Miras

Atadan babaya, babadan oğula...Taraftarlık, aidiyet; bunlar başka.Yakın zamandan hatırlar mıyız?Çok fazlasını hatırlıyoruz, bugünün üzerinde şuurumun kaybolduğunu hatırlıyorum.Galatasaray gol attığında ben havaya zıplamıyorum, kusura bakmayınız.Geçmişin bugünün üzerinde olmasının nedeni budur, fazlasıyla özneldir ve olması gerekendir.Öncesi sıkıntılı maçların başında yenen ''saçma-sapan gol'' örneklemesi yapayım: En çok bilinen Türkiye-İsviçre, Beşiktaş'tan takip eden sezonlarda önce Lazio, sonra Valencia rövanş maçları.Ortak noktaları çift ayaklı maçlar ve ilk maçlarının deplasmanda oynanmış olmaları.İsviçre maçı malum, milletçe kılıç kuşatıldığımız günler...Lazio rövanşı öncesi Lucescu eleştirileri, dün gibi hatırımda.Valencia rövanşı, çöküşün başladığı günlerde Beşiktaş için ''tamam-devam''a dönüşmüştü.Örnekleri çoğaltmak mümkün.Galatasaray'ın geldiği nokta da bunlara yakın sayılır.''Aklı havada'' denilen Meira ıskalıyor, bireysel hata; kabul.Ama bir ortak nokta var, geçmişte yaşanmışı var: Öncesi sağlıklı geçmemiş ise günün anlam ve önemi arttığında çok garip şeyler olabiliyor.Atadan miras, geri dönmeden maç hikayesi yazılmıyor!Tabii bu akşamın örneklediğimiz üçlüden ayrılan iki yönü var.İlki erken golün henüz 3. pas ile gelmiş olması, diğeri de Galatasaray'ın turu geçmiş olması.Çok iyi planlamacı teknik adamlar vardır, Martin O'neill gibi.3 yıl verirseniz, sonunda maddi gücünüz oranında başarıyı garanti eder.Dönemsel problem çözücü hocalar vardır, David Moyes gibi.Eldeki kadrodan dönemsel olarak harika kolajlar çıkarır, problem çözer, ezber bozar.Maç-maç iyi taktisyenler vardır, kısa dönemde başarı vaad ederler: Guus Hiddink gibi.Bir de direkt maça etki eden taktik dehalar vardır, Jose Mourinho gibi.Tabii bu saydığımız 4 isim de komple teknik adamlar, bizim örneklemelerdeki kıstasımız en çok sivrildikleri yönleri.Bülent Korkmaz bu takımın başına geleli 4 gün olmamış, motivasyondan fazlasını konuşmak toptan zarardır; vakit kaybıdır.Futbola etkiyen dört temel ögenin yani teknik, taktik, fizik güç ve motivasyonun yüzlük pastada her maç için ayrı ayrı oran belirlediği bir futbol ortamı vardır.İki takım için de ayrı ayrı yüzdeler verebiliriz, fakat bunların birbirlerine etkilerini de aynı şekilde değerlendirmek gerekir.Rakibin fizik gücü, sizin taktik kalitenizi düşürebilir, gibi.Ya da motivasyon, en etkili bozucu, dağıtıcı.Bu olmuş bu akşam, bir de üzerine muhteşem bir maç hikayesi çıkmış ortaya.

Hatırlar mısınız, Euro 2008'deki Türkiye-Hırvatistan maçının son bölümünde Türkiye ulusal takımının orta sahasında kim oynadı?Hatırlatalım: Tuncay ve Hamit.Bu ikili orta sahamızı oluşturdular, o gün 76. dakikada Topal çıktı, Semih girdi.Sonra?Bugün Topal çıktı Kewell girdi.Yaz tahtaya, çıkan bir omuzun kaderini değiştirdiği bir maçı daha yaz.Haziran ayından bugüne ulusal takım hiçbir şey taşıyamadıysa, o günlerden bugünlere neredeyse hiç bir şey kalmadıysa, daha doğrusu kalmaması gerekiyorsa bu akşam da öyle.Ders çıkarmayı geçin, atılan/yenen 7 gole de ayrı ayrı bakarak nasıl bir maç olduğunu yeniden hatırlayabilirsiniz.Bülent Korkmaz için de öyle.Henüz nasıl bir hoca olduğundan, hangi yönünün sivrildiğinden bihaber iken ''3-1 iken oyuna müdahale etmedi'' eleştirileri fazlasıyla klasik.Etseydi bu Lincoln ya da Baros dışarı, Mehmet Güven içeri olurdu.Tut ki Lincoln çıktı, hadi bakalım baştan yazalım tarihi.Maç olur, standart ya da standart üzeri bir maç olur; geçmişten geleceğe bir eleştiri yapılır.Geçmişi yok, maça çıkan kadro Skibbe'ninki ile aynı.Planlamadan bahsedebilir miyiz?Topal sakatlanmış, Kewell oyuna girmiş.Tam hamle gelecekken çok daha garip şeyler olmuş.Her maç olmaz bu, yılda bir kez gelir.Bazen, belki 10 yılda bir kez de art arda gelir.Muhteşem hatıralardır, anı yaşayan için harikadır ve orada da kalmalıdır.Bu maçla kimsenin ne futbolculuk, ne de hocalık testi yapılır; aksi halde tutarlı iseniz eğer Meria ve Diawara'nın futbolculuk lisanslarını, Laurent Blanc'ın da diplomasını yırtmak zorunda kalırsınız.Muhteşem bir maç, muhteşem bir galibiyet; ama geleceğe hiçbir şeyi taşımaya çalışmayınız.Bugün, yarın sevininiz; bu anın tadını çıkarınız ama haftaya ''Bülent Korkmaz, Bordeaux maçında şöyle şöyle'' demeyiniz.Bir sonuca ulaşamazsınız.Bu ekstrem maçı, her hafta izlediğimiz maçlar gibi değerlendiremeyiz.Bülent Korkmaz, eğer skor 3-1 iken hamle yapsaydı; en basitinden tabelada 4-3 yazmazdı.

Metalist devam ediyor, yolları açık olsun.Sampdoria'yı iki maçta da gol yemeden mağlup ederek elediler.Jaja Coelho'dan yine bir frikik golü, tabii Beşiktaş maçında 40 metreden 90'a gönderdiği şutu bir daha hayatı boyunca atacağını sanmıyorum.Oluyor işte, bu takımın bu turnuvada mağlup eden tek takım halen Beşiktaş da olabiliyor.Ukrayna'nın 3 takım ile devam ediyor olması dikkat çekici.Bu alandaki liderlik Sabri'nin golü olmasa Fransız'larda olacaktı ama onlar da 3'te kaldılar.Milan ve Valencia akşamın en büyük sürprizleri.İkisi de 1-1'in rövanşında sahalarında aldıkları 2-2'lik beraberlikler ile elendiler.Aalborg da Deportivo'yu dağıtınca UEFA Kupası'nda İspanyol takımı kalmadı.Rusya'dan 2 takım devam ediyor, İngiltere ve İtalya'nın ise birer temsilcisi kaldı.

Aston Villa'nın reserv takım destekli seyahat kadrosu, Moskova'dan 0-2'lik mağlubiyet ile döndü.Wagner Love yine attı, bu adamı kim durduracak?Martin O'neill'ın tercihi kendince çok haklıdır.Arsenal tehditi, Villa ayarındaki bir kulüp için UEFA Finali ihtimalinden daha değerlidir.Aynısı Tottenham için de geçerli, iki takımın da Premier League'deki durumları rakiplerine yaradı.Man City yola devam eden tek Ada temsilcisi.Selçuk Dereli'nin yönettiği rövanşta Copenhagen'ı 2-1 ile geçtiler.Bellamy'nin City formasıyla 5 golü oldu, çok iyi gidiyor.

Galatasaray 4-3 Bordeaux
Noat Samisa

27.02.09

7 Fikir, Tenkit, Yorum:

Borges dedi ki...

Iki seye katilmiyorum ben sevgili Noat. Birinci cümle sudur:

"Maç-maç iyi taktisyenler vardır, kısa dönemde başarı vaad ederler: Guus Hiddink gibi"

Hiddink tam tersine(bence), her hangi bir takimin, cokca adindan bahsedildigi gibi misal papua yeni gine'nin basina gecse bir ya da iki yil sonra Hollanda,Kore misali top oynatabilir onlara.. zaman gerekir sadece hiddink'e. O yeniden kendi sistemini kurabilir ,bu yüzden yer yer azimli, dedigini yapacak, amatör ruhlu, ögrenmeye merakli oyunculari alir ve yildizlardan, sekil veremeyecegi ölcüde sekilli futbolculardan vazgecer filan.. Yüzde yüz otoritedir, olmadi mi otuzunda soktugu adami kirkinci dakikada cikarir avrupa sampiyonasinda bystrov'u cikardigi gibi.. yeniden baslar, yeniden yaratir kosullar ne olursa olsun ayaaga pas ve "set hucumlarin agirlikta oldugu ofansif futbolu "bir zaman sonra" garantidir.. ama zaman sart. Rusya liginden ve kosullardan rusya gec acilmistir ama gereken zamani buldugu vakit avrupa sampiyonasi yari final.. Ben motivator hocalarin dönemsel basari acisindan dogru oldugunu dusunuyorum.. Bir süre sonra olagan sikiciliktan düsen motivasyonlarindan kaynakli gitmeleri, yer degistirmelerini de salik veriyorum.. Skibbe, Mourinho, hatta Ersun Yanal ve benzerlerine(iyi kötü hepsi bir potada, esit degiller o kesin ) ise uzun bir zaman dilimi gerekiyor, hiddink de bunlara dahildir.. Mourinho'nun biraz chelsea dönemi tökezlemesi kendisi disinda gelisen transfer politikalarindan da kaynaklaniyor, yüzde yüz kendi sistemi,oyunculari ve alani olmasi gerekir.. bütün olarak bakarlar.. Motivatorler ise yeni bir sistem degil varolani daha iyi yapmak adina oyuncuya yüklenmeler söz konusu.. Her ikisi "daum" oldugu vakit konu cok uzar :)

Ikincisi ise bu mactan bir sey cikarilmaz yargisi.

Bülent Korkmaz mac 3-3'e geldiginde Baris Özbek'i aldi cok elestirilen Mehmet Güven'i koydu. Bu benim icin önemliydi. Forvet cikarmadi, defans da cikarmadi mücadele gücü yüksek oyuncu ve ayni zamanda ofans gücü sanilanin aksine benim kuzen kadar olan Baris özbek yerine Mehmet Güven. bu bir, ikincisi ise cikardigi kadro. Kewell gibi bir adamin yedek baslamasi onun oyuna etki etmesi bakimindan önemli bir hamlesiydi. bir seyleri diyor iste.. Arda-Kewell fazla.. Takim savunmasi dusuyor ya da co kbaska seyler ama bir mac dahi ufak da olsa önemli bir ayrinti. Keza izleyen herkes farketti takim cok fazla yoruldu, normal degildi, asiri motive olma durumu.. Bu da sadece hocadan degil yeni gelen hocaya karsi kendisini gösterme ve macin hali hazirda varolan önemi v.s.. yorgun takim ve burada degisiklik yapmamasi eksisidir, cok önemli ya da belirleyici olmasa da yine de teknik adam adina benzer acilimlar yapilabilir.. Belki ben taktik-teknik konularda beklentiyi düsük tuttugumdan sevindim hamlelerine.. Böyle bir mac bir daha olur mu bilmem ama böyle ciddiyetsiz olundugu vakit bu gibi skor avantajini kaybetmeler her daim olacaktir..

bunun disindaki cümleler konusunda hemfikirim sevgili Noat Samisa..

Noat SamisA dedi ki...

Hiddink tam bahsettiğim ''tarz'' ile örtüşmüyor olabilir, belki daha iyi bir örnek gerekir.David Moyes de iyi taktisyendir mesela ama asıl sivrildiği yönü 4 forveti birden sakatlandığınd ayaptığı gibi mecburiyete rağmen kazanan bir 4-6-0 yaratmasıdır.Anlatmak istediğim şudur ki saydığım ilk 2 tarz hocaya göre Hiddink'e daha az zaman, daha az para, daha az manevra alanı yeterli olur.Buna da ulusal takımlarda yaptıklarını örnek verebiliriz.İsim-isim, ayrıntılı olarak bakmayalım; ortalık karışır.Belirttim zaten, saydığım dört teknik adam da komple teknik adamlar; benim nazarımda bir top 10 listesi yapsam mevcut çalışan teknik direktörler arasında mutlaka ilk 10'uma girerler.

Hırvatistan maçı ne ulusal takımımızın bugününe, ne de İspanya maçı öncesinde Fatih Terim'e katkı yapmadıysa bence Galatasaray'a da, Bülent Korkmaz'a da bu maçın taktik yönü katkı yapmayacaktır.Maç katkı yapar muhakkak, skor da yapar ama Bülent Korkmaz'ın ne Topal sakatladığında oyuna M.Güven'i değil de Kewell'ı almış olması, ne de Barış-M.Güven değişikliği bence net bilinçli hamleler değil.Terim, komplike takım Hırvatistan karşısında Topal-Semih değişikliği yaptı mesela.Cesur denilsin, yürekli denilsin, ama benim için yanlış oğlu yanlış hamledir.Ha, sonra sen-ben-o herkesi yalanlamıştır Semih'in golü.Bu akşam da bir benzeridi bana göre.Aynı şekilde Terim'in Hamit Altıntop'un orta saha oyuncusu olduğunu yeniden keşfedişi müthiş bir doğruydu, tıpkı Bülent Korkmaz'ın 4. gol geldiğinde doğru görünen hamleleri gibi bu da ''skoru getiren'' sayıldı maçtan sonra.Velhasıl maç bilinçdışıydı, futbol biraz da böyle evet ama henüz ilk maçına çıkan biri için ne övgü ne de yergi, hele de böylesi esktrem bir maçtan sonra.Benim düşüncem budur.

Borges dedi ki...

Söyle toparlayayim:

Terimin hamlelerinin buyuk bir kismi, belki cogunlugu yanlis idi. Mac sonrasi analizlerinde özenle üzerinde duruldu galibiyetlere ragmen. Yine bu galip gelme durumu halinde dahi 3-1 lik kisimda cok net görülen yorulma, bitme, tükenme halinde dahi oyuncu degistirmeyen teknik hoca ile ciddiyetsizlik beraberligi getirdi. MAc belki baska bitecekti ama bu mac 4-3 lük bir esitlik ile gitmedi mac boyu. Bastiran, atak oynayan Galatasaray idi. 3 hatta 4-5-1 bitmesi gerekiyordu, baska türlü sonuclanmasinda ise acik acik teknik adamin rolü vardi. Keza hangi niyetle yaptigini bilmedigim degisiklik de mac sonuna kadar atak futbolu oynanmasinda da payo vardi. Her seyi sonraki maclar acikliga kavusturacaktir.. Motivasyon hocadan degil "yeni hocadan" da kaynaklaniyor, keza macin agirligi da ayri bir motive edici etken..

Hiddink cok iyidir cok kötüdür degil.. Hiddink tanimi bende budur, aslen nedir bilmiyoruz belki.

Terim ise basta sonra yanlislarla doluydu her bakimdan.. Hamit sey demisti isvicre maci sonrasi:

"Terim bize o yagmurda yerden oynayin diyor.. kisa pas yapmamizi istiyor, attigimiz toplar camura saplandi hedefe ulasmadi, isvicre yagmur isini cok önceden cözdü, uzun toplarla bitirdi bizi.. Yagmur dinmeseydi bu maci asla alamazdik."

Daha cok sey var aslinda.. Semih oynamali dedik, ben degil cok insan.. Semihin iyi bir forvet olmasindan daha önemli unsur cakili forvete dayali bir 4-4-2 nin disinda herhangi bir taktik dizilim terime fazlaydi.. Man U, Wenger ya da Hiddink misali kisa adamlarla set hucumlar uzun bir süreci ve bana göre bu düzende antrenman disiplinini, cok seyi iceriyordu vesaire.. Pavluchenko olmasina ragmen onu "kisa adam" gibi kullanmistir HIddink mesela..

Dedigin gibi, bir mac hicbir seyi belirlemez belki cok baska niyetlerle cok baska hamleler yapmistir herkes kendisine göre yorumlamistir.

bekleyelim simdilik..

Fatih dedi ki...

yazilarinizi her gun takip ediyorum, seviyorum da. premier league ile ilgili analizleriniz, haberleriniz ilgi cekici.

ancak bu yazinizda bir sey var, tam koyamiyorum adini, boyle okuyunca birsey geliyor, bir burukluk, bir negatiflik, bilemiyorum belki de sadece bana geliyordur. sadece soylemek istedim, yanlis anlamayiniz lutfen.

tesekkurler yazilariniz icin.

CaRtMaNtR dedi ki...

Şu maçtan Bülent Korkmaz için bir çıkarım gerekirse kendisinin en yüksek tansiyonlu anlarda (ki oyunculuk kariyerinde bunları defalarca yaşamış olmasıda önemli bir avantajı) Skibbe'nin genelde seyirci kaldığı söylendiği anlarda daha hareketli olabilmesi denebilir. En azından yeni hocanın bu konuda eleştirilmesi zor basınımız tarafından

Noat SamisA dedi ki...

Borges, şu noktayı atlamamanı rica ediyorum.Herhangi br maç değil, herhangi bir hocanın ilk maçı değil.Gerisinde hemfikir olabiliriz zaten.Hiddink ilk maçından takım tertibini değiştirdi Chelsea'de, Deco'yu ilk 11'de düşünmediğini açık açık belli etti.Bunlar bana göre doğru hamleler.İlk maçı da iyi bir taktik oyuna sahne olan Villa maçıydı.Bülent Korkmaz da Konya deplasmanıyla başlasa konuşulmalı, haftasonu sahada görülen değerlendirilmeli.Ama benim takıldığım nokta zaten eleştirilerdi, böylesi aykırı bir maçta eleştiri olmamalıdır.Bana göre tabii, yoksa beklemek, zaman vermek bunlar her zaman olması gerektiği gibi olmalı.

Fatih, Premier League yazıları ile Türkiye içerikli yazıların üslübu aynı değildir.Biri yalnızca eğlence, heyecan benim için, diğerini ise günbegün yaşıyoruz.Beşiktaş yazılarına bakarsanız da benzer bir negatiflik göreeksiniz.Benden yana durum budur.

Cartmantr, yeni hocanın basınımızca her daim baş tacı yapıldığı günleri senelerdir yaşıyoruz.İlk günden eleştiri de geldi bu kez, bu maç için futbol programlarında maç hikayesi betimlemesi görmek isterken taktik eleştiri dinlemiş olmam bu yazının sebebidir.

MOURINHO dedi ki...

Eğer dünkü takımın başında Skibbe olmuş olsaydı eğer Mehmet Topal sakatlandıgı anda oyuna Mehmet Güven girerdi.Varın gerisini siz hesap edin.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana