Chelsea: Cech, Bosingwa, Ivanovic, Terry, A Cole, Mikel (Malouda 69), Deco (Stoch 81), Ballack, Lampard, Kalou, Anelka.
Subs Not Used: Hilario, Bridge, Ferreira, Mineiro, Alex.

Arsenal: Almunia, Sagna, Gallas, Djourou, Clichy, Denilson, Fabregas, Song Billong, Nasri, Adebayor (Bendtner 83), Van Persie.
Subs Not Used: Fabianski, Vela, Ramsey, Silvestre, Wilshere, Gibbs.
Arsenal yine zor olanı yaptı ve Manchester United galibiyetinden sonra bir kırılma noktasını daha aşarak rehabilitasyon için zaman kazandı.Bugün izlediğim City'den 3 yese de en az 2 atardı Arsenal, hani rakamlar bu kadar kesin olmasa da City normal şartlarda geçtiğimiz hafta Arsenal'i bu denli sirkülase edemezdi, edememeliydi.Adebayor ve Sagna takıma girdiler, kaptanlık tantanası sona erdi; Robin van Persie kendine gelmiş.Attığı gollerin ilki ofsayt olsa da bugün özellikle ikinci yarıda sürekli top kovaladı.Direkt ilk 11 oyuncularından 7'sinin sakat olduğu günleri yaşadı geçtiğimiz hafta Arsenal.Kolay değil.Stamford Bridge'de 1-0'dan maç çevirmek de hiç kolay değil ama başardılar.Denilson'un bu maçta kullanıldığı rol, sene başında Arsenal'in lider döneminin rolü.Bunda ısrar edilirse devre arası yapılması muhtemel orta saha takviyesi arızaların büyük bir kısmının üzerini örtebilir.Chelsea'de oyuna Miroslav Stoch giriyor, ceza sahası önünden kazanılan serbest vuruşu Malouda kullanıyor, enteresan işler oluyor.Bir şeyler ters gidiyor.Chelsea'nin de sakatlardan yana başı büyük belada ama kadro genişliği Arsenal ile kıyas dahi kabul etmez.Stamford Bridge'de alınan 2. mağlubiyet, kaybedilen 12. puan.Big Four maçlarından yalnızca 1 puan, üstelik tamamı iç sahada oynanamışken.CL grubunda son hafta Cluj'u yenemezse Chelsea, sezona UEFA Kupası'ndan devam edebilir.Düşük bir ihtimal de olsa Scolari'nin uykularını kaçırmaya yeter.Avram Grant da mesaj yollamış: Tekrar İngiltere'de çalışmak istiyorum, demiş.Chelsea olmaz, belki Sunderland?Arsenal, Aston Villa'nın kazanamadığı hafta yeniden ilk 4'e döndü.Liverpool yarın liderlik için sahaya çıkacak.

Noat Samisa

30.11.08

Futbol kalitesi Premier League seviyesini aşmasa da özellikle City'nin silahları yeterince etkili olamasa da bölüm bölüm başkalaşalan, sürekli değişen dengeleriyle hikayesinin hakkını veren bir derbi oldu, tıpkı dün akşamki gibi.Gol var, mücadele var, sertlik var, kırmızı kart var, kaçan goller var.
Man City: Hart, Richards, Kompany, Dunne, Garrido, Wright-Phillips, Ireland, Hamann, Vassell, Robinho, Mwaruwari
Subs: Schmeichel, Ball, Zabaleta, Elano, Jo, Ben-Haim, Sturridge

Man Utd: Van der Sar, Rafael Da Silva, Ferdinand, Vidic, Evra, Ronaldo, Carrick, Fletcher, Park, Rooney, Berbatov
Subs: Foster, Anderson, Giggs, Nani, O'Shea, Evans, Tevez

Man City, hafta arasında Schalke deplasmanında 3 puanla dönen kadrodan yalnızca Robinho ile Sturrigde'i yer değiştirmişti.Zabaleta kadrodaydı ama sakatlığı tam geçmemiş, kazanan yapı bozulmak istenmemiş ki Micah Richards maça başladı o bölgede.Sol bekte Garrido var, City'de duran topların Robinho'dan önceki sahibi.City'nin Nijeryalı sol bek Taye Taiwo'nun adı geçiyor ara transferde, Garrido yetersiz görülüyor olabilir.Kompany orta sahada geri çekilmiş, Ben Haim-Dunne ikilisinin yaptığı hatalar dağları aşınca böyle bir çözüm bulunmuş.Bireysel hataları daha çok göze batan Dunne idi ama kulübeye dönen Ben Haim olmuş.Bu da Hamann'ı koydurmuş İreland'ın yanına.Stephan İreland, bu yıl oldukça iyi durumda.Ama kadro içinde İreland ile dengeli bir orta saha ikilisi oluşturmak zor.Michela Johnson, geçen sezon başının City adına en önemli oyuncularından biriydi.88 doğumlu İngiliz orta saha oyuncusu, midesiznden geçirdiği rahatsızlıklar sonrasında sezon sonunu getiremedi.Bu sezon da henüz yalnızca 3 maçta forma giyebildi, bugün kadroda yoktu.Ben Haim'in yerine Kompany, önünde 4 yaratıcı oyuncu, tek forvet Jo deneniyordu ama hafta içi Schalke deplasmanına olduğu gibi United'a karşı da fazla lüks olurdu.Vassell konulmuş önlerine, bu ikiliye yardımcı olması istenmiş.Sağ kenara SWP, sola Robinho; ileride Benjani.
United'da ise Rafael var sağ bekte.Wes Brown yoksa Hargreaves'in sakat olduğu dönemde birinci tercih bu genç Brezilyalı olacak, Neville'in temposu artık iyice düştü.Sakatlığı da vardı bugün.Rafael tercihine ek olarak, Robinho'ya ek önlem olarak Park'ın sağ tarafa geçmiş.Ronaldo solda başladı oyuna, SWP'yi kovalamak zorunda olduğunu özellikle ilk yarı yeterince idrak edemeyince Carrick sola yaklaşmaya çabalamak zorunda kaldı.Rooney ve Berbatov ileride arkalı önlü başladılar, Ronaldo ve Park sürekli bu ikiliyi çoklamaya çalıştı.

İlk 15 dakika top göremedi City.United rakip yarı sahaya çöktü; beklerini, orta saha oyuncularını topyekün oyuna sokarak City kalesine sağlı-sollu organize ataklar yaptılar.İki de gollük pozisyon buldular, birinde Joe Hart topu elinden kaçırdı ama Fletcher bunu beklemiyor olunca pozisyon kaçtı.Ardından Richards ve SWP'nin kısa süreli sakatlıklarıyla oyun soğudu, City belki de ilk kez rakip yarı sahada kısa süre de olsa top tutabildi.Kazanılan serbest vuruşta reboundu alan İreland'ın şutu direkten döndü, hiçbir şey üretemez görünen City için şanssızlık, United için şans anıydı.Dakikalar geçtikçe oyun dengelendi, City çok adamla rakip sahada görünmeye başladı.United'ın atakları ise maç başına benzer şekilde gelişmeye devam ediyordu ama nispeten seyrelmişti.42. dakikada Park karıştırdı ortalığı, karambolde top Carrick'in önünde kaldı.Carrick'in sol çaprazdan attığı şutu Hart çıkardı ama top Rooney'nin önüne düştü.O da boş kaleye topu yuvarladı.İlk yarı biterken City oyunu ancak dengeleyebilmişti.Baskı yediği dakikalarda gol yememiş olmaları oyunun ilerleyen bölümlerinde fazladan direnç oluşturabilirdi ama denge kurdukları dakikalarda gelen gol, Mark Hughes'un devre arası hamlelerini değiştirmesine yol açtı.Yarı bittiğinde Robinho ve SWP etkisizdiler, topu ayaklarında tuttukları süre çok kısaydı.
İkinci yarı ile birlikte oyuna Elano ile Zabaleta girdi, Vassell ve Hamann çıktı.Bu değişiklik ile İreland geride kaldı, üç yaratıcı oyuncu Robinho-Elano-SWP ile gol aramaya başladı City.Oyun dengede gidiyordu ve ilk yarının aksine SWP ve Robinho sürekli oyun içindeydiler.Elano'nun sürekli topu kenarlara taşımaya çalışması, Robinho'yu oyuna soktu.Ronaldo, SWP'yi durdurmak isterken ilk sarı kartını aldı.Hakemi bu sarı karttan dolayı alkışladı ama TSL'deki kural Premier League'de olmadığından bu hareketinin karşılığını ikinci sarı kart olarak görmedi.Robinho ile önceden sarı kartı olan Fletcher'ın mücadelesinde sarı kart bekledi tribünler ama Howard Webb böylesi bir derbide bu kartın ucuz olacağını düşünmüş olacak ki İskoç futbolcuyu uyarmakla yetindi!
Ardından anlaşılmaz bir şey oldu ve sağdan yapılan ortada Ronaldo topu iki eliyle blokladı.İsterse kafa vurabilirdi, gol dahi olabilirdi bu pozisyon.Alakasız biçimde iki eliyle kafasına gelen topu kesti, amacı topu kaleye göndermek falan da değildi.Anlamsız hareketi sonrasında hakemden ikinci sarıyı gördü ve 67'de oyundan atıldı.Geçen sezonun ikinci maç haftasında, United'ın Portsmouth deplasmanında, önce Muntari ardından Ronaldo atılmıştı.Yanlış hatırlamıyorsam geçen 15 ayda bir başka kırmızı kart daha görmedi Ronaldo.Uzatmalarla birlikte yaklaşık yarım saat 10 kişi oynadı United, ilerleyen dakikalarda Berbatov'un fazla geldiği görününce Giggs girdi oyuna.
Sahada hızlı bir oyuncu kalmayınca kontraları etkisizleşti United'ın.Tam tersi bir skor olsa idi sahada, City'de durum United'ın tam tersiydi ve skor muhtemelen 0-1'de kalmazdı.Kompany de girdi oyuna, City çok adamla rakip sahaya yerleşmeye çalıştı.United ısrarla oyunu kontrol etme gayretindeydi, topu sürekli kenarlara taşımaya çalıştılar.Rooney ile buluşturulan toplarda birkaç gollük pozisyon da yakaladılar.Park geç kaldı birinde, birini Berbatov harcadı.Ağır kaldılar.Uzatmalarda yaşanan art arda iki ilginç pozisyon vardı.+2'de kaleci Joe Hart da geldi kornere, karamboldeki şutu Van der Sar çizgiden çıkardı.Dönüşü boş kaleye kontra oldu.Giggs biraz ağır davranınca Rooney'nin 50 metreden boş kaleye gönderdiği şut, bu pozisyonda 90 metreyi 10 saniyenin altında koştuğuna inanadığım Joe Hart'a kaleye girmek üzereyken takıldı.Rakibinin 10 kişi olduğu dakikaları değerlendiremedi City ve United oyunu kontrol etmeyi başardı.Mark Hughes da rakibin 10 kişi kalması bir işe yarmadı demiş.Manchester United, geçen sezon iki kez mağlup olduğu derbinin ilk ayağını, City of Manchester deplasmanını 1-0 kazandı.
''Arapların ara transfer dalgası'' heyecanla beklenirken, sahada görünen Mark Hughes'ü zorluyor.Sezon başında zaten çok iyi yapılanmış bir takım değildi City ve Hughes, Shinawatra'nın sözüne güvenerek geldiği kulüpte bugün çok farklı bir ortamla karşı karşıya.Aynı Shinawatra sayesinde Tayland'ın ne hale geldiğini görüyoruz.Bangkok'ta muhalefet yandaşları havaalanını basıyor, parlemontoyu yağmalıyor, devlet televizyonunu ele geçirme teşebbüsünde bulunuyor.Çatışmalar başlamadan önce yüz binlerin katıldığı mitingler vardı, şimdilerde sokaktaki insan sayısının azaldığından fakat etkisinin büyüdüğünden söz ediliyor.Thaksin Shinawatra, devlet başkanı olduğu ülkede gerçekleşen askeri darbe sonrası İngiltere'ye sürülmese, City'i Araplar alır mıydı?Ardından cunta birini atadı Tayland'da, seçim oldu-olmadı.Beğenilmedi.Şimdilerde ise halk ayaklandı, önce Shinawatra ve eşinin kellesini, sonra da devlet yönetimine dair isteklerinin yapılmasını istiyorlar.Mark Hughes ise muhtemelen devre arası bir orta saha oyuncusu istiyordur.Biraz da eleme yapması gerek, bazı mevkiilerde yetersiz oyuncular şişkinlik oluşturuyor.Ama Arap'lar bunu kabul eder mi?Seç-beğen-al, Mark Hughes'a uyar mı?Mark Hughes Arap'lara uyar mı?City'de işler patron değişimi sonrası düzelmişti.İstikrarsız yapı ve bekleyiş, sahadaki bozuk yapı ile birleşince geçen yılki görüntüye dahi ulaşamadı City.Bitik Arsenal karşısında alınan 3-0'lık galibiyet sayesinde düşme hattını üzerindeler.
Noat Samisa

30.11.08
Seul Dünya Kupası Stadyumu'nda bu sabah oynanan maçın normal süresi 1-1 sona erdi.FC Seoul'ün sakatlıktan dönen forveti Jung Jo-Gook, 26. dakikada takımını 1-0 öne geçirdi.Ulsan'ın ulusal takımın da sol tarafında kendine yer bulan, Jeonbuk galibiyetinde de golü atan oyuncusu Yeom Ki-Hyun, 76'da eşitliği sağladı.Normal süre bu skorla bitti.Uzatmaların 7. dakikasında FC Seoul'ün Karadağlı santraforu Dejan Damjanovic'in golü ile FC Seoul öne geçti.İlk uzatma devresi böyle sona erdi.İkinci uzatma devresinin 4. dakikasında, oyuna sonradan dahil olan bir diğer forvet Kim-Eun Jung FC Seoul'ü 3-1 öne geçiren golü attı.114. dakikada Ulsan'ın Brezilyalı santrafor Luizinho'nun golü geldi, skor 3-2 oldu.Golün dönüşü, Ulsan kalesine gol oldu.FC Seoul'ün Olimpik Milli genç forveti Kim Seung-Yong skoru tayin etti: 4-2.Bu skorla FC Seoul play-off finaline yükseldi.
Maçtan bir gün önce Şenol Güneş basın toplantısı düzenlemişti.Ulsan ile oynadıkları ilk maçta 10 kişi kaldıklarını, ikinci maçta da rakiplerinin çok sakatı olduğunu, bu yüzden lig maçlarının ölçü olamayacağını söyledi.Bugün 25000 taraftar gelmiş stada, biz izleyemsek de sanıyorum iyi maç olmuş.K-League'de takımlara 3 değil 5 oyuncu değişikliği hakkı tanınıyor.Takımların pek çoğu oldukça geniş kadrolara sahipler, okul takımlarından belli sayıda oyuncu kadroda bulunmak zorunda.Oturmuş bir altyapı sistemi henüz olmadığından takımların beslendiği ana kaynak, pek çok sportif aktiviteye imkan tanıyan okullar.Bugün atılan 6 golün 3'ünü oyuna sonradan giren forvetler kaydetti, takımlar genel olarak dörtlü defans oynuyorlar.Şenol Güneş gelmeden önce FC Seoul üçlü oynuyormuş, Şenol Güneş bunu değiştirmiş.Kendilerine yeni bir şeyler öğretene, ''uzmana'' saygılı bir halk olduklarından bahsediyor Şenol Güneş.Kulübün saygınlık problemi var Kore'de, pek sevilmiyor.Ama Şenol Güneş ismi ülkede belli bir ağırlığa sahip.Zaten Koreli'leri az-çok tanıma fırsatı bulursanız genel yapıları hakkında fikir edinebilir, Şenol Güneş'in yaşadıklarını gayet doğal karşılayabilirsiniz.En basitinden filmlerinde göreceğiniz aile yapısında aslolan saygıdır, bizim buradalardaki ''geçmişte kaldı'' deniyor ama formaliteymiş meğer!Bunu görüyorsunuz.Şenol Güneş'in Kore'deki portföyünün bizim topraklara aktarılmasının bir diğer gerekçesi de bu: Yetenekleri ölçütünde disiplinli ve istikrarlı futbolcular.Bulabilirseniz Park Ji-Sung, Park Chu-Young, Lee Young-Pyo gibilerini disiplin ve istikrardan fazlasını çok düşük maliyetle verebilirler.Bugün FC Seoul formasını 120 dakika taşıyan orta saha oyuncusu Ki Sung-Yong, Manchester United kıskacında.Henüz 19 yaşında bir oyuncu ve 20 yaşındaki takım arkadaşı Lee Chung-Yong ile birlikte pek çok Avrupa kulübüyle adları anılıyor.Bir tane de bizden isteyene bulur Şenol Güneş, vaadi de ''Avrupa Kupaları yoluyla Avrupa'ya açılmak'' olur.Yeter ki istensin.Bu skor, FC Seoul'ü play-off finaline taşıdı.Rakip, normal sezon ve Hauzen Cup şampiyonu, tarihinde 2 kez Asya Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu bulunan Suwon Bluewings.Suwon'un kadrosunda Almanya ve Fransa ligi geçmişi olan 2 Brezilyalı var.Ayrıca Kore futbolunun Park Ji-sung ve Lee Young-Pyo ile beraber Avrupa'ya gönderdiği yıldızı forvet Lee Chun-Soo da Suwon kadrosunda.Bu yaz, sezonun geri kalanı için Feyenoord'dan kiralandı.Yine geçmiş yıllarda Feyenoord'a transfer olan savunmacı Song Chong-Gug da Kore yarımadasına Suwon formasıyla döndü.Ulusal takımın kalesini 15 yıla yakın zamandır koruyan Lee Woon-Jae, Suwon kalesinde.Kulüp, Güney Kore'nin sanayi ve bilişim devi Samsung sponsorluğunda.Geçen yıl yarı finalde Pohang'a mağlup olarak şampiyonluğu kaçırmışlardı, bu yıl işi sıkı tuttular.Son haftaya gelirken kaybettikleri liderliği, Busan'ın FC Seoul'ü mağlup etmesi sayesinde yeniden ele geçirdiler ve finalde rakiplerini beklediler.Ligin de bu eşleşmenin de favorisi onlar.Final maçları 3-7 Aralık tarihlerinde, iki maçlı eleminasyon usulüyle oynanacak.Tebrikler, başarılar Şenol Güneş...

3 Aralık: Suwon - FC Seoul
7 Aralık: FC Seoul - Suwon

Noat Samisa

30.11.08

Mustafa Denizli'yi nasıl bilirsiniz?Üç kez ''helal olsun'' demeden önce futbolunu nasıl bilirsiniz?Çok bilinmeyenli denklemdi Beşiktaş'ta bugünü, ne yapacağı kestirilemezdi.Her çıkan kadronun bir sürprizi olacaktı.Maça 50 dakika kala gördük kadroları.Denizli'nin Beşiktaşı'na dair tahminim büyük ölçüde doğru çıkmıştı ama Tello sakattı.Tello sakatsa Mustafa Denizli Holosko'yu oynatırdı!O da olmadı.Haşa, Bobo'yu kullanmazdı.Hücum(!) oynatacaktı Büyük Mustafa, Eskişehirspor'a karşı tonla pozisyon bulmuştu ya.Fenerbahçe ise ortadan birini öne almış, genelgeçer yapısını bozmuştu.
''Korkak'' sıfatını futbola sokmaktan imtina ederim.Uzak gelir bana, pekala insani bir haslettir ama futbola bu sıfatı sokarak pek çok etkeninin üzerini örtmek bana uymuyor.Yavanlaştırıyor bu oyunu.Her şeyden önce de bu oyuna olan hayranlığınızı kaybetmemelisiniz, olağan gelmemeli size futbol.Ama oyunun kendisi olmalı sizi şaşırtan, çoğunlukla dış etkiler değil.Mustafa Denizli korkmuş, demem; diyene de katılmam.Futbolda vardır bu ve bunu yapmak da ''şahsiyetsizlik'' değildir: Orta sahada, kendi yarı sahanda çok adamla bulun, rakibi durdur, kendi silahlarına pozisyon hazırla.Tam tersi de ''cesaret, kahramanlık ve karekter gösterisi'' değildir.Mesela öğle vakti maçında Balili'nin iş yapması için geniş alana ihtiyaç vardı.Skorda gerideyken Balili'nin niteliklerinden değil, niceliğinden yararlanırsın.Tıpkı bugün Nobre gibi.Ne işi vardı Nobre'nin bugün sahada?Golünü de attı, formunu(!) devam mı ettirdi?

Maça çıkan kadro 4-4-1-1, şablon bu.Beşiktaş böyle dizilmiş, bu şablonun getirisi olarak orta saha kontrolünü ele almayı, Fenerbahçe'nin beklerini engellemeyi düşünmüş.Kötü bir düşünce değil.Kağıt üzerinde rakibi pekala durdurabilmesi muhtemel görünen, Beşiktaş'ın genel defansif arızalarını yok etmesi muhtemel bir yapı.Ama golü kim atacak?Rakibi durdurmak, rakip ile oynanan bir oyunun temel prensibi.Ama ortaya antitezini koymaz iseniz, rakibinize bir engeller dizisi çıkartamaz, en azından tehdit oluşturamaz iseniz kaybedersiniz.Ekrem ve Delgado ekstra oynadılar bugün.Bu ikiliyi standartlarına düşürdüğümüzde Beşiktaş bu maçı sıfır gollük pozisyonla bitirebilirdi.Maça başlayan bu yapı, Fenerbahçe'yi geri itecekti.İtmek zorundaydı.Böylece orta saha rakip sahaya yerleşecek, tüm rebound toplar Beşiktaş'ta toplanacak ve zaten hücum silahlarının niceliği azalan Fenerbahçe tamamen pasifize olacaktı.Ama böyle olmadı, Beşiktaş savunması öne çıkarmayı düşünmedi.Ne Alex'e, ne de Guiza'ya adam markajı verilmedi.Mustafa Denizli yine şapkadan tavşan çıkarıyordu!Beşiktaş, Ertuğrul Sağlam dönemi benzeri bir yapıya döndü; ama 3 senenin getirilerini unutmuş olarak.Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın bu kendini pasifize etmiş görüntüsüne rağmen oyuna ortak olması için beklerini çıkarması gerekiyordu.Beşiktaş'tan hamle gelmeyince iki bekin de atağa katıldığı ilk pozisyonda duran top kazandı Fenerbahçe.Beşiktaş'ın 11 oyuncusunu da sahasında tuttuğu bir maçta hiçbir şey olmasa birine çarpıp korner olurdu, öyle de oldu.Ben ezberledim, belli ki ne Beşiktaş savunmacıları, ne de Mustafa Denizli görmemiş: Alex orta, Selçuk ön direk.Derbileri de mi izlemiyorsunuz?Rüştü isminin getirdiği ''saygınlık'' ibaresi benim için hiçbir şey ifade etmiyor.Hakan Arıkan çöp oldu sayesinde, bir tek bu maça bağlı değil bu.
Tutmadı, rakibi geriye itemediniz.Golden sonra Delgado oyuna girdi ve Ekrem ile birlikte çok olumlu işler yapmaya başladılar.Nobre ise Beşiktaş yarı sahasında meşgul!Rakip kale önüne gittiği ender anlardan birinde Fenerbahçe savunması uyudu, Ekrem koşuyu kesmedi ve Nobre'ye gol pasını verdi.Güzel, işler kötü giderken gol geldi.Hamle şansın elinde, kulübedekiler ile sahadaki Beşiktaş'tan 7'şer kişi seçilip maç yapılsa kim kazanır?Volkan'ın uzun topu, alan paylaşımı nedir unutan Beşiktaş savunması adamı da almayınca Guiza golcülüğünü konuşturma fırsatı buldu.Maçtan önce: İspanyol forvet, Fenerbahçe kariyerindeki ''üstün konsantrasyonlu gününü'' yarın olarak addederse, büyük olasılıkla adam markajı almayacağından kendi tarzına yakın toplar alabilir ve bunları gol yapabilir.'' demiştik.Bu sırada hakemin işgüzarlığı girdi devreye.Neresinden bakarsanız bakın, Cisse'nin her iki sarı kartı da pekala ucuz kartlardır.Nobre-Lugano pozisyonunda kart gösterip göstermemesi önemli değil, kıyaslama değil anlatmak istediğim.Ama böylesi bir maçta düşüp kalkan oyuncuların pozisyon yokken kart alması benim futbol zevkime çomak sokulmasıdır.Bünyamin Gezer isminin yanında da ''saygınlık'' var deniyor, futbolcuya gülmeyince saygın olunuyorsa mahkeme duvarı yönetsin maçları.Bu sırada Delgado ekstra oyununa devam ediyor, yanına Ekrem'i de alarak Beşiktaş'ı rakip kaleye götürüyorlar.Bu ikili bugün günü kurtardılar.70 dakika boyunca Beşiktaş'ın yükünü, topu taşıdılar.Nitekim kenar yönetim aklını Ümraniye'de bırakmış, Beşiktaşlı'nın 4 yıldır gördüğü fotografı tekrar göstermekte ısrarcı: Hep bir tarafı eskik kalan, asla kompakt olamayan bir takım.

Beşiktaş 10 kişi ama oyunun seyri çok da değişmiyor.Beşiktaş yine Ekrem ve Delgado ile topa hükmedebiliyor, diğerleri figüran, özellikle Nobre.Duvar oluyor, yalnızca duvar.Beşiktaş topu kazandığında, santraforu kaleye en yakın üçüncü ya da dördüncü adam oluyor.Geniş alan bulsan kim koşacak?Kaleye zaten yaklaştıramıyorsun topu.Edu-Lugano ikilisi ise en iyi bildikleri işi yapıyorlar ve oyuna katılan bekler sayesinde alan daraltıyorlar.Nasılsa arkalarını tehdit eden hiç kimse yok!Bu süreçte Fenerbahçe'nin yine aman aman oyun üstünlüğü yoktu, Beşiktaş'ın skandallarıyla bilinen savunmacılarının fantastik hatalarından pozisyonlar buldu Fenerbahçe.Beşiktaş oyun disiplininden koptukça, orta sahası sahanın ortasına toplanmaya başladıkça beklerinden birini oyuna her soktuğunda pozisyon buldu Fener.Denizli ise seyretmeye devam ediyordu.Şansı vardı, Fenerbahçe golü yapamıyordu.Olması gerektiği gibi organize olamıyordu.Halen Beşiktaş'ın şansı vardı ve oyun bu noktaya geldikten sonra beraberlik Beşiktaş için mükemmel sayılırdı.
Maçtan önce dillendirilen ''fiziki durum'' karşılaştırması, Mustafa Denizli'nin oyun planında önemli bir yer teşkil ediyordu belli ki.Kırmızı kart geldi ve bu etken ortadan kalktı, eşitlendi ya da tersine döndü.70'e kadar bekledi Denizli.Bu dakikalarda Beşiktaş yine bir şey üretemedi, hala üretemiyordu.Oyunun ilerleyen dakikaları, sınırı da kalmamıştı.Holosko oyuna girdiğinde Delgado çok yüksek pas yüzdesiyle gayet iyi bir oyun oyandığı maçta fiziken tükenmişti.Holosko ve Bobo'nun oyuna girişi, yalnızca bu ikilinin becerisini sokabildi oyuna.Delgado geri kaldı, Ekrem oyundan alınınca bir başkası yaklaşamadı bu ikiliye.Yine de üç pozisyon üretti bu ikili, tamemen kendi becerileriyle.Aslında Beşiktaş adına maçın özeti bu.Holosko ve Bobo'nun kenarda oluşu, yerlerine oynayan Nobre ve rakip kaleye sistem getirisi olarak değil, bireysel ekstralarla gidebilen bir takım görüntüsü.Geçen yıllara lanet eden Beşiktaş taraftarı: Yap-boz mu oynuyoruz?

Tello'nun yokluğu, oyun 11-11 devam ediyorken rakip yarı sahada top tutma süresini etkilemiş olabilir.Tabii bir de duran top faktörü var.Ancak Tello da tempolu bir oyuncu olmadığından bu görüntüdeki Beşiktaş'ın hücum aksiyonlarına çok da fazla katkısı olmazdı.Maç çıkan kadro fena bir oyun oynamadı, bireysel olarak bakıldığından pek çok oyuncuya geçer not, hatta birkaçına pekiyi bile verilebilir.Sıkıntı oyuncu tercihlerinde, dizilişte değil.''Üzülmez-Zan-Toraman üçlüsünün beraberce sahada yer aldığı Beşiktaş maçları'' istatistiği çıkarılsa keşke, ben de gönüllü olabilirim buna.Nasıl goller yenilmiştir, kazanılan maçlarda neler olmuştur?Mustafa Denizli ısrarla hamle yapmayı bekler iken Aragones yaptı değişiklikleri.Fiziksel durumları yetersiz değil kötü olan Alex ve Deivid çıktı, Josico ve Wederson ile orta sahaya direnç katıldı.

Ertuğrul Sağlam geldi, geçmişi sildi.Eğrisiyle, doğrusuyla yeni bir düzen kurdu.Mustafa Denizli geldi, Ertuğrul Sağlam'ın silmediklerini de sildi.4 yıldır üzerinde savunma kurgusu, takım yapısı bozuldu.Oyun bireyselleşti.Öte yandan ismin getirdiği saygınlık, Beşiktaş'taki bazı arızaların üzerini örttü.Hedef şampiyonluk denildi, peki dedik.Denizli bir kalemde bazı şeylerin üzerini çizdi.Mesela Batuhan A milli takıma yükseldikten sonra PAF maçına çıkan tek futbolcu oldu!Geliştirebilir yapı kayboldu ve rekabet ortamı yok edildi.Bobo'nun yerine koyuyorum kendimi, vallahi sahaya çıkmak gelmez içimden.Neyi ispatlayacağım ki ben daha?Nobre ile mi karşılaştırılacağım?Formda Nobre, önermesine Eskişehirspor maç yazısında karşı çıkmıştım.Bugün de golünü attı ama yine karşıyım: Nobre aynı Nobre, hiçbir zaman formsuz ya da formda olmaz.Takımda bir rolü olur ve kullanılmalıdır.Bireysel hata, sihirli bir sözcük.Tello muz orta yapıp gol atınca ''Beşiktaş iyi'' olurken, Zapo top sektirince bireysel hata oluyor.Metalist Kharkiv takımı kurulurken haracanan para bizim büyüklerin çeyreği bile değil ama ortada kompakt bir takım var.Fark burada, eldeki malzemenin hiçbir gelişim artısından yararlanılmamasında; belli oyuncuların birlikte kullanımının getirilerinden, ilk 11 içindeki küçük grupların birlikteliğinden yararlanılmamasında.İbrahim Toraman adam markajı yapacak, sonra biz Gökhan Zan ulusal takımda döküldüğünde ''yerli savunmacıların altyapı eksikliğinin Avrupa'ya entegrasyonda yarattığı sorunlar''dan bahsedeceğiz.Mustafa Denizli'nin ise bu tartışmalarda adı dahi geçmeyecek.
Ve Mustafa Denizli'nin iç sahada bol pozisyon üreten, sözüm ona ''büyük takım gibi'' oynayan Beşiktaşı'na yine 3 puan verecekler, yine 3 puan verecekler.Karşısında dirençli bir takım, farklı bir şey bulduğundan Beşiktaş takımı yine çakılacaksa, ben Denizli'nin diğer yok ettiklerini tercih ederim.En azından geleceğe dair umudum olur.Hepsinden de önemlisi, Lucescu'dan bu yana Beşiktaş antrenörlerinin elinde 5 yıldır hiç bu kadar dengeli bir kadro olmadı.Mükemmel değil elbette ama pekala geçmiş yıllardan üstün, şampiyonluk seviyesine yakın.Bir mağlubiyyetir bugün alınan.Fazlası değil.Ama arıza belli.İçeride Sivas; Bursa, Kayseri, Fenerbahçe deplasmanlarında alınan toplam puan: 2.Eskişehirspor, Kocaelispor vs. standart lig maçlarını Tigana'nın Beşiktaş'ı 1-0 kazanıyordu ama kazanıyordu.Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'ı geri düşüp son dakikada kaznaıyordu ama kazanıyordu.Denizli'nin Beşiktaş'ı ise rahat kazanıyormuş.Fark yok, yine 3 puan veriyorlar.Tek yol şampiyonluk ise, diğer tüm yan etkenler bir çırpıda silinmişse skor gelmediğinde tutunacak dalı kalmıyor Denizli'nin.Göstergeler de aleyhinde.Tabii Denzili yalnızca nesne, öznemiz Beşiktaş ise ortada ümit verici bir tablo yok.Bu takım geçen yıllardan kadro olarak ileride olmasına rağmen, ligin 13. haftası itibariyle skorda ileri değil.Lige ''berbat'' başlayan Fenerbahçe ile arasında 2 puan var Beşiktaş'ın.Şu maçı bu şekilde Mustafa Denizli'den başka biri kaybetse idi ne futbol bilgisi, ne de insanlığı kalmıştı.Hala Sanlı Kaptan dinliyoruz, hala Üzülmez var Beşiktaş'ın sol bekinde.Birkaç haftadır Beşiktaş'ta futbol konuşulabiliyor, bu bir artıdır.Denizli'nin en büyük artısı da budur belki de.

Hakemin maça etkisi mutlaka oldu ancak birincil etken değil.Fenerbahçe'nin bulduğu gol pozisyonlarında cömert davranması bir fırsattı, 10 kişiyken dahi Beşiktaş'ın rakibine baskın gelebileceği artıları vardı.Ama Beşiktaş bugün Fenerbahçe'ye yardımcı oldu.Rakibi pasifize etmeye yönelik kurulan oyun tertibi, bunun bir sonucu olarak üretilmesi gereken tehditi üretemeyince Denizli'nin içinde pek çok doğru barındıran göreceli olarak doğru taktiksel tercihi amacına ulaşamadı, ters tepti.Maç dinamikleri de Fenerbahçe lehine gelişince 3 puanı ev sahibi taraf kazandı.Taktiksel açıdan ve seyir zevki yönüyle çok iyi maç olmadı, Fenerbahçe bu derbiyi de kazanarak bir şampiyonluk rakibini daha yanına çekti.Şu ortamda Ankaraspor'un kaybetmeye devam ediyor oluşu Anadolu'nun yarasıdır.Büyükler birbirlerinin paçasına yapışırken birinin aradan sıyrılamaması üzerine düşünülmesi gereken bir konu.Beşiktaş takımı halen önemli şampiyonluk adayı, bunda bir değişme yok.Derbiye ve Beşiktaş'a dair yazacak daha çok şey var ancak şimdilik bu kadar yeter.Herkese iyi haftasonları...

TSL 13. Hafta
Fenerbahçe 2-1 Beşiktaş
Noat Samisa

29.11.08

Fernando Torres ve Fabio Aurelio yine sakatlanmışlar, en az iki hafta yoklar.Torres, sağ bacağının üst bölgesinden bu yıl Ekim ayında bir sakatlık daha geçirmişti, tekrarlanmış.Aurelio ise baldırından sakatlandı.Yeni yeni fit duruma gelmişken kötü haber geldi.Cumartesi programında enteresan hikayeleri olan maçlar var.Stoke City, eğer bu maç haftasında Hull City'i mağlup ederse 20 puan yapacak ve Hull City 22 puanda kalacak.Sürpriz kimdi? diye sormak zorunda kalabiliriz.Yukarıdakilerin kafa kafaya tokuştuğu haftada Aston Villa, Fulham'ı konuk ediyor.Newcastle United, Joe Kinnear ile olan sözleşmesini sezon sonuna kadar uzattı.Bizim derbi öncesi Tuncay'ı izlemek iyi bir tercih olabilir.Pazar derbiler günü.Manchester Derby'de City geçen yılki 2'de 2'yi hatırlatacak bir performans sergilemeli.Berbatov dönüyor, çok iyi bir maç bizi bekliyor.Aradaki iki maçtan Tottenham-Everton bol gollü geçebilir.Günün kapanışı, Chelsea'nin mutlak favori olduğu Londra Derbisi ile yapılıyor.
Cumartesi, 29 Kasım 2008
Aston Villa v Fulham, 17:00
Middlesbrough v Newcastle, 17:00 - Spormax
Stoke v Hull, 17:00
Sunderland v Bolton, 17:00
Wigan v West Brom, 17:00

Pazar, 30 Kasım 2008
Man City v Man Utd, 15:30
Portsmouth v Blackburn, 17:00
Tottenham v Everton, 17:00
Chelsea v Arsenal, 18:00

Pazartesi, 1 Aralık 2008
Liverpool v West Ham, 22:00

Noat Samisa

28.11.08

Manchester United, devre arası gelmeden dönemin ilk transferi yaptı.1987 doğumlu Sırp oyuncu Zoran Tosic'i Partizan'a ödediği £8 milyon karşılığında transfer etti.Bir süredir spekülasyonu yapılan ve hafta başında ''bitmek üzere'' notuyla haberleri çıkan bu transfer Manchester United resmi web sitesinden duyuruldu.United'in bir süredir Tosic ile yakından ilgilendiği biliniyordu.Kulüple ve oyuncuyla anlaşılmış, bugün de çalışma izni sorunu aşılınca transfer duyurulmuş.
Zoran Tosic'i Partizan formasıyla bu sezon başında Fenerbahçe'ye karşı izleme imkanı bulmuştuk.Eşleşmenin ilk maçında oynamayamıştı Tosic.Şükrü Saraçoğlu'nda ise Partizan'ın golünü atan 11 numaralı oyuncuydu.Sol tarafta oynuyor ve Man Utd resmi sitesinde verilen anektoda göre duran topları etkili kullanıyor.Ronaldo varken söz düşmez Tosic'e tabii ama Ronaldo sonrası için sıra kapabilir.Ocak ayında takıma katılacak Tosic, muhtemelen bu sezonun ikinci yarısını kiralık olarak İngiltere dışında geçirecektir.Alex Ferguson'un Hargreaves'in sakatlığı nedeniyle sağ tarafa bir takviye yapabilme ihtimali vardı ama tercihini şimdilik soldan yana kullanmış görünüyor.Giggs'in sahneden çekilişinin hazırlığı Nani ile yapıldı, bu transferle de belki Ronaldo yedekleniyordur.Bir diğer Partizanlı Sırp futbolcu, 1991 doğumlu orta saha oyuncusu Adem Ljajic de sırasını bekliyor.Eğer ona da çalışma izni çıkar ise Manchester United onun için de £10 milyon sterlin ödeyecek.

Noat Samisa

28.11.08

Başlıkta yine Sheffield United var, yine mahkeme yollarındalar.Steel City Derby'i de deplasmanda oynadılar ligin ilk yarısında ve Sheffield Wednesday'e 1-0 mağlup oldular.Championship'teki konumları iyi, 19. maç haftası geride kalmışken 31 puanla 4. sıradalar.8 Kasım'da Barnsley deplasmanına konuk oldular, James Beattie'nin iki golüyle 1-2 kazandılar.Bu maçın üzerinden 20 gün geçti ama yankıları sürüyor.
Sheffield United'ın savunmacısı Chris Morgan, Barnsley'in bu sezon başında Leicester City'den transfer ettiği İskoçya doğumlu Kanada milli forvet İain Hume ile maç içinde pek çok pozisyonda karşı karşıya geliyor.Bunların birinde, atılan uzun topta pozisyon almak isteyen Hume, kendisinden fizik olarak çok üstün savunması Morgan'a sırtını dayamaya çalışıyor.Fakat top alçalırken kafasına sağlam bir dirsek yiyor, adeta çekiç iniyor beynine.Hakem faule hükmediyor ve Morgan sarı kart görüyor.Bir süre acıdan başka bir şey hissetmiyor Hume, olayın vehameti üzerinden zaman geçtikten sonra anlaşılıyor.Ağrılar dayanılmaz hale geliyor ve Hume hemen ameliyata alınıyor.Kafatasının çatladığı ve beyin kanaması geçirdiği anlaşılıyor İain Hume'ün.Kanadalı forvetin hastaneye kaldırıldığı haberi gelince olay büyüyor, malum pozisyonda önce maç içinde birkaç kez Hume'ün hakeme gidip Morgan'ı şikayet ettiği iddia ediliyor.İlginç bir anektod da Chris Morgan'ın Barnsley doğumlu, 7 yıl Barnsley kulübünde futbol oynamış biri olması.
İain Hume taburcu oldu, kendi işini kendi görebiliyor.Futbola da geri dönebilecekmiş, ama tabii hemen değil.Kısmi hafıza kaybı yaşamış, bu darbe sonucunda oluşmuş bir hasar mı yoksa ameliyat sırasında oluşmuş bir şey mi, bu bilinmiyor.Ama biraz sabrederse hafızasının da düzeleceğini bildiğini söylüyor.Chris Morgan için ise ''öyle karekterde biri değil'' denildi, üzgün olduğunu açıkladı.Barnsley kulübü önce FA'e başvurdu ama FA sarı kartı onadı, kırmızıya çeviremeyeceğini söyledi.Şimdi İain Hume ve Barnsley kulübü mahkeme yollarında.FA sarı kartı onamak dışında başka hiçbir şey yapamayacağını açıklayınca, olay devlet düzeyinde adli bir vakaya dönüşecek.En azından tazminat, Hume'ün kaybının karşılanması isteniyor.Sheffield United da ''futbol dışı adli vaka muhatabı'' sıfatını hakederek(!) alıyor.

Noat Samisa

28.11.08
Premier League - West Ham United - Kia Joorabchian - Javier Mascherano - Carlos Tevez malum hikayenin kahramanları.İki ay kadar önce ekonomik kriz haberleri bugünkü kadar gündemi işgal etmez iken bir haber duyduk, blogda da yer verdik.Ardından West Ham patronu Bjorgolfur Gudmundsson, İzlanda Devleti'nin durumuna parelel olarak yaşadığı varlık kaybını gerekçe göstererek hisse devretmek istediğini resmen duyurdu.Bu konuda henüz bir gelişme yaşanmadı, devre arası transfer döneminde tekrar gündeme gelecektir.Arada haberler servis edilmeye devam edildi, West Ham United'a haciz gelmesinin ihtimaller arasında olduğundan bahsedildi.Kulüp yönetimi ise çözümü CAS'ta aradı.
Çarşamba günü Yüksek Mahkeme nihai kararı açıkladı ve West Ham'ın belki de en çok istemediği şey oldu bu.CAS için takipsizlik kararı çıktı mahkemeden.Gerekçeli karara dair geniş bir açıklama okuyamasak da CAS kararı, Yüksek Mahkeme için hiçbir bağlayıcılık teşkil etmiyor.FA'i, spor mahkemeleri aşan bu olay, bir adli vakaya dönüştü.Temyiz ihtimalinin kalmadığı ve West Ham'ın yeni yılda karara bağlanacak dava sonucunda gereklilikleri yerine getirmek zorunda oluşu kapıda bekliyor.Bir diğer ihtimal de FA ilk kez West Ham'a ihtarname çektiğinde değerlendirmeye alınan ihtimal, yani tarafların anlaşması.Daily Mail'in bugünkü haberine göre taraflar £25 milyona anlaşabilirlermiş.Önce £30 milyon denmişti, şimdi £50 milyon istiyor Sheffield United deniyor.Ek olarak sözleşmesindeki ''takım küme düşerse'' maddesi ile Sheffield United'dan Everton'a £6 milyon karşılığında transfer olan Phil Jagielka için de £6 milyon daha istiyor Sheffield United ve muhtemelen Everton eğer bir dava açarsa bu anlaşmazlığa dair, Jagielka'nın bonservisinin geri kalanını da West Ham United ödemek zorunda kalacak.Geçtiğimiz günlerde Carlton Cole ile sözleşme yeniledi West Ham.''Devre arası satılması muhtemel bir oyuncu için fiyat artırımı amaçlı olabilir'' yorumu yapılabilir.

Noat Samisa

28.11.08

Bir takım, 2 ay gibi kısa bir süre zarfında 3 kez UEFA Kupası seviyesinde benzer maçlar oynuyorsa aşağı yukarı oyun karekteristiğini oturtmuş, belli şeyleri standart haline getirmiş demektir.Bu akşam Metalist'in bana gösterdiği budur.Bir tek bu maç üzerinden Metalist değerlendirmesi havada kalabilir ve Metalist'i olduğundan düşük seviyede gösterirken Galatasaray Futbol Takımı idaresine dair eleştirilere de fazladan kulvar açılabilir.
Gün içinde yazdığımız postta küçük bir anektod vermiştik Metalist'e dair.Maçta da gördük ki Galatasaray'ın ofsayt sayısının çift hanelere yaklaşması ''deplasman Metalist'i'' kapsamında değerlendirilmesi gereken bir veri.Savunmalarında Papa Gueye, Beşiktaş maçlarının da gösterdikleriyle performans/maliyet oranı tam sayıyı çoktan aşmış, belli bir seviyenin üzerinde bir stoper.Sürekli orta sahaya yaklaşarak oynayan Jaja, 45 metreden 90'ı bulan adam.Fizikli, kuvvetli ve yeterince becerikli.Yanındaki diğer elemanlar fizikli, Edmar'ın top taşıyabilme becerisi de var.İleride de Devic.Savunmada bir özel oyuncu, orta sahada iki top taşıyabilen, biri nispeten becerikli oyuncu ve bilinçli koşular yapabilen, orta sahaya yaklaşabilen bir forvet.Bu dörtlü, Metalist'in oyununu çeşitleyen elemanlar.Bir yapı kurulmuş, zaman zaman adam da alarak alan savunması yerleştirilmiş.Orta sahanın tamamı fizikli oyunculardan kurulmuş, ezbere pas yapıyorlar.Bildikleri bir şey varsa bu, iyi pas yapmak ve topsuz koşular.Bu sayede çabuk oyun.Bunlara da oyun disiplini ve mücadele eklenince yeteneğe gerek bırakmadan gol pozisyonuna girebiliyorlar.Değerli olan budur.Teknik yetersizliği, fizik+taktik ile tolere edebilmektir.Rakibin oyununu bozan bir yapıdır sahaya konan ve fazlası da vardır; Metalist'in oyununu bozamadığınız takdirde bildiğini oynar.Bugün maç başı girilen pozisyonlarda üst düzey teknik beceriden bahsetmek zor.Bildikleri şekilde pozisyonlar hazırladılar.Nitekim son vuruşlarda yetersiz kaldılar ve skor korundu.
Bu pozisyonları savuşturduktan sonra ibre pekala Galatasaray lehine dönmeliydi ve öyle de oldu.Metalist sert bir takım, kendine has meziyetleri olan bir takım ama rakip sahada bu düzeyde bir maçta top tutabilecek, skor zorunluluğu olduğunda istediğini elde edebilecek bir takım yapısına da futbolculara da sahip değiller.Bunun da çözümünü Beşiktaş ile sahalarında oynadıkları maçta gösterdiler ve savunmayı daha önde kurdular.Ne oldu?Sivok'un sahada yer almadığı, Tello'nun orta saha kalabalığı içinde kaybolduğu maçta Beşiktaş, sahasından dahi çıkmadı.Kenardan oyuna etki edilemeyince de doğru dürüst hiçbir şey yapamadan 4 gol yiyerek maçı tamamladı.Metalist sahaya üzerinde uğraşılmış, emek verilmiş bir şey koyuyor.Pekala bunun çözümü var, teorik olarak bizim aklımıza gelenler olur, pratik olarak maç dinamikleri olur.Rakibi yüceltirken bu sınırı da koyalım, Beşiktaş'ın rakibine deplasmanda hiçbir antitez üretememesiydi o günki sorun.Bugün de Galatasaray benzer bir şey gösterdi.Orta sahada iki oyuncu var, Ayhan-Meira.Önünde dörtlü var ve Galatasaray aylardır kazanıyorsa da kaybediyorsa da büyük ölçüde bu şablon ile kazanıyor veya kaybediyor.Bu yapı, böyle bir maçta patlıyor örneğin.Öndeki dörtlünün bireysel farklılıklarından çıkan goller, elbette skor geldikçe kağıt üzerinde olduğu gibi sahada da ideali oluşturacaktır.Ancak, öndeki dörtlünün yaratıcılıklarının yeterli gelmediği, oyunlarının bozulduğu bir günde Galatasaray'ın bir ektrası yok.Kewell çıkıp Aydın giriyor, bireysel beceri beklentisi bu.Bu maç özelinde de Baros'un yanına orta sahadan birilerinin koşu yapması, oyunun belli bölümlerinde kendi yarı sahasının ortalarına kadar gelen Metalist savunma dörtlüsünü geriye itebilirdi.Zaten markaj altında olan ve bundan kaçmak için kenarlara deplase olan forvet elemanı, savunma arkasında hiç top alamadı.Oyun da ancak kısa zaman dilimlerinde rakibin kale sahasını görünce doğal olarak kaliteli ayakların efektif iş yapabilme imkanı olmadı.Bir diğer sorun da Galatasaray oyunu büyük ölçüde rakip sahada oynamaya, oyuna beklerini de sokarak -özellikle Sabri- boş alan ve adam yaratmaya çalıştığından rakibine istediği boş alanları vermek zorunda kaldı.Ama rakibin de atak süresi sınırlı, topu kazandıktan sonra 20 sn içinde rakip kalede olmak zorundalar gibi bir durum var.

Servet kendine çok fazla güvendi, De Sanctis düştü.Gol ihtimali dakikalar geçtikçe azalan, gitgide sıkışan maçta golü Metalist buldu.Biri uyarılması gereken, öbürü müdahale edilemez iki hatadan gol geldi.Galatasaray'a dair genel bir değerlendirme yapacak kadar yakın takibim yok, fikirlerim fazla yüzeysel kalabilir.Metalist'i öğrendik artık, adlarını ezberlettiler.Skibbe de Ertuğrul Sağlam'dan tüyolar almıştı, demekki çok da faydası olmamış.Metalist'in ülkemiz takımlarıyla oynadığı 3 maç, kısıtlı bir bütçe ile dahi eldeki malzemeden fazlasının çıkabileceğinin örneği olmuştur.

Noat Samisa

28.11.08
İlk kez mi geliyorlar, yoksa önceki gelişlerinden kalma bir anı mı özel kılıyor bu seyahati?Hayır.Portsmouth deplasmanını özel kılan tek bir sebep var; o da Kuzeybatı'daki, Manchester civarındaki patronlar.Buffon haberi çıktı geçenlerde, mütemadiyen Kaka haberleri çıkıyor.Bugün konuşturmuşlar Kaka'yı: Beni almak istiyor olmalarından mutluyum, demiş.Söylediklerinin içinden yalnızca bu cümleyi alıp da ''Kaka City'e göz kırptı.'' denilebilir.Haber Guardian kaynaklı, Robinho ve Elano ile konuştuğunu söylemiş Kaka.Zaten Robinho, sahada oynadığı oyunun ve şu ana kadar oynadığı 11 maçta attığı 8 golün yanı sıra kulübün reklam yüzü olarak karşımıza çıkıyor.Kulübü, ortamı, muhataplarını övüyor; maddi huzuru sosyal huzur olarak yansıtıyor.Dünyada piyasaların sağı solu belli olmuyor, petrol fiyatları düşüyor ama City'nin patronlarının da Premier League'deki pek çok kulüp taraflarının aksine kulüplerinin mali durumunu önemsemeyen City taraftarının da ekonomik kriz ortamından pek haberleri olmayacak gibi görünüyor.
Heyecanla beklenen ''City'nin ara transfer dalgası'' öncesinde pek çok isim var ortada.Kaka'ya £100 milyon deniyor, pek şaşılmıyor bu habere.Buffon'a £35 deniyor, Ronaldo için teklif yapacaklar deniyor, Ronaldinho adı geçiyor.Milan'ı satın alacak Manchester City, denilse bu önerme dahi kabul görecek.Robinho transferi ve Berbatov denemesi ile bu denli abartılı bir giriş yaptılar transfer piyasasına.Milan da İngiltere'ye gelmiş, seç-beğen-al durumu oluşmuş.Öte yandan Panatianikos'a mağlup olan Milano'nun mavi cephesinden de ''Drogba'' fısıltıları gelirken, Drogba enteresan açıklamalarla giderim-kalırım ikileminde Anelka'nın yedeklemesi olmaya devam ediyor.
Fratton Park'ta dün akşam bir idman yaptı Milan, basının ilgisi belli isimlere yoğunlaşmış doğal olarak.Tam kadro çıkmazlar, yorumları yapılıyor; ilk iki maçtan 6 puan çıkartarak büyük ölçüde grup liderliğini kolaylayan Milan için bu deplasman biraz hafif kalabilir.Portsmouth ise ilk maç haftasında Portekiz deplasmanından 0-3'lük mağlubiyet ile dönmüştü.İkinci maç haftası boş geçildi, o arada kenar yönetim değişti, halen yan koltuğuna birini bakıyor Tony Adams.Bu maçtan 3 puan çıkmaz ise Wolfsburg deplasmanı Portsmouth'un bu gruptaki durumunu belirleyecek maç olacak.Ardından Heerenveen geliyor, o maçı kazanmaya mecbur Pompey.Geçen seneye göre gerileyen bir takım Portsmouth, sezonun geride kalan bölümünde pek çok kez buna değinmiştik.Bu sezon farklı bir heyecan var.Kulüp, tarihinde ilk kez UEFA Şampiyonları'nda mücadele ediyor.Hafta içi uzun süre takımdan ayrı kalacaklarından korkulan Defoe ve Diarra'nın sakatlıklarının düzelmesi için şimdilik ameliyat ihtiyacının olmadığının açıklaması Adams'ı rahattlattı.Sol Campbell, Lassana Diarra ve John Utaka sakatlıkları nedeniyle yoklar.Jermain Defoe ilk 11 başlamayabilir ama büyük ihtimalle kulübede olacaktır.Harry Redknapp da haber göndermiş: Portsmouth, Milan'ı yenebilir, demiş.Bu takımı ben kurdum, der gibi.

Man City Almanya'da, Schalke 04 deplasmanında.Robinho ve Zabaleta sakatlıkları nedeniyle Manchester'da kaldılar, Elano da eşi doğum yaptığı için mazeretli sayılmış.Schalke bu maçı kazanarak garantilemeyi düşünüyor, City için 1 puan yeterli.Tottenham'da Alan Hutton sezon başında sakattı, Vedran Corluka transfer edildi.Kadrosunda Alan Hutton bulunan bir takım için Corluka ekstra bir transferdi ancak Corluka pek çok maçta stoper oynayarak bu transferin sebebini, Hutton'dan farkını gösterdi.Sakatlıktan dönen Hutton, 2005'te Rangers'ta iken kırılan ayağından bir kez daha aynı problemi yaşadı: En az 5 ay yok.Ledley King, Luka Modric, Giovanni dos Santos diğer sakatlar.Pavlyuchenko ve Corluka ise UEFA Kupası gruplarında Tottenham forması giyemiyorlar.Tottenham Hollanda'da, NEC Nijmegen karşısında.Aston Villa ise haftayı dinlenerek geçiriyor.

Dün Skibbe'ye Ertuğrul Sağlam ile yaptığı görüşme soruldu.Turu kaybeden hocanın vereceği bilgi ne kadar sağlıklı olur? mealinden bir soru ile muhatap oldu Micheal Skibbe.Bazen düşünüyorum, gerçekten insanlar farklı gerçeklikleri yaşıyorlar.Skibbe gayet güzel bir cevap verdi, tabi bu soruyu soranın istediği cevap bu değildi.Neyi yapmaması gerektiğini söylemiştir belki, mesela Metalist'in iyi alan daraltabilen bir takım olduğu ve bu tuzağa düşülmemesi gerektiği bunlardan biri olabilir.Galatasaray'ın önündeki iki maçtan 1'er puan çıkartması, grup liderliğini garanti ediyor.Galibiyet ise Almanya deplasmanını formalite maçı yapar.

Noat Samisa

27.11.08

K-League play-off ikinci tur maçında Ulsan-Jeonbuk karşılaştı, maç yerel saatle geç oynandı, TSİ ile 16: 30'da sonuçlandı.40. dakikada Yeom Ki-Hyun'un attığı golle Ulsan, rakibi Jeonbuk'u 1-0 mağlup ederek yarı finalde FC Seoul'e rakip oldu.Favorilerden Seongnam'ı eleyen Jeonbuk, bu maça ilk turdaki iddiasının üzerinde bir şansla çıkmıştı ama olmadı.
FC Seoul ile Ulsan arasında bu sezon K-League fisktürü dahilinde oynanan iki maç da berabere bitti.Ligin ilk haftasında Seul'de oynanan maç 1-1, Haziran ayında Ulsan'da oynanan sezonun ikinci yarısının açılış maçı da 0-0 sonuçlandı.Pazar günü tek maç üzerinden oynanacak yarı finalin galibi, finalde Hauzen Cup ve normal sezon şampiyonu olan Suwon ile K-League şampiyonluğu için karşılaşacak.Normal sezon fikstürünün başlangıcından önce ölü sezonda başlayan Hauzen Cup, daha önce League Cup ve Adidas Cup adlarıyla yapılmış bir ara şampiyona.FC Seoul, Hauzen Cup'ta ilk turlarda elendi.Sezonun bir diğer şampiyonası olan FA Cup'ta ise K-League ilk yarı fikstürünün sonlarına doğru oynanan 1. tur maçında alt lig takımlarından Goyang'a normal süresi ve uzatmaları 1-1 biten maçın sonunda penaltılarla 6-5 mağlup olarak yalnızca lige odaklanmak zorunda kaldı Şenol Güneş ve takımı.FA Cup yarı final maçları 18 Aralık'ta oynanacak ve FC Seoul'ü eleyen Goyang ile birlikte son dörde play-off temsilcilerinden yalnızca geçen yılın lig şampiyonu Pohang kalmış durumda.

30 Kasım 2008 Pazar, TSİ 09: 00
FC Seoul - Ulsan
Noat Samisa

26.11.08
Bin

Ne kadar zaman harcamışımdır bu sayfayı meydana getiren kontrol panelinde?Hiç hesaplamadım, günlük ortalamam da öyle saatler sürmez.Benim de aileme ayırdığım zamanım var, arkadaşlarımla geçirdiğim zamanım var, bir okulum, aynı zamanda bir işim var.Tek bir dalda durmayı kabullenmeyen, ilgi alanlarını çoklamaya kendini mahkum gören her şehir insanı gibi rutinler dışında kalan zamanlarda yaptıklarım var.Büyük ölçüde geçmişten gelen futbol kovalamacası özellikle haftasonlarımı işgal etse de sinema, müzik, konser vs. pek çok şehir gencinin sahip olduğu alışkanlıklara ben de sahibim.Ama kalabalık değilim, hatta yalnızım.Evet, nasıl oluştu bu sayfa ve nasıl devam ediyor denirse ''yalnızlıktan'' derim.Futbolun mizahını, günaşırı gerçekleşen olaylardan salt mizah ögesi çıkarmayı ya da bilindik kalıplarla futbol konuşmayı kahvehanede de okulda da yapabilirsiniz.Derbiler sonrası oluşan ''ortama formayla gelen'' taraftar modelini hemen hemen her yerde görebilirsiniz.Bir de konu futbol olunca ''sanat'' girer bu kalabalığa.Subjektiftir, bir maçın 5 dakikasını izleyenin bile üzerinde genelgeçer sözler söyleme hakkı vardır.Onun için bunu ifade ediyordur, suçlayamazsınız kimseyi.Ama benim için ''bunu'' ifade ediyor, ben aynı şeyleri alamıyorum gördüğümden.Bunları da bu kalabalığa söyleyemiyorum, bir yalnızlık gerekiyor bana.Bunu böyle anlatınca çok ufak bir hata yaparak dahi ''elitist'' sınıfına girebiliyorum.Tam sınırında mıyım, pek öyle olduğumu sanmıyorum ama belki öyle görünüyorumdur.Özel ilgi alanları ile kendini yalnızlaştıran insanlar görüyorum mesela, haftasonu yazacağı kitap için tek başına gözlem yapmaya giden üniversite öğrencisini görüyorum.Salvador Dali sergisine giderek yalnız başına not alanlar görüyorum.Tiksinerek mi bakıyorum, hayır saygı duyuyorum.Seçimdir bu, tercihtir.Ama bunu içinden gelerek yapmıyor, bir dayatmanın, bir esaretin kurbanı oluyorsa üzülüyorum: Marjinalite merakı...Şunu söylemeye çalışıyorum.Jazz dinleyen, belgesel izleyen (daha doğrusu bu imajı vermeye çalışan) ve futbolu ''avam uyutucusu'' olarak gören ama inceden mizah ögesiyle uğraştığını ve bu uğraşının üzerinde bir insani sınıfa mensup olduğu sanrısına kapılan vatandaşların kalabalığında bir yalnızlık benimkisi.Benimkisi, evet tüm samimiyetimle söylüyorum, bir seçim.Her ilgi alanına hitap eden birileri etrafımda bulunmasına rağmen, içten içe futbolda etraftan farklısını aramak zorunda oluşumun bir yansıması burası.Kimse istediği ya da kendimi buna zorladığım için değil, yapmaktan mutlu olduğum için yaptığım bir ''arta kalan zaman'' rutini.Kendime, hayatın kendisinden canlı dostluklar bulabilmem, yalnızlaştığım konularda kalabalıklaşabilmem için bir fırsat.Zaman alıyor, evet bazen bir şeylerden feragat ediyorsunuz.Ama şunu biliyorum ki, bu sayfada bir şeyler görünsün diye rutinimi aksatmam, şu zamana kadar da aksatmadım.Belki pek çok insandan daha fazla arta kalan zamanım var, bu bir avantaj.Ama ben istiyorum diye var burası, bu yazılar.Dedemin vefatı sonrası bir süre İstanbul'dan ayrılmıştım ve döndüğümde ''Kore ligi için yazmışsın, derbiye yazmamışsın.Ezik bjkli.'' gibi cümleler içeren yorumlar ve mailler gördüm.Seni istemiyorum arkadaşım; bakma, görme, okuma.O gün imkanım yoktu, yazamamıştım derbiyi.İmkanım olurdu da yazmayabilirdim de.Buna karışmaktan herkesi men ederim kendi nazarımda, çünkü bu uğraşın çıkış noktası ''ben'' odaklıdır.Böyle olaylar nefret ettirir şu ''basit'' uğraştan insanı.Tüm okuyucuları çekseniz bu sayfadan, bir yıl önce olduğu gibi yine devam eder bu sayfa, ben istedikçe.Ama teşviktir, paylaşmaktır, yazının okur beklemesidir.Teşvik olduğu gibi yergiyi aşan, ''bezdirgen'' de vardır.Güney Kore Ligi ilgim varsa bu Asya Sineması merakımdandır, ülkemizde bilenin sayısının dört hanelere ulaşmadığı Korece'ye dair az da olsa var olan bilgimdir, bu kez Şenol Güneş'in şampiyonluk mücadelesidir.Senin için değil, ben ilgileniyorum diye vardır o post.Görüşlere saygıdır, ama bu özelde iyi-kötü ayrımını men etmektir benim görüşüm.Hadi taraftarlık bir nebze insanın duygularını abartabilir de, hayatında hiç gitmeyeceğin ülkedeki bir insan için bu denli baskın olmaya, dayatmaya çalışmak nedir?Eğer tanışmıyorsanız, bir bağınız yoksa benden, senden, ondan değil; yaptıklarından, yazılardan zevk alır insanlar.Mahlasın bir güzelliği de budur, insanın ruhunu körelten ''şan''ın direkt kendin üzerine odaklanmayışıdır.Teşvikçimiz vardır, saygımız sonsuzdur.Futbol Blog'da bu sayfanın tanıtımı yapıldığında ''Acaba Bülent Timurlenk ne diyecek?'' sevincidir.Belki de ''ben'' odağından çıkarılmışızdır ama farkında değilizdir.Asla karşılaştırılmak ve bir kıstas belirleme çabası içinde olmak istemem.Hele de bu tip bir ''şan'' nedeniyle kalbimi bozup, bu zevke, uğraşa başka şeyler karıştırmak, hayatımdaki eski yerini öne çekmek asla istemem.Okuduğum okuldan, ailemden, işimden, dostlarımdan büyük ölçüde memnumum, mükemmeli de istemiyorum.Uğraşlarımdan da memnunum.Bu sayfanın hayatımdaki yerinden de.1000. post bu; okuyan, şevkimize ortak olan herkese teşekkürler.

Bir de kutlama yapalım istedik, bir süredir dinlediğimiz bir parçayı paylaştık yazının başında.2008 Güney Kore yapımı Humming filminin daha önce vokal deneyimi olmayan başrol oyuncuları, bir amatör kayıt tadında filmin kapanışını yapıyorlar.

Noat Samisa

26.11.08
1- Rafael Pereira da Silva v Arsenal, 2-1
Videoda yer almıyor golün başlangıcı.Rafael kendi kazanıyor topu, rakip sahaya taşıyıp atak başlatıyor.Devamında da reboundu alıyor, harika bir vuruşla köşeyi buluyor.

2- Jack Collison v Everton, 0-1
Takım golü; aynı oyuncuyla başlıyor ve bitiyor.

3- Samir Nasri v Man Utd, 2-0
Köşeye, çok iyi bir gol vuruşu.

#1 #2 #3 #4 #5 #6 #7 #8 #9 #10 #11

Noat Samisa

26.11.08
11 maç olmuş, Celtic UEFA Şampiyonaları'nda deplasmanda kaybediyor.En son kaybetmedikleri Avrupa deplasmanının üzerinden 4 yıl geçmiş; 24 Kasım 2004, yer Nou Camp.Celtic, geçen yıl Celtic Park'ta 3'te 3 yapmış, deplasmanların tamamını kaybetmesine rağmen 9 puanla gruptan çıkmayı başarmıştı.Bu sezon ise evinde Aalborg ile berabere kalarak daha o günden bir deplasman galibiyetini zorunlu ilan etmişti.Manchester United geldi Celtic Park'a, maçın başında elde ettiği skoru koruyamadı Celtic.Evindeki ikinci maçını da kazanmayınca iki deplasman galibiyeti ihtiyacı doğdu ve gruptan çıkması ufak çapta bir mucizeye kalmıştı.Kuralar çekildiğinde ilk iki belliydi E grubunda, sürprizi Aalborg yaptı.Celtic'i altına aldı, grubu 5. maç haftasında bitirdi.
Strachan, savunma hatalarından yakınmış.İlk yenilen golde top savunmaya çarpıyor, ikinci gol ise fazlasıyla mizahi.Loovens-Caldwell ortak yapımı, ilginç bir kendi kalesine gol.Rangers gibi Celtic de evine döndü, yalnızca Old Firm'ler geldiğinde sahip olabileceği heyecana mahkum kaldı.İskoçya Ligi'nin özelliğinin bunu sağladığından bahsedilebilir, yüzeysel bakışla görünen gerçek bu.Geçtiğimiz yıl Rangers'ın gösterdikleri vardı, bu yıl Aralık ayı gelmeden Avrupa kapısı, Britanya'nın kuzeyinin suratına kapandı.
Alex Ferguson yine Johhny Evans'ı koydu savunma tandemine.Bu yıl CL'de 3. kez Evans ilk 11 başladı.Bugünki tercihi Vidic'i yedeklemek oldu.Bir süredir ilk 11'de yer bulan Park Ji-sung yedeklenmiş, sakatlıktan dönen Darren Fletcher geçmiş orta sahaya.Villa Park'ta sakatlanarak oyundan çıkan Ronaldo 90 dakika sahada kaldı dün.El Madrigal'de pek çok pozisyona girmiş Man Utd, kaleci Diego Lopez'in direk yardımıyla çıkardığı bir pozisyon var ki muhteşem.Şut da kurtarış da ayrı estetik.Ronaldo'nun şutları var, çizgiden çıkarılan toplar var, galibiyete yakın taraf United imiş dün akşam.Ama iki takımın üç maçtır süren skor ezberi yine bozulmadı ve maç 0-0 bitti.Man Utd'ın sonuncu olarak gruptan çıkamadığı, Villareal'in yarı finali gördüğü sezon olan 2005-2006'da iki takım aynı gruptaydılar.Oynadıkları iki maç da 0-0 bitmişti, bu sezon da aralarında oynadıkları maçlar 0-0 bitti, seri 4 maça çıktı.
Ferguson maçtan sonra ''sistematik fauller''den yakınmış.Joan Capdevilla direkt kırmızı ile atılıyor, pozisyonun diğer kahramanı Ronaldo.Capdevilla'nın ayak havada ama olduğu yerde yapıyor bu müdahaleyi; rakibinin önünü, sarı kart karşılığında gollük pozisyonu kesmek için yapılmış bir hamle bu.Hakem Rosetti diz seviyesindeki ayağı sakatlamaya yönelik olarak yorumluyor.Gol olmayınca başka şeyler konuşuluyor, bir de Wayne Rooney'nin ceza sahası içinde atladığı bir pozisyon var.Ferguson, Rooney karekteristiği değil, demiş.
Böyle kareleri görünce yazıların anlamsızlığı takılıyor zihnime.Öyle üst düzey bir kelime bilgisinden, dil hakimiyetinden kendim için söz edemem ama ne kadar doğru kelimeler olursa olsun, ne kadar etkileyici dizilirse dizilsin o kelimeler, bir yaşantıyı bu kadar iyi tasvir edemiyor: Fabregası'ın sol kolu ve yerde yatan William Gallas.Cesc Fabregas'ın Gallas sonrası kaptan olması pek tabii benim için sürpriz değil, en az 2 yıllık geçmişi var bu hikayenin.Ashley Cole'ün Emirates'e her gelişinde yuhalanmasından başlar, geçen sezon takımın düşüşe geçtiği dönem ve sezon öncesi William Gallas'ın gece kulübü çıkışında sigarayla basına yakalanmasıyla devam eder.Kuşak çatışmasıyla geçtiğimiz haftaya kadar gelir.Bir süredir Arsenal'in geleceğine dair yapılan tüm yorumların satır aralarına ''Fabregas'' iliştirilir.Hem takımın sahadaki lideri, varyasyonların üzerine kurulduğu adam olması; hem de Wenger ekolünün sembolü olması Fabregas'a bu rolü biçer.Dün Jack Wilshire girdi oyuna, üst üste gelen uzun süreli sakatlıklar nedeniyle Wenger bunları yapmaya mecbur.Kaptan uzun oynuyor, Bendtner harika kontrol ediyor ve sol ayağıyla golü yapıyor.Ardından Oleksandr Aliev atılıyor, Fenerbahçe için akşamın en iyi haberi.Yaraları sarmaya başlıyoruz, mealinden bir şeyler söyemiş Arsene Wenger maçtan sonra.Şu durumda son dakikalarda gelen golün önemi gruptan çıkmayı garantilemekten de alınan 3 puandan da fazla.

Celtic, 4 yıldır deplasmanda maç kazanmıyor olmasına rağmen geçtiğimiz sezon evindeki 3 maçı da kazanarak gruptan çıkmayı başarmıştı.9 rakamı, CL gruplarının anahtarı sayılabilir.Geçen sezon gruplarda 9 puan ya da üzerinde alıp da gruptan çıkamayan takım yok.Bir önceki sezon da yalnızca A grubunda Werder Bremen 10 puanla 3. olmuş.Levski Sofya vardı o grupta ve 0 -sıfır- çekmişti.Böyle ekstrem bir durum oluşmadığı takdirde 9 puan CL gruplarından çıkabilmek için mutlak yeterli puan.Evinizdeki iki maçı mutlaka kazanmalısınız.Ama grubun favorisi ile evinizde oynadığınız maçı kaybetttiğinizi varsayarak bir deplasman beraberliğiyle 9 puan barajını düşürebilirsiniz.Bu sayede iki galibiyet, iki beraberlik; çok kötü bir dördünücünün olmadığı bir grupta işinizi görür.Tabii fikstür, favori ile oynayacağınız haftalar vs. pek çok yan etken CL gruplarını formülize ederken karşınıza çıkabiliyor.

Dün görünen Fenerbahçe'yi, derbi preview'inde ayrıntılı değerlendireceğiz.Geçen seneye göre şunu kaybetmiş, bundan mahrum kalmış vs. gibi pek çok doğru analiz, sezon başından bu yana Fenerbahçe'yi daha yakından takip edenlerce yapılıyor.Dünden Gökhan Gönül kaldı aklımda, biraz da Uğur Boral.Colin Kazım, attığı golün bir kopyasını geçtiğimiz sezon aynı yerden PSV'ye atmıştı: Çaprazdan sert bir şut, savunmaya çarparak kaleciyi aşan top.İşin planlama kısmında ise iç sahada alınmış 1 puan var.Geçmişte kendi sahasında 1 puan alıp da muhtemelen deplasmanlarda kaybetmeyerek gruplardan çıkabilen kaç takım vardır acaba?Arsenal deplasmanından alınan ekstra bir puan ve dün akşam Arsenal'in ''kendisi için'' kazanmak zorunda olduğu Dinamo Kiev maçından aldığı 3 puan, bir süre daha heyecan vaad ediyor.

Noat Samisa

26.11.08

İstanbul'da gündüz güneş ile birlikte ayaz vardı.Haftasonunda şehri eve hapseden fırtına ve yağmurdan sonra hava sertleşmiş, kurumuş.Hava epey soğuk.Bu maç için hafta içinde niyetlenmiştim, Kasımpaşaspor'u 1. Lig'e uğurlamanın üzerinden uzun zaman geçmişti.Takımdan da iyi sinyaller geliyordu, üstüne bir de Süper Lig adaylarından Altay olunca rakip, soğuğa rağmen pazartesi akşamını Kasımpaşa'da geçirelim istedik.Ayrıca aklımızın bir köşesinde de her iki takımda da var olan ''Beşiktaş'tan kiralık futbolcular'' vardı.

Altay ile Kasımpaşaspor, iki sezon önce Ankara'da efsane bir play-off finali oynamışlardı.50. dakikada 1-0 öne geçen Kasımpaşa, 54'te 10 kişi kalmıştı.Dakikalar 82'yi gösterdiğinde durum 2-1 Altay lehineydi.10 kişi kalmış Kasımpaşa, 90+4'te Alparslan'ın golüyle maçı uzatmalara taşıdı.96. dakikada durum 3-2 Altay lehineydi ve Altay üst üste pozisyonlar buluyordu.120+2'de bu kez Erhan Küçük maçtaki ikinci golünü attı.Altay'ın umutları bir kez daha yıkıldı ve maçın 70 dakikasını 10 kişi oynayan Kasımpaşa, Altay'ı penaltılar sonucunda 7-6 mağlup ederek TSL'ye yükseldi.

Kasımpaşa Stadı'nda giriş-çıkış büyük dert.Çıkışta nispeten yoğunluk oluşmasa da stada giriş çok sıkıntılı.Biletimizi aldık, fiyat da cüzi zaten.Maça kısa bir süre kala turnikelere yöneldik ve geçen yıldan da aşina olduğumuz görüntü ile karşılaştık.Biletinizi turnikeden geçmeden önce tepenizde dikilen şahıslara verirseniz, turnikecinin eyvallahını aldıktan sonra aynı biletle birkaç kişinin daha içeri girmesini sağlayabiliyorsunuz.Sonra polis duruma müdahale etti ama beleş bileti kapan da stada girdi.Esnafı, ailesi vs. bunun derdinde değil.Varolan bir semt kültürü olsa da bunun yozlaştığından geçen yıl da bahsediyorduk.Turnike ve arama buhranını atlattıktan sonra düzenli bir stadla karşılaşıyorsunuz ki bu yönüyle İnönü'nün ve Ali Sami Yen'in önündedir Kasımpaşa Stadı.Lavabolar, tuvaletler kırık(!) olmadığı sürece temizdir.

Apaçiler her zamanki yerlerinde, protokol tribünün sağı ve solu ise ailelere ve futbol izleyicisine ayrılmış durumda.TSL maçları da böyleydi, bugün de.Teammül böyle.Önlerindeki ağ kaldırılmış deplasman tribününün, 50 kadar Altaylı G blokta yerini almış.Pankartlarını da asmışlar, 1. Lig'in ''körler sağırlar, birbirini ağırlar'' ligi olmadığını ispatlıyorlar.Yalın'dan ''Zalim'' çalınıyor stadda, en az 5 yılı vardır bu şarkının.Öyle hatırlıyorum sanki, daha da geçmiş yıldan olabilir.Gol introsu da Levent Yüksel'den ''Bi' daha''.Sponsor çarşafı seriliyor orta yuvarlağa, yeterince kirlenmiş.Takımlar çıkıyor sahaya, tanıdık yüz avımız başlıyor.

Altay'ın forması çok hoş, siyah-beyaz olunca ayrı bir sempatisi oluyor elbette.(Siyah forma, siyah şort, siyah çorap; beyaz omuz-bel şeritleri.)Beyaz krampon giyenler vardı, harika bir takım olmuştu.Altay'ın 7 numarası İlhan ile 10 numara Şeyhmus turuncu ve kırmızı kramponlar giyerek bu ahengi bozuyorlardı.Tabii benim nazarımda.Seramonide dikkatimi çeken Altay takımının boy ortalaması ve Kasımpaşaspor ile kıyası.Çok kısa bir takımdı bugünkü Altay.Maç başlayınca da görüldü ki neredeyse tüm fizikli oyuncularını da hücum hattında kullanıyorlardı.Erhan Küçük'ün kafası sargılıydı, Alparslan yine fiziğiyle kendini göze sokuyordu.Desire vardı, Askou vardı, Ömer vardı; Batista gelmişti.Geçen yıl İBBSpor maçında Kasımpaşa Stadı'nda taraftarla dalaşan Sertan Eser vardı.23 numarada Rıza Şen vardı.Feyyaz Uçar'ı gördüm, mutlu oldum.Uzun boylu, semiz biri yedek kulübesine girdi, acaba? dedim.Mehmet Sedef'i aradım, maalesef bulamadım.Sakatmış, tribünde öğrendik.

Maç başladı, hemen dizilişler hakkında fikir sahibi olup maç içinde kimi nerede aramamız gerektiğini kavramaya çalışıyoruz.Altay'da İlhan ve Şeyhmus ileride, farklı renkli kramponlarıyla hemen fark ediliyorlar.Dörtlü dizmiş savunmaları iki takım da.Kasımpaşa'da savunmanın önünde Batista var.Onun önünde ikili, Murat Akın ve Rıza Şen var.Sol kenarda Erhan Küçük, sağ kenarda Serten Eser.İleride de Desire.Maçın ilk dakikasından itibaren Kasımpaşa rakibini yarı sahasına doğru itiyor.Sağdan Ömer sürekli ataklara katılıyor, Desire'ye atılan toplarda Erhan ve Sertan'ı kaçırmaya çalışıyorlar.Desire fizik olarak Altay savunmacılarından üstün, yüksek topların büyük bölümünü topluyor.28. dakikada sol kenardan bir serbest vuruş kazanılıyor, topun başına olması gerektiği gibi Erhan Küçük geçiyor.Ortası ön direğe, demarke pozisyonda koşuyu yapan Murat Akın vuruyor kafayı.Kasımpaşaspor 1-0 öne geçiyor.Staddan yapılan anonsta gol 23 numara Rıza Şen deniyor ama yalan.

Bu dakikadan sonra yarı sonuna kadar maçın seyrinde fazla bir değişiklik yok.Altay topu ancak rakip ceza yayı civarına kadar getirebiliyor, birkaç cılız şuttan fazlasını gösteremiyordu.Yarı başında iki değişiklik yaptı Feyyaz Uçar.Tiago ile Can Erdem'i aldı oyuna.İlhan'ın sola çekti, 1.90'lık Can Erdem'i sağ kenara koydu.Maç başlamadan kulübeye girdiğini gördüğüm semiz adam Can Erdem'miş, saçlarını uzatmış.Tiago-Şeyhmus ikilisi yerleşiyor rakip sahaya, Altay ilk yarıdaki düzenini değiştiriyor.Uzun toplar ile başlıyorlar ikinci yarıya.Tiago kaçıyor savunma arkasına, Can Erdem bir kez kendine boş alan yaratıyor.Ama son vuruşlar kötü.Dakikalar ilerledikçe Kasımpaşa orta sahası oyuna ağırlığını koyuyor.Tempolu oyuncular var, sert oyuncular var.Başta Batista.Çok başarılı bir maç oynadı, sanıyorum ki 1. Lig seviyesinden yukarıda bir önlibero.Önündeki ikili fiziken zayıf olsalar da yine ligin tamamını bilmediğimden emin olamasam da bu lig için yeterli gibi göründüler.Rıza Şen, ''Nihat Kahveci muadili'' olarak vitrine çıkmıştı.Beşiktaş altyapısından aynı zaman içinde A takıma çıkan 6-7 oyuncudan biri de Rıza idi.Sağ kenarda, sağ bekte pek çok mevkiide gerek PAF takımda, birkaç maç da A takımda denendi.Son iki yılını kiralık geçirdi, şimdi de Kasımpaşaspor'da.Dakikalar ilerledikçe Rıza Şen'in temposu, rakiplerine ve maçın ortalamasına üstün geldi.Rıza farkını koydu sahaya, dakikalar ileledikçe çok faydalı işler yaptı.Alparslan'ın kaçırdığı bir gol var, onu maalesef anlatamayacağım.Görmek gerek.

Kasımpaşaspor'un ikinci golü başlangıcından bitirilişine çok güzel bir gol.Rıza ile Kasımpaşa yarı sahasının ortalarında başladı atak.Rıza, Sertan'ın önündeki boş alana yuvarladı topu.Sertan da topu ceza sahası ön çizgisi hizzasına kadar taşıdıktan sonra sahayı enlemesine geçen bir pas verdi.Erhan aldı topu, içe kat etti.Topu tekrar Sertan'a aktardı.Atağı başlatan Rıza koşusunu sürdürdü, Sertan'dan pası aldı.Savunma arkasına kaçan Rıza, arka direkteki Desire'nin kafasını buldu.Ona da yalnızca topu kaleye ittirmek kaldı.Bu golden sonra tribünde Rıza'ya dair pek çok söz dinledik; kimi fısıltı, kimi abartı, kimi gerçek.

Tribünler Rıza Şen'den memnun.86 doğumlu bir oyuncu, artık Beşiktaş'a dönmesi mümkün görünmüyor.Ama 1. Lig ve TSL'de değerli bir orta saha oyuncusu olabilir.Bir diğer kiralık Can Erdem ise fiziksel üstünlüğü itibariyle Beşiktaş'ta stoper oldurulabilirse ancak takımda bir role kavuşur görüntüsünde.Sağ kenarda etkisizdi, belki kaleye yakın rol aldığı bir günde izlersek daha doğru bir fikir sahibi olabiliriz.

Geçtiğimiz sezon Kasımpaşaspor'un küme düştüğü kesinleştikten sonra: ''Özgür Öcal ve Barbaros Barut'un takımlarını küme düşse de kendileri düşmeyebilir.'' demiştik.Nitekim öyle de oldu.Bu iki oyuncu TSL'de kaldılar.Barbaros'un yerine Rıza-Batista, Özgür'ün yerine de Ömer ve Sertan koyulmuş.Bu iki oyuncu, geçtiğimiz yılın Kasımpaşaspor adına en değerli oyuncularıydılar.Ama kayıplarını derinden hissetmemiş Kasımpaşa.Batista, bu seviyedeki futbol ortamının ilacı hükmünde.Altay 2 haftadır kaybediyormuş, bugün üst üste 3. mağlubiyetlerini aldılar.Kadrolarının Kasımpaşa'dan geride olduğunu söylemek mümkün, bugün Tiago'ya atılan uzun toplar dışında etkili olamadılar.

Sohbet, muhabbet, eğlence ve soğuk ile bitti bu akşam.Tabelada 2-0 yazdı, 1. Lig'in zirvesindeki 3 başlı görüntü devam etti.Fotograf makinamı stada getirme imkanım olmadı, maalesef şu saat itibariyle de maça dair bir adet dahi görsel bulabilmiş değilim.Bu seferlik böyle olsun.

Noat Samisa

24.11.08
Liverpool Melwood'da idmanda.Birazdan frizbi yarışması yapacaklar, hentbol topuyla oynamak da günün diğer aktivitesi.Arada kıça şut atma yarışması yapılır; gün gelir Gerrard bu oyunda donunu indirir, cesaret gösterisi yapar.Futbolcu onlar, şehrin esas çocuklarıdırlar.Oyun oynarlar idmanda, belki her gün doludurlar ama çok büyük çoğunluğu işini severek yapar.Maç oynar, gol atarlar.Zevk aldıkları bu işi yapmaları için de üste para alırlar:' 'Oradasın ama başkasın sen evlat, onlar senden farklı.''Kızıl saçlı İngiliz genci acaba ne düşünüyordu deklanşöre basıldığında?

Noat Samisa

24.11.08
1- Dirk Kuyt v Tottenham, 0-1
Topun oyuna çabuk girmesi için Kuyt'ın çabası ile başlayan atak ve çaprazdan tavana yapışan şut.

2- Obafemi Martins v Aston Villa, 1-0
Sıpektakılır...Ters ayakla yakın direğe atılan parelel şutlara olan hayranlığım bu golü dereceye sokuyor.

3- Benni McCarthy v West Bromwich, 0-1
Penaltı golünden haftanın golü olur mu?Benni McCarthy'nin vuruşu önemli değil, gol de önemli değil bu kez.Jason Roberts, ''ben ne yaptım hocam?'' bakışı atıyor ama sonuç çok başka.AZ Alkmaar'dan kiralık Ryan Donk için kötü bir tecrübe.

#1 #2 #3 #4 #5 #6 #7 #8 #9 #10

Noat Samisa

24.11.08
K-League'de play-off ilk tur maçları tamamlandı.Cumartesi günü, normal süresi ve uzatmaları 0-0 biten karşılaşmada Ulsan, geçen yılın şampiyonu Pohang'i penaltılarda 4-2 mağlup ederek bir üst tura yükseldi.Pazar günü ise şampiyonluk favorilerinden lig 3.sü Seongnam, öne geçtiği maçın normal süresini 1-1 berabere tamamladı.İkinci uzatma devresinde Jeonbuk golü geldi ve Seongnam'ın şampiyonluk hayalleri sona erdi.(2-1)Seongnam, geçen yıl normal sezonu lider tamamlamış, tıpkı bu sezon olduğu gibi geçen sezon da ligi 5. tamamlayan rakibine kaybetmişti.Geçen yılın şampiyonu Pohang, bu sezonu geçen yıldan yukarıda bitirmesine rağmen ikinci turu göremedi.Play-off sistemine dair sayısız eleştiri, bu saptamalar üzerinden yürütülebilir.
Play-off şeması yukarıdaki gibi, bu maçlarda Koreli hakem kullanılmıyor.Japonya, Çin, Almanya ve Avustralya'da play-offlar için hakem istenmiş.Kim Young-Joo ismini hatırlamayan var mı?Hakemler hakkındaki kamuoyundaki baskın görüş yönüyle bizdekinden kötü sayılır durum.İki kulüp de Hyundai sponsorluğunda, hedef yarı finalde FC Seoul'e rakip olabilmek.

26 Kasım 2008: Ulsan - Jeonbuk
30 Kasım: FC Seoul - (Ulsan-Jeonbuk galibi)
3-7 Aralık: Final

Noat Samisa

24.11.08

Skor ve oyundan bağımsız olarak alınan 3 puanın değerini çok büyük.Maçın seyri de her dakika Beşiktaş'ın istediği gibi gelişti, Eskişehir belli bir noktaya kadar direnç gösterebilse de maç boyunca Beşiktaş'a cevap veremedi.
Hani sinema filmlerinde ya da tablolarda daha doğrusu hemen hemen her sanat eserinde sıkça rastlanır ya, sanatçı bazı nesnelere anlamlar yüklerken, bazı objeleri de olması gerektiği için eserine yerleştirir.Ama seyircisinden, muhatabından cevabını alırken; eserin üretimi esnasında hiçbir anlam yüklemediği, böyle bir kaygı taşımadığı ögelere de anlam yüklendiğini görür.Beşiktaş'ın mevcut yapısını ben buna benzetiyorum.Sivok'un savunma içerisinden çıkarak takımı ileri taşıması, bu sayede rakibi geri itmesi örneğin.Youla ile Mehmet Yıldız ile Toraman birebir oynar, Zapo da arkasını süpürür.Geri kalan 8 kişi rakip yarı sahadadır, özellikle de İnönü'de.Markaja takılan forvetin yanına Sivasspor 2 kez birini soktu, pozisyona girdi.Sivasspor yapabildi bunu, Avrupa Kupaları seviyesine çıkarsan bile bile 10 dakikada 3-0'ı kabul etmiş olabilirsin.Ama Eskişehir yapamaz bunu hatta teşebbüsü bile kolay değildir.Rakibi itiyor Beşiktaş, adeta sürüklüyor.Bu da rakip yarı sahanın her yerine yayılan, bu sayede aksiyon bölgesinde çok adamla bulunan bir takım çıkarıyor ortaya.Rakipler orta sahada en fazla sayıca eşit olabiliyorlar, bu da standart maçlarda ortaya bol pozisyonlu, baskın bir maç çıkarıyor.''Nobre formda'' oluyor mesela bunun yansıması.Bu bir sanrı bence, rakip kale önünde çok topla buluşursa çok gol atar Nobre, her santraforun alnında bu yazar.Çabasını takdir etmemek de olmaz ama bu durumun direk Nobre ile alakalı olmadığını düşünüyorum.

Geçen sezon başını hatırlayalım.Klasik 4-4-2 oynamayı deniyordu Sağlam ile Beşiktaş.Ricardinho orta sahada oynuyordu, her maç 50 orta yapılırdı.Şandel, ön direk, arka direk...Ama gol olmazdı, gollük pozisyon oluşmazdı.O dizilişte bekin oyuna girmesi, dizilişin kendi içinde ürettiği bir set hücumu.Pek tabii oyun kenarlara sürükleniyor ve hücum aksiyonları böyle şekilleniyor.Bu sezon başı da sol bek iken Tello'nun katıldığı ataklar, gole en yakın ataklardı.Biri şablon ile alakalı idi, diğeri iyileştirilmiş, oyuncu tiplerine göre yeniden düzenlenmiş şablonun oyuncu tarzı sayesinde kazandığı artıydı.Şimdi ise sayılar önemsiz.Aynı kenarda 3 oyuncu birden varken, aynı anda penaltı noktasında da 3 oyuncu bulunabiliyor.Bu da baskın orta saha yapısının, bunun getirisi olarak çok adamla rakip yarı sahada bulunulmasının bir getirisi.Oyuncu performansları daha önemli artık.Sivok çok göze batarken, Delgado'nun vasat oyunu bugün arada kaynayıp gidiyor mesela.İnönü'deki Eskişehirspor maçı için durum bu.Önde oynayan, hızlı oynayan, geçmiş yıllara göre daha çok pozisyon bulan Beşiktaş.
Ama galibiyete yine 3 puan veriyorlar, yine 3 puan veriyorlar.Denklem basit, bu konuda bir iyileştirme görünene kadar ben buna yoğunlaşmaya devam edeceğim.Mustafa Denizli ile devam edilecek sezonlarda gelişim yolunun kapandığından daha önce bahsettik.Mustafa Denizli'nin tek bir hedefi var, o da şampiyonluk.Şampiyonluk da oyundan değil skordan geçiyor.Bu maçın muadili maçları geçen yıl da kazanmıştı Beşiktaş, hatta bu yıla ek olarak deplasmanda ligin en iyisiydi.Önemli olan ligin tepesindekilerden alınan puanların sayısını artırmak.Açık açık şampiyonluğun Beşiktaş için yolu bu.Bunun da Sağlam'ın Beşiktaşı'ndaki gereklerini, yapılması gereken iyileştirmeyi defalarca dile getirdik.Sivok'un savunma üçlüsünden çıkarak orta sahaya katılması bu yönden bir artıdır, Beşiktaş geçen yıl bu tip standart maçlarda bu denli baskın ve rahat görünemezdi.Geçen yılki ''orta saha kotarılmış bölge'' arızasının savunmacı sayısından eksiltme yoluyla aykırı bir yoldan iyileştirilmesi olarak görülebilir bu.Oyuncu kalitesi de arttı tabii, bunu da nedenler arasında saymak gerek.Ama Kayseri'ye karşı bunu yapamadın, haftaya Kadıköy'de Sivok'u oyuna sokamazsın, bu şablonda oyunu taşıyamazsın.Değiştirilir de, bu da oyuncak değil.Yine geliyoruz aynı hesaba, yine aynı yol çıkıyor karşımıza: Geçen yılın üstüne koymak.Geçen yıl yapılmayanları yapmak.Haftaya ne çıkacak, skordan çok oyun olarak merak ediyorum.Maç kaybedilebilir, maç-maç bakarsak farklı şeyler çıkar karşımıza.Ama genel sezon seyri daha önemli, hele de demirbaş şampiyonluk yolcuları nispeten iyi durumda değilken.

Rıza Çalımbay: ''Maçı çirkinleştirmedik.'' demiş.Ben anlıyorum ki kasıtlı tekme teşebbüsü yapmadık, meğer demek istemiş ki ceza sahamıza gömülüp de ''korkak oynamadık.''Garip bir ''korku'' var bu ülkede, öcü var sanki ''1 puan alma'' derdinin önünde.Sanki utanılacak bir şey gibi.Bugunkü Beşiktaş'tan puan almak için kendi tabirinle oyunu çirkinleştirmelisin.Bugün Beşiktaş rakibine izin vermedi, iç sahada dominant futboluyla kazandı.Nobre'nin penaltı pozisyonunda müdahale yok gibi gördüm ben, Nobre'nin sabıkası da bunda etken tabii.Sarı kart sınırındaydı, acaba Fenerbahçe deplasmanında cezalı duruma düşmesi iyi mi olurdu, kötü mü olurdu?Tribünden hakeme ''Poziyon penaltı, Allan belanı versin!'' denilen 2. pozisyon da Youla'nınki.Sanki bu kez hakem yanlış yaptı gibi geldi.
Serdar Kurtuluş'tan bahsetmek gerek, bugün 18 kişilik kadroda dahi olmamasına en az kendisi kadar üzüldüm.2 yıl, çok uzun süre geçmedi.Hakkında hiçbir şey bilinmeyen bir oyuncu, 6 ayda geçirdiği gelişim ve yaşadığı gelişim ile Beşiktaş'ın ve ulusal takımın orta sahasını 10 yıl taşımaya aday bir futbolcuya dönüşmüştü.Kısa zamanda gösterdiği gelişim ile o sezonda ulaştığı seviyenin de üstünü vaad ediyordu.Kenar oyuncuları çıkar zaman içinde, forvetler çıkar, stoperler bile az değildir futbolumuzda.Aurelio'yu koyduk işte, ''orta sahasızlığımızı'' açıklayacak daha iyi bir veri yok.Mehmet Topal var şimdi, 2 yıl önce de Serdar Kurtuluş vardı bu ışığı veren.Ertesi sezon sağ bek oldu, olamazdı.Şimdi sağ kenardaki tek oyuncu olması istendi, bu hiç mümkün değil.Her geçen gün geriliyor, zaten Kayseri deplasmanında da kellesi alındı.Özkan, Aydın, Tandoğan, Batuhan, Zan, Uğur, Bobo vs. pek çok ayrı ayrı değinilmesi gereken oyuncu var, zaman zaman her birine dair düşüncelerimizi yazarız.Mustafa Denizli'nin staj döneminin bitmesi yakın, genel seyre ilişkin düşünceler yerini yakın zaman içinde daha dar faktörlerin etkilerine dair yorumlara bırakacaktır.Belki derbi öncesi bir hafta içi değerlendirmesi imkanımız da olabilir.

Önümüzdeki haftanın hakemleri erkenden açıklanmış.Nasılsa isteyen önceden öğrenebiliyor, bari herkes öğrensin.

Noat Samisa

23.11.08