Carragher vs Arbeloa

Liverpool, pazar günü West Bromwich Albion'ın stadı The Hawthorns'a konuktu. West Midlands'taki West Bromwich şehrinde yer alan bu stadyum, İngiltere'de profesyonel ligler düzeyinde mücadele eden takımların stadyumları içerisinde en yüksek rakıma sahip stadyum olma özelliğini taşıyor. Stadyumun denizden yüksekliği 168 metre. Dünyanın en yüksek rakımlı profesyonel futbol maçı oynanan stadyumu olan Bolivya'nın başkenti La Paz'daki Hernando Siles Stadyumu'nun denizden yüksekliği yaklaşık 3600 metre, ülkemizin en yüksek rakımlı üst düzey maç oynanan stadyumu olan Erzurum Cemal Gürsel Stadı'nın denizden yüksekliği -tahmini olarak- 1800 metre olduğunu düşünülürse, göreceli olarak 168 metre hiçbir şey. Ama Britanya'nın, özellikle de İngiltere'nin düz coğrafyasında bu rakım düzeyi yüksek kabul ediliyor. WBA'in stadının İngiltere içerisinden rakım yönüyle takipçileri League One temsilcilerinden Port Vale'nin 160 rakımlı Vale Park'ı ve League Two temsilcilerinden Oldham Athletic'in 155 rakımlı Boundry Park stadyumları. Bolivya'nın yıllardır rakiplerine kurduğu üstünlük ya da Erzurum-Sivas-Van veya İtalya'nın kuzeyi benzeri kış koşulları West Bromwich'te olmadığından stadlarının bu ünvanını yeterince kullanabilecekleri bir ortam yoktu.

Sahalarında aldıkları 7 galibiyete karşın deplasmanda yalnızca 1 kez kazanmış olmaları, onları tabelanın son sırasına taşıdı. Alkışlarla küme düştüler, son 8 yılda 3. kez terfi ettikleri zirve ligden düştüler. Premier League tarihinde 4 sezon zirve ligde mücadele edebilen WBA'in en iyi derecesi, 04-05 sezonunda yeni terfi ettikleri ligde sondan 3. sırayı alarak küme düşen Crystal Palace'ın 1 puan önünde yer alarak elde ettikleri 17.liktir. Takımın başında WBA efsanesi Bryan Robson vardı ve kulüp tarihinde ilk kez EPL'e terfi ettiği sezonun sonunda ligde kalmayı başarmıştı. Acı son fazla beklemedi ve WBA ertesi sezon ancak 26 puan toplayarak küme düştü. Yeniden toparlanarak geçtiğimiz sezon sonunda Championship'i lider tamamlayarak bir kez daha terfi ettiler. Takımın başında iki yıldır Tony Mowbray vardı, Middlesbrough eğer bir gün Gareth Southgate'den vazgeçerse takımın başına geçecek isim büyük olasılıkla Mowbray olacaktır. Eski M'Boro oyuncusu Mowbray, futbolu Suffolk'ta İpswich Town formasıyla bırakmadan evvel 4 yıllık bir Celtic macerası yaşamıştı. Bu günlerin hatrına 04-06 yılları arasında 2 yıl Hibernian'da çalıştı. İlk sezonunda ligi 3. tamamlayarak yapılabileceğin en iyisini yaptı ve SPL'de yılın menajeri seçildi. Ertesi sezon başı UEFA Kupası macerası çabuk sona erince koltuğu sallandı ve sezon sonunda Midlands'ın yolunu tuttu.
Bugün WBA yine küme düştü, büyük olasılıkla yine menajerini değiştirmeden ertesi sezona devam edecek. Borçsuz bir kulüp WBA, halihazırda 28 bin kapasiteli oldukça iyi bir stadyuma da sahipler. Bu sezonun transferlerin bir çoğu kiralık oyunculardı, ucuz oyuncularla kadrolarını takviye etmek istediler. Takımın iskeletini, takımı Championship'te lider yapan oyuncular oluşturdu. Yeni transferlerden £4.5 milyona mal olan Borja Valero hariç diğer bonservis ödenen isimlerin bedelleri £3 milyonu aşmadı. Böylesi bir takım ile bu sezon düşmez iseniz bir sonraki sezon düşersiniz, yapacağınız fazla bir şey yok. Sürekli doğru seçimler yapmak zorundasınız. Takımın forveti Ishmael Miller sakatlandı ve sezonun yarısını kaçırdı; böyle şeyler de yaşamamalısınız. WBA sona doğru bir atak yapsa da haftalar öncesinden kesinleşen kaderleri değişmedi, küme düştüler. Önümüzdeki hafta sonu Ewood Park'ta son maçlarına çıkacaklar. Mowbray ertesi sezon için takımı muhafaza etmeyi düşündüklerini söylemiş. Mevcut mali durum ve kulübün para politikası göz önüne alınırsa Mowbray'ın yaratacağı muhtemel ''zirve ligde tutunabilen kendi yağıyla kavrulmuş WBA'' futbol tarihinin efsane yükselişleri arasında kendine yer bulabilir.

Şimdi başlığa geçebiliriz. Pazar günü Liverpool'un 0-2'lik galibiyetiyle sonuçlanan maçın 80. dakikasında WBA forveti Fortune arka direkte bir gol kaçırıyor. Arbeloa'ya çarpıp kornere giden bu top sonrasında Carragher, yere düşen Arbeloa'ya bir şeyler söylüyor. Arbeloa da kalkıp cevap verinci ikili itişmeye başlıyor. Hadise Liverpool ceza sahası içerisinde olduğundan etraf kalabalık, olay Bowyer-Dyer kapışmasına kadar gitmiyor. Xabi Alonso giriyor araya, ikiliyi sakinleştiriyor. Savunmanın esas adamı Carragher'ın Liverpool adına sezonun en iyi 3 oyuncusundan biri olan Arbeloa'ya tepkisi, ters kademeyi savsakladığı gerekçesiyleymiş. Maç 2-0 giderken, Man Utd şampiyonluğu ilan etmiş, Liverpool'un sezonu kupasız kapatacağı kesinleşmişken bu ne şiddet, bu ne celal? Rafael Benitez oyuncularının mentalitesini yansıtan bir sahne olduğunu söyleyip olayın üzerini kapatmış. Carra'nın tepkisi anlık olsa da maç sonu açıklamasıyla bilinçaltında yatan gerekçe açığa çıkıyor: Barclays Golden Glove Award
Bu ödül 04-05 sezonundan bu yana sezonu en fazla clean sheet (gol yemeden tamamlanan maç) ile tamamlayan kaleciye veriliyor. Bu ödülün ilk sahibi Petr Cech idi, sonraki 3 sezonda da ödül Liverpool kalecisi Jose Reina'ya gitti. Bugün itibariyle Edwin van der Sar ve Pepe Reina 21'er clean sheet ile zirvedeler. Son hafta Hull City karşısında VDS'in büyük olasılıkla yedek oturacağı düşünülerek Reina'nın WBA maçında gol yememesi halinde zirveyi garantileyeceği öngörülüyordu. Reina da bu maçta 2 net golü çıkararak kendi payına düşeni yaptı, devamını ağır abi Carragher getirdi. Kapışmanın görüntülerine buradan, uzun haline buradan ulaşılabilir.

Noat Samisa

19.05.09

1 Fikir, Tenkit, Yorum:

çikozi dedi ki...

Pozisyonu izlemistim.Bence bu tepki bütün sezonu birkac mac haric mükemmel oynayan bir takimin yine ayni seneyi kupasiz ve ünvansiz kapayacak olmasinin bir disa vurumuydu.Yoksa o pozisyonda Arbeloa yaptigi hatayi telafi edip topu kornere göndermisti zaten.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana