Trend'e Karşı

Yarınki maça pek çok anlam yükleyebiliriz, hatta bir misyon kazandırıp bu maçın skorları üzerinden geçmiş-gelecek değerlendirmeleri de yapabiliriz.Yapılacaktır da.En popüler anlamı ''Euro 2008'in muhtemel finali, rövanşı'' oldu, kaymaklı mucizeyi Lahm bozunca bu karşılaşma 9 ay sonraya ertelendi!Misyonu ise Euro 2008 Türkiye'sinin neresindeyiz?Mistisizm kıstas kabul eder mi?Madem bir programımız yok, öyleyse ''sır''ları bir kenara bırakıp yalnızca futbola bakalım.
Yarı finalde Almanya'dan yediğimiz golde Mehmet Topal'ın rolü neydi?Özveri, inanç, mücadele bir yere kadar; burası futbolun zirvesi.Üstün insanların bir arada bulunduğu bir sahada 360 derece alan kontrolü yapmak zorunda olan insanların inançtan fazlasına ihtiyacı olur.Klose'nin golünde eşik aşmak gerekti, yapamadık.Yetenek, pozisyon bilgisi, sık karşılaşılan durumların birikimiyle öngörü sahibi olmaya imkan veren süreklilik gerekir.Toplamına tecrübe diyelim; ama tecrübe yalnızca yaşça büyük olmak değildir.Bunu bilelim.Geçmişinde sol bek, stoper mevkiilerinde oynamışlığı olsa da Kewell'dan ancak bu kadar stoper olur, en fazla durumu kotarır.Yetmediğinde ''niye?'' diye soramazsın.Bu seviye öyle bir seviye, burası Şampiyonlar Ligi Top 16 seviyesinde ya da biraz daha üzerinde.Rakibimiz İspanya, son Avrupa Şampiyonu.Yani bugünün futbol trendini oluşturan takım.1 sezon daha futbolun doğrusunun İspanya'nın kupa kazanan yapısı olduğuna ikna edecek takım.İki zıt karekteri temsil ediyoruz; rakibimizin gücünü biliyor olmamıza, kadroları karşılaştırdığımızda genelgeçer futbol kurallarının geçerli olması halinde 2 maçı kaybedeceğimiz tahmin edebiliyor oluşu(muz)a karşın, ''Fatih Terim'in Türkiye'sinde ne kadar kaos, o kadar ümit'' paradoksu içerisinde garip bir heyecanla kalbimizin futbola ayrılan kısmını umutla dolduruyoruz.

Bu doğrultuda sabah saatlerinde uzun uğraşlar sonucunda Ali Sami Yen'deki rövanşa biletimizi temin ettik.Kilitlenen servarlara rağmen 3 saat içinde biletler tükendi.Biletix ile yaptığımız her mücadelede olduğu gibi en edebi küfürlerimizle parayı ödedik, karşılığında biletimizi eski açıktan alabildik.Ben uzun süre login olamıyorken insanlar ne ara kapalı biletlerini sömürdüler acaba?El altı-karaborsa aklıma gelmesin de ne gelsin?Saat 10'da başlayan uğraş saati aştı ve numaralı-kapalı biletlerini listede hiç bir an göremedim.Tabii bu noktada Biletix'e olduğu kadar federasyonumuz ve karar alıcılara da serzenişimiz olmalı.Talebin, arzın 3-5 katını bulduğu böylesi önemli bir maçta son günlerini sayan Ali Sami Yen tercihini nasıl açıklayabiliriz?İnönü'nün dört bir yanı şantiye, güvenlik sorunu olabilir.Bunu kabul ederim, tribünde olabilmek adına satın aldığı bilet parasına ek olarak çamur deryası nedeniyle kuru temizleme parası eklemek zorunda olan Beşiktaş taraftarı durumu iyi biliyor.Öbürünü mistisizm ile açıklıyoruz, Şükrü Saraçoğlu uğursuz!Şölen havasına dönüştürmeyi, son Avrupa Şampiyonu karşısında alacağımız muhtemel galibiyete daha çok insanın tanık olmasını neden istemeyiz?''Sefa uyuma Sefa...''Hatırlayan var mı?''Hatıralarımız var, tıpkı Euro 2008 yolundaki son maçımız Bosna gibi hedef maçları burada oynuyoruz.''Yıkmayalım öyleyse.Artık bilelim, neresidir ulusal takımımızın yeri-yurdu?

İspanya'nın bir tek sırrı yok.Futbol bu kadar basit değil, hiçbir takımın mutlak gücü ya da sınırları yok.Hele de bu seviyede bir takımın.En bilineni paslaşma, Xavi-İniesta-Senna etkisi.Bizce çok daha fazlası vardı.Yalnızca alan daraltarak bu üçlünün efektif top kullanımını sınırlayarak İspanya'yı pasifize edemezsiniz.Bu takımda David Villa var, daha da ötesi Fernando Torres var.El Nino, ilk kez Türk savunmacılar ile karşı karşıya.Bekleri var, Ramos ve Capdevilla üzerinden gerçekleştirilen setleri Euro 2008'de gördük.Her yönüyle komplike bir takım, şu zamanın açık ara en iyisi.İniesta'nın sakatlığında yerine oynayacak olan isim, İspanya milli takımına en çok oyuncu gönderen ve şu sıralar yalnızca İngiltere'yi değil Avrupa'ten Liverpool'un orta sahasının baş aktörü; Xabi Alonso.Bizim oyun planımızda ne gibi bir etkisi olabilir diye düşünüyorum, bulamıyorum.Sanırım benim futbol aklım yetmiyor.Şöyle örnekleyelim: Xavi ve İniesta teker teker bakıldıklarında yüz üzerinden 95 iseler, birlikte sahada olduklarında toplamları 250 oluyor.Bugünkü basın toplantısında Xavi de bundan bahsetti.Bir tek bu etkiyi sınırlamış oluruz, Xabi'yi de yüz üzerinden 85 sayarsak toplamları mükemmel değil de çok çok iyi olur.Karşısında Aurelio-Ayhan-Emre orta sahası olacak.Sağ kenar Arda, sol kenar Tuncay.Ya da tersi.Biri forvet çoklayıcısı, diğeri orta saha yardımcısı.Hamit'in eksikliği en önemlisi, Çek Cumhuriyeti maçının son 20 dakikasında orta saha olduğunu keşfettiğimiz(!) en değerli oyuncumuz Dünya Kupası yolundaki en kritik maçlarda yok.Dolayısıyla orta sahada yeterli tehdit oluşturamayacağız ve rakibimizi bozma planlarımızdan biri iptal olmuş durumda.Aurelio'nun La Liga'da oynuyor olması en fazla anektod, tanıma-tanıma ile alakası olsaydı Barcelona'dan 6 yiyen takımlar öncelikle bundan fayda sağlarlardı(!)Liverpool-Barcelona bileşimi bir takım, bu takımların karşısında durabilecek kulüp takımımız var mı?Hız, hız, hız...Saliselerin genişlemesine ihtiyacımız olacak.Topu mümkün olduğunca ayağımızda tutmak ve tempoyu düşürmek zorundayız.
Servet'in yokluğu bir diğer büyük sıkıntımız; ancak en az onun kadar formda olduğu dönemde sakatlanan Gökhan Zan'ın yokluğu da büyük handikaptır.Hem Emre Aşık ile hem de İbrahim Kaş ile Sivok-Zan birlikteliği sinerjisi oluşabilirdi ve bu da durumu kotarmaya yetebilirdi.Fiziken zayıf ve konsantrasyonunu evde bıraktığı günler harici eğer hazır ise çok değerli bir savunmacı Gökhan Zan, kendisiyle alakalı ''camdan bidon'' görüşlerine bu stoper fakiri ülkenin bir mensubu olarak fazla itibar etmiyorum.Gökhan Gönül ve onun mevkiisi olan sağ bek, belki de formayı emanet etmekten en huzur duyduğumuz bölgemiz.Sol bekte formda sanrısıyla Üzülmez sürprizi oldu, bu kadro sürprizi ilk 11 sürprizine dönüşür mü?Hakan Balta'nın stoper performansı yine ''durumu kotarmak'' boyutunda kalır.Bence sakatlar el verdiği ölçüde düzen bozulmamalı.Gönül-Aşık-Kaş-Balta olabileceğin en iyisi gibi görünüyor.

Rakip bizim savunma tandemimizdeki arızalara bakarken, biz de onlara bakıyoruz.Puyol'un yokluğu kurgusal bir arıza getirir mi?Çizgi savunmayı deleceğiz, muhabbetleri dolaşıyor ama baskın futbol oynayan her takım çizgi savunma, hatta yay savunma uygulamaktadır.Başka türlü çabuk oynamanın, çok pas yapmanın, ikinci topları toplamanın imkanı yoktur.Burası her daim ''maden'' olarak görülse de, asıl çözüm savunma ardına gidecek olan serseri toplar değildir.Skor üstünlüğünde bundan bahsedilebilir.Rakibi geri itebilmek ya da sizi geri itebilmelerini engellemektir.Bir başka bakış olarak Fenerbahçe, Arsenal deplasmanında neredeyse yarı sahayı topla geçmeden 0-0 ile döndü.Olabiliyor, eğer doğru alan paylaşır iseniz biraz da şans yardımıyla istediğinizi alabilirsiniz.Peki ulusal takımımız bunu yapabilir mi?Bugüne kadar gördüklerimiz ışığında imkansız.
Karşımızda dünyanın belki de en iyi ulusal takımı var, zayıf yanları çok sınırlı.Karşılığında bizim vaadimiz bunun bir hedef maç olması.Hafta boyunca izlenen ve futbolcularımıza izletilen maçlar sonrasında yapılan taktik değerlendirmelere eklenecek olan ''Türkler'' sosu.Yegane ürkütücü yanımız bu.Ne resmin bütününde, ne de tek tek oyuncular bazında eşitlenmemiz mümkün değil.Kalede Casillas'ımız, savunmada Ramos'umuz, orta sahada Xavi'miz, forvette Torres'imiz yok.Daha da kötüsü, esas adamlarımız yok iken yerine koyduklarımızın, dışladıklarımızın yerine her seferinde farklısını seçerek hedeflerini değiştirdiğimiz oyuncularımızın çapı her geçen gün küçülüyor.Bu çok daha geniş zamanlı bir gözlem, çok daha etraflıca işlenmesi gereken bir önerme.Bu çıkarımı da göz önüne alarak sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim, İspanya maçlarından alınacak muhtemel mağlubiyetler sonrası ''kurtuluş reçetesi'' furyasına şimdiden dahil olmuş olalım.Turnuva bitmeden bunu, sonrasında da yukarıda köprü kurduğumuz bir diğer yazıyı yazmıştık.Bizce galibiyet de mağlubiyet de geçmişimizden gelecektir.

Rakip ''Büyük İspanya'', ama ''evet'' yenebiliriz.Heyacan içerisindeyiz, öyle olmasak bilet kaosunda kendimizi parçalamazdık.Lakin bir tablo çıkaralım ortaya, ona göre duygularımızı yönetelim.Olasılıklar: 1-Art arda oynayacağımız iki İspanya maçından 6 puan çıkartrısak, grup birinciliğine doğru uzanırız.(İhtimal çok çok düşük, bence imkansız.) 2- Toplam 4 puan yaparsak, yine grup birinciliği şansımız olur, son maça kadar bu yarışı taşırız.(Bunda ''acaba'' var, fazlası yok.) 3- Orada kaderimize razı olup, burada bir şekilde 3 puan alabilmek.(Seçenekler arasından en akla yatkın olanı bu.Birlikte oynadıkları oyundan zevk alan futbolcular topluluğu var karşımıza.Rakip işi boşlamayacaktır, burada da kazanarak işlerini bitirmek isteyeceklerdir.)4- İki beraberlik.(Grup toptan karışır.)Diğer seçenekler ise yararımıza olmayanlar.Belçika-Bosna bizim gibi iki ayaklı bir seri yapacaklar.Varsayalım biz iki maçı da kaybettik, Bosna ya da Belçika'dan biri 2'de 2 yaptı.Fark en az 4 puan olur, kalan maçlarımız için tek bir puan bile kredimiz kalmayabilir.Arada kaza yaşamadan Bosna veya Belçika'dan birini deplasmanda mağlup etmek, eğer İspanya serisinden 3 puan ile çıkar isek bizi kolayca 2. yapar gibi görünüyor.İki İspanya maçından 6 puan hedefliyoruz, demek hayalcilik olduğundan bizim maçlarımız kadar Belçika-Bosna serisi de çok önemli.Terim de bu yönde bir söylemde bulunarak ''İspanya birinci olur, biz ikinci'' dedi.Umarız öyle olur.

Cumartesi-çarşamba sonuçlarına göre pozisyon belirlemek, ortalığı ateşe vermek/mutlu olmak yerine şimdiden pozisyon belirlemek gerek.Terim ve ekibi bu hesapları mutlaka yapıyorlardır.Play-off'ta Rusya, Hırvatistan, belki Portekiz hatta Fransa dahi karşımızda olabilir.Çok çetin bir yol var önümüzde, bu yolu geçebilmek için de inanç yeterli değil.

İspanya: Casillas; Ramos, Albiol, Pique, Capdevilla; Alonso, Senna, Xavi, Riera; Torres, Villa

Türkiye: Rüştü; GGönül, EAşık, İKaş, Hakan; Ayhan, Aurelio, Emre; Arda, Tuncay, Nihat

2010 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 5. Grup
28.03.09 - TSİ 23:00
İspanya - Türkiye
Noat Samisa

27.03.09

6 Fikir, Tenkit, Yorum:

ezeriko dedi ki...

''Fatih Terim'in Türkiye'sinde ne kadar kaos, o kadar ümit''

Uzun zamandır bu kadar yerinde bir tespit okumamıştım. Elinize sağlık.

sarunas jasikevicius dedi ki...

silva?

Noat SamisA dedi ki...

Del Bosque bugün elindeki tüm oyuncuların hazır olduğunu söylese de ben Riera'yı tercih ettim.Riera, geçtiğimiz hafta Aston Villa karşısında harika bir maç çıkardı.Sakatlık sonrası Silva'dan tam randıman alınmayacağı düşünülebilir.Bence Riera oynayacak.

asaylar dedi ki...

çıkan kadroya yorumun nedir?

Noat SamisA dedi ki...

Terim'i tvde izler iken kadro açıklanınca adeta bir gerilim filminin finalini yaşar gibi oldum.Çok şaşırdım bir kere, böyle bir yapı ile sahada olacağımızı -skorda geri düşmüş olsak bile- aklıma dahi getirmemiştim.Bunun da sebebi Euro 2008 öncesinde ve devamında sürekli denediğimiz 4-3-3'tür.Rakip orta sahası ile hayranlık uyandıran İspanya olunca Emre-Aurelio ikilisi ile oynayan bir takımın kağıt üzerinde kazanabilme ihtimali yok.Hoca ''croyça'' maçındaki Semih tercihinden bahsetti, hatırlarsak Tuncay orta saha ikilisinde yer almıştı.Yanlış oğlu yanlış olan bu değişiklik, Semih'in golüyle doğrulanmıştı.Hoca yine sinerjiye güveniyor, belli ki terapiyi sıkı tutmuş.Basın toplantısında güzel mesajlar vardı; ama İspanya'yı övdükten sonra bu kadro bana pek sevimli gelmedi.Cesaret gösterisi sayıp da körü körüne eleştirmeyelim, elbet bir şeyler var kafada.Benim ilk aklıma gelen, iki dış bek kullanıyoruz mesela, iki forvet var aynı zamanda.Bu bir tercih.Her ne kadar sol bekte Üzülmez olsa da kenarları çalıştırmanın ve bir şekilde rakibin nispeten zayıf savunma tandeminin hedeflendiği belli.Ama önce rakibi bozmalıyız, sonrasında bu kadronun ''-Terim'in söylemiyle- kendi şarkısını'' söyleyebileceğini düşünüyorum.Benim düşündüğüm kadro da olsa galibiyet bence kaf dağının ardındadır.Bir süredir olduğu üzere yine bir hedef maçta Terim'in haklı çıkmasını umut ediyorum.

asaylar dedi ki...

emre'ye karşı kişisel duygularım bir yana gerçekten 4-4-2 de aurelio ile oynaması gereken oyuncu(bu tarz maçlar için) ayhan akman'dır bence. çünkü ne kadar emre kadar oyun kurma yeteneği olmasa da, bu tip maçlarda savunma güvenliği ön plandadır. savunma açısından emre'den daha iyi olması, oyun kurma açısında ise emre kadar iyi olmamasına rağmen sırıtmayacak olması bence ayhan'ı öne çıkarır bu konuda. yok eğer 4-5-1 oynasaydık kesinlikle emre-aurelio-ayhan üçlüsü oynamalıydı diye düşünüyorum. ama tabi ki herşey düşüncelerle olmuyor, sahada bitiyor. umarım fatih terim aldığı riskin karşılığını galibiyetle alır.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana