Bobo'lu Günler Güzel Günler

5 günde katedilen yaklaşık 2000 kilometre yol, toplam 35 saati bulan şehirler arası yolculuk ve sonu mutluluk.Takım ile birlikte kupayı almaya giderken aynı zamanda liderin peşinden gidiyorduk.İzmir'de kupayı hep beraber kaldırdık; geçtiğimiz hafta Ankara'da lider olan takım İstanbul'a yine bir Ankara deplasmanı sonrası lider olarak geri döndü.Fazladan bir mutluluk daha yaşadık; biz Ankara'da iken Kasımpaşa yeniden zirve lige döndü.
Çarşamba sabahı İzmir'e vardığımızda gün yeni başlıyordu.Daha arabadan iner inmez İstanbul-İzmir arası sıcaklık farkını hissettik.Hava biraz serin olaydı da Kordon'da boylu boyunca yataydık, diye iç geçirirken İzmir'in yakıcı sıcağından kurtulmak adına acilen kahvaltı yapılabilecek havadar bir mekan bulmamız gerektiğinin farkına vardık.Bunun için de en ideali Kordon'du, geçtik bir masaya oturduk.Özsüt'ün kahvaltı tabağı iyiydi de çayı çok kötüydü.Önce otobüste, sonra bizi Alsancak'a götüren serviste, sonra da sahildeki mekanlarda Fenerbahçeli-Beşiktaşlı yan yana geziyor, oturuyordu.İyi, güzel de böyle olunca maç havasına girmek pek kolay olmuyor.Maça kadar vaktin bir şekilde geçmesi gerekiyordu, Beşiktaşlı'ların çoğunlukta olduğu bir yer aramaya başladık.Kordon boyunca yürürken yoğun Fenerbahçeli popülasyonu arasındaydık, gördüğümüz en kalabalık Beşiktaşlı topluluğu 5 kişiden oluşuyordu.Sıcaktan bunaldığımız bir anda soluklanmak üzere palmiyelerin altına oturduk.Sonradan öğrendik ki biraz devam etsek Beşiktaşlı'ların çokluğu oluşturduğu mekanlardan birine ulaşacakmışız.Bahsettiğimiz ''palmiye altı''nın arkasında üzerinde Borsa yazan bir tarihi bina vardı, artık bilen neresi olduğunu bu referans ile çıkarsın.Muhtemelen 30 dereceyi bulan İzmir sıcağında çöl-vaha farkı kadar bünyede ferahlama yarattı bu palmiyelerin altı.Soluklanma bahanesiyle oturduk ama bir süre açık havada uyumuşuz.Sanıyorum yaklaşık 1 saat kadar.Yolculuğun bu ana kadar ki en güzel bölümüydü bu açık hava uykusu, bize böyle bir fırsat veren İzmir'e teşekkür ederim.Çimenlerde otururken bir Beşiktaşlı beni simaen tanıyarak ''senin noat samisa ile alakan var mı?'' diye sordu, bu da seyahatin benim adıma en bomba anıdır.BİY'in maç başı yediği gol ortalaması 8,5 olan kalecisi olmak da şöhrete katkı sağlıyormuş!(Kendisi burayı okuyorsa selamlar.)Uyandıktan bir süre sonra ''vakit geldi'' diyerekten stada doğru yol aldık.

İzmir Atatürk Stadı civarında da siyah-beyaz/sarı-lacivert yan yanaydı.Beşiktaşlı'ların stada alındığı tarafa geçtik ve maç önü hazırlığını burada yaptık.Biz de bir yer bulduk ve gölgeden olan-biteni izlemeye koyulduk.Kimi karnını doyuruyor, kimi birasını yudumluyor; otobüsler geliyor, tezahüratlar yapılıyor.Bildik görüntüler işte.Orada geçirilen zaman maça hazırlık için yetti.Stadın yavaş yavaş dolmaya başladığını anladık ve ağaç altındaki nezih yerimizden kalkıp maratonda yer alan tam güneş karşısı koltuğumuza oturduk.Maça kadarki zaman güneşin karşı tribünler ardına inişini bekleyerek geçti, kavrulduk.Takımlar ısınmaya çıktığında hemen kadro mütaalasına başladık.Güzel başlayıp güzel devam eden final yolcuğunun bu kısmı da istediğimiz gibiydi.Fantezi aranmamış, olması gereken takım sahaya konulmuştu.Beşiktaş'ın kupayı alabilecek kadrosu buydu.Keza ligdeki maçı da kazanabilecek, keza şampiyon olabilecek kadrosu da buydu.
Takım sahaya çıktı ve 1-0 öne geçtik.Çünkü beyaz forma-siyah şort ile sahaya yürüyordu Kartallar, işte şimdi gerçekten kartaldılar.Takımı kırmızı halıda gördüğümde yaşadığım mutluluk, Holosko'nun attığı 4. golden daha çoşkuluydu.İlk 20 dakika bir ara ''Chelsea gibi oynuyoruz'' dedim.Hakikaten de öyleydi.Yusuf'un kaleci hatası destekli şutu ile ele alınan skor üstünlüğünün bundan payı büyük olsa bu farkı yaratan esas sebep sahadaki kadroydu.Fenerbahçe'nin hazırlık paslarına izin veriliyor, ama topun üçüncü bölgeye geçişine izin verilmeden ön alanda kazanılan toplar hızlıca ileriye aktarılarak pozisyona dönüşüyordu.Holosko-Bobo paslaşmasında Holosko hızı ayarlayabilse ya da Bobo daha çabuk olabilse maç o dakikada bitebilirdi.Olmadı, Beşiktaş'ın kolay kazandığı hiçbir şey yoktur ki bu maç kolay olsun.İyi oynarken gol gelmeyince takım disiplininde sapmalar olmaya başladı.Takımın hatları arası mesafenin arttığı kısa bölümde (belki 4-5 dakika) Fenerbahçe golü buldu.Guiza'nın golünde pas çok iyi, öyle bir pozisyondan gol çıkarak Deivid ve Guiza'ya alkışlar gitsin.Lakin bir arada oynama problemi olan Beşiktaş savunmacıları adam-alan geçişini yapamayınca bu akıl dolu asist gol ile ödüllendirildi.Golden sonra Fenerbahçe daha iyi pas yapmaya, Beşiktaş'ın orta sahası ile savunma hattı arasında top geçirmeye başladı.Devre berabere bitti, bu haliyle oyunda ibre biraz daha Fenerbahçe'ye yaklaşıyordu.

İkinci yarı başı Üzülmez-Toraman değişikliği geldi.Tepkim ''ne alaka yahu?'' oldu.Ama 10 dakika sonra düşüncem değişti.Birincisi Toraman'ın sarı kartı vardı, ikincisi ise Mustafa Denizli'nin aklında bir fikir vardı: Üzülmez'i Deivid ile eşleştirdi.Zihnisinir bir deneme olsa da sonuçta bu bir finaldi ve ''winner takes all'' durumu vardır.Dörtlü savunmanın sol beki, rakip forvet arkası üçlüsünün sağı ile adam-adama oynuyordu.Sonucu görülen bu hamle, cevabını bulsa belki biz bir faciadan bahsediyor olacaktık.Şu dakikada Gökhan Gönül sağ beke geçirilse Beşiktaş solu otoban olurdu.Lakin Aragones Uğur-Semih değişikliğiyle kanatları tamamen bitirdi.Deivid'in pasifize olduğu, Alex'in Cisse tarafından edilgenleştirildiği ve son olarak da sol tarafın Aragones tarafından boşaltıldığı bir günde Beşiktaş'ın golleri için çok uygun bir ortam oluşmuştu.Skor 1-1 iken Semih'in kaçırdığı top girse belki ibre yine de Fenerbahçe'den yana olacaktı ama genelde futbolun iç dinamiklerine yönelik bir çekişme içinde olursanız şans da yanınızda olmaz.Ernst'in taşıdığı topu alan Bobo muhteşem vurdu.Solda Yusuf, sağda Holosko her yere koşuşturunca, orta saha tüm özverisini sahaya koyunca takımın santraforuna da yeteneklerini sergilemek düştü.Bobo, 55-70 arası muhteşem oynadı.Aldı, indirdi, adam geçti, pas verdi, gol attı.Yusuf'un özverisi, biraz da şans ile 3-1 oldu.Son goldeki paslaşmalar da bu güzel gecenin finalini yaptı.Hep birlikte kupayı kaldırdık, Hakan Arıkan'ın başarılı maç performansı sonrası başarısız bayrak dikme teşebbüsüne şahit olduk.Sonradan gördük ki kupa kalkarken etraftaki yönetici popülasyonu azmış, onların yerine futbolcu eşleri varmış.Bu da çok güzeldi.Cisse'nin kupayı kaçırışı, kupa turu; hepsi ayrı güzeldi.Maç sonu da stadın fiziki yapısından mütevellit maç sırasında pek tat vermeyen senkronize tezahürat girişimlerinin acısı çıkarıldı.Merdivenlerdeki siyah-beyaz harikaydı.Maçın yıldızı Cisse, ekürisi Bobo.Yusuf ve Tello boyun farkıyla ikinci; diğerlerine de ayrı ayrı birer tebrik, teşekkür...
Geceyi ve ertesi günü ziyaret ile İzmir'de geçirdikten sonra akşam için bilet aldık.Mavi Tren ile Ankara'ya gitmeye niyetlendik.Basmane Garı'ndan otobüsle Ulubatlı'ya vardık ve trendeki yerimize oturduk.Dakika bir, gol oldu.Oturduğum koltuğun mekanizması bozuktu, arkaya yatmıyordu.Neyse dedik, geceye doğru bir şekilde uyuruz.Hava kararana kadar lisedeki coğrafya derslerini uygulamalı olarak tekrar ettim: Ege'de dağlar denize parelel uzanır, bölgenin başlıca akarsuları Gediz, Bakırçay vs., bölgenin başlıca tarım ürünü üzüm... lisede tüm öğrendiklerimi bu yolculuk sayesinde yeniden hatırladım.Gece olunca yolculuk benim için iyiden iyiye eziyete dönüşüyordu ki kendime bir yol arkadaşı buldum.Play-off'lar için Ankara'ya gitmekte olan bir Karşıyakalı ile -ki kendisine adını bile sormadım, kusura bakmasın- yaklaşık 2 saat kadar 1. Lig sezon panoramasını yaptık.Takımlar, Karşıyaka'nın durumu, Kasımpaşa, çıkış yapan oyuncular, İzmir'in TSL hasreti derken saatler akıp gitti.Teyzenin birinden azar işitince -biraz susar mısınız gençler- frene bastık; sonra da uyumuşuz zaten.Sabah olduğunda biraz da Beşiktaş'ı konuşup birbirimize başarılar dileyerek Ankara Garı'nda ayrıldık.

Trenden indikten sonra Ankaragücü maçı için bilet kovalamaya başladık, saat 2 olduğunda güzel haber İstanbul'dan geldi.Kızılay'ın arkasındaki Karanfil sokaktaki bilet kargaşasından sıyrılıp Ankara'daki arkadaşlarla buluştuk.Anıtkabir ziyareti sonrası akşam oluyordu ve maç vakti gelmişti: Kasımpaşa-Altay.Kocatepe'de taksici bile stadın yerini bilmiyor olunca döndük Kızılay'a.İlk sorduğumuz 5-6 kişide tepki aynıydı:

- Pardon, Yenikent ASAŞ Stadı'na nasıl gidebilirim?
- Abi o stad çok uzak ya, taa dağın başında...
- Nasıl gidebilirim oraya?
- Hımm, ee, şey...
- Peki, teşekkürler.

İşi sağlama alıp minibüsçüye sorduk.Sincan'a gitmemizi, oradan stada minibüsler olduğu söyledi.Sevindirik oldum.Sincan'dan bahsedilen dolmuşa bindiğimde maça 40 dakika kadar vardı.Stada vardığımda maç başlayalı 15 dakika olmuştu.Dönüşte anlayacaktık ki aslında stad Sincan'dan çok da uzak değildi ama dolmuş sağolsun bütün Yenikent'i dolandığından maç zevkine limon sıkmıştı.''Stada gitmek için burda inip yüriyecen gardaş'' dedi kaptan; kendimi ıssız bir kavşakta buldum.Stadın ışıkları görünmüyor olsa çölün ortasında sanırdım kendimi.Yaklaşık 1 kilometre kadar sağı solu buğday tarlası olan yolu yürüdükten sonra stada vardım.Kasımpaşa'dan bu maça gelen arkadaşlar beni kapıda beklemişler sağolsunlar, beraberce stada girdik.Tabii bireysel küfürün ardı arkası kesilmiyor; öğrendik ki onlar da maça geç kalmışlar.Küfürün nesnesi tabii ki Melih Gökçek.Kızılay'dan Sincan'a gelene kadar 150 stad yapılacak arazi vardı.Gördük ki sırf Sincan'da 100 tane daha var.Onu da geçtim, Yenikent'te o dağ başına gidene kadar stadyum yapacak 200 tane boş arazi vardı yahu.Stadda da öyle bir atmosfer var ki, bilmeyen biri sanır ki 11-11 halı saha maçı almışlar; oynuyorlar.Tribünde de 2-3 bin kişi; işi-gücü olmayan adamlar bu zevkine maçı izliyor.Nerede geçen yıl İstanbul'daki play-off atmosferi, nerede dağ başında körler-sağırlar, birbirini ağırlar temalı bu yılki play-off atmosferi?Beşiktaş geçen hafta bu staddaydı, anladık ki Ankara-İzmir kombinasyonu yerine İzmir-Ankara yaparak doğru olanı seçmişiz.Altay taraftarı sayıca daha fazla ve organize, Kasımpaşa tarafında ise yaş ortalaması yüksek.Amcalar, dedeler semtten kalıkıp Ankara'ya gelmişler.Yatay seyirde ilerleyen maçta ilk gol Kasımpaşa'dan geliyor, ama cevap gecikmiyor.Altay'ın ikinci yarı kaçırdıkları gol olsa TSL'ye mutlaka bir İzmirli geliyordu, beceremediler.120. dakikada Evren'in attığı gol sayılmayınca Kasımpaşa tribününde herkesin aklında aynı şey vardı: ''Federasyon Başkanı Altaylı, bizi engelliyorlar.''Pozisyonda faul var mı yok mu, bir daha izlemediğimden bilemiyorum.Ama o dakikada bu algıyı değiştirmek imkansızdı.

2 sezon evvel yine Altay ile Kasımpaşa play-offlarda karşılaşmış ve Kasımpaşa iki son dakika golüyle efsane maçı penaltılara taşımıştı.Cuma akşamı yine bir son dakika golü gelmişti, ama geçerli sayılmadı.Penaltılarla turladı Kasımpaşa, Altay yine bir play-off'ta Kasımpaşa'ya mağlup oldu.Gece şehre dönüş de en az stada gidiş kadar zor oldu.2 km kadar yol yürüdükten sonra bir taksi bulduk ve Sincan'a ulaştık.Ertesi gün Man Utd'ın şampiyonluğuna tanık olmak için Spormax'i olan kafe arayışına giriştik.Bulduk, tarihe tanık olduk.Devamındaki dönüşümlü yayınları göz ucuyla takip ederken muhabbete takılıp sabahtan günün programına dahil ettiğimiz Hacettepe-Sivasspor maçını tribünde izleme hedefini pas geçtik.Basket maçı skorunu kovaladık, Eurovision'daki puanlama heyecanı bitti, yattık-kalktık; maç günü geldi.

5. gün biterken canlı izlediğimiz ve izleyeceğimiz maçlar içerisinde en çok değer verdiğimiz maç gelmişti.Fenerbahçe maçında takım iyi bir oyunla 4 gol atmış, bir süredir takımın en iyisi sayılan Fabian Ernst göze batmamıştı.Bu da takımın Fabian Ernst özverisi düzeyini aştığını gösterir, standardını oynayan Ernst'e eklenen iyi bir Cisse ya da Uğur ile bu takımın güçlü yanları ortaya çıkar.İzmir'den yolcu ettiğimiz arkadaşlar ile Ankara Garı'nda buluştuk.Hızlı treni test etmişler, beğenmişler.Tandoğan'daki Cumhuriyet Mitingi nedeniyle metro kapalı olunca Kızılay'a ulaşamadık, Tandoğan civarında vakit öldürdük.Fazla geçmeden stada geçtik, tribündeki yerimizi erkenden alarak maçı beklemeye koyulduk.Takımlar sahaya çıktı, yine kadroyu taradık.Takım sahaya kaleciler hariç 12 kişi çıkmıştı, 5 dakika sonra Ekrem içeri girdi.Saatli kale arkası tribününde deplasman taraftarına -muhtemelen- 1200 koltuklu bir bölüm ayrılmıştı, geri kalan 2000 civarı koltuk bomboştu.Satışa çıkan bilet sayısı da 950 olunca doğal olarak deplasman tribünü dolmadı.Konyaspor yönetiminin 2-50 lira bilet fiyatı farkı abartısından sonra Ankaragücü yönetiminin deplasman tribününe 13 lira etiket koyması garipti, ama güzeldi.Deplasman tribünündeki sayı ve tüm kale arkasının boş bırakılması da garipti, lakin güzel değildi.
Maç başı gelen gol, sonra biraz rölanti; arada Ankaragücü tehlikeleri; devre arasına 2-1 ile gidildi.Bir kulağımız da ASAŞ Stadı'nda, TSL'nin diğer maçlarının skorlarına yönelik tabela yorumlarıyla 15 dakikayı tamamladık.Bir bölümde Ankaragücü baskı kursa da harika bir kontra atak ile 3. golü attık ve iş bitti.İlk yarı Ankaragücü tribününün iç kavgası ambulansı 5 kez maraton tribünü önüne götürdü.Tüm tribünün senkronize biçimde aşağı uçuşu akla bir faciayı getirse de fazlası olmadı.Ernst'in golü, 3. goldeki harika kontra atak golü, iyi sayılabilecek deplasman tribünü performansı... akılda bunlar kaldı.Ankara'da lider olan takım, Ankara'dan lider dönüyordu.Beşiktaş, bu sezon kupa maçları da dahil Ankara'daki her maçını kazandı ve bu maçlarda en az 3 gol attı.Dün de tarife değişmedi, yine Ankara ve yine 3 gollü galibiyet geldi.Staddan çıkarken liderlik rahatlığıyla zihnimizi tamamen Yenikent'teki maça odakladık.Maç içinde ara ara aldığımız haberler ile maçın uzadığını öğrenmiştik.Ankara Garı'nda da dakika dakika bilgi almaya çalıştık.Tam 113. dakikaydı, telefonda golü duyduk.Maçın bittiği haberini aldık, önümüzdeki sezon evimize 5 dk ötede ligin tüm takımlarını misafir edeceğimizin sevinciyle trene bindik.

Maçtan sonra olaylar olmuş, haberini sonradan aldık.Herkes de bu olaylara ve maça dair fikir belirtiyor.Kimisine Karşıyaka'dan üç oyuncu söyle desen bilemeyecek.Sabah metrobüste ''Tayyip'in takımı yine çıkmış.'' diyordu biri.Öbürü de ''Tandoğan'daki mitinge gitmese Karşıyaka gelirdi.'' dedi.Dayanamadım.Muhabbetlerini böldüm, girdim araya.Maç izlediniz mi acaba, sonunda neler olmuş? sorusu bu iki kafadarı susturmaya yetti.Yahu 1. Lig'e Kasımpaşa harici kim gelirse gelsin, banane.Benim evime en yakın stadyum Kasımpaşa Stadı, ben bu stadda TSL maçı izlemek isterim.Evet, bencilce.TSL maçı da olmasın, zaten mütemadiyen bu stadda maç izliyorum.Yakınımda oynanan bu maçlara ben kayıtsız kalamıyorum.Kasımpaşa olmasın da Pendik olsun; ne farkeder?Bir maçı izlemeden nasıl ''şaibe'' yorumu yapılabiliyor?Bir sezon üzerine 120 dakikalık futbolcu emeği nasıl olabiliyor da umarsızca siyasi ideoloji üzerinden değerlendirilebiliyor?Nilay Yılmaz yazmıştı; Bank Asya 1. Lig'de son hafta rezaleti, diye.Doğrudur.Siyasiler futbola elini sürmesin, doğru.İnsanlar da futbola siyaseti akılsızca sürmesinler, derdim bu.Karşıyaka-Kasımpaşa finaline dair fikir beyan edenler bu sezon kaç kez 1. Lig maçı izlediler?Taraftar tabii konuşacak, maç gününü, maçı yaşayanın elbet söyleyeceği bir şeyler olacak.Benim çift taraflı istihbaratım hakemin maç sonucuna tesir etmediği yönünde.Ve tabii olaylar...Cuma günü iki sıra jandarma kordonu vardı ASAŞ Stadı'nda.Öğrendik ki dünkü maçta yalnızca 1 sıra jandarma hattı varmış iki tribün arasında.Yenikent denen dağ başında dünkü maç sonu gibi bir taraf kayışı koparmış olsun, eğer aradan jandarmayı çekerseniz ölü sayısını çift hanelerden saymaya başlayabilirsiniz.Abartmıyorum, emin olunuz.Kasımpaşa taraftarı yukarılara çıkmış, hadi tribün jargonuyla geri vites yapmış olsun.O dakikada ben de orada olsam kaçardım.Eğer Kasımpaşa taraftarının bir bölümü, kayışı koparmış bir kısım Karşıyaka taraftarına fiilen karşılık vermiş olsaydı bugün çok başka şeyler konuşuluyor olabilirdi.Bu bahsettiğim iyi taraftar-kötü taraftar muhabbeti değil.Kasımpaşa taraftarı şöyle, Karşıyaka böyle; iyisini-kötüsünü bilmem bile.Burada sorun olan bu denli atmosferi yüksek maçların ulaşımı, güvenliği, konforu en rezil metropol stadyumlarından birine verilmiş olmasıdır.Faciadan kılpayı dönülmüş ama kimsenin durumun vehametinden haberi yok ve olmayacak.

Kasımpaşa, bu sezon sahasında Altay'ı 2-0 ile geçerken Bank Asya 1. Lig düzeyi üzerinde futbol oynuyordu.Sonradan pek çok kez değindik, büyük bir çöküş yaşadılar.Uğur Tütüneker ile istemeden de olsa yollar ayrıldı, buhrandan ancak çıkılabildi.Aynı Altay'a karşı bu kez play-off'ta kazandı Kasımpaşa.Altay, maç boyu 3-4 net gollük pozisyonu kaçırdı.Sonra yine bir İzmir takımı, bu kez Karşıyaka'yı geçtiler.Erhan Küçük ismine dikkat, daha evvel çok kez bu sayfada adı geçti.Onu sürekli izleyenler nasıl biri olduğunu gayet iyi biliyorlar.Bu hafta sonu bir başka yönü de ortaya çıktı.Bu sezonun play-off'larında 2 maç 2 gol; iki sezon evvelin play-off'larında da 2 maç 2 gol.Erhan Küçük, play-off'ların adamı.Kasımpaşa'yı TSL'ye çıkaran golde attığı çalım ve ortası ile sezonun finalini yaptı.İngiltere'den Birmingham City mesela, büyük ölçüde kadrosunu ve menajerini muhafaza ederek Premier League'e terfi etti.Buna bir istikrar hikayesi olarak gıpta ile bakıyoruz.Kasımpaşa tam da bunu Türkiye'de yapıyordu.Düşen takımın kadrosu büyük ölçüde muhafaza edilmiş, Uğur Tütüneker ile düşen takım aynı hoca ile devam ediyordu.Devreyi de lider kapattılar.Ama sonrası Türkiye'ye özgü bir garip çöküş hikayesi.Hakkaniyet noktasında Kasımpaşa'nın terfisinin bir problemi yok.Lakin Beyoğlu Belediye'since gelirleri kulübe yönlendirilen otopark, varolduğu iddia edilen siyasi etki eleştiri konusu olabilir.Ama İzmir takımlarının bir sezonu daha alt liglerde geçirecek olmasının nedeni olamaz.Bu sezon play-off'a 2 takım sokan İzmir'in ve finalde harika bir tribün görüntüsü oluşturan Karşıyaka'nın potansiyeli ortada.Bugünkü çabadan biraz daha fazlası gerekiyor, o kadar.İki sezondur play-off'a giren Boluspor da ikinci devre çıkışıyla bir diğer alkış toplayan taraf.
Yeniden Beşiktaş'a dönelim.Takım bize 2 maçta 7 gol izletti, son bir hafta toplamı 11 gol oldu.Şampiyon gibi oynamak, noktasında takımın herhangi bir sıkıntısı yok.İşler yolunda.Seyahate ve takıma dair belki daha bir bu kadar daha anektod vardır, maçlardan akılda kalan daha bir sürü şey vardır ama tatlı yorgunlukla bir çırpıda çıkan ancak bu kadar.Harika geçen 5 gün, elde bir kupa; diğerinin de bir kulbuna yapışan, iki maçta da bizi ziyadesiyle memnun eden bir takım.Tribünde karşılıklı siyah-beyaz yapılırken her daim öncelik siyah'ındır.Bizim de Beşiktaşı'mız ve Beşiktaşlı'lığımız biraz böyledir.Her zaman siyah'ı öncedir; ama ardından her daim beyaz'ı gelir.Bugün tam da siyah söylenmiş, beyaz'ı bekliyor olabilir.Beyaz forma-siyah şort gibi harika jestler, kupa töreni, İzmir ve Ankara...Sonunda bizi bekleyen İstanbul, umuyoruz bu şehirde pazar akşamı zafer şarkıları yankılanacak.

Noat Samisa

18.05.09

10 Fikir, Tenkit, Yorum:

alperensaylar dedi ki...

yenikent ankaranın olimpiyat stadıdır:)

hocam arasaydınız bir alperensaylar ya da asaylar var deseydiniz götürürdük yahu:)

guner dedi ki...

noat, beşiktaş yazısına böyle bir yorum bırakmak hoş değil fakat, bir de sezon sonu premier lig analizi gelecek mi onu öğrenmek isterim...

teşekkürler:)

Noat SamisA dedi ki...

İlerleyen günlerde 10-15 post kadar değerlendirmeler olacak.

Redingot dedi ki...

Acaba Kasımpaşa'nın maçlarını oynayacağı stadyum konusundaki tavrı nedir? TSL'deyken Olimpiyat'ta oynamaktan şikayetçi oldukları, hatta o yüzden düştükleri filan söylenirdi; bu sene acaba kendi stadyumlarında oynayabilecekler mi? Kendi stadyumları da dışarıdan çatı dolayısıyla çok komançero görünüyor ama bir yarıda kalmışlık, bir kesilmişlik... Buna ek olarak ben şahsen isminden de rahatsızım.

Noat SamisA dedi ki...

Olimpiyat Stadı'na göç nedeni stadın zemininin suni çim-organik çim değişimi nedeniyleydi.Ertesi sezon bu zorunluluk kalktı, bilindiği gibi Ankara 19 Mayıs Stadı'nın zemini suni çim.Olan Kasımpaşa'ya oldu, semt takımı semt stadından 14 maç uzak kaldı.Kasımpaşa'da oynanan son 3 maç da ligde kalmaya yetmedi.

Maçlar Kasımpaşa Stadı'nda oynanacak.Stadın dışarıdan görüneni ile içerisi farklı, her ne kadar dış görünümü göze hitap etmese de içi gayet modern.Ali Sami Yen'den çok çok iyi, hatta İnönü'den bile fazlası vardır.

Sambalici dedi ki...

ben kasımpaşa'nın stadını seviyorum, gerçi hiç gitmedim ama zamanında resimlerini incelemiştim baya. gayet hoş bir stat. kasımpaşa'ya sempatim var zaten renkleri olsun, stadı olsun.

Tuner dedi ki...

seyirciye bakarak potansiyel degerlendirmek mumkun degil zira Karşıyaka'nın da Altay'ın da 3-4 milyon TL civarlarında borcları ve maddi destek göremedikleri camiaları var. Burda RTE ile memleket bağlantısını hiç bahane bulmadan otopark konusunu sebep olarak gösterebilirim. Bu çok ciddi bir kaynaktır ve kulübe manevra kabiliyeti vermektedir. Karşıyakalı futbolcu parasını kurtarmak için Play-off'tan çıkmayı hayal ederken Kasımpaşalı'nın parası hesabındadır. Süper Lig hedefi kariyeri içindir, şüphe duyduğu alacağını kurtarmak değil. Yine aynı şekilde geçmiş yönetimlerden kalan borcları temizlemekle uğraşan Karşıyaka devre arasında transfer yapamayan, tam tersi 4 futbolcu gönderen kulüptür. Bu yüzdendir ki ben Beyoğlu Belediyesini değil Karşıyaka Belediyesini eleştiririm. Niye mi? Otopark konusunda Eskişehir'de okumuş bir Karşıyakalı, Karşıyaka Belediye Başkanı Sayın Cevat Durak'a "Eskişehir'de tüm otopark paraları kulübe gidiyor Karşıyaka'da neden böyle bir uygulama yapılmıyor?" diye sorduğunda kendisinin cevabı şöyle olmuştu: "Eskişehir bir şehir takımı. Büyükşehirlerde tüm otoparklar Büyükşehir Belediyesine bağlı olduğu için bizim elimiz kolumuz bağlı" Şişli'yi Kadıköy'ü Beyoğlu'nu görmesek yiyeceğiz de artık olmuyor bu patinaj yalanları...

Tuner dedi ki...

Bu arada unutmadan düzelteyim. Ege'de dağlar denize paralel değil dik uzanır =)

bartan dedi ki...

Selam, oncelikle cuma gunku macta da pazar gunku mactada maraton tribunden karsiyakayi izledim iki mactada jandarma koridorunun oldugu yerdeydim yani diger maraton tribunu ile en yakin noktada ,


Boluspor macina deginmiyecegim penaltilara gitse de belki cikariz mantigindaydi , kendi yarisahasinda 2 stoperinin yaptigi pas sayisi en yakin fulbolcusunun 2 katidir ( abartmiyorum :)

neyse hasbelkader finale ciktik kerem kurtardi ligi affettirdi ama yaptiginiz yoruma katilmiyorum, butun mac boyunca ustun oynayan karsiyaka idi direkten donen top karsi karsiya 3 pozisyon kalecinin cikardiklari, bolunun ise sadece direk yakinina giden bir sutu vardir kaleyi bulan.


Kasimpoasa macina gelirsek acikcasi dk 2 de gol yesem 4 de karsi karsiya kurtarsam moralman dagilirdim fakat kasimpasa dagilmadi , helal olsun kontrollu futbol oynadi, fakat kontrollu futbolu abartinca 1-0 geride oldugu macta 30 dk kendi sahasinda top yapti devamli topu sisirdi, gol oncesindeki yalandan (tamamen yorumdur bizim golde buyuk ihtimalle ofsaytti :) ) faul sonucu bir duran top olmasa bi 30 dk daha top cevirecekti.

maci ciplak gozle izlemis olarak soyluyorum tekrar , kasimpasa golden sonra daha iyi top oynadi , oyunu dengeledi ve uzatmalarda karsiyaka o kadar yorulmustu ki seyirci bagirmasa birakip gidecekti ,

Bu kadar uzatmamin sebebi kasimpasanin seneye gene dusecek olmasidir , bu futbol mantigiyla bank asyada belki basarili olursun ki bence kasimpasa arkasindaki destek ve kadrosuyla ilk 2 de cikmaliydi. Fakat 5-6 saatlik yoldan takimin final macina 800-900 kisi geliyorsa o iste bi terslik vardir. ayriyetten taraftarlik mantigini sadece rakşp takşma kufretmek olarak alan kasimpasa taraftari seneye 3 buyuklerden 4-5 yedigi zaman gene kufredecek ve super lige yakisan bi taraftar olacak (!)

mac sonundaki olaylar icinse ne desek az , hayatinda 2000 taraftar gormemis jandarmaya 10000 kisilik karsiyaka tribunu onune koyarsan olacagi budur, gercekten objektif olarak soyluyorum herkez efendi gibi bosaltiyordu sahayi , bizim jandarmamiz sark kurnazligi yapip butun kuvvetlerini bizim tribune cekince kasimpasa taraftari sahaya girdi bu kisimda da problem olmadi fakat bi kac kasimpasali futbolcu(buraya dikkat cekiyorum) tribune el kol yapinca zafer sarhosu 15 20 taraftar tribunun onune gelip hareket cekti kufretti vs vs , bundan sonrasi komik aslen, jandarma ki ustunde o robocop denilen kiyafetten var atilan koltuklardan kacti, neyse koltuk atilmasi bile bi yere kadar mantikliydi fakat sahaya atliyan bir kskli taraftari ozel guvenligin dovmesi ve kasimpasalilarin da onlara yardim etmesi tribunu cileden cikartti , sonrasi malum teller yikildi kasimpasalilar kacti jandarma dagildi allahtan kasimpasalilar hizli ve duzenli kactilar yoksa gercekten arkada birileri kalsaydi cok kotu olabilirdi,

uzun lafin kisasi cikamadi karsiyaka zaten kucuk capli bi futbol mucizesiydi istedigimiz olmadi ksimet degilmis,

Bida yazaara not: ben evimin yakininda olsun TSL maci olsun mantigina cok karsiyim eger evime komsu bi kasimpasa bu taraftarla bu futbolla olucaksa ben 600 km uzaktaki karsiyakayi deplasmanlarda takip etmeyi secerim, hersey kolaylik degil, fanatizm degil bazen biraz objektif bakip guzel bi futbol olmadi bi atmosfer tribun olmadi bi hikaye duymak ister insan,


saygilar ,

sevgiler saygilar ,

Noat SamisA dedi ki...

Tuner, öncelikle bu ''seyahat güncesinin'' üstünkörü bir değerlendirme olduğunu belirteyim.Tüm bahsettiğimiz konu başlıklarını, keza taraftar konusunu da ayrıca detaylandırmak gerekir.

Otopark geliri konusu temelde yanlıştır, ülkemiz siyasi ortamı gereğince Kasımpaşa'ya ihsan edilmiş bir büyük gelir kapısıdır.Haksız rekabet yaratmaktadır, doğru.Karşıyaka'nın, daha doğrusu İzmir takımlarının mali durumu da bu açıdan sorun çözücü bir yerel kaynak bulunanamaması halinde ek geliri olan tüm kulüplerin olduğu gibi Kasımpaşa'nın da önünü açmaktadır.Lakin Kasımpaşa'da da 3 ay kadar futbolculara para ödenmedi ki bu dönem seri mağlubiyetler dönemine rastlar.Artık parayı repoda mı devlet tahvillerinde mi tutuyorlardı, orasını bilemem.İş tek maça kaldıysa, bu maçta her şey olabilir.Kasımpaşa-Karşıyaka eşleşmesinde para kazandı, demek pek adilane değil.Tıpkı Kasımpaşa'ya yönelik yapılan eleştirilerin doğru olup, ülkemiz futbol ortamının adil olmadığı gibi.Karşıt olduğum nokta temelde budur.Dağlar konusunda ise tekrar bir tren yolculuğu gerek galiba. :)

Bartan, KSK-Bolu maçına ilişin bir şey yazmadım.Galiba bir yanlış anlaşılma olmuş.Final maçından sonra neler olduğunu ise ancak sizin gibi tribündekilerden öğrendim.

Kasımpaşa bu sezonun ilk yarısı TSL'deki 5-6 takımdan daha iyi oynuyordu.Sonra malum çöküş hikayesi, lider çıkacak takım ancak play-off yapabildi.

Objektif bakamıyorum, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da tarafım.Bu konuda Kasımpaşa tarafındayım, Pendikte otursam Pendik tarafında, Bolu'da yaşasam Bolu tarafında, Karşıyaka'da yaşasam Karşıyaka tarafında olurum.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana