Patron kim? demiştik, aradan 15 gün geçti, asıl patronun kim olduğu ortaya çıktı.Başaramayan Avram Grant'in eline sözleşmesini tuttuşturdu asıl patron Abramovich.Chelsea'nin bu sezon yaşadıklarına dair güzel bir örnek düştü aklıma: Çalışma masamda halen bir kutu dolusu Lego durur, çok uzun aralıklarla da olsa hala ufak tefek bir şeyler yaparım.İçerdeki çocuğu çıkarır dışarıya, çocuk sahibi olup da ''çocuğu oynatma'' bahanesiyle Lego fanatiği olan pek çok ''baba'' vardır.Baba genelde bir ev yapar ya da uçak, araba vs., güzeldir ama çocuk bunu beğenmez.Alır babasının elinden, bozar, kendi yapar.Ama onu da beğenmez.Abramovich'in de hikayesi bu.Sene başında aksalıkları da olsa Mourinholu Chelsea vardı, arsız çocuk Abramovich oyuncağının bu halini beğenmedi.Aldı eline, bozdu, kendisi yeniden yaptı.Zaman geçtikçe onu da beğenmedi, yeniden bozmak için fırsat kolladı.Başaramadın dedi Grant'a, ver oyuncağımı geri.Grant gider de akıl hocası Henk Ten Cate durur mu?Onu da gönderdiler.Fotograftaki adamlar birbirlerinin kaderini direkt olarak etkilediler, yüzlerdeki gülümseme uzaklarda kaldı.Chelsea'de kimsenin yeri sağlam değil demiş giderken Ten Cate.Mourinho'nun imzasıyla Chelsea'den gidecekler de hoşnutsuzluklarını veda demeçlerine yansıtacaklardır.£620 milyonluk borç ile borç liginin şampiyonu Chelsea, huzursuzluğun da şampiyonu.

Noat Samisa

31.05.08

''Yıldız oyuncu takımını Konyaspor karşısında 1-0 mağlupken, 3-1 galibiyete taşıyan futbolcudur.'' demişti Sadi Şener, bu demeciyle Gökdeniz Karadeniz'in satışına karşı çıkanlara cevap veriyordu.Bu demeçten sonra Trabzonspor'da bir gelişme, değişme olmayacağını, yeni başkan Sadi Şener'in yurdumuz futbol yöneticisi skalasınınn belirgin tonlarını taşıdığını düşünmüştüm.Aradan geçen zamanda saha içine dair güzel şeyler oldu, doğru işler yapıldı.
Kazanma kültürü önemlidir diyorduk, Trabzonspor'un transferler sonrası kadrosu son senelerde kurduğu en iyi yerli kadro.Yabancılarda bir şekilde isabet tutturan bir takım Trabzonspor, son 2 yılda futbolcu satışından €30 milyona yakın para kazanan, bu ülkenin bu açıdan son yıllarda en iyi kulübü.Ancak böylesi bir kazancı doğru yatırımla amaca uygun işletememek çok acı.Giray Kaçar, Egemen Korkmaz ve Ceyhun Gülselam ile stoperde alternatif artırıldı.Bu iki oyuncu da bana göre eldeki stoperlerden daha iyi, daha az yıpranmış olarak gelmeleri de önemli.Dinamo Zagreb'den alınan Hrvoje Cale ve Trbazonspor tarihinin ilk Arjantinli'si, 22 yaşındaki orta saha oyuncusu Gustavo Colman izlenerek transfer edilmiş yabancılar.Son olarak da Burak Yılmaz ve Selçuk İnan.İki futbolcunun da adı burada çok geçti.Selçuk artık kendini kanıtlamış, ligimizin en değerli orta saha oyuncularından.Burak Yılmaz ise doğru kullanıldığında çok değerli bir silah.Eğer maya tutar, biraz olsun güven duygusu yeşerirse Trabzonspor'un yeniden yukarıya oynaması mümkün.Önüzmüdeki sezon için belki ilk 5'i zorlamak, sonraki sezonlar ilk 3, adım adım hedef yükseltmek gerek.Çok kırılgan bir yapı var Trabzon'da, yalnızca futbolda da değil, genel bir sorun bu.Kolay değil, gelinen noktadan eskiye dönüş için doğru hamlelere hem saha içinde hem saha dışında ihtiyaç var.Avni Aker Stadı'nda tadilat devam ediyormuş, kombine kart fiyatları açıklanmış, hedef 15 bin: VİP Tribünü için 2500, Kapalı 1 (B-C-F-G Blok) için 1000 YTL, Kapalı 2 (A-D-E-H Blok) 750 YTL, Maraton Tribün için 300 YTL, Açık Tribün içinde 100 YTL’den satışa sunulacak.Kombine kart satışlarında bayanlara ve 14 yaşına kadar çocuklara yüzde 50 indirim uygulanacak.Kombine kart alan taraftarlarımıza kredi kartına 10 taksite kadar imkan tanınacak.

Noat Samisa

31.05.08

Daha önce bahsetmiştik.29-30 Mayıs tarihlerinde Sydney'de FİFA kongresi toplanacak ve futbolun hem bugününü, hem yarınını etkileyecek çok kritik bir öneri oylanacaktı.Oylandı, 155 Evet'e karşı 5 Hayır çıktı, yerel şampiyonalarda 6 yerli 5 yabancı ile sahada yer alma önergesi kabul edildi.2010'dan itibaren 4 yerli, 7 yabancı ile başlayacak uygulama, ertesi yıl 5 yerli 6 yabancı ile devam edecek ve nihai şekli olan 6 yerli 5 yabancı halini 2012'de alacak.Önergenin tıkandığı ya da açılım getirilmesi gereken noktası Avrupa Birliği yapısı, keza EPL için de UK yapısı ile Commonwealth of Nations kurumu.Bizim için de böyle bir sorun var, her ne kadar pek fazla kullanılmasa da federasyonumuzun çıkardığı Türki Cumhuriyetler kanunu 6+5'e aykırı.Uluslararası hukuk ve globalleşme futbolun mahallileşmesini zorlaştırıyor, farkında olarak veya olmadan alınan yoldan geri dönüş kolay değil.Sayısız çatlak ses, pek çok farklı düşünce var.Patronların egemen güç olduğu futbol dünyasına bir Rus'un İngiliz'lerin ulusal takımına destek verici işler yapmak zorunda oluşu, 2008 CL finalinin yıllar sonra da anımsanacak malum fotografında Lenin'in heykelinin taşıdığı anlamın benzerini taşıyor.Teoride futbolun gerçek değerine, özüne şu zamankinden daha uygun olduğu apaçık belli olan 6+5 kuralının, gelişen, değişen futbol dünyasına kademeli olarak da olsa uygulanması kolay değil.İşin içinde yalnızca sportif hatta yalnızca para da yok.Alınan kararın kapsamı tüm dünyayı kapsarken pek çok ara yapılanma arıza çıkarıyor, profesyonel futbol dışındaki mesleklere örnek teşkil ediyor.Avrupa Birliği'nin serbest dolaşımı kısıtlayıcı bir karar olan 6+5'i uygulaması demek, Avrupa Birliği rüyasının çöküşü demek.Avrupa Parlementosu da FİFA'ya sözünü söyledi, belli ki daha çok konuşulacak.Pilot uygulamaların başlamasına en az 1 yıl daha var, lobiler çalışacak, durum değerlendirmeleri yapılacak.Elbette bu karardan en büyük darbeyi alacak lig EPL; ama belki de en kazançlı çıkacak ulusal takımlardan biri de İngiltere.Sonucunu kestirmek güç, bizim lig içinde az-çok tahmin yapabiliyorken iyiden iyiye kendini sorgulamaya ve sorgulatmaya başlayan, en son Deloitte araştırmasıyla British/Yabancı oranında tarihin en büyük uçurumuna ulaşan, futbolculara ödenen maaşlar ve borç liginde dünya lideri olan EPL'in bu karar sonrası ne duruma geleceğini yalnızca merak ediyorum, tahmin edemiyorum.
Bizim 6+2'miz var, günden güne çoğalan devşirmelerimiz var.6+5'in en basit çözümü devşirme oyuncular, ulusal takımlar için de çözüm yolu aynı.Millet kavramının değiştiği, kan bağının değil, kültür bağının öneminin toplumların çoğunluğunca kanıksandığı, geçerli kabul edildiği günümüz devlet-millet yapısında ''yabancı'' kavramı FİFA'yı da, futbolu da aşıyor, herhangi bir kaba sığdırılamıyor.En basitinden, yeni nesil gurbetçi vatandaşlarımızın doğduğu ülkeyi mi, ailesinin ait olduğu ülkeyi mi seçeceği konusu kişinin özgür iradesi dışına taşınamaz bana göre.Fransa'da siyahi futbolcuların oynamasına da izin verilmemeli diyebilir biri çıkıp, Slav-Slave klasik önermesini sunabilir, Doğu Bloku ülkelerine sınırlama iddiasında bile bulunabilir.Sapkın fikirler her toplumun içinden çıkıyor.Burada önemli olan en akılcı çözüm yolunu bulabilmek.Yani bir şekilde futbolu yeniden sokaklara indirmek, mahallileştirmek.Altyapıları canlandırmak, akademileri yeniden çalışır hale getirmek, aşırılaşan nakit para akışını dizginlemek, devasa borç dağları yerine üretim yapısını oluşturabilmek.Mesele ''yabancı ya da göçmen'' sorunu değil, verdiğim uç örnekler bunu açıklamaya yeterlidir bence.Artık ''yabancı sınırı'' gevezeliğini bırakıp, yerli futbolcu pastasını nasıl büyütebiliriz, muktedirlerimizin buna kafa yorması gerek.Federasyonun şampiyona sonrası ulusal takım YK'sı olarak görünmeyi bırakıp orta ve düşük ölçekli kulüplere rehberlik edecek programlar hazırlanmalı, yeni kanunla birlikte oluşabilecek senaryolar ve bunun genç nüfusumuz düşünülerek bize sağlayacağı faydalar yalnızca kulüplere değil, kamuoyuna anlatılmalı.Karar çıkmış, kongrede kabul edilmiş de olsa bir şeyler zamanla değişebilir, biraz oldu-bittiye gelmiş bu kararın işleyişini, zaman içinde alacağı yeni şekilleri merakla bekliyorum.

Noat Samisa

30.05.08
Brüksel'de hayatını kaybeden 32 İtalyan, 4 Belçikalı, 2 Fransız ve 1 İrlandalı, toplam 39 kişi.Boş tribünler önünde oynanan, Platini'nin golüyle Juventus'un 1-0 kazandığı 1985 ECC final maçı.Futbol tarihinin en büyük facialarından biri.Takip eden 5 yılda İngiliz kulüpleri UEFA turnuvalarından men edildiler.4 yıl sonra bu kez 96 İngiltere vatandaşının ölümüyle sonuçlanan Hillsborough faciası yaşandı.İngiltere'de futbolun saha dışı gelişiminin çıkış noktası bu iki musibettir.Şimdilerde BBC'de yorumculuk ve yazarlık yapan Alan Hansen ile Mark Lawrenson 29 Mayıs 1985 günü Liverpool ilk 11'nde idiler, futbol bilgilerinin yanında böylesi tarihi bir vasfa da sahipler.Bugünün bir diğer tarihi rolü ise bu güzel şehirde yaşayabiliyor olmamıza sebep olan günün 555. yıldönümü olması.Fetihte emeği geçenleri de, yüzyıllar önce de, 23 yıl önce de ölenleri saygıyla analım.

Noat Samisa

29.05.08
Euro 2008 arifesinde olmasak Avrupa basınının esas gündemi Chelsea'nin yeni hocası olmuştu.Bizim umut tacirleri ise iyice ipin ucunu kaçırdı, böyle haberler yapmaya başladılar.İki link verilip direk rezil edilebilir bu haberi yapan adam.Ama yapacak bir şey yok, insanları kandırmak kolay.Konuya dönersek, cumartesi gününden bu yana ortaya atılan isimlerin sayısı 10'u buldu.Bugün itibariyle menejerlerinden onay alınan ya da birinci ağzıdan ilgilenildiği açıklanan iki isim var.Biri, bir sezon geçirdiği Chelsea ile FA Cup kazanan Didier Deschamps, diğeri yine Chelsea formasıyla FA Cup sevinci yaşayan Blackburn Rovers'ın Galli hocası Mark Hughes.İsimleri geçenler Scolari, Mancini, Eriksson, Klinsmann, Ancelotti, Hiddink, hatta Mourinho.Special One'ın İnter'e imzası ve akabinde Mancini'nin boşa çıkması an meselesi, resmiyet öncesi demlenmeyi bekliyor bu imza.Adı geçenlerden en uygun/mümkün isim bana göre Didier Deschamps.Monaco'da Chelsea açısından bakınca oldukça başarılı stajını tamamlayan, Juventus'ta da yapması gerekeni yapan Deschamps Premier Lig'i taşıyabilecek seviyede.Abramovich'in Mourinho ile yaşadıklarından sonra bende ''yüksek kariyerli hoca ile çalışmayacağı''i gibi bir düşünce oluştu, Grant bunun ilk ayağı sayılırdı.Ne kadar doğru, bu seçimle göreceğiz.Dünya Euro 2008'e odaklanmış, boştaki hocaların birçoğunun da tvlerde, orada burada iş ayarladığı düşünülürse Chelsea'nin imkanları o kadar da geniş değil.Turnuvadan sonra boşa çıkacak hocalar da var, liste geniş olmasına rağmen şu zamanda alternatifler kısıtlı.Gelen hoca Abramovich'in sezon ortasında bir Grant daha getirmeyeceğinin garantisini ister mi?Arnesen ile çalışmayı kabul eder mi?Yoksa paranın sıcak yüzü ve kariyer hedefleri mi kazanır?

Noat Samisa

28.05.08

Bir bıçak yarası acısız kalmaya yeter mi?Karardan dönülmez ise hep bahsettiğim o kıvılcım parlamış olabilir.

''Çarşı ismi bitmiştir, bundan böyle herkes Beşiktaşlı'dır.''

Dün gece olanlar tek başına hiçbir anlam ifade etmiyor.2 sene önce Rizespor maçındadır Beşiktaş kapalısının soru işaretleri.Daha da öncesi, Seba'nın sonundadır.Yakın zamandan geçen seneki Sivas maçındadır.Sezon başı Sinan Engin ile yapılan görüşmedir, en son Manisaspor maçıdır.Öte yandan Liverpool maçını yalnızca Beşiktaşlı'nın, Türkiye'nin değil, dünyanın önüne koyan yine kapalı üst-ortadır.Eskilerde ''iki direk arası''dır.Sorun bellidir, Hz. İbrahim'in hikayesinden karıncadır; tarafını belli etmek gerekir.Acaba, dedirtmemektir.15 yaşındaki çocuğun sırtına tişörtü geçirip, cebine bıçağı koyup dolaşmasının diyetini ödememek, Ferdi Arslan cinayetiyle çözüm yolları tıkanmışlıktan kurtulmaktır.Çökmüş genel kurul yapısını, iğreti yönetimsel icraatları değiştirebilecek tek muktedir güç olarak kalmanın dayanılmaz ağırlığıdır belki de.Beşiktaş adı geçtiğinde illa ki yanına ilişmenin rahatsızlığıdır.Üçüncü sayfanın özlemidir.Sahi, Beşiktaş üçüncü sayfalardaydı eskiden, itilmişlik miydi bu?

Birileri ''adlarından'' istifa ettiler, sıfatlarını gömdüler.Ben, yakında bu dertten istifa edeceğim, bu yaşta yoruldum.Çıkar yol kalmamışsa istifa ediniz, istifadan zarar gelmez.

Noat Samisa

28.05.08

Review yazılarına devam edelim.Genel olarak gelişme gösteren oyuncuları inceledik, aynen deavm edelim, araya senenin sürprizi dediğimiz West Ham'ı da sıkıştıralım.
Yanlış adamların eline düşmüş iki doğru adamdan biri Javier Mascherano.Media Sports İnvestments 2004'te Corinthians'ı 10 yıllığına ele geçirdiğinde yaptığı en önemli işlerden ikisi, sırasıyla $15 ve $20 milyon bedelle Mascherano ve Tevez'i transfer etmek olmuştu.Mascherano ilk sezonunda sakatlandı, uzun süre oynayamadı.Zaman ilerledikçe MSI'ın Corinthians'a bir faydasının olmadığı ve bu transferlerin olması gerekenden başka bir amaca hizmet ettiği ortaya çıktı.WC 2006 öncesinde, sırasında ve sonrasında iki futbolcunun da pek çok talibi çıktı, ancak Corinthians'a gelişlerindeki yüksek bonservis bedelleri yeni kulüplerinin ödemesi gereken miktarın tabanıydı ve Güney Amerika piyasası için fazlasıyla yüksekti.Bir sezon öncesinde, henüz Corinthians'a adı geçen iki transferi yapmadan önce MSI'ın patronu Kia Joorabchian'ın hedefinde İngiltere vardı, West Ham'ı almak istedi.Olmadı.(Ardından Aston Villa'ya sardı, o da olmadı.Geçen sene Fulham'ı da denedi, oradan da boş döndü.Bu sene başı Southampton için teklif verdi, hala bekliyor.Bir şekilde direkt olarak İngiltere futbol piyasasına dahil olmak istiyor ancak başaramıyor.)O da başka bir yol seçti, bu iki oyuncuyu adları Real Madrid ve Barcelona ile anılırken West Ham'a getirdi, bir nevi kulübe hibe etti.Bu transferin yarattığı şaşkınlık bir süre ortalığı karıştırsa da sezon ortasına kadar pek ses getirmedi.Sezon ortasında, ''İngiltere'deki ilk sezonunda boş atan bir Güney Amerikalı'' olarak adı çıkan Mascherano, 5 maç oynadığı West Ham'dan sürpriz bir şekilde Liverpool'a transfer oldu.Sezonun geri kalan bölümünde Liverpool formasıyla 7 maç oynadı, sezonu 12 EPL maçıyla kapattı.West Ham'ın hikayesine burada ara verelim, aşağıda döneceğiz.
Mascherano boş geçirdiği sezonun ardından yeni sezonda müthiş bir gelişim gösterdi.Valencia'dan beri sevdiğim, beğendiğim adam Sissoko'yu rotasyonda geride bırakmasıyla başlarda antipati oluşmuştu Mascherano'ya karşı, devre arası Sissoko gidince, bonservisi £18 milyon karşılığında Liverpool'a geçince ve zalim patron Kia'nın elinden kurtulunca iyiyden iyiye esas adam rolüne büründü Mascherano.Kadrosunda iki komple oyuncu barındıran Liverpool'un üçüncü eksta gücü oldu, Xabi'nin, Gerrard'ın savunma yönünde rahatlatıcısı oldu.İki yıl öncenin önliberosu, şimdilerde 50 metreye çapraz uzun toplar atabilen, gerektiğinde kenar varyetelerine katılan, şut atan aynı zamanda Liverpool'a transferini sağlayan savaşkan yapısını koruyan özel bir oyuncu oldu.
Yeniden West Ham United'a dönelim.MSI'ın bu iki transferi hibe etmesinin ardından 21 Kasım 2006'da West Ham United'ın satış işlemi tamamlandı ve İzlandalı Eggert Magnusson başkanlığındaki ortaklık £85,5 milyon karşılığında %83'lük hisseleri ele geçirerek kulübün en büyük hissedarı oldu.(2007 yılı sonunda bir başka İzlandalı Bjorgolfur Gudmundsson, Magnusson'un hisselerini satın alarak ortaklığın yeni en büyük hissedarı dolayısıyla West Ham'ın yeni patronu oldu.)Kulüpteki belirsiz yönetimsel yapı nedeniyle pek çok mevkiide şişkinlik, bazı mevkiilerde de eksiklikler oluştu, neticede geçen sezonun FA Cup finalisti, lig 9.'su takımı, sezonun son haftasına düşme korkusuyla girdi.Tevez çıktı sahneye, Old Trafford'da şampiyonu deviren golü attı ve puan alamasaydı averaj hesabıyla küme düşecek West Ham ligde kaldı.
Sezon içinde MSI'ın rüşveti Mascherano Liverpool'a gitti ve kirli çamaşırlar ortaya döküldü.İki oyuncunun da bonservisi West Ham kulübünde değil, kanun önünde 3. kişi sayılan Kia Joorabchian'daydı ve West Ham kulübünün iki oyuncunun tüm haklarını satın alması için £112 milyona ihtiyacı vardı!Leasing ile oraya buraya güller saçmaya başlamıştı Joorabchian, maksat Shinawatra gibi önce kendini sevdirip sonra içeri sızmaktı.Olmadı, planı önce Premier League yönetimi, sonra FA, en son da FİFA bozdu.Transfer usulsüzlüğünden £5.5 milyonluk ceza kesildi West Ham kulübüne.Eğer sene başı ortaya çıksaydı bu durum, büyük ihtimalle puan silme hatta ligden düşürme cezası gelecekti.Ancak usulsüzlük ortaya çıktığında küme düşme yarışı vardı ve en uygunu yüklü para cezasıydı, karar öyle çıktı.Arjantinli iki oyuncunun rüşvet olarak kullanımı sırasında West Ham'daki yönetim boşluğu ve borç durumu etkili oldu, yoksa sonuçları düşünüldüğünde kolay kolay kabul edilecek bir şey değil.Sene sonu geldi, FİFA olaya el attı, konu mahkemeye taşındı.Patron West Ham'a £2 milyon ödedi Tevez için, ardından Tevez'i United'a açıklanmayan bir bedelle kiraladı.(Opsiyon United'da, kiralık olarak bir senesi daha var Tevez'in.)Berbat geçen 06-07 sezonunun sonunda elindeki pek çok değerli oyuncusunu kaybetti West Ham, kulüpteki mevcut durumdan hoşnut olmayanlar gitmek istedi, tutamadılar.Marlon Harewood, Paul Konchesky, Nigel Reo-Coker ve Yossi Benayoun'ı sene başında kaybettiler.Bu kayıpları iki yüksek bedelli, pek çok bedelsiz transferle kapatmaya çalıştılar.Pahalı transferler Bellamy ve Faubert ile Ljungberg'den beklenen verim alınamadı, Faubert sezonu sakat geçirdi zaten.Dyer'ın senelerdir beklenen patlaması burada da gerçekleşmedi, Reo-coker'ı kaybetmiş orta sahaya önemli bir takviye Parker ile geldi.O'nun da senelerdir patlaması bekleniyor, büyük beklenti yaratan ama boş atanlardan.Kaybettikleri direkt takım oyuncularının yerini eski takımlarında bekleneni karşılayamamış veya sonbaharını yaşamaya gelmiş, pek çoğu sorunlu oyuncularla kapatan West Ham United'ın bu sezon aldığı derece benim için sezonun en büyük sürprizidir, geçen sene Bolton'un yaptığı çapından büyük işi bu sezon West Ham United yapmıştır.Ülkenin en iyi akademilerinden birinin çöküşü ve geldiği nokta ayrı bir yazının konusu olsun, daha fazla karıştırmayalım.

Noat Samisa

27.05.08
Noat Samisa

26.05.08

''That depends on your philosophy of leadership.In my philosophy it was a very bad one because in football "almost" means defeat and Chelsea almost won the Carling Cup, almost won the Champions League, and almost won the Premier League.Almost is nothing.

After two titles per season for the last three years there were zero titles this season, which in my philosophy means a really bad season.Maybe in the philosophy of a loser this was a great season, which I respect.''
Jose Mourinho, 25.05.08
Özet, ana fikir: Kazanan adam, yani ben, Jose Mourinho için kupa yoksa gerisi hiçbir şeydir.Kaybeden için, yani o, Avram Grant için belki harika bir sezon geçmiş olabilir.

İçerdiği ego oranı azaltılmış düşünceleri de barındıran söylemlerin, haberin tamamı için: The Observer

Noat Samisa

25.05.08

Ülker'in Euro 2008 için yaptığı üçüncü reklamı galiba, A Drinking Song için imtiyaz sahiplerine ödedikleri parayı da sayarsak iyi yatırım yapıyorlar.Diğer yandan Coca-Cola'nın reklamının bitiminde ''kırmızııı'' diyor, ben ''beyaz'' demeden reklam bitmeyecekmiş diye düşünüyorum, içerlerde bir şeyleri tiretmeyi başarıyor demekki.Helldorado'nun ''çok sesli söylenmeye hevesli'' olarak sıfatlandırabileceğim, şimdiden efsane olmuş, geçen yıllara direnebilecek şarkısı A Drinking Song'un ulusal takıma uyarlanmış versiyonu dilime dolandı, kurtulamıyorum.Yalnızca nakarat kısmı, diğer bölümler için üzerinde biraz daha çalışılması gerek, zaman kısıtlı olduğundan belki de, oturmamış.Futbolcular oynamış, ritme uyan var, iplemeyen var, ciddi görünen Rüştü var, hoplayıp zıplayanlar var, yarı doğaçlama oynamışlar, yarı doğal olmuş.
Göğsümüzde ay ve yıldız,
Sel olduk biz, geliyoruz.
Göğü titretir, bu sarkimiz.
Yetmiş milyon söylüyoruz.

Yer gök inlesin.
Bu sesi dinlesin.
Hep seninleyiz Türkiye.

Youtube

Fırsattan istifade, Eurovision için de bir şeyler söyleyeyim.''Eurovision mu, hala mı izliyorsun, berbat yarışma'' vs. benzeri cümleler kuranları ''Harry Potter çocuk kitabıdır'' ya da ''FD kendini tekrar ediyor'' diyenlerle aynı kefeye koyuyorum.Evet, müzik adı altında sapıtanlar çıkıyor, bu sapıtanları protesto edenler de çıkıyor.Ama iyiler de çıkıyor.Müzik zevki görecelidir, mesele müzikal kalite ise bu yarışmanın çok da kötü olmadığını, en azından bizim ülkemizdeki genel kakofoniyi baz alarak iyi olduğunu bile söyleyebilirim.Dünya üzerindeki sayısız şarkıdan yüzde kaçı zevkinize hitap ediyorsa, Eurovision'da da bu oran yakındır.Son senelerde internet etkisiyle her sene en az 2-3 şarkı birkaç gün kendini dinletir bana, arada üzerinden geçee zamana direnenler de olur, mesela bu seneki yarışmanın sunucusu Zeljko Joksimovic'in Lane Moje'si gibi.Bu seneden Yunan şarkıcı Kalomoira'nın ses rengi farklı geldi bana, şu anda youtube vasıtasıyla dinliyorum.Ama ne kadar daha dinlerim bilmiyorum.Deli parçasını bugünden önce de dinliyordum, sonra da dinlerim, aldıkları derece ve performansları için emeği geçenleri kutluyorum.Bu seneki yarışmada Ukrayna, Yunanistan ve Ermenistan sıralamada yukarıda yer almanın formülünü sundular, benzer şarkılar ve sahne şovuyla yakın puanlar aldılar.Tabii siyasi destek olmadan da olmuyor, bu da yarışmanın arızası.Her sene bir kez olsun, gereksiz değil, beğenmeyen için sayısız kanal tv'lerde mevcut.Seçkin azınlık gösterişi yapmaya gerek yok, bana itici geliyor.

Noat Samisa

25.05.08

Yarıştığı 4 kulvarda, 4 final oynadı (ligin son haftasını lig finali sayarsak) Rangers, en değerli ikisini kaybetti.Sezon ortasında açılışı League Cup ile yaptı, arada en değerlilerini kaybetti, kapanış bu müthiş sezonun tesellisi oldu.
Scottish Cup 2008 Final
Noat Samisa

25.05.08

Kuzeybatı'ya 4. takım geldi, Tyne-Wear'ın liberal temsili Newcastle ile diğer tarafı Sunderland'in derbisine bir de North-East Riding of Yorkshire muhtemel derbisi eklendi, Middlesbrough-Hull City.Oluşan tabloda Londra ve Mersey River etrafında bir yığılma oluştuğu birkaç senedir iyice belirginleşen bir durumdu, üçüncü rekabet bölgesi de kuzeyde oluştu.
Hull City, 104 yılllık tarhinde ilk kez en yukarıya çıktı.Yakın zamana kadar conference ligleri düzeyine düşmekten kurtulan bir takım için tarihinde ilk kez EPL'e yükselmek, uzun vadede ilk kez ulaşılan büyük bir başarı olduğu kadar kısa vadede de büyük başarı.Wembley'de, 86,703 seyrici önünde oynanan play-off final maçında, Bristol City karşısında galibiyeti getiren golü ''şehrin evladı'', 39 yaşındaki forvet David Windass attı.Ceza yayı üzerinden geri çıkarılan bel seviyesi topun gelişine müthiş vurmuş, maçı izleyemediğimden özetlerden bakabildiğim kadarıyla Nick Carle önüzmüdeki sezon EPL transferi yapar gibi.Olmadı iyi bir Championship oyuncusu olarak devam eder.Hull City'nin kadrosu, diğer iki takıma göre dah zayıf.Eğer ''paraşüt'' yardımını doğru kullanabilirse Derby'nin durumuna düşmeyebilirler.Geçen sene bu yardım £7 milyon civarındaydı, bu sezon £10 milyonu bulabilir.EPL takımlarının serbest bıraktıkları var, eğer kovalarlarsa iyi bir takım kurmak mümkün olabilir.İlk sene işleri çok zor.

Hull City 1-0 Bristol City

West Bromwich Albion
Stoke City
Hull City
Noat Samisa

25.05.08

''Grant'ın eleştirisi kaybettiğinde başlar.Takım geçen seneden oyun, güven, sistem, işlerlik, tempo, akışkanlık ve huzur değerlerinde gerideyse, geriye tek seçenek kalır, kazanmak.Kazanmadığında tüm bu değişikliklerin eleştirisiyle karşılanır, mevcut durum iyi dahi olsa daha iyisi görüldüğünden tatminsizlik oluşmuştur ve bunu yok etmek ancak kazanarak olur.'' demiştik burada.
Chelsea'nin başına tepeden inme getirilmesinde iyi Rusça bilmesi, Yahudi olması, Abramovich'e olan yakınlığı vs., hepsi birer etkendi.Başardıkça tutundu; ama kupa gelmeyince daha yeni sözleşme uzatan Grant'ın sözleşmesini kaybedişin ardından 5 gün geçmeden eline tutuşturdular.

Kazanamadığında eleştirilmesi gereken Grant başaramadı mı?Lampard'ın şutu direkten döndü, Terry'nin ayağı kaydı ve CL kupası Rusya'dan Manchester'a gitti.Futbolcuların hoşnutsuzluğu sportif sorumluluğu tamamen Grant'ın üzerine bırakmıştı, Terry'nin diyetini de Grant ödedi.''Kupa yoksa gerisi magazin'' demiş Abramovich, pusuda bekleyen Frank Arnesen de destek olmuştur.

Tepeden inme gelişiyle etrafına antipati saçan adam, geldiği gibi gönderilişiyle mağdur rolüne büründü, eden buldu, Chelsea başa döndü.Ardına bakmasına fırsat vermeden geldiği gibi gitti Avram Grant, Abramovich'in oyuncağı Chelsea'nin yeni hocası Zico olsun!

Grant Leaves Chelsea

Noat Samisa

24.05.08

Ülke gündemine yansıyanlar hayatın içinde yaşananlar olur her zaman ama farklı surette görünür.Uzunca bir süredir devleti ayakta tutan temeller ve demokrasinin açılımları üzerine tartışıyor bu memleket, Beşiktaş'ın ''farkındalık zamanlarını'' yaşayan taraftarı da mevcut YK'dan önce Genel Kurul yapısını ve sistemi tartışıyor.Sportif başarı uzun zaman önce bırakıldı kenara, onunla ''nasip, kısmet'' dairelerinin dışına taşmadan Ertuğrul Sağlam ve ''Modric 30 milyonsa, Delgado 100 milyon eder'' özlü sözünü transferde düstur kabul eden Sinan Engin ilgileniyor.Benim için ligin son haftasındaki Manisaspor maçı muhtemel son İnönü gezisi ve ''Yıldırım Demirören Yeeeteeerr'den'' fazlası değildi.Yine bir transfer sezonu geldi, yine kafamda sayısız fikir, sayısız hayal var.Aklımdan çıkarmak istiyorum, olmuyor.
Mevcut Beşiktaş YK'sının başarısızlığı sportif değildir, önce bunu uzaktan bakan herkesin bilmesi gerekir.Son 15 yılda 2 kez lig şampiyonluğu yaşamış bir kulübün şampiyon olamaması direkt olarak Demirören YK'sı ile alakalı değildir, birçok etken ile ilişkilendirilebilir.Beşiktaş son 4 yılda; mali açıdan çökmüştür, toplumdaki imajını kaybemiş, şahsi saçmalıklara alet edilmiş, yaramaz çocuğun oyuncağı haline gelmiştir.Master yapmış, yurt dışında okumuş yöneticilerin sportif işbilmezliklerini vandallık derecesine varan söylem ve icraatleri ile örtmeye çalışmalarına şahit olunmuştur.Sayısız futbolcu ve teknik adam ile davalık olunmuş, FİFA nezdinde rezil olunmuştur.Aylar boyu Del Bosque davasında haklı olduğunu ilan eden ve dava ile bizzat ilgilenen hukukçu yöneticilerimiz, nihai karar sonrasında bir süre buharlaşmışlardır.Burası eğer bir şirket ise, burası eğer vasat, ortalama düzeyde bir kurumsa böylesi söylem-eylem karşıtlığı rezaletinden sonra bahsi geçen hukukçular kendileri istifa ederdi, olmuyorsa istifaya zorlanırdı.O kadar çok rezalet var ki, sayfalar yetmez, birçoğunu da unutmuş olabilirim.Stat köftesi meselesi bile ''başarısızlık'' hanesine yazılır, ufak tefek denebilecek başarı iddiaarı da bu skandalların altında ezilir gider.

Geçen sezon sonu ''Bu sabah oyuncular, kadro, mutfaktaki arkadaşlarla vedalaşmak için tesislere gittim.Hakiki dostluk anları yaşadım.Bazı oyuncularımın ağladıklarını gördüm.Bu benim için çok zor oldu.Oyuncularımdan bu sabah önümüzdeki iki maçı kazanmalarını istedim.Gelecek yıl Şampiyonlar Ligi'nde olmalılar.'' cümlelerini kurduktan sonra, ''Celal Bey ve onun arkadaşı olduğu söylenen, kendisini tanımadığım Sinan Engin ile sorunlar yaşadım.Kulübün içinde bir rahatsızlık meydana geldi ve bunu yönetmek çok zor oldu.'' cümlelerini ve son olarak YK içinden Ertunç Soğancıoğlu'nun patronu olduğu İsmail Er'in ''Babanız hayatta mı??'' sorusu duydum, gördüm.Birkaç gün önce yaşanan ''baba'' krizine, yaramaz çocuğun aslında bir kukla olduğu, Erdoğan Demirören'in Tigana ile konuşacak kadar yetkili olduğunun açığa çıktığı olaya gönderme yapma alçaklığını gösterdi bu Yönetim Kurulu.O an yaşadığım duygular tarifsiz.Tigana ''bana ne isterseniz sorun'' demişti, İsmail Er aldığı talimat ile bunu bir şekilde engelledi ve basın toplantısının kısa sürmesini sağladı, avantasını kapmıştır.Geçen zamanda Tigana'dan bir kelime, eleştiri, bir kötü veya iyi söz duydunuz mu?Sinan Engin bizzat Başkan'ın talimatıyla ''Tv'de Tigana'yı yıpratmak için konuştum'' dedi ve kısa zaman sonra kulüpte çalışmaya başladı.Tigana'ya yapılan haksızlıklar, yazılırsa sorun olacak sıfatlı davranışlar bile ''başarısızlık'' örtüsünü yok ediyor, oraya nefreti koyuyor.Farkındalık zamanını yaşamayan, düşünmeyen, laylay Fener modunda yaşayan Beşiktaşlı bunları düşünmüyor tabi, Tigana korkak top oynatıyor, Başkan her daim ağlıyor, Baki dengesiz.Budur Beşiktaşlı, aradan çek çıkar, yüzde 10 bile zor.

Girizgah çok uzadı, asıl meseleye gelelim.YK'sı kötü de diğer kurulları iyi mi bu kulübün?Taraftarı da ortak bir akıl etrafında birleşemiyor.Stada, salona gelenlerin çoğu genç, kanı kaynayan insanlar, aralarında vizyon sahibi olanların sayısı ülkedeki genel durum ile aynı, buralar da kabul, o da kötü.Bu kadar kötü içinde bir başka kötü de başka yerde, siyah ceketli, makam koltuğu sahibi abilerin, amcaların kurulu, Divan Kurulu'ndaymış meğer:

''Beşiktaş taraftarı, üçüncülük maçı oynanırken, 10. dakikada 4-0 öndeyken ve averaj gerekirken birilerinin istifasını isteyerek bana göre yanlış yapmışlardır.

Biri televizyona çıkıyor, 'Bu transferleri ben yapmadım, seneye çok iyi takım kuracağım' diyor. Biri çıkıyor 'Hangi teknik adam iyi futbolcuların alınmasını istemez, bu bir imkan meselesidir' diyor ve topu yönetim kuruluna atıyorlar. Hepimiz yakın bir şekilde gördük ki yönetim, teknik heyetin her istediğini yerine getirmiştir. Bu arkadaşlarımız böyle söylemeseler de 'Hata yaptık, Beşiktaş camiasından özür dileriz, bundan ders aldık' deselerdi benim yönetimim ve iyi kalpli başkanım onları paketleyip kapıya mı koyardı?

Bel bağladığımız, üzerine titrediğimiz, içlerinde Mehmet Sedef, Batuhan, Emre'nin oynadığı PAF takımımız kaçıncı oldu biliyor musunuz, 6. oldu. Bu kadar emek, bu kadar para, ümidimiz PAF takımı maalesef 6. oldu. Başarısızları gönderin, başarılılar göreve devam etsin, kimsenin gözünün yaşına bakmayın.''

BJK Divan Kurulu Başkanı Yalçın Karadeniz, 24.05.08
Sevgi pıtırcıkları, sevgi kelebekleri, iyilik melekleri...Her şey çoğunluğun iyiliği için, her şey sportif başarı, her şey Beşiktaş için.Altyapının başarısını PAF ligindeki derece ile ölçen bir adam.İngiltere Akademi sistemi bu yüzden battı, haberiniz var mı?Divan Kurulu başkanı kötü, YK'sı kötü, Hoca'sı benim gözümde kötü, menejeri berbat, taraftarının türlü türlü sorunları olan bir kulüp Beşiktaş.Neresinden tutsan elinde kalıyor ya, öyle işte.Basketbolda heyecan verici takım sezonu kupasız kapadı, sportif sebepleri çoktur.Ama maaşların zamanında ödenmemesi ve Torino rezaleti yine bu YK'ya, ''iyi kalpli adamlar kuruluna'' kalır.Net bir çözüm yok, çözüm için ilk adım var, çözüme giden yolda bir kıvılcım ihtimali var.Seçimle geldiğini söyleyip, aslında seçimle gelmeyen, sözde küfürle gelen Yıldırım Demirören'in seçim gelmeden gitmesi, bu kıvılcım olabilir.Sonra hiç bir alternatif insan, kurul, kurum yoksa suyun arkını bulmasını bekleriz, bu zamandan kötü olamaz.

Aslında çözümün ilk adımı Sivok, Zapotocny ve Seric transferleriymiş, Sinan Engin kulübe yakın kaynaklardan almış bilgiyi, o söyledi.

Noat Samisa

24.05.08

BBC bugün haber yapmış, Carlos Vela'nın çalışma izni sorunu hallolmuş, Arsenal'in başvurusu 3. senesinde kabul edilmiş.U-17 WC 2005 Peru'da, hani şu bizim altın jenerasyon sıfatlı, şimdilerde kayıplarda olan gençlerimizin parladığı turnuvada, altın ayakkabı şampiyon Meksika'nın 89 doğumlu forveti Carlos Vela'ya gitmişti.3 sene öncenin şampiyon Meksika kadrosundan üç oyuncu Avrupa'da, Carlos Vela, Barcelonalı Giovanni Dos Santos ve devre arası AZ Alkmaar'a transfer olan Hector Moreno.Diğerleri Meksika'da devam ediyorlar, Meksika'nın futbolculara sağladığı maddi olanaklar noktasında diğer diğer Güney ve Orta Amerika ülkelerinden ayrıldığını yeri geldikçe belirtmiştik.
Carlos Vela Arsenal'e, 2005 sonbaharında £2.5 milyon karşılığında geldi.5 yıllık sözleşmesi çekmecede durdu, EPL'de oynyabilecek non-EU futbolcular için gerekenlere sahip değildi, İspanya'ya kiralık gitti.Celta Vigo'da yarım sezon geçirdi, ardından Salamanca'ya geçti.Bu seneyi de Osasuna formasıyla tamamladı, sol tarafta oynadığı sezonda 33 maçta 3 gol attı.Artık zamanı geldi, 20 yaşına gelmeden Arsenal'e dönüyor.Wenger'in önümüzdeki sezon planlarında Carlos Vela'nın yeri hazır.Bu plan Carling Cup maçlarının son 30 dakikası mı, yoksa daha fazlası mı, bilmek için beklemek gerek.Wenger'in Arsenal'i şartları çetin ve ağır olmasına karşın herkesin yapmak istediği bir kariyer gibi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin İngilizce bölümü gibi bir yer, bir okul.U-17 WC 2003'ün altın ayakkabı sahibi Fabregas, Wenger'in okulunda büyüdü, bu hale geldi.Avantajı Avrupalı, İspanyol olmasıydı, kariyer gelişimine erken başladı.Şimdi sıra iki sene sonrakinde, Carlos Vela'da.Flamini'yi kaybeden Arsenal'in o bölgeye takviyesini merakla bekliyorum.Diğer yandan başka ülkelere bakınan Hleb ile sakat Rosicky'nin en azından sezon başlangıcı için birer alternatifi gerekli, en güçlü aday Samir Nasri.Birkaç boy geride Matias Delgado var, olmaz demeyin, İtalyan pasaportuna güvenin, şansınızı deneyin.(Beşiktaş ile sözleşmesi önümüzdeki sezon bitiyor, İbrahim Kaş'ta başa gelen gibi olmasın.Ya satın ya da imzalatın.)

Noat Samisa

23.05.08
Sezonun büyük bölümünde Rangers'ı kovaladılar.CL Top 16'sından eve döndüklerinde ellerinde bir tek lig kalmıştı, onda da lidere yakın değildiler.Lider Rangers bu sezon her yönden daha iyiydi, CL gruplarını aşamayıp UEFA'ya gitmiş, orada zirveye yürüyordu.League Cup'ı almış, Scottish Cup final biletini cebine koyup sezon sonunu beklemeye başlamıştı.Nisan-Mayıs periyodunda ertelenmiş maçlar sıkıştı, Rangers UEFA'da turladıkça yine ertelendi.Mayıs ayına yığıldı ve Rangers patladı, dayanamadı, kaybetti.Son iki ayda oynadığı 9 lig maçlarında 15 puan kaybetti Rangers, yalnızca 12 puan alınca fikstürü rahat Celtic'e direnemediler.
Bugün Rangers aradaki 4 gol averajı farkını kaptamak, Celtic'in olası puan kaybı sonunda şampiyon olmak için en azından kazanmak istiyordu.Final gününde 3 maç vardı, 3'ünde de birer takım İnterToto için yarışıyordu.Bugünden önce 1 averaj farkla sıralanan Dundee ve Hibernian bugün kaybettiler, kazanan Aberdeen ligi puan farkıyla 4. bitirmeyi başardı.Aberdeen'in ikinci golü sonrası kayışı kopan Novo atıldı, diğer yanda sıkıntılı giden maçta Vennegoor of Hesselink şampiyonluk golünü atmış 72'de atmıştı.
Haftaiçi Celtic efsanelerinden Tommy Burns hayatını kaybetti, nedeni cilt kanseri.Futbolcu iken 6 kez, antrenör iken 2 kez olmak üzere toplam 8 kez Celtic ile İskoç ligi şampiyonluğu yaşayan Celtic efsanesinin ölümü üzerine ezeli rakip Rangers, geçen haftaiçinde Manchester dönüşü Glasgow'un mavi kısmı için atacağı şehir turunu iptal etti.Britanya futbolu cenazede buluştu, maçlardan önce anısına saygı duruşunda bulunuldu.Böyle bir ortamda yaşanan şampiyonluk haliyle çok gösterişli kutlanamıyor ama yine de bu durum, kupanın hangi stada gideceğinin maç öncesi belli olmaması dolayısıyla başka bir yerde bekletilip şampiyona helikopter ile getirilmesine ve şampiyonluk törenine engel değil.
Bu sezon Rangerslı'ydım, bazen gerçekten öyle hissettim.Mayıs fikstründe bariz haksızlığa uğradılar, bunu Celtic'in hocası Gordon Strachan da kabul etti.18 günde 7 maç oynayan bir takım, tüm sezon 62. maçına önümüzdeki cumartesi Scottish Cup finali için çıkacak bir takım bu sezonki Rangers, bu sezon Avrupa'nın en çok maç yapan takımı.Chelsea sezonu 61 maçla kapattı, ardından da onlar gelir.Chelsea'nin Rangers'a göre geniş ve kaliteli kadrosuna rağmen dünkü kramplar bazı şeyler için fikir verebilir.Zeminin etkisi büyüktü, kabul; ama Rangers'ın bazı mevkiilerde, mesela ortanın ortası, alternatif azlığı sakatlıkların arttığı, maçların sıkıştığı dönemde Walter Smith'i çaresiz bıraktı.SPL yönetiminin bir kez daha düşünmesi gereken bir konu bu 38 hafta konusu.Rangersya da Celtic bir daha böylesi bir performans sergiler mi, kolay değil.En azından maç ertelemelerinde çok esnek olmamalılar, sene içine dengeli bir yayılma bu sezonki gibi bir fikstür rezaletine engel olabilir.

Rangers'ta sezonun adamları Cuellar, Novo ve Darcheville.Destekçileri Hutton'ın Tottenham'a gidişinden sonra forma bulan Sasa Papac, can simidi Whittaker ve solda Broadfoot.Celtic'te sezonun adamları Nakamura, McDonald, McGeady ve Vennegoor of Hesselink.Celtic sezonu şampiyonlukla kapattı, 3 kez üst üste, toplamda 42. İskoç ligi şampiyonluğu.Rangers Mayıs ayına 4 kupa hedefiyle girmişti, ikisini kaybettiler.Gretna ligin sonuncusu, düşmekle kalmadılar, battılar.Cumartesi Scottish Cup finali ile Avrupa'da sezon kapanıyor.

Dundee United 0-1 Celtic
Aberdeen 2-0 Rangers
Hibernian 0-2 Motherwell

1 Celtic P/89 GD/58
2 Rangers P/86 GD/51
3 Motherwell P/60 GD/4
4 Aberdeen P/53 GD/-8

SPL 2007/2008
Celtic
Noat Samisa

23.05.08

Dün gece futbolun ruhu vardı, içinde insanı barındırdığını haykırışı vardı.Abramovich €100 milyon dah yatırsa Terry'den iyi savunmacı bulabilir miydi?Terry topa gelirken aklından geçenlere müdahale edebilir miydi?
Manchester United: 1-Edwin van der Sar; 6-Wes Brown, 5-Rio Ferdinand, 15-Nemanja Vidic, 3-Patrice Evra; 7-Cristiano Ronaldo, 18-Paul Scholes, 16-Michael Carrick, 4-Owen Hargreaves; 10-Wayne Rooney, 32-Carlos Tevez.
Subs: Kuszczak, Anderson, Giggs, Nani, O'Shea, Fletcher, Silvestre

Chelsea: 1-Petr Cech; 5-Michael Essien, 26-John Terry, 6-Ricardo Carvalho, 3-Ashley Cole; 10-Joe Cole, 13-Michael Ballack, 4-Claude Makelele, 8-Frank Lampard, 15-Florent Malouda; 11-Didier Drogba
Subs: Cudicini, Shevchenko, Obi, Kalou, Alex, Belletti, Anelka
Maç öncesi kadro tahminlerim her iki takımda da birer fire vermişti.Sezonu boş geçiren, ligin en verimsiz transferlerinden Malouda, pek çok CL maçında olduğu gibi finalde de sahadaydı.Ben Kalou'yu bekliyordum.Bu farklılık en fazla bireysel etki yapabilirdi.Man Utd tarafında ise Hargreves sol öne konmuştu, Carrick ve Scholes ile birlikte orta üçlüyü oluşturması, ek olarak buçuk forvet oynayan Rooney'nin içe kaçışlarında sağ kulvarı kulanması isteniyordu.Ronaldo soldaydı, Hargreawes hücumda da iyi işler yapınca hücum-savunma dengesi sağlandı.Bireysel tercihin sisteme etkisine bir örnek.

2005'teki fantastik finalden sonra üçüncü final ve üç finalin de seyri birbirine çok benzer oldu.Zirve futbol böyle oynanıyor, bu tempo en tempolu lig EPL'in çok altında, La LigA seviyesinin de altında; ama hataların telafisi daha zor, hatta sıklıkla imkansız.Ortada bir mücadele var, öylesi bir mücadele ki ''nispeten temposuz'' tespitinin önüne geçiyor, bu tezi kestirip atıyor.Evet, gollük pozisyon temposu düşük ama orta sahadaki topa sahip olma mücadelesinin temposu en yukarıda.Kaliteli ayaklar futbolu kafalarında oynamak, maçı önce kafada oynamak zorundalar.Önce rakibi bozmak, sonuna kadar rakibinden ''korkmak'' zorundalar.Kusursuz alan savunması yerleşimlerinde bir ekstra pas, bir çabuk oyun, bir çalım her şeyi değiştirebiliyor.Futbolun mekanik yanına ek olarak iyilere sahip olmanız gerekiyor, her etkeninin en iyisini yapabilen kazanıyor.
United daha dinamik takımıyla maça daha iyi başladı, ilk yarıyı da iyi götürdü.iki takım da 25'e kadar hücumda çok etkin olamasa da rakip kaleye daha sağlam adımlarla giden taraf Kırmızılar'dı.Gol, üç kişinin savunduğu alanda bir verkaç ile iki Chelseali'nin aksiyon alanı dışında, pasif durumda kalmasıyla Wes Brown'ın önünde açılan koridor sayesinde geldi.Arka direkte Essien de hızlı gelişen pozisyonda top-markaj değişimini yapamadan Roanldo yükseldi, havada pozisyonunu aldı, kafa şutuyla Cech'i olduğu yere sabitledi, topu köşeye gönderdi.Wes Brown kazmadır, yakışmaz United'a, çok kişi bunu söyler.Asıl Wes Brown daha aşağıya yakışmaz, mesela Newcastle'da Cacapa'dan beter maçlar oynayabilir.Birliktelik, özgüven, çalışma, özveri, hepsi ayrı birer etken.Golden sonra United oyunu biraz daha geride kabul etti.Barcelona eşleşmesinde ''orta sahanın önündeki önlibero'' rolünü üstlenen Tevez, bu kez daha önde bu rolü Rooney ile paylaşıyordu.Chelsea halen hücumda etkili olamıyor, atakları olgunlaştırmadan rakip orta saha civarından öldürüyordu.33'te bir pozisyon oldu, net biçimde Ballack'ın Ferdinand'a faulü vardı, hakem atladı.Altıpasta Ferdinand'ın ters kafasını Van der Sar çıkardı.Devamında United kendi orta sahasında bir top kaptı, top Rooney'e geldi.Rooney 60 metreye nefis bir çapraz pas gönderdi, top Ronaldo'nun ayağını sıfır hata ile buldu.Topun takım arkadaşlarına geçmesiyle koşusuna başlayan Tevez kendini gösterdi, Ronaldo hiç beklemeden ortaladı, Tevez vurdu, Cech çıkardı.Savunma uzaklaştırmaya çalıştı, yay üzerindeki Carrick rahat şut pozisyonunda net bir vuruş yapamadı, yine de kaleye giden topu yine Cech çıkardı.Futbol bu işte.Bu kez 42'de, yine bir uzun, iki kısa 3 pas ile bir pozisyon daha yakaladı United, Tevez dokunamadı.Chelsea bu dakikalarda sürekli rakip yarı sahadaydı ancak United bu baskı teşebbüsüne çabuk kontralarla cevap vererek rakibinin cesaretini kırıyordu.Savunmada rakibine pozisyon vermeyen, hücumda pozisyonlar bulan rahat Mancheter'dı, her şey yolunda gidiyordu.44'te serseri kurşun gibi bir şut çıktı Essien'den, VDS yerini almışken top Ferdinand'ın sırtına çarptı, Lampard'ın takibini ödüllendirdi.Van der Sar kaydı, plase vuruşla top ağlara gitti.Lampard kaldırdı elleri gökyüzüne, insana dair bir şeyleri daha hatırlattı.Chelsea tarafında mutluluk, rahatlama.Kötü giderken geri geliş, soyunma odasına girişte hisler farklı.

İkinci yarı roller tamamen değişti, Chelsea hem top kullanma üstünlüğünü hem de pozisyon üstünlüğünü ele geçirdi, oyunu kontrol etmeye başladı.Zaman ilerledikçe United savunamsının bunaldığı anlar oldu, üst üste kornerler kazanıldı.Chelsea'nin kenar oyuncularının orta saha üstünlüğü rakibe geçtiğinde aşırı edilgen kaldıklarından, bunun Fenerbahçe ve Liverpool eşlemesine olan yansımalarından bahsetmiştik.Yine daha önce çokça bahsettiğimiz bir konu, roller değiştiğinde, Chelsea orta sahası rakibe top yaptırmadığında, oyunu kontrol etmeye başaldığında iki kenar oyuncusuna ek olarak bekler hücumu ateşliyor, ekstra güçlü bir hücum hattı oluşuyor.Burada yine Essien ve sağ bek aynı cümlede geçeçek, o ne güç, o ne hız, o ne disiplin.Ters çalımla iki Unitedlı'yı sağa gönderip attığı şut, o pozisyon baştan sona mükemmeldi.Drobga aldı topu, zor pozisyonda şutu gönderdi, çaresiz kaleciyi direkler kurtardı.İlerleyen dakikalarda skor yapmadan önce skoru koruma endişesi baskın geldi, geniş alan temposu düştü, oyun orta yuvarlak civarına sıkıştı.Uzatmalara geçtik, Anelka sağ bekten top çıkarıyordu.Bu seviyedeki futbol böyle bir şey, yoksa tutunamazsınız.Oyunun durağan ilerlediği dakikalarda Chelsea iyi paslaştı, son pasta Ballack en uygun adamı buldu, Lampard en uygun şut pozisyonunu yarattı ama yine direk engelledi.Enerjinin bittiği, sinirlere vuduğu dakikalarda ''madem centilmenlik yapacaksınız, adam gibi yapın'' tartışması başladı.Tevez topu rakip yarı köşe gönderinden taca atıp, ''aynısını siz de ilk yarı yaptınız'a'' getirince meseleyi, ortalık karıştı.Drogba tutmadı kendini, Vidic'e tokatı salladı ve atıldı.Penaltılar, baştan sona drama...
Tevez scores for Man United
Ballack scores for Chelsea
Carrick scores for Man United
Belletti scores for Chelsea
Ronaldo MİSSES for Man United
Lampard scores for Chelsea
Hargreaves scores for Man United
Ashley Cole scores for Chelsea
Nani scores for Man United
Terry MISSES for Chelsea
+
Anderson scores for Man United
Kalou scores for Chelsea.
Giggs scores for Man United.
Anelka MISSES!!! for Chelsea
Sonrası sevinç ve hüznün birlikteliği.Kaybedeni alkışlayan galip, kendini alkışlatan şampiyon.Ağır adımlarla merdivenleri çıkan Sir Bobby Charlton, arkasında gecenin önce kahramanı, sonra şımarığı, sonra yeniden kahramanı olan adam, Cristiano Ronaldo.Kupayı kaldıran kaptanlar, United'ın yeni büyük efsanesi Ryan Giggs ile Rio Ferdinand.Hukukun işlevini yitirdiği yerdeyiz, liyakat muhasabesi yapılamaz.Bir penaltı, topun birkaç santim sağa gitmesi, çok basit, çok ufak bir detay belki.Güzel olduğu kadar da gittikçe zalimleşen bir oyun futbol, tarih Terry'nin son dakikada kaçan penaltısını ilk paragrafta yazmayacak, orada kazananın hikayesi olacak.
Luzhniki Stadı'nın çimleri yeni biçilmişti, yere yatanın her yeri kesilmiş çim kalıntıları oluyordu.Özellikle orta sahada civarında yapılan yakın çekimlerde görülen zemin tam satbil değildi, yer yer çukurlar vardı.Yağmur yağdı böyle oldu deniyor, İngiltere'de oynanan maçların yarısından fazlası yağmur altında oynanıyor ama bu maçta yaşananlar gibilerine çok rastlanılmıyor.Oynayanlar da iki İngiliz takımı olunca kıyasını yapmak kolay.Ceza sahası önünde gelişine şutların birçoğunun tepeye dikilmesi, Chelsea'nin golünde Van der Sar'ın düşmesi, sezonun yorgunluğu yaşayan bünyelerin geçirdiği sayısız kramp vakasının sorumlusu Luzhniki Stadı'nın berbat zemini.Terry'nin de direği bulan penaltısında da zeminin etkisi var, destek ayağını tam basamıyor.
Manchester United ve Chelsea, dünya futbolunun kulüpler bazında en pahalı, en çok seyredilen, en çok kazanan, çoğaltılabilir önermelerin sonucu olarak en iyi liginin en iyi iki takımı, kulüpler futbolunun zirvesi iki kulüp.Elde ne var?Öncelikle para.Para varsa en geç birkaç sene içinde tepeye oynayacak oyuncuları elde ediyor ve altyapıyı hazırlıyorsunuz.Elde iyi birer kaleci var.dörtlü savunma var, beklerin bir hücumcu, diğeri stoper.Orta sahada boy ortalaması yüksek, kuvvetli, zeki ve topa hakim oyunculardan kurulu tüm sahayı kendi bölgesi ilan eden 3 adam.Önlerinde iki kenar oyuncusu ya da kenara yakın buçuk forvetler, top rakipteyken bekin önünde orta sahaya yardımcı oyuncular.Biri orta saha vasıflı, diğeri deparlı.Gezgin forvetler, ne nokta santrafor, ne pivot santrafor, ne son vuruş golcüsü, ne de duvar, hepsi.Sistemlerin savunmada birbirine denk geldiği zamanda ortaya çıkan bekler, Evra ve Essien, farklılık yaratanlar.Ronaldo, Lampard, bireysel yetileriyle farklı olanlar.Biri sezonu duble yaparak bitirdi, diğer kupasız.Chelsea iki final kaybetti, bu da birine yazılır elbet.

Sayısız maç izledik bu sezon, sonu en iyilerinden biriyle bitti.SPL de bugün sezonu kapatıyor, kulüpler sahadan çekiliyor.Sıra, ulusal takımların.

Mükemmel fotograflar var dün akşamdan kalma, maçın kaydı ile birlikte 300'e yakın fotograf oldu, bir dvd'ye sığmayacaklar anlaşılan.İçinden seçtim birkaç tane daha, en güzelleri diyemem, zaten hangisinin daha iyi olduğuna karar veremiyorum.


Champions League 2008
Manchester United
Noat Samisa

22.05.08

Milyarlar saçsanız da ölmüyor işte, içinde her zaman insana dair bir şeyler barındırıyor.Terry penaltıyı atmak için topa doğru gelirken adamı heyecandan öldürecekmiş gibi oluyor.Rusya; taze biçilmiş çim, kötü zemin, kramplar...Kupa penaltısı için topun başına gelen kaptan, patronun ülkesinde destek ayağını yere tam basamıyor.Kaleci yatmış diğer köşeye, top gidiyor direği buluyor.Diğer yanda takımının buraya gelişinde tartışmasız 1 numaralı adam...Olmuyor, en tepede tüm sorumluluk üzerine kalmak üzere.Penaltıyı kaçırıyor, belki de sezonun tamamında gösterdiği üstün performansının yarattığı hayranlık bir penaltı vuruşu ile azalacak, silinecek.Futbolun adaleti, beşerin adaleti ile uyuşmaz ya hani, bu kez başka şeyler oluyor, adalet, hak-hukuk yok.İki ağlayan adam...Biri üzüntüden, diğeri sevinçten, vücudunun her zerresinde hissettiği baskıdan, duygu boşalmasından.Yere kapanmış, hıçkırıyor.Diğeri kimsenin yaşamak istemeyeceğini yaşamış bir adam, o an elinden gelen tek şeyi yapıyor, ağlıyor.Avram Grant çökmüş ama yine de dirayetini kaybetmiyor, kaptanı teselli ediyor.Şampiyon, ikinciyi alkışlıyor ve kupa...Bu gece futbolun mekaniği yok.Yarına, daha sonraya kalsın.Terry'nin direğe giden topunu hangi sistem, hangi taktik açıklayabilir?
Champions League 2008
Manchester United
Noat Samisa

22.05.08

2006 Almanya'daki kadrolarında bugüne 10 isim değişmiş.Bu sayı az değil.Ama kupa kaldıran takımdan yalnızca Totti eksik.Lippi'nin oluşturduğu, turnuva içinde sakatlıkla değişen savunma dörtlüsü aynen burada ve belki bir fireyle aynen sahada olacak.Ortadaki ikilide De Rossi ile turnuvaya başlamıştı İtalya, De Rossi ABD maçından sonra 4 maç ceza alınca Pirlo'nun yanına Gattuso geçmişti.Öndeki üçlüde Perrotta tamam, Totti'nin yeri gol kralı Del Piero'nun.Bu kez ''temiz eller'' yok, Lippi yok.Bu kez ölüm grubunda başlıyorlar.''Son şampiyon kaldığı yerden'' de olursa sürpriz yok, gruplarda çakılırsa da.Gruptaki rakipleri Fransa'nın daha önce yaptığını yapmak için, duble için geliyorlar.Donadoni'nin 23+1 kişilik kadrosu:
Goalkeepers: Marco Amelia (AS Livorno Calcio), Gianluigi Buffon (Juventus), Morgan De Sanctis (Sevilla FC)

Defenders: Andrea Barzagli (US Città di Palermo), Fabio Cannavaro (Real Madrid CF), Giorgio Chiellini (Juventus), Fabio Grosso (Olympique Lyonnais), Marco Materazzi (FC Internazionale Milano), Christian Panucci (AS Roma), Gianluca Zambrotta (FC Barcelona)

Midfielders: Massimo Ambrosini (AC Milan), Alberto Aquilani (AS Roma), Mauro Camoranesi (Juventus), Daniele De Rossi (AS Roma), Gennaro Gattuso (AC Milan), Riccardo Montolivo (ACF Fiorentina), Simone Perrotta (AS Roma), Andrea Pirlo (AC Milan)

Forwards: Marco Borriello (Genoa CFC), Antonio Cassano (UC Sampdoria), Alessandro Del Piero (Juventus), Antonio Di Natale (Udinese Calcio), Fabio Quagliarella (Udinese Calcio), Luca Toni (FC Bayern München)

Noat Samisa

20.05.08
Geçen yılın sonunda kardeşi ve arkadaşlarıyla gittiği McDonald's'ta karıştığı kavga sonrası buraya şunları yazmıştık: Rahat durmuyor, durdurulamıyor.2007 yılı 1 Mayısı'nda Man City'deyken Ousmane Dabo'yu döv, mahkemede kefaletle kurtul.Adamın gözü morarmış, retinası hasar görmüş, teneke bağlayıp göndersinler seni.Bu sene Newcastle taraftarı ile kapış, ona buna gider yap.Dün de Liverpool yakınlarında kavgaya karış, tutuklasınlar.Kavgaya kankası Ricky Hatton'ı çağırsaydı böyle olmazdı.Bugün mahkemeye çık ve kodese gir.Bu kez kefalet de yok, sabıkalı adam sonuçta.
Ek olarak bu sezon Sunderlandli Dickson Etuhu'nun kariyerini bitirme teşebbüsünde bulun, bir süre alkol tedavisi gör.Bugünkü mahkeme sonucunda 6 ay hapis cezasına çaprıtıldı Joey Barton, geçen yılın sonunda ertelenmiş mahkemesi sonucunda bu karar verildi.Hakim ''violent and cowardly act'' demiş gerekçesinde, karşılığını veremeyecek birine yapılmış şiddetli hareket, davranış.Newcastle'a dair review yazısında ''Eğer bütçe yüksek çıkar, orta sahaya çok peşinde koştukları Modric seviyesinde bir transfer yapılırsa, Emre orta saha dizilişine göre beşinci hatta altıncı opsiyon haline gelebilir.Rotasyonda 10 maç oynar sene boyu, tabii bu biraz da Barton'ın uslu durmasına bağlı, artabilir de.'' demiştim, gelişmeler Barton'ın top oynayacak durumda olmayacağı ve Emre'nin Newcastle'da kalacağı yönünde.

Noat Samisa

20.05.08
Bir hafta önce UEFA Kupası'nı, sanayi devriminin başladığı, dolayısıyla kapitalizmin, ters bakışla sosyalizmin doğduğu, semirdiği yerde, Manchester'da, Britanyalı rakibin elinden alan Rus'lar, yarın iki İngiliz'in mücadelesine araç olacaklar.İki takımın da ne oynadığı, ne oynayacağı biliniyor, genel görüntüde farklı şeyler görmeyeceğiz.Farklılık yaratanlar olacak, bir çalım, doğru pas tercihi, kenar yönetimin doğru oyuncu tercihi, kalecilerin saliseler içinde verdikleri kararlar skoru belirleyecek.Yani futbol, başka bir şey değil.Bir Rus'un kalpağındaki orak-çekiç üzerine yazılmış Chelski'dir globalizm, sayısız zıtlık içinde dünya futbolunun kulüpler bazında gerçek zirvesi yarın akşam.Kalabalık orta sahalı zalim sistemlerin ortamında futbolu seven maçın keyfini sürecek, herkese iyi seyirler.

Fotografın yorumuna gelirsek, muhteşem bir fotograf.

Kapitalizm vs. Kapitalizm dersek eğer Chelsea - Man Utd kapışmasına, Lenin'in ifade ettiği sosyalizmin bu fotografa yansıması olan heykel ancak o aradaki vs. oluyor.Zaten öyle değil midir?

CL 2008 Final - Moskova
21 Mayıs 2008 - TSi 21: 45
Chelsea - Manchester United
Noat Samisa

20.05.08

Kuralanın en şanssız takımı Romanya.4 torbadan Fransa'yı çekmeleri yetmiyormuş gibi son Dünya Kupası sahibini de çektiler.Yine yetmedi, birinci torbadan en iyiyi, Hollanda'yı çektiler.Hollanda ile eleme gruplarında da birlikteydiler.Gruplarda Hollanda'da oynanan maç berabere bitti, Romanya'daki maçı ev sahibi takım kazandı.Bu sayede grubu 3 puan önde lider bitirdiler.İyi futbolculara sahipler, ortalama bir grupta olmaları halinde son sekize kalma ihtimalleri yüksek derdim.Yine de bu grupta Hollanda kadar şanslarının olduğunu düşünüyorum.Tanıdık 3lü Tamas, Petre ve Bratu'nun da aralarında olduğu 26 kişilk kadro:
Goalkeepers: Bogdan Lobont (FC Dinamo 1948 Bucureşti), Dănut Coman (FC Rapid Bucuresti), Marius Popa (FC Politehnica 1921 Ştiinta Timişoara

Defenders: Cosmin Contra (Getafe CF), Cristian Săpunaru (FC Rapid Bucureşti), Sorin Ghionea (FC Steaua Bucuresti), Dorin Goian (FC Steaua Bucuresti), Cosmin Moti (FC Dinamo Bucureşti), Gabriel Tamaş (AJ Auxerre), Răzvan Raţ (FC Shakhtar Donetsk), Ştefan Radu (S.S. Lazio)

Midfielders: Florentin Petre (PFC CSKA Sofia), Banel Nicoliţă (FC Steaua Bucureşti), Răzvan Cociş (FC Lokomotiv Moskva), Paul Codrea (AC Siena), Cristian Chivu (FC Internazionale Milano), Mirel Rădoi (FC Steaua Bucureşti), Nicolae Dică (FC Steaua Bucureşti), Ovidiu Petre (FC Steaua Bucureşti), Adrian Cristea (FC Dinamo 1948 Bucureşti), Ciprian Deac (CFR 1907 Cluj)

Forwards: Adrian Mutu (ACF Fiorentina), Ciprian Marica (VfB Stuttgart), Marius Niculae (Inverness Caledonian Thistle FC), Daniel Niculae (AJ Auxerre), Florin Bratu (FC Dinamo 1948 Bucureşti)

Noat Samisa

19.05.08

Yapacağımız 3 hazırlık maçı için doğru takımlar seçilmiş, şampiyona grubunda benzer futbol oynayan takımlar ile karşılacağız.TRT 1 üç maçı da canlı yayınlayacak.Yarın Çek'ler ile kader birliği bulunan Slovakya karşısındayız.Ardından Portekiz'in provasını Güney Amerikalı Uruguay ile yapacağız.Fizik güç üstünlüğünü futbolunun temeli sayan İsviçre için de Finlandiya ile oynuyoruz.Denk tercihler.Daha kuvvetli takımların tercih edilmeme nedenini de anlayabilirim, bu saatten sonra en çok önemsenen şey sezonun yorgunluğunu taşıyan yıpranmış vücutların hasar görmemesi.Yarın için 4 sakatımız var, Gökhan Gönül, Servet Çetin, Uğur Boral ve Hamit Altıntop oynayamayacak.
Slovakya: Stefan Senecky, Jan Mucha, Martin Skrtel, Matej Krajcik, Tomas Hubocan, Milos Brezinsky, Radoslav Zabavnik, Marek Cech, Marek Hamsik, Stanislav Sestak, Martin Petras , Igor Zofcak, Jaroslav Kolbas, Marek Mintal, Filip Holosko, Robert Vittek, Martin Jakubko, Jan Novak, Lubos Hajduch, Lubos Kamenar

Federasyon'un web sayfası Euro 2008'e iyi hazırlanmış görünüyor, umarım şampiyona süresince güncellemede ağır kalınmaz.Ulusal takımın şampiyona programı verilmiş, hatta grup sonrası için de iki alternatif şimdiden hazırlanmış.Kadroların son halini alması için son gün 28 Mayıs, bu da demek oluyor ki son hazırlık maçımızı nihai şampiyona kadromuzla oynayacağız.

20 Mayıs 2008
20.30 Türkiye-Slovakya (Schüco Arena - Bielefeld)

25 Mayıs 2008
20.30 Türkiye-Uruguay (Ruhrstadion - Bochum)

29 Mayıs 2008
20.30 Türkiye-Finlandiya (MSV Arena - Duisburg)

Noat Samisa

19.05.08
Champions League
1- Manchester United
2- Chelsea
3- Arsenal
4- Liverpool

UEFA Cup
5- Everton
8- Portsmouth (FA Cup)
9 - Manchester City (Fair-Play Award)
11- Tottenham (League Cup)

İnterToto Cup
6- Aston Villa

Noat Samisa

19.05.08

Zico belirsizliği sürüyor.Lazio başkanı Claudio Lotito ''Zico ile ilgilenmiyoruz'' demiş, demekki başka talipler var.Fenerbahçe YK'sı neyi bekliyor, uzaktan bakarak ben anlayamıyorum.Fenerbahçe iç işlerinde başarının pay edilmesinde bir sorun var gibi görünüyor.Fenerbahçe tarihinin zirve noktasını görmüş, göstermiş adam Zico mu CL Top 8'inin mimarı, yoksa Aziz Yıldırım ve YK'sı mı?Yanlış oldu, düzelteyim.Elbette topluca kazanılmış bir başarı ancak saha dışında en büyük pay kimin?Cevaplar farklı farklı olabilir.Eğer son 4 yılda Türkiye gibi bir ortamda yalnızca 2 hoca ile çalışılmışsa ortada bir istikrar vardır.Aziz Yıldırım'ın hakkını teslim ederim, her zaman.Böyle bir yol tutturmuşken, Zico ile zirveyi görmüşken ne umuluyor?Biz büyüdük, Zico bize küçük geliyor mu deniyor?
Forvet sorunu malum, Semih'i rotasyondan öteye götürmek iki maç sonra neyin ne olduğunu gösterir.En az bir, olursa iki forvet gerekli, biri yerli, biri yabancı.Yabancı forvetin gelişi, Kezman'ın gidişi demek, pek karşı çıkacak adam kalmadı zaten.Bu forvet kim olur?Kanoute'nin eline gazete vermişler, fotograf almışlar.Eto'o haberleri baş sayfada.Fasarya gazete Daily Mail yazmış, Sheva'ya £7 milyon haberleri havada uçuyor.Wagner Love'ı Rus basını yazmış güya, bizimkileri kaynak göstermişler, ipleyen yok.4 oyuncu için de Fenerbahçe YK'sı takipte olabilir, bu oyuncular teklif yapılmış, temasa geçilmiş de olabilir.Görünen o ki bir yabancı forvet alınacak, öncelikle hoca belirsizliğinin çözümlenmesi bekleniyor.Zico kalırsa, Zico futbolunda bu forvet kim olur?İsimli birini almak politika olabilir, bir şey diyemem.Ama takıma uyacak, futbola uyacak bir oyuncu aranıyorsa, illa ki isim yapmış olması gerekmez hatta olmasa daha iyi olur.Fenerbahçe ikna edip Eto'o'yu da getirse daha iyisini yapabilecekken Eto'o ektisiyle bir derece düşük sınıf atlar.Gereken, oyuncunun bireysel kalitesi ile sisteme uyumunun birlikteliği.Forvet + buçuk forvet Alexli düzende Fenerbahçe'nin sahip olması gereken forvet tipi gezgin forvet.Adebayor, Drogba, Rooney vs. tarz olarak emsalleri, en üst seviyesi bu oyuncular.Torres, Eto'o, Love vs. henüz gezgin forvet dönüşümünü tam olarak gerçekleştirememiş oyuncular.Ne pivot santrafor Crouch'lar, ne de sezgisi kuvvetli Shevchenko'lar, depar kaabiliyeti yüksek Eto'o lar, tarz olarak Fenerbahçe'nin pek çok yeri oturmuş takımının futbolunu katlayacak tarzda forvet değiller.Adı geçenler arasında gerekene en çok uyanı Kanoute.Bir diğeri Carew, Fransa ligine bakılırsa daha düşük maaliyetle alınabilecek oyuncular var.Eğer yakın zamanda Zico meselesi çözülmez, dolayısıyla forvet transferi de gecikir ya da gerçekleşmezse her gün bir başka forveti elinde Türk Spor Basını'na ait bir gazete ile manşette göreceğiz.Fenerbahçe'nin resmi web sayfası da yalanlayacak, ertesi gün bir daha yalan yazılacak, ertesi gün yine yalanlanacak, parelel doğrular sonsuzda kesişecek...

Noat Samisa

19.05.08
Noat Samisa

19.05.08

Manchester United
2007/2008: £49.3m
2006/2007: £32m
Chelsea £45.6m (£30.9m)
Arsenal £47m (£29m)
Liverpool £45.4m (£28.4m)
Everton £42.1m (£25.3m)
Aston Villa £42.3m (£22m)
Blackburn Rovers £40.2m (£22m)
Portsmouth £40.4m (£23m)
Manchester City £39.7m (£21m)
West Ham United £36.8m (£21.1m)
Tottenham Hotspur £36m (£27.3m)
Newcastle United £39.2m (£21.2m)
Middlesbrough £34.2m (£20.5m)
Wigan Athletic £33.4m (£18.4m)
Sunderland £33.6m
Bolton Wanderers £32m (£24.6m)
Fulham £31.3m (£20.4m)
Reading £30.6m (£23.6m)
Birmingham City £29.8m
Derby County £29.1m

Noat Samisa

19.03.08