getiri ve götürülerine, geçmişten kalan arızaların giderilmeyişinin aynen tabelaya yansıdığına ve bunun sonucu olarak 2 yıldır neyin beklendiğinin anlaşılamamasına ya da Mustafa Denizli'nin eğrisiyle-doğrusuyla oluşturulan hazır yapıyı bu kadar kısa zamanda bozuşunun anlamsızlığına evvelki maç yazılarında değindik.Eğer Denzili bize fırsat verse idi, tıpkı sezon başı Tello'nun sol bek, Holosko'nun kenar oyuncusu olmasının gereklerini günlerce tartıştığımız gibi hazır düzenin iyileştirilmesi yönündeki minimal konuları ayrı ayrı tartışıyor olacaktık.Ama Denizli böyle istedi ve takım geçen yılki skorsal etkinliğini aynen bu yıl da sahaya koydu.Ve yine başa döndük, meseleyi makro boyutta ele almak zorunda kaldık.Beşiktaş'ta futbol konuşacaksanız, önce yönetimsel arızaları kabul edeceksiniz.Ben de iyi biliyorum ''Beşiktaş'ın sorunu yönetim'' diyip işin içinden sıyrılmayı.4 yıldır bu böyle, 4 yıldır futbol konuşmadan önce bazı kabullenmeleriniz olmak zorunda.Tıpkı Ertuğrul Sağlam'ın gidişi öncesinde kendi yaptıkları gibi yönetimsel yanlışlıklar kimseyi aklamaz, bunun ayrımını yapabilecek yeterlilikte insanların sayısı az değil.Şu da kesindir ki 4 yıldır olmadığı kadar dengeli ve yeterli bir kadro vardır Beşiktaş'ın elinde, Mustafa Denizli'nin önünde.
Ekrem Dağ, iki maçtır söylediğimiz gibi Mustafa Denizli'nin en önemli saha içi katkısıdır.Temposuyla, yeterli görünen teknik becerisiyle mevcut düzenin en iyi işleyen elemanı görüntüsünde.Diğer her bölgede, sahanın her yerinde eksik-aksak bir şeyler var.Hiçbir şey tam değil, hiçbir denenmiş, tekrarlanmış, bilinçli olduğu fark edilebilir varyete yok.Şablonun getirisi yok, kenarların oyuna girişi çok kısıtlı.Orta saha mukavemeti sorunlu, rakip Ankaragücü olunca pek farkedilmese de kenarları aktif olmayan bir takım, oyunu nereden oynuyor? düşüncesi geliyor akla.Rakip de şükür ki Ankaragücü'ydü bugün, ligin en zayıf takımlarından biri.Bireysel olarak baktığımızda Gökhan Emreciksin'i farkediyorsunuz, stoperlerinin kalitesizliğini görüyorsunuz.Oyun planı Murat Erdoğan üzerinden ilerliyor, yerel seçim fısıltılarıyla yönetimsel gel-gitler arasında ortaya böylesi zayıf bir takım çıkmış.15. hafta geride kalırken çift haneli puan toplamaları iyi sayılabilir.Bugün de Beşiktaş'ın anlamsız çıkışı sonrası bir kontra geldi, gol gelseydi 1 puan ile döneceklerdi Ankara'ya.Futbol istatistik oyunu değil tabii ki, bir maçın skorunun sayı değeri iki takım arasındaki kalibre farkını ya da oyunun gidişatını tam olarak asla açıklayamıyor.

Aynısını Nobre için de düşünebiliriz, an itibariyle Beşiktaş'ın en çok gol atan oyuncusu.Bugün de 100. maçına çıkmış.Tebrik ediyoruz kendisini.Savaşıyor, güreşiyor; iyi, güzel.Daha başka nasıl anlatayım, bugüne kadar anlattıklarımdan nasıl başka bir portre çizeyim bilemiyorum.Maç sonuna doğru, Bobo'ya ve Nobre'ye atılan paslar diyeyim mesela.Neden her topa kayarak vurmaya çalışır Nobre diyeyim.Beşiktaş'ın orta sahada hiçbir pres gücü olmadığından, Nobre'nin rakip yarı alanda yaptığı mücadelenin aşırı gösterişli oluşundan ve ayrıntılarına indikçe sırıtan bir bireysel kalitesizlik diyeyim.Yabancı sınırının problem oluşturmadığı bir günde, aylardır olduğu üzere Bobo'nun neden kenarda oturduğu sorgusu bütün maçı bana zehir etmeye yetiyor.Nobre, bu ligin çok değerli bir oyuncusudur.Ama Beşiktaş'ın genel tertibinde Nobre'nin rolü vardır, fazlası değil.Bobo'nun bir rolü dahi yok şu düzende, golde Holosko'yu alkışlamak dışında!

Ali Tandoğan'ı 3 yıldır görüyor bu gözler, artık neyi yapıp yapamayacağını biliyor.Bugün yeni bir şey daha öğrendik, uzun tacı direk auta atmayı başardı.Savunmadaki Gökhan Zan sorununu, geçen yıl Galatasaray galibiyetinde olduğu gibi Toraman'ın ancak orta sahada ''durumu kotarabilen'' bir yan stoper fazlası olabileceğini biliyorum, yeni bir şey görünmüyor bana.Bursaspor deplasmanı önce, şimdi de bu maç.Beşiktaş'ın geriden oyun kurma sıkıntısının olduğu biliniyor, tıpkı bugünkü gibi.Sivok yoksa Tello olurdu orada, hemen aklıma geçen yıl İnönü'de ''Baki'nin kaybettirdiği'' iddia edilen Fenerbahçe derbisi geliyor.İlgili konu bulunursa, Tello'nun sol bekliği somutlaşır.Orta saha oyuncusu Tello ile nasıl sıkılgan maçlar oynandığını, orta sahanın Cisse üzerine yıkıldığını 1 sene boyunca izledik ve yaz aylarında bunun çözümüne yönelik yapıldığını düşündüğümüz transferlerle umutlandık.Sezon başı da bu iyleştirme denendi ve başarılı oldu.Şimdi Tello daha önde oynuyor.Cisse yine tek ama arkasını kollamasına gerek olmayınca bugün ''kendi'' oldu.Eğer Beşiktaş orta sahası, Cisse'nin yanına dirençli bir oyuncu koyarsa Edouard Cisse, Monaco-PSG günlerinde gösterdiklerini, tıpkı bu akşamki gibi yine sergiler, denemesi bu yılki lig fikstürü dahilindeki Trabzon deplasmanı.O maçı da bu sezonki Beşiktaş'ın ''en umut verici'' maçı sayarım.Holosko mu daha çok çabalıyor, Nobre mi?Kim, nereye hapsoluyor?Bu sezon İnönü'de Konya maçı, Holosko'nun boş kaleye golü.Bu sezonun en iyi hücum performansı da o goldedir, neden Holosko, neden Bobo cevabı da...

Savunmadaki bireysel aksalıkları da savunmacıların oyuna entegrasyon sıkıntısını da bu gözler gördü.Orta sahada direnç oluşturulamayışın malolduğu şampiyonluğu da bu sezon aynı yoldan devam edilmesinin yarattığı sıkıntıyı da tabela bizlere söylüyor.Tello, Bobo, Holosko, Nobre, Cisse 5lisinin en verimli kullanılabileceği rolleri de Beşiktaş'ın geçtiğimiz iki sezonu bize söylüyor.Serdar Kurtuluş'u, Serdar Özkan'ı, Delgado'yu ve tüm belli başlı arızaların kadro içinden çözümünü de geçen zaman bize anlatıyor.Ama Beşiktaş takımı, geçmiş yılların tüm sıkıntılarını hiç yaşamamışçasına aynı doğrultuda, bu doğrultuya parelel ilerleyen ''Mustafa Denizli Yolu'nda'' ilerleyişini sürdürüyor.Skor gelmediğinde her şeyin tarumar olduğu, şampiyonluk gelmediğinde ise bir enkaz yığınına dönüşecek bir takım...İyi mücadele, bu yıllardır çok seyrek göremediğimiz, sıklıkla şahit olduğumuz bir şey.Ama şu sahada görüneni ''iyi futbol'' olarak yutturamazsınız.3 stoperi saymazsak, geri kalanı hücumculardan oluşan ve neredeyse hiç kimsenin alan paylaşmadığı bu yapı, göreceli olarak zayıf takım savunmalarına, zayıf savunmacılara ve hücum tehditi oluşturamayan takımlara karşı elbet pozisyon üretiyor, gol buluyor.Ama rakip tehdit ürettiğinde, Beşiktaş hücumlarına izin vermediğinde ve Beşiktaş'a göre nispeten kompakt bir yapıya sahipse kendi güçlü yanlarını ortaya çıkarıyor ve Beşiktaş'a mağlup olmuyor.Hesap da çözüm de burada.Dirençli bir orta saha yapısı ile savunma hattındaki ofans-defans dengesi kurulmadıkça Beşiktaş'ın mevcut kadrosunun şampiyonluk yolu pek aydınlık olmayacaktır.Bu maç 1-0 bitti, kazanıldı ve daha önce de bahsettiğimiz gibi yine 3 puan verdiler.Şampiyonluğun Beşiktaş için formülü belli, iyileştirilmesi gerekenler gittikçe belirsizleşmeye başlasa da henüz halen belli.Haftaya Sivok ve Üzülmez yine cezalı, bakalım ne göreceğiz?

Hakan; Toraman-Zapo-Sivok-Tello; Uğur-Kurtuluş; Ekrem-Delgado-Holosko; Bobo

Noat Samisa

13.12.08

17 Fikir, Tenkit, Yorum:

Şairler Parkı dedi ki...

En sonda belirttiğin dizilişi izleyebilir miyiz acaba bir gün? Ocak ayındaki transfer döneminde Bobo gider diye düşünüyorum. Teklif gelirse tekrar, Bobo da bu sefer gitmek isteyecektir.

Noat SamisA dedi ki...

Nobre'nin ısrarla oynuyor ve Bobo'nun kenarda izliyor oluşunun sanırım tek mantıklı açıklaması bu: Bobo devre arası gidecek.

Smyrna dedi ki...

Bobo gibi bi herifin Avrupa piyasasındaki eşdeğerleriyle karşılaştırdığımızda ederi nedir Noat? Burda bi yorum ya da bi yazı yazabilir misin?

Ayrıca Hakan Arıkan ismini görünce tüylerim diken diken oluyor.

şu fotoğraf beni 10 yıl yaşlandırıyor ;

http://i477.photobucket.com/albums/rr132/mzi1646/84011.jpg

Majere dedi ki...

merhaba,

forumlarda yine bir yerlere sokuluyor ama delgado dün bence yüzünde maskeyle sahaya çıksa (de nigris?) ve başka forma giyse "aa ne güzel, çift yönlü orta saha bulmuşuz" denirdi. ah önyargılar ah diyorum.

bi de bizim taraftarlar hep lincoln'e, alex'e bakıp iç geçiriyor ama lincoln'ü alıp önünde tahta bacak nobre'yle, sağında solunda kewell-arda yerine serdar özkan ve aslında beğensem de maalesef bir süredir epey formsuz olan holosko'yla, yanına/arkasına dün görece iyi oynayan ama normalde sıfır fayda cissé'yle bu takıma koyalım, ondan sonra üzerinde düşüneceğimiz şey "hapla mı intihar edecek, köprüyü mü kullanacak?" sorusu olur.

Şairler Parkı dedi ki...

@Smyrna

Bütün o önemli maçlar öncesinde neden Rüştü yoktu o zaman sorusu geliyor akıllara haliyle. Evet Hakan iki tane talihsiz maç yaşadı. Ancak bu 2 maçın faturasının sadece Hakan'a kesilmesi de büyük haksızlık.Ve böyle 2 maçı yaşayan bir oyuncunun da psikolojisinin kolay kolay düzelmeyeceğine inanıyorum. Hocaların da bu konuda çok yardımcı olmadıkları farkediliyor. Hakan'ın güven sorunu halledildiği takdirde başarılı olacağına inancım tam. Fakat bu fırsatı vermeyecekler ona.

Smyrna dedi ki...

Hakan'ı izlediğimiz maçları şöyle bi düşünelim.

yan topları zayıftan da öte.
uzaktan şut çek, banko sektirsin. iyi takip et, gol.

tek olumlu yanı bana göre birebirlerde iyi reflekse sahip olması. rüştü futbolu bıraktıktan sonra yabancı hakkımı gözümü kırpmadan kaleciden yana kullanırım.

Temur dedi ki...

http://pclionfc.blogspot.com/2008/12/bruno-mezenga-2.html

Hocam başın sağ olsun.

Noat SamisA dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ercan dedi ki...

Başın sağolsun Salih. Allah rahmet eylesin.

Beşiktaş için yazdığın diziliş benim aklımdaki isimler farklı da olsa en makbul olanıdır.

Ertuğrul Hoca çok bilmiş (!) dinazorların gazına gelmeden seneye başladığı gibi bu şekilde devam etse daha hayırlı olurdu sanki.

Dün yine gole kadar rakibe pozisyon verdik. Haftaya gs'ye de aynı şekilde pozisyon verirsek kazanmak için 1 gol yeterli olmaz.

tesla dedi ki...

mustafa denizli'nin oynatmak istediği sistem bariz biçimde 2002'deki brezilya milli takımının oynadığı oyun. bunu fatih terim de ikinci gelişinde sonra denedi ama başarılı olamadı. hem denizli'nin hem terim'in bu sistemdeki başarısızlığı ise kanat oyuncularının çok kalitesiz olmasından kaynaklanıyor. oysa böyle bir oyunda hem hucum hem savunma yönü kuvvetli beklere ihtiyaç duyuluyor. ortadaki 2.ön libero(anchorman) savunmanın ortasını kapatıyor ve topları çıkarıyor. hücum ise yetenekli oyuncuların serbestliğine ve beklerin hücuma katkısına dayalı hale geliyor.

dida
cafu-roque jr-lucio-roberto carlos
emerson
gilberto silva ze roberto
rivaldo ronaldinho
ronaldo


rüştü
tandoğan-zapo-zan-tello(ekrem)
sivok(toraman)
cisse delgado
holosko serdar özkan
nobre

Noat SamisA dedi ki...

Doğru bir tespit olabilir, Sivok'un Lucio rolü doğrulanabilir.Ama şunu da iddia ediyorum ki, bu tip standart maçlarda uygulanan bu şablon, tıpkı Fenerbahçe deplasmanında olduğu gibi Galatasaray deplasmanında da değişecektir.Bu düzen, geçen senelerde olduğu gibi standart maç galibiyetleri vaat ediyor Beşiktaş'a, hatta daha bol pozisyonlu.Ama Ankaraspor'a karşı bunu sürdürmek facia oluyor, keza bir başka nispeten kompakt takıma da.

Arsene Wenger'in Highbury'e göre daha büyük saha ölçülerine sahip olan Emirates'e geçiş sonrası yaptığı bir tespit vardı.Kelimeler tam eşleşmese de: Bu sahada kenar savunmasında sıkıntı çekiyoruz, 4-3-3'te orta sahadan kenara yaklaşan bir fazla oyunu bizi bozuyor, sorun çıkarıyor (...) demişti.Genel bir tespit bu, yan Arsenal'in bu sezonki seyriyle alakalı değil.Highbury'de takımının daha efektif olabildiğinden bahsediyordu en genel ifadeyle.

Kenarları tek oyuncuya vermek, zirve futbolda da bahsettiğim gibi herhangi bir Avrupa Ligi seviyesinde de şu zamanda görülmeyen bir şey.Zirve futbolun şablonu 4-3-3, ileri üçlünün kenar oyuncularının forveti çooklamaktan önce bekine ve orta sahaya yardım görevi var.Bunu da iki kenardan birine forvet nitelikli, diğerine orta saha nitelikli oyuncu koyarak dengeliyorlar, Euro 2008 İspanya'sı örneğin, Liverpool ve Manchester United keza benzer düzenler oluşturuyorlar.Kenarlarda tek oyuncunun olduğu, ön kenar oyunların ''açık'' oynadığı, yani bariz biçimde forvet olduğu bu şablon, Ankaraspor maçında yalnızca bir fazla oyuncu getirisiyle patladı.Ankaragücü'nün bunu değerlendirememiş oluşu yetersizlik kaynaklı, ''takıma göre sistem'' saçmalığı da bana göre bu noktada patlıyor.

2-2 biten Hull City maçında Keane ve N'gog'u neden oyuna almadığına dair Rafael Benitez'e iğneleyici bir soru sormuşlar.Cevabı:

Using more people in the box is not a guarantee.

Ceza sahasında çok adamla yer almak golün garantisi olmadığı gibi ''iyi futbol''a garanti vermez.Bu cevap daha çok Ertuğrul Sağlam'a gider ve memnun olmadığım şekliyle Mustafa Denizli de bundan nasiplenir.

Bu olsa bile, ben M.Denizli'nin aklında Brezilya olduğunu sanmıyorum, ben bunun mevcut kadronun ideali olduğunu düşünmüyorum.Teşekkürler.

MOURINHO dedi ki...

Noat başın sağolsun..

Ayrıca gelecek haftaki derbiyle ilgili birşeyler yazarsan sevinirim.Ben Barış ve Mehmet Topal gibi oyuncularla çıtkırıldım Delgado ve Serdar Özkanı sindireceğimizi düşünüyorum şu goruntuye gore.Bu da bizi sanırım avantajlı kılacak.

Noat SamisA dedi ki...

Derbi yaklaşırken bir post ayıracağız.

Juan y Fer dedi ki...

Hello,
the important is the result and now it is nearer to the top position of the standing.
Regards,

http://saqueneutral.blogspot.com/
(a blog about sport in English and Español)

Smyrna dedi ki...

Mustafa Denizli'den (dünkü ntv yayını) ;

" Geldiği dönemden itibaren daha çok sonradan oyuna aldığı Bobo konusundaki soruları yanıtlayan Denizli, şöyle devam etti:

''Bobo bu takımın çok önemli silahlarından biri. Ne kadar formda olursa olsun zaman zaman oyun formatı gereği kendisine yer bulamayabilir. Bu formatta ilk kıyaslayacağım kişi Nobre. Bobo'nun şansızlığı rekabet içindeki futbolcunun takımın en formda oyuncusu olması. O'nu zaman zaman düşünüyorum.''

Noat SamisA dedi ki...

Programı izledim.Genel futbol görüşüne yönelik bilinen ve kabul edilen şeyler söyledi, mesela herhangi bir oyuncunun mevkiisinde ne kadar iyi,yetenekli de olsa oyun formatı gereği forma bulamaması gibi.Genel futbol görüşünde oldukça makuldur bu söylem, Berbatov gelince Tevez'i yedek kalması örneğin, iyi bir örnektir buna.

Ama eğer böyle beklersek, yani Nobre'nin formda olduğunu kabul edersek sene sonuna kadar aynı kabule devam edeceğiz: Nobre formda.Nobre yine orta sahadan top çıkarır, yine güreşir ama asıl gerekenleri yine yapamaz.5 gol pozisyonunun birini gol yapar, takım kontraya çıkarken fren olur ama alkış alır.Neden?Çünkü ''elinden gelenin en fazlası''nı koyuyor sahaya ve her zaman koyuyor.Gol atınca da ''formda'' oluyor.Neden gol atabildiğini de daha önce burada etraflıca anlattık.Basit bir açıklamaydı, Nobre fetişizmini farkedememiş oluşuna üzüldüm.

4-3-3 oynuyormuşuz bir de, tahtaya yazılım şeklini Morinho da yapıyormuş!Ama uygulama kesinlikle böyle değil, orası kesin.Önce çizgi savunma, sonra ''Mourinho gibi'' demek gerek.

Kalten dedi ki...

Aslında geçmişte Ertuğrul'u stoper yapmış olan bir takım olarak koyacaksın Nobre'yi ön liberoya Cisse'nin yerine, taş gibi orta sahan olacak, forvette de Bobo'ya yer açılacak..

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana