Ima, Ai ni Yukimasu
Totoro ile kaç yaşında arkadaş olursanız geç kalmış sayılmazsınız?Şimdi 20 yaşını aşmış olanlar onu VHS kasetten izlemiş olmalılar ve aynı zamanda anne-babalarını sayısız kez ''pikniğe gidelim'' ısrarıyla yormuş olmalılar.Yoksa geç kalmışlardır.Ben Kiki'nin kedisi Jiji ile yeterince arkadaş olamadım mesela, Totoro'dan sonra bir tek Komada'ları çok sevebildim.Artık o yaşlarda değiliz ve kafamız gereğinden fazla farklı şeye çalışıyor.Biliyoruz ki Totoro yok ormanda, sonradan aileye katılanlar da aslında yoklar.Yine de Totoro'yu seviyoruz, onunla öğrendik ''gerçeküstü'' ne demektir?Sonradan anlattılar Andre Breton'u, öğrendik Salvador Dali'yi; ama onlarınkisi bizimkilere benzemiyordu.
Yakın çevrem başta olmak üzere ''nedir bunun hikmeti?'' diyorlar, galiba budur.Düşündüm, en mantıklı cevap Totoro olmalı.Asya Sineması, anime, manga, Uzakdoğu kültürü vs. merakına dair bulduğum en uygun cevap Totoro.Herkes kabuğunda duramıyor elbette.Hayao Miyazaki 2003'te Oscar alırken, Oldboy aynı yıl vizyona girmişti.Bizce ne -uluslararası adıyla- Sprited Away Studio Ghibli'nin en iyi icraatıdır, ne de Oldboy Uzakdoğu Sineması'nın 1 numarasıdır.İkisi de kabuktaki çatlak, cennete açılan kapı gibidirler.Merak eden üzerinde bu iki filmi deneyince lisedeki kimya dersleri çağrışım yapıyor: Turnusol kağıdı.Klişe kelimesinin klişeye dönüştüğü, tüketimin çaba ile alay ettiği, mutluluğu yadsıdığı ve güzelliği sıradanlaştırarak bir basit kahkaha uğruna kirlettiği şu zamanda gerçeküstü seyirlikler ve bunlar sayesinde kurulan hayaller benim için eşsiz birer kaçış noktasıdırlar.
Kitap olsalar keşke ama öyle olunca da böyle olamazlar.Nasıl oldular ki öyle olmasınlar?Ima, Ai ni Yukimasu; İngilizce adıyla Be With You Takuji Ichikawa'nın 2003 yılında Japonya'da yayınlanan romanı.Beyoğlu'ndaki Sahaf'lar başta olmak üzere çeşitli kitapçılar yakında beni bu kitap için dövecekler, Amazon.com hariç ülkemiz sınırlarında hiçbir yerde bulabilmiş değilim.Önce 2004 yılında kitaptan esinlenerek 10 bölümlük bir dizi yapıldı, ardından aynı yıl dizideki Yuji karekteri aynı oyuncuya verilip diğerleri değiştirilerek bir sinema filmi yapıldı.2001 yılında yaşanmış olay uyarlaması Yeopgijeogin Geunyeo'nun (My Sassy Girl) Güney Kore'de yaptığı etkiyi Japonya'da bu roman yaptı.Geçen zaman içinde romanın mangası yapıldı, bu yıl içerisinde de aynı romanın başrolde ''Elektra'' Jennifer Garner'ın oynayacağı vir Hollywood versiyonu da vizyonda olacak.My Sassy Girl'ün Hollywood versiyonunu Elisha Cuthbert bile kurtaramadı, Jennifer Garner daha da hafif kalır.Sahi Departed ve Juno'ya ''En İyi Özgün Senaryo'' ödülü vermişti değil mi Akademi?Hem de art arda yaptılar bunu, sonunda aynı ödülü bu sene bir Bolivud filmine verebildiler.Yapımcılar, senaristi vs. İngiliz olsa da borç ödeme sayılır.Üstü üste iki remake filme ''En İyi Özgün Senaryo'' ödülü verilmesi, ''efenim, rimeyk olsalar da yeniden yorumunda...'' şeklinde açılanamaz.Neyse, Holivud'a sallamaya ara verip konumuza dönelim.
Hikayemiz bir aşk hikayesi üzerine kurulu katıksız bir dramadır.20li yaşlarda bir çocuk kapıyı açar, adamın biri bir sipariş getirmiştir.''Artık kapatıyoruz, bir daha pasta yapmayacağız'' der ve gider.Sonra Yuji ve Aio Takumi ikilisi evin annesi üzerine konuşmaya başlarlar.İlk saat bittiğinde film bitmiştir, başından beri anlatılan hikaye sonlanmıştır.Şaka tabii, eğer herhangi bir ayrılık draması bu filmdeki gibi yalın anlatılacak olsa en fazla bu kadar sürermiş.Bunu öğreniyoruz, allayıp pulayınca iki saat olup sinema salonlarına iniyormuş!Her neyse, bizim filmimiz tabii ki bitmiyor.Bundan sonrası sıradışı, hem de çok sıradışı.Gerçeklik hissine bağımlıysanız ilk bölüm yeterlidir, ''aynı eski Türk filmleri gibi'' diyip kapatabilirsiniz.Anne ölürken oğluna söz vermiştir, yağmur mevsiminde sadece bir kereliğine dönecektir.Döner ama aslında hikaye yeni başlıyordur.Son yarım saat bir kırılma noktası daha, ama yine bitmez.Son 10 dakika bir tane daha, ama yine bitmemiştir.Son 5 dakika, 3, 2, 1 ve son...Henüz romanı okuyabilmiş değilim, yine de filmin eşsiz anlatımına bakarak muhteşem bir roman uyarlaması olduğunu söyleyebilirim.Yuji-kun'ın ''oishii'' diyerek etrafta dolaşması bile yeterdir aslında.
''Şu hissi veriyor, şu duyguyu yaşatıyor'' için bir şey diyemem, demiyorum da.Meraklısınadır, merak eden kendisi anlamlandırırsa muhtemelen çok daha etkili olacaktır.Bu sayfaya not düştüklerimiz Sprited Away'den, Oldboy'da daha küçük ama en az onlar kadar etkili birer cennet kapısı rolündeler.Aylar önce Chan-wook Park'ın I'm a Cyborg, But That's OK'unu yazmışız, mesela o film ile bu film arasında oldukça sıkı bir bağ vardır.Onu beğenen bunu da beğendi, aksini söyleyen boşuna 2 saatini bu filme harcamamalı.Buda'nın doğum gününe kalmış 5 gün, filmin sonunda belki Buda kimdir, nedir bir göz atmak gerekir.
Noat Samisa
27.04.09
Yakın çevrem başta olmak üzere ''nedir bunun hikmeti?'' diyorlar, galiba budur.Düşündüm, en mantıklı cevap Totoro olmalı.Asya Sineması, anime, manga, Uzakdoğu kültürü vs. merakına dair bulduğum en uygun cevap Totoro.Herkes kabuğunda duramıyor elbette.Hayao Miyazaki 2003'te Oscar alırken, Oldboy aynı yıl vizyona girmişti.Bizce ne -uluslararası adıyla- Sprited Away Studio Ghibli'nin en iyi icraatıdır, ne de Oldboy Uzakdoğu Sineması'nın 1 numarasıdır.İkisi de kabuktaki çatlak, cennete açılan kapı gibidirler.Merak eden üzerinde bu iki filmi deneyince lisedeki kimya dersleri çağrışım yapıyor: Turnusol kağıdı.Klişe kelimesinin klişeye dönüştüğü, tüketimin çaba ile alay ettiği, mutluluğu yadsıdığı ve güzelliği sıradanlaştırarak bir basit kahkaha uğruna kirlettiği şu zamanda gerçeküstü seyirlikler ve bunlar sayesinde kurulan hayaller benim için eşsiz birer kaçış noktasıdırlar.
Kitap olsalar keşke ama öyle olunca da böyle olamazlar.Nasıl oldular ki öyle olmasınlar?Ima, Ai ni Yukimasu; İngilizce adıyla Be With You Takuji Ichikawa'nın 2003 yılında Japonya'da yayınlanan romanı.Beyoğlu'ndaki Sahaf'lar başta olmak üzere çeşitli kitapçılar yakında beni bu kitap için dövecekler, Amazon.com hariç ülkemiz sınırlarında hiçbir yerde bulabilmiş değilim.Önce 2004 yılında kitaptan esinlenerek 10 bölümlük bir dizi yapıldı, ardından aynı yıl dizideki Yuji karekteri aynı oyuncuya verilip diğerleri değiştirilerek bir sinema filmi yapıldı.2001 yılında yaşanmış olay uyarlaması Yeopgijeogin Geunyeo'nun (My Sassy Girl) Güney Kore'de yaptığı etkiyi Japonya'da bu roman yaptı.Geçen zaman içinde romanın mangası yapıldı, bu yıl içerisinde de aynı romanın başrolde ''Elektra'' Jennifer Garner'ın oynayacağı vir Hollywood versiyonu da vizyonda olacak.My Sassy Girl'ün Hollywood versiyonunu Elisha Cuthbert bile kurtaramadı, Jennifer Garner daha da hafif kalır.Sahi Departed ve Juno'ya ''En İyi Özgün Senaryo'' ödülü vermişti değil mi Akademi?Hem de art arda yaptılar bunu, sonunda aynı ödülü bu sene bir Bolivud filmine verebildiler.Yapımcılar, senaristi vs. İngiliz olsa da borç ödeme sayılır.Üstü üste iki remake filme ''En İyi Özgün Senaryo'' ödülü verilmesi, ''efenim, rimeyk olsalar da yeniden yorumunda...'' şeklinde açılanamaz.Neyse, Holivud'a sallamaya ara verip konumuza dönelim.Hikayemiz bir aşk hikayesi üzerine kurulu katıksız bir dramadır.20li yaşlarda bir çocuk kapıyı açar, adamın biri bir sipariş getirmiştir.''Artık kapatıyoruz, bir daha pasta yapmayacağız'' der ve gider.Sonra Yuji ve Aio Takumi ikilisi evin annesi üzerine konuşmaya başlarlar.İlk saat bittiğinde film bitmiştir, başından beri anlatılan hikaye sonlanmıştır.Şaka tabii, eğer herhangi bir ayrılık draması bu filmdeki gibi yalın anlatılacak olsa en fazla bu kadar sürermiş.Bunu öğreniyoruz, allayıp pulayınca iki saat olup sinema salonlarına iniyormuş!Her neyse, bizim filmimiz tabii ki bitmiyor.Bundan sonrası sıradışı, hem de çok sıradışı.Gerçeklik hissine bağımlıysanız ilk bölüm yeterlidir, ''aynı eski Türk filmleri gibi'' diyip kapatabilirsiniz.Anne ölürken oğluna söz vermiştir, yağmur mevsiminde sadece bir kereliğine dönecektir.Döner ama aslında hikaye yeni başlıyordur.Son yarım saat bir kırılma noktası daha, ama yine bitmez.Son 10 dakika bir tane daha, ama yine bitmemiştir.Son 5 dakika, 3, 2, 1 ve son...Henüz romanı okuyabilmiş değilim, yine de filmin eşsiz anlatımına bakarak muhteşem bir roman uyarlaması olduğunu söyleyebilirim.Yuji-kun'ın ''oishii'' diyerek etrafta dolaşması bile yeterdir aslında.
''Şu hissi veriyor, şu duyguyu yaşatıyor'' için bir şey diyemem, demiyorum da.Meraklısınadır, merak eden kendisi anlamlandırırsa muhtemelen çok daha etkili olacaktır.Bu sayfaya not düştüklerimiz Sprited Away'den, Oldboy'da daha küçük ama en az onlar kadar etkili birer cennet kapısı rolündeler.Aylar önce Chan-wook Park'ın I'm a Cyborg, But That's OK'unu yazmışız, mesela o film ile bu film arasında oldukça sıkı bir bağ vardır.Onu beğenen bunu da beğendi, aksini söyleyen boşuna 2 saatini bu filme harcamamalı.Buda'nın doğum gününe kalmış 5 gün, filmin sonunda belki Buda kimdir, nedir bir göz atmak gerekir.
Noat Samisa
27.04.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Nisan
(62)
- Deli Gibi
- Zola ve Clarke
- Patron Ne İsterse
- Man Utd 1-0 Arsenal
- Barcelona 0-0 Chelsea
- Roy Hodgson'ın Fulham'ı
- PFA 2009: Ryan Giggs
- Ima, Ai ni Yukimasu
- Chris Brunt
- Nazar
- Diyarbakırspor 0-0 Kasımpaşa
- Eskişehirspor 0-2 Beşiktaş
- Michael Mancienne
- Sen Misin Geri Dönen?
- Sivasspor 3-0 Trabzonspor
- Tomas Rosicky
- Premier League 08/09 #34
- Beşiktaş Ailesi
- Southampton Denize Döküldü
- Martin Laursen
- Beşiktaş 1-2 Ankaraspor
- Sona Yaklaşırken
- 53 Pas ve 4 Şut
- Liverpool 4-4 Arsenal
- Gartside Planı
- Beşiktaş 0-0 Bursaspor
- Büyük Çocuklara Masallar:
- 5 Yıl Sonra Wolves
- Kılavuzu Moyes Olan Zıp-zıp Kanguru
- Küstah ve Saygısız
- 16 Nisan 1989 17 Nisan 2005 Noat Samisa 17.04...
- Premier League 08/09 #33
- Güldü ve Kovuldu
- Porto 0-1 Man Utd
- 1989 - 2009
- Stephan Warnock
- İstanbul Ruhu
- PFA 2009
- Chelsea 4-4 Liverpool
- Gerilerden Gelen Tuncay
- Premier League 08/09 #32
- Southampton Denize Dökülürken
- Chocolate
- Liverpool 1-3 Chelsea
- Kara Tahta
- Batarken 40 Bin
- Lee Carsley
- Füzeye Karşı Bozuk Yemek
- Batucan
- Geç Gelen Amr Zaki
- Federico Macheda
- Gaflet ve Delalet
- Uzatmalı Lider
- Beşiktaş 1-0 Kayserispor
- Premier League 08/09 #31
- Elfen Lied
- Sakin Güç
- Mavi Ekran
- Bir Şutla İki Gol
- Türkiye 1-2 İspanya
- Shearer 40'a Ulaşır Mı?
- Lotus Lantern
-
▼
Nisan
(62)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
1 Fikir, Tenkit, Yorum:
muhteşem bir filmmiş gerçekten
Yorum Gönder