Elfen Lied

Uzun zaman önce aldığım bir karar ile -yaklaşık 1 yıl kadar önce- daha önce izlediğim ve beğendiğim kısa serileri yeniden izliyorum.Bundaki amacımız, birkaç yıl evvel güç-bela edinerek İngilizce altyazı vasıtasıyla izlediğimiz bazı kaliteli yapımlara çok daha kaliteli sunumlar ve direkt Japonca'dan çevrilmiş çok çok kaliteli, hatta mükemmel Türkçe altyazılar ile hakettiği değeri kazandırmaktır.Gerçi bu kararı aldığım zamandan bu yana tekrar izlediğim kısa serilerin sayısı henüz 3'ü bulabilmiş olsa da bu da bir aşama sayılır.Bu noktaya kadar neden bahsettiğimizi anlayamayanlar olabilir.Konumuz bir anime serisi, 2004 yılında yayınlanmış ve yalnızca 13 bölümle sonlandırılmış bize göre efsane bir yapım.Öte yandan bu seri, hem dünya genelinde hem de ülkemizde ''anime dünyasındaki yeri'' noktasında belki de üzerinde en çok tartışılan, hatta kutuplaşılan anime serisidir.Bunun nedenlerini sıralamadan önce biraz bilgi verelim.Elfen Lied isimli manga serisi, 2004 yılında Lynn Okamoto'nun çizimleriyle zaman içerisinde HEN, Neon Genesis Evangelion ve Captain Tsubasa gibi türünde çığır açmış serileri yayınlamış bir manga dergisi olan Young Jump'ın ''seinen'' bölümünde yayınlandı.Henüz manga serisinin ortalarına gelinmişken Güney Koreli yapımcılar bu etkileyici senaryoya ve olay örgüsüne balıklama atladılar.Aynı yıl 13+1 bölüm süren bir tv serisi yapıldı ve hikayeye dair pek çok soru işareti bırakılarak seri sonlandırıldı.

Serinin açılışı hikayenin ortasından yapıldığından gidişata dair yazacağımız her şey bu nadide serinin büyüsünü bozabilir.Dikkatli olmakta fayda var.Olay örgüsü oldukça karmaşık olan ve sürekli geri dönüşler ile anlamlandırılan serimizin başlangıcında hangar benzeri bir ortamda kafasında kask olan çıplak bir kız ile ona silah doğrultudan polisler görüyoruz.Ardından ne olduğunu anlayamadan kopan kollar, bacaklar ve başlar ile ekran kısa zamanda kan gölüne dönmekte ve eşine ender rastlanır bir vahşet tablosu sergilenmektedir.Bu noktada iki soru hemen akla gelir: İlki, kız neden çıplak?İkincisi ortada bıçak, kılıç vb. bir şey yokken bu kollar, bacaklar nasıl kopuyor?Bu iki soru sonrası ise: ''Oha, bir de adam ortadan ikiye ayrıldı.Yuh!'' tepkisi gelebilmektedir.
Bu iki soru ekseninde bu serinin kutuplaştırıcı vasıflarına bakalım.Neden sevildi?Yıllar boyu shonen -yani anime literatüründe güldürü ögesini çokca kullanan, 18 yaş altı gençlere hitaben yapılan- seriler (en bilinenlerinden; Naruto, One Piece, Bleach) izleyen animeseverler, Elfen Lied ile birlikte animede şiddetin ve çıplaklığın olması gerektiği düzeyde kullanır ise anlam kazanabileceğini, farklı tatlar verebileceğini anladılar.Başka seinen seri arayışlarına girdiler ve Naruto vb. uzun serileri rafa kaldırıp - mesela ben- başka arayışlara yöneldiler.Bu seri onlar için bir dönüm noktası sayıldı, gönüllerde farklı bir yere konuldu.İkincisi, serinin oldukça kısa olması.Yıl 2006 olmuşsa ''anime'' kelimesinin geçtiği yerde Death Note başlar, o da kısa bir seri sayılır.Belirtelim, türü shonen'dir.Hani şu içerisinde mutlaka ''Japon lise gençliğinin dünyayı değiştirme idealinin yer aldığı'' serilerden biridir Death Note.Anime dünyasına dair genelgeçer bir klişe değildir bu, shonen türü mangalar bu yaşlardaki insanlara hitaben yazıldığından karekterlerin lise gençliğinden seçilmesi gayet doğaldır.Bugün itibariyle liseyi bitirmiş birine animeyi sevdirmek istiyorsanız ilk adım mutlaka Death Note'dur, biraz daha yukarısı için yine özgün bir senaryoyaya sahip olması ve kısa olması nedeniyle Elfen Lied'dir.Bu açıdan bakıldığında da torrent, ed2k ağları vs. sayesinde takip edilebilirliği dünya genelinde yaygınlaşan bu farklı dünyaya yeni adım atanların kolay ulaştıkları bir seri olmuştur.Üçüncüsü; senaryosu, olay örgüsü, karekterleri, pek çok soru işaretini ardında bırakarak sonlanmış, bitişi sonrası düşündürebiliyor oluşu ve soundtrack albümü...

Neden sevilmedi?Bir üst paragrafın ilk maddesinin karşı yakası, yani shonen seri fanatikleri Elfen Lied'in senaryosunu itici buldular.Çıplaklık, kan, gerilim eleştirisi yapıldı; hatta pedofili eğilimine sebep olabileceği noktasına kadar gidenler oldu.Fanatiklerinin Elfen Lied'i anime tarihinde koydukları yere yönelik eleştiriler de bir diğer çoğunluğu oluşturur.Bunların yanı sıra serinin kurgusuna yönelik yapılan rasyonel eleştiriler tarafımca da destek görmüştür.Mutlaka daha uzun sürmesi gereken bir seriydi, bazı karekterler daha iyi işlenmeliydi.Yuka ve Kouta arasındaki ilişki daha detaylı incelenmeliydi, henüz ilk bölümde karşımıza çıkan ''sayko özel tim başkanı'' karekteri havada bırakılmamalıydı vs. pek çok eksik yan vurgulanabilir.Çıplaklık kullanımına yönelik eleştirileri dikkate almıyorum, nitekim bunun suistimalini yapan seriler olduğu kadar (Hentai'lerden bahsetmiyorum) Elfen Lied gibi çıplaklığa farklı anlamlar yükeleyebilen pek çok seri de mevcuttur.
Serimizin introsunda sözleri latince olan bir şarkı yer alır: Lilium.Özel bir tılsımı olduğuna inandığım bu ilginç parça, seri boyunca yaşananlara eşlik eder.Anime introları Top 10'una da yükseklerden giriş yapar.Seinen kategorisinde sıkça gördüğümüz Japon kültürü dışı ögeler ve göndermeler bu seride de mevcuttur.Bir kere ismi Almanca'dır, introsu latincedir.Diclonius'ların numaraları yoluyla okuyucudan/izleyiciden Hugo Wolf, Eduard Mörike ve Arnold Schoenberg'i tanıması istenmektedir.Tüm gerilimi ile bir bölüm daha geride kaldıktan sonra kapanışı Chieko Kawabe – Be Your Girl isimli parçasıyla yapar.Gerilimin, fiziksel ve psikolojik şiddetin, kanın, yer yer duygusallığın ve soru işaretlerin doruğa ulaştığı bir sonun ardından bu eğlenceli parça el freni vazifesi görür, gerçek hayata yumuşak bir geçiş sağlar.Bu şarkının, bölümleri art arda izletici etkiyi de azalttığı ve bu sayede ruhsal rahatlama yarattığı da tarafımca tecrübe edilmiştir.

Son olarak bizim bu seriye dair varolan hayranlığımızın sebeplerine gelelim.Yukarıda saydıklarımıza ek olarak Yuka karekteri bize çok içten ve sempatik gelmiştir.Mayu-chan ve köpeği sanki Miyazaki animesinden fırlamışlardır, bunca vahşetin içerisinde zerafet ve masumiyet sembolü olmuşlardır.Miyazaki adı geçmişken bir de ukalalık yapalım: Studio Ghibli külliyatını hala tamamlamamış olanlar, ne Elfen Lied için ne de başka sevilen serilere yönelik negatif eleştiri yapmasınlar; hele kırk yıllık manga çizeri rolüne bürünüp çizimlere hiç sallamasınlar.Gidip Avatar izlesinler, huzur bulsunlar.

Noat Samisa

04.04.09

0 Fikir, Tenkit, Yorum:

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana