Ankaraspor 1-4 Beşiktaş
Hafta 31 ve Beşiktaş lider.Bir kez daha fırsat geldi ve bu kez bu fırsat değerlendirildi.Biz yaşıyoruz maç gününü; üzülüyoruz, seviniyoruz.Geçtiğimiz haftaki hayal kırıklığı sonrası bir fırsat daha gelebileceğine dair inancımı kaybetmiştim, bunu da buraya taşıdım.Bursaspor maçında doğru takım tertibiyle sonuna kadar maçı kovalayan takıma şans gelirdi, ama geçen haftakine gelmezdi.Böyle bir his bu.Ama olmuyor, elbet bir yerinden tutuyorsunuz.Bu kötü, şu yanlış, bu olmamalı; deseniz de bir yerlerden yakalıyorsunuz.Akşam aynı saatte oynanacak 8 maçı beklerken, daha liderliği görmeden İzmir seyahatinin planını yapıyorsunuz.Sonra Ankara, umudum takımı Ankara'dan lider getirmek oluyor.
Sivas baskıyı kaldıramadı, İBBSpor iyi motiveydi; Beşiktaş ''büyük takım'' vasfıyla kazandı, deseniz de bunların altını boş bırakmamak gerekiyor.Sivasspor maça bütün sezon seyrini yalanlayarak başlamış, maç sonu Abdullah Avcı rakibinin şampiyonluk hedefine bu denli yaklaşmasının altında yatan yol haritasını çizmiş.Mustafa Denizli ise bundan önce kaybetmediği maçlardaki takım düzenini ya da daha doğrusu maç kaybetmeyen takımı sahaya sürmüş.Fantezi aramamış.Üstüne bir de kart problemi olan Sivok'un yerine bir sonraki değişikliği de düşünen öngörülü bir maç içi hamle daha yapmış: Tello hamlesinin öngörüsü olarak Zapo'yu değil, Zan'ı oyuna aldı.Maç kondisyonu ile alakası olsa dahi değerlidir.Maç gerginliğinde bu akşama dair aklımda kalan en sevindirici ayrıntıdır.Mustafa Denizli'nin kafasının yerinde olduğunu, takıntılar uğruna takımı sabote edici hamleleri değil olması gerekeni yaptığını görmek skor 1-1 olsa dahi tansiyonumu özgüven ile dengeledi.Ernst-Cisse ikilisi ve iyi bir Cisse.Çok iyi oynadı.Ona ileride Bobo eşlik etti, muhteşem oynadı.Yusuf'un pasında ilk yarı işi bitirse daha kolay olacaktı ama kolay olan Beşiktaş'a uymazdı.Taraftar bir bunalım geçirmeliydi, totemleri denemeye başlamalıydı.
Ankaraspor'a bu sezon iki kez mağlup olmuştu Beşiktaş ve özellikle ligdeki mağlubiyet geçtiğimiz hafta alınan mağlubiyetin kopyası niteliğindeydi.Arızanın çözümü belli, neyin yanlış olduğu belli.Takımın kadrosu açıklandığında ümitvar oluyorum ya da ümitsiz oluyorum, geçen haftaki gibi kazanamayacağını bilerek maç izlemek kadar üzücü bir şey yoktur.Baskı dersiniz, büyüklük dersiniz, şu iyi, bu kötü dersiniz; ama futbol her daim kendi kurallarını koyarak bazı doğruları tabelaya yansıtır ve bazı yanlışları asla affetmez.Orta sahada seni mağlup eden, seni geri iten, iyi pas yapan rakibe karşı Ernst-Serdar Özkan değişikliğini yaparsan ''şans'' bekleyemezsin.Futbol bu denli ihanete müsamaha göstermez.Bu seviyede İbrahim Üzülmez'in tolerasyonu olur, daha alt seviyede daha büyük arızaların tolerasyonu olur.Lakin Chelsea-Barcelona serisinde Essien'in bir yanlış pasının tolerasyonu olmaz.Deli İbo'nun yenilen goldeki hatası, maç boyu kademe hataları... yine başa döndük.Umarım çifte kupayla futbola veda edersin Deli İbo.Söz veriyorum jübilende seni ayakta alkışlayacağım.
Bu Beşiktaş'ı yenmek kolay değil.Bu Beşiktaş oyunu tutar ve son yarım saatte mutlaka şans bulur.Kulübesinin zenginliği sayesinde en az 2 hamle şansı vardır ve bunlar maçları kazanmaya yeter.Sivok stoperde oynar, Beşiktaş'ın takım tertibi belli olur, Beşiktaş'ın bir orta sahası olur, Beşiktaş'ın güçlü yanları ortaya çıkar.Bugün bu kadronun ideali Ernst-Cisse'dir, sol içe koyulacak adam Yusuf ya da Delgado, kim olursa olsun o günkü form durumuna göre optimum faydayı veremez.Bunları sayısız kez detaylandırdık.Artık kalmış 3+1 maç, Beşiktaş'ın idealinin hala bilinmiyor oluşu büyük bir acziyet olsa da takıntılar olmadıkça her futbolcuya ihtiyaç olacaktır.Bugün Toraman golünü attı, ekstra katkıyı yaptı.Delgado gol pasını verdi, eminim son 3+1 maçta en az bir kez daha gol pası vermesi gerekecek.Yusuf'un şutu direkten döndü, asisti ağları görmedi.Olsun.Tello oyuna girdi, 4. kornerde takım galibiyet golünü buldu.Holosko golünü attı, Ersnt standardını oynadı.Fırsatlar bu takıma gelir.Bursaspor maçının ilk yarısındakine, Fenerbahçe maçındakine, ilk yarı sonu kaybedilen maçlardakine değil.
Liderlik geldi, tabii henüz kupalar gelmedi.Geçtiğimiz hafta heyecanımız fren yapmıştı, kupa finalinin biletleri satışa çıkana kadar kendimizi rehabilite ettik.Bundan sonra takım kupaları alacaksa biz de peşinden gidiyoruz; umuyoruz ki hep beraber alıp geliyoruz..Hafta içi İzmir, sonra Ankara, gerekirse Denizli.Bekle, zafer şarkılarıyla geçişimizi İstanbul...
Noat Samisa
09.05.09
Sivas baskıyı kaldıramadı, İBBSpor iyi motiveydi; Beşiktaş ''büyük takım'' vasfıyla kazandı, deseniz de bunların altını boş bırakmamak gerekiyor.Sivasspor maça bütün sezon seyrini yalanlayarak başlamış, maç sonu Abdullah Avcı rakibinin şampiyonluk hedefine bu denli yaklaşmasının altında yatan yol haritasını çizmiş.Mustafa Denizli ise bundan önce kaybetmediği maçlardaki takım düzenini ya da daha doğrusu maç kaybetmeyen takımı sahaya sürmüş.Fantezi aramamış.Üstüne bir de kart problemi olan Sivok'un yerine bir sonraki değişikliği de düşünen öngörülü bir maç içi hamle daha yapmış: Tello hamlesinin öngörüsü olarak Zapo'yu değil, Zan'ı oyuna aldı.Maç kondisyonu ile alakası olsa dahi değerlidir.Maç gerginliğinde bu akşama dair aklımda kalan en sevindirici ayrıntıdır.Mustafa Denizli'nin kafasının yerinde olduğunu, takıntılar uğruna takımı sabote edici hamleleri değil olması gerekeni yaptığını görmek skor 1-1 olsa dahi tansiyonumu özgüven ile dengeledi.Ernst-Cisse ikilisi ve iyi bir Cisse.Çok iyi oynadı.Ona ileride Bobo eşlik etti, muhteşem oynadı.Yusuf'un pasında ilk yarı işi bitirse daha kolay olacaktı ama kolay olan Beşiktaş'a uymazdı.Taraftar bir bunalım geçirmeliydi, totemleri denemeye başlamalıydı.Ankaraspor'a bu sezon iki kez mağlup olmuştu Beşiktaş ve özellikle ligdeki mağlubiyet geçtiğimiz hafta alınan mağlubiyetin kopyası niteliğindeydi.Arızanın çözümü belli, neyin yanlış olduğu belli.Takımın kadrosu açıklandığında ümitvar oluyorum ya da ümitsiz oluyorum, geçen haftaki gibi kazanamayacağını bilerek maç izlemek kadar üzücü bir şey yoktur.Baskı dersiniz, büyüklük dersiniz, şu iyi, bu kötü dersiniz; ama futbol her daim kendi kurallarını koyarak bazı doğruları tabelaya yansıtır ve bazı yanlışları asla affetmez.Orta sahada seni mağlup eden, seni geri iten, iyi pas yapan rakibe karşı Ernst-Serdar Özkan değişikliğini yaparsan ''şans'' bekleyemezsin.Futbol bu denli ihanete müsamaha göstermez.Bu seviyede İbrahim Üzülmez'in tolerasyonu olur, daha alt seviyede daha büyük arızaların tolerasyonu olur.Lakin Chelsea-Barcelona serisinde Essien'in bir yanlış pasının tolerasyonu olmaz.Deli İbo'nun yenilen goldeki hatası, maç boyu kademe hataları... yine başa döndük.Umarım çifte kupayla futbola veda edersin Deli İbo.Söz veriyorum jübilende seni ayakta alkışlayacağım.
Bu Beşiktaş'ı yenmek kolay değil.Bu Beşiktaş oyunu tutar ve son yarım saatte mutlaka şans bulur.Kulübesinin zenginliği sayesinde en az 2 hamle şansı vardır ve bunlar maçları kazanmaya yeter.Sivok stoperde oynar, Beşiktaş'ın takım tertibi belli olur, Beşiktaş'ın bir orta sahası olur, Beşiktaş'ın güçlü yanları ortaya çıkar.Bugün bu kadronun ideali Ernst-Cisse'dir, sol içe koyulacak adam Yusuf ya da Delgado, kim olursa olsun o günkü form durumuna göre optimum faydayı veremez.Bunları sayısız kez detaylandırdık.Artık kalmış 3+1 maç, Beşiktaş'ın idealinin hala bilinmiyor oluşu büyük bir acziyet olsa da takıntılar olmadıkça her futbolcuya ihtiyaç olacaktır.Bugün Toraman golünü attı, ekstra katkıyı yaptı.Delgado gol pasını verdi, eminim son 3+1 maçta en az bir kez daha gol pası vermesi gerekecek.Yusuf'un şutu direkten döndü, asisti ağları görmedi.Olsun.Tello oyuna girdi, 4. kornerde takım galibiyet golünü buldu.Holosko golünü attı, Ersnt standardını oynadı.Fırsatlar bu takıma gelir.Bursaspor maçının ilk yarısındakine, Fenerbahçe maçındakine, ilk yarı sonu kaybedilen maçlardakine değil.Liderlik geldi, tabii henüz kupalar gelmedi.Geçtiğimiz hafta heyecanımız fren yapmıştı, kupa finalinin biletleri satışa çıkana kadar kendimizi rehabilite ettik.Bundan sonra takım kupaları alacaksa biz de peşinden gidiyoruz; umuyoruz ki hep beraber alıp geliyoruz..Hafta içi İzmir, sonra Ankara, gerekirse Denizli.Bekle, zafer şarkılarıyla geçişimizi İstanbul...
Noat Samisa
09.05.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Mayıs
(35)
- Toraman Attı, Şampiyonluk Geldi
- Pamukkale'de Çay Keyfi
- FA Cup 2009 Final
- Stephen Ireland
- Barcelona'dan Madrid'e
- Şampiyon Barcelona
- Son Bilet: Burnley
- Kuzeydoğu Düşerken
- Weir - Ferguson
- Patronum Beni Baştan Yarat
- Beşiktaş 2-1 Galatasaray
- Hakem Oldum
- Pascal Gibi Forvetin Olsun
- Haydi Gülümse Owen
- Relegation Sunday #3
- Keulraesik
- Tugay'ın Vedası
- Relegation Sunday #2
- Lucescu - Srna
- Relegation Sunday #1
- Garanti NBA Skills Challenge
- Londra'ya Ameliyat Olmaya
- Carragher vs Arbeloa
- Bobo'lu Günler Güzel Günler
- İzmir - Ankara
- Mr Duracell
- Newcastle 3-1 Middlesbrough
- Ankaraspor 1-4 Beşiktaş
- Premier League 08/09 #36
- Chelsea 1-1 Barcelona
- Neredesin Bentley?
- Barton - Tugay
- Arsenal 1-3 Man Utd
- Beşiktaş 1-2 Fenerbahçe
- Premier League 08/09 #35
-
▼
Mayıs
(35)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
27 Fikir, Tenkit, Yorum:
Allah yolunuzu açık etsin. Haftaya Ankara'dan bir elde kupa, bir elde liderlikle dönersiniz inşallah :)
3-4 hafta önce işlerin iyi gittiği günlerin birinde burada bir posta sizler hakkında bir yorum yapmıştım.. "Olan pozitif şeyleri olduğundan çok daha fazla abartıyorsunuz, en ufak bir negatiflikte bunu da olduğundan fazla görüp, abartıp hemen çöküyorsunuz, dağılıyorsunuz" gibilerinden bir şeylerdi..
Sadece bu blogu ve yorumları değil, çevremdeki Beşiktaş'lıları ve göz gezdirdiğim forumların geçen haftaki halini düşünüyorum ve sonra bu haftaya bakıyorum da, sanırım çok da yanlış düşünmüyormuşum.. :)
Ne geçen hafta her şey bitmişti, ne de bu hafta zafer şarkıları uzaktan duyuluyor.. Bence..
Arkhe, bahsettiğiniz yorum hatırladığım kadarıyla sezonun ilk yarısındaki bir derbi mağlubiyeti sonrasıydı.Daha sonra daolabilir, tam hatırlamıyorum.Ama artık sonu gelmiş, kalmış 3+1 maç.Gerçekten sona gelmişiz, bir sezonun sonuna.Geçen hafta ve bundan sonra ne yaşanırsa uçlarda yaşanacaktır.Kupa finali gelmiş, dahası yok artık.Ben heyecanla İzmir'e gideceğim ve iddialı, ümitvar gideceğim.Finalde de bu durumda olmazsak taraf olmak bunun neresinde?Bu noktadan sonra oldu ki iki kupa da kaybedildi.Ne olur?Finale gelinmişken sevinci de hüznü de uçlarda yaşamak gerekir ve biz o noktadayız artık.
Beşiktaş'ın toplamı 100 olsun, futbol takımı Barcelona gibi top oynuyor olsun yine de toplamda en fazla 10'u teşkil eder.Geri kalan 90 sorunlar yumağından başka bir şey değildir.Demirören nasıl bir insandır, Fulya'da ne dolaplar dönmüştür, Sinan Engin kimdir, Yeni stad projesindeki sorunlar nasıl çözülür, kulübün mali durumu içler acısıdır vs.Bunları şu günde mi konuşmak gerekir?Aynı şekilde futbol takımının mevcut arızalarına bugün mü yoğunlaşmak gerekir?Takım şampiyonluğa gidiyor, hatta çifte kupa ihtimali var, bu fırsat 20 yıl sonra gelmiş.Şampiyonluk fırsatı 6 yıl sonra bu denli yakına gelmiş, son 17 yılda 3. kez bu fırsat bu denli yakına gelmiş.E biraz fazlası, abartısı, çoşkusu, heyecanı olsun.Değil mi?
"Bekle, zafer şarkılarıyla geçişimizi İstanbul..." Bugüne kadar yazdığın maç yazılarının final cümlesinden çok başka olmuş bu. Genelde böyle bitirmezdin. Ne kadar istediğimizi, ne kadar yorulduğumuzu daha iyi anladım.
Ege
diğer beşiktaşlı arkadaşları bilemem ama benim için geçen hafta fb mağlubiyetinden sonra düşündüklerimde herhangi bir değişiklik yok. eğer denizli saçma sapan fantezileri bırakıp elindeki takımı en efektif şekilde kullanırsa (sivok'tan o.saha yapma inadı yüzünden takımın bütün dengesini bozmadığı sürece) bu takım şampiyonluğun en büyük adayıdır. noat samisanın da dediği gibi yıllardır başarıya hasret bir takımın taraftarının da bu kadar coşkulu olması ve saçma sapan kayıplara kızması normaldir.
Ege, hissiyatım budur.Geçen hafta senin de Şairler Parkı'nda anlattığın ''çınarlı yol bunalımlıları''ndan biri de bendim.Artık sona geldik; arası, fazlası, eksiği yok.Şu gün ben Nobre'nin yeni sözleşmesinde yıllık 2.5 milyon yazıyor olmasına sinirlenip baştan sona bir vicdan muhasebesi yapmam gerekirdi.Ama gel gör ki Nobre çarşambaya oynayabilse keşke, diyorum.Mayıs ayı bittiğinde etekte ne kadar taş varsa dökülür de bugün için aklımda, fikrimde sadece zafer şarkıları vardır.Galiba senin de öyledir.
Maci izlemedim fakat yorumlarini ozlemisim Salih :) Abonesiyim artik buranin.
cumartesi
Aynen öyle Noat. Sadece biraz nefes almak istiyorum, istiyoruz. Yoksa mevcut olumsuzlukların farkında olmamak ya da yokmuş gibi davranmak yok tarafımızda.
Ege
ne yalan söyleyeyim; fenerbahçe maçından sonra ben de "artık bir şans daha gelmez" diyordum ve aşırı kırgın bir haldeydim. hem ikinci fırsatı da tepmiştik hem de fenerbahçe'ye kaybetmiştik. 90'lı yıllardaki fenerbahçe maçları üstünlüğümüzün artık neredeyse tam tersine dönmüş olması da canımı bir başka sıkıyordu tabii.
senin "şu an nobre'nin sözleşmesine sinirlenmem gerekirken haftaya nobre oynasa keşke diyorum" diyor olman gibi ben de sezon başından beri, sezonun 8. haftasından beri belki de, "bu kötü ligin iyisi beşiktaştır, bu takım şampiyonluğun en büyük adayıdır" derken, diğer yandan, esasen beşiktaşlılıktan nasibini almamış kadrolar ve yozlaştırılan kültürümüzden ötürü "beşiktaşlılığı geri getirin şampiyonluğu istemiyorum" noktasına kadar getirmiştim kendimi. kaldı ki şu gün ben istanbul şehrinden pek haz etmiyor olsam da bir ankaralı olarak, o sokakları zafer şarkılarıyla geçmekten başka bir şey düşünmek istemiyorum. yorgunluktan kastımız da, bu tip kaygılarımızın/rahatsızlıklarımızın bir kenara bırakılması olabiliyor sanırım.
takıma gelince, keşke uğur inceman'ı çürütmeseydik de sezonun ilk yarısında cisse-inceman; ikinci yarısında ernst-inceman ikilisiyle guinti-tayfurlu günlerimize yakın bir orta alan görüntüsü çizebilseydik. cisse her ne kadar kötü olursa olsun ernst ile birlikte bir arada oynamalıydı ki bu çok büyük bir taktik dehaya ihtiyaç duymayan bir dizilimdi. bu takımın "oluru" bu idi çünkü. ama mustafa denizli kilit maçlarda garip bir fatih terim egosu ile "olur"dan vazgeçti; fantezi aradı. fenerbahçe maçı kadrolar açıklandığında kaybedilmişti esasen ve futbolun da yanlışlarda bu denli ısrar eden bir anlayışa şans yardımında bulunması mümkün değildi dediğin gibi.
"oluru" bu olan takımda sol tarafta/sol tarafa yakın oynayan yusuf ve sağda mı ortada mı olduğu belli olmayan delgado'nun savunma performanslarının sıfırın altında olması ve diğer iki beke yardım etmiyor oluşları bu 3 maçta beşiktaş'ı en çok zorlayacak husustur sanırım. ekrem ve ibrahim üzülmez bitap düşmezler ve iyi performanslar gösterirlerse bu işi kotarabiliriz.
ben yine de temkinden yanayım tabii. şimdi çarşamba günü motivasyonumuz biraz daha farklı olsun, zira rakibimizle ufak bir hesabımız da var artık.
geçen sezon ve bu sezon başında cisse tek başına koca orta sahayı idare etmeye kalktığında hep kötü görünüyordu. bas bas bağırdık tek başına faydalı olması zor diye, özelliklerini gösteremiyor diye. şimdi ernst ile birlikte oynayınca ne kadar faydalı olduğu görülüyor, özellikleri ortaya çıkıyor. umarım aramayız gelecek yıl.
"Şu gün ben Nobre'nin yeni sözleşmesinde yıllık 2.5 milyon yazıyor olmasına sinirlenip baştan sona bir vicdan muhasebesi yapmam gerekirdi."
şaka mı bu?
Nobre olayını Ali Gültiken dün Sabah'ta yazdı:
''Edindiğim bilgilere göre Nobre'ye ilk yıl 2.4 milyon euro, ikinci ve üçüncü yıllarda da 2.2 milyon euro ödenecek.''
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/gultiken/2009/05/09/bu_nasil_politika
Keza aynı gazetede çalışan Aceto da benzer bir bilgiyi blogda paylaşmıştı.
öğrendiğime pişman oldum vallahi. liderlik sevinci kursağımda kaldı, o derece. oyuncuların aldığı paraları pek umursamam ama adalet diye de birşey var. nobre 2.4 alıyorsa bu kulüpten, ibrahim üzülmez 3 milyon, bobo da 4-5 milyon almalı.
yanarım yanarım şampiyonluk bunların hepsinin üstünü örtecek ona yanarım...
toraman mükemmeldi. çisse çok iyi oynadı. hep söylüyoruz, şampiyonluk için;
forza toraman-sivok
forza ernst-cisse
@Noat
Taraf olmandan ya da olmamandan bahsetmedim, finale gelinmişken her şeyi uç noktalarda yaşamanız kabul edilebilir ama bu söylediğim sadece bu haftalık değil genel bir şey. Seni ayırıyorum tamam ama sezonun ilk yarısında da durum farklı değildi. 3-4 maçlık iyi futbol ve galibiyetler sonrasında ligi en az 10 puan farkla bitireceklerini söyleyen Beşiktaş'lılar gördüm, aynı Beşiktaş'lılar 1-2 hafta sonrasında ise ilk 5'e giremeyeceklerinden bahsediyorlardı..
Sevinci uçlarda yaşamak kabul edilebilir ama bana asıl garip gelen hüznü uçlarda yaşamak. Bu sadece dışarıdan gördüğüm masum bir gözlemdir lütfen yanlış anlamayın ama uzun zamandır bir anda yıkıma geçmenizin sebebi bence budur. Bu abartılı hüzün ve travma psikolojisi ile Beşiktaş'ın kalan 4 maçta 0 puan alması bile beni şaşırtmazdı..
Bunları şimdi söylememin sebebi de bu haftaki sevinciniz değil geçtiğimiz hafta abartılı olduğunu düşündüğüm üzüntünüzdür. Şahsen geçtiğimiz hafta da şampiyonlukta en avantajlı takım olarak Beşiktaş'ı görüyürdum, bu hafta da..
Arkhe, şöyle iki yazı vereyim:
http://eksibesiktas.blogspot.com/2009/05/besiktaslnn-bas-dusman-melankoli.html
http://eksibesiktas.blogspot.com/2009/05/melankoli.html
Durum budur.Ha belki .okunu çıkarmaktır ama genelin hissiyatı budur.
Üstad, seni okudukça açılıyoruz eline sağlık... Sayende, blogda draft halinde on tane maç yazım birikti, nitekim seni okurken kendi yazdığım ve yılların "Gökhan Zan + Delgado hayal kırıklıkları"yla beslenmiş yazılarımda söylemek istediğim her şeyi bulduğum gibi, gözden kaçırdıklarımı da görüyorum... Daha önemlisi, söz konusu iki adama tekme tokat girmekten de vazgeçiyorum, en önemli katkın da bu sanırım :)
Dün akşamın notu maç öncesinde saklı... Takım stada gelip, sahayı gezdiğinde, teker teker futbolcuların hayal kırıklığını gözlemledik... Saat 5.30 civarıydı sanırım ve 300 kişi kadardık... Yalnızlık futbolcu için, hele ki geçen sene 35,000 ateşli seyircinin önünde kaybetmiş futbolcu için her şeyden zor...
Maçta tabii ki değişti işler, hatta 30. dakika civarında öbek öbek 4 bin kişi kadar Beşiktaşlı toplandı... Ama o ilk 30 dakika, futbolcular Ankara'daki yalnızlıklarına karşılık verdiler sanki... Gökhan Kaba'nın sonraki 60 dakikaya katkısı bu anlamda çok önemli...
İzmir'de yalnızlık dolayısıyla totemimi bozup, Kapalı'dan aldım biletimi bu kez... 2006'nın hatrına güzel İzmir'den bir kez daha kupayla dönmek üzere İnşallah...
Şampiyonluğa yaklaşmanın getirdiği heyecanı iliklerime kadar yaşamama rağmen şöyle dönüp bir saha içine baktığımda canım sıkılıyor. ernstle cissenin beraber oynamasına o kadar çok taktık ki bu ikili oynayınca herşey güllük gülistanlık olacak sanıyoruz. bu zaten gerek şarttır ve futbolun mantığı bunu gerektirir ama çok daha önemli bir sorunu, beşiktaşın yusufla delgadoya bel bağlamasını günümüz futbolunun hangi doğrusuyla bağdaştırıcaz onu bilemiyorum. üstelik bunlar sol iç ve sağ iç gibi oynarken.
hücum organizasyonunda müthiş bir "dağınıklık ve durağanlığa" sebep olan bu ikiliyi mümkünse seneye sadece bazı maçların son 20 dakikalarında oyuna girerken görmek istiyorum. gelecek seneki muhtemel 2 alman ortasahalı 6+4'lük düzenin ileri 4'lü kombinasyonunda yusuf delgado yerine aydın, batuhan hatta ekremi(ekrem sağbek değildir) görmek istiyorum. çünkü adamınızın 3-4 kişiyi geçip gol attırması veya durup durup bir anda atacağı harika bir pas üzerine sezon inşa edemezsiniz. kalmadı böyle birşey. sürekli hareket halindeki oyuncuların önceden çalışılmış set pieceleri uyguladığını beşiktaşta görmeyeli kaç sene oldu acaba. dubleye bu kadar yakınken, heyecanımdan sıyrılıp bu konuların beni rahatsız etmesinin seebi ise mustafa denizli'nin takımda kalacak olması ve bizim bu durumdan kurtulamayacak olmamız. şampiyonlar liginde bir de 0 puan faciası yaşamak istemiyorum.
bir süre öncesine kadar ben de senin gibi bu takımın iyi olduğunu ve daha da iyi olacağını düşünüyordum ama şu anda kötünün iyisi olduğumuz ve daha iyi olamayacağımız yüzüme çarpılmış durumda. bunu sağlayan denizli de umarım 2 kupayı bize hediye ederek sezon sonunda kendi yoluna gider.
"Demirören nasıl bir insandır, Fulya'da ne dolaplar dönmüştür, Sinan Engin kimdir, Yeni stad projesindeki sorunlar nasıl çözülür, kulübün mali durumu içler acısıdır vs.Bunları şu günde mi konuşmak gerekir?Aynı şekilde futbol takımının mevcut arızalarına bugün mü yoğunlaşmak gerekir?"
Evet, bunlari bugun, hergun konusmak gerekir. Sampiyonluk/sportif basaridan daha onemlidir bu konular. Kotu gunde takima sahip cikilabilir, iyi gunde elestirilebilir. Bunu yapmazsak kazara diger takimlardan daha yavas geri kostugumuzda sorunlarin ustleri ortulur.
Takim gittikce benim takimim olmaktan cikiyor. Yapilanmasi olmayan, demode egoist teknik direktorunun sapkasina ve tavsanina bakan, altyapi kaynakli tek futbolcusu ilk 11'de olmayan, kalecisi FB'nin eski kaptani olan bir takimin sampiyonlugu MAF sampiyonluklarinin tadini verir mi?
Keske Serdar Kurtulus, Ibrahim Kas, Batuhan, Aydin Karabulut'lu bir kadroyla 2. olsaydik da surdurulebilir bir yapilanmamiz olsaydi.
Cisse'de bu ulkeye gelen en teknik ortasaha oyuncusudur (taktik bilinc ve yer tutma bakimindan). Denizli'nin sene sonunda gonderecegi adamdir. Holosko'yu yedek birakan adamin 3 farkli takimla sampiyon olmasinin da hic bir mantikli aciklamasi yoktur.
Biraz uzun oldu ama cok doldum son zamanlarda, kusura bakma.
yuki mi diyeyim yoksa Ntvspor Beşiktaş ekibinden Fevzi abi mi? :)
Üstad sıfatı çok ağır, bunu kabul edemem.Kalmış 3+1 maç, Delgado'su da Zan'ı da Tello'su da lazım.Buraya kadar bunlar ile geldik, bundan sonra da ihtiyacıız olacak.İyi-kötü, eksik-fazla, lazım-lüzumsuz bunlara sezon bittiğinde çok vaktimiz olacak.
berthelemy ve sampi; kendi adıma şunu söyleyeyim, Mustafa Denizli daha ilk geldiğinde bu takımın bir iyi-kötü yapılanması varsa onu da yok edeceğini yazmıştım.Arşivden yararlanılarak görülebilir.Mustafa Denizli budur, yanlışıyla doğrusuyla budur.Denizli'nin aklında bir sonraki sezon olmadığı gibi benim de aklımda bir süredir bir sonraki sezon yok.Dilerim şu kalan 3+1 maçta sizin de olmasın.Bakın, 5.5 yıldır bu gözler hayalkırıklıklarından, yanlışlardan, umarsızlıklardan başka bir şey görmedi.Eğer bu sezon da kupa alamazsak, eğer şu gün de YD'den, Denizli'den, Gökhan Zan'dan, Fulya'dan bahsedersek bir çözüm üreteceksek, daha doğrusu bunun olabileceğine inanıyorsak yapalım.Ama ben şu gün bir çözüm çıkacağına inanmıyorum.Bugün, çözüm için dünden iyi bir zaman değil.İki yıl evvel stadda malum Sinan Engin pankartı açıldığından yönetime konulan tepki zirve yapmıştı.O gün bir şey olmadı.Takım 8 yedi, PAF takımla çıkarız rezaleti yaşandı, tribün YK'yı istifaya davet etti yine bir şey olmadı.Tigana'ya yapılan haksızlıkları saymıyorum bile.Şu gün ne olacak da ''bizim Beşiktaş'ımız olacak?Şampiyon olamazsak olacak mı?Kupa gelmezse YD gidecek ve çözüm için ilk adım atılacak mı?Bunlar olacaksa kabul.Ama olmayacak.Tut ki olacak, öyleyse bile bu zaman başka zaman.Evet Ernst-Cisse bugünün futbolunun gerğidir aslında ama bu basit görünen tercih bile çok değerlidir.Ligimizin durumu budur, saçmalamayan kazanmaktadır.Basiti doğru uygulayan kazanmaktadır.Bugünkü Beşiktaş, dünkü Beşiktaş değil.Bir finale çıkıyoruz ve üç final maçımız daha var.Bundan önce hepsini konuşalım, bundan sonra hepsini konuşalım ama şu ara çok zor bulduğumuz şu çoşkuyu biraz yaşayalım.Bugünlerde de pesimist olursak şurda 5 yıl sonra hepimiz psikolojisi bozuk deli manyak adamlara dönüşeceğiz.
Bu sezonu bir geçelim sonrasına hep beraber bakacağız.Ama şu gün anı yaşayalım, herkesten de bunu beklerim.Gelecek sezon da o kadar karanlık değil, aydınlanmak için Batuhan'ın attığı 2 gole bakabiliriz. :)
http://www.bjk.com.tr/tr/haberler.php?h_no=14852
Sen Fevzi de :) Üstad da bizim eski meslekten kalma bir alışkanlıktır; ama sana yazdığımız alışkanlıktan değil, gereklilikten; onu da bilesin...
PS: Keşke sen de o Ntv Spor ekibinde olsaydın, hala ihtiyacımız var esasında sana da; bence biraz düşün bu durumu... Olumlu bir şey çıkarsa zaten sana kapılar açık, unutma bunu da...
Sevgiler
biraz alakasız olacak ama şu noktalama işaretlerinden sonra bi boşluk bıraksan daha okunur olacak yazı. gözlerimi yoruyor böylesi. teşekkürler
Pamukk, bu kez pas geçme hakkımı kullanıyorum.Yalnız yine Gökhan Zan var, insan bir tabak kullanır yahu.Ot adam Zan. :)
Fevzi, Ntvspor'daki programı henüz 1 kez izleyebildim.Saati bana çok ters.Katılım konusunda ise başlangıçtaki düşüncelerim değişmedi, size kolay gelsin.
Adsız, bashettiğin konuda başından beri uyarılar alıyorum.Okul gazetesinde yazarken de aynı uyarıyı alıyordum, değişmedi. :) Yıllardır edinilen bir alışkanlık, buradan dönemk pek kolay olmayacak galiba.Yine de umarım deneyip sonucunu görebilirim.
itiraz ediyor, post bekliyorum noat :D
yine bi doğum günü partimiz olmuş.
yorumlarını bekliyoruz noat :)
Salih bu çarşamba kupa finalinde F.Bahçe ve gelecek hafta sonu G.Saray derbileri kazanılmadan bu gibi maçların bir önemi olur mu sence ?
Delgado'nun elinde havaya kalkacak olan kupa şampiyonluğu mu temsil edecek yoksa LİG SONUNDA LİDER OLAN TAKIM'ı mı ?
Selametle!..
Olur.
Şampiyonu temsil eder.
Selamlar...
Yorum Gönder