Aston Villa bir şekilde kazanıyor; kazanarak yükselmeye devam ediyor.Martin O'neill ile birlikte 2.5 yılda gelinen nokta heyecan verici.Sezon başı £50 milyona yakın harcama yapmıştı O'neill; bu transferlerin her biri geçmişin gösterdikleri ışığında yapılmış planlı hamlelerdi.Transferlere zamanında bu sayfada yer vermiş ve her birine dair düşüncelerimizi belirtmiştik.Acaba'sı olan bir tek James Milner transferi vardı.
2002 Dünya Kupası'nda Steven Gerrard ve Danny Murphy'nin sakatlıkları nedeniyle piyango dönemin West Ham United oyuncusu Trevor Sinclair'e vurmuştu.Sinclair bu şansı kötü kullanmamış, kariyerinin en iyi günlerini geçirdiği dönemde ulusal takıma yükselişinin yanına bir de Dünya Kupası performansı koymuştu.İki oyuncu çıktı o yılda; birinin çıkışı daha yüksek sesli, diğerininki derinden oldu.Geçen yıllar, yanlış zamanda Leeds United kariyerine başlamış James Milner'ı paslandırırken, daha sağlıklı bir ortamda ilerleyen Stewart Downing'e UEFA Finali yolunu açtı.James Milner'ın şanssızlığıydı belkide.Adım adım batan Leeds United'da başlamış; sakil ortam Newcastle'da devam eden yüksekten başlamış kariyer seyri, hızla düşüşe geçti.Aynı yıl Premier League sahnesine çıkmalarına rağmen Milner'dan iki yaş büyük olan Downing, bu süreçte kariyer seyri hedefini daha yukarılara koydu.Bu sezon başı hayat James Milner'a güldü ve Martin O'neill'in sorumluluğunda Birmingham'a döndü Milner.Martin O'neill, 2006'da Villa'nın başına geçtiğinde Aston Villa ile kiralık kontratı biten Milner'ı satın almak istemiş ama bu transfer Newcastle United'daki menejer değişimine takılmıştı.Milner'ı takımda tutmak istemeyen Souness gitmiş, Newcastle'a dönemin trendi Steve McClaren ekolünden Glenn Roeder gelmişti.James Milner'ın takımda kalmasını istedi Roeder; aradan geçen zaman geçtiğimiz günlerde Roeder'ı Norwich City'den de ayırdı.James Milner'a ise iki yıl sonra bir fırsat sundu.
Aston Villa'nın transferlerinin tamamının bir yol haritası eşliğinde ve program dahilinde yapıldığı gerçeğine bir de dar kadro gerçeği ekleniyor.Sezon başı yapılan transferlerin asıl katkısı, sezon seyrinde böyle ortaya çıkacaktı.Nitekim Shorey'den beklenen katkı gelmeyince Reo-Coker geçti sağ beke; Wilfred Bouma'nın sakatlığında savunmanın solu Luke Young'a emanet edildi.John Carew'in 2 aydır devam eden sakatlığında son gelindi, Norveçli forvet idmanlara başladı.Bu 2 aylık süreç, çok başka açılımlar getirdi Villa'ya.Gabriel Agbonlahor'un komple bir forvet oyuncusu olduğunu gösterdi, işleyen 4-3-3'ün sürdürülerek isimler değişse de oturmuş yapının aynı yoldan devam edebildiğini gösterdi.Ve tabii James Milner'ı yeniden İngiltere futbolunun kullanması için parlattı.Boxing Day'deki Arsenal maçı yazısında Martin O'neill'a bu transfer için ayrı bir alkış göndermiştik.Bugün maç başı soldan bir top taşıyor Milner, ardından bu atakta ters tarafa koşu yapan Ashley Young'a ayakdışı bir pas veriyor: Muhteşem.Aynı şekilde Villa'nın golü de.İlerideki 3'lünün en iyi yaptığı iş hızlı hücumlar, Milner da iyi ayak uydurdu bu düzene.Yine taraf değiştiren kenar oyuncuları, topu soldan taşıyan ve asist yapan bu kez Ashley Young.Terse koşu yapan James Milner zor pozisyonda ağları buldu.İki hafta evvel FA Cup'ta Gillingham ağlarına Aston Villa formasıyla ilk gollerini atmıştı, bu akşamki ise bu sezon Premier League'deki ilk golüydü.Sunderland deplasmanında beraberliği getirdi.James Milner'ın transferinde düşünülen rol bu değildi, pekala Young-Agbonlahor ikilisinin rollerininden pay alması düşünülüyordu.Olmadı, başka bir rol bulundu Milner'a.Aston Villa'ya transfer fırsatının devamında bir fırsat daha gelmişti önüne.Esas adam rolüne yükseldi, kısa zamanda da yeteneklerini işler düzen içerisinde yansıtarak sezon başında planlanan rolünde istenen istatistiksel katkıyı da yapmaya başladı.
Paul McShane, Ağustos ayı sonunda Roy Keane'in takımında yer bulamadığı gerekçesiyle Hull City'e kiralandı.Geçirdiği 4.5 ayda Hull City'nin kilit adamlarından biri oldu, yükseliş döneminde büyük pay sahibiydi.Liverpool deplasmanında gol de attı.Dört gün önce son kez Hull City forması giydi ve Sunderland'e geri döndü.Ricky Sbragia'nın Sunderland'inde ikinci yarı şans buldu ve Ashley Young direk kırmızı kartla atılmasıyla rakip 10 kişi kalmış, skor 1-1 iken Agbonlahor'a yaptığı hareketle penaltıya sebep oldu.Gareth Barry geçti topun başına, 80. dakikada takımını öne geçirdi.Bu galibiyetle Villa'nın yenilmezlik serisi 10 maça yükseldi.Ayrıca üst üste kazanılan 5. deplasman maçı bu, Bolton ile birlikte deplasmanlarda mağlup olmayan iki takımdan biri Aston Villa.Steed Malbranque cezalıydı, Richardson sakattı Sunderland'de.Skor üstünlüğü ele geçirilirmesine rağmen eksik rakibe yeterli direnç gösterilemedi ve bir ileri-iki geri seyir devam etti.

Bugün Sunderland deplasmanına çıkan Aston Villa 11'inde 5 oyuncu bu sezon başı transferi.Bu veri de çok önemli, içi boşaltılmış istikrar lakırdılarının yerine ''doğru hamle''leri koyduğunuzda ortaya çıkan resim netleşiyor.Geçen seneden ne değişti? sorusunun cevabının büyük bölümü de burada.Rotasyon kelimesinin pek uğramadığı, buna imkan olmayan bir yer Villa Park.Bu sebepten eldeki kadronun doğru planlanarak bir takım haline getirilmesinin yanında kadroyu ekonomik kullanabilmek de çok değerli.Gareth Barry'nin de kasığında problem varmış, maç-maç gözetilerek sezon sonuna kadar idare edilmeye çalışılacak.
Trevor Sinclair'den devam edersek; biri sol, diğeri sağ tarafın benzer özellikli İngiliz kenar oyuncuları James Milner ve Stewart Downing.Ulusal takımın sağ tarafında Theo Walcott, sol kenarında ise Steven Gerrard var.Hayatta fırsatlar önemlidir, James Milner'ın şu ana kadar yaptığı da bir fırsatın peşinden gitmekti.Antalya'da ''İngiltere'nin sorunu psikolojik'' diyen Fabio Capello'nun elinde bir de Ashley Young var, Mart ayı sonuna da fazla bir zaman kalmadı.Aston Villa, 22 maçta topladığı 44 puanla liderin 3 puan ardında dördüncü sırada yer alırken; daha iyisini yapabilme umudunu gelecek yıllara taşıyor ve ulusal takıma da yeni seçenekler sunuyor.

Sunderland 1-2 Aston Villa
Noat Samisa

18.01.09

2 Fikir, Tenkit, Yorum:

ynwa dedi ki...

son haftalarda kısmetleri de yanlarında; hull, westham, arsenal maçları ilk aklıma gelenler. ama şanslarını da kendileri yarattılar kesinlikle. sezon başında yapılan nokta transferler bu günlerin habercisiydi dediğin gibi. martin o'neill fenomen olmaya doğru gidiyor ada'da, aston villa'dan sonraki durağını çok merak ediyorum.

Alp Kirmizioglu dedi ki...

MON eger Aston Villa'da devam ederse ikinci bir Alex Ferguson bile olabilir.. Villa'nin su doneminin Ferguson'un Manchester'daki ilk 7 senesine cok benzedigini de okudum birkac yerde..

Ayrica kadro yapilanmasi da cok duzgun. Takimin cekirdegi Ingiliz oyunculardan (A.Young, Agbonlahor, Barry, Davies) ya da kariyerinin cok onemli bir bolumunu adada gecirmis veteran yabancilardan kurulu (Friedel, Laursen, Petrov).. Ayrica Amerika'li baskanlari da elini cebine atmaktan kacinmiyor. Gareth Barry'i takimda tutarken gosterdikleri dirayet de bunun en onemli kanitiydi mesela..

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana