Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Şampiyonluğa bir adım kala... Maç öncesi Köyiçi turu, Çarşı gezmesi, birbirini gazlama telaşı. Sonrası çınarlı yol, stada geliş. Deplasman taraftarının gelişini uzaktan izleyiş ve tribünde yerini alış. Güzel bir Mayıs günü; güzel başladı, güzel bitti. Sonunda ''Şampiyon Beşiktaş'' dedik ama şampiyonluğu kutlayamadık. Halbuki ilk devre bittiğinde eve sabah kahvaltısını yapmak için dönmeyi planlıyorduk. Olan-bitenin büyük kısmı bundan sonra oldu.
Her ne kadar bu durumun kabullenilmesi 30. haftayı bulmuş olsa da Beşiktaş'ın bir orta sahaya sahip olması gerektiği Mustafa Denizli tarafından da kabullenildi. Ankaraspor, Fenerbahçe, Ankaragücü ve Galatasaray; 4 maçta alınan 4 galibiyet ve tamamında belli başlı ortak özellikler var. Bir takım baskın ya da iyi oynadı, Sivas şehri stresi iyi kontrol edemedi, Trabzonspor Ersun Yanal sonrası zincirlerini kırdı vs. denilse de orta ve uzun vadeli başarının mutlaka saha içi göstergeleri vardır. Birbirini tamamlayan, birbirlerinin verimini artıran ikililerin uyumu, takım uyumunu sağlar ve omurgayı oluşturur. Uyumlu bir savunma tandemi, uyumlu orta saha ikilisi ve en az iki uyumlu hücum oyuncusu olan bir takım, bu omurganın etrafına yapacağı eklemeler ile hedefini büyütebilir. Bizim de başından beri görmek istediğimiz buydu. Sivok'u ve doğru partnerini -ki bu kadro içinden en doğrusu Zan- savunma tandeminde, Ernst ve doğru partnerini -ki bu kadro içinde Cisse- ve Bobo-Holosko ikilisini de ileride görmek istiyorduk. Bunların yanına iki bek, iki de hücumcu seçilecekti. Bugün için doğru olan sahadaydı. Her durumu kendi içinde değerlendirmek gerekir. Yusuf her ne kadar çok formda da olsa 90 dakikayı verimli kullanabilmesi pek kolay değil. Art arda oynanan 3 maçta büyük efor sarfetti. Bunun yanı sıra rakibin sağına maç başı mutlaka önlem alınmalıydı. İki takımın da oyun yapısı belli, olması gereken doğru tespit edilmiş ve sahaya konulmuştu. Cisse biraz daha geride, Ernst'in yanında Tello. Sağ kenarda Holosko, sol kenarda Ekrem. İleride Bobo. Benim istediğim kadro ve uygun diziliş ile başlandı maça.

Maç öncesinde trbüne çağrılan, en az 9 kişiyle birlikte cevap veriyordu. Rüştü'nün de yanına Hakan'ı alması olayın bittiği andır. Bir de siyah şort giymişlerdi, demek ki forma beyaz olacaktı! Daha ne istenirdi ki? Bizim çocuklar beyaz forma-siyah şort ile ''Beşiktaş'' olmuşlar, tribüne çağrılanı yalnız göndermeyerek de ''takım'' olmuşlar. Tabela 0-0'ı yazıyordu da henüz düdük çalmadan aslında ufak da olsa bir fark vardı. Kapalıda takım içerisinde konuşulan tüm dillere çevirlmiş bir slogan ve efsane pankart. Lincoln'ün yokluğunda onun görevini Nonda üstlenmişti. Fenerbahçe'de Alex'in yokluğunda Semih'in rolünün benzeri gibi. İyi bir maç çıkardı. Orta sahada Ayhan-Barış, geride Topal-Emre. Böyle olunca oyunun seyri aşağı-yukarı belirlenmiş oluyordu. Beşiktaş'ın hedef maç oyununa dair ''pas yapan takımlara karşı'' sözü biraz hurafe gibi; nitekim bu ligin topla oynama yüzdesi her maç yüzde 50'yi aşan -sanıyorum- yegane takımı Gaziantepspor'u her iki maçta da 3-0 mağlup etti Beşiktaş. Öncelikle takımın oyun karekterini bilmek gerek. Fiziken güçlü orta saha ve savunma oyuncularıyla Beşiktaş oyunu tutar. Bunu asli görev belirlediği oyunun 1 saatlik bölümünde eğer gol bulamaz ise son yarım saat en az iki hamle yapar. Eğer buraya kadar gol yemeden gelmiş ise hamlelerinin karşılığını sıklıkla görür ve sonuç alır. Takımın fizik kalitesi, silahlarının bununla parelellik göstermesi de bunda etkilidir. Bu akşamki maçın geniş çerçeveli fotografı çekildiğinde şaşılacak bir durum yok; ama başından beri görülmesi gereken gerçekler var.

Maç başı Sabri'nin çizgiden çıkardığı top, benzerini ikinci yarı başı Galatasraay yaptığından önemli. Bu tip durumlara sık rastlanır ama sebebi uzaktan pek kestirilemez. Sporcu psikolojisi, sanıyorum en genel nedenidir. İlk 20 dakika oyun Beşiktaş adına fena gitmedi. Galatasaray sürekli Arda üzerinden sağı kullanmaya çalışırken karşısında Üzülmez, Ekrem ve Ernst üçlüsünü buluyordu. Arda zaman zaman oradan aksiyon üretse de bu atak girişimleri birinci ya da ikinci kademede eridi. Uzun süre uzaklaştırılamayan topun arka direğe ortalanmasıyla Kewell'ın girdiği pozisyon harici aksiyon olmadı. Cisse'nin daha geride pozisyon aldığı ortamda ilk toplarda Ernst ve Tello görevliydi. Tello iki top kaparak oyun taktiğinin gereğini yerine getirdi. Tello'ya partnerlik edecek bir fazla iyi ayağına olmayışı -Yusuf veya Delgado- Beşiktaş'ın bu kazandığı ön alan toplarını doğru değerlendirebilmesini engelledi. Yine de Cisse'nin ekstra çabası ile taşınan top, bariz gol şansı tereddütlü bir faul ile sonlandı. Benim aklımda 3 net atak girişimi kalmış, aşağı-yukarı ilk yarı gol girişimleri eşit sayılır. Galatasaray, Milan Baros'u gezdirecek yeterli alanı bulamayınca oyunu kenarlardan içeriye taşıyamadı. İkinci bölgede yapılan pasların yüzdesinin ve sayısının yüksek oluşu görsel ve istatistiksel olarak Galatasaray'ı oyunun hakimi olarak gösterse de ilk yarı için Beşiktaş'ın oyunu karekteristiğine, bu sayede de istediklerini gerçekleştirmeye yakındı.

Devre arası Sivasspor'un 0-1 geride oluşu ve sakatlanan Tello yerine Yusuf değişikliği. Ne olduysa bundan sonra oldu. Aylar önce bir maç yazısında yazmıştım, ''ne zaman takımda maç için şablon veya görev değişmeleri oluyorsa, akabinde yerleşim hatası sebepli bir pozisyon oluşuyor''. İkinci yarı Baros'un girdiği gol pozisyonu ve Kewell'ın güzel golündeki savunma yerleşimine bakınız. Mustafa Denizli, biraz daha geride pozisyon alan Cisse'yi Ersnt'in yanına aldı ve üçlü savunmaya döndü. Takımlar sahaya dizilir dizilmez yanımdaki biradere ''yine takımın kıçı-başı oynadı'' dedim. Kupa finalinin devre dönüşü de benzerdi ama spesifik bir markaj hamlesiydi. Ekrem sağ kenarın, Üzülmez de sol kenarın tek adamı oldular. Zaten maç başından beri sürekli sarkık oynayan Beşiktaş savunma tandemi, Gökhan Zan'ı libero yaparak üçlü yerleşim aldı. Yenilen golde Toraman'ın öne yaptığı hamleye, sol ön oyuncunun olmayışıyla gelişen ataktaki alan boşluğuna bakınız. Bu ayrıntılar gole sebep olur ve toplamının temelde mutlaka bir sebebi vardır. Mustafa Denizli, yine hazır-çalışır takımı bozarak fantezi arayışına girmişti. Aslında teorik olarak yanlış değil. Cisse'nin fazla içeri gömüldüğünü görerek oyunu daha ileri taşımak adına bu hamleyi yapmış olabilir. Sanıyorum aklındaki düşünce, Tello'nun çıkışıyla birlikte ileri top taşımakta daha fazla zorlanacak takımının oyunu daha önde kabullenmesini sağlamak idi. Oyunda çok forvet bulundurmak nasıl bol golün teminatı değilse, dar alanda sayıca fazla adam bulundurmak da doğru değil. Alan savunması temelini bozduğunuzda dağılıyorsunuz, nitekim maç boyu bireysel olarak pek çok hata yapmasına karşın (Milan Baros'un Sabri'ye kötü pası ile biten pozisyon örneği) kurgusal olarak ilk yarı iyi bir maç çıkaran (kademe başarısı) savunma hattı, ikinci yarı çuvalladı. İkinci yarı performansıyla Gökhan Zan'ı çöpe atabilirsiniz, hatta bence Sivok ondan da kötüydü. Dörtlü savunmanın düstur kabul edilmesi ve mevcut şartlarda üç oyuncusunun standart olması gerekli. Toraman'ı sağ beke koyarak zaten üç stoperli bir oyun oynuyorsunuz, bunun yerleşimi değişik hali ise bugüne kadar sürekli facialarla sonuçlandı.Bu şekilde Milan Baros gezecek alanlar buldu, Nonda ile birebir oynayan bir markajcı belirdi ve bütünlük bozuldu. Galatasaray bu bölümde Beşiktaş orta sahası ile savunması arasına da toplar soktu. Nonda'nın sırtı dönük ceza sahasında bile top almışlığı var; Galatasaray, Beşiktaş orta sahasını bu bölümde pasla aşınca takımın boyu gereğinden çok kısaldı. İşler tamamen tersine gidiyor, oyun Galatasaray'a dönüyorken bir şans golü geldi. Önce Emre Aşık'ın hatası, sonra arkadan gelent akım arkadaşını görmeyip Yusuf yerine Bobo ile ilgilenen Mehmet Topal ve çokça şans ile Yusuf golü attı. Ben tribünde bu gol öncesinde Rüştü'nün sakatlığına odaklanmışken, Deli'nin anlamsız görünen pasını pek umursamamıştım. Pozisyon gol oldu, Delinho bizden bir alkış daha aldı. Son yarım saat, ikinci yarının 15 dakikası ile benzer ilerledi. Yerleşimi bozuk Beşiktaş'a karşı ilk yarı ikinci bölgede top yapan Galatasaray, bu kez oyunu tehlike alanlarına da taşıyordu.

Toparlamak gerekirse, ilk yarı oyun büyük ölçüde Beşiktaş'ın istediği gibi gitmesine karşın kırılma anlarında iki takımın da golü bulamamış oluşu oyunun devamı için her iki takıma da birer şans verdi. Beşiktaş bu şansı devre sonu kullandı ve golü buldu. Galatasaray'a ise bu şans büyük ölçüde Mustafa Denizli tarafından verildi ve o da değerlendirildi. Bülent Korkmaz'ın kulübesinin fakirliği, son bölümde oyundan düşen Arda, Kewell, Nonda üçlüsünün tolerasyonunu engelledi. Beşiktaş'ın ayağına gelen fazladan şans da tabelaya yansıdı ve maç bu skorla bitti. Yusuf'un sarı kart gördüğü pozisyon tribünden penaltıydı, televizyondan da penaltı. Ernst'in ve Emre Aşık'ın pas geçilen 2 . sarıları var. Meslektaşım(!) bir FİFA hakemi değil ama ülkemiz zirve hakemleri arasında çok büyük farklar olmadığını söylediler. Vermediği ikinci sarılar başını ağrıtır. Beşiktaş'ın kazanmasıyla daha da fazla baş ağrısı çekmeyecek.

Son 4 maçta alınan 4 galibiyetin fotografını çekersek benzer şeyler göreceğiz. Başta orta saha kurgusu ve Sivok'un pozisyonu olmak üzere Bobo, Holosko ve Yusuf baş aktörler. Bunun sezon başından beri görülememiş oluşu şampiyonluğu son haftaya bıraksa da bu sezon için eldeki kadrodan alınan verimden memnun sayılırım. Denizli seyahati? Bugünün yorgunluğuyla İzmit'e bile gitmem de hafta sonuna kadar neler olur, kim bilir? Haftaya Yusuf'un yokluğunda Delgado'ya ihtiyaç var, umarım sezonu kapatmamıştır. Ya da bir ekstra ismin skora yapacağı katkıya ihtiyacımız var.

Noat Samisa

25.05.09

25 Fikir, Tenkit, Yorum:

gökhan dedi ki...

"bu omurganın etrafına yapacağı eklemeler ile hedefini büyütebilir"

bence takımdaki sıkıntı burda. iyi bir omurga olduğunu düşünüyorum ama etrafındaki eklerde sorun var. ekrem ve delinho ne kadar çalışsalarda yeterli değiller. iyi bir yedekten fazlası olamazlar maalesef. önümüdeki sezon için konuşmak şu an için çokta doğru değil ama omurga senin bahsettiğin şekilde tutularak bu kalan mevkilere doğru hamleler yapılmalı. tabi omurganın 5 tanesi yabancı o yüzden türklere yönelmek zorundayız. ki takımda türk oyuncu kalitesinde de sıkıntı var. mehmet topuz, özer, murat ceylan, ismail hatta mümkünse ibrahim kaş.

maça gelirsek hemen hemen aynı şeyleri düşünüyorum. gs öyle aman aman oynamadı. memlekette pas yapan yada topu tutan takım iyi oynuyormuş gibi bir hava estiriliyor. kendi yarı alanında yan pas yaparak iyi oyun mu olurmuş allah aşkına. birde kazanmışken hakem demek istemiyorum ama doğru düzgün yönetse son dakikalarda bu kadar stres yaşamazdık.

neyse az kaldı. averaj hesaplarına girmeden çıkıp kazanmalıyız haftaya. özledik şampiyonluğu...

Adsız dedi ki...

burasını biraz geç keşfettim.ama bjk ve futbol üzerine hamasetten uzak yorumlar okumak güzel..

hakemliğinde hayırlı our inşallah.ve bir gs maçında daha soyunma odası çıkışında sabriye kırmızı kart vermeni bekliyorum..:))

bjkmad dedi ki...

bu saatten sonra iyi futbol beklemiyordum zaten.gs nin çok iyi oynadığını düşünmüyorum ama net pozisyonları da yok değildi.ben mi önyargılıyım bilmiyorum ama zan bu takımın orasını burasını oynatıyor resmen.bazı maçlar çok iyi oluyor ama her top ayağına gelişte yusuf yusuf oluyorum resmen.
futbolcudan başka birçok sıfatı hakeden ne idüğü belirsiz,terim-korkmaz atalarının devamı olan sabri denen mahlukun lisansının iptal edilmesi lazım.böyle adamları topçu diye tutmak bu mesleğe saygısızlık.
emre ve sabri'nin atılması gerekirdi.delinho ve yusufun verilmeyen penaltılarını da sayarsak muhtemel bir farkın görev adamı hakem tarafından önlendiğini düşünüyorum.
malasef hakemlerimiz şeref, haysiyet gibi değerleri yitirmişler.hadi kendinize saygınız yok,bigün de çoluk çocuğunuza götürdüğünüz ekmek parası(!) helal para olsun be kardeşim.

herşeye rağmen,
"Bu takım seve seve Şampiyon"

aşkın dedi ki...

Yusuf'un pozisyon penaltı değil.
Tam karşı açıdan Yusuf'un bıraktığı görülüyor.
Üzülmez'inki bana da penaltı gibi göründü.
Bu arada her fırsatta Bursa - Ankara kardeşliğini eleştirenlerin biraz da kendilerine bakmaları gerekiyor.Onlar hiç olmazsa birbirine kolay kolay maç vermez.Kardeşliğin ''kralı'' bizimkiler ve sizinkiler arasındaymış. Mide bulandırıcı.

Noat SamisA dedi ki...

Hakemin görüş açısından bence penaltı. Son cümle ise fazlasıyla saçma.

Borges dedi ki...

Noat: Kesinlikle besiktas maci yönetmemelisin sen :) Bu arada o güzel balik golün faulunun faul olup olmadigi da degerlendirilmelidir ki bana göre faul degildir ve gol gelmistir ama hakem zaten kötüydü o cok baska.

Besiktas Hakemden de kötüydü. taktiksel acilim dahi olsa -ki süpheliyim bundan- Sampiyonluga kosan takim kendi evinde bu atmosferde böyle dökük Galatasaray karsisinda bu sekilde mi taktiksel bir acilim sergilemek durumundadir ? BU kadar gücsüz müdür bu ligin sampiyon(u) ?

Ben Galatasarayin en iyi oynadigi mac derim buna. Elbette Mustada Denizli Kewell'in fasosunu ya da Baros'un Sabri'Ye verdigini ya da BAros'un kaleci ile karsi karsiya kalisinda kaciracagini filan hesap etmistir, orasini bilemem.. Lakin cok kötü bir besiktas ve arkadas bu denli "sans" faktörü yaninda.

Futbol acisindan bakarsak ben Alisamiyen'deki macta Besiktasin cok cok daha iyi oynadigini söyleyebilirim. Keza o dönemi takip eden ve izledigim besiktas maclarinda yine cok cok iyidi.. Lakin hem inönüdeki Fenerbahce ve ayni sekilde Galataaray maclarinda cok kötü bir besiktas vardi sahada.. Ki bu takimlar belki de son yillarinin en kötü dönemini geciriyor, deplasmanda ve iddiasiz oyuncularinda böyle olmamalidir. Simdiden teshis koyulmazsa sampiyonlar liginin hezimetlerinin sorumlusu da fedarasyon, hakem filan olmayacaktir, daha önceden de olmadigi gibi.. Kötü bir besiktas vardi, cok kötü.. (bence)

sampi dedi ki...

Maci internetten orta kalitede cozunurlukle laptoptan seyretmek zorunda kalmama Denizli'nin absurd taktikleri eklenince kac kisi adam adama ve nasil diziliyorlar pek anlasilmiyor. Karman corman bir yapi var. Basinla artik nasil bir iliskisi varsa kimse Denizli fantezilerini yazmiyor. Karsimiza disiplinli ve hizli bir takim cikarsa darmadagan oluruz CL'de, transferden bagimsiz olarak.

Takimda sol bek Ekrem, sag bek Kurtulus, stoperler Sivok + Toraman, onlerinde Cisse + Ernst oldugu ve surekli degisik dizilmedikleri surece surdurulebilir bir yapi olusturulabilir aslinda. Ama bu Denizli'yle asla olmaz. Temennim takimi sampiyon yapip zirvede birakmasidir, Demiroren'le birlikte.

shelbyl dedi ki...

Uzulmez'in pozisyonuna penalti vermek agir bir karar olabilir. Fakat Yusuf'un pozisyonunda, penalti olsa da olmasa da o darbeye karsin sari kart gosterilmesi yanlis. Ozellikle bu kartin Yusuf'u cezali konuma dusurdugunu goz onunde bulundurursak.

Macin ilk yarisinda yanimdaki GS'li arkadas "Oglum biz sizden daha iyi oynuyoruz" derken ben "Oyun dengede, ikinci yarida biraz daha agresiflesiriz, bu macta beraberlik almamiz bile bizi geriye dusurmez" diyordum. Sonra one gectik, Denizli'ye bir haller geldi. Son saniyede Arda'nin pozisyonu gol olsa su an cok farkli seyler konusuyor olurduk. Sonuc gene beraberlik olurdu, gene lider olurduk fakat yapilacak elestirilerin dili bu kadar "Neyse, kazandik ya." tarzi olmazdi.

Ayrica Askin,

Galatasaray'in bu aksamki oyunundan sonra "kardeslik" vs. edebiyatina girebiliyorsan, ya cok paranoyak bir dimagin var, ya da ortalik bulandirmayi seviyorsun. Baska bir sonuc cikaramiyorum buradan.

Noat SamisA dedi ki...

Borges ve sampi, şu formasyonu aldığım gün itibariyle bana öğretilen şey artık pozisyonları hakem gözüyle izlemem gerektiği. Yusuf'un pozisyonunda Yusuf'a yapılmış bir darbe vardır. Hakem hocalarının benden isteği, daha doğru hakemlerde isteği gördüğünü çalmaktır ve bu kavramın içi boş değildir. Tv'de 5 kez izledikten sonra Yusuf'un kendini atma niyeti görünüyorsa bu hakemi alakadar etmez, notunu da düşürmez. Seminerlerde öğrendiğim en değerli bilgi galiba budur. Golden önce faul olmması konusu da haklı olabilir. Lakin net bir ayrım, hakemi suçlayacak bir tarafı yoktur. Şarjı rakibi bozucu hamle olarak yorumlamıştır. Vermemesi doğru olan olsa kimse niye verdin diye sormayacaktır, çünkü empati kurulduğunda görülecektir ki sahada pek de öyle bariz görünmüyor bunlar. Beşiktaş maçında olduu için ve Beşiktaş bu maçı kazandığı için şöyle-böyle yazıyorum gibi düşünülse de hem muhtemel penaltı kararı hem de gol öncesi faul, hakemin notundan 0.1 bile alıp götürmez, yalnızca hatadır. Esasen hata da değil, yorumdur. Hata olan ise Emre Aşık, Sabri ve Ernst'e gösteremediği 2. sarı kartlardır. Ben sıklıkla oyuncu eleştisi yapmadığım gibi bundan önce de sonra da hakeme en fazla bir-iki cümle ayıracağım, futbolda hakemin yeri aslında (genelde) bu kadarlıktır.Dün akşama da Beşiktaş lehine bir katkısı olmamıştır.Gün gelir de Süper Lig'e hakem olursam en çok isteyeceğim şey bir Beşiktaş maçına çıkmak olacaktır. :)

Takım şu anda şampiyonluğa 1 maç uzaktadır. 6 yıl sonra gelen şampiyonluk 20 yıl sonra gelen duble olasılığı bana bir süredir gelecek seneyi düşündürmüyor. Haftaya kupayı kaldıralım, sonra 1 hafta bu kupayı havada tutalım, elbet bizim de bu sezonu baz alarak gelecek sezona dair düşüneceğim, söyleyeceğimiz, yapılmasını bekleyeceğimiz çok şey olacak. Galatasaraylı'ların takımlarının bu sezonki en iyi oyunlarını görmüş olması, Beşiktaş'ın oyunuyla çok da alakalı değil. Beşiktaş bu ligin toplam futbol kalitesi ile şu an lideridir, iyisi-kötüsü gelecek sezona dair öngörü olabilir.

Borges dedi ki...

Peki, Galatasarayin ilk yedigi gol icin ne dusunuyorsun ? Ben bir kere izledim faulk degil dedim, bes kere izledim yine faul degil dedim ve on kere izlesem yine ona faul calmam, hakem dogrudur dese, 20 yillik mac yönetmis olsa yine fikrimi degistirmem zira dedigin gibi haftada en az bes mac izleyen insanlariz..

Bir de skor yorumculugu elbette canimi sikan.. Ben, Galatasarayin Ali Samiyen'de 4 attigi zaman yazmistim, o besiktasin üzerinde durulursa kesinlikle iyi sonuc verecektir ve takim o gün iyi futbol oynamistir ki ikinci yari beni yaniltmamistir. Lakin su takimin iyi top oynadigini, tüm bu olup bitenin güclü takinmlara karsi olan zayif görüntüsünün taktik icabi oldugunu söylemek cok da dogru oldugunu sanmiyorum. Yine diyorum, Sampiyonlar Liginde arkasindan bagirilacak bir hakem olmayacaktir daha önceden olmadigi gibi..

Su kötü futbolun ardindan bence hakem en son konusulmasi gereken konudur, temel yanlis da budur bana göre. Su futbola üc puan, süper..

HAyir Ugurlu olsun hem hakemlik hem de Sampiyonluk.. Ama Bir GS li olarak kesinlikle besiktas macinda sana güvenmem, bir daha söyleyim ;))

Noat SamisA dedi ki...

Borges, cevaben yazdığım yorumda zaten ilk golü anlattım, yorumladım. Sen hangisinden bahsetmiştin ki? Anlayamadım.

Aksine ilk GS maçında Beşiktaş pek bir şey oynamamıştır bana göre. Zapotocny'nin o gün bir bölüm orta sahada oynadığı da göz önüne alınırsa takımın bugün geldiği nokta çok çok ileridir. Mustafa Denizli'nin 4-3-3'ü takıma bunu oynamayı öğretti. Takım da bunu hiç fena yapmıyor bana göre. Sonunda ''ilk 6'dan hiçbir takımı yenemiyor'' istatistiği de çöp oldu. Nedir ki bu maça dair skor yorumculuğu? Diyorum ki, ilk yarı Galatasaray aman aman bir oyun oynamadı. Topa sahip görünse de oyunun seyri Beşiktaş'ı avantajlı konuma geçiriyordu. İkinci yarı Beşiktaş'ın kurgusu Denizli tarafından dağıtılınca Galatasaray'ın taktik yönü kuvvetli oyuncuları boşlukları rahatça değerlendirdiler. X bir takıma karşı üçlüye dönüşünüz belli olmaz da karşınızda Kewell varsa o anda markajının Üzülmez olduğunu ve şablonun değiştiğini hemen kavrar. Zayıf görüntü olsun hatta bunun adı anti-futbola kadar gitsin. Önemli değil. Yani şimdi takımın şampiyonluğuna 1 maç kalmışken bu maç yazısında ''gelecek için ümit vermedi'' ana fikri mi beklenirdi ki? Mustafa Denizli maç sonu: ''Oyunun geneline bakarsak topla daha fazla oynayan, topa hakim gözüken taraf Galatasaray’dı. Bizim oyun düşüncemiz de buydu zaten. Rakibin topla oynaması bizim için çok önemli değil. Bu akşam düşündüğümüzü gerçekleştirdik.'' demiş. Ha, Mustafa Denizli ikinci yarı maçı sabote etmeye kalktı. Onu da yazdım. 2. yarı Beşiktaş o şans golünü bulmasa oyun Galatasaray'a dönüyordu.

ASY'de 4 yiyen Beşiktaş ile bugünkü arasında nasıl bir fark vardı? O takım fazla salaştı, kimin nerede oynadığı belli değildi, o takım şampiyon olamazdı.Sezon bitmiş, şampiyon belli olmak üzere, tabela netleşmiş, hedefsiz takımlar önümüzdeki sezonun çalışmalarına başlamış, Beşiktaş ise halen hedefine odaklı. Gerisi, şampiyonlar ligi vs.'si bir-iki hafta sonra.

Ben kendime güveniyorum, konu bir Beşiktaş maçını hakça yönetmek olunca da kendime güveniyorum. :)

Borges dedi ki...

:)

Dogrudur, güveniyorsan amenna.

Ama sunun altini cizelim. Besiktas top filan oynamadi, iki tane balik gol ve bunlarin disinda cok da ataklari olmayan bir takimdi. fenerbahce gibi galatasaray yenemediyse yüzde yüzlük üc tane golün kacirilmasi sonucudur, Fenerbahce maci ile tek fark budur, Besiktas yenilmeyi haketmistir ama BAros iste..

Biz sampiyonluga oynayan cok takim görüyoruz.. Wolfsburg misal, son maci evinde.. Hic yenemedigi bremen ile.. Dagitiyor, dagitacak cunku güclü, cünkü kendi evinde oynuyor, gelsinler arfadan mehmet topala captirip gol atariz gibi bir düsünceleri yoktur. Barca misal.. Ya da kim sampiyon oluyorsa.. takir takir oynayarak oluyorlar, besiktas deplasmanda degil, karsisinda son on yilin belki de en daginik ve kötü durumda gs keza fener.. Ama sonuc ? Skora aldanmayalim hic.

ASY'deki macta delgado atilmasaydi inan bana cok baska biterdi o macin skoru ki dönem olarak GS zirve yapmis, önüne geleni benfica-berlin su bu demeden yenip gitmis ve kendi sahasinda.. Buna ragmen cok sacma bir kart sonrasi on kisi ama cok da güzel bir futbol.. Sonrasinda da fena degildi filan.. bekledigimdir benim o maglubiyetsiz serisi.

Dün aksamki nedir ki ? Hic pozisyon vermeyeceksin ve buna ragmen sürekli olarak cok tehlikeli akinlar gelistirip galip geleceksin ki kendi evinde oynuyorsun yahu.. Öyle olmadi ki.. Pozisyonun da alasini verdiler ,tehlikeli atak da topala carpan, emrenin bariz hatasi ve oina ragmen yine önüne düsen filan.. budur.

Besiktasin sakati mi var, zor durumda midir böyle bir taktik benimseyecek yoksa gücsüz müdür ? Evet delindi yendik iste diyorsun, skor yorumculuguna da kiziyorsunuz Yenmek degil ki mesele.. bir de ben bunu niye büyüttüm onu anlamadim ;)

Hakemligin hayirli ugurlu oLsun, Sampiyonluk da üst takimlar harici takimlara karsi gösterilen futbol ile toplamda ligin en iyisi olmasiyla gelmistir.. Ama ben olsam denizli macindan korkardim biraz.

Genel görüntü Noat objekltiftir, bu mac ise önemli degil, fikir ayriligi diyelim :)

Adsız dedi ki...

galatasaraylı olsunda öküz altında buzağı aramasın.topalın kendi kalesine attığı golden önce faul olup olmadığını yazan borges arkadaşım ayni niyeti ali samiyen deki ilk maçta ki iki penaltı ve delgadoya verilen kırmızı kart içinde yaptı mı acaba..yada taa 96 da vanda verilemyen penaltının o zamanki muhasebesini yaptımı acaba?sabriye verilmeyn kırmızı kartın ve daha ilk yarı 10 kişi kalacak gs nin muhasebesini yaptımı acaba?

Adsız dedi ki...

o adsız yine benim..:))

sanırım gs lilerin hala şampiyonlar ligi ümidi varki bize denizli maçından korkun espirisi ile gönderme yapıyorlar.ama onlara da hak veriyorum.bu işleri yıllarca o kadar iyi yaptılar ki ben hala sivas trabzondan birin 3-5 puanın bir şekilde silinip gs nin şampiyonlar ligine gideceğine ihtimal veriyorum..:))
hakemilik konusunda bir beşiktaşlıya güvenmemekte ise çok haklılar yoksa barosun elle ofsayttan attığı golleri hangi hekemler verecekti ki..
her ne kadar kendi kendime yemin etmiş olsamda bir gs li ile asla futbol ve hakem üzerine bir tartışmaya girmeyeceğime dair yine de kendimi tutamadım.yemin kefaretini de öteki tarafta arif e barosa verilen bedava penaltılar ile ödeştiririz nasipse..
bence CL de 8 yediğimizde kıs kıs gülenlerin bize yine de gelecek adına akıl vermelerinden ziyada bir an önce kendilerine bir teknik direktör kaleci falan bulup kendilerinin uefa veya inter totoda neler yapıp yapamayacağı üzerine kafa yormaları daha güzel olur..:))

Arkhe dedi ki...

@Borges
İçimden geçenleri anlatmışsın..

Genel görüntü Noat objektiftir ama son 5-6 haftada değil, e belki de çok haksız sayılmaz. :)

Maç yazısını okuyunca bir an Beşiktaş'ı değil Manchester United'ı okuyorum sandım..

Adsız dedi ki...

Hakemden bahsetmişsiniz ama kimse çıkıp dememiş.Ernst atılmalıydı diye,kimse çıkıp dememiş Beşiktaşın ilk golünden önce faul yok diye.Alt tarafı emre aşığı atmadı bu yüzden mi hakeme rağmen deyip duruyorsunuz.İbrahim üzülmezin nesi penaltı adam kendisi bile penaltı değil diyor
Galatasaray iyi oynamamış yarı sahada pas yapmış o yüzden mi gol ayın golü.8-10 pasta geldi.Gs iyi oynamamış.Arda ekremle ibrahim üzülmezi yedi bitirdi.Kewel çok iyiydi.Nonda bu senenin en iyi futbolunu oynadı.Holosko H.baltanın karşısında eridi bitti gitti.Ayhan çok iyiydi.Gs kötü oynadığı için mi net pozisyonları buldu Gs kötü oynadığı için mi orta saha elindeydi ve yüzde 70 yüzde 30 pas yüzdesiyle oynadı.
Bjknin golleri pozisyon bile değil.Yazıda Bjk pozisyon buldu falan yazılmış ama ben pozisyon görmedim hiç uzaktan falan şutlar pozisyon mu sayılıyor.Bir tello var o da eh.Galatasarayın kaçırdıkları yüzde yüzlük pozisyonlar.Hem deplasmana gel iddan olmasın bir sürü pozisyon bul rakibe top gösterme o kadar sakatın olsun rakibe pozisyon verme ama yenil.Sonrada Gs iyi oynamamış.

Adsız dedi ki...

Bu arada Yusufa haksız sarı kart verdi diye hakem yine yaktı diyeceksiniz nerdeyse.Geçen hafta ceyhuna faul yapıp cisse sarı kart gördü mü görmedi.Eğer görse Gs için daha rahat maç geçecekti.Yusufu cissenin görmediği kart için sayıverin.Yazıları okuyunca maçı izlemesem hakem yedi sanacak Beşiktaşı.İlk yenen golden önceki olmayan faul ve ernste gösterilmeyen kırmızı kart var.Bunun karşılığında emre aşık kırmızı kart var.Yusufun pozisyonu var
Şu sabriye de kafayı takmışsınız her itirazda kırmızı mı gösterilir.Hemen sabri atılmalıydı nereye atılıyorya.Gidiyor holoskodan topu alıyor.Gördüğü sarı kartan öncede ben faul diye gördüm 2 kişiyi geçmişti

Adsız dedi ki...

dedim size gs lilerle futbol ve hakem konusunda tartışılmaz diye.:))
çünkü onlar hakem işlerinin kompedanıdırlar.hatta o kadar kompedanıdırlar ki ve bu işleri o kadra komplike düşünürler ki beşiktaşa yenildiklerinde ne olur ne olmaz hesabını bile yapıp bursa galibiyetini önleyebilmek için bursa-antep maçındaki hakemi bile ayarlayıp bursanın hakem tarafındna doğranıp beraberlikle yetinmesini bile sağlayabilirler.malum inter toto şansları için ne lazımsa onları yaparlar...:))

birde ya allah aşkına şu gs lilerin sağduyulu,objektif ayaklarına yatıp ta erns ti ağzılarına dolamalarına anlam veremiyorum.tekrar soruyorum bu gs li arkadaşlar aynı sağduyu ve objektiviz mi ali sami yen deki ilk maçta verilen 2 penaltı verilen bir kırmızı kart içinde yaptılar mı..90 dakikalık bir maçın 1750 inci dakikasında orta yuvarlakta kendini yere atan arif erdem için istanbulspor maçında verilen penaltının,ahmet çakarın vehap beyazın hesabını yaptılarmı acaba...
tek bişey soracağım gs li arkadaşlara.eski istanbulspor yeni istanbul büyükşehir belediyenin gs ile kaç maç yaptığını ve kaçında penaltı verilip kaçında istanbul takımının 10 kişi kaldığını araştırabilirler mi acaba??

çimento dedi ki...

Bu saatten sonra iyi futbol değil sonuç önemli son 2 hafta kala derbiyi kazanmış mısın ? Kazanmışsın gerisi hikaye.


Maç sonu hakemin skora etki ettiğini ima eden Gs'liler görmek ne kadar güzel. Darısı herhangi bir Fener maçında Fenerlileri de aynı şekilde görmeye artık.

Adsız dedi ki...

Ali sami yende ki 2 penaltıda net penaltı.Arda-Lıncoln-Baros o maçtada şov yaptı.Delgadonun atılması sizin için iyi olmuş bahane bulmuşsunuz.İlk maçtada delgadonun attığı gol öncesi Bjk yarı sahasında ne olmuş ona da bir bak istersen.Galatasarayın yıldızları sahadayken ali sami yende mi alacaktın maçı zaten de delgado atıldığında maç 2-1 di.Nerden biliyorsun.Futbol mu oynuyordun o maçta.1 kişi iyi oynadı diyebilirsin.O sizin en kötü döneminiz bizim en parlak dönemimizdi.Yenilince yenince hakem hakem hatasıda olmasada hakem amma hakem diyorsunuz ya.Bir bak bakalım Beşiktaşın İbb maçından başlayıp Kocaeliye kadar giden ki dönemdeki hakemlere ;)
Pazar günü sayıyolar emre aşık atılmalı şöyle böyle ernst napmalıydı ? Emre aşığın sarı kart görmesine sebep olan bu hafta cezalı olup oynamaması gereken cisseydi

alper dedi ki...

Gercekten de pazar gunku mactan yola cikarak besiktas'in sampiyonlugunu tamamen sans,tesaduf ve hakem yanlislarina indirgeyen gs'lileri anlamak cok guc.son 20 yila baktigimizda bu dusuncelerle yola cikmasi en abes olanlar gs lilerdir.sanki ligde her sezon butun buyukler firtinalar estiriyor,simdiye kadar alinan tum sampiyonluklar muthis futbollarla alindi.birakin bu isleri,biz gecmisi unutmus degiliz.evet besiktasin bu sezon sansi yaver gitti,muthis de futbol oynamadi,fakat bu sansi kullanacak gucu vardi ve digerlerinden daha iyi oldugu icin su anda birinci siradadir.herkes bunu kabullenmelidir.lig 6 takim arasinda oynanmiyor.gercekten de arkadasimin dedigi gibi gozu kararmis gecmisi hatirlamayan gs lilerle hakemler ve futbol ile ilgili konusmamak en iyisi galiba.
alper

ercan dedi ki...

Benim gözümde Noat önce Beşiktaşlıdır.

Sizin objektiflik dediğiniz ise işiniz gelen yazıların varlığıdır. İşinize gelmeyen yazılar çıkınca "son haftalarda değişti" dersiniz.

Lafı dönüp dolaştırıp Ernst'in kartına getiriyorsunuz ve haklısınız.

Hakem Yusuf'un penaltıyı verip, daha sonra da Emre'yi oyundan atsaydı o zaman Ernst'in kartı da verseydi.

Bu hakem konusu uzar gider. Heleki karşındaki gsliyse hiç bitmez.

Bir arkadaşın dediği gibi bu ülkede bu işlerin kompedanı gsdir.

Geçen sene BJK'nin şampiyonluğu nasıl kaybettiğini hepimiz biliyoruz.

Dikkat edin Gs'nin nasıl kazandığını demiyorum. BJK'nin nasıl kaybettiğini diyorum.

Adsız dedi ki...

Bu galatasaylılarda ne alem. Maçta Barosun 2 pozisyonu(birinin devamında gol oldu zaten) ve bir korner dışında pozisyonları yok. Pozisyonumuz yokmuş. Maçın başında beşiktaşın kornerden bulduğu pozisyonda çizgiden çıkarılan topu görmediler herhalde.Beşiktaş forvetlerinin gününde olmamaları sebebiyle defansları rahat oyun kurdu. Oyunun geneline beşiktaş önde götürdüğünden kontrollü oyun oynamaları gayet normal.Nobre girdiği gibi tekrar top beşiktaşa geçti zaten. Ha bi de ernst atılıacaktı değil mi. Kewellda toramana tekmeyi iyi niyetle atmıştır herhalde.

Noat SamisA dedi ki...

Beşiktaş, Fenerbahçe'yi ve Trabzonspor'u kupada ve Galatasaray'ı da ligde mağlup etmiştir. Sivasspor'a ise 2 maçta da kaybetmemiştir. Bu Sivasspor, üstteki cümlede sayılan 3 takımı da ligde mağlup etmiştir. Keza Fenerbahçe ve Galatasaray'ı da mağlup eden Bursaspor'a karşı Beşiktaş mağlup olmamıştır. Kaybedilen maçlardan Fenerbahçe karşısında silik bir oyun oynanmış, onun karşısında da berabere kalınan Trabzonspor maçında bu sezonun en iyi maç performanslarından biri sergilenmiştir ama berabere kalınmıştır. ''Üstteki takımlara'' karşı böyle bir performans vardır. FB ve GS'nin kaybettiği ''üsttekilere'' karşı Beşiktaş KAYBETMEMİŞTİR. 4 büyüklerin tamamını da sezon içerisinde 1'er kez mağlup etmiştir. Bunlardan birinde kupa finalinde, diğerinde Trabzonspor'un en iyi zamanlarında deplasmanda alınmış galibiyetler vardır. Son maç da ''Galatasaray'ın bu sezonki en iyi oyuncularından biri'' sayılmış ve bu maçı Beşiktaş kazanmıştır.

Üsttekilerden Sivasspor'a Galatasaray hem ligde mağlup olmuş, hem de kupada elenmiştir. Beşiktaş ise bu kupayı rölanti Ankaraspor rövanşı hariç beraberlik dahi almadan kazanmıştır. Son haftaya girilirken de lig lideridir. Şampiyonluğu bırakın bir kenara, onu haftaya konuşuruz. Liderliğin ''meşruiyetinde'' de böyle bir tablo vardır. Beşiktaş, Galatasaray'a karşı kendi futbolunu oynayabilmiş ve maçı kazanmıştır. Pekala bu maç Galatasaray'ın lehine dönemye meyilli olsa da nasıl Şükrü Saraçoğlu'nda oyun Fenerbahçe'nin lehine geliştiyse, bu kez de Beşiktaş'ın lehine gelişmiştir. Yusuf'un son hamlesi şans olsa da tribünden görülen Galatasaray'ın savunmayı aşırı önde kurduğudur. Yusuf kale sahasına gelene kadar şans yoktur ortalıkta. Aslolan da şudur ki, Galatasaray maçı üzerindens ezon değerlendirmesi ya da meşruiyet eleştirisi gayet basit kaçmaktadır. Üstteki paragraf, ligin zirvesinin fotografını çekmektedir. Ne olmuştur, hakemler mi diğerlerini dışarı itmiştir de Beşiktaş lider olmuştur? Medya mı Beşiktaş'ın başarısını istemiştir?

Fazla uzadı bu postun yorumlarındaki polemik. İstenirse bundan sonra da devam edilebilir.

johnwayne dedi ki...

gsnin baros şahsında forvetinin beceriksizliğinden bahsediliyor.tamam beceriksizdiler ve harcadılar net pozisyonları.peki özellikle maç 2-1 iken beşiktaşın çıkışta yaptığı acemilikleri neden görmüyorlar.70 den sonra ben size net 6-7 pozisyon sayarım tek pasla gole gidilebilecekken yavaşlanan yada rolantiye alınan ataklardan.

tamam özellikle ikinci yarıda ben de beğenmedim beşiktaşı ama takım üzerinde "bir devrede girilen stress bir gol yenip de olaşacak bir haftalık stresse" tercih edilmiştir ve sonuç ortadadır fark hala 2 dir ;)

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana