Beşiktaş 1-1 Trabzonspor
''Yanlışlar-doğrular birbirini tırmalar'' durumu ve topu içeri sokacak fazladan hamle...Hiçbir pozisyonun tekrarını dahi izlemediğimden arada hatalar olabilir, tribünden gördüklerimle yazacağım.
Tersten gideyim: Mustafa Denizli, hala ve ısrarla, yabancı sınırı problemi olmadığı bir günde; buna ek olarak Holosko ve Ekrem gibi iki top taşıyabilecek, sprint vasfı sahibi oyuncudan da faydanalamayacağı bir hedef maçta Bobo yerine Nobre ile başlıyorsa Beşiktaş'a ihanet ediyordur.İleri gideyim, elindeki kadroyu sabote ediyordur.Hiç hevelenmesin, bu vakitten sonra kimse kara kaşına, kara gözüne aldanıp ''deha'' vasfıyla kendisine Türkiye'den daha yukarı bir futbol ülkesinde iş vermez.''Tello aslında böyle bir oyuncuymuş'' olmayacak.Tarafımdan hiç de iyi hatırlanmayacak, aksine ik yıldır bizim izlediğimiz ve neredeyse neyi yapıp yapamayacağını ezbere bildiğimiz oyuncuları ''baştan yaratma'' iddiasıyla yaptığı fanteziler aklımda kalacak.Tello'nun orta sahasında oynadığı bir Beşiktaş en fazla 3. olur, aynı tiyatroyu 2 yıldır izleyen bizlere de ihanet etmekte Denizli.İlk yarı bitti, Tello da bitti.Bir sağ al, bir sol, döndür döndür oynat...Bütün kornerlere 30 metre depar at Tello, hepsinde topu kaldır Tello...Gören de sanır ki 10 kaplan gücünde.Denenmişleri deneme artık, bıktım ''koltuk değneği Nobre'' ile ön alanda top ezilmiş toplarda vahlanmaktan.
Bizim başından beri ''hedef maç kazanamama'' sorununa bulduğumuz çözüm orta sahadaki direncin artırılması yönündeydi.Bugün de kadrolar açıklandığında ''tamam'' dedim, tabii ''ama''sı vardı.Konyaspor maç yazısınında Sivok'un stopere geçişi ve Uğur-Ernst yapısıyla hem savunmada top yapabilen, hem de yeterli direnci üretip aynı zamanda da oyuna katılan bir orta saha yapısı önermiştik.Büyük ölçüde bu akşam cevap buldu.Ersun Yanal, bilindik takım tertibiyle çıkmıştı sahaya ve Beşiktaş'ın bu kadrosuyla rakibine üstünlük kurması gayet olağandı.Oldu da, ilk yarım saat yani yenilen gole kadar Cisse-Zan-Sivok üçlüsü tüm yüksek topları toplayıp, çabuk şekilde öne oynadılar.Yattara'nın iki ''Üzülmez kayarak hamlesi''yle aktif alan dışına itildiği ilk bölümde Beşiktaş iki bekini de oyuna soktu.Cisse-Ernst ikilisi, karşıdaki Selçuk-Hüseyin-Colman üçlüsüne baskın geldi ve Trabzon'un Yattara ve Colman kullanımı nedeniyle simetrisi bozuk olan yapısı, özellikle Yattara'nın bulunduğu tarafta Tayfun Cora'ya çok yük bindirdi.Üzülmez koşular yaptı, Yusuf ona yaklaştı ve değişerek oynayan Özkan-Tello ikilisi ile Beşiktaş kenarları çalıştı.Şablon bunu üretti, 4-4-1-1'de kenarlara yaklaşan orta saha oyuncuları ile Yusuf'un bu üçgenlere katılmasıyla Beşiktaş topu sürekli efektif alana taşıyacak son pas konumuna getirdi.Beşiktaş orta sahası ve öne çıkarak alan daraltan savunma hattı, Trabzonspor'a pas imkanı vermedi.Kenarlarda kurduğu üçgenlerle de topu savunma arkasına taşıdı ve rakibini geri itti.Buradan sonrası yetenek, önemli olan yerleşiminim, futbolcuların belli bir alanda kurabildikleri üçgenlerin kullanılması.Üzülmez ve Özkan kötü kullandılar, ama sürekli korner kazanılıyordu ve dönen ikinci toplar sürekli Ernst-Cisse ikilisinde toplanıyordu.Topu son çizgiye taşıdıktan sonra bir de bu final paslarına gol vuruşu yapacak biri gerek.Cisse ve Ernst bu bölümde ceza yayı civarında elde ettikleri ribaund toplarda takımın forvetinden daha efektiftiler!Bu noktada Schalke'deki gol sayısını Ernst'in futbolculuğu için veri sunanlara bir cevap, dakikasını hatırlamadığım gollük Fabian Ernst şutu...
Bu noktaya kadar Beşiktaş sezonun en iyi oyununu oynuyordu.Savunma arkasına top kaçmıyor, tüm toplar yüksek pas yüzdesiyle final pası noktasına taşınıyor ve bir şekilde rakip savunma son hamleye zorlanıyordu.Bu noktada Holosko, bu sezon hiç bu kadar lazım olmamıştı.Mustafa Denizli'nin ters ayak fantezisi, kenar oyuncularını içe kaçarak oynamaya zorluyor.Bu maç özelinde de orta saha oyuncularından gelen ekstra katkı, (ceza sahasına koşular, kenara yaklaşmalar) kenar oyuncularından arka direğe koşu olarak hiç gelmedi.Son çizgi toplarının tek opsiyonu Nobre idi, o da grekoromende iki puan almadan koşusuna devam etmediği için bir türlü gol vuruşu noktasına gelemiyordu.Bu noktada bir ekstra deparlı ve aynı zamanda 'daha 'yetenekli'' kenar elemanı final paslarını daha doğru kullanabilirdi.Ekrem veya Holosko; Üzülmez, Toraman ve Özkan'ın denemelerinin yerine bu ikili bugün sahada olsaydı farklı olurdu.Tabii forvette de bu kenar üçgenlerine katılarak ters taraf oyuncularına kulvar açacak bir Bobo.
Tribünde olunca bazı şeyler daha net anlaşılıyor.Beşiktaş İnönü'de çift forvet oynar, çift ''önlibero'' korkaklıktır, ilk yarı sonu ''Bobooo Bobooooo'' tezahüratı ve Delgado'nun pazartesi idmana, pazar maça çıkması.Tüm bunların cevabı ikinci yarı alındı.Bu oyun bu kadar basit değil.Rakibinizin belli bir standardı var ve henüz yeni bir yapılanma olmasına karşın kendi kadrosu içinden büyük oranda idealini yakalamış durumda.Beşiktaş oyunu rakip yarı alana yıkınca Umut-Gökhan ikilisinden biri genel tertibin aksine fazlalık göründü.Tello'nun orta sahada kaptırdığı bir top, bu ligin en iyi sol beki Cale tarafından çok iyi bir ara pasıyla Gökhan Ünal'ın koşusunu ödüllendirdi ve birinci sınıf bir golcü vuruşuyla Trabzonspor, Üzülmez'in iki fantastik hatasını değerlendirmeyen Yattara'nın şansları haricinde bulduğu ilk pozisyonda, Beşiktaş kalesine ilk kez 4 kişiyle gelebildiği bir anda golü buldu.Her yönden bir hayal kırıklığı, kale civarına gelene kadar pek çok doğrusu olan Beşiktaş, bir anda tüm inancını yitirdi.Trabzonspor pas yapmaya, temposu düşen Beşiktaş'ın kenar oyuncuları da destek gelmedikçe top ezmeye başladı.Serdar Özkan bu 15 dakikada iki maçlık kredisini bitirdi.Yine de kazanılan kornerler şanstı, olmadı.
Tribünler Bobo'yu çağırınca belli oldu; devre arası önce Delgado, sonra Bobo ısınmaya çıktılar.Taraftar gazı mı diyelim, yoksa Denizli'nin ''yalan rüzgarı'' mı?Ben Yusuf ve Nobre dışarı; Bobo-Delgado içeri önerdim.Denizli'nin ise Yusuf ve Cisse'yi yanına alacağını tahmin ettim, maç sonu kanatlar istediğim düzeyde değildi demiş.Aksini düşünüyorum.Ersun Yanal'ın karşıt hamlesi ilk yarı yalnızca birkaç kez yan pas yapabilen Umut ile Alanzinho'yu değiştirmek oldu ki bu hamle zaten kenarlardaki ağırlığı azalmış Beşiktaş'ın beklerini de çıkarmamak adına dahi olsa doğruydu.Özkan çıktı; orta üçlüde Denizli Cisse'yi sağa, Delgado'yu sola, Tello'yu ise ''neverland''e koydu; tüm çalışır yapı bozuldu.Üçgenler kurulamaz oldu, Beşiktaş savunması yeterince öne çıkamadı.Cisse iyice edilgenleşti, hatta dağıldı.Yattara gezindi, bunun etkisiyle Üzülmez koşu alanlarını ikinci yarı da kullandı.Top, sürekli Beşiktaş hakimiyetinde görünse de ilk yarım saatteki efektif oyun yoktu.
İlk 30 dakika, devrenin son 15 dakikası golün travması ve ikinci yarı.Oyunun Beşiktaş adına 3 bölümü vardı ve bunun son bölümünde Beşiktaş'ın üretebildiklerini hatırlayalım: Delgado'nun arka direğe iki ortası ile Sivok ve diğerini hatırlamadığım iki pozisyon, yarı başı Nobre'nin pası ile Bobo; başka?Kornerler ve duran toplar gerisi, gol de böyle geldi.Bobo çıktı vurdu kafayı.Hala ne ispatlamak zorunda bu adam?Sistem gereği imiş, ''hay'' sözcüğü ile başlayan potaya basket atmanın genel fiilini barındıran bir örtülü söz öbeği vardır, durum aynen budur.Bobo tek forvet oynamayamaz da yalandır, hele de bugünkü ''dar alanda en az 3 oyuncunun bulunduğu, kenar oyunlarının var olduğu bir takımda'' Bobo tek forvetin kralını oynar.Eğer ters taraftaki oyuncu Holosko ise de onu baş tacı yapar.Nobre formda, Üzülmez formda; bunlar da yalandır.Maksimumları budur, bunlar da yeterli değildir.Hala bunlara dikkat çekmeye çalışmak gerçekten üzücü.Ezcümle, Denizli'nin devre arası hamleleri çalışır yapıyı bozdu ve Beşiktaş'ın ''çift forvet'' ile sahada olmasının da hiçbir esprisi kalmadı.Delgado'nun futbol hayatı bitti, diye haber yapan Bilal Meşe'ye de selamlar.Bugün sahada kaldığı sürede çok zorlandı ama yine de iki gollük pas ile bugün için görevini yaptı.Yusuf da kulübeye, olmadı tribüne çıksın.Ernst, Sivok, Toraman günün iyileri, hadi Yattara'yı sindirme ve emek kontanjanından İbrahim Üzülmez'i de ekleyelim.
Çift önlibero nasıl oluyor acaba?Ben orta saha diyorum, eğer iki oyuncunun birlikteliği bir şeyler üretiyor ise bu yapıyı nicel olarak belirtmek bana pek doğru gelmiyor.Beşiktaş orta sahası ki yaklaşık iki yıldır bundan bahsetmek çok zordu.Şükür ki elde bir yapı var ve Sivok'un da savunma tandemine geçişiyle Beşiktaş geri alanda topla daha sağlıklı ilişki kurabilir bir yapıya ulaştı.İlk 30 dakika çok iyi bir oyun oynandı, maçın tamamında rakibe çok az pozisyon verilerek üstün mücadele gücü ile kazanma isteği gösterildi.Tribünler de maç bittiğinde takımı alkışladı.Bu yapı eğer 3 ay önce kurulmuş olsa idi, bugün oyun olarak kazanılabilecek bu maçın berabere bitmesi hiçbir üzüntü oluşturmayabilirdi. Tolerasyon imkanı olurdu, zirveden bu denli uzak olunmazdı ve bugün izlenen yarım saatlik iyi futbol akılda kalırdı.Her şeye rağmen kazanılabilinecek bir maçtı; Trabzonspor tarafında varolan düşüşün de bugünkü oyundaki katkısı tüm saydığımız etkenlerin varlığını ya da yokluğunu doğrudan etkilemiştir.Yine de taktik açıdan lig ortalamasının üzerinde, iyi maç oldu.Sonuç olarak Beşiktaş tarafında bir eşik daha aşılamadı.Bu noktada tüm yük yine Mustafa Denizli'nin üzerindedir, öyle ya da böyle kendisinin aylardır böbürlendiği ''rakiplerimizle evimizde oynuyoruz'' güvencesi de ilk maçtan patlamıştır.Bu da olmadı, diyerek aylar sonra kurulan çalışır yapı haftaya da iç edilecek ise, aylardır bahsettiğimiz ''ihanetler'' devam edecek ise bu masalları duymanın da yazmanın da bir anlamı yok.Varolan iyi-kötü 3 yıllık yapılanmanın ırzına geçti Mustafa Denizli, elde kalan tek şey şampiyonluk.Ya olunamaz ise?Mevcut mali yapısıyla ''yeni bir enkaz takımı'' lağvedip yenisini kuracak gücü yok bu kulübün.Bugün Demirören YK'sı güvenoyu aldı, freni patlamış kamyon şöförü bas gaza...
Noat Samisa
15.02.09
Tersten gideyim: Mustafa Denizli, hala ve ısrarla, yabancı sınırı problemi olmadığı bir günde; buna ek olarak Holosko ve Ekrem gibi iki top taşıyabilecek, sprint vasfı sahibi oyuncudan da faydanalamayacağı bir hedef maçta Bobo yerine Nobre ile başlıyorsa Beşiktaş'a ihanet ediyordur.İleri gideyim, elindeki kadroyu sabote ediyordur.Hiç hevelenmesin, bu vakitten sonra kimse kara kaşına, kara gözüne aldanıp ''deha'' vasfıyla kendisine Türkiye'den daha yukarı bir futbol ülkesinde iş vermez.''Tello aslında böyle bir oyuncuymuş'' olmayacak.Tarafımdan hiç de iyi hatırlanmayacak, aksine ik yıldır bizim izlediğimiz ve neredeyse neyi yapıp yapamayacağını ezbere bildiğimiz oyuncuları ''baştan yaratma'' iddiasıyla yaptığı fanteziler aklımda kalacak.Tello'nun orta sahasında oynadığı bir Beşiktaş en fazla 3. olur, aynı tiyatroyu 2 yıldır izleyen bizlere de ihanet etmekte Denizli.İlk yarı bitti, Tello da bitti.Bir sağ al, bir sol, döndür döndür oynat...Bütün kornerlere 30 metre depar at Tello, hepsinde topu kaldır Tello...Gören de sanır ki 10 kaplan gücünde.Denenmişleri deneme artık, bıktım ''koltuk değneği Nobre'' ile ön alanda top ezilmiş toplarda vahlanmaktan.
Bizim başından beri ''hedef maç kazanamama'' sorununa bulduğumuz çözüm orta sahadaki direncin artırılması yönündeydi.Bugün de kadrolar açıklandığında ''tamam'' dedim, tabii ''ama''sı vardı.Konyaspor maç yazısınında Sivok'un stopere geçişi ve Uğur-Ernst yapısıyla hem savunmada top yapabilen, hem de yeterli direnci üretip aynı zamanda da oyuna katılan bir orta saha yapısı önermiştik.Büyük ölçüde bu akşam cevap buldu.Ersun Yanal, bilindik takım tertibiyle çıkmıştı sahaya ve Beşiktaş'ın bu kadrosuyla rakibine üstünlük kurması gayet olağandı.Oldu da, ilk yarım saat yani yenilen gole kadar Cisse-Zan-Sivok üçlüsü tüm yüksek topları toplayıp, çabuk şekilde öne oynadılar.Yattara'nın iki ''Üzülmez kayarak hamlesi''yle aktif alan dışına itildiği ilk bölümde Beşiktaş iki bekini de oyuna soktu.Cisse-Ernst ikilisi, karşıdaki Selçuk-Hüseyin-Colman üçlüsüne baskın geldi ve Trabzon'un Yattara ve Colman kullanımı nedeniyle simetrisi bozuk olan yapısı, özellikle Yattara'nın bulunduğu tarafta Tayfun Cora'ya çok yük bindirdi.Üzülmez koşular yaptı, Yusuf ona yaklaştı ve değişerek oynayan Özkan-Tello ikilisi ile Beşiktaş kenarları çalıştı.Şablon bunu üretti, 4-4-1-1'de kenarlara yaklaşan orta saha oyuncuları ile Yusuf'un bu üçgenlere katılmasıyla Beşiktaş topu sürekli efektif alana taşıyacak son pas konumuna getirdi.Beşiktaş orta sahası ve öne çıkarak alan daraltan savunma hattı, Trabzonspor'a pas imkanı vermedi.Kenarlarda kurduğu üçgenlerle de topu savunma arkasına taşıdı ve rakibini geri itti.Buradan sonrası yetenek, önemli olan yerleşiminim, futbolcuların belli bir alanda kurabildikleri üçgenlerin kullanılması.Üzülmez ve Özkan kötü kullandılar, ama sürekli korner kazanılıyordu ve dönen ikinci toplar sürekli Ernst-Cisse ikilisinde toplanıyordu.Topu son çizgiye taşıdıktan sonra bir de bu final paslarına gol vuruşu yapacak biri gerek.Cisse ve Ernst bu bölümde ceza yayı civarında elde ettikleri ribaund toplarda takımın forvetinden daha efektiftiler!Bu noktada Schalke'deki gol sayısını Ernst'in futbolculuğu için veri sunanlara bir cevap, dakikasını hatırlamadığım gollük Fabian Ernst şutu...Bu noktaya kadar Beşiktaş sezonun en iyi oyununu oynuyordu.Savunma arkasına top kaçmıyor, tüm toplar yüksek pas yüzdesiyle final pası noktasına taşınıyor ve bir şekilde rakip savunma son hamleye zorlanıyordu.Bu noktada Holosko, bu sezon hiç bu kadar lazım olmamıştı.Mustafa Denizli'nin ters ayak fantezisi, kenar oyuncularını içe kaçarak oynamaya zorluyor.Bu maç özelinde de orta saha oyuncularından gelen ekstra katkı, (ceza sahasına koşular, kenara yaklaşmalar) kenar oyuncularından arka direğe koşu olarak hiç gelmedi.Son çizgi toplarının tek opsiyonu Nobre idi, o da grekoromende iki puan almadan koşusuna devam etmediği için bir türlü gol vuruşu noktasına gelemiyordu.Bu noktada bir ekstra deparlı ve aynı zamanda 'daha 'yetenekli'' kenar elemanı final paslarını daha doğru kullanabilirdi.Ekrem veya Holosko; Üzülmez, Toraman ve Özkan'ın denemelerinin yerine bu ikili bugün sahada olsaydı farklı olurdu.Tabii forvette de bu kenar üçgenlerine katılarak ters taraf oyuncularına kulvar açacak bir Bobo.
Tribünde olunca bazı şeyler daha net anlaşılıyor.Beşiktaş İnönü'de çift forvet oynar, çift ''önlibero'' korkaklıktır, ilk yarı sonu ''Bobooo Bobooooo'' tezahüratı ve Delgado'nun pazartesi idmana, pazar maça çıkması.Tüm bunların cevabı ikinci yarı alındı.Bu oyun bu kadar basit değil.Rakibinizin belli bir standardı var ve henüz yeni bir yapılanma olmasına karşın kendi kadrosu içinden büyük oranda idealini yakalamış durumda.Beşiktaş oyunu rakip yarı alana yıkınca Umut-Gökhan ikilisinden biri genel tertibin aksine fazlalık göründü.Tello'nun orta sahada kaptırdığı bir top, bu ligin en iyi sol beki Cale tarafından çok iyi bir ara pasıyla Gökhan Ünal'ın koşusunu ödüllendirdi ve birinci sınıf bir golcü vuruşuyla Trabzonspor, Üzülmez'in iki fantastik hatasını değerlendirmeyen Yattara'nın şansları haricinde bulduğu ilk pozisyonda, Beşiktaş kalesine ilk kez 4 kişiyle gelebildiği bir anda golü buldu.Her yönden bir hayal kırıklığı, kale civarına gelene kadar pek çok doğrusu olan Beşiktaş, bir anda tüm inancını yitirdi.Trabzonspor pas yapmaya, temposu düşen Beşiktaş'ın kenar oyuncuları da destek gelmedikçe top ezmeye başladı.Serdar Özkan bu 15 dakikada iki maçlık kredisini bitirdi.Yine de kazanılan kornerler şanstı, olmadı.
Tribünler Bobo'yu çağırınca belli oldu; devre arası önce Delgado, sonra Bobo ısınmaya çıktılar.Taraftar gazı mı diyelim, yoksa Denizli'nin ''yalan rüzgarı'' mı?Ben Yusuf ve Nobre dışarı; Bobo-Delgado içeri önerdim.Denizli'nin ise Yusuf ve Cisse'yi yanına alacağını tahmin ettim, maç sonu kanatlar istediğim düzeyde değildi demiş.Aksini düşünüyorum.Ersun Yanal'ın karşıt hamlesi ilk yarı yalnızca birkaç kez yan pas yapabilen Umut ile Alanzinho'yu değiştirmek oldu ki bu hamle zaten kenarlardaki ağırlığı azalmış Beşiktaş'ın beklerini de çıkarmamak adına dahi olsa doğruydu.Özkan çıktı; orta üçlüde Denizli Cisse'yi sağa, Delgado'yu sola, Tello'yu ise ''neverland''e koydu; tüm çalışır yapı bozuldu.Üçgenler kurulamaz oldu, Beşiktaş savunması yeterince öne çıkamadı.Cisse iyice edilgenleşti, hatta dağıldı.Yattara gezindi, bunun etkisiyle Üzülmez koşu alanlarını ikinci yarı da kullandı.Top, sürekli Beşiktaş hakimiyetinde görünse de ilk yarım saatteki efektif oyun yoktu.
İlk 30 dakika, devrenin son 15 dakikası golün travması ve ikinci yarı.Oyunun Beşiktaş adına 3 bölümü vardı ve bunun son bölümünde Beşiktaş'ın üretebildiklerini hatırlayalım: Delgado'nun arka direğe iki ortası ile Sivok ve diğerini hatırlamadığım iki pozisyon, yarı başı Nobre'nin pası ile Bobo; başka?Kornerler ve duran toplar gerisi, gol de böyle geldi.Bobo çıktı vurdu kafayı.Hala ne ispatlamak zorunda bu adam?Sistem gereği imiş, ''hay'' sözcüğü ile başlayan potaya basket atmanın genel fiilini barındıran bir örtülü söz öbeği vardır, durum aynen budur.Bobo tek forvet oynamayamaz da yalandır, hele de bugünkü ''dar alanda en az 3 oyuncunun bulunduğu, kenar oyunlarının var olduğu bir takımda'' Bobo tek forvetin kralını oynar.Eğer ters taraftaki oyuncu Holosko ise de onu baş tacı yapar.Nobre formda, Üzülmez formda; bunlar da yalandır.Maksimumları budur, bunlar da yeterli değildir.Hala bunlara dikkat çekmeye çalışmak gerçekten üzücü.Ezcümle, Denizli'nin devre arası hamleleri çalışır yapıyı bozdu ve Beşiktaş'ın ''çift forvet'' ile sahada olmasının da hiçbir esprisi kalmadı.Delgado'nun futbol hayatı bitti, diye haber yapan Bilal Meşe'ye de selamlar.Bugün sahada kaldığı sürede çok zorlandı ama yine de iki gollük pas ile bugün için görevini yaptı.Yusuf da kulübeye, olmadı tribüne çıksın.Ernst, Sivok, Toraman günün iyileri, hadi Yattara'yı sindirme ve emek kontanjanından İbrahim Üzülmez'i de ekleyelim.Çift önlibero nasıl oluyor acaba?Ben orta saha diyorum, eğer iki oyuncunun birlikteliği bir şeyler üretiyor ise bu yapıyı nicel olarak belirtmek bana pek doğru gelmiyor.Beşiktaş orta sahası ki yaklaşık iki yıldır bundan bahsetmek çok zordu.Şükür ki elde bir yapı var ve Sivok'un da savunma tandemine geçişiyle Beşiktaş geri alanda topla daha sağlıklı ilişki kurabilir bir yapıya ulaştı.İlk 30 dakika çok iyi bir oyun oynandı, maçın tamamında rakibe çok az pozisyon verilerek üstün mücadele gücü ile kazanma isteği gösterildi.Tribünler de maç bittiğinde takımı alkışladı.Bu yapı eğer 3 ay önce kurulmuş olsa idi, bugün oyun olarak kazanılabilecek bu maçın berabere bitmesi hiçbir üzüntü oluşturmayabilirdi. Tolerasyon imkanı olurdu, zirveden bu denli uzak olunmazdı ve bugün izlenen yarım saatlik iyi futbol akılda kalırdı.Her şeye rağmen kazanılabilinecek bir maçtı; Trabzonspor tarafında varolan düşüşün de bugünkü oyundaki katkısı tüm saydığımız etkenlerin varlığını ya da yokluğunu doğrudan etkilemiştir.Yine de taktik açıdan lig ortalamasının üzerinde, iyi maç oldu.Sonuç olarak Beşiktaş tarafında bir eşik daha aşılamadı.Bu noktada tüm yük yine Mustafa Denizli'nin üzerindedir, öyle ya da böyle kendisinin aylardır böbürlendiği ''rakiplerimizle evimizde oynuyoruz'' güvencesi de ilk maçtan patlamıştır.Bu da olmadı, diyerek aylar sonra kurulan çalışır yapı haftaya da iç edilecek ise, aylardır bahsettiğimiz ''ihanetler'' devam edecek ise bu masalları duymanın da yazmanın da bir anlamı yok.Varolan iyi-kötü 3 yıllık yapılanmanın ırzına geçti Mustafa Denizli, elde kalan tek şey şampiyonluk.Ya olunamaz ise?Mevcut mali yapısıyla ''yeni bir enkaz takımı'' lağvedip yenisini kuracak gücü yok bu kulübün.Bugün Demirören YK'sı güvenoyu aldı, freni patlamış kamyon şöförü bas gaza...
Noat Samisa
15.02.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Şubat
(66)
- 15 Maç Sonra - Tuncay Şanlı
- Fenerbahçe 4-2 Sivasspor
- Premier League 08/09 #27 - 28
- Beşiktaş 2-1 İBBSpor
- League Cup 2009 Final
- EPL 08/09 - Formalar
- Miras
- FA Cup 2009 QF - Tuncay Şanlı
- Salomon Kalou
- Benitez'in Çocukları
- Zili Duymadınız Mı?
- Inter 0-0 Man Utd
- Dawson Kardeşler
- Inter - Man Utd | 1 Kala
- 53A! Aşağı Çök
- Hız ve Şut
- Yakubu'dan Sonra Arteta
- Kasımpaşa 0-2 Güngören Bld.
- 14 - Seribozan Santa Cruz
- Arshavin Emirates'te
- Aston Villa 0-1 Chelsea
- Premier League 08/09 #26
- Gaziantepspor 0-3 Beşiktaş
- Gary Alexander Neville
- Başa Düşen Taş
- 2/3 Geçilirken
- 14+ ve 1302+
- Hiddink Kanunları!
- The Good, The Bad and The Weird
- FA Cup 2009 QF
- Çöpe Giden £5 Milyon
- Beşiktaş 1-1 Trabzonspor
- David James #536
- Kalou-Drobga-Anelka
- Pinturicchio
- Futbolcu Beckham
- FA Cup 2009 R5
- Hiddink - Arshavin ve Kinnear
- Old Firm 08/09 No: 3
- Ryan Joseph Giggs
- Fulya: Yalanlar Üstünde
- Oyuncağın Son Emanetçisi
- Fernando Torres #11
- Çuvalın Dibi
- 13+ ve 1212+
- Konyaspor 0-0 Beşiktaş
- Chalkboard #25
- İspanya - İngiltere
- Liverpool Geri Döner
- Man City 1-0 Middlesbrough
- Türkiye - Fildişi Sahili
- Premier League 08/09 #25
- Çorap
- Söyle İbo Ne İçtin?
- Everton 1-0 Liverpool aet
- Tepetaklak Chelsea, bu sezonun Aralık ayı başında ...
- Kaptan Keane ve Arshavin Haftasonunun maçı Kuzey ...
- FA Cup 2009 R4 - 2 Kış koşullarının futbola izin ...
- Transfer Zamanı #8 Transferde uzatmalar oynanıyor...
- !F İstanbul 2009 Yıl 2005'ti galiba, fena bir Kore...
- Çocuklar Geri Döner Robbie Keane'in £18 milyon kar...
- Tek Yol Şampiyonluk Tarih 2 Şubat'mış, bugünden t...
- Beşiktaş 1-0 Antalyaspor Şampiyonluğun anahtarı o...
- Çifte Derbi Sporseveri ''himono-otoko''ya yani pi...
- 12+ ve 1122+ 11+ ve 1032+'dan devam ediyoruz.Bugü...
- Singanushiga Welcome to Dongmakgol için yazdığımız...
-
▼
Şubat
(66)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
13 Fikir, Tenkit, Yorum:
"Sivok'un stopere geçişi ve Uğur-Ernst yapısıyla hem savunmada top yapabilen, hem de yeterli direnci üretip aynı zamanda da oyuna katılan bir orta saha yapısı önermiştik."
hay eline sağlık yav. bende şunu anlatmaya çalışıyorum insanlara ama nasıl görülemeyir hayret. sivok orta saha olarak ortalama bir oyuncudur. ancak defansta hele de tsl özelinde büyük fark yaratıyor. yanında zapo oynamış,zan oynamış pekte önemli değil ama sivok bu takımda kesinlikle savunmada oynamalı. bi de bek olarak telloyu görebilsek takım geride baya baya top yapar. sezon başında gayette güzel işliyodu bu ama...
bi de nobrenin türkiye için bile yetersiz bir futbolcu olduğunu düşünmeye başladım. oraya herhangi bir güreşçi koysak aynı derecede verimsiz olur. 90 dakika bir tane olumlu hareketi yok. açıkçası sözleşmesi yenilenmez ise üzülmem diyordum, artık sevinirim diyorum.
artık denizli uyansın, tren kaçmak üzere. takımın iki tane orta saha ile oynadığı zaman neler yapabildiğini ve bobonun nobreden 45-50 gömlek üstün olduğunu görsün. ilk geldiği günden ilerde olduğu açık ama hala bazı yerlerde sorunlar var. iki beraberlikten sonra antep deplasmanında galibiyet şart. egoizmi, ben herşeyi bilirimi falan bıraksın, genel doğrular ile de bu takım rahat şampiyon olur...
bu ligin en iyi sol beki senin itin götüne soktuğun ibrahim üzülmez'dir noat.
hiç kusura bakma.
rüştü
toraman
zan
sivok
delinho
ekram dağ
inceman
ernst
tello
bobo
nobre
belki de en ii 11 budur..
kanatlar işler en azından..şut çekebilen bi adam da olabilir orta sahada..inceman..
Bu ligin en iyi sol bekini yediğimiz golün asistini yapmış olarak dün akşam hemen önümüzde gördük ki bunu hiç yapmayan dönme ustası , orta özürlüsü ve sefil İbo kılıklı İbrahim Üzülmez için 3 maç üstüste iyi oynama kavramı göz boyamak için yeterli oluyor sanırım . Bu yaşta hala yırtılan kıç babında emeklerini kutlamak dışında kız çocuğumuz olursa jülide değil jübile olsun hayatım diyen futbol adamı gibi derim ki ; Tello oynar orada hemen yanında zapo - sivok - serdar kurtuluş ... Önlerinde cisse - ernst sağda ve solda Mustafa Denizli saçmalamaları dışında kalan kanat oyuncusu (Holosko-Delgado-Erkan Zengin-Ekrem vs.) ileride ise Bobo ... Bu takımda Serdar 'ın pişmesini ya da Yusuf'un arapasını beklemek kadar hiç bir şey azap verici değildir .
not : Tabata 'sız G.Antep ; daha bir hoştur , Yenmeyen boştur , Ebabil Kuştur ...
(www.tersmanyel.blogspot.com)
denizli takımın başına getirildiği gün söylemiştim,bu adam beşiktaşı bitirme operasyonun son perdesidir diye.Görevini hakkıyla yerine getiriyor.
ligtv'de yorumcu olduğu dönemdeki konuştuklarını alın izleyin inanmıyorsanız,doğru söylediği çok şey vardı ve hepsinin tersini yapıyor şimdi.en bariz örneği "Elinde Bobo,Holosko,Nobre gibi bir üçlü varsa ilk 11'de oynatırsın.Futbolda korkaklığa yer yok".bu ifadeler kulakları çınlasın denizli'ye ait.
denzili'ye rağmen takım müthiş arzuluydu.Bu oyun devam ederse hala ümidim yok deil.
ama denizli sabote etmeye devam edecektir.kendi transfer ettiğin adamı (yusuf)oynatmıyor diye laf ederler sonra,dimi sayın çok bilmiş denizli.
yan toplarda etkinliği arkası dönük top taşıma (ki bu karşılaşmanın en kilit özelliklerinden biriydi trabzonu sahasından çıkartmama adına) nobre doğru tercihti.yanlış olan niye ikisi birden değil.dolayısıyla nobre doğru ama eksik uygulamaydı.
konya maçında da gördük tek forvet bobonuzu
10 yıldır izliyoruz İbrahim Üzülmez'i, yeni değil.Başka bir şey de olmayacak bundan sonra, daha iyi olmayacak.Puyol'un sağından atıp solundan geçtiği günleri de, sağa ayağıyla uzak köşeyi gördüğü günleri de hatırlıyoruz.Benim için harika birer anı bunlar, İbrahim Üzülmez adının Beşiktaş tarihine yazıldığı günler.Ama eski, mazi, evvel...Dün Ekrem hazır olsa muhtemelen oynamayacaktı.Elinden geleni yaptı, kabul.Nobre de elinden geleni yapıyor, o da kabul.Ama ellerinden gelen yetmiyor, sorun bu.
cekomastik'in yorumuna cevap olmayacak mı?
Oktay
Denizli yarının başında Egemen'in Bobo'nun önüne yatıp vurdurmadığı pozisyonda bir mimik verdi ki benim için bitti. Öyle bir baktı ki, sanki tribün zoruyla almış, Bobo felaket bir oyuncuymuş gibi, öyle tiksinir baktı.
Mustafa Denizli olur da buraya yolun düşerse oku: Tayfun'la İlker'i de getirirsen Beşiktaş'ta özlenen Fenerbahçe'yi yakalarsın. Bir dene bence. Uche'yle Högh de olur. Yusuf'la Nobre'de ısrarında başka bir anlam göremiyorum ben çünkü.
Ertuğrul'un giderken son anda sarıldığı Batuhan'a işin düşmesin diye yollattın. Bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz, becerebilseydin Aydın gibi bonservisiyle yollatırdın. Beşiktaş'ın içindeki irlandalısın mustafa denizli. Çok çektirmeden yol ver.
Bobo'yu Konya maçıyla anlatacak isek Gökhan Zan'ın şandellerini de övmek gerekebilir, hatırlarsak bulunan tek gol pozisyonu böyle gelişti..!Önceki maçlardan örnek verilse idi belki tartışılır ama Konyaspor ile oynanan hayatım boyunca izlediğim en berbat futbol karşılaşmalarından biri için bir oyuncuyu taktik açıdan değerlendirmek zaman kaybı.Nobre ile beraber iken performansının arttığına katılırım, lakin eğer biri tek oynayacaksa Nobre hiçbir şeyi Bobo'dan iyi yapmamaktadır ve eğer amaç gol ise Türkiye Ligi'nin en ''komple'' forvet vasıflarına sahip oyuncusu Bobo, tahtaya adı Rüştü'den, Sivok'tan, Ernst'ten önce yazılması gerekendir.
sevgili noat kesinlikle sana katılıyorum .bobo devamlı oynatılırsa bu ülkedeki en etkili santrafor.özellikle ernst in gelmesiyle beşiktaş rahatlıkla bu oyuncudan faydalanabilir.
bobo-nobre korkutucu bir ikili ve biz bunu kullanmıyoruz. sinirden delirmemek elde değil.
Yorum Gönder