Türkiye 1-2 İspanya
Maçtan bir gün önce hesabımı yaptım ve ona göre stada doğru yol aldım.Kafamdaki iyi senaryo beraberlik, fazlası mükemmeldi.Eve geldim, kafamdaki soru işaretlerini anlamlandırmak adına maç sonu ne denilmiş acaba? diye bakıyorum.''Herhalde oyuncularım 1-1'e razı değildi.'' denilmiş.Neden?Ben, maç böyle bittiği takdirde Bosna maçının sonucunun çok da önemli olmadığını, sonuçta yine Bosna'yı deplasmanda yenmek zorunda oluşumuzun devam edeceğini Uğur'a tekrar tekrar anlatırken önde kalan sol bekimizin kademesine stoperimiz giriyor.Küskün golcü Guiza topu taşıyor ve diğer stoperimizin ön direğe hamle yapmak zorunda olduğu anda arka direğe koşu yapan Riera golü yapıveriyor: ''Tabii ki kazanmak için çıkacağız, bizim felsefemiz bu''...Güzelim oyun futbol ülkemizde savaş dinamikleri sayılan korkaklık ve cesaret sıfatları arasına sıkıştırılıyor ve bu prim yapıyor ya, ben bundan iğreniyorum.Evet, beraberliğe yattık.Var mı ötesi?''Keşke yatabilmiş ve Riera'nın golünü yememiş olsaydık.'' diye yaklaşık 6 ay daha söylenme hakkımız var.Şu 1 puan o kadar değerliydi, o denli anlamlıydı, öylesi kritikti; lakin biz yediğimiz golle bir çuval inciri bok etmeyi başardık.
İspanya ile son maç günü oynuyor Bosna ve kendi sahasında.Karşılaştırma yaparsak, onlar da İspanya deplasmanında 1-0 kaybettiler.Hesap belli, Estonya ya da Ermenistan'dan birinin Bosna'da puan almasını beklemek zorundayız.Tabii bu sırada boş durmuyor ve başta Bosna'yı sahasında mağlup etmek olmak üzere 4'te 4 yapıyoruz.Son haftaya 3'te 3 yapamadan gelirsek, Bosna-İspanya maçının zaten bir anlamı kalmaz; bir ihtimal söz konusu maç günü Ermenistan ile politik ilişkilerimizi geliştiririz!
Değişiklikler üzerinden maçın analizinin sanıyorum şu ruh halindeyken pek faydası yok.Tekrar tekrar ''kurtuluş reçetesi furyası'' yaratmanın da manası yok, tüm sorunlar ve çözümler Euro 2008 elemeleri sürecinde karşımıza geldi.Biz de burada defalarca yazdık, eğer düşünecelerimizi merak eden varsa blog arşivi yardımcı olacaktır.Bugün itibariyle aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum.Yalnızca kişiler üzerinden değil, baştan sona bozuk bir ulusal takım organizasyonumuz var.Eldeki potansiyelin doğru kullanımından öte, potansiyel artıcı hamleleri de gelişmekte olan futbol ülkesi olan Türkiye'de ulusal takım organizasyonu üstlenmelidir.Mesela Hırvatistan gibi...Pardon, biz Hırvat'ları yenmemiş miydik?Lakin yine de birkaç karşılaştırma yapmakta yarar var.Madrid'de skor eşitken Ayhan-Semih hamlesi, burada mutlaka kazanmak için çıkıldığı söylenen maçta Batuhan-Nihat hamlesi; ardından Semih-Sabri hamlesi.(Ayhan kadroda yok!?)Dakika 81, Batuhan'ın indirdiği serseri topları gol yapması istenen adam Tuncay.Ardından Arda-Nuri hamlesi...Sahada üç orta saha, bir sağ bek orijinli orta saha; bir adet savaşkan Tuncay ve ileride Batuhan.Bu yapı sahadayken, nasıl oldu da Guiza sol kenarımızda stoperimizle teke-tek kaldı?Bu yapı, maça çıkan kadrodan hücumcu değil.Sahanın en iyisi Arda oyundan alınmış, ''taktik gereği'' bir orta saha oyuncusu sahaya sürülmüş.Bunun bir anlamı vardır, en yüzeysel futbol takipçisi bile bunun anlamını bilir.Tekrar soruyorum, nasıl oldu da Guiza sol kenarımızda stoperimizle teke-tek kaldı?Bunun adı ''işte futbol bu'' değil.Son 10 dakika basbayağı bir rezalet vardı sahada; hesabı-kitabı olmayan, ne için oynadığını bilmeyen bir takım vardı.
Fena maç olmadı gibi ama ortaya derli-toplu bir şeyler çıkması için tekrarını izlemem gerek.Berabere bitirsek bugünden yarına bir şeyler kalacaktı ama bu geceden bana kalan tek şey şu İspanya'yı çıplak gözle seyredebilmem oldu.Kendimi sertifika programına katılmış ve formasyon almış bir kursiyer gibi hissediyorum.Gol, ara pası, çalım, kanat bindirmesi, paslaşma değil; kademe, boş koşu, yardımlaşma ve Marcos Senna.Benzerini Fabian Ernst için söylüyorum, Beşiktaş forması altında tvden görülen ile çıplak gözle seyredilen Ernst çok farklı.Fernando Torres'i de ilk kez çıplak gözle izleyebiliyor oluşuma kötü gününde bir Torres denk geldi, mağlubiyet sonrası kötü bir Torres izlemiş olmak da ayrıca üzücüdür.
Noat Samisa
02.04.09
İspanya ile son maç günü oynuyor Bosna ve kendi sahasında.Karşılaştırma yaparsak, onlar da İspanya deplasmanında 1-0 kaybettiler.Hesap belli, Estonya ya da Ermenistan'dan birinin Bosna'da puan almasını beklemek zorundayız.Tabii bu sırada boş durmuyor ve başta Bosna'yı sahasında mağlup etmek olmak üzere 4'te 4 yapıyoruz.Son haftaya 3'te 3 yapamadan gelirsek, Bosna-İspanya maçının zaten bir anlamı kalmaz; bir ihtimal söz konusu maç günü Ermenistan ile politik ilişkilerimizi geliştiririz!Değişiklikler üzerinden maçın analizinin sanıyorum şu ruh halindeyken pek faydası yok.Tekrar tekrar ''kurtuluş reçetesi furyası'' yaratmanın da manası yok, tüm sorunlar ve çözümler Euro 2008 elemeleri sürecinde karşımıza geldi.Biz de burada defalarca yazdık, eğer düşünecelerimizi merak eden varsa blog arşivi yardımcı olacaktır.Bugün itibariyle aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum.Yalnızca kişiler üzerinden değil, baştan sona bozuk bir ulusal takım organizasyonumuz var.Eldeki potansiyelin doğru kullanımından öte, potansiyel artıcı hamleleri de gelişmekte olan futbol ülkesi olan Türkiye'de ulusal takım organizasyonu üstlenmelidir.Mesela Hırvatistan gibi...Pardon, biz Hırvat'ları yenmemiş miydik?Lakin yine de birkaç karşılaştırma yapmakta yarar var.Madrid'de skor eşitken Ayhan-Semih hamlesi, burada mutlaka kazanmak için çıkıldığı söylenen maçta Batuhan-Nihat hamlesi; ardından Semih-Sabri hamlesi.(Ayhan kadroda yok!?)Dakika 81, Batuhan'ın indirdiği serseri topları gol yapması istenen adam Tuncay.Ardından Arda-Nuri hamlesi...Sahada üç orta saha, bir sağ bek orijinli orta saha; bir adet savaşkan Tuncay ve ileride Batuhan.Bu yapı sahadayken, nasıl oldu da Guiza sol kenarımızda stoperimizle teke-tek kaldı?Bu yapı, maça çıkan kadrodan hücumcu değil.Sahanın en iyisi Arda oyundan alınmış, ''taktik gereği'' bir orta saha oyuncusu sahaya sürülmüş.Bunun bir anlamı vardır, en yüzeysel futbol takipçisi bile bunun anlamını bilir.Tekrar soruyorum, nasıl oldu da Guiza sol kenarımızda stoperimizle teke-tek kaldı?Bunun adı ''işte futbol bu'' değil.Son 10 dakika basbayağı bir rezalet vardı sahada; hesabı-kitabı olmayan, ne için oynadığını bilmeyen bir takım vardı.
Fena maç olmadı gibi ama ortaya derli-toplu bir şeyler çıkması için tekrarını izlemem gerek.Berabere bitirsek bugünden yarına bir şeyler kalacaktı ama bu geceden bana kalan tek şey şu İspanya'yı çıplak gözle seyredebilmem oldu.Kendimi sertifika programına katılmış ve formasyon almış bir kursiyer gibi hissediyorum.Gol, ara pası, çalım, kanat bindirmesi, paslaşma değil; kademe, boş koşu, yardımlaşma ve Marcos Senna.Benzerini Fabian Ernst için söylüyorum, Beşiktaş forması altında tvden görülen ile çıplak gözle seyredilen Ernst çok farklı.Fernando Torres'i de ilk kez çıplak gözle izleyebiliyor oluşuma kötü gününde bir Torres denk geldi, mağlubiyet sonrası kötü bir Torres izlemiş olmak da ayrıca üzücüdür.
Noat Samisa
02.04.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Nisan
(62)
- Deli Gibi
- Zola ve Clarke
- Patron Ne İsterse
- Man Utd 1-0 Arsenal
- Barcelona 0-0 Chelsea
- Roy Hodgson'ın Fulham'ı
- PFA 2009: Ryan Giggs
- Ima, Ai ni Yukimasu
- Chris Brunt
- Nazar
- Diyarbakırspor 0-0 Kasımpaşa
- Eskişehirspor 0-2 Beşiktaş
- Michael Mancienne
- Sen Misin Geri Dönen?
- Sivasspor 3-0 Trabzonspor
- Tomas Rosicky
- Premier League 08/09 #34
- Beşiktaş Ailesi
- Southampton Denize Döküldü
- Martin Laursen
- Beşiktaş 1-2 Ankaraspor
- Sona Yaklaşırken
- 53 Pas ve 4 Şut
- Liverpool 4-4 Arsenal
- Gartside Planı
- Beşiktaş 0-0 Bursaspor
- Büyük Çocuklara Masallar:
- 5 Yıl Sonra Wolves
- Kılavuzu Moyes Olan Zıp-zıp Kanguru
- Küstah ve Saygısız
- 16 Nisan 1989 17 Nisan 2005 Noat Samisa 17.04...
- Premier League 08/09 #33
- Güldü ve Kovuldu
- Porto 0-1 Man Utd
- 1989 - 2009
- Stephan Warnock
- İstanbul Ruhu
- PFA 2009
- Chelsea 4-4 Liverpool
- Gerilerden Gelen Tuncay
- Premier League 08/09 #32
- Southampton Denize Dökülürken
- Chocolate
- Liverpool 1-3 Chelsea
- Kara Tahta
- Batarken 40 Bin
- Lee Carsley
- Füzeye Karşı Bozuk Yemek
- Batucan
- Geç Gelen Amr Zaki
- Federico Macheda
- Gaflet ve Delalet
- Uzatmalı Lider
- Beşiktaş 1-0 Kayserispor
- Premier League 08/09 #31
- Elfen Lied
- Sakin Güç
- Mavi Ekran
- Bir Şutla İki Gol
- Türkiye 1-2 İspanya
- Shearer 40'a Ulaşır Mı?
- Lotus Lantern
-
▼
Nisan
(62)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
1 Fikir, Tenkit, Yorum:
Yanarım bu kadar basit bir gerçeğin çoğunluk tarafından görülemediğine yanarım Noat.. Tamamen katılıyorum..
Yorum Gönder