Beşiktaş 0-0 Bursaspor
Takımı alkışlayarak soyunma odasına göndermek gerekirdi, öyle de oldu.İkinci yarıdaki akılcı oyun planının, bunun getirisi olarak üretilen pozisyonların; takımın mücadelesinin ve oyun iştahının karşılığı bu olmalıydı.Aşağıda yazacağız.Şudur-budur da, aslında neyse ne işte.Takımın kazanmak için elinden geleni yaptığına dair içim rahat olunca eve gitmek için sessizce çınarlı yolda yürümenin buruk huzuru bile yetti.Benimle aynı yolda evlerine gitmek için hızlı adımlarla düşüncelice ve sessizce yürüyenler aslında ''Şampiyon Beşiktaş'' diye bağırıyordu da, kimse duymuyordu.
Sivok'u savunma tandeminden dışarıya çıkarmak, şampiyonluğu kaçırmak demektir.Nedeni meydanda.Dönelim, geriye bakalım.Sivok'un savunma tandemi dışında oynadığı maçlarda kaç puan kaybedilmiş, kaç maç 11 kişi tamamlanabilmiş?Beşiktaş, neyi yapınca takım olmuş; güçlü yanları ortaya çıkmış?Dün akşam oyun 11'e 10 iken dahi ideal takım tertibine dönülünce güçlü Beşiktaş çıktı ortaya.Denizli, ''Ama görüldü ki Beşiktaş'ı 10 kişi ile falan yenmek de biraz değil, çok zor.'' demiş, biz de bunu söylemeye çalışıyoruz.Beşiktaş'ı yenebilmenin zorluğundan herkes haberdar, 10 kişi olsa dahi ideale yakın takım tertibini oluşturmuş bir Beşiktaş'ın duvarını aşabilmek çok çok zor.Mevcut fiziki durumlarıyla da bu sezon ligimizdeki hiçbir takımın orta saha sahibi Beşiktaş'a karşı dominant bir oyun sergilemesine imkan yok.İdeal tertibiyle sahada yer alan Beşiktaş hiç üretken olmasa oyunu tutar ve fiziki düzeyinin rakiplerine göre yüksekliği ve oyun iştahıyla bir şekilde sonuna kadar maça asılır, fırsatlar bulur.Bu doğrultuda şu veri de önemlidir.Beşiktaş'ın bu sezon İnönü'de tek mağlubiyeti var, dönüp ona da bakalım.Sivok nerede oynamış, ne yapmış?
Bir tek Sivok'un rolü ile olmuyor elbette.Sivok savunmaya geçince geriden oyun kuruluyor, orta saha süzgecini pas geçen reboundlar toplanıyor, savunma daha önde kuruluyor, Beşiktaş oyunu tamamen yüzü rakip kaleye dönük kabul ediyor vs., geçmişte çok yazdık.Ernst'in yanına giren ikinci orta saha oyuncusu, hem Ernst'i oyuna sokuyor, hem de takım direncine katkı yapıyor.Dün ilk yarı Beşiktaş 3'lü mü oynadı?Bilmiyorum, ben anlamadım.Sivok'u bir ara Shin'in markajında gördüm, sonra Ekrem'in ortasına en ilerideki beyaz formalı olarak kafa vurdu.Yine dönüp bakılsın, böyle garipliklerin olmadığı kaç maçta puan kaybedilmiş?Soruyu Mustafa Denizli soruyor, kime soruyor ben bilmiyorum.Cevabını bildiği soruyu insan kendine sorar mı: Bugün Sivok'u neverland'e koysam, ne elde ederim?Bundan önce ne elde ettim?Ligin dibindeki Hacettepe maçı hariç 3 puan elde edilemediği kesin.Maç dinamiklerinin de böyle günlerde Denizli'ye hiç yardımcı olmadığı bir diğer gerçek.Futbol genelde affetmez ama dün biraz insaflıydı.Aynı pozisyon içinde topun iki kez direkten döndüğünü bu sezon kaç kez gördük?Şu yer değişimleri, maç için anlık şablon değişimleri ne zaman olsa Beşiktaş kalesinde pozisyon görüyor.Geçen hafta Kocaeli deplasmanında da daha ilk dakika rakip korner bayrağının oradaydı Sivok.Dönüşünde pozisyon aldı ama gol oldu.Dün de Beşiktaş kalesinde ilk yarı görülen pozisyonların ve Toraman'ın ilk sarı kartının sebebi aynı.Pozisyonları bir kez de tv'den görünce tereddütüm kalmadı.İkinci sarı kartın kabul edilebilir bir yanı yok, her elle müdahale sarı kart değildir ki Toraman'ın eliyle topla oynama niyeti yok.Havada şarj alıyor ve dağılıyor.Beşiktaş ceza sahasında olsa penaltı ama sadece penaltı.Neyse ne, Beşiktaş çöpe attığı, ucuz yırttığı ilk yarının sonunda 10 kişi de kalıyor.Maç öncesi alkışlanan Ertuğrul Sağlam, devre arası uyarılıyor: ''Ertuğrul takımın ayağa kalksın.''Hakikaten de öyleydi.
Devre arası tüm yedekler Stefano Marrone ile birlikte ısınıyor, içlerinden 3'ü orta saha oyuncusu.Buna rağmen stoper Sivok ne olduğu belirsiz bir rolle sahaya sürülüyor, Beşiktaş'ın gücünü ortaya çıkaran orta sahasını oluşturması gereken oyuncular kenarda bekliyor.Eve geldim, Rıdvan Dilmen ''Ernst'in bir ortalaması yok, ya 1'lik ya da 4'lük oynuyor'' diyordu.Ernst'in de bir sınırı var, Alman ama makine değil.İlk yarı orta sahada tek başına ileri-geri koşuşturdu, ikinci yarı da 10 kişilik takımla yine ileri-geri koşturdu.Tüm takım gibi o da 75'ten sonra çok yoruldu.Takım iyi alan kapadı ikinci yarı kazanılan toplar kenarlara taşınarak pozisyon arandı.Forvetler sürekli kenarlara açıldılar, çok doğru bir oyun planıyla 10'a karşı 11 galibiyete oynandı.
Rakip Bursaspor, herhangi bir takım değil.İkinci yarı aldığı tek mağlubiyet Galatasaray'a karşı.Bir hedefleri var, eğer Fenerbahçe bu seyirde devam ederse hedelerine çok da uzak değiller.İyi oyunculara ve ligimizin iyi bir teknik direktörlerinden birine sahipler.Sercan'ın olmayışı büyük dezavantajdı, ilk yarı buna rağmen golü bulabilirlerdi.İkinci yarı ise Beşiktaş'ın doğru oyun planına karşı Sağlam'ın ikinci forveti de oyuna almasına rağmen yeterince etkili olamadılar.Bazen geçmişe döndüm maç içinde, Ali Tandoğan-Ertuğrul Sağlam birlikteliği anılarımı canlandırdı.Hani Yusuf'un Bobo'nun pasıyla uzak direkte girdiği bir gol pozisyonu vardı ya, işte tam onun öncesinde Tandoğan Beşiktaş ceza sahası içinde Gökhan Güleç'i fırçalamak ile meşguldü.Acaba Bursa kalesi önünde Yusuf'un gol vuruşunu yaptığı yerde hangi yeşil formalı olmalıydı?
Toparlarsak; maça başlayan takım tertibi daha önce yanlış olduğu defalarca ispatlanmış bir Denizli fantezisiydi.Yine de maç 11'e 11 devam etse galibiyet olasılığı yüksekti, ama tıpkı Fenerbahçe deplasmanında olduğu gibi yanlış maç başlangıcının cezası ilerleyen dakikalarda kesildi.Hakem kararları doğru veya yanlış, başlangıçtaki yanlış noktasında bunun bir önemi yok.Hele de bu yanlış bile bile, göz göre göre yapılıyorsa hiç önemi yok.Tüm bunlara rağmen takım ikinci yarı doğru oyun planıyla elinden geleni sahaya koydu.Yine de kazanılabilirdi, olmadı.Bu oyun iştahı sürdükçe inanıyorum ki bu takımın önüne bir fırsat daha gelecektir.Kalan 6 haftada 4 deplasman, 2 derbi var; fakat zor fikstür beni korkutmuyor.Bu takımın 6'da 6, 18 puan yapabilecek gücü dahi var.
Noat Samisa
20.04.09
Sivok'u savunma tandeminden dışarıya çıkarmak, şampiyonluğu kaçırmak demektir.Nedeni meydanda.Dönelim, geriye bakalım.Sivok'un savunma tandemi dışında oynadığı maçlarda kaç puan kaybedilmiş, kaç maç 11 kişi tamamlanabilmiş?Beşiktaş, neyi yapınca takım olmuş; güçlü yanları ortaya çıkmış?Dün akşam oyun 11'e 10 iken dahi ideal takım tertibine dönülünce güçlü Beşiktaş çıktı ortaya.Denizli, ''Ama görüldü ki Beşiktaş'ı 10 kişi ile falan yenmek de biraz değil, çok zor.'' demiş, biz de bunu söylemeye çalışıyoruz.Beşiktaş'ı yenebilmenin zorluğundan herkes haberdar, 10 kişi olsa dahi ideale yakın takım tertibini oluşturmuş bir Beşiktaş'ın duvarını aşabilmek çok çok zor.Mevcut fiziki durumlarıyla da bu sezon ligimizdeki hiçbir takımın orta saha sahibi Beşiktaş'a karşı dominant bir oyun sergilemesine imkan yok.İdeal tertibiyle sahada yer alan Beşiktaş hiç üretken olmasa oyunu tutar ve fiziki düzeyinin rakiplerine göre yüksekliği ve oyun iştahıyla bir şekilde sonuna kadar maça asılır, fırsatlar bulur.Bu doğrultuda şu veri de önemlidir.Beşiktaş'ın bu sezon İnönü'de tek mağlubiyeti var, dönüp ona da bakalım.Sivok nerede oynamış, ne yapmış?Bir tek Sivok'un rolü ile olmuyor elbette.Sivok savunmaya geçince geriden oyun kuruluyor, orta saha süzgecini pas geçen reboundlar toplanıyor, savunma daha önde kuruluyor, Beşiktaş oyunu tamamen yüzü rakip kaleye dönük kabul ediyor vs., geçmişte çok yazdık.Ernst'in yanına giren ikinci orta saha oyuncusu, hem Ernst'i oyuna sokuyor, hem de takım direncine katkı yapıyor.Dün ilk yarı Beşiktaş 3'lü mü oynadı?Bilmiyorum, ben anlamadım.Sivok'u bir ara Shin'in markajında gördüm, sonra Ekrem'in ortasına en ilerideki beyaz formalı olarak kafa vurdu.Yine dönüp bakılsın, böyle garipliklerin olmadığı kaç maçta puan kaybedilmiş?Soruyu Mustafa Denizli soruyor, kime soruyor ben bilmiyorum.Cevabını bildiği soruyu insan kendine sorar mı: Bugün Sivok'u neverland'e koysam, ne elde ederim?Bundan önce ne elde ettim?Ligin dibindeki Hacettepe maçı hariç 3 puan elde edilemediği kesin.Maç dinamiklerinin de böyle günlerde Denizli'ye hiç yardımcı olmadığı bir diğer gerçek.Futbol genelde affetmez ama dün biraz insaflıydı.Aynı pozisyon içinde topun iki kez direkten döndüğünü bu sezon kaç kez gördük?Şu yer değişimleri, maç için anlık şablon değişimleri ne zaman olsa Beşiktaş kalesinde pozisyon görüyor.Geçen hafta Kocaeli deplasmanında da daha ilk dakika rakip korner bayrağının oradaydı Sivok.Dönüşünde pozisyon aldı ama gol oldu.Dün de Beşiktaş kalesinde ilk yarı görülen pozisyonların ve Toraman'ın ilk sarı kartının sebebi aynı.Pozisyonları bir kez de tv'den görünce tereddütüm kalmadı.İkinci sarı kartın kabul edilebilir bir yanı yok, her elle müdahale sarı kart değildir ki Toraman'ın eliyle topla oynama niyeti yok.Havada şarj alıyor ve dağılıyor.Beşiktaş ceza sahasında olsa penaltı ama sadece penaltı.Neyse ne, Beşiktaş çöpe attığı, ucuz yırttığı ilk yarının sonunda 10 kişi de kalıyor.Maç öncesi alkışlanan Ertuğrul Sağlam, devre arası uyarılıyor: ''Ertuğrul takımın ayağa kalksın.''Hakikaten de öyleydi.
Devre arası tüm yedekler Stefano Marrone ile birlikte ısınıyor, içlerinden 3'ü orta saha oyuncusu.Buna rağmen stoper Sivok ne olduğu belirsiz bir rolle sahaya sürülüyor, Beşiktaş'ın gücünü ortaya çıkaran orta sahasını oluşturması gereken oyuncular kenarda bekliyor.Eve geldim, Rıdvan Dilmen ''Ernst'in bir ortalaması yok, ya 1'lik ya da 4'lük oynuyor'' diyordu.Ernst'in de bir sınırı var, Alman ama makine değil.İlk yarı orta sahada tek başına ileri-geri koşuşturdu, ikinci yarı da 10 kişilik takımla yine ileri-geri koşturdu.Tüm takım gibi o da 75'ten sonra çok yoruldu.Takım iyi alan kapadı ikinci yarı kazanılan toplar kenarlara taşınarak pozisyon arandı.Forvetler sürekli kenarlara açıldılar, çok doğru bir oyun planıyla 10'a karşı 11 galibiyete oynandı.
Rakip Bursaspor, herhangi bir takım değil.İkinci yarı aldığı tek mağlubiyet Galatasaray'a karşı.Bir hedefleri var, eğer Fenerbahçe bu seyirde devam ederse hedelerine çok da uzak değiller.İyi oyunculara ve ligimizin iyi bir teknik direktörlerinden birine sahipler.Sercan'ın olmayışı büyük dezavantajdı, ilk yarı buna rağmen golü bulabilirlerdi.İkinci yarı ise Beşiktaş'ın doğru oyun planına karşı Sağlam'ın ikinci forveti de oyuna almasına rağmen yeterince etkili olamadılar.Bazen geçmişe döndüm maç içinde, Ali Tandoğan-Ertuğrul Sağlam birlikteliği anılarımı canlandırdı.Hani Yusuf'un Bobo'nun pasıyla uzak direkte girdiği bir gol pozisyonu vardı ya, işte tam onun öncesinde Tandoğan Beşiktaş ceza sahası içinde Gökhan Güleç'i fırçalamak ile meşguldü.Acaba Bursa kalesi önünde Yusuf'un gol vuruşunu yaptığı yerde hangi yeşil formalı olmalıydı?Toparlarsak; maça başlayan takım tertibi daha önce yanlış olduğu defalarca ispatlanmış bir Denizli fantezisiydi.Yine de maç 11'e 11 devam etse galibiyet olasılığı yüksekti, ama tıpkı Fenerbahçe deplasmanında olduğu gibi yanlış maç başlangıcının cezası ilerleyen dakikalarda kesildi.Hakem kararları doğru veya yanlış, başlangıçtaki yanlış noktasında bunun bir önemi yok.Hele de bu yanlış bile bile, göz göre göre yapılıyorsa hiç önemi yok.Tüm bunlara rağmen takım ikinci yarı doğru oyun planıyla elinden geleni sahaya koydu.Yine de kazanılabilirdi, olmadı.Bu oyun iştahı sürdükçe inanıyorum ki bu takımın önüne bir fırsat daha gelecektir.Kalan 6 haftada 4 deplasman, 2 derbi var; fakat zor fikstür beni korkutmuyor.Bu takımın 6'da 6, 18 puan yapabilecek gücü dahi var.
Noat Samisa
20.04.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Nisan
(62)
- Deli Gibi
- Zola ve Clarke
- Patron Ne İsterse
- Man Utd 1-0 Arsenal
- Barcelona 0-0 Chelsea
- Roy Hodgson'ın Fulham'ı
- PFA 2009: Ryan Giggs
- Ima, Ai ni Yukimasu
- Chris Brunt
- Nazar
- Diyarbakırspor 0-0 Kasımpaşa
- Eskişehirspor 0-2 Beşiktaş
- Michael Mancienne
- Sen Misin Geri Dönen?
- Sivasspor 3-0 Trabzonspor
- Tomas Rosicky
- Premier League 08/09 #34
- Beşiktaş Ailesi
- Southampton Denize Döküldü
- Martin Laursen
- Beşiktaş 1-2 Ankaraspor
- Sona Yaklaşırken
- 53 Pas ve 4 Şut
- Liverpool 4-4 Arsenal
- Gartside Planı
- Beşiktaş 0-0 Bursaspor
- Büyük Çocuklara Masallar:
- 5 Yıl Sonra Wolves
- Kılavuzu Moyes Olan Zıp-zıp Kanguru
- Küstah ve Saygısız
- 16 Nisan 1989 17 Nisan 2005 Noat Samisa 17.04...
- Premier League 08/09 #33
- Güldü ve Kovuldu
- Porto 0-1 Man Utd
- 1989 - 2009
- Stephan Warnock
- İstanbul Ruhu
- PFA 2009
- Chelsea 4-4 Liverpool
- Gerilerden Gelen Tuncay
- Premier League 08/09 #32
- Southampton Denize Dökülürken
- Chocolate
- Liverpool 1-3 Chelsea
- Kara Tahta
- Batarken 40 Bin
- Lee Carsley
- Füzeye Karşı Bozuk Yemek
- Batucan
- Geç Gelen Amr Zaki
- Federico Macheda
- Gaflet ve Delalet
- Uzatmalı Lider
- Beşiktaş 1-0 Kayserispor
- Premier League 08/09 #31
- Elfen Lied
- Sakin Güç
- Mavi Ekran
- Bir Şutla İki Gol
- Türkiye 1-2 İspanya
- Shearer 40'a Ulaşır Mı?
- Lotus Lantern
-
▼
Nisan
(62)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
10 Fikir, Tenkit, Yorum:
elde orta saha adamı olmasa anlaşılabilir sivok fantezisi ama bu kadroda çok anlamsız. ne düşünür denizli çok merak ediyorum.
bi de bu takıma bir tane "golcü" lazım gibi. inzaghi yi mi alsak ne yapsak...
daha önce de benzer senaryolar yaşadık.tam elimize fırsat geçiyor ama kadroyla saçma sapan oynadığı için denizli elimizin tersiyle itiyoruz hep.
sivok konusunda kesinlikle hemfikirim.sivok(stoper);ernst-cisse ortada.bu şablonla puan keybettiğimizi bile hatırlamıyorum.
toraman 2. sarıda itildiği için dengesi bozulmuş sanırım(görmedim).öyle değilse zaten rakip ceza sahasında eliyle topu kesen stoperin futbol bilgisinden şüphe ederim.
herşeye rağmen ekrem ve/veya holosko atmalıydılar o pozisyonları.
yazının da anafikrinden anlaşılacağı üzere dünkü puan kaybının baş mimarı denizlidir. daha önce birçok maçta çok net görülmesine rağmen anlamadığım bir inat uğruna aynı yanlışları yapmakta ısrar ediyor. denizli'nin stoperde toraman-sivok, göbekte ernst-cisse, ileride de yusuf'u önce kafadan tahtaya yazıp takımı sonra kurması lazım, iki kere iki dört.. sivok önsezileri çok yüksek, kesici özelliği mükemmele yakın bir stoper, ama kesinlikle bir ortasaha değil. ortasahada olduğu zamanda zaten bu yüzden geriye kaçıp 3. bir stoper gibi oynuyor. koskoca göbek sadece ernst'e kalıyor. ama sivok geride olduğunda hem kesici özelliğiyle birçok atağı başlamadan bitiriyor hem de ortasaha ile olan bağlantıyı çok iyi yapıyor. her ne kadar çoğu kişi cisse'yi beğenmese de bence şu an eldeki en iyi ortasaha elemanı ve ernst'le gerçekten birbirini defansif-ofansif çok iyi tamamlıyorlar. yusuf-delgado kıyaslamasına gelince her koşulda yusuf diyorum (son 3-4 maç da bunu doğruluyor) umarım denizli artık bu fantezileri bir kenara bırakıp çok iyi işleyen düzeni bozmaz. bu haftaki eses maçı çok kritik. kayıpsız atlatılırsa sivas-ts maçını da düşünürsek büyük avantaj yakalayacağımıız düşünüyorum.
Demek ki başarı ve iddia gelince yorumların şekli de değişiyormuş.. Her şeyi daha net görebilen o eski objektif Noat aranır oldu.. Bilginize..
Adsız, her adsız yorum için geçerli olduğu üzere bir isim ya da mahlas bırakırsanız daha kolay anlaşırız.
Şekli değişen yorum sanıyorum ki bir hakem kararına ilişkin düşüncem.Ne mağlubiyetin sebebini hakeme bağladık, ne de hakemi suçladık.Yanlış dedim, o kadar.Ona da hakkımız var, tamamını Beşiktaş ile yaşadığımız bir günün sonunda maça ilişkin her konuya bir-iki kelam etme hakkımız olmalıdır.
sivok'un yanısıra nobre'nin olmayışı da gözle görülür bi şekilde etkiliyor takımı. alışmışlar artık nobre'ye şişirmeye geriden topları, bobo'nun bu toplar değil hücum pres bile umrunda değil. bobo formuna dönemezse işimiz daha da zorlaşır.
Bu maç için çok doğru.Oyun 11'e 10 iken mutlaka Nobre'ye ihtiyacımız vardı.
ve nobre 3 hafta daha yokmuş. yine üst sıralardaki bir takımı yenemedik.denizli fanteziye devam ediyor da lig bitiyor. elimize gelen fırsatı yine değerlendiremedik.ben umudumu kaybettim içimde...
Oncelikle Galatasarayli oldugumu belirterek sunu soylemek istiyorum.
Nedense bircok kisi bloglarin tarafsiz olmasi gerektigini dusunuyor. Oysa ben ve biliyorum ki benim gibi bircok kisi tam tersi tarafli olduklari icin bloglari okuyoruz.
Ben Aceto'yu da, Noat'i da okumaktan ayni derecede keyif aliyorum. Toraman'in pozisyonunun elle oynama oldugunu ve sari kart uygulamasinin dogru oldugunu dusunuyorum ama Noat'in kendi dusuncesi beni hic rahatsiz etmiyor.
Tabii ki blog yazanlar da herkes gibi takim tutuyorlar ve tabii ki bu da yazilarina yansiyacak. Yansimazsa bir anlami olmaz bence bloglarin. En nihayetinde insanlarin kisisel fikirlerini yazdiklari yerler buralar. Begenmeyen okumak zorunda degil.
Cisse olmadıgı zaman Ernst'in yanında top yapamıyoruz pozisyon bulamıyoruz. İlk 45 dakika tek pozisyonumuz yok neredeyse.
Hayatımda ilk defa girebilmeyi basardıgım İnönü'de gol dahi görememek biraz hüsran oldu bana.
Ama o atmosfer anlatılan gibi değilmiş. Gerçekten bambaşka bir şey. İnsanlar "çok güzel atmosfer" diyorlardı. Bana göre "Muhteşem" demek bile yerine göre ayıp kaçar. Kendimi bu kadar eğlenmiş bu kadar mutlu olmuş görmedim daha önce.
Alıp ilmihali taşınacam İnönü'ye. Orda yaşamak lazım
Yorum Gönder