Meselenin basına yansıması, Chelsea'nin CL Top 16'sı ilk maçı için gittiği Yunanistan'dan Londra'ya döndüğü gün gerçekleşti.Lampard, oyuna 85'te alınmasına sinirlenmiş, mikrofonlara rotasyondan şikayetini, daha doğrusu Grant ile Mourinho kıyasını aktarıyordu.Mourinho ile gelen başarıların sürekli birlikte oynayan bir iskeletin ürünü olduğunu, şu zamanda yapılanın doğru olmadığını söylüyordu.Kadroyu küçülterek belli 13-14 kişiyi kabullenip, diğerlerine rol vermeden bir takım yaratabilirsiniz, bu takımın sakatlıklar yaşamadıkça kadro kalitesi ölçütünde başarılı olması pek olasıdır.Ama Mourinho'nun yaptığı bu değildi, zaten devir rotasyon devri.Bu işin Don Kişot'u Benitez, rotasyona kafası kızan Benitez'i anıyor şu zamanda.Lampard'ın da söylemek istediği bu değil, bu kısım benim yorumum.Lampard, bir taktik dehadan ayrılma sonrası Chelsea idmanında, soyunma odasında, esame listesinde ve taktik tahtasında yazanların değişiminden şikayetçi.Devamında başka bir haber daha çıktı, Avram'a akıl hocası olarak getirilen Ten Cate ile Terry idmanda kavga etmişler.Bu haberin ne kadar sahih olduğunu bilemiyorum, sızdırılmış bir haber, çok fazla yayılmadı.En son bugün bir başka haber çıktı, bu kez sesler gür.Chelsea Sportif Direktörü Frank Arnesen, Frank Rijkaard'ı Chelsea'nin başında görmek istiyormuş.Rijkaard ile Barcelona'da çalışan Ten Cate'in de bu girişimde payının olma ihtimali yüksek.Arnesen 10 sene Hollanda'da futbol oynamış bir Danimarka eskisi.Saha kenarındaki işine kısa bir dönem PSV'de Sir Bobby Robson'ın arkasında çalışarak başladı, devamında 10 sene PSV'nin futbol direktörü olarak görev yaptı.Bu sürede pek çok futbolcunun Hollanda ve Dünya futboluna sunumuna öncülük etti, başta Ronaldo, Stam ve Nistrelloy olmak üzere.Devamında İngiltere'ye geldi, Tottenham'da benzer görevler edindi.Abramovic'in Chelsea'ye çökmesinden 2 yıl kadar sonra Arnesen Chelsea'ye sportif direktör oldu, Tottenham'a tazminat olarak £5 milyon ödedi Chelsea.Danimarkalı, Chelsea'de Obi Mikel, Kalou ve Alex transferlerinin önayağı oldu.
Chelsea'de Mourinho sonrasın tabelaya yansıması beklediğimden iyi oldu, bunu da sıklıkla söylüyorum.Ancak ortada olan bir gerçek var, Drogba sistemi eleştiriyor, Lampard rotasyonu eleştiriyor, Terry Ten Cate ile kapışıyor, muameleden şikayet ediyor.Sezon sonu ayrılacağım diyenler, nabız yoklayanlar.Mourinho'un karizması, zekası ve yaptıkları bir fenomen yaratmıştı, o zamanlarda Chelsea'de böyle şeyler görülmezdi.Bir lider eksikliğine, karizma yoksunluğuna bağlı olarak başa buyruk söylemler, davranışlar türedi.Futbolcular mutlu değiller, kimin kimin kuyusunu kazdığı belli değil.Abramovich destekli Mourinho darbesinde Arnesen'in rolü apayrı bir yazıya konu olur.Rijkaard'ın Barcelona'daki durumu, şurda yalnızca 3 hafta öncesine göre çok çok iyi.Madrid'in beklenmedik puan kayıpları ligin seyrini değiştirdi.Bu tarafta ise ligin bi ikilisi var, bir de dörtlüsü.Bu ikili şampiyonluk adayı, diğerlerinden üstün futbol oynuyorlar, Arsenal ve Man Utd.Fantastik dörtlüden biri Chelsea, diğeri Liverpool, araya sızmaya çalışanlar Everton ve Aston Villa.Sevilla, sahaya konulan futbola bakılınca net olarak Ramos döneminden gerideyse, Chelsea de aynı bakış açısıyla Mourinho döneminden geride.Huzursuzluğun da ana kaynağı burası, değişen düzen, eskiye göre futbolcuları tatmin etmeyen management tarzı.Tüm bu olaylar ve spekülasyonlar karşısında Abramovich'in tutumu asıl merak edilen...

Ek: Avram Grant'ın biz bu yazıyı yazarken meğer basına ve bize ayar veriyormuş!Ten Cate-Terry olayını doğrulamış, ancak olaydan hemen sonra ikilinin sarılıp barıştıklarını, yaşnanların olağan olduğunu belirtmiş.Carling Cup finalini kaybetmelerinin ardından bir dizi spekülasyonun çıktığını ve bu spekülasyonlara anlam veremediğini söylemiş.Futbolcularını övmüş, yaşananların olağan olduğunu biraz da klişelere bulayarak anlatmış.Abramovich'in kesinlikle saha içi konulara müdahil olmadığını da eklemiş.''Hiçbir yere gitmiyorum'' demiş özetle.Tam metin burada.

Noat Samisa

29.02.08

Sam Allardyce'ın Newcastle'dan ayrılışında bu bloga şu cümle yazılmıştı: Newcastle'ın yeni hocası için ilk adayım Kevin Keegan.Ardından da, ''şu takıma sağlam bir stoper alsın, sonrasını da bu seneyi kotaracak kadar halleder.'' denmişti Keegan için.İlki oldu da ikincisi olmadı.Rozenhal de devre arası gitmek istedi, sene sonuna kadar Lazio'da.Stoper almak yerine stoper gönderdi Keegan.Eldekilerden Cacapa, yine Newcastle'da oynamış olan Boumsong benzeri Premiership sendromuna tutulanlardan, İtalya'da, Fransa'da çok çok iyi savunmacılar olabilirler ama bu lig adamın başını döndürebiliyor.12. maç haftasında Portsmouth konuktu St. James' Park'a, 18. dakikada 1-3 idi maç ve 2 gol Cacapa'nın buharlaşması sebebiyle gelmişti, o dakikada oyundan çıkarıldı.Genel olarak da performansı inişli çıkışlı, fantastik hataların kahramanı.Taylor ve Faye mevcut takımda en iyi tandem tercihi.Transfer sezonunda bir şey yapamadılar, Keegan en son Henry'i istiyordu, patron Mike Ashley gülüp geçmiştir.Şimdi free agent kolluyorlar, oradan da ''bizim ıskarta'' çıktı.
Lamine Diatta, Beşiktaş'tan ayrıldı, kafası rahat gitti Afrika Kupası'na, piyasasını düzeltti ve menejerler aracılığıyla Ada yolculuğuna hazır.Wigan ve Birmingham'ın da tekliflerinden bahsediliyor ama Sky'ın haberi Newcastle'a imzanın yakın olduğu.Diatta değil Newcastle için bahsettiğim ''sağlam bi stoper'' ama aynı Diatta mevcut Beşiktaş'tan ıskarta çıkacak adam da değil.Aynı şekilde Federico Higuain de.4-4-2'den Ozan Şişli, bu ayki sayıda Federico'nun kardeşine sormuş ağabeyini.Higuain'in Youtube'a, ordan da haber sitelerine düşen son gol görüntüsü 4-0-6 yazısında bahsettiklerimin bir başka yönü.Newcastle yolcusu bir savunmacı ve böyle bir gol atan adam mevcut Beşiktaş'ta forma bulamıyor!Yine Beşiktaş'a bağladım, kabul ediyorum, bundan ben bile rahatsız olmaya başladım son zamanlarda.Newcastle'a dönersek, piyasada kaç tane kariyerli boş adam var ki?Ya düşersek'in sigortası olsun diye umuluyor muhtemelen.

Noat Samisa

29.02.08
Noat Samisa

28.02.08
Eski City Yeni Chelsea
City'nin devrik patronu Thaksin Shinawatra, darbe sonrası sürüldüğü ülkesine, 17 ay boyunca Britanya'da geçirdiği sürgün günleri sırasında hakkında yapılan yolsuzluk suçlamaları ve bunlara bağlı olarak açılan davalara katılmak amacıyla çağrı üzerine geri döndü.Sürgün kimlerine kahır, kimilerine rahatlık ve korku siyaseti ile kolaylaştırılmış diktatörlük getirirken, başkalarına mutluluk getirmişti, Man United'ın Güney Asya ziyaretlerinin baş müdavimi Shinawatra, geçen Temmuzda United'ın rakibi City'i satın aldı.Elano, Bojinov, Petrov, Bianchi gibi yüksek bedelli transferler yapıldı devamı beklendi ama gelmedi.Özellikle devre arası Eriksson da umutla bekliyordu ama takviye yapmak bir yana kayıplar verdiler.Sezona harika başlayan takımın iki ''wonderkid''inden biri olan Micheal Johnson halen takıma dönemedi.Sakatlıklar yaşandı, takım birkaç oyuncuya bağımlı hale geldi.Sezona çok iyi giren bu yeni takım, pazartesi Everton mağlubiyeti ile CL yarışından da uzaklaşmaya başladı.Micah Richards'ı da 1 ay kadar kaybettiler.Sezon sonu büyük umutlarla bekleniyor, çünkü patronun £800 milyonu ülkesinde bekliyor.İngilizcesi ''frozen assets'', türkçede bu kadar kısa karşılığı yok.Kabaca ''kullanılması kanunen engellenmiş menkuller'' denebilir.Paraya el koymuşlar yani.Devrik lider ülkesinde adını temize çıkarabilirse bu parayı City'e aktarabilecek.İki patron modeli var, Glazer, Hicks-Gilett, yakın zamanda Usmanov gibi para yiyenler, Abramovich gibi işe müdahale edenler.Shinawatra ikinci kısımda.Belki bu sayede yeni bir Chelsea doğacak.

Noat Samisa

28.02.08

Bunu mu yazacağız tahtaya?Geçen sezon sonu kendi adıma yıl içinde saha içi mevzuularda pek çok doğru icraat gördüğümden, yapılacak 2 kritik transferden özel beklentiler içerisindeydim.Beşiktaş sistemini kurmuş, oyuncuların rolleri belirlenmiş, eksikleri de belirginleşmişti.İki önemli mevkiiye, tarz olarak uygun oyuncular gerekiyordu, birisi ortanın ortasına çift yönlü bir oyuncu, diğeri de çizgi savunmayı bilen, mümkün olursa savaşkan, kaşar bir savunmacı.İlki oldu, istediğim gibi bir oyuncuyu transfer etti Beşiktaş.İcraatın müsebbibi o dönem kulaklarını çok çınlattığım, şimdilerde ise gelen gideni aratır modunda ahlar vahlar çektiğim Celal Kolot'tu.Stoper transferinin şapkadan tavşan ile sonuçlanması geçen senenin kazanımlarının kaybının başlangıcı sayılabilir.
Geçen senenin tüm kazanımlarının artık varolmadığı gerçeği artık ortada.Ortaya çıkan daha farklı bir yapı, daha kapalı, daha bi yerel.Açılımlardan, eklentilere çabuk cevap vermekten uzak, basit bir yapı.Futbolcuların bireysel yetileri üzerine bina edilen bir futbol anlayışı.B plansız, tekdüze.Bu amaca hizmet doğrultusunda elde geçen seneye göre nitelik olarak genişlemiş bir kadro olmasına rağmen nicelik olarak aşırı bir daraltmaya gidildi.Mehmet Sedef, Serdar Kurtuluş, İbrahim Kaş, Baki Mercimek, Burak Yılmaz, İbrahim Akın ve diğer mevkiidaşlarına göre tarzları farklı olan oyuncular dışarı itildi.As oyuncuların sakatlıkları sürecinde takım içinde belli bir rol edinememiş oyuncular, bireysel yetilerle yürüyen salaş futbol yapısı içinde istenen performansları sergileyemediler.Zorunluluktan takımda olduklarının, sakatlıklar olmasa sahada olmayacaklarının farkındaydılar.Bu şekilde Beşiktaş takımı değişimlere tamamen kapalı hale geldi.Bunun da doğurduğu sonuçlar her geçen gün görülmekte.
Cisse sakatlandı dün, 6 hafta yok.Bu demekki Mart ayında Cisse yok.Sırasıyla Galatasaray, Trabzonspor ve Fenerbahçe gelecek İnönü'ye, bu üç kritik maçta da Cisse yok.Beşiktaş'ın orta sahasında başka kimler var?Koray'ın gidişi gerekliydi ama zamansızdı.Serdar Kurtuluş vardı, Cisse ile orta ikiliyi oluşturması için alındığını düşünmüştüm sene başı ama öyle olmadı.Orta üçlünün sağında da alternatif olabilirdi.Bir sağ bek, bir orta saha derken olmadı, geçen seneki ağır maç temposunun da etkisiyle tekrar tekrar sakatlandı, sahalara dönmesine en az 3 hafta daha var.Mehmet Sedef, geçen sene 70. dakika sonrası düşen orta sahaya fazladan adam olarak giriyordu Mehmet, çok maç bu sayede kazanılmıştır.Bu sene hiç düşünülmedi.Serdar Özkan olabilirdi, o da sakat.Aydın var, hiç deneme yapılmadan ortada oynayabilir mi?İyi oynadığı maçlar sonrası da sahadaki kötülerle değişmesine izin verilmeyen bir oyuncu, ortamdaki sakilliği de görerek ne düşünür?Tello ve Toraman alternatifleri var, Toraman'ın ayakta kalmayı pek sevmeyen oyun yapısı Del Bosque zamanında denenmiş orta saha tercihini pek benimsememeyi gerektiriyor.Maçın son 10 dakikası, sıradışı durumlarda belki.
Cisse'nin toparlayıcı ve baskın futbol tarzını da koyarsak ortaya, hiç kimsenin alternatif olarak hazırlanmadığı ortamda en iyi diziliş 4-0-6.Savunmadaki 4lünün solu zaten boş, ortası belirsiz.Gelecek planlaması olarak zerre düşünce yok, ya tutarsa, tutmadı bir başkası, bilimsellik yok, politika yok, görüş yok, bakış yok, yok, yok, yok.Ama bu takım şampiyonluğa yürüyor.Evet, olabilir de.Ama bu, m yönetimsel arızalar, yanlışlıklar arasında geçen seneyi görmüş, yaşamaış, o ışığı almış ve geliştirilebilir yapılanmayı görmüş, benimsemiş bünyeyi tatmin edemiyor, yetmiyor.Geçmişle yaşamak değil de geçmişten ders almak.Bugünü olmayanın geleceği nasıl olacak ki?Liverpool'da Gerrard, bu sezon da uzaktan bakılan Premier League şampiyonluğu için ''27 yaşımdayım, 5 yıl sonra yine ''önümüzdeki sezona kısmet'' demek istemiyorum.'' demiş.Onun da derdi başka ama anlayabiliyorum.

Noat Samisa

28.02.08

Bir oyuncu ne kadar zamanda sahayı terk eder?Buna dair yazılı bir kural ya da en azından teamül yok mudur?Diego Lugano, yaklaşık 5 dakikada sahayı terk etti.Hakeme dert anlatıyor ayrı, dönüyor yardımcıya, Lincoln'e dert anlatıyor, 4. hakeme dert anlatıyor, tercümanı çağırıyor, Volkan Ballı geliyor, alıyor ağzını kapatmaya çalışıyor, ısrarla birilerine bir şeyler anlatmaya çalışıyor.İkinci sarısı doğrudur, değildir'e girmeyeceğim, emsallere bakmak lazım.Ondan da önce hakem Cüneyt Çakır'a bakmak lazım.Buna bir çare bulunmalı, kırmızı kartı gören oyuncu sahadan çıkmıyorsa, yaptığı iş vakit geçirmektir, oyunu sabote etmektir, bir cezası olmalı.O dakikalarda futboldan soğudum.Sonra bakıyoruz ki 4 dakika uzatma.
Bu akşamki meydan savaşının futbol adı altında değerlendirilebilecek belki bi 15 dakikası vardır, o da bölüm bölüm.Lincoln sağa yakın olduğundan istediği pozisyonlarda topla buluşamadı.Bu Galatasaray adına maçın normal seyrinde özellikle 70 sonrası problem oluşturdu.Lincoln yoruldu, Ricardinho'nun normal oyun tarzı olan, ver pası yana'yı oynadı, sürekli geri geldi.11'e 11 iken de görünen bir başka şey Galasataray orta sahasında bir fazla oyuncu vardı, Barış-Topal ikilisi, sıklıkla sola kaçan Aurelio ve yalnız kalan Selçuk'a ağır geliyordu.Lugano'dan sonra da bu ikilinin dinamizmi taşıdı Galasataray'ı.Hal böyleyken üstüne eksik de kalınınca Fenerbahçe oyunu geniş alanlara taşıyamadı ve en önemli silahı olan paslaşmaları yapamadı.Oyunun sıkıştığı anda Gökhan Gönül'ün golü geldi, belki de maçtan kalan tek güzel şey, harika bir vuruş.
Gerisi futbolun ırzına geçen bir hakem ile aşırı gergin oyuncuların meydan savaşı.Lincoln küfür etmiş deniyor, yine de Volkan'ın yaptığı hareketin savunulacak tek bir noktası yok.Arada kaynayan kartları da oldu, işgüzarlık yaptığı da.(Mesela Gökhan Gönül'ün ikinci sarısı)Zaten bu ülkede doğru dürüst futbol oynanmıyor, bari futbol zihniyeti bozuk hakemler olmasın.Penaltıyı çalmazsın, ne bileyim en ağır hatayı yaparsın, hatta ortamdan etkilenip kasıtlı olarak uyduruk penaltı bile çalarsın, bunu bile bir yere kadar kabul ederim.Ama sahaya çıkıp da şov yapmak, kuralcı görüneceğim diye sahada olan biten aksiyonun orta yerine etmek olmuyor, nefret ediyorum.Yine çıktı kamera budalası yöneticiler piyasaya, daha da çıkacak.Mayıs ayına kadar, başlıyor muyuz tiyatroya?

TK/Yarı Final: Gençlerbirliği, Kayserispor, Çaykur Rizespor, Galatasaray

Üst üste 7. maçını kazandı Kayserispor, patlayacakları yeri beklemektense bu uyumlu ve iyi kadronun daha iyiyi yapabildiğini görmeyi umuyorum.

Noat Samisa

27.02.08

3-3, deplasman golüyle turladı Çaykur Rizespor.Beşiktaş için de 10. olmadı.Bundan evvelki, 05-06 Vaduz serisi ile başlayan, son 9 çift maçlı eleminasyon usulüne dayalı turnuva maçları sonunda hep Beşiktaş turlamıştı, 10. kez olmadı.Burdan genele de bakılarak yapılacak çıkarım özellikle Tigana döneminde kazanılan ''sistem takımı'' hüviyetinin net olarak bozulduğu gerçeği.Tigana hiç turnuva kaybetmemişti.Önünde Avrupai bir yol haritası çizilmişken, aradan geçen 9 ayda orta sahasız, B plansız bir takım haline geldi Beşiktaş.
Yine genel bir çıkarım olarak, vasıfsız oyuncular, bu ligin üstündeki birkaç futbolcumuzu da bozarak bireysel yetilerle bir noktaya gelen, daha da gelebilecek takımı baltalıyorlar.Yenen iki golde de kademe sefaleti var.Hele ikincisi, şiştim vallahi.İçi kapatırsa yakın oyuncu, arkadan kademeye giren içe doğru çalım yemez.İbrahim Üzülmez benim kaptanım olsa ben de bunalıma girerim.Toraman'ın da kayarak müdahale etme hasleti nedeniyle idareten ortanın ortasında oynadığında alan savunması dağılıyor.

Maç içinde, özellikle son 15 dakika çok şey denendi ama gol gelmedi.Cisse'yi kaybetti Beşiktaş, en büyük sorun da bu.Yoksa ''Amca'ya'' götürmedikten sonra bu kupanın ne değeri var.Değil mi Sayın Başkan?
Sayın Başkan dün akşam unutulmazlar arasına girecek Hapoel Jarusalem maçı için Akatlar'a teşrif etmişti, son dakikalara girilirken tur için gereken farka ulaştıran basket geldiğinde başkan bu kez gerçekten yapması gerekeni yapıyor ve benim gibi çılgınca seviniyordu.Öyle bir ortamdı ki dün orada yaşanan, hatırladıkça ürperiyorum.Tribün, son periyodun ikinci yarısında öyle bir indi ki sahaya, rakibi sildi attı, Beşiktaşlı basketbolcuları ise savunmada dört kollu yaptı.Bugün ise Başkan devre arası soyunma odasına inmiş.Atıl Kurt! ile olmuyor işte, olsa da devam etmiyor.Başka şeyler gerek.Mesela futbol takımında sakatlıktan dönen hayalet dönüyor, tekrar sakatlanıyor.Doktor?Fizyoterapist?

Noat Samisa

27.02.08

Bugün 25 Şubat.Eduardo da Silva'nın 25. doğum günü.Hasta yatağında, önündeki parlak geleceğin bir an için karardığı günden iki gün sonra doğum günü.Martin Taylor gelmiş ziyaretine, nasıl karşıladı bilemiyorum.İlk müdahale Birmingham'da yapıldıktan sonra Londra'ya taşınmış Eduardo.Kaval kemiğinin yanındaki ince kemiği (fibula) ve bileği kırılmış, civar kemikler hasar almış, aşil tendonu ve çevreleyen kaslar zarar görmüş.Basit bir kırık değil yaşadığı, eğer hemen müdahale edilmesiydi ayağının kesilme ihtimalinin olduğu söyleniyor.Korkunç.Bir dizi ameliyat geçirdi, şimdi ayağı sargıda, 6 hafta bu durumda kaldıktan sonra uygun zaman gelince fizik tedavi merkezinde rehabilitasyon çalışmalarına başlayacak.9 ay, şu zamanda mümkün görülen dönüş süresi.
Yüksek çözünürlük mevcuttur.
Benzer bir sakatlık sebebiyle kariyeri biten David Busst'a sormuşlar, geri dönecektir demiş.Eski Coventry savunmacısı David Busst, Man United maçında Denis Irwin ve Brian McClair ile yaşadıkları karambolde sadece bacağını değil geleceğini kaybetmişti.Peter Schmeichel gözlerinin önünde gerçekleşen bu hadise sonrası şoka girmişti, ayağının aldığı şekil olabileceklerin kesinlikle en kötüsüydü.Geçirdiği 26 ameliyat istenen sonucu vermedi ve Busst 8 Nisan 1996'da yaşadığı sakatlıktan 6 ay sonra futbol hayatına nokta koymak zorunda kaldı.Busst 29 yaşındaydı, Eduardo'nun şansı yaşı ve mevcut tibbi olanakların o zamana göre daha iyi oluşu.Cisse örneği de var, böylesi sakatlıklar sonrası futbola döndüğünde aynı şeyleri sahaya koyabilmek, geçmişteki gibi ayağını topa sokabilmek, keskin dönüşler yapabilmek vs. kolay değil.Geçmiş olsun, doğum günün kutlu olsun Eduardo.

Noat Samisa

25.02.08
Chelsea'de maç öncesi postunda 11'de sahaya çıkmalarına zor dediğimiz iki oyuncu, Terry de Lampard da sahadaydılar, 120 dakika sahada kaldılar.İlk yarı bitmeden Drogba'nın aynı yerden ikinci frikik denemesinde golü buldu Chelsea, bu dakikaya kadar oldukça ağır tempoda ilerleyen, orta saha mücadelelerinde bile lig seviyesine yaklaşamayan, oyun terse döndü, Tottenham rakip kalede daha sık görünmeye başladı.70. dakikada çok enteresan bir pozisyonda çalınması zor penaltıyı yardımcı işaret etti, Berbatov ağları buldu.Uzatmaya gidildi, 94'te Jenas Chelsea yarı sahasının ortalarında çaprazdan kullandığı serbest vuruşta kale sahası üzerinde Woodgate'i buldu, savunmanın boş bıraktığı Woodgate Cech'in hatasından da faydalanarak kafasına çarpan topla ağları gördü, müthiş bir sevinç yaşadı Spurs.Devamında Lampard kaçırdı, Kalou kaçırdı, Tottenham 120 dakika sonunda kupayı aldı.
Juande Ramos'un varlığı baştan bir şeyleri değiştirmişti.Ardından elemeler yaptı takımda, Gardner, Defoe vs. küçülerek büyümeyi düşündü.Sene sonu için de bekleyen gidecekler var.Devre arası iki nokta transfer düşündü, ikisinin de verdiği fayda ortada.Alan Hutton fiziğiyle ve yetenekleriyle ideal bir bek oyuncusu, böyle bir oyuncuya hele de Hutton gibi fizik+yetenek bileşimi kolay bulunmayan bir oyuncuya sağ bekte sahip olmak her takıma çok şey katar.King-Woodgate ikilisi de imrenilecek tandemi oluşturdular bugün, ikisinin de yerli olması hatta Hutton'ı da katarak üçünün de UK orijinli oyuncular olması da ayrı bir avantaj sağlar.Kötü başlanan sezonda doğru idare hamle en azından bir kupa getirdi.
Chelsea'de ise Grant ve akıl hocası Ten Cate ilk finallerini kaybettiler, ligde şampiyonluk kolay değil, FA Cup'ta çeyrek finalde takım, final olası.Sakatlar ve bazı oyuncularla yaşanan sorunlar can sıksa da her kulvarda hedef sahibiler.Hafta arası Abramovich'in bilançosu açıklandı, yatırdığı para £580 milyon.Bu hızla milyarı bulacak, artık CL ısrarla isteniyor.Ama önce ahbap-çavuş ilişkilerinden kulübü arındırmak gerekecek, yoksa az olan sempati de kayboluyor.

Reading kaybetti ve dibi buldu.Villa kazanıp CL ümidini korudu.Yarın Everton-City maçı CL yarışı için çok önemli.Haftanın en zevkli maçını yarın bekliyorum.

Tottenham 2-1 Chelsea

Reading 1-2 Aston Villa
Blackburn 4-1 Bolton

Noat Samisa

24.02.08
Arsenal 90'da yediği penaltı golüyle 1 puana razı olurken (2-2), hafta içinde 1 ay sahalardan uzak kalacağı söylenen Toure'den sonra Eduardo'yu da kaybetti.3. dakikada Birmingham kaptanı Martin Taylor'ın cepheden kayarak müdahalesinde bacağı kırıldı Eduardo'nun, Taylor da direk kırmızıyla atıldı.Wenger maçtan sonra Martin Taylor için ''bir daha asla futbol oynamamalı'' demiş, sonradan törpülese de benzer düşünceleri Slaven Bilic de paylaşıyor olmalı.Büyük ihtimalle Euro 2008'i de kaçıracak Eduardo, çok iyi bir takım olan Hırvatistan oldukça önemli bir parçasını kaybetti bugün.Eduardo açısından bakarsak, herşeyin güzel gittiği kariyeri bir anda karardı, bir daha aydınlanmamalı ihtimali de var.6 ay en kısa dönüş zamanı, 12 ay normal, belki de futbol hayatı bitti.Fotolar mevcut, ama ayağın kırıldığı anın fotolarına benim bakmaya gözüm gitmiyor, benim durumumda olanların olması ihtimalini düşünerekten buraya taşımayı uygun bulmuyorum.Martin Taylor'un yaptığı faulün insanlığa sığar bir yanı yok, sosyal etkinlikler falan yapsın yaşlılarla, eski futbolculara falan yardım etsin, yoksa ''katil'' damgasıyla yaşayacak hayatı boyunca.
Newcastle United, 12 Ocak tarihinde Old Trafford'da 6-0 kaybetmişti Man United'a.3 gün önce Allardyce gönderilmişti, takım menejersiz çıkmıştı sahaya.Ortaya ağır bir hezeyan çıkmıştı ancak geçiş dönemi olduğundan standart bir mağlubiyetten fazlasını getirmemişti.Bugün de 1-5 geldi, King Kev de engelleyemedi.11 gol oldu toplamda, eşek yükü gol yemek diye buna deniyor herhalde.Ronaldo ilk maçta 3 tane atmıştı, yine boş geçmedi, 2 tane yazdı.Ligde 21 gole ulaştı, toplamda 29.Şimdiden 2008 yılın futbolcusu ödülünü almıştır, kaza, bela, sakatlık gelmezse başına helalidir.
Zamanın en efektif oyuncusunda kısa zaman önce zamanın en iyi forveti 3 golle sahne aldı.Üçüncüsü facia bir kaleci hatasından olmak üzere takımını sırtladı, İnter maçından yalnızca 1 farklı oyuncuyla sahaya çıkan Liverpool zorla sıkıntıya soktuğu maçı kazandı.3-2.M'Boro'daTuncay'ın golü var, bir de sayılmayanı.Torres 15 gole ulaştı, hayranlığım her geçen gün artıyor El Nino'ya.

Arsenal puan kaybedince fark 3'e indi.Aşağıda ise 14. Wigan'a kadar tehlike büyük.10. Blackburn'e kadar da puan durumuna bakmadan düşmez denebilecek bir tek Tottenham var.Derby düşer diye başladık sezona, devre arası transferleri de fayda etmedi, puanını çift hanelere çıkaramayan bir takım kalan 11 haftada ne yapabilir?

Birmingham 2-2 Arsenal
Fulham 0-1 West Ham
Liverpool 3-2 Middlesbrough
Portsmouth 1-0 Sunderland
Wigan 2-0 Derby
Newcastle 1-5 Man Utd

Yarın EPL'de iki maç var, bir de final.

Noat Samisa

23.02.08

UEFA Kupası F Grubu maçı için Crvena Zvezda (bildiğimiz Kızılyıldız) deplasmanına, Belgrad'a gitmişti Bolton, peşinden de olması gerektiği gibi taraftarı.Maç 6 Aralık günü oynandı, önceki haftasonu Kızılyıldız takımının taraftarlarının olay çıkarmasının etkisiyle muhtemel bir kargaşayı önlemek adına Sırp polisi yüzlerce Bolton taraftarını otellere tıktı, dışarı çıkmalarına izin vermedi.Bir süre deplasmancılardan haber alınamayınca ufak çapta bir kriz oluşmuştu.
Aradan 2,5 ay geçti, Bolton taraftarı bu kez Madrid deplasmanına giden takımının peşine takıldı, Vicente Calderon tribünlerindeki yerlerini aldırlar.Olaylar gelişti, İspanyol polisi Bolton tribününü de copladı.Olayları Frente Atletico başlattı diyor İngilizler.Doğruluğunu bilemem.Kulüp, resmi sitesinden yaptığı açıklama ile UEFA ve diğer sorumlulardan taraftarlarının mağruz kaldığı polis şiddetinin açıklamasını istedi.İngiliz Holigan'lar ezberinin temsilciliğini bu aralar Bolton yapıyor.Pek bi gönülsüz, pek bi mağdur.Bolton'un futboluyla ilgili de bir iki kelam etmek gerekirse, sene başı berbat bir performans sergilemişerdi Sammy Lee yönetiminde, şimdi Gary Megson var ve Atletico'yu gol yemeden elediler.Düşme hattından 3 puan kadar uzaktalar, ilk 15 hafta performansına göre fena sayılmaz.İşler yolunda görünüyor.Geçen sene çapından yüksekte bitirmişti ligi Bolton, bu sene Anelka'nın da gidişiyle ligde kalmaktan fazlası fazla olur.UEFA Kupası'nda da zor kurayı aştılar, nispeten iyi kura çektiler.

UEFA CUP 4.Tur
Fiorentina - Everton
Getafe - Benfica
Bolton - Sporting
Rangers - Werder Bremen
Tottenham - PSV Eindhoven
Anderlecht - Bayern Munich
Marsilya - Zenit St Petersburg
Bayer Leverkusen - Hamburg

Noat Samisa

22.02.08

Pazar günü, TSİ 17'de Wembley'de Londralı'ların finali.Chelsea salı günü geldi Yunanistan'dan, 0-0 ile döndü Ada'ya.Spurs, deplasmanda 1-2 kazandığı maçın rövanşında dün White Hart Lane'de Slavia Prag ile 1-1 berabere kaldı, UEFA Kupası'nda son 16'ya kalan 3 İngiliz, 1 İskoç, 4 Adalı'dan biri oldu.Tottenham'ın finale gelirken en önemli engeli 9 senedir mağlup edemediği ezeli rakibi Arsenal'di, 1-1'lik ilk maçtan sonra 5-1 ile dağıttılar Arsenal'i.Yakın zamanda as takım destekli Arsenal FA Cup'ta da Man Utd karşısında 4-0 ile dağıldı.Chelsea yarı finalde Liverpool'u 2-0 ile geçti, yarı finalde ise 2-1 ve 0-1'lik iki galibiyet ile Everton'ı eledi.Olympiakos deplasmanında oyuna 85'te giren Lampard'ın pazar günü ilk 11'de sahaya çıkması zor, keza Terry için de aynı durum geçerli.Belki sonlara doğru.Tottenham'da Dawson ve Boateng sakat, Ledley King iyileşti, hazır.Öz adı League Cup olan bu kupayı ikisi 2005 ve 2007'de olmak üzere Chelsea 4, Tottenham ise 3 kez kazandı.
Ramos-Jimenez farkının Sevilla'da görülmesi gibi, Juande Ramos geldiği andan itibaren farkını belli etti.Ligin dibinde sürünen takımı tuttu, oralardan çıkardı.CL hedefiyle başlanan sezonda her şey kaybedilmek üzereyken hoca değişiminden 4 ay sonra Tottenham kupa finaline çıkıyor.Güzel bir maç bizi bekliyor, pazar günü TSİ 17, TV8.

Finalistler dışındakiler oraya buraya çekiştirilmiş EPL fikstürü ile yola devam ediyorlar.

Cumartesi
Birmingham v Arsenal, 14:45
Fulham v West Ham, 17:00
Liverpool v Middlesbrough, 17:00
Wigan v Derby, 17:00
Portsmouth v Sunderland, 17:00
Newcastle v Man Utd, 19:15
Pazar
Reading v Aston Villa, 14:30
Blackburn v Bolton, 17:00
Pazartesi
Man City v Everton, 22:00

Noat Samisa

22.02.08

Altınsay üstadımdan yine defalarca okunası, rehber edilesi bir yazı geldi geçtiğimiz çarşamba günü.Nefis bir yazı, maç yorumlarımızda ara ara bahsetmeye çalıştığımız durumu örneklemiş, açıklamış. WC06'dan bu yana iyice oturan bir yapıdan bahsetmiş Altınsay, gönüllerin Beşiktaş Başkanı.Futbolun iletişimi böyle güzel işte, Sevilla'yı basın çok abarttı ya da nasıl çaktı Leverkusen 5 tane diye değil bana göre.Yazının son bölümünü buraya taşımak istedim.

''...Bağnazlar her alanda olduğu gibi, inançları ve kavramları mülkleri ve iktidarlarının teminatı görür, bunlara sıkı sıkıya sarılır. Dünya yıkılsa kavramlardan vazgeçmez. Önlibero gibi... Öte yanda liberaller sanal bir serbestlikten yola çıkar. Temel çelişki ve çatışmaları yok sayar. Bunlara göre takıma 11 santrfor koyarsan en iyi hücum futbolu oynanır... Özgürlükçüler ise yerleşik kurallar ile yeni güçlerin çatışmasında arar gelişmeyi... Futbolda özgürlük hattı bir süredir orta alanın özgürlüğünden geçiyor. Önliberonun libere edilmesi, yani 'serbest adam'ın serbest bırakılması gibi totolojik, yani anlamsız bir önermeye varsa bile!''

Ülke gündemine de konur, futbola da.Yazının tamamı burada.

Noat Samisa

22.02.08
Daha maç bitmedi ama ben dayanamadım, klavye elimin altındayken yazmak istedim.Herkes aynı şeyleri yazacak da ben de yazayım istedim.Song, Lincoln ve Nonda hatta Barusso kenardaysa ve skor 5-0 ise ''11 Türk Aslan'' fena halde Feldkamp'ın elinde patlamıştır.Bundan öte, genç Aslanlar takımındaki birkaç genç oyuncunun da yakın zamandaki futbol hayatı tehlikeye girmiştir, önümüzdeki günlerde yaşayacaklarını kaldırmaları çok da kolay olmayacak.(bkz. Serdar Kurtuluş, bkz. Hakan Arıkan, bkz. LİV 8-0 BJK) Normal bir skorla elense idi Galatasaray, ben de kabul edebilirdim Kalli'nin tercihlerini.Bu oyuncular Saraçoğlu'nda beklenenin üstünü oynadılar, çok mu iyiydiler, nispeten iyiydiler ve sürprizdiler.Keza Ali Sami Yen'deki Leverkusen maçında da.Beklenenden çok iyiydiler ve hepsinden önemlisi sürprizdiler.Hoca da formayı adaletli dağıtmak zorunda, genç oyuncular formdayken, iyi sonuçlar alıyorken kimse soru sormaz.Sene başı şartlarını zorlayarak yatırım yaptığın yabancı oyuncuların böylesi bir maçta kenarda bekliyorsa ya kaybederek hain olacaksın, ya da turlayarak kahraman.Feldkamp'ın durumu bu ve bu durum dünyanın her yerinde benzer tepkilerle karşılanır.Türkiye'de şiddeti biraz fazla ve abartılı olabilir ama yaşanılması haktır.''Almanlar disiplinlidir, Feldkamp disiplini'' ezberleri de ''disiplin nedir ki?'' sorusuyla böylece bozuldu.Futbolda neyin doğru olduğu da yorum işi, Feldkamp'ın bugün ne kadar yanlış olduğu ya da nelerin yanlış olduğu da.Sion maçı için de benzer şeyler yazılmıştı bu bloga, o gün de Linderoth hariç orta saha boştu.Fantez, fantezi üzerine, ustalara saygımız vardır yine de.Asıl tepki kime olacak, Özhan Canaydın Yönetimi'ne mi?Halden anlarız, malum skor sonrası ertesi gün yakını ölmüş insan muamelesi yapıldı bize, çok üstüme gelmedikleri için birkaç kişiye teşekkür bile ettim.Benzeri nasip olur umarım.

Noat Samisa

21.02.08

Hezeyan getirmeyecek bir deplasman skoruyla ertesi hafta takımını Saraçoğlu'nda alkışlamak.Bu eşleşme ile ilgili kim sorduysa bunu söyledim, doğru adımlarla ilerlemenin bir basamağının da bu olması gerektiği ile de düşüncemi destekledim.Fenerbahçe Top 16 takımıydı, orası Avrupa Premier Ligi.G-14'lerin dağılma sürecini girdiği, paralı kulüplerin yeni arayışlar içine girdiği bir ortamda tek gerçek CL Top 16'sı, Avrupa'nın en iyi takımlarını toplayan asıl ''kazananların'' ligi.Kağıt üzerinde buydu düşüncem, Saraçoğlu'ndaki maçı da merakla bekliyordum.
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Edu, Lugano, Roberto Carlos, Selçuk, Mehmet Aurelio, Uğur, Deivid, Alex, Kezman
Yedekler: Serdar Kulbilge, Semih, Yasin, Önder Turacı, Maldonado, Kazım, Wederson

Sevilla: Palop, Daniel Alves, Escude, Dragutinoviç, Adriano, Jesus Navas, Keita, Poulsen, Duda, Luis Fabiano, Kanoute
Yedekler: De Sanctis, Renato, Mosquera, Arouna Kone, Maresca, Fazio, Diego Capel

Dün bir maç izledim, bir takım harika bir alan savunması yapıyor, top kaleye yaklaştığında ise savunmacılar tüm özverileri ile yardımlaşıyorlardı.Rakip takım ise tüm imkanlarıyla gol arıyor,deniyor, değiştiriyor, başkasını deniyordu.Harika bir mücadele idi, tekdüzeliği pek çoklarına zevk vermemiş olabilir.Bu akşam ise dün ile fazlasıyla zıt bir oyun oynandı.Oyun tüm sahaya yayıldı, ilk yarının 25 dakikası Fenerbahçe savunmasının alan daraltmak adına çizgi savunmayı kendi sahasının yarısında kurduğunu gördük, devamında ışığı gören öne çıktı.Aurelio sürekli ileride göründü, böyle olunca orta saha yalnızca Selçuk'a kaldı.Keza diğer yanda da Poulsen hücuma hiç katkı yapmadı.Orta sahalarda birer adam, çıkmayan bekler de buna eklenince oyun geniş alana yayıldı, ortadan dikine varyeteler harici pek bir şey göremedik.Carlos'a çıkmaması tembih edilmişti belli ki, sola göre çok daha kuvvetli olan mevcut Sevilla sağ tarafı ilk yarı Edu'nun ikramı öncesinde ve sonrasında hiç çalışmadı.Sol öne yetenekleri kadrodaki mevkiidaşlarına göre sınırlı ama savunma yönü kuvvetli Duda'yı koymuştu Jimenez, arkasına da Adriano konmuş, ona da çıkmaması tembihlenmiş.Fenerbahçe Sevilla'nın nispeten açık olan sağını kullanırken, Sevilla solu kullandı.Burada farkı yaratan Uğur Boral oldu, diğer tarafta ise etkinliği sınırlı Duda pek varlık gösteremedi.

Bölüm bölüm Sevilla'nın dikine çıkışları etkili oldu, Fenerbahçe orta sahada sindiremedi bu atakları.Son pas tercihlerinde biraz daha dikkatli olabilse Sevilla takımı o dakikalarda grogi durumda olan Fenerbahçe'ye yıkıcı bir yumruk indirebilirdi.Enteresan olan, Fenerbahçe'nin ikinci ve üçüncü gollerinin tribünün çöktüğü, takımın ümitsizce çabaladığı dakikalarda gelmesi idi.Burada Sevilla'nın gerek bireysel, gerek sistemsel savunmasına bir kaç kelam etmek gerek.Eğer bir Türk takımı böyle goller yeseydi ''bir yabancı almadılar şuraya'' denirdi.Bunu kesinlikle galibiyeti küçümsemek için söylemiyorum, Ramos dönemine göre dağınık bir takım hüviyetinde Sevilla, bunun ikinci maçta sağlayacağı faydayı da göz önüne koymak gerek.
Analiz edecek çok da bir şey yoktu maçta, koş koş futbolu oynandı, zevkli maç oldu.Hakem fena değildi, penaltı beklenen pozisyon turnusol kağıdı ile çözülecek pozisyon değil, eyvallah deyip geçmek gerek.Bu skor iyi midir?İç sahada 2 gol yemişsin, tek farklı kazanmışsın.Genel çerçevede iyi denilemez.Ama 3 kez öne geçmişsin, rakip iki kez geri dönmüş ve oyuna yeni giren oyuncunuzla kazanmışsın.2-2'den iyi olduğu kesin ama turu getirmesi zor görünüyor.İlk parafta da söylediğim üzere mesel bu değil, buradan sonrası ekstrası.Rasyonel düşün, umudunu koru.Zaten umut olmasa taraftar olunmaz.Bu maçta bir Selçuk yazılır kenara, Kezman'ın kredisi çoğalır ve Saraçoğlu'nun kazanma kültürü çıkar tekrardan ortaya.Bir de Edu var ki, ön direkte topa kayarak ters ayağıyla müdahale etmeye çalışmasın artık, o kaymasın ne oluyorsa olsun ama kaymasın.Zaten malum hareketi denediğinde gol oluyor, değmiyor olsa hiçbir şey.

Arsenal ara ara bakındığım maçın son 15 dakikasında gollük pozisyonlar kaçırdı hele Adebayor'un kale ağzında içeri sokamadığı top var ki belki de çeyrek final yolunu açacaktı.Celtic ilk yarısını önde kapadığı maçı mağlup bitirdi, Lyon 87'de Tevez'e engel olamayınca avantajını koruyamadı.

CL Top 16 İlk Maçlar, Çarşamba
Fenerbahçe 3-2 Sevilla
Arsenal 0-0 Milan
Lyon 1-1 Man Utd
Celtic 2-3 Barcelona

Noat Samisa

21.02.08

Demişti zamanında bu ülkenin sağlık bakanı.Ülkede ''şarbon'' paniği yaşanırken, birkaç zarftan bahsi geçen hastalık etkeni, pek çok zarftan da un çıkınca zarf açmanın usulü öğretildi halka.Yanlış mıydı, değildi belki ama komikti.Polis de bıkmıştı artık unlu zarflardan, posta kutusunda mektup bulan polisi arıyordu.Neyse efendim, girizgahımız oldu bu hadise.Asıl olay dün Chelsea tesislerinde yaşanmış.
Dün Chelsea tesislerine Avram Grant adına bir paket gelmiş, içinde beyaz toz halinde bir madde, birkaç cümle de yazı.Polise haber verilmiş, paket götürülmüş.''When you open this letter you will die a very slow and painful death.'' yazıyormuş, polis açıklaması bu.Toz da zararsızmış.Aynı şekilde Avram Grant'ın eşi Tzofit Grant için de tehditler varmış, kendisi İsrail'de pek tanınan bir televizyon yıldızı imiş.Bu sebepten dolayı paketin Anti-Semitist bir örgütten geldiği sanılıyormuş.İşin ucu Filistin'de imiş yani, boşuna Anti-Semitist falan diye kasmasınlar.Köpek ölse oralardan biliyorlar zaten, ama ne hikmetse bu Anri-Semitist'ler Avram Grant'ın Atina'da olduğunu bilmiyorlar!Komplo mu, işte komplo.Avram'ın Chelsea'ye oynattığı futbol beklediğimden iyi ya da daha doğru ifade ile Mourinho öncesinden çok şey kaybetmedi Chelsea.Mourinho-Grant değişikliği bir tazelenme getirdi, bu tazelenme de Chelsea'yi bir müddet taşıdı, eğer Avram'ın da katkıları olmasaydı şimdiden takla atmış olmalıydı Chelsea.Mourinho'nun kellesini alan adam olduğundan Avram'ı sevemiyorum, eh yani ölsün de istemiyorum bu kadar da değil.Dün bana göreistediğini alamadı Avram Grant'ın Chelsea'si, Atina'da kardan yeni temizlenmiş Saraçoğlu benzeri bir zeminde oynandı maç.Olympiakos istediğini aldı mı, o da tartışılır.Bu beyaz tozlu paket olyaından kim ne kazanır?Gönderen ne kazanır, Avram ne kazanır, tehdit, gündem, Filistin, İsrail...

Noat Samisa

20.02.08

Benitez, ''bir şeyleri değiştirmek için devam etmemiz gerek'' demişti maçtan evvel.Klinsi ile görüşecek kadar Rafa'yı göndermeyi düşünmüş, hatta kararlarını vermiş patronnlara sahipti ve ısrarla işler daha da kötüleşiyordu.Patronların, Benitez'in arkasında duran ve kendilerini hiç kabullenemeyen taraftara sus payı Stanley Park'ın kapasite artırımı taahütü idi, Seyrantepe'den farksız bir hal alan bu proje elbette taraftarı tatmin etmedi.Patronların etki etmediği bir şey oldu bu sırada, lig tablosunda işler kötüleştikçe Rafael Benitez'e koşulsuz destek veren Anfield tribünlerinden ''acaba'' diyenler artmaya başladı.Bugün, bu maç pek çok şey için dönüm noktasıydı, tıpkı gruplardaki ikinci Porto maçı gibi.
Liverpool: Reina, Finnan, Aurelio, Carragher, Hyypia, Mascherano, Lucas, Gerrard, Babel, Torres, Kuyt.
Subs: Itandje, Riise, Benayoun, Arbeloa, Pennant, Alonso, Crouch.

İnternazionale: Julio Cesar, Maicon, Cordoba, Materazzi, Chivu, Zanetti, Stankovic, Cambiasso, Maxwell, Cruz, Ibrahimovic.
Subs: Toldo, Figo, Vieira, Burdisso, Crespo, Maniche, Suazo.

Benitez Torres'i ileri atmış, sürpriz olarak Xabi'yi yanına almış, Lucas'ı sürmş sahaya.Mascherano ile Lucas'ın yanına da Babel'i koymuş ama görünen o ki solu kullanmasını istemiş ondan.Önüne Gerrard.Ortadaki üçlüden biri sola atak yaparken sağ tarafa da Torres'in yanında gibi görünen Kuyt'ı koymuş, oradan ortaya da desteğini istemiş.İlk 10 dakika görüldü, ortada savaşkan oyuncular ile Gerrard top rakipteyken bütünleşik.Kenardaki oyunculardan soldaki Babel'den ortaya destek vermesini, Kuyt'tan sağ tarafı Finnanla kullanıp, ters kademe zaafı kollamasını istemiş.Gol de bu şekilde geldi ama ters kanattan.İnter cephesinde ise standart yapı, ortada 3 sağlam oyuncu, rakibin baskısını kırdıktan sonra yetenekli ayaklarla gole gitmek, ilk amaç gol yememek.Materazzi atıldıktan sonra oyunun genel seyrinde değişme olmadı, ileride tuttuğu tek oyuncusunu da geri çekmek zorunda kaldı Mancini ve maçı pozisyon bulamadan bitirdi İnter.
Burada Materazzi rahatsızına bir parantez açmak gerek.İkinci sarının ağır olduğunu kabul edebilirim ama o olmasa 5 dakika sonra başka bir şey yapacaktı.Bu dakikadan sonra Liverpool'da maç sonuna kadar sadece Reina ve ara ara Hyypia katılmadı hücuma.Harika alan parsellemişti İnter, İtalyanlar'ın klişeleşmiş iyi yaptıları iş buydu.Liverpool'un ise buna karşı geliştirdiği antitezleri, ters kanada uzun paslarla boşluk kovalamak ve kenaralara soktuğu sürpriz oyuncular ile ters kademe zaafı kollamak.Geçen sene çok yapıyordu buna benzer şeyleri Liverpool, o sürpriz adam da Kuyt değil Pennant oluyordu sıklıkla.Diğer seçenek uzaktan şutlardı ama maç boyu cepheden harika savunma yaptı İnter.Şutlara ikişer üçer yattı İnter savunması.Kenarlara açılan toplarda ortadaki üçlüden birinin ya da Gerrard'ın katılımıyla verkaçlar denendi, amaç verkaça ortadan giren oyuncuyu savunma arkasına kaçırmak ve ortadaki forvetlerin ön direğe koşusuyla mutlak amaca ulaşmak.Bu da olmadı, bu denemelerden birinde Vieira'nın muhtemel penaltısı var, bence çalınabilirdi.Maç içinde pek çok kez yaşandı bu elle müdahale itirazları ama penaltı çıkmadı.Liverpool bu üç temel taktikten yay civarında sırtı dönük alınan bir-iki topla kaleyi denemekten fazlasını elde edemedi.Yalnızca İnter savunmasında maç boyu daha evvel ve daha sonra görülmemiş bir hata sonucu savunmanın önde yakalandığı bir pozisyonda Torres cepheden topla gitti, bu kez de gole kadar maçın tamamını savunmasının güvencesinde oynayan Julio Cesar üstüne düşeni yaptı.Bu noktada futbolun rakiple oynandığını vurgulamak gerek.Liverpool sürekli golü düşündü, baştan sonra yapması gerekenleri yaptı, denedi, aynı varyeteleri tekrar tekrar denedi ama buraya kadar golü bulamadı.Rakip size izin vermiyorsa başka şeyler denemelisiniz, bunun da adına taktik, temeline sistem, görünüşüne şablon diyorlar.Ne gününde olmak, ne de kendin gibi oynamak.Mesele futbol oynamak, denemek, değiştirmek.Ben futbolun bu kısmında da fazlasıyla haz duyuyorum.Bu dakikadan sonra başka bir seçenek daha sürüldü sahaya, Peter Crouch.Ben Kuyt'ı beklerken kenara Lucas geldi, dakika 64.Kenar varyetelerinde daha yüksek top ve karambol seçeneği de vardı artık.Buradan birkaç pozisyon çıktı, ama gol çıkmadı.
Ardından Pennant'ı gördüm kenarda, yine Kuyt'ı bekledim.Çünkü gerçekten takımın zayıf halkasıydı, devamlılığıyla özel bir oyuncuydu, karambol avcısıydı ama fazla lüks gibiydi bu dakikada.Kenara Babel geldi, şut tehditi sebebiyle ben çıkarmazdım.Pennant sağa geçince sağ taraf işlemeye başladı.Bu dakikaya kadar Babel'in solda olması sebebiyle o bölge daha hareketliydi ama Kuyt sağda hem içe kaçmayı hem de nispeten sınırlı yetenekleriyle bindirme kovalamayı beceremiyordu.Kaleye yakın olması gerek, uzak olursa faydası yok.Genel düşüncem bu.Sağda Finnan da çalışmaya başlayınca oyun o bölgeye yığıldı.Aşırı efor sarfeden İnter savunmasında çatlaklar oluşmaya da başlamıştı, Cordoba sakatlandı.Gol, bir sağ kanat varyetesinde, ihmal edilen ters kademeden, maç boyu pek bir katkısı görünmeyen, sola geçtiğinde de değişiklik amacını anlayamadığım Kuyt'tan geldi ve Benitez kazandı, ben sustum.Devamında her şeyi iyi yapan İnter'de bir yanlış moralleri çökertti ve sistemsel başarı, duygusal çöküntüye dönüştü.Gerrard harika vurdu, top gitmesi gereken yeri buldu ve direğe çarpıp ağlara gitti.Liverpool taraftarı açtı atkıları, YNWA söyledi, Benitez rahatladı ve maç bitti.Liverpool bana kalırsa yeterli skoru yakaladı, İnter iç saha başarısına güvense de 2-0'dan döndürmek oldukça zor.

CL Top 16 İlk Maçlar, Salı
Liverpool 2-0 Chelsea
Roma 2-1 Real Madrid
Schalke 1-0 Porto
Olympiacos 0-0 Chelsea

Noat Samisa

20.02.08

FİFA demiyorum, Blatter.Kendi ağzıyla söyledi ''ben varken olmaz'' dedi.Mevzuu Premiership'in Ada dışına çıkışı, yerel ligdeki her türlü UEFA ve dolayısıyla FİFA organizasyonuna iştiraklere doğrudan etkisi olacak resmi müsabakalarının ülke hudutları dışında oynanması önerisi.Sebebi daha çok para, ayrıntılı değinmiştik.
Tepkiler her kesimden geldi, kimse ortak bir dil, ortak bir açıklama yapmadı.Wenger gibi ''getirsinler bakalım'' diyenler de oldu, Ferguson ve Keegan gibi hoş karşılamayanlar da.Harry Redknapp ''Harlem Globetrotters'a benzetecekler yani bizi'' diyerek en ilginç yorumlardan birini getirdi.Asıl zıtlık ise zaten olayın özünde var olan Premier League yönetimi ile FA arasında çıktı.İngiltere futbol sisteminde böylesi bir iki başlı yapı var.FA karar alıcı, gelenekçi futbol yapısını koruyan, bizim ülkemizdeki federasyonun İngiltere modeli.Premier League yönetimi ise bir nevi yenilikçi anlayış, paylaşılan pastanın bu kadar büyümesinde, patronların kulüpleri istilasında, hepsinden de önemlisi Taylor raporu sonrası Ada futbolunun kara lekelerden arınıp yükselmesinde başroldeki kurum.Premiership'i, Premiership yapan kurum.Birçok değişim ve yenilik fikirleri gibi bu ''yurtdışı'' fikri de Premier League yönetiminden çıktı.FA, bu fikre destek vermedi.Blatter de zaten karşı olduğu bu fikre FA'in olası desteği ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak adına 2018'i ortaya attı.Bu veriler ışığında içeriden destek verenlerin genel bir portresini çizecek olursak, birçoğu yaz aylarında Uzakdoğu turu düzenleyen kulüp mensuplarından oluşmakta.Bu seyahatlerin meşruiyet ve önem kazanması demekti bu 39. maç fikri.Şimdilik rafa kalktı.Ama bitmez, bitmesi de mümkün görünmüyor.Ortaya gelen fikirde alt sıra takımları için en büyük sorun seribaşı prosedürü idi, bu sistem kesinlikle değiştirilmeli.39. maç yerine 38 maç haftasının herhangi biri olabilir, seribaşı usulü böylece kalkar.FA Cup olmaz da zamanında adı Milk Cup, Cola Cup bile olan Carling League Cup yurtdışına çıkabilir, benim aklıma ilk gelen bu oldu.Ya da yıl içindeki aşırı sıkışık fikstüre rağmen bir yurtdışı kupası peydah edilebilir, büyük para ödülü konur, böylece kulüplerin kaçamak yapması da engellenir.Fikir çıktı, bir kesimden desteği buldu.Sadece şimdilik geri plana itildi.Zaten 2010 deniyordu ilk uygulanması düşünülen zaman, daha 2 yıl var.Fikir belli, herkes için bir orta yol bulunur.Blatter ise arda kalan son engel.Dünyayı devletler mi yönetiyor, büyük şirketler mi? derim, Blatter'in de iknası açıklanır.

Öte yandan'ımızı da koyalım.FA Cup çeyrek final kuraları çekildi.Barnsley yine imkansızı çekti ama bu kez kendi evinde.Yarı finale bir EPL dışı bir de EPL takımı garanti.Barnsley sürpriz serisi yapar mı?27 Şubat'ta M'Boro-Sheffield United devam maçı var.Çeyrek finaller 8 Mart'ta.

Sheffield United/Middlesbrough v Cardiff City
Manchester United v Portsmouth
Bristol Rovers v West Brom
Barnsley v Chelsea

Noat Samisa

19.02.08

Cumartesi gününden beri herkes aynı şeyi söylüyor.İnönü'de çıplak gözle herhangi bir sıkıntı yaşamadığımdan ''sarı top'' benim için önemsizdi.Benim gibi futbolcular da herhangi bir sıkıntı yaşamamışlardır, göz aynı göz sonuçta.Eve geldiğimde gördüm ki tvden izleyenler için gerçekten büyük sıkıntı beyaz zeminde sarı top.Bugün Konyaspor-Galatasaray maçında ben de sıkıldım, topu aramaktan yoruldum.Ligimizin resmi bir topu var bilindiği üzere, Nike Total 90 Aerow.Beyaz üstüne mavi desenler barındırmakta.Total 90 serisinin yeşil tonları İspanya'da görülüyor, bir başka deseni başka bir ligde.Aerow serisinden farklı olarak, bahsi geçen sarı top Nike T90 Spectra Hi-vis adıyla anılmakta, Premier League resmi maç topu.
Ortada bir anlaşma var, TSL maçları Nike marka toplar ile oynanacak.Üstüne ligimizin logosu konmuş, bize ait olduğu tescillenmiş.Ortada bir başka gerçek de var ki beyaz zeminde ligimizin resmi maç topu olarak geçen top ne futbola ne de seyrine imkan vermiyor.Aynı marka renkli bir top bulunmuş, onun da rengi sarı.Nike'ın kırmızı topu var ama olmaz, nedeni biraz aşağıda.Buraya kadar her şey ''futbolun endüstrisi''ne uygun.Mevcut şartların -patronların- izin verdiği kadarı oluyor.Tabi futbolun endütrisi tv seyircisinin sıkıntısına katlanamaz, o ayrı konu.
Geldik Nike'ın kırmızı topunun neden olmadığına.Pek çok spor mağazasında Nike marka kırmızı renkli toplara rastlanabilir.Bunlarla ligimizin resmi maç topları kalitesinde futbol oynanabilir.Ama bir şey eksik, o da fotoda göründüğü üzere FİFA onayı.Her top FİFA onaylı değil, eskiden mahallenin büyük abisinde olan 32 panel futbol topundan hatırımda kalmıştır, ama artık o da değişmiştir.Her topa onay verilmez, her top FİFA'nın güdümündeki futbol maçlarında kullanılamaz.Sonra bir de bakıyorum ki o da ne?Trabzon'da Puma marka kırmızı bir top.Bu da ne?Yedek top olarak da sanırım Adidas marka turuncu bir top.Nike dava açsa kazanır mı?Toplar FİFA onaylı mıydı?Şimdi denebilir ki, zaten benim de aklıma geliyor, eskiden kar yağdı mı kırmızı toplar çıkardı ortaya, kim bilirdi FİFA onayını?O zaman ligimizin resmi bir maç topu da yoktu der, kendime cevabı veririm.Sıradışı durumlardı geçen hafta yaşananlar, olağandışı durumlarda kimisi olması gerekeni yapıp tv başınaki futbol izleyicisinden tepki çekti, kimi yolunu buldu, belki de asıl doğruyu Trabzonspor yaptı.Trabzon'daki top bahsettiğim şüpheleri taşıyorsa dava açan kazanır mı?Nike izinli miydi Trabzon'da gördüğümüz hadise?Peki Nike dava açsa ne alır?Tekrarı olmayacak, anormal bir durum olduğundan burada kalır mı?

Aşırı soğuk havada maç oynatılmaz, bunu ''buz ısırması'' olayında söylemiştik.Peki ya kar?Ayrı bir konu, buz yoksa sorun yok anlayışı benimkisi.Karda futbol oynamak zevklidir, ordan kalma da bi sempati var.Kar yağınca İnönü bir başka güzeldir, bu da var.

Noat Samisa

18.02.08
Asıl malzeme ilk foto.Diğerleri bu postun uzatmaları.Dünkü şok mağlubiyetin yankıları sürüyor, salı günü İnter maçı pek çok şeyi değiştirebilir.Liverpool'un haftaiçi idmanından alındığı söylenen bir fotograf, sakatlıktan dönüşü sonrası Torres geçmiş topun başına, vücudunun zeminle yaptığı açı ve ayak bileğinin aldığı pozisyon fotonun buraya taşınmasının sebebi olmasa da harika bir görüntü.Kale içine dizilenler soldan sağa; Ryan Babel, Emiliano Insua, Daniel Agger.Torres'in yanında duranı tahmin etmek fazlasıyla kolay olsa da yine de söyleyelim, Peter Crouch.Oyunun adı oralarda ''bare-arse''.Buralarda kökleşmiş bir adını hatırlamıyorum ama oynanırdı.Torres'in vurduğu top devamında Agger'a doğru gidiyor, ardından da sırayla Riise ve Benayoun topun başına geçmiş.Kale içindeki üçlü değişmiyor, artık ceza mı aldılar yoksa 3'erli takımlarla topu popoya çarptıramayan takım yatıyor mu, bilemiyorum.İdmanlarda bunlarla uğraşıyor, sahada rakiple uğraşamıyorlar mı?Mesela Crouch.O bacakların arası bir adam boyu, Torres sahada yokken Crouch da kenarda oturuyorsa olmuyor, Benitez de ısrar etti bir süre bunda, mesela bu sezon İstanbul'da.Crouch girdi gol geldi.Diğer foto ise tribünden, denize düşen yılana sarılır temalı.İkisi de patron, ikisi de aynı.Amerikalılar OUT, Araplar İN.Amaç Rafael Benitez'i korumak.Kulübün maaşlı işçisini yönetime karşı durarak savunmak ne kadar zordur, bu ülke insanı iyi bilir.

Noat Samisa

17.02.08

Şu sıralar tipiye dönmüş kar yağışı, lastik izi bile yok şu an pencereden görünen yolda.Çok güzel bir ortam, duygusal şarkılar dinleyip çorapsız ayaklarla balkona çıktıktan sonra üşüyüp yatağa girmeyi planlıyorum.Saçma ama melankolik.Akşam evden çıkarken de böyleydi, dışarısı soğuk, sıkı giyinip Şeref Bey'e doğru yola çıktım.Tribündeki yerimi aldığımda kadrolar okunuyordu.Şöyle bir stadı süzdüm her zaman yaptığım gibi, beklediğimden kalabalıktı.Zemin fena değildi, kar yağışı da azalmıştı.''Yağmurlu bir günde görmüştüm seni'' yerine karlı bir gün.Beşiktaş'ı yaşamak için uygun bir ortam.Daha evvel çok farklı şeyler hissedebildiğim o stadda, son dönemde birçok hissiyatımı kaybetmiştim, bu maç, bu ortam belki biraz toparlayabilirdi beni.
İlk 10 dakika özellikle orta yuvarlak civarındaki ikili mücadeleler sürekli yerde bitti, kayıp düşmeler pek bi fazlaydı.Karlar ezilip eriyince, kar yağışı da ilk yarının ortalarından sonra etkisini kaybedince zemin futbola elverişli hale geldi.Maçı tvden izleyen herkes zeminin aşırı beyaz oluşundan ve topun renginden şikayetçi, evde maçın özetini izlediğimde ben de hak verdim.Ama stadda böyle bir sorun yoktu, ne futbolcular ne de tribündekiler için.Bir sorun vardıysa o da soğuktu.Aydın'ı sahada görmek mutlu etti beni, en nefret ettiğim Ertuğrul Sağlam kararlarından biri olmamış, olması gereken olmuştu.Kilit bir oyuncu sahada yer almadığında 3-4 oyuncunun birden yeri değişiyordu, mevkiidaşı düşünülmüyordu.Tello'nun yerine Aydın doğru seçimdi.Diğer yanda sağ bekte İbrahim Toraman.Geçen sene Tigana koymadı mı Toraman'ı sağ beke?Ertuğrul Sağlam sene başından beri denenmişleri denemeye devam ediyor.Ve bu denemeleri de yokluktan yapıyor, tutuyor, eğrisi doğrusuna denk geliyor.Aradaki zaman kaybıdır bize kar kalan.Geçen sene Beşiktaş'ı takip etmediyse otursun ders çalışsın, maç kasetlerini izlesin, geçen seneden futbol şubesinde Tigana ile ortak çalışanlardan bilgi alsın. Orta saha tek bir adama, Cisse'ye emanet.Her yere düştüğünde yüreğim ağzımda boş boş bakıyorum.Defansta kurgusal bir yapı yok, geçen senenin çizgi savunması tamamen yok olmuş durumda.Gordon ilk maçtan kalibresini belli etti, konuşkan biri, arkadaşlarıyla iletişimi iyi.Yanında aşırı bozuk bir Gökhan Zan oynamasına rağmen iyi gözüktü.Kademelerde Toraman da yardımcı oldu, 80 dakika sorun çıkmadı.Geçen sene Üzülmez'i fazla ileri çıkması yönünde teşvik edip, sağa Toraman konuyordu, orta sahada ise defansif yetileri nispeten kuvvetli Burak Yılmaz ile defans-ofans dengesi kuruluyordu.Geçen seneye göre futbolcu kalitesi olarak yükselme, sistemsel olarak yokoluş var.Bu da Ertuğrul Sağlam hanesine eksi olarak yazılır.Maalesef Beşiktaş'ın başarısı bireysel becerilere, başarısızlıkları da hocasının belirttiği gibi ''bireysel hatalara'' bağlı.Her maç aynı cümleleri duyuyoruz ve artık gerçekten sakin olamıyorum.İnönü'deki son 4 lig maçında toplam 19 gol atıldı, Beşiktaş her maçta gol yedi.
Kolay maç, fantastik bir biçimde 2-2'ye geldi.Rüştü ıslıklandı, tribünün genel davranışı olarak bu hareketin yanlışlığı ortada.Ama Beşiktaş'ın kalesindeki ciddi sorun da ortada.Rüştü gol yemeden maç tamamladı mı Beşiktaş'ta?90+'da artık ilk maçta sayılmayan golün diyeti mi, yoksa tribünde donan ayakların hatrına mı, Risp kaydı, Toraman'ın cılız şutu Risp'e çarpıp gol oldu ve 3 puan geldi.

Mart geldi, halen belli bir şablon kuramıyorum.Sakatlıklar sonrası hayalimdeki kadro şöyle:

------------Hakan-----------
--Kaş--Zan--Gordon--Tello--
-------Kurtuluş--Cisse-------
---Özkan---Del---Holosko---
------------Bobo------------

Ali Tandoğan yok, İbrahim Üzülmez yok, Ricardinho yok.Sanırım gelecek planları için de mevcut şartlar içinde de en doğrusu bu.

Son dakika golü Beşiktaş'a umut getirdi, inancı gösterdi.Hepsinden önemlisi mutlu etti.Eve geldim, son dakika golü sonrası Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı sıfatlı kişiyi gördüm televizyonda.Çok sağlam küfürler eşliğinde seviniyordu.Klasik basit insan hasleti olarak ''rağmen''leriyle kavga ediyordu.Birilerine küfür ediyor, el-kol yapıyordu.Bu kişinin sıfatı Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı.Utanıyorum.

Yürüdüm avaz avaz, Yürüdüm çığlık çığlık, Boğazımda yaşlı bir hıçkırık, Yutkunarak yürüdüm...

Noat Samisa

16.02.08

Manchester United 4-0 Arsenal
Geçen hafta duygusal derbide silik bir oyun ortaya koyarak, bir önceki hafta Arsenal karşısında ofansif anlamda bitik bir görütü veren, Elano olmadığında hucüm varyetelerinin sıfırlandığını söylediğim City'e mağlup olan Man United, futbolda düz mantık olmadığını 4-0 ile ispatladı.City'nin forvetleri gelmişti, altın yumurtlayan tavuk Benjani ilk maçtan tribünün en çok sevineceği golü atıvermişti geçen hafta.Bugün Wenger, kupa takımını değil de as takımı katkılı takımı çıkarmıştı Old Trafford'a, Afrika'ya giden oyuncuları da dönmüştü Londra'ya.United'da Ronaldo kadroda yoktu, Tevez kenarda oturdu.Eriksson'un ''Ronaldo'yu kitlerseniz'' ile başlayan önermesinin de mantıksızlığı böylece ortaya çıkmış oldu.
Man Utd: Van der Sar, Brown, Ferdinand, Vidic, Evra, Fletcher, Carrick, Anderson (Scholes 72), Park, Rooney (Saha 71), Nani

Arsenal: Lehmann, Justin Hoyte, Gallas, Toure, Traore, Eboue, Fabregas (Flamini 70), Silva, Hleb (Adebayor 70), Eduardo (Senderos 71), Bendtner

Doğru dürüst pozisyonu yok Arsenal'in.United yapması gerekenleri sahaya koyarak, ilk yarısını 3-0 önde kapattığı maçı 4-0 kazandı.Eboue, 48'de Evra'ya insanlık dışı bir tekme atıyor, sonrası Arsenal 10 kişi.4. golde Nani, bahsettiğimiz üzere CR7 benzeri hareketler sonrası soldan ortasını yapıyor, arkada Ferguson akademisinin emekçilerden Fletcher maçtaki ikinci kafa golünü atıyor.

***

Liverpool 1-2 Barnsley
Championship'in orta sıra takımlarından Barnsley, Luton Town'ın kıyısından döndüğü, Havant & Waterlooville'nin niyetlendiği işi başardı, Liverpool'un FA Cup macerasını bitirdi, FA Cup Çeyrek Finaline yükseldi.Bunu da Anfield'da, 32. dakikada geriye düştüğü maç çevirerek başardı.1-2'lik skorda en büyük pay, Barnsley'in yılbaşında WBA'dan 1 aylığına kiraladığı, kariyerinde 4 sezonluk Man Utd kariyeri bulunan 84 doğumlu kaleci Luke Steele'nin.1-1'den sonra 5 tane gol olsa kaleciye laf getirmeyecek topu çıkardı, böylesi bir galibiyetin efsaneleşmesi için de böyle bir kahraman lazımdı.
Tartışmaların çerçevesi az-çok belli Liverpool'da.Topyekün Amerikalı patron karşıtlığı var Anfield tribününde, bu konuda herkes hemfikir.Birkaç ay önce yapılan Rafa'ya destek yürüyüşünde herkes aynı duyguyla hareket ediyor, aynı düşünceyi paylaşıyordu.Şimdi iki kutup oluşmuş durumda, Houllierci'ler ile Benitezci'ler.Bir nevi benim ''Tiganacı'' oluşum gibi.Elde ne var, Gerard Houllier ile 6 sene, 2 League Cup, 1 FA Cup, 1 Super Cup, 1 UEFA Cup ve 1 Charity Shield.Rafael Benitez ile 3,5 sene, 1 CL (+1 final), 1 FA Cup, 1 Super Cup ve 1 Chairty Shield.Houllier'in imkanları ile Benitez'in imkanlarını karşılaştırınca Houllierci'lerin, yani Benitez'e el sallayanların eli kuvvetleniyor.Çok bahsettik Liverpool'dan ve Benitez'den.Sene başı hiç olmadığı kadar EPL şampiyonluğu yakın görünüyordu.Benitez de 2000'lerin kesinlikle en iyi 5 teknik adamından biriydi ve sahaya koyduğu taktik anlayıştan önce şampiyona planlamasıyla öne çıkan bir hocaydı, Benitez rotasyonu iyi yönde de ağızlara dolanmıştır, kötü yönde de.Başarısızlıkta hedef belliydi, ''rotasyon''.Tıpkı bugünki gibi.Başarıda da Benitez göğsünü gere gere rotasyondan bahsediyordu.Olmadı, özellikle bu sezon Kasım ayı ve sonra Benitez kendini yalanlamaya başladı.Kendisi değildi artık, özgün değildi.Yine koptu Şampiyonluk yarışından Liverpool.Şimdi endişeli bir bekleyiş var, salı günü İnter maçı önemli gösterge.CL de elden giderse tutunacak hiçbir şey kalmayacak ve bu da Benitez'in Liverpool'dan ayrılış sürecinin başlamasına neden olacak.

Cardiff 2 Wolves 0
Chelsea 3 Huddersfield 1
Coventry 0 West Brom 5
Liverpool 1 Barnsley 2
Bristol Rovers 1 Southampton 0
Man Utd 4 Arsenal 0

Yarınki iki maç ile birlikte son sekiz belli olacak.Şimdiden EPL dışından 4 takım son sekize girdi bile.

Preston v Portsmouth, R5, 18:00
Sheff Utd v Middlesbrough, R5, 16:00

Noat Samisa

16.02.08

Mevcut Beşiktaş Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin sıfatları bunlar.Beşiktaş şu an nerede?Kimin gözünde ne halde?İki soru ve yanıtlarıyla başlamak istiyorum.Beşiktaş en son 2004 yılı 25 Ocak gününde idi.Bir müddet orada kaldı, kendi içinde kaosun tanımını yaptı ve sonrasında başarı vaad eden, karşılığında ise kulübün teamüllerine karşı gelen yöntemlerinin kabul görmesini isteyen eskilerin yönetim kurulu üyesine sarıldı.Kısaca ''bizim de hikayemiz gelecek vaade eden bir yöntici/politikacı ile'' başladı.Öyle görünüyordu en azından, işadamıydı ama batırdığı şirketlerin sayısı pek bir fazlaydı.Çalışkan babanın yeteneksiz oğluydu o, içinde de babadan kalma Beşiktaşlılık vardı.Gerisi bilinen hikaye.Sonu daha doğrusu şimdiki zamanı ise daha kirli bir biçimde ''satılık olmayanın alıcısı'' rolünde.Meğer o kadar da yetenksiz değilmiş bizim oğul!

Meşhur Bolton maçıdır benim miladım.Sonunda otobüs kalkmıştı olmayan deplasmana, kayış orada kopmuştu zaten.Şu zamana kadar yaşanılanların başlangıcıydı sadece ve içinde bulunulan durum şu zamandakinde çok çok daha iyiydi ama tepki daha gür, daha bi içten idi.Burada hemen bir parantez de açmak istiyorum, derdim tribün değil.Tribünün arızalarını sayabiliriz burada, o stadın bir mensubu olarak kendime bile saydırabilirim.O daha başka bi konu.Tribün seçim malzemesi, iktidar kuvvetlendiricisi ya da devrimin altyapı hazırlayıcısı olamaz, olmamalı.Ne iktidarın destekçisi, ne de muhalefetin sözcüsü.İnsanlara değil olaylara, yaşananlara tepki koymalı tribün, misal Sivas maçı.Düstur bu olduğunda kaybedilmiş maçın faturasını yönetenler ve emekçiler tribüne kesseler de tribün yaptığının arkasında durur, büyük bir kısım da durdu zaten.Bu açıdan bakıldığında Süleyman Seba'nın miladı dolduğunda yapılan post-modern-çakma devrim, yanlış Batılılaşmanın Türkiye'ye getirdiği çarpıklık gibi Beşiktaş'ı da karşılaştığı yanlış adamların da büyük etkisiyle bu hale getirdi.''Sizin ayrılmanız için küfür eden taraftarları arkadan yönlendiren biri var mıydı, yoksa bu doğaçlama bir tepki miydi?'' diye sormuştu zamanında Sanem Altan."Evet, onların kim olduklarını da biliyorum.Ben başkanken yanımda dolaşanlardı. Sonra da dolaştılar ya etrafımda, neyse..." demişti efsane başkan Seba.Mesele bu, tribün bu ithamın kıyısına dahi gelmemeli.Bolton maçına dönersek, ''Rıza benimle geldi, benimle gider'' sözü meşhurdu o zamanlar, Malmö deplasmanı dönüşü ağlaşan Demirören-Çalımbay fotografı ile birlikte.''Yönetim İstifa'' idi, ama içi boştu.Hızlı geçiyorum arasını, geldik devamında İnönü'de 0-1 kaybedilen Çaykur Rize maçına.Fenerbahçe deplasmanı öncesi, numaralı, açıklar ve susan, gök gürültüsü değil cızırtı olarak koroya katılan kapalı.Şüpheliler sorgu odasındaydı artık, geçen sene İnönü'de 0-1 biten Sivasspor maçında kavga tribüne sıçramıştı.Kapalıyı satılmışlıkla suçlayan bir kısım numaralı, işi kaba kuvvete döken, tribün jargonuyla numaralı kapısına mevzuuya giden bir kısım kapalı ''iki direk arası'' mensubu.Sinan Engin rezaletiyle birlikte bu seneki Ferdi Arslan cinayetine kadar geldik.Daha tam aydınlatılmadığından bu hadise ile ilgili fazla konuşmak doğru değil.

Uzaktan bakınca bu yaşanılanlar inanılmaz hadiseler.2000 yılından itibaren 8 sene içinde inanılmaz iniş-çıkışlar, kolay değil bunları kaldırabilmek.Ortada her yönden berbat bir tablo ve Beşiktaş'ın Beşiktaşlı'ın gözünde dahi renkleri, arması ve geçmiş güzel günlerin ifade ettiği anlamdan, dün idmanda futbolcuların açtığı pankarttan ötesi yok.Olan vardır belki, ben gözlemimi, yaşadığımı söylüyorum.İçinde Beşiktaş geçen her cümlenin bir ''ama''sı var ve benden bundan gerçekten bıktım, bezdim.

Kayseri deplasmanından bugüne yaşananlar yukarıda yazılanların sebebi mi sonucu mu ben karar veremiyorum.Ya da başlangıç mı son mu?''Kız takımı'' yakıştırması, aynı yönetici ''teşvik normaldir'' diyebilen biri.Beşiktaş'a yakışıyor mu?Ne Beşiktaş'ı yahu, kişisel görüşünün sahip olduğu mevkii olmasa değeri olmayacak bir insanın kendine ve yönetme işine giriştiği spora/işe bakışı bu, neyi neye yakıştırıyoruz ki?Maaşlar ödenmedi meselesi yazıldı ardından.Kulüp bünyesindeki personel sayısının fazla olduğu, hatır-gönül ilişkisiyle vasıfsız insanların haketmedikleri mevkiilere getirildiği divan toplantılarında bile söylendi.Söylenenlerin de gerçek olduğu kulübün resmi sitesi ve televizyonunun halinden anlaşılabiliyor.Personel azaltımı ve kalifikasyonu gerekli.Futbol takımı için de geçerli bu durum, azalarak büyüyebilir Beşiktaş.Mesele bu, yoksa kendi rızan ile işe aldığın kişiye vaad ettiğini verebilmelisin.Sonraaynı konuyla ilişkili olaarak Kaya Peker'in ''alacaklarının ödenmediği için'' Dinama Moskova'ya, ULEB Cup'ta şampiyonluk yolundaki en önemli rakiplerden birine gittiği iddiası.Henüz net bir şey öğrenebilmiş değilim ben bu konu hakkında, en geç yarın OYAK Renault maçında belli olur.Bugün M.Demirkol'un yazısı, (geçenlerde kapıştığı Hıncal'a destek mi verdi?) futbolcuların maaşları, Holosko ve Mehmet Topuz transferleri ve transfer denemeleri ile olan ilişkisi.Hıncal Uluç'un geçen günlerde ''Siyah-Beyaz, Ölüm-Yaşam'' sloganı sebebiyle savcıları göreve çağırması.(Fazlasıyla saçmaydı.)Bu gerilimin devamı olarak ''Ya da Mehmet Topuz'a demiştir ki 'Ben Beşiktaş'tan 11 milyon euro alacağım. Kırışalım bunu. Yarısı senin yarısı benim.' Olacak şey değil.'' cümleleri ile Yıldırım Demirören'e dolaylı hakareti, komisyoncu yakıştıması.Ben de başka bir yakıştırma yapıyorum, benimkisi tekrar ediyor olduğum üzere ''satılık olmayanın alıcısı''.Bu da Beşiktaş YK'sının Hıncal Uluç'a ve dolaylı olarak üstüme alındığım üzere bana birinci ağzıdan resmi site aracılığı ile cevabı:“Ne olduğu ya da olmadığı kamuoyu tarafından yıllardır çok iyi bilinen ‘pembe kazaklı’ Hıncal Uluç’un, temsil ettiği ahlak anlayışının pisliği içinde er ya da geç boğulacağına inanıyor ve bu zat’a cevap dahi vermenin lüzumsuz olduğunu düşünüyoruz. Hakkında gerekli yasal işlemleri başlatacağımız Hıncal Uluç, hesabını Yüce Türk Adaleti’ne verecektir. Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz''.

Biz bilmiyoruz sanki Beşiktaş Başkanı'na ''tüpçü'' demeyi, biz bilmiyoruz sanki en edebi küfürleri.Konuşurken, stadyumda iken, buraya yazarken toplum yaşantısına ve çevremizdekilere daha da önemlisi kendimize ''saygılarımızla'' demek yerine saygı duyuyoruz.''Pembe kazaklı''...Vallahi utanıyorum.
Kurumlar insanların üzerindedir ve kurumlar adına söylenenler birey söyleminden üst mertebededir.Kurumlar ''saygın'' olursa varolurlar, insanlar soyut bir şeye ya saygı duyarlar da bağlanırlar ya da kurumlar korku yoluyla insanların gözünde soyut saygınlık kazanırlar.Maaşlı işçisine, kulüp mensubuna ''komisyoncu'' suçlaması yapıldığında resmi yayın organlarını tahsis etmeyenler, bugün kendilerine yapılana karşı sokağa inmişler!

Beşiktaş, manevi değerler olarak dibin dibinde.Maddi değer olarak dipte, henüz manevi değer mertebesine inemedi.Benim gözümde, arması, rengi, forması, tılsımı ve yaşttığı geçmiş güzel günler var, gerisine bağlanamıyorum, kimseyi kabul edemiyorum.Biri vardı bana yakın gelen, camiayı 25 Ocak 2004'ten alıp, -dili geçmişten şimdiki zamana getirebilecek bir adam vardı, o da Jean Tigana idi.Beşiktaş'ın bir yarısı 2000-2004 arasında kalmış halde, halen oradan çıkamıyor.Bir kısmı sürekli değişen, gittikçe hızlanan zamanın akışına kendini kaptıran futbol dinamizmine direniyor, 90'ların başında hala.Toptan bir parçalanma var, zaman ayrı, mekan ayrı, taraf ayrı.''Şimdi''yi yaşayabilmek için geçmişten kalanın posasını, tecrübesini aldıktan sonrasını geride bırakmak, o zaman mutlu edenin şimdi işlemediğini görmek lazımdı.Aşırı gelenekçiler ile, yanda çarklı modernlerin ağır sözleri altında işbilmez Beşiktaş YK'sının kucağına atılan bu yalnız adam ve gözü gibi baktığı takımı sabote edildi, sırf parası biten birinin tek iş bulabildiği kurum olan Beşiktaş'a dönmesi için.
Yazının pek düzenli olmadığını kabul ediyorum, kolay değil yüzlerce sayfa sürecek bir hikayenin özetini çıkarmak.Daha değinmediğimiz federasyon seçimleri ve Fulya konuları var.''Sinan Engin ve Demirörenle 1-2 ay çalışsam ben de saçmalarım'' benzeri bir cümle kullanmıştı Uğur Meleke, benim de durumum bu.5 gün ayrı kaldım buralardan, öyle görünüyor ki uzun bir müddet kesinti yaşamadan eski tempoya geri döneceğim.Bu 5 günde bol bol FD dinleme fırsatı buldum, başta başlık olmak üzere pek çok esinlenme bulunabilir.Yarın da soğuk havada bir İnönü macerası sonrası futboluna bakarız son zamanlardaki nadir güzelliklerinden biti Sevgililer Günü mesajı olan Beşiktaş'ın ve futbol takımının.Ardından da hafta içinde ''eleştirmekle olmaz kardeşim, nasıl olcakmış bu iş'' yazısı var.

Noat Samisa

15.02.08

Mehmet Topuz bugün 15 km. falan koştu galiba, koşular da boşa değildi.Sağda aldı topu, solda aldı, topu savunmadan çıkardı, dikine takımı atağa kaldrıdı, uzun top attı, şut attı, serbest vuruşlarda kaleyi buldu.Yine her şeyi yapabildiğini gösterdi, bu ligin üzerinde bir futbol oynarak kalibresinin bu ligin üzerine çıktığını kanıtladı.Yaşı geldi 25'e, futbolunun en verimli döneminin başında.Vitrine geç çıktı yine de 19 kez A milli oldu.
Yıldırım Demirören ve Recep Mamur, birinci ağızdan yarım da olsa teyit ettiler, transferin son günlerinde Beşiktaş Mehmet Topuz'a 11 milyon avro teklif etmiş.Bu ligde kim var 11 milyon eden?Beşiktaş'ta hangi oyuncuya bu rakam teklif edilse terddütsüz satılsın derim.Fenerbahçe ve Galatasaray hangi oyuncusu için reddedebilir böylesi bir parayı?Nihat'ın yaşı piyasa değerini düşürdü, o da etmez 11 milyon avro.Öyleyse en pahalı Türk futbolcusu mudur Mehmet Topuz?Recep Mamur'un teklifi red gerekçesi de ilginç, takıma lazımmış ligin ikinci yarısı Mehmet Topuz.Bu, bir yerde kişisel/kurumsal tercih, saygı durmak gerekir.Ama kişiden ve kurumdan bağımsız olarak olayı yorumlarsak, 11 milyon avroyu reddetmek hiç de akılcı değil.Kayseri'nin bu sezon yapabileceği en fazla UEFA Kupası.Şampiyonluk ya da CL kovalayabilir mi, çok çok zor.Kabul etmek gerekir ki Topuz ve Ünal Kayseri'den ayrıldığında takımın gücü ve vizyonu yarı yarıya azalacak.Ayrıyeten halk desteği de.Önümüzdeki sezon hazır olacak yeni stad ve bekleyen iki futbolcu satışı.Doğru planlama ile Topuz ve Ünal'dan kazanılan para ve yeni stad avantajı kullanılırsa Kayseri'de güzel günler yakındır.ama bu ikili satılmalı, piyasaları yüksekken, yüksek olan piyasalarına ek olarak uçuk teklifler de varken satılmalı.
Beşiktaş tarafında ise satışa çıkartılmayan kulübün tek alıcısı Yıldırım Demirören, bu 11 milyonu da vererek kulübün kendisine olan borcunu 55 milyon avro ciavrına getirmeyi amaçlamış olsa gerek.Böylelikle kulübün %51'lik hisselerini alabiliyor mu acaba?Mehmet Topuz 11 milyon eder mi peki?Bu ligde emsal bir oyuncu olmadığından kıyası zor.Yabancı sınırını da hesaba katıp düşünmek gerek.Yurtdışı transfer örnekleri vermek tam karşılamaz bu durumu ama fikir verebilir.
Maç için Beşiktaş adına evvelden söylediklerimize ek olarak söyleyecek çok fazla bir şey yok.Futbol dışı üzüntülerim var, sahada görünen ise silik bir Beşiktaş ile oyunun her alanında iyi bir Kayserispor.Koray Çölgeçen, 1 gol 1 asistle oynamasının yanı sıra sağ tafafı önce kapadı, sonra çalıştırdı.Bunun nedeni karşısında Üzülmez'in olması mı yoksa devamlılık arz ediyor mu, bakmak gerek.İzleme listeme yazdım.Akşam da ASY'de Burak Yılmaz ve Yılmaz Vural var, ilginç bir maç olabilir.

Noat Samisa

09.02.08
Anderson ''Bu yeni çocuk da kim?'' der gibi bakıyor ama zamanla öğrenecek.Diego ile evvelden tanışıyor olmalılar, pek içten bir yüz ifadesi ile karşılamış.Belki de ''sen Pato'ya, ben Kaka'ya duacı, kaderlerimizi benzer'' diyordur.Robinho karşı masa ile muhabbette, Bobo başka birine bakıyor, gruba yeni katılan çocuk mahmurluğunda...

Ertesi gün maç oynandı, Robinho attı, 0-1 Brezilya kazandı.Dunga oynatmadı Bobo'yu.Sonradan oyuna alsa da ''zaten ilk 11 başlamadı'' denirdi.Bu kadar büyük bir olay, Brezilya'da iken A milli takıma çağrılmamış bir oyuncunun, ilk kez Türkiye'den ulusal takıma davet alması, resmen alay konusu yapılmaya çalışıldı.(Edu, 2003 Konfederasyon Kupası ile başlamıştı ulusal takım kariyerine, aynı kadere sahip değiller.)Zico'nun tavsiyesinden, Alexli muhabbetlere, Zaman gazetesinin dayatmasına ihtimaline (hayatımda duyduğum en saçma hikaye, dünyaya meteor çarpsa cemaatlerden bilecek bunu ortaya atanlar) kadar Bobo'nun başarısı hariç her şeyden söz edildi.Bir de Bobo'dan memnun olmayan bir kesim Beşiktaş taraftarı var, fikirlere saygı kanunu geçmiyor söylenenleri duyunca.Her açıdan mükemmel bir olaydı, bu da ordan kalma güzel bir hatıra.Umarım devamı gelir.

Noat Samisa

08.02.08

İki önemli haber geçildi bugün Ada medyasında, blogun tatilden, yazarın vakitsizlikten dönüşüne denk geldiğinden daha bi ilgi cezbetti.Haberlerin ikisi de Premiership'in genel işleyişini değiştirir nitelikte, öyle ''Merseyside derbisi Dubai'de mi?'' diyerek geçmek olmuyor.
Üzerinde çalışılan projeye göre EPL 20 takımla devam edecek, ancak fikstür 39 haftaya çıkacak.Bu da nasıl olacak, ilk düşünülene göre ligin ilk yarısını ya da 38 haftayı ilk 5'te bitiren takımlar seribaşı olacak.Kura çekilecek, bu beşli rakiplerini belirleyecek.Geri kalan 10 takım da tek torba kurası ile eşleşip, beş şehire maç yapmaya gidilecek.Her şehir önceden başvurusunu yapacak.Olimpiyatlara-şampiyonalara ev sahibi olmak için nasıl bir prosedür varsa benzeri işte.Beş şehir belli olduktan sonra her şehire iki maç usulüne göre dağıtım yapılacak, bu dağıtımda da çeşitli kriterler belirlenebilecek.Mesela Hong Kong'dan yayın yapan NowTV tek başına Premier League'e £100 milyonluk bir kaynak aktarıyor.Derse ki ben Hong Kong'a Man United'ı istiyorum, kabul olunabilir.Hepsinden değerlisi, bu 39. maç haftası şampiyonluğu da CL vizesini de küme düşmeyi de etkileyecek.Britanya dışında ne olduysa tabelaya yansıyacak.Bu da demek oluyor ki İngiltere'den ekmek yiyen futbol emekçileri, patronları keselerini doldursun da bunlara da üç-beş koklatsın diye dandik hazırlık maçları yapmaya, 80 bin kişi önünde bayağı idmanlar yapmaya ve Uzakdoğu seyahatinde jet lag mağduru olup da üç gün sarhoş dolaşmaya isyan edemeyecekler.Çünkü artık yurt dışı seyahatleri meşruiyet kazanacak, yaptıkları işin, sene başı koydukları hedefin bir parçası olacak.Dandik hazırlık maçlarının yerini, sene boyu iki kez karşılaştığı gerçek rakipleri ile yapılan üçüncü bir maç alacak.İdmanlar yine para edecek, asık suratlı futbolcuların yüzüne sayısız flaş patlayacak.Patronlar para kazanacak, bir kısmı emekçilere düşecek.Ligin naklen yayın ve reklam gelirleri artacak, pazarı büyüyecek, tvden gözüken sanal Premiership sokağa inecek!Sonucunda daha büyük bütçeli bir lig, daha çok para, daha çok transfer harcaması...Bu yaz prosedürü tam olarak belirlenip, en geç 2011'de uygulamaya geçmesi düşünülmekte.Yerel lig kavramı da böylece rafa kalkmış oluyor, EPL Dünya üzerinde şubeler açıyor.G-14'lerin izolasyonu, feshi ya da her neysesinden sonra futboldaki en büyük globalleşme adımı böylece atılmış oluyor.M'Boro-Newcastle maçını İstanbul'a alsak da M'Boro TV bi muradına erse, stada kaç kişi gider merak ediyorum.
Diğeri de Britanya'da artan oyuncu sayısının kullanılabilirliği açısından çok önemli.EPL'de kenarda 5 yedek bulanabiliyor, en azından CM-FM oynayanın aşinalığı vardır.Bu durum önümüzdeki seneden itibaren değişiyor, genelgeçer kural kabul olunuyor.7 yedek bulanabilecek artık kenarda, yine 3'ü kullanılacak.Rotasyon sistemini herkes kıyısından köşesinden uygulamak zorunda bu ligde, kaçarı yok.Biraz daha esneklik getirecek bu karar rotasyona, hocaların işini kolaylaştıracak.2 oyuncu daha kadro dışı kalmayacak, en azından kenarda forma bekleyip gönlü hoş tutulacak.Sahada oynayanların rotasyonu olduğu gibi kulübenin de rotasyonu var, orada da dengeyi kuramaz, futbolcuya iyi-kötü, az-çok rolünü benimsetemezseniz verim alamazsınız.Bu açıdan şişkin kadroların -hepsi şişkin zaten- yönetiminde kolaylık sağlayacak.

Mahalle maçlarından yurt dışında yerel lig maçı oynamaya kadar ulaştı futbol topu.Bizim Super Kupa'mız var, bir de yurt dışı derbimiz olsa fikri fena değil.Bari üretemiyoruz, kopya çekelim.İngilizlerin peşinden İspanya ve İtalya da gelecektir, yakındır.

Noat Samisa

07.02.08