Southampton Denize Dökülürken

Ada'nın güneyinde bir yıldız daha futbol sahnesinden kaymak üzere.Premier League'in başlangıç kadrosunda yer alan, 1978 yılında terfi ettiği zirve ligde 27 yıl kalabilmiş olan Southampton, bir süredir kepenk indirme tehlikesi ile karşı karşıya.Championship'te tutunmaya çalışan kulüp, Nisan ayı başında kayyuma devredildi ve finansal durumuna ilişkin soruşturma FA'in masasında nihai kararı bekliyor.Şu durumdaki Southampton'ı devralan Mark Fry için en uygun kelime kayyum, yani Arapça'daki anlamıyla yok olmama sebebi.Yapılan rutin incelemede kulübün sahibi görünen şirketin bilançosunda £4.4 milyonluk bir açık tespit edildi.Halka açık şirketlerin tabii olduğu kurallara göre bu bir yasa ihlaliydi.Önce şirketin borsadaki hisselerine temlik konuldu, ardından soruşturma açıldı.£4.4 milyonun futbol piyasası için çok yüksek bir rakam olmadığı düşünülebilir.Lakin Southampton'ın hisselerinin çoğunluğuna sahip olan bir ana hissedar yok.Hissedarlar pek çok küçük ve orta ölçekli şirket veya yerel halktan zenginler.Tüm şirketler ve hissedarları ortak bir havuzda toplamak adına Southampton Leisure Holdings kurulmuş ve kulübün idaresi bu sayede sağlanmakta.İngiltere'deki pek çok kulüp bu modelle yönetiliyor.Tıpkı Southampton'ın yaşadıkları gibi küçük hisse payına sahip olan hissedarlarca idaresi sağlanan kulüpler, bu tip kriz anlarında çıkarıp milyonlar verebilecek bir problem çözücü bulamıyorlar.Southampton da bunu yaşıyor, kendisine yardım elini uzatacak bir alıcı bekliyor.
Kulübün yeni patronu konumundaki kayyum Mark Fry, eğer bir alıcı çıkmaz ise kulübün sezon sonunu getiremeyebileceğine vurgu yaparak kulüp ile ilgilenenleri biraz aceleci davranmaları yönünde teşvik etmeye çalıştı.Devir kriz devri, en az £30 milyonu çıkarıp verecek bir gönüllü ya da gönüllüler topluluğu bulmak zor.İlk alıcı taraftar, 6 Nisan itibariyle 17 ayrı tekliften bahsediliyordu.Büyük kısmı ciddiyetten uzak olsa da taraftar gruplarının takıma sahip çıkmalarını sevinçle karşıladıklarını belirtiyordu Mark Fry.Ama ekliyordu, ''St. Mary's'in geçtiğimiz sezon ortalaması 21.600 iken bu sezon ancak 16.000'e ulaşabilmiş durumda.''Seyirci sayısındaki azalmayı takım performansı açıklamaya yetmiyor.Southampton, geçtiğimiz sezonu da aşağı-yukarı bu seyirde sürdürmüş, yine kümede kalmaya oynamış ve sonunda başarmıştı.Kulübün nasıl uçurumun eşiğine geldiğini açıklamak için 2000li yıllardan geriye gitmek gerekmiyor.Kulüp, yeni bin yılın başında yeni stadyum planını faaliyete soktu.100 yılı aşkın süredir takımın maçlarını oynadığı The Dell'den ayrılarak St. Mary's Stadium'a geçtiler.The Dell Stadyumu da yıkılarak yerine evler yapıldı, bu modelin en belirgin uygulamalarından biri de birkaç yıl sonra Arsenal'in eski stadı Highbury'nin arazisinde yapılmıştır.Stadın yapımına yaklaşık £35 milyon harcandı, eski stada göre kapasite 8 bin artırıldı.Ama bu yapılan büyük harcama, kısa zaman sonra Premier League'e veda edilmesi nedeniyle tolere edilemedi.Southampton, futbolcu transferlerinin değil de yeni stadyum harcamalarının yerine konulamamasıyla Leeds United modeli batışın bir diğer ayağını oluşturuyor.Esas etken ise aynı: Premier League dışında kalmak.
Bu noktada Harry Redknapp'ı anmamak olmaz.Rekabete çomak sokan ve Southampton'un küme düşüşünde başta olan isimdir şimdilerin Tottenham menajeri Redknapp.West Ham'da geçirdiği 7 yıl, Akademi kullanımının zirve yaptığı altın jenerasyon dönemine sahne oldu.-Bu dönemi ilerleyen günlerde ayrıca değerlendireceğiz.-Portsmouth'u Premier League'e çıkardıktan sonra, patron Mandaric ile anlaşamadı ve Portsmouth'un ezeli rakibi Sunderland'e geçti.Bıraktığında Portsmouth orta sıralardaydı, Southampton ise düşme hattında.Southampton sezonu sonuncu tamamladı, 27 yıl sonra küme düştü.Portsmouth ise aynı sezonu düşme hattını yalnızca 6 puan üzerinde bitirdi.Sezona Championship'te başlayan Redknapp, eski takımı Portsmouth'taki patron değişimi sonrasında fazla beklemeden istifayı bastı ve yeniden Portsmouth'a döndü.Redknapp'ın iki yıl önce Portsmouth'u Premier League'e taşımasıyla Ada'dan bir derbinin ateşi yeniden alevlenmişti: South Coast Derby, Saints vs Pompey...İki takım 2003 yılında, 15 yıl sonra ilk kez bir lig maçında karşı karşıya geldi.Beraberce PL'de yer aldıkları iki sezonda 4 maç oynadılar; 2'sini kırmızı, 2'sini mavi taraf kazandı.Southampton, eğer küme düştüğü sezon oynadığı iki Portsmouth maçını da kazansaydı, Portsmouth'un üstüne çıkacak, bu sayede ligde kalacak ve ezeli rakibini küme düşürecekti.Tam tersi oldu.Bir önceki sezonun aksine bu kez Pompey 2'de 2 yaptı ve kümede kaldı.

Kulübün yakın tarihten en büyük başarısı, 83/84 sezonundaki lig 2.liği.Liverpool'un şampiyon olduğu sezonda elde edilen ikincilikten 8 yıl önce kulübün tarihindeki en büyük başarısı, 1976 yılındaki FA Cup şampiyonluğu.Başarıları yönüyle belki bir Huddersfield Town bile değil Southampton, ama son dönem zirve lig takımı olmasıyla Premier League'in dünyaya adını ezberleten kulüplerinden.İçerisinden Matthew Le Tissier gibi bir bayrak adamı da çıkarmış oluşuyla ayrıca kimlik sahibi; kırmızı-beyaz çubuklusuyla henüz aklımızın topa ilk odaklandığı günlerde bizim için sempati odağıydı.Alan Shearer da profesyonel futbola Southampton formasıyla giriş yapmış, Le Tissier'den sonra bir süre kulübün yegane övünç kaynağı olarak kalmıştı.Şehrin çocuğu Wayne Bridge çıktı, Abramovich'in transfer dalgasının öncülerinden biri olarak Londra'ya gitti.Yakın zamanda iki yeni oyuncu daha çıkış yaptı, finansal problemlerin baş göstermesiyle yeniden altyapıya yönelen Southampton, iki yeni yıldız adayı sürdü piyasaya: Theo Walcott ve Gareth Bale.Sona kalan Bale oldu, onu da 2 yıl öncesine kadar ellerinde tutabildiler.Zamanında Rory Delap'a £4 milyon vermiş bir kulüp Southampton, zamanın en büyük transferlerinden biriydi.Şimdilerde Polonyalı Saganovski ve Çek Skacel gibi veteranlar ile aşağıdan gelen gençlerin karışımıyla varolmaya çalışıyorlar.Arsenal efsanesi Ian Wright'ın öz oğlu Bradley Wright da halen Southampton forması giyiyor.İki yıl önce Akademi'den verim alabilmek için Hollandalı Mark Wotte'yi göreve getirdiler, bir diğer Hollandalı Jan Poortvliet'i de A takımın başına getirdiler.Bu yıl başı Poortvliet istifa etti, Wotte menajerliğe yükseldi.
Yeniden bugüne gelelim.Daha önce yakın zamandan Luton Town, Bournemouth ve Leeds United'da olduğu gibi Southampton'ın da puanının düşürülmesi gündemde.-10 puanlık bir ceza öngörülüyor ki bu ceza takımı direkt olarak League One'a yollar.Halihazırda 41 puana sahip olan Southampton'ın küme düşme hattının üzerine çıkabilmesi için yalnızca 2 puana ihtiyacı var.Geçtiğimiz haftasonu ligin dibindeki Charlton'a sahalarında kaybettiler.Üstünde yer alan takım ise Nottingham Forest, hani şu Southampton'ın zirve ligdeki en iyi dereceyi aldığı sezon olan 83/84'te ligi Southampton'ın ardından 3. sırada tamamlayan Nottingham Forest.Şimdilerde ise Championship'te sondan 2. ve 3. sıradalar.Southampton 6 maçtır kazanamıyor, yine de bu süreçte aldığı 4 beraberlik umut verici.Takımın menajeri Mark Wotte, sahadışı sorunların oyuncularını çok etkilediğini söylüyor.Herkesin birbiriyle geleceğini konuştuğunu, bunun da olumsuz yansıdığı belirtiyor.Veteranlar ve yeni çıkış yapan oyuncular karmasının bu hissi yaşaması doğal, nitekim takımda piyasası olan oyuncu sayısı oldukça sınırlı.

Gelelim bu puan silinme cezası ihtimalinin yansımalarına.Futbolcular, taraftarlar, Southampton eskileri.. herkes daha kötüsünün olamayacağına dair açıklamalar yapıyorlar.Daha önce sezon devam ederken puan silinme kararı verildi, muhatabı Luton Town'dı.Ama aksi de oldu, hem de Premier League'de.West Ham-Sheffield United hikayesinin sapıtmasının yegane sebebi olan puan silinme yerine para cezası kararı, Southampton'ın yegane dayanağı.Ateşli bir küme düşmeme yarışı var ve bu zamanda alınacak puan silme kararı, ''futbolun dengelerine ve ligin marka değerine ters düşebilir, haksız rekabete neden olabilir'' şeklinde West Ham'ın puanını silmeyen zihniyetle örtüşen bir tez var.Para cezasına ya da önümüzdeki sezon başı eksi puan cezasına razı gibiler, zaten istedikleri tek şey biraz daha zaman.Bu sezon ligde kalıp kulübün satışı için daha çok zaman kazanmak istiyorlar ve küme düştükleri takdirde kulübün albenisini iyice yitirip belki bir gün Luton Town'a, Gretna'ya dönüşebileceğinden korkuyorlar.Hedefleri Portsmouth olabilmek ve Premier League'e dönerek kaldıkları yerden devam etmek.Southampton'a ilişkin son bir gereksiz bilgi: Titanic gemisi, arkasında yazdığı üzere Liverpool'a üretilmiş; lakin Amerika yolculuğuna Southampton limanından başlamıştır.

Noat Samisa

10.04.09

4 Fikir, Tenkit, Yorum:

dchetin dedi ki...

bu gibi durumlarda ilk refleksimiz eskiye göre düşüşe geçen takımın tekrar eski günlerine dönmesi şeklinde oluyor. ama çok açık ki, eğer bazı takımların başarıları -hem sahada hem de yönetimde- sabit olacaksa, o halde sportif örgütlenmenin bir anlamı kalmıyor.

liglerde yaratılan büyük kavramları kadar, dişli-gedikli takım kavramı da canımı sıkıyor benim. Southhampton giderken, Hull yükseliyor örneğin. Burada da pek fenalık göremiyorum.

Yine de yazık oldu Southhampton'a, bi' ara ManU ile bol gollü bir maçları vardı, o güne döndüm bak şimdi. .)

Joe Jonese Atesdagli dedi ki...

Müthiş bir yazı.Tebrik ederim Salih. Buradaki yerel basın bile bu olayı bu kadar derinlemesine incelemedi. Dün muhabbeti döndü. 9 puan yahut küme düşürülme cezası verilecek diyorlar, bekleyip görelim. [Bunlarla aramızda bir uyuzluk olduğu için hafif sevindim de hani, itiraf etmeliyim]

GOKHAN dedi ki...

yazık!

çocukluğumda TRT'de Avrupadan futbol İngiltere Ligi izlerken (takribi 4 - 6 yaşlarındayım) takımların armaları ekranda hangi maçı izlediğimizi gösteriyor. Bir insan görünümlü robot dikkatimi çekiyor, çocuk olarak tabi ki her erkeğin hayalindeki muhteşem üçlü'nün bir parçasıdır, robotlar, arabalar ve savaşçılarla birlikte. Ne o dönemki efsane Liverpool, ne de yeni yeni kazanmaya başlamış Manchaster. Southampton'u tutuyordum ben İngiltere'de kazanamasa da. Bir de QPR 'a hayranlığım vardı isminden ve zamanında Ferdinand'ın Beşiktaş'ta oynamasından dolayı...

Halen takip ederim skorsal anlamda Southampton'u da QPR'ıda. Ama yazık şu görüntü sempati duyduğum takım için.

Cetin Cem dedi ki...

premier lig'e ilk ilgi duyduğum yıllarda hoşuma giden takımlardandı. biraz bizden giden souness sempatisi, biraz le tissier ustalığı etkiliydi. sonra ripley oraya transfer oldu, ostenstad'ı severdim zaten, hep ikinci takım gibi durdu, liverpool'un arkasında.

sonra bir arkadaşım feci kaptırdı azizler'e, küme düştükleri gün yan yana gözlerimiz dolu izlerken buldum takımı. geçen yılın son haftasını da bilgisayar başında geçirmiştik league one'a düşecekler mi diye, kaldılar. ama şimdi kalmaları zor görünüyor.

ingiltere'de akademisi en iyi çalışan takımlardan birisi southampton'da gerçekten. ama bunun sayesinde bile çıkamamaları düşündürücü.

harika bir yazı, elinize sağlık.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana