Barcelona'dan Madrid'e
Kaybedilen final sonrası madalyasını almaya son gelen adam, maç sonu Puyol'a yaptığı çok da ağır olmayan hareket sonucu gördüğü kartı iplemeyen adam Ronaldo... maçtan bir gün sonra standart manşet: Ronaldo Gidiyor! Portekizli de iyi malzeme veriyor, Portekiz televizyonu RTP'ye konuşmuş: ''Biz, oyuncular iyi değildik, taktiğimiz iyi değildi; her şey ters gitti.'' Benim izlediğim bölümdeki Barcelona oyunu her şeyin ters gitmesine dahi izin vermeyecek kadar baskındı. Lakin ilk 10 dakikadaki Ronaldo şutlarından gol olmuş olsa, yani United bir şekilde skorda üstünlüğü ele geçirip oyunu tutabilse ve bu sayede rakibin nispeten zayıf savunma hattını en iyi yaptığı iş olan ''2-0 oyununa'' zorlayabilseydi lehine gelişen maç dinamikleri yoluyla bu maçı kazanabilirdi. Böyle bir şerh var, daha maç öncesinden görünen haliyle Barcelona'nın oyununu bozucu hamleyi yapmak zorundasınız. Hiddink, eldeki malzemeyle de alakalı olarak skor elde etmeyi çok çok geri plana atan, esasını rakibin oyunun özünü teşkil eden ögeleri yok etmeye yönlendirdiği şablon destekli oyun taktiğiyle Barcelona'yı alt etmek üzereydi ki İniesta'nın mucize şutu, biraz da hakem desteği geldi. Man Utd ise Chelsea'nin yapabildiğinin benzerini yapacaktı ama onların kadro ve genel takım tertipleriyle alakalı olarak bu denli disiplinize oynama imkanları yoktu. Fletcher olsa dahi yoktu. Şu vardı, United yine oyunu tutacak ve skoru elde edecek. Bu andan sonra Fletcher-Carrick ikilisi bütünleşip Man Utd'ın oyunu tutmasına çok yardımcı olacaklardı.Bu bağlamda Rooney tercihi, Rıdvan Dilmen'ce eleştirildi. Wayne Rooney 3 yıldır bir santrafor değil. Arada en ilerideki oyuncu ama hiçbir hedef maçta forvet değil. Bu yıl 0-2'den 5-2 kazanılan lig maçını maç içinde sola geçişiyle birlikte 3 gol, 2 asist ile bitirdi Rooney. Eşsiz bir oyuncu, Ronaldo mu, Messi mi? tartışması arasında benim nazarımda ''takımıma ilk alacağım oyuncu''dur Rooney. Barcelona'ya karşı fayda vermedi, o ayrı. Dominant Barcelona'ya karşı United'ın şansı belli şerhler ile sınırlıydı ve eğer oyun Barcelona lehine geliştiyse oldukça sınırlıydı. Chelsea yaptı, United yapamadı; demek kadro özellikleri ve tek maç/çift maç farkı göz önüne alınarak yapılırsa anlamsızdır. Bugün United'ın başına Hiddink'i koyun, benzerini United ile oynatamaz. Fletcher yoksa hiç oynatamaz ki zaten Scholes'un bu sezon ilk 11 çıktığı maç sayısı yalnızca yirmi. Fulham maçındaki elle kesme refleksi, United'a lig şampiyonluğuna mal olabilirdi. Böyle bir Scholes'tan bahsediyoruz. Barcelona'ya kaybetmiş olmak, gerek Ferguson, gerek VDS, pek çok Unitedlı'da aynı etkiyi yaptı: Daha iyiye mağlup olduk. Sezonun özeti budur aslında. Son şampiyon Man United'ın bu sezon kupayı kazanamayarak gerye gittiğini değil, İspanya'da bir ''daha iyi''nin çıktığı görülür. Benzeri Barcelona için de geçerli, bu rüya sezon bir de CL kupasıyla taçlandı. Man Utd'ı ya da Sir Alex'i eleştirmektense, Barcelona'yı tümden öne çıkarmak daha doğrudur.
Düne dair sayısız güzellik, gariplik, ilgi çekici ayrıntı var olsa da dün gece tam zamanına rast gelen çeşitli durumlar nedeniyle birkaç minimal değerlendirme hariç dün maç öncesi itibariyle çok iştahlı olmamıza rağmen bundan fazlasını yapamıyoruz. Yeniden Ronaldo'ya gelirsek, bu sezons akatlıktan Eylül ortasında dönmesine rağmen yine müthiş maçlar oynadı. Premier League'in halen en özel oyuncusu ve Man United'ın birincil hücum silahı konumunda. Yeteneklerinin yanında geçen 6 yılda eklediği taktik oyun becerisiyle, fizik gücüyle, temposuyla muhteşem bir takım oyuncusu. Geçtiğimiz yılki sezon performansı futbol tarihine geçti, şimdiden efsaneleşti. Sir Alex Ferguson, bugün de yarın da onu kadrosunda görmek istese de bundan sonrası her iki tarafa da geçmişteki kadar fayda sağlamayabilir. Ferguson sezon başı Berbatov'a £30 milyon verse de 6 yıl evvel £12.5 milyona aldığı Ronaldo'yu en az 5 ile çarpıp satacak. Yerine de elbet birini bulacak. Belki kadro içinden, belki de dışından. Hazır Barcelona'dayken Madrid'e geçmesi kolay olur; Mourinho'dan sonra bir Premier League fenomeni daha dışarya ihraç olmuş olur.
Noat Samisa
28.05.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Mayıs
(35)
- Toraman Attı, Şampiyonluk Geldi
- Pamukkale'de Çay Keyfi
- FA Cup 2009 Final
- Stephen Ireland
- Barcelona'dan Madrid'e
- Şampiyon Barcelona
- Son Bilet: Burnley
- Kuzeydoğu Düşerken
- Weir - Ferguson
- Patronum Beni Baştan Yarat
- Beşiktaş 2-1 Galatasaray
- Hakem Oldum
- Pascal Gibi Forvetin Olsun
- Haydi Gülümse Owen
- Relegation Sunday #3
- Keulraesik
- Tugay'ın Vedası
- Relegation Sunday #2
- Lucescu - Srna
- Relegation Sunday #1
- Garanti NBA Skills Challenge
- Londra'ya Ameliyat Olmaya
- Carragher vs Arbeloa
- Bobo'lu Günler Güzel Günler
- İzmir - Ankara
- Mr Duracell
- Newcastle 3-1 Middlesbrough
- Ankaraspor 1-4 Beşiktaş
- Premier League 08/09 #36
- Chelsea 1-1 Barcelona
- Neredesin Bentley?
- Barton - Tugay
- Arsenal 1-3 Man Utd
- Beşiktaş 1-2 Fenerbahçe
- Premier League 08/09 #35
-
▼
Mayıs
(35)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
2 Fikir, Tenkit, Yorum:
perez "bu barçayı durduracağız seneye.gel bunun için sana ihtiyacımız var" derse dün geceden sonra kesin gidecektir ronaldo.baya ağır geldi kendisine dün barcelona.ha giderse ne olur.seneye la liga tadından yenmez.
Şurası güzel bir yorum:
''Chelsea yaptı, United yapamadı; demek kadro özellikleri ve tek maç/çift maç farkı göz önüne alınarak yapılırsa anlamsızdır''
Dilim döndüğünce ben de bunu yorum olarak belirtmeye çalıştım.
Bunun yanında, haydi diğer zamanları anlarım ama Barcelona 10 kişi kaldıktan sonra Chelsea 2. golü aramalıydı.Çünkü değişkenler aynıydı.Barcelona zaten şuursuzca saldırmaya devam ediyor ve Chelsea zaten onları karşılamaya devam ediyordu.Giren oyuncu Beletti değil Malouda olmalıydı.
Hiddink'in yaptığı devasa bir hata.
Yiyeceği bir gol turu götürecekken tedbiri abartması ve futbol dinamiklerini gözardı etmesi Chelsea'yi finalden ve belki de kupadan etti.
Şahsım adına Chelsea o maçta 2. golü bulsaydı fazla üzülmeyecektim ancak Hiddink'in tavrı milyonlarca futbolseverin negatif enerjisine maruz kalıp son saniyede onu tökezletti.
Messi - Ronaldo değil de Xavi - Lampard&Gerrard farkı daha çok dikkatimi çekti.Bu kıyasta taraf olup Xavi diyorum ve bunun için somut bir göstergem var:
6-2'lik Real Madrid maçında arkasında 2 rakip varken dönerek Messi'ye çıkarttığı asisti iddia ediyorum ki Lampard-Gerrardgiller yapamaz.
Ben en başından beri Lampard Gerrard türevlerinin futbol için çok da gerekli olmadığını düşünüyorum.Bir Xavi'niz varsa arkasına Toure-Essien-Appiah eklediğiniz vakit bahsi geçenlerden katbekat daha fazla yarar sağlar.
Bir de olağandışı durum olmazsa gidişat Barcelona hegamonyasına dönebilir.Zira İngiliz hegamonyasının bileşenlerinden biri fizik güç ve her zaman aynı performansı gösteremeyebiliyorlar.
Keza bireysel anlamda da düşüşler yaşanıyor, Vidic'in yaptığı hatalar gibi.
Oysa Barcelona teknik kapasite + makine düzeni gibi dışarıdan çok büyük bir etki olmadığı müddetçe nadiren aksayabilen bir yapıya sahip.
Son olarak Ferguson eleştirilerini ben de yersiz buluyorum.Sanırım ''kazanan haklıdır'' yanlış yargısının yanında bir de ''kaybeden haksızdır'' gibi yanlış bir düşünce de var.
Rooney'i forvetten sayıp Ronaldo'yu da ekleyerek 3 forvetle çıktığı iddia ediliyor.Düşünebiliyor musunuz?
Andersson-Carrick-Park-Rooney dörtlüsünün varlığına rağmen ortasahayı Barcelona'ya bıraktığı iddia ediliyor.Düşünebiliyor musunuz?
İnsanları anlamak hakikaten çok güç, övülen yapı başarısız olduğu vakit bu kez yeriliyor.
Yorum Gönder