Şampiyona nedeniyle ertelenen kura çekimi yarın.Fenerbahçe ikinci ön eleme turuna seribaşı olarak girecek.İkinci ön eleme turundan turnuvaya başlayan ve seribaşı olmayan yalnızca 2 takım var, biri MTK Budapest, diğeri Beitar Jarusalem.MTK diyince tabii anılar canlanıyor, kaderler yine kesişir mi acaba?Bu iki takım dışındaki diğer alternatifler ilk ön eleme turunu oynayarak gelecek.Pek çoğu Avrupa'nın kuzeyinde yer alan ülkelerin takımların oluşmak üzere birinci ön eleme turunun listesi yukarıda.Daha ayrıntılı bilgi de burada.İçinde bir şekilde karşılaştıklarımız da var, kura çekimi yarın TSİ 13'te.Kıstassız bir tahmin de yapayım: Drogheda - Valetta eşleşmesi Fenerbahçe ile kesişir.Sivasspor da 4 gün sonra sezonun ilk maçına çıkacak.İntertoto 2. turunda rakip Karadağ temsilcisi OFK Grbalj.

Noat Samisa

30.06.08
Mourinho'nun vatandaş-iş arkadaşı kontenjanlı Portekizli'leri sonrası yeni Portekiz dalgası Chelsea'yi sardı.Chelsea'nin bu transfer döneminde Bosingwa ve Scolari'den sonra Portekiz kaynaklı üçüncü, aslen Brezilyalı ikinci transferi Deco oldu.Resmi açıklama şu saat itibariyle Chelsea'nin resmi web sitesinde yer almakta.Ortada net bir rakam yok, çoğu İngiliz spor basınının fasarya kalemleri olmak üzere rakam telaffuz edenler £10 milyon civarında geziniyorlar.Barcelona kapı önüne koyduklarından birini iyi yere yolladı.Scolari'nin transferi Deco, Abramovich'in Chelsea'sinde ''senin transferin-benim transferim'' kavgası pek çok şeyi değiştirebildiğinden Deco transferinin henüz başlangıcında ilerisi için keskin bıçak durumundan söz edilebilir.Henk Ten Cate klavuzluğunda Mourinho'dan kalanı devam ettiren Grant'ın Chelsea'sinde Deco nereye girer?Lampard gider ve onun yerine girerse Chelsea önemli güç kaybeder.Premier League'in zirvesi, Ballack ve Deco'nun beraber oynadığı bir orta saha yapısını kaldırmaz.Eğer yakın geçmiş bize bir şeyler gösteriyorsa, EPL'nin zirvesine çıkmış, aynı zamanda CL'de zirveye yaklaşmış takımların Ballack-Deco ikilisini barındırabilecek bir orta saha yapıları yoktu.Bosingwa'nın gelişiyle sağ bekten orta sahaya dönebilecek Essien bu ikilinin dengeleyicisi olabilir mi?Lampard kalmaz (ki İnter'e gideceği belli gibi), Deco 30 yaşından sonra kenar oyuncusu gibi oynamayı kaldıramaz ve Ballack da sahada yer alırsa Chelsea neresini kapamaya çalışsan orası açık bir takıma dönüşür, kağıt üzerindeki isim değerleri yalan olur.Scolari de bir şeyler düşünüyordur elbet.Deco'nun nesi tartışılır?Deco EPL'de ne yapar?Chelsea'ye transfer olanın gerçeği de yalanı da magazini de tartışılır.Trend futbola dair geride bıraktığımız şampiyonanın ve İspanya'nın gösterdiklerini yakın zamanda EPL ve TSL ile birleştiren yazılarımız olacak, orada yine Chelsea'ye döneceğiz.Euro 2008 bitti, şampiyonanın uzatmaları oynattığı pek çok transfer art arda resmileşmeye başladı.

Noat Samisa

30.06.08
Not: Bilete odaklanınız, sahibine değil.Ya da ikisine de odaklanılabilir.

Noat Samisa

30.06.08

''Torres için İspanya'' ile başladık turnuvaya, Torres ile bitirdik.İspanya makus talihini de yendi bugün, hem de futbolun en az 2 yıllık geleceği için mevcut trendin devamını getirdi.
Germany: Lehmann, Friedrich, Metzelder, Mertesacker, Lahm (46' Jansen), Hitzlsperger (58' Kuranyi), Frings, Podolski, Ballack, Schweinsteiger, Klose (79' Gomes)
Subs: Enke, Adler, Jansen, Fritz, Westermann, Rolfes, Gomez, Neuville, Trochowski, Borowski, Odonkor, Kuranyi

Spain: Casillas, Sergio Ramos, Puyol, Marchena, Capdevila, Senna, Iniesta, Fabregas (63' Xabi Alonso), Xavi, Silva (66' Cazorla), Torres (78' Guiza)
Subs: Palop, Reina, Albiol, Fernando Navarro, Villa, Cazorla, Xabi Alonso, Sergio Garcia, Guiza, Arbeloa, Juanito, De la Red
İspanya turnuvanın en az oyuncu kullanan takımlarından biri olarak sürprizsiz bir kadroyla sahadaydı.Almanya'da Hırvatistan maçında formasını kaybeden Jansen'in yerine Freidrich, başlangıçta forma bulan Fritz'in yerine Schweinsteiger vardı, Rolfes da iki maç sonra yedekteydi.İspanya başladığı takım üzerinde zorunlu değişiklikler dışında turnuva sonuna kadar giderken, Almanya turnuva içinde pek çok değişiklik yapmak zorunda kaldı.Sistemin oyuncular üzerinden işlerliği alakalı bir durum, Rolfes pekala savunmaya katkı verse de Hitzlsperger'in hücum getirisinden vazgeçmek genel yapıda negatif bir etki oluşturuyor.Aynen bizim Hamit Altıntop sağ bek orta saha çıkmazımız gibi.Çift forvette Gomes çalışmayınca sistem de değişmişti, Podolski buçuk forvet olmuştu.Klose ise gollerini çıkartınca kayıp bir tunuva geçirdi, Almanya hep Almanya ama bu turnuvada pek çok oyuncu beklenen performansın altında kaldı.Bugün Ramos, Zhirkov'a yaptığını Podolski'ye de yaptı, farklı mevkiilerde, farklı işler yapan iki oyuncuyu da sahadan sildi.Maç sonunda da Puerta tişörtüyle bir alkış daha aldı.
İspanya'nın yarattığı en büyük farklılık, hücum bölgesine soktuğu ekstra orta saha oyuncuları.Hatırlayalım, Rusya maçları.Yarı finaldeki ilk gol.Bugün, İniesta hatta başlattığı atakta Guiza'nın indirdiği topta Senna.Çalışılmış, biribirini tanıyan oyuncuların ezbere varyeteleri.Forvetin çapraz koşusu, orta sahadan biri içeri, savunma dengesini bozucu olarak.Kenardan içeri giren topu alır alamaz içeri giren fazla oyuncuyla markajdan biri düşer, arka direğe kenar adam koşusu, bir anda ceza sahası civarında 5 İspanyol, tamamı gollük pas bekliyor.Sistemin rehberliği bu.Yetenekli ayakardan önce zeki adamlar, eğitimle, çalışarak kazandırılmış rehberlik.Sistem topu kale önüne getirecek, isim önemli değil.Trend sistem tek forvet, çift kenar oyunculu yapıda orta sahadan ceza sahasına sokulan ekstra oyuncu olmadan sistemin hücum rehberliğinden söz edilemez.Top ceza sahasına geldiği noktadan sonrası yetenekli ayakların.Olması gereken, hücumda mükemmeliyet budur.
Nasılsa alan savunma prensiplerini dipten yukarıya pek çok takım uygulabiliyor, iyi veya kötü.Ofsayt kuralı varoldukça da uygulanmaya devam edilecek.Değerli olan bir şey varsa, bu dengedir.Beklerin biri dış bek, diğeri stoper bek.(Ramos ve Grosso gibi mükemmel bekler de var mesela, hem stoper hem dış bek olanlar.)Orta sahada çift yönlü oyuncular, sistem rehberliğinde hücum ve savunma.Evet, kazanan biraz da abartılarak övülecek ama İspanya sonuna kadar hakederek, tüm maçları en azından bölüm bölüm domine ederek buraya geldi.Ve bize iki yıl boyunca konuşacağımız bir şeyler gösterdi, trendi belirledi.Rafa kalktı dediğimiz önlibero mevkisine Senna'yı koydu, ama önünde çok farklı bir orta saha yapısını koyarak denenmişlerin yeniliklerle uygulanbilirliğini gösterdi.Geçmişin birikimini bugün ile birleştirdi, Aragones eldeki malzemeden çok iyi bir takım yarattı.
Torres 5 kez goldekine benzer depar attı.Rusya maçında Villa çıkınca daha etkili göründüğünü söylemiştik, bugün fazlasıyla istekliydi.Liverpool'da sezon boyu oynadığı sistemdi bu, tek başına ileride daha bi Torres gibiydi.Lahm gibi kısa bacak, çabuk adımlı bir oyuncuyu adım boyu uzunluğu ve inatla geçebilmek ve son noktada tarifsiz bir golcü vuruşu yapmak bu adamı yeni sevme nedenim.El Nino, The Kid, Fernando Torres.Durdu durdu, finalde vurdu.Sürekli kovaladı, Mertesacker'in üzerinden kafa vurdu.Geçirdiği mükemmel sezonun kapanışını da mükemmel yaptı.Almanya'nın oyunda üstünlüğü ele geçirdiği dakikalar Torres'in yorulmaya başladığı anlar.Tek başına geri itibyordu Alman dörtlüsünü Torres.Goldeki hatası, hücumdaki etkisizlik ile birleşince Lahm ikinci yarıyı kulübede geçirdi.Yerine giren Jansen'di, hücum üretkenliği yönünden ne düşüldü acaba?Ben yerine koyamadım, sırf savunma güçlendirmesi düşünüldüyse enteresan.4 stoper nitelikli oyuncuyla sahadaydı ikinci yarı Almanya.İspanya orta sahası açılmaya başaldığında Kuranyi geldi kenardan.Alman hücumları beklerden hiç destek alamadı.Sıklıkla Metzelder'i gördük ilerde, tıkanan oyunda farklılık yaratmaya çalışıyordu.Tazelenmesi gereken ataklar rakip kale önünde çoğalamayınca eridi, bugünün futbolunda beklerin önemine dair bir başka ders.Diğer yanda mükemmel bek Ramos ve stoper bek özellikler baskın olan mükemmele yakın bek Capdevilla ile komplike hücum edebilen takım İspanya.Bir ara bariz güç üstünlüğü oluştu sahada, Almanya rakibine cevap veremedi.Ve Aragones'in müdahaleleri...Orta sahadan adam eksilten rakibine karşı orta sahaya savunma yönü daha kuvvetli iki adam ekleyerek maçı bitirdi, Almanya'yı bezdirdi.Beklerini oyuna sokamayan, dolayısıyla atakalrında çeşitlilik bulunmayan Almanya tekdüze bir oyuna mahkum oldu.İyi hazırlanmış İspanya, son bölümde rakibine şandel, şişirme top şansı dahi vermedi.Topu rakip sahada tuttular, bir ara abarttılar.Yorulan Torres çıkıp da Guiza girince ayağında tuttuğu, korner yaptırdığı birkaç top ile Almanya psikolojik olarak mağlubiyeti kabul etti.
Savunma tandemi arızalı bir takımdı İspanya, bu sorunu stoper nitelikli, farklı bekleri ile dengeleyerek çözdü.Kalecisi vardı.Tamamı çift yönlü orta saha oyuncuarından oluşan 3+1 orta sahasıyla olması gerekeni uyguladı.Kenar oyuncusu nitelikli Silva'nın içe kaçışları, orta saha oyuncusu vasıflı İniesta'nın kenar oyuncusu rolü sistem içi bir denge getirdi.Artanları Senna topladı.Çift forvet çalışan dinamik orta saha tarafında bolca beslendi.Villa yıldızlaştı.Son gün Torres'e fırsat doğdu, tek forvet Aragones'in başındna beri tercihiydi.Çalıştı, Fabregas orta sahanın önünün liberosu, forvet arkası demodeliğinin modernizayonu oldu.Cazorla, Guiza ve Xabi Alonso da maç dinamiklerinin dengeleyicisi oldular.Arızalarını sistem rehberliğinde gideren, hücumda yetenekli ayakarıyla komplike varyeteler ile futbolun mekaniğine vurgu yapan, devamında da futbolun sanatını icra eden İspanya, hakkıyla şampiyon oldu.22 günlük serüven bitti.Bu şampiyonanın, bu maçın, İspanya'nın hikayesi burada bitmez tabii ama bu gecelik bu kadar.Daha çok yazacağız, çok konuşacağız.

Euro 2008 Şampiyon
İspanya
Noat Samisa

30.06.08
Villa yok, Aragones'in kendi bildiği sistem sahada olacak.Ballack idman kaçırdı, gerçektir ya da sözde taktik icabıdır, şüpheli.Favori İspanya, istanbul'un sıcaktan dışarı çıkartmayan tatil gününün ilacı akşama...
Euro 2008 Final
29.06.08 - 21: 45 - Viyana
Almanya - İspanya
Noat Samisa

29.06.08
Ne zamandır Beşiktaş yazmıyorum.Anlamsız buluyorum, içime sinmeyen, olduramdığım pek çok şeyi ön saflara koyuyorum.Soğuyorum, kombine almamayı sorguluyorum.Beşiktaşlı olan anlar beni.Bugün bir şey oldu, bir aydan uzun zaman sonra eskilerden bir şeyler hissettim.Bugün çıktı piyasaya Asi Ruh isimli taraftar belgeseli, hemen aldım ve izledim.90 dakika kesmedi, keşke daha uzun olsaymış dedim.DVD ekstralarıyla devam ettim, soundtrackleriyle halen oyalanıyorum.Çarşı şöyledir, Beşiktaş tribünü şöyledir; ben de eleştirirm, hatta suçlarım.Eksiği vardır, yanlışı vardır, geçenlerde kepenk kapatmıştır ama öyle ya da böyle bu ülkede bir stadın büyüsü varsa, farklıysa o stad İnönü, Şeref Stadı'dır.Sulandırılmış rekabeti hiç sokmamaya çalıştım bugüne kadar buraya, bundan sonra da sokmayı düşünmüyorum.Ama bu başka.Bu filme uğraşılmış, emek verilmiş.Bir şeyler anlatılmış, tribüncü için kaynak olmuş, Beşiktaşlı için anı olmuş.Zeki Demirkubuz saatlerce konuşsun, sıkılmadan dinlerim.Olumsuz tarafları ise 4. fragmanda yer alan sahneler kırpılmış, belgesel yanında anlatılan karşılıksız/çocuksu aşk hikayesi havada kalmış.Ama olmuş, bazen gülerek, bazen gönül teli titreyerek izledim.Bugünlerde içinde Beşiktaş geçen haberler içinden en güzeli bu belgesel/film.Emeği geçen herkesin eline sağlık.Soundtrack albümü hediyesiyle 19.90 YTL, aşırı talep nedeniyle Taksim civarında pek yok deniyor, birkaç güne her yerden edinilebilir.

Noat Samisa

28.06.08
Şampiyona biterken transferler netleşmeye başladı.Gecikmiş bir transfer bugün gerçekleşti, Bolton Anelka'nın yerine koyacağı forveti sonunda buldu.Ara transfer döneminde bahsetmiştik.O gün £9 milyonluk resmi teklif vardı, bugün BBC kaynaklı bedel £10milyon + Daniel Braathen.Euro 2008'de Lagerback'ın yer bulamadığı adamdı Elmander, sağ tarafta buçuk forvet gibi oynatmayı, driblinglerinden yararlanmayı düşündü.Larsson kadrodaysa oynatılmak için alınmıştır, nitekim öyle de oldu.İbrahimoviç'i zaten tartışmanın gereği yok.Elmander'e de ikinci maçtan itibaren sağ taraf kaldı.Toulouse forması ile son iki sezonda da 30'un üzerinde maça çıktı, 11'er gol atarak toplamda 22 Ligue 1 golüyle Toulouse kariyerini tamamladı.Bugüne kısmetmiş, 81 doğumlu İsveçli forvet Johan Elmander Bolton ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.Anelka ile tarzları benzer oyuncular olduklarından, kağıt üzerinde gidenin yerinin gayet başarılı bir tercihle doldurulduğunu söylebilirim.Bolton daha önce Birmingham'ın orta sahasından Fabrice Muamba'yı £6.5 milyon karşılığında transfer etmişti.Zaireli oyuncu, Wilson Palacios ile birlikte sezonun performans/fiyat oranı maksimum oyunculardandır ve kariyer başlangıcında yine Arsene Wenger yazmaktadır.Birmingham'da Championship'e düşmemesi gereken başlıca oyuncular Larsson, McFadden, Kapo ve Ridgewell.Alan kazanır, pişman olmaz.Bolton'un zayıf orta sahasına en az bir takviye daha gerekir.Meite giderse yerine daha iyi bir stoper bulmak zorundalar, Gary Cahill ile yürümez.

Noat Samisa

27.06.08

Bir taraf makus talihini yendi, öbür taraf çakıldı.İki Doğulu da yarı finalden fazlasını göremedi, kupa Batı'da kaldı.
Russia: Akinfeev, V.Berezutski, Ignashevich, Saenko(57' Sychev) , Arshavin, Semak, Zyryanov, Zhirkov, Pavlyuchenko, Semshov (56' Bilyaletdinov), Anyukov
Subs: Gabulov, Malafeev, Yanbaev, A.Berezutski, Adamov, Ivanov, Shirokov, Bilyaletdinov, Sychev, Bystrov

Spain: Casillas, Marchena, Puyol, Iniesta, Villa (34' Fabregas) , Xavi(69' Xabi Alonso), Torres (69' Guiza) , Capdevila, Sergio Ramos, Senna, Silva
Subs: Palop, Reina, Albiol, Fernando Navarro, Fabregas, Santi Cazorla, Xabi Alonso, Sergio Garcia, Guiza, Arbeloa, Juanito, De la Red

Dakika 10, bekliyorum.Ha şimdi, ha birazdan.Maç dengede görünüyor.İspanya kendi oyununu oynuyor, Rusya da savunma yönünde son iki maçtır yaptığından fazlasını yapmıyor.Villa hareketli, diğer tarafta Pavlyuchenko her topu kovalamaya çalışıyor.Hollanda maçı kadrosu cezalı Kolodin hariç sahada, Saenko da sağ tarafta hareketli.Dakika 20, bekliyorum.Ha şimdi, ha birazdan.Yine Pavlyuchenko-Saenko çabalıyor, arkadan Zyryanov'un da desteği var.Semshov ve Semak İspanya orta sahasının set hücumlarını engellemeye harcıyorlar tüm enerjilerini.Dakika 30, bekliyorum, ha şimdi har birazdan.İlk yarım saat boş attı, şimdi başlıyor olabilir diyorum.Pavlyuchenko bir şut çıkarıyor, muhteşem.Casillas dokunuyor ama kale vuruşu.İlk yarı bitiyor, ortada görünen şeyler var.Yan libero olarak sol tarafı tek başına idare eden Zhirkov, karşısında orta saha ve forvet destekli Ramos'un görünce tükendi.Savunmada tek başına kaldı, hücumlara katılamadı.Rusya hücumlarda bir kişi eksik.Arshavin yok ortalarda, bekliyorum, 45 dakika oldu hala bekliyorum.Neyse olur belki diyerek ikinci yarı başlıyor.Ben böyle beklediysem Rus'lar kim bilir nasıl bekledi?
Villa sakatlanıp çıkınca Torres tek forvete düşüyor.Sezon içinden alışık olduğu oyun bu.Şimdi daha hareketli.Fabregas oyuna girince 4+1 maksimum dengeli, aşırı yaratıcı bir orta saha yapısına kavuşuyor İspanya.Alan daraltarak bozamadığınız takdirde iki maçta 7 gol yiyebilirsiniz!Sonra savunmacılarına çıkar fatura.Gol geliyor, harika bi oyun.Pası veren Xavi.Soldan kaçan Capdevilla, İniesta'ya hareket alanı açıyor.Başlangıç pasını veren Xavi durmuyor, koşuya devam ediyor.Orta sahadan aksiyon alanına giren oyuncu olarak hem alan savunmasında, hem de adam adamaya dönmüş savunmada demarke kalıyor Xavi ve İniesta'nın gözü kapalı ortasına koyuyor ayağını.Hiddink bir şey görüyor, forveti ikiliyor.Arshavin yine arkada.Benim düşündüğüm değişiklik ise Saenko-Bilyaletdinov.Orta sahada eşit olmak, skoru değiştirmeye muktedir olunmayan bir günde belki oyunu dengede götürmeye yardımcı olabilirdi.60 oldu dakika, Arshavin yok ortalıkta.Ağır sorumluluk, o olmadığında İspanya bugün yaptığını yapmıştı.Arshavin varken ise Rus'lar İsveç ve Hollanda'yı süpürmüşlerdi.Zhirkov'u kilitlenmiş, Arshavin'in yaratıcılığıyla şekillenen hücumların tamamı özellikle Senna etkisiyle iptal olmuş, hücumda tam anlamıyla ''tıkanmış'' Rusya ikinci golde maçı bıraktı.Bırakmak zorunda kaldı diyelim, başka çaresi de yoktu.Yarı finalde böylesi ağır bir skor, ağır skordan öte ağır bir yenilgi.
Savunmacılarının bireysel kalitesi yüksek olmadığı takdirde, sistemin hücum dinamikleri işlemek zorunda.Bir kenarın çalışmadığında diğeri çalışmak zorunda.Orta sahada rakibe set oyunu izni verdiğinde Xavi-İniesta-Fabregas üçlüsünü yıllar boyu rüyanda görebilirsin.Bugün Arshavin iptal oldu, Zhirkov silindi, sistem çöktü; Rusya öldü.Diğer yanda İspanya, cevap veremeyen rakibine karşı kendi futboluyla finalde.

Final 2: İspanya
Noat Samisa

27.06.08

Nasıl yaşadıysak öyle öldük.Öne geçtik, geri düştük; bu kez futbolumuzla geri döndük.Ama futbola, bir fazla adama, kayıp düşen, kasları fazlasına izin vermeyene yenildik.''Biz'' kazandık, ''biz'' kaybettik.
Germany: Lehmann, Friedrich, Mertesacker, Metzelder, Lahm, Hitzlsperger, Rolfes (46' Frings), Schweinsteiger, Ballack, Podolski, Klose (90' Jansen).
Subs: Enke, Jansen, Adler, Fritz, Westermann, Gomez, Frings, Neuville, Trochowski, Borowski, Odonkor, Kuranyi
Turkey: Rustu, Sarioglu, Topal, Zan, Balta, Aurelio, Kazim-Richards (90' Metin), Altintop, Akman (81' Erdinc), Boral (84' Karadeniz), Senturk.
Subs: Zengin, Metin, Emre, Karadeniz, Erdinc

Çıkan kadroları kağıt üzerinde karşılaştırmaya çalışalım.Çakma stoper M Topal ile yandan çarklı bek Sabri.İki adam var, biri mevkiisinin eri, turnuvanın en istikrarlı oyuncularından.Diğeri geçtiğimiz sezon birkaç kez hayatının maçlarını oynamış, batar-çıkar bir adam.Arkalarında Rüştü, 20'ini canlı izlediğim 40 Beşiktaş maçının yalnızca 2 maçta bana özetini yapan bir adam kalede.Farklı bir havası var, kale vuruşlarında rahatlık, jestler, ''ağabeylik''.Top rakipteyken farklı.Bunlar bugüne ait değil, geçmişten geliyor.Eldeki bu, fazlası yok.5 gün içinde M Topal çizgi savunmada önde basan adam olacaktı, olması gerekiyordu yani.Rakipte en az 3 yıldır ezbere beraber oynayan savunma dörtlüsü...Bizde yine aykırı bir şeyler vardı.Turnuvadan 20 gün önce ''4-3-3 oynayacağız'' denilmiş, 3. hazırlık maçında yapılan çalışmalar 4-3-3'ün hızlı hücum setlerinde görülmüştü.Sonra vazgeçildi, bildiğimiz usule, motivasyon futboluna döndük.Bugün 4-3-3 oynadık.Ya da top bizde çok kaldığından, sahanın tamamını kullandığımızdan öyle göründük.Ya da zorunda kaldık.
İlk golümüzdeki o taç organizasyonu çalışılmış bir şey miydi acaba?İlk kez gördük bu turnuvada, Ayhan göğsüne vura vura çizgiye koşuyordu, sanırım anlık.Kazım'ın ön direk koşusu, arkada Uğur'un iyi vuruşu ile Lehmann'ın şanssızlığı.Bu turnuvada ilk kez öndeydik.4 dakika önde oynayabildik ve turnuvayı toplam ''13'' dakika önde oynamış bir yarı final takımı olarak kapattık.Portekiz'in yediği golün benzeri, soldan Podolski, temel ön direk koşusu ile Schweinsteiger'in imkansız yere akıl destekli vuruşu. Öncesinde Kazım'ın şutu direkte patlıyor, harika bilinçli bir atak.İnanmaya başlıyorum yine.70 dakika çok iyi bir futbol koyduk sahaya.Çzgi savunma ile alan daraltıyorduk, mecburduk buna.Karşımıza Portekiz'e karşı ne yaptıysa onu yapmak için gelmiş rakibimizin oyun kurmaması gerekiyordu, çift kenar adamımız ile çok önde kalan Podolski sayesinde orta sahada bir fazla oluyorduk.Salaş, dağınık olmasına rağmen çizgi savunmamız çalıştı, zaten Podolski de iki depar sonunda yorulunca uzun toplar ile geçilebilirdi ancak takım savunmamız.Büyük özveri, yardımlaşma vardı sahada.Hiç uzun top denemedi Alman'lar, sabrettiler.Biz de sabrettik, macera aramadık.İlk kez sahaya akılcı bir şeyler koyuyorduk.Orta sahamızda Xavi, İniesta olmadan, Hamit'in de geçmiş iki maçtaki performansından uzakta kaldığı bir yapıyla bölüm bölüm müthiş pas yaptık.Alman'lar yine sabırlıydı, alan savunmasını bozmadılar.Pozisyonlar bulduk, denedik, Lehmann çıkardı.Şut attık, çizgiye taşıdık topu, verkaçlar bile yaptık.Hiçbir zaman beraber oynamamış oyuncuların dahi yer aldığı bir takımın böylesi koordine pas yapabilmesi başlı başına bir inceleme konusu olabilir.Ya da bugünden kalan mistik tarafımız.
Klose ceza yayına yakındı orta yapılırken.Rüştü almalıydı o topu, kabul.Ancak iki kişi de yalnızca topu izleyince, hızını almış gelen Klose'nin koşu yoluna geçip pozisyon almaya yeltenmeyince golü yedik.İlki aynısı 6 gün önce atılmış bir gol, diğeri temel birkaç savunma prensibinin unutulması, bilinmemesiyle yenilen gol.M Topal'a ''niye yapmadın?'' diyemem, zaten hava toplarına çıkışları iyi bir oyuncu da değil.Elinden gelen bu, özverisi için teşekkürler.Rüştü bu, 118'de çıkar kalesinden çizgideki topun peşine, sene içinde savunmacının pozisyon almak için çizgiye inmesine izin verdiği, tek başına gol arayan oyuncunun ayağındaki top atlar, altından golü yer.Bu, geçmişten gelen Rüştü.Yoksa Cech'in elinden kaçırdığı topla buraya geldik, tüm sorumluluğu Rüştü'ye yıkıp iki yüzlü olmamak lazım.Bi an yağmur başladı sanki, yine bir şeyler oldu.Ama bu kez futbol açıklayabildi bunu.Sabri, bu sezon bir Fenerbahçe maçı oynadı, kasedi yapılsa beş milyon eder.Bugün Lahm'a bir çalım attı, o kasede konulsa birkaç milyon daha ekler.Çizgiye indi, bekledi.Ne güzel ki Lehmann da bekledi.Semih beklemedi, yine soktu ayağını topa.Nöbet değildi bu seferki.Yine dönmüştük.Aynı Sabri bu kez hattı bozmuştu, önde karşılamaya yeltenmişti Alman sağ tarafını.Kazım da yakındı halbuki, ne gerek vardı?Kazım kaydı, kalkamadı.Sabri önde kaldı.İki kişi birden soktular o boşluğa, biri feyk attı, Zan kademede feyke yakalandı.Lahm bitirdi, nasıl yaşadıysak öyle öldük.Kazandığımız maçlarda çok kötü olduğumuz bölümler oldu, bu kez çok iyi olduğumuz bölümler oldu.Ama kaybettik.Gary Lineker'in selamını aldık.
Hamit hariç herkes maksimumunu oynadı diyebilirim.Uğur Boral, Sevilla'dan kalma işler yaptı.Kazım, Çek Cumhuriyeti maçında ordan buradan asılan yaramaz çocuk yerine sorumluluk sahibi olmuştu.Ayhan sakin oyunuyla Aurelio'nun M Topal'ı oldu.Hamit biraz daha basit olabilirdi belki, elinden geleni yaptı, kötü değildi ama bugün elinden gelen buydu belli ki.Sahaya çok iyi şeyler koyduk, koordine pas yaptık, set hücumlarından pozisyonlar bulduk.Final pasına ya da son vuruşa geldiğimizde eksiklerimizi aradık.Oyunmuzun karşılığını iki golle alırken, eldekinin en iyisi ama turnuvanın en kötüsü sayılabilecek savunam dörtlümüzün zaaflarına, eksik, aksak, sakat, cezalı oluşumuza yenildik.Hakeme çok söz söylendi daha da söylenecek.Kötüydü.Sabri-Lahm pozisyonu da en büyük hatasıdır, tartışması olmayacak, ilk bakışta pilot kameradan, abartarak uzaydan penaltı.Fauldü o, dediğim çok oldu, kart da istedim ama abartmamak gerek.
Biz bu turnuvaya nasıl geldik?O kadar kötü, o kadar çok şeyi kaybederek geldik ki, turnuvaya gitmek kaybettiklerimizin yanında başarısızlık olarak kaldı.Bunlara dair gündem sıcakken hep taraf olduk bu satırlarda, inandığımız doğruları yazdık, söyledik.Bizim gibi düşünenler de oldu.Bosna-Hersek karşısında açık açık söylemiştim, yine söylüyorum ''soru işaretli'' bir galibiyet ile geldik buraya.O soru işaretleri gerçek olmasa da var.Başka bir yerlerde saklı.Şovenist propagandalar sürdü, öyle ya da böyle 7 Haziran sabahına uyandık.Elde bir takım vardı, açık ara turnuvanın en temelsiz, en toplama görünen takımı.Portekiz karşısında ne ektiysek onu biçtik, gelişimiz buydu.Sonra Basel'de bir yağmur yağdı, geçmiş yalan oldu.Futbol yalan oldu, aklı ve mantık kenara bırakıldı.Buraya aklın yol göstreciliğinde, doğrularla gelmemiş oluşumuz nasıl tabela başarısının önündeyse, tabela başarısıyla geçmişi silişimiz de öylesi tezat bir başarıdır.Geçmişi, bugünü ve geleceği doğru takım Hırvatistan'ı da mistisizm karşısında çaresiz bırakınca, ''biz'' olduk.Üzerine konuşulamayan, bilinemeyen.Formülü olmayan, izafi, sanal bir yolumuz vardı.Çok dikkat çektik, renk olduk, yağmur olduk, rüzgar olduk.Binlerce kilometre ötede kendimizden geçtik, inanmayışımıza küfrettik.Bir anda oldu her şey, futbolu daha çok sevdik.Bugün, oynadığı 480+ dakikanın yalnızca 13'ünü galip oynayan bir yarı finbal takımı olarak turnuvayı kapadık.Aklı ve mantık yol göstericiliğinde iki yıldan uzun zaman önce Almanya ile yaptığımız hazırlık maçından bu yana en doğru işleri yine bir Almanya maçında yaptık.Kayıplarla geldiğimiz şampiyona için topladığımız takımdan da daha başlangıçta çok değerli kayıplar verdik.Turnuva başladı, daha değerli kayıplar da verdik.15 kişiyle sahadaydık bugün, fazlası yoktuk.Geçmişten kaybettik, gelirken kaybettik, geldik kaybettik, eksildik-azaldık, buraya geldik.Ne düşledik, ne düşündük, ne gördük?Nasıl yaptık, tüm bunlar da geri dönüşlermiz gibi tekrar formülü bilinmez birer yaşantı olarak kalacak.
Geçmişi kötü takım, geçmişi kötü organizasyon bu şampiyonadan gelecek için ne çıkaracak?Geçmişle yüzleşmek gerekecek, aksi halde ''yağmur'' her zaman yağmayacak, her zaman birkaç yılmaz adam isyan etmeyecek.Fazlası da olmayacak.Futbol şampiyonalardan ibaret olmayacak, bitiyor işte.Bir kıvılcım daha yandı burada, yeniden başlamak, ''destanlar arası''nı 6 yıl açmamak gerek.Haziran ayında taraf olduğum ve Haziran ayı boyunca taraf kalabildiğim için, Avrupa'nın son dördü ünvanının bu ülke tarihine yazıldığı için teşekkür ediyorum.Birilerine daha bi içten teşekkür etmek ve ardından veda etmek, birilerinin vedası gerek.Devamı yarın ve daha sonra...

Final 1: Almanya
Noat Samisa

26.06.08

Ölüyorum, Yaşıyorum; Bitiyorum...

Bittim.Yaşadığım gibi öldüm.Futbola 90 dakika dediler, inanmadım.120 dediler, ona da inanmadım.Baştan inanmayı da kendime inandırdım.
Çok koydu be abi, biri çıktı, ''bi' vurdu gol oldu'', döndüm gökyüzüne baktım.Yağmur yağmıyordu...

Haziran ayında taraf olmak ve Haziran ayı boyunca taraf olmak.Bir özür, bir teşekkür.Bitti.Yeniden başlıyorum.Alkışlıyorum.

Almanya 3-2 Türkiye
Noat Samisa

25.05.08
5. ve son yarı final sabahına uyandık.Son sabah, son gün, büyük heyecan.Üzerine konuşacağımız futbolun açıklayabileceği tek şey, stoperde Mehmet Topal mı, Hakan Balta mı?Semih mi Mevlüt mü, sorusunu da futbolla açıklamak zor.Uğur Boral sol bekte oynarsa ne olur, hamalı Wederson iken sol önde Alves'in hayat enerjisini söndürmüştü, buna benzer bir savunma performansı olur mu?Hakan Balta takımın dengeleyici gücü, ters kademelerin, görünmeyen işlerin adamı diyorduk, denge mi kaldı sanki?Benim tercihim Hakan sol bekte, M Topal-Zan ikilisi savunma tandeminde şeklinde olur.Herhangi bir TSL deplasmanına bu savunma tandemiyle gidilmesi halinde olacakların hiçbiri süpriz olmaz.Bu ikili bugün Avrupa futbolunun ulusal düzeydeki en üstten bir önceki basamağında Almanya karşısına çıkacak.''Ölüyorum, Yaşıyorum; Bitiyorum, Başlıyorum'' demiştim Hırvatistan maçı sonrası, benim o güne dair açıklamam buydu.Konuşmadan çok şey anlatan dahi yönetmen Ki-duk Kim'in ''Bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom' filminin hayatıma kattığı bir değerdi bu söz.O günün açıklaması buydu, Amerikalı kondisyoner ya da başka bir şey değildi.Bugün de bir başka maç, bir başka film ve bir başka söz.''Gitmiyordu top, sahaya çıkan kadromuzu hiçbir şeye benzemiyor oluşunu örtbas etti belki de, yağmur yağmasa idi daha kötü durumlara düşebilirdik, aksi halde ne olacağını hiç bilemeyeceğiz.'' demiştik meşhur Basel yağmurunun İsviçre maçını tümden değiştirdiği gün.Futbolun tanrısı densin, şans densin, Allah'ın takdiri densin, tevekkül edilsin, Zeus böyle istesin, inancın zaferi olsun, neyse ne.Mistisizm ya bu, izafi olduğu sürece her açıklama makbul.Bir şeyler o gün yağmurla değişti.Yine Basel'deyiz, V for Vendetta'dan aldık bu kez öğretiyi: God is in the rain.Karşımızda Almanya, biz ise kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan, şimdiden ''kaybetmeyişleriyle'' kazanan olan bir garip adamlar topluluğuyuz.Onlar futboluna, biz ise ''yağmura'' güveniyoruz.İnsan bildiğinden korkmazmış ya, açıklanamayışlarımız Hırvat'ları olduğu gibi Alman'ları da sarmış durumda.Hırvatistan maçına göre daha umutluyum bugün ama daha zor olduğunu biliyorum.Haydi Çocuklar!

25.06.08 - 21:45
Almanya - Türkiye
Noat Samisa

25.06.08
Dört gün önce öncü haberini duyurmuştuk, resmiyetini Samir Nasri'nin kişisel web sayfasından öğrendik.Şu an yoğunluk nedeniyle site iptal olmuş durumda, haftalardır beklenen transferin Arsenal taraftarı üzerinde yaptığı etkinin boyutlarını da buradan görebiliyoruz.Aaron Ramsey'den sonra ikinci transfer, daha evvel Nasri'nin sözleşmesinde yer alan fesih bedelini BBC referansıyla £13.5 milyon olarak duyurmuştuk, bugün bahsedilen bedel £15.8 milyon.Referans yine BBC ve Sky.Arsenal'in son yıllarda yaptığı transferleri bakıyorum, Wiltord'a £13 milyon ödenmiş, rekordu bu.Hleb'e £10 milyon üstü bir para ödenmişti, Eduardo vardı geçen sene £9 milyon, buna yakın veya daha üstü pek yok.Bu üç oyuncu da iskeleti oluşturdular, verilen paranın hakkını verdiler.Samir Nasri, Arsenal tarihinin rekor transfer bedeliyle Marsilya'dan transfer edildi.Hleb'in gidişiyle getireceği para bu transferi karşılar.Nasri'nin ilk sezonu için 15 maç oynamasının yeterli olacağını düşünüyorum, sonrasında çok farklı bir oyuncu göreceğiz.Beklediğim orta saha transferine dair henüz bir gelişme yok, onun yerine Adebayor ve Milan aynı cümle içerisinde geçiyor.Nasri ile Arsenal'in alım rekorunun kırıldığı gibi, Adebayor ile de satım rekoru kırılırsa ancak bu transfer gerçekleşebilir.(Anelka, £24 milyon-->Real Madrid)Gelen paranın yarısı forvet transferine harcanır.Ben Arfa olabilir, Santa Cruz olabilir.Adebayor'un yeri, Adebayor tarzında bir forvetle doldurulur, aksi halde Bendtner ile sezon bitmez.

Noat Samisa

23.06.08
İngiltere tarihinin ve ulusal takımın olduğu gibi, 26 yıl sonra şampiyon olan efsane Manchester United kadrosunun da en önemli oyuncularından biri Paul İnce, Blackburn Rovers'ın yeni menejeri.Efsane orta saha oyuncusunun United'a transferi de yaşattıkları kadar hareketli olmuştu.Şimdilerde sık gördüğümüz ''transfer öncesi forma giyme'' vakasının yakın zaman temsilcilerinden biriydi.22 yaşında geldiğinde West Ham'dan Manchester United'a transfer olmuştu.Efsane kadroyla iki şampiyonluk, iki FA Cup, bir de League Cup sevinci yaşadı ve İnter'e transfer oldu.2 yıl sonra yeniden Ada'ya döndü, bu kez Liverpool formasıyla.İngiltere ulusal takımının ilk siyahi kaptanı olmuştu artık.Geçtiğimiz seneye kadar futbol oynamaya devam etti, alt liglerde futbolcu-menejer olarak çalıştı.Geçen yıllarda pek çok futbolcu ona benzetildi, son temsilci Nigel Reo-coker.Geçen sezon 2004'te kurulan Milton Kenyes Dons kulübüyle League Two şampiyonluğu yaşadı.Gretna-Airdrieonians gibi bir hikayedir MK Dons'un hikayesi.Tarihinde FA Cup bulunan Wimbledon FC'nin yaşladıkları Airdrieonians kadar hüzünlü olmasa da bir çöküştür, öbür taraftan yükseliştir.Bir gün onu da yazarız.
Mark Hughes ve David Moyes gerçeği Premier League'in orta ölçekli başarı hikayeleridir.Blackburn bu gerçeklerden Galler'i ihya eden adamı £5 milyon karşılığında City'e kaptırdı, yerine futbolculuk geçmişinde Hughes ile kader ortaklığı yapmış Paul İnce geldi.26 yıl sonra United'a şampiyonluk getiren ve devam ettiren kadrodan: Mark Hughes, Steve Bruce, Roy Keane ve bugün Paul İnce Premier League'de devam ediyorlar.Ve tabii Sir Alex Ferguson.Paul İnce, ilk siyahi British kaptan olduğu gibi yine bir ilki gerçekleştirdi.EPL kurulmadan önceki tüm zamanlar da dahil olmak üzere zirve ligde çalışan ''İlk Siyahi British Hoca'' oldu.Capello tartışmasının en sert çıkışını yapan adamdı Paul İnce, ''Yeni Hoca British olmalı'' diyenlerdendi.Rusya'yı yarı finalde gördükten sonra McClaren'a haksızlık mı ettik acaba, diyenler çoğaldı, biz de yakın zamanda bir yazı ile bu tartışmaya katkı yapmayı düşünüyoruz.Henüz 40 yaşında Paul İnce, Mark Hughes sonrasını taşımak kolay değil.Sözleşme 3 yıllık, başarı kıstası orta sıra takımı olmaktan öteye geçmiş Blackburn'ün mevcut yapısını korumak, yükseltmek.

Noat Samisa

23.06.08

Bu kez oldu, çeyrek finalden fazlasını göremeyen takım İtalya üzerinden yarı finale uçtu.Ölüm gurubu da bugün itibariyle adına yaraşır kapanışı son şampiyon ile yaptı, öldü.
Spain: Casillas, Sergio Ramos, Marchena, Puyol, Capdevila, Iniesta (59' Cazorla), Senna, Xavi (59' Fabregas), Silva, Villa, Torres (85' Guiza)
Subs: Palop, Albiol, Fernando Navarro, Fabregas, Santi Cazorla, Alonso, Sergio Garcia, Guiza, Arbeloa, Juanito, De la Red, Reina

Italy: Buffon, Zambrotta, Panucci, Chiellini, Grosso, Aquilani (108' Del Piero) , De Rossi, Ambrosini, Perrotta (58' Camoranesi) , Toni, Cassano (75' Di Natale)
Subs: Amelia, Gamberini, Del Piero, Di Natale, Borriello, Quagliarella, Camoranesi, Materazzi, De Sanctis

Preview yazısı yazamadık, Blacburn hocasını seçmiş ona da sıcak bir yazı yazamadık, yarına kaldı.İki takım için de önceden karaladıklarımız arasında bu maçın öngörüleri vardı.İspanya, şu an itibariyle bu turnuvanın öncü 4+1'inden kalan iki takımdan biri.Bir de bunlara Rusya'nın sistem takımı yapısıyla sürdürdüğü trendi eklersek, mistisizm ile ilerleyen, turnuvanın ters takımı Türkiye kalır bir tek.Akşam taktik idmanı basına açmış Fatih Terim, göstermiş cümle aleme.''Taktik falan yok işte, alın kendiniz bakın'' demiş.Farklıyız, anı yaşıyoruz; önce değil, sonra konuşuluyoruz.''Türkler geliyor'' diyemiyoruz, geliyoruz ''Yine gelirler'' dediriyoruz.Neyse, maça dönelim.Son şampiyon maça son şampiyon gibi başladı.Yine her oyuncu alan parselliyor, İspanya hazırlık paslarını set hücumuna geçirecekken blokler birbirine yaklaşıyor.Aynısını Hollanda'ya da yapmıştı İtalya, set hücumunda İtalya yerleşimi dağılmıştı.Hem Hollanda o gün çok çok iyiydi, hem de İtalya bugünkü İtalya değildi.Ek olarak bugünkü İspanya da o günkü Hollanda kadar ya da geçmiş 3 maçındaki kadar çok adamla hücum etmeye hevesli değildi.İspanya çok pas yaptı, kendi oyununun başlangıç kısmını İtalya'nın izin verdiği kadar uyguladı.İlk yarı yalnızca birkaç kez Silva'nın ekstra çalımı, ekstra pasıyla yarıldı İtalya orta sahası.İspanya'yı bozdular, hücumlarını da Perrotta ve Grosso üzerinden denediler.Yalnızca denediler.Futbol iki sene öncesinden farklı olduğu gibi İtalya da iki yıl öncesinden farklı.Olmadı.İspanya pozisyon bulamıyordu ama deniyordu, değiştiriyordu, başka bir şey deniyordu.
İkinci yarı Xavi ve İniesta'nın birlikte oyunda çıkışıyla maç zalim sistemlerin adaleti olmayan kavgasına dönüştü.Kulüp takımlarının trendi zalim 4-4-1-1'lerin sıralaması değişik versiyonları, atan-kazanır maçı çıkardı ortaya.İspanya şutları kaleyi buldu.Buffon kaçırdı, Semih Saygıner'in ısktakasıyla vurduğu top sağ banttan 9 numaralı topu bludu.Ama kaleyi bulmadı.Silva denedi, Villa çok top ezse de çok çalıştı.Müstakbel Fenerbahçe Hocası Aragones'i eleştirme seanslarına ben de katılmak istiyorum.Torres-Guiza, dakika 85, o-o.Semih-Topal nasıl yanlışsa, bu da yanlış, kafadan sakat.Ha, sonra önüne düştü vurdu, şans vs., futbol bu.Olur, kral olursun; olmaz patlarsın.Ama cebindeki tüm parayla sürpriz ata oynanmaz.Xavi-İnesta beraber kenara gelince İtalya'nın tüm enerjisini yönelttiği ''İspanya'nın setlerini bozma'' durumu kayboldu ve çıkmaya başaldılar.Camoranesi vurdu, Casillas penaltılar performansının altyapısını hazırladı.Grosso-Zambrotta ataklara katıldı, Toni'yi buldular.Olmadı, Casillas engelledi.Chiellini, 4 yıl öncenin Cannavaro'su oldu, her atakta bir yerlerden koptu geldi.
Sıkışık maç başladığı gibi bitti, ortada maçı penaltılar belirledi.Bu tip sıkışık maçlara sene boyu EPL Big Four'u ve CL'den alışkın bünyeler bu maçı pek garipsememişlerdir ancak şu güne kadar oynanan 28 maç içinde en durağan, en sıkışık maçlardan biriydi.''Torres için İspanya'' ile girmiştik turnuvaya, yarı finallerin bir yanında ''biz'' varız, diğer yanında mantığımın takımı Rusya ile ''Torres için İspanya''.Şimdi 2 gün ara, 17 gündür futbolla yatıp futbolla kalkan bünyeler için tazelenme vakti.

Yarı Final 4: İspanya
Noat Samisa

23.06.08

Sonunda oldu, Hırvat'ların da kaybından sonra futbolunu inandığım temeller üzerinden oynayan, savunmada sistemini uygulayan, hücumda da sistemin rehberliğini kullanarak yetenekli ayaklarıyla farklılık yaratabilen bir sistem takımı olan Rusya başarılı oldu, hem de tüm bunlara aykırı futbol oynayan Holllanda'yı süpürerek.
Netherlands: Van der Sar, Boulahrouz (54' Heitinga), Ooijer, Mathijsen, Van Bronckhorst, De Jong, Engelaar (61' Engelaar), Kuyt (46 Van Persie), Van der Vaart, Sneijder, van Nistelrooy
Subs: Timmer, Stekelenburg, Heitinga, De Zeeuw, Van Persie, Robben, Melchiot, Bouma, De Cler, Huntelaar, Afellay, Vennegoor of Hesselink

Russia: Akinfeev, Aniukov, Ignashevich, Kolodin, Zhirkov, Semak, Zyryanov, Semshov (69' Bilyaletdinov), Saenko (81' Torbinsky) , Arshavin, Pavlyuchenko (115' Sychev)
Subs: Gabulov, Malafeev, Vasili Berezutsky, Yanbaev, Alexei Berezutsky, Adamov, Torbinsky, Ivanov, Shirokov, Bilyaletdinov, Sychev, Bystrov

Hollanda'da bir farklılık yoktu, grup maçlarını 9 gol atan takımı sahadaydı.Hücumda suikast timi hazırdı.Rusya'da Hiddink farklı bir şey yapmıştı, iki kişilik Hollanda orta sahasına karşı Saenko ile forveti üçlemişti, Bilyaletdinov'u yanına almıştı.Hırvat'lar kadar yakın plan izlediğim bir takım olmadıklarından maç boyu gösterilen ezbere varyetelerin, set hücumlarının daha önceden kalma mı, yoksa bu maç özelinde daha evvel de bahsettiğimiz Hollanda savunma zaafiyetinden mi kaynaklandı, bilemiyorum.''Yan libero'' dediğim, farklı bir şey oynayan Zhirkov, Hollanda sağını bitirdi.Tabii Boulahrouz'un durumu da bunda etkendir.Orta sahada set hücumlarına hazırlığa, tıpkı Hırvatistan'ın yaptığı, İtalya karşısında Hollanda'nın muhteşem yaptığı hazırlık paslı set hücumlarına Rusya izin vermedi.Fransa oyunun büyük bölümünde bunu yapabilmişti, savunmasını öne çıkararak alan daraltan takımlara karşı Hollanda'nın mevcut yapısının kağıt üzerinde çalışması mümkün değil.Kadrolar açıklandığında yazdığım yazıda Hollanda'nın benzer tip, önlibero, orta saha elemanlarına sahip olması nedeniyle gruptan çıkmayacağını söylemiştim.Tabii pek çok öngörümüzün yalan olduğu gibi bu da zaman içinde yalan oldu, ukalalık etmişiz, turnuva farklı ilerledi.Hele dün geceden sonra ''başlatma sisteminden ulan'' moduna girdim.Rusya çıkmazdan çekti çıkardı beni, sahaya yüreğini koymanın değeri kadar aklını koymanın önemini yeniden hatırlattı.Orta sahada Hollanda'ya üstünlük kurdu, kendi ceza sahası civarına gelmeden atakları önledi.Alan daralttı, kenarları kapadı.Hollanda'nın ''sistemsiz'' yapısını bozdu, bireysel silahlarını kilitledi, bezdirdi.
Hücumda üç oyuncu, arkadan maksimum destek.7 oyuncuyla hücum, 10 oyuncuyla savunma.Zhirkov savunmada rakibi durdurduğu kadar ortaya da yardım etti, soldan gelişen her hücuma katıldı.Andrei Arshavin, inanılmaz bir maç oynadı.UEFA Kupası'nda izleme fırsatımız olmuştu, evet çok değerli bir oyuncu olduğu her halinden belli oluyordu ama böylesi bir performansı asla beklemiyordum.Muhteşem oynadı.İlk golde asistin asisti, ikinci golde asist, ve kapanışı kendi yaptı.Saydım, Ooijer'i birebirde 5 kez geçti.İstediği an son çizgiye indi, istediği an adrese teslim pası gönderdi.Yorulduğu anlarda aktif dinlenmeye geçti, Pavlyuchenko'ya bıraktı sahneyi.Birinci uzatmada soldan içe katederek attığı şut, 4-3-3'in ideal kenar adamında olması gereken bir özellik.Bu özellik bir pivotta var, pivotun oldu mu böyle olacak, gezecek, alacak, yüzünü dönecek.Pogrebnyak'ın yokluğunu unutturdu.Bu ikiliyi bu akşam ne kadar övsem az, bir de bu meziyetlerini sistem sahibi bir takımda, zeka ve mantık ile çalışan bir hocanın güdümünde yapınca benim için daha değerli.
İkinci yarı Boulahrouz çıkınca, daha evvel bahsettiğim denge bozuldu.Heitinga savunmasına gerekli yardımı yapamadığı gibi hücumda da fayda vermedi ve zayıf Hollanda savunma tandemi dağıldı.Zhirkov, Anyukov, Arshavin, Semak, Zyryanov sağlı sollu daldılar ceza sahasına, son çizgiye indiler, doğru adamı da buldular ama goller gelmedi.Diğer yanda hiçbir şey üretemeyen Hollanda, boşluğu gördüğü yerden şutu gönderdi.Tutmadı, duran toplara kaldı.Rus savunması dört kez aynı şeyi yaptı, uzak direğe şandel ortada çizgi halinde kaldı.Üç kez kafaları sıyırdı, sonuncusunda Nistelrooy affetmedi.Adalet?Kolodin ilk yarı attığı 3 şuttaki başarısını duran top yerleşminde gösteremedi, savunmanın ağır abisi olarak denenmiş, görülmüş frikik varyasyonuna çözüm üretemedi.Maç sonunda hoş bir pozisyon oldu, derslik.Bu turnuvada ikinci kez alışılmadık detaylarla karşılaştık, ikisinin de Hollanda maçlarına denk gelmesi enteresan.Pozisyon gereği bir sarı kart olduğundan topun oyunda olması gerekiyordu, Lubos Michel düzeltti.Ama devamında Zhirkov'ün düşürülmesine çalmadığı penaltıyla ayıp etti.
Hollanda çok iyi oynadığı 3 maçın sonunda sert kayaya çarptı, yetenekli ayaklar yeterli olmadı.''Şimdi Hollanda'nın gösterdikleri var, ama henüz şampiyona bitmedi.'' demiştik, baştan beri inandığımız doğrular, futbolun mevcut trendi bu akşam galip geldi.D grubu da ikincisini gönderdi yarı finale, sıra C'de ise yarın İtalya.Hollandalı Hiddink yine kazandı, sahi bu adam Türkiye'den kovulmuştu?Son notum, bu işi yapabilme olasılığı en yüksek kişi için: Abramovich, Arshavin'i İngiltere'ye getir!

Yarı Final 3: Rusya
Noat Samisa

22.06.08

Satmıyorum-satmıyoruz, demişti önce Ferguson, sonra Glazer.Ronaldo da yakın zaman önce ''gitmiyorum'' demişti.Aradan zaman geçti, Real Madrid ne istenirse verecek bir alıcı olarak United'ın karşısına dikildi.Not For Sale, denildi dün, bugün karşı taraftan ''gitmek istiyorum'' cevabı geldi.Dünkü net açıklama sonrası Ronaldo ile bir görüşme olduğunu düşünmüştüm ama bugün görüldü ki pek öyle değilmiş.Ferguson'u da sallamadı Ronaldo, ''hayallerini gerçekleştirmek'' için yolcu.Bağlasan durmaz, ''aklı Madrid'de'' ile bitmez bu sezon.
''Everybody knows what I want but things don't only depend on me.I am not the person who decides but I hope to complete my dream.I don't mind if people get upset.It is my decision.It is what I want''

Noat Samisa

21.06.08

Slaven Bilic, ''Life goes on.Tomorrow is another day.'' dedi maçtan sonra, biz de dediğini yapalım.Halen boşlukta kalan, inandırıcı olmayan şeyler var dün geceden ama bugün başka bir gün, akşam başka bir maç var.Finale rakip seçmenin gün de tatil olunca zevki bir başka.
Hollanda'nın Engelaar-Robben değişikliğiyle Fransa üzerinde daha büyük üstünlük kurduğu andan itibaren onlar hakkında da mekanik futbol teoremleri, hatta doktrinleriyle hüküm vermek zor.Farkları, mistik olmayışları; tekrarlanabilir, denenmiş futbol oynamaları.Sonuçtan bağımsız olarak sahada görünen çok farklı.Karşılarında Arshavinli Rusya var, Arshavinsiz'i pek bi yavandı.Hepsinden değerlisi: Hiddink'in takımı olmak önce, Rusya olmak sonra.Görevleri fazlasıyla ulvi, eğer bu akşam ezber bozabilirlerse bu turnuvanın ''futbolun açıklayabildiği'' en büyük sürprizini yapacaklar.Pavlyuchenko, grup maçlarının 9/19 şut ile en çok şut atan oyuncusu.Bu akşam eline geçecek kısıtlı fırsatlarda cömert olmamak zorunda.Grupların nispeten etkisiz görünen oyuncusu Van der Vaart'ı bekliyorum bu akşam, Sneijder'e daha fazla yardımcı olması gerekecek.Hollanda'da Boulahrouz'un birkaç gün önce bebeği hayatını kaybetmişti, ''yine de oynayabilirim'' demiş.Hayat devam ediyor, elden bir şey gelmiyor.Denk bir maç bekliyorum.Foto dünden kalma bir başka hatıra, Hollanda'ya yakışır belki diye düşündüm.

21.06.08 - 21:45 - Basel
Hollanda - Rusya
Noat Samisa

21.06.08

118. dakika ve sonrasına ayrıdığımız beş postun ardından metafizik alemden çıkıp, izafi kısmı yok saymaya çalışıp, 118 dakikada ne olmuş, biraz da ona bakalım.Croatia: Pletikosa, Corluka, R Kovac, Simunic, Pranjic, Srna, Modric, N Kovac, Rakitic, Kranjcar (64' Petric), Olic (97' Klasnic).
Subs: Galinovic, Simic, Vejic, Vukojevic, Petric, Kalinic, Pokrivac, Knezevic, Klasnic, Leko, Runje.

Turkey: Rustu, Altintop, Zan, Asik, Balta, Topal (76' Senturk), Sarioglu, Sanli, Turan, Kazim-Richards (61' Boral), Nihat (117' Karadeniz).
Subs: Zengin, Cetin, Emre, Karadeniz, Metin, Gungor, Boral, Akman, Senturk, Erdinc
Hırvatistan, Eduardo'suz kadronun en iyi onbiriyle sahaya çıkmıştı.Elemeler sürecinde yaptıklarından farklı bir şey gösterme derdinde değildiler, zaten maç içinde ne gösterebildikleri görüldü.Bizde elde kalan 3+Sabri savunamcıların tamamı, olması gereken haliyle sahadaydı.Önünde Hamit, Topal ve yer değiştirerek oynaması istenen Arda, Tuncay ve Kazım.Maçtan önce yazıdğım kadroda Ayhan'ı bekliyordum, izlerken pek çok kez daha iyi olacağını düşündüm.Zaten Kazım 61 dakika idare edebildi.İlk 15 dakika tempoyu düşürmeye çalıştık, hazırlık paslarında mümkün olduğunca dikine ya da uzun pas denemedik.Bu da topun bizde daha fazla kalmasını sağlayarak Hırvat set hücumlarını engelledi.15-25 arası bir dalga geldi, Modric ve Kranjcar'ın birkaç yan pası sonrası oradan çıkan tek bir öldürücü pas ile Pranjic'i kaçırdılar.Bu, bizden kaynaklanan bir şey değil, bu maça özgü bir şey değil.Sıkışık futbolda beklerin önemini anlatan, Hıvatistan'ın oyun karekterini yansıtan bir set hücumu.Bir başkası orta sahadaki üçlüden birini çaprazdan içeri soktukları set, bu kez atakta iki bek birden var.Bunlar öyle 20 günde, maç öncesinde ''haydi yapalım'' deyince olmuyor, çalışarak, birlikte oynayarak oluyor.Sene boyu yalnızca 1 ay birlikte olabilen ulusal takımlarda böylesi bir taktik oyun etkileyici.Hırvatistan'ın taktik gücü, bu turnuvanın açık ara en iyisiydi.Ama yetmiyor, teknik, taktik, fizik güç ve motivasyon (bir de bu maç özelinde mistisizm) etkenlerinin yüzde içindeki payı sürekli değişiyor.Golü yapamadılar, biraz durdurduk.Orta sahamızda M Topal, Aurelio'dan eksik görünmüyordu.Hakan Balta kritik iki ters kademe ile golleri önlemişti, mümkün olduğunca ataklara da katılmaya çalışıyordu.Solumuzda Arda, Srna yardımlı Corluka karşısında kayboldu.Adeta izole ettiler Arda'yı.Nihat top almak için sürekli geri gelmek zorunda kaldı, bu takımın en büyük güç unsuru Hamit üzerinden taşımaya çalıştık topları.Bu noktada Arda sola, Tuncay sağa gerekliliği vardı, hem Tuncay'ın içe kaçırşları Srna'nın savunma yardımını pasifize edebilirdi.Ancak 80'de geldi.Arda'nın gücü de tükenmişti artık, o dakikadan sonra faydası olmadı.Hırvat'lar, ikinci yarı bölüm bölüm 15-25 arası rüzgar benzerini yaptılar, orta sahada birkaç kısa pas sonrası tümü hareketli oyunculardan birine çalışılmış bir pas ile zorladılar.Final pasında, kale önünde stoperlerimizin çok kritik hamleleri oldu.
76'da bir değişiklik geldi, yanlış ötesi yanlıştı.Orta sahada yalnızca direnmeye çalıştığımız anlarda Topal çıktı, Semih girdi.O da ne, Tuncay-Hamit ikilisi orta sahada.Sahada ne bir ortanın ortası oyuncusu yok, 3 kenar oyuncusu, bir iç oyuncusu, bir partner forvet, bir de santrafor var.Mücadele ettik, bu orta sahayla rakibe cevap vermeye çalıştık.Hücumda üretebildiklerimiz birkaç uzaktan şut ile sınırlı kalsa da mücadele ettik, elimizden geleni yaptık.Maç uzatmalara gittiğinde sevinen bizdik, üzülen onlar.İlk uzatma devresinde topa daha çok sahiptik, sireği sıyıran iki şut attık.Uzatmaların ikinci devresi Nihat sakatlandı, ah çektik.Ve Hırvat'lar 118'de baştan beri bildikleri oyunla sağ taraftan bir pozisyon başlattılar.Rüştü fantezinin kralının yaptı, maç boyu Hırvat hücumlarını yöneten Modric, zekasını çıkardı ortaya, iki ayağını da kullanbildiğini ispatlarcasına ortayı yaptı, Gökhan Zan bloklama çalıştı, Klasnic golü attı.
Sonrasını futbol yazamaz.76'daki değişiklik yanlış demiştik değil mi?Hani orta saha boşalmıştı.Boşversene.Dün gecenin buraya kadar olan kısmı gelecek planlarında kullanılacak kısım.Sonrası bugün ve 5 gün sonra.

Yarı Final 2: Türkiye
Noat Samisa

21.06.08
Yarı finaldeyiz.Kulüpler düzeyinde Avrupa'nın son sekizinde yer almayı başran ülkenin ulusal takımı Avrupa'nın son dördünde.

Noat Samisa

21.06.08
''Her şeyi doğru yapmaya çalıştık, biz iyi bir takımdık, peki neden olmadı?İnancımı kaybettim hocam, hükümsüzdür.''Srna o kadar içten ağlıyordu ki, maça dair arşive aldığım video parçalarının içinde en değerlilerinden biri o anlar oldu.Modric ve Rakitic'in penaltı kaçıracağını hisseden çok olmuştur, benzeri için 2008 CL finalinde Ronaldo ve Anelka.Kaçıracak olan öncesinden belli etmiyor da, öncesinden belli eden kaçırıyor.Empati yapmaya çalıştım, çok zor.Sıradan bir mağlubiyet değil, hatta herhangi bir takımın böylesi efsanevi bir maç sonu sonucunda kaybedişi de değil.Hırvatistan'ın, çalışmanın, doğrunun mistisizme mağlubiyeti.Güzel Oyun Futbol...

Noat Samisa

21.06.08