Lucescu - Srna

İki fotograf üzerinden birkaç basit değerlendirme yapmak istiyorum. Lucescu'nun Shakhtar'ını bu sezon 2. kez, 5 yıllık görevi sürecinde de en fazla 5. kez izleme fırsatı bulmuşumdur. Tabii her 6 ayda bir kez ülkemize konuk olup oynadıkları hazırlık maçlarını saymazsak. Srna için 3 yıl evvele, Lucescu için de 2 yıl evvele gidelim. Darijo Srna, 2006 Dünya Kupası'nın 4'lü savunma oynamayan birkaç takımından biri olan şimdilerin Portsmouth oyuncusu Niko Krancjar'ın babası Zlatko Krancjar'ın Hırvatistan'ında orta 5'linin sağında oynuyordu. Srna, gruplardaki 2. maç olan Japonya maçında kaçırdığı penaltıyla Brezilyalı grupta takımının gruptan çıkma şansını zora sokmuştu. Son maçta Guus Hiddink'in Avustralya'sını mağlup edemediler ve grubu 2 puanla 3. sırada tamamladılar. F Grubundan çıkan 2. takımın yolu da İtalya ile kesişecekti, gruptan çıkan 2. takımı Zico'nun Japonya'sı belirledi. Grosso'nun uzatmalarda kazandırdığı penaltı bugün bile tartışılabilir. Hiddink yine bir mucize gerçekleştiriyordu ki şampiyonun son dakika hamlesine takıldı. 2006 yazında penaltıyı kaçırıp, takımının yoluna bir bakıma taş koyan Srna; belki de takımını şampiyon İtalya'nın önüne çıkaramanın burukluğuyla geçirdi günlerini. Aradan 2 yıl geçti. Srna değişmiş, Hırvatistan değişmiş, şartlar değişmişti. Benim Hırvatistan ulusal takım yapılanmasına ve ülkenin futbolcu politikasına yönelik hayranlığım blogun geçmiş postlarında defalarca dillendirilmiştir. Srna bu takımın defansif yönü kuvvetli ofansif oyuncusuydu. Sol kenarda ise buçuk forvet Olic ve ileride Eduardo; onun sakatlığında Petric, ikinci alternatif Klasnic. Semih 120+'da topu ağlara gönderdi, penaltılarla kazandık. Darijo Srna bu maçtan sonra öyle içten ağlıyordu ki pek çok şeyi doğru olan bir takımın mistisizme mağlubiyetine isyan ediyor gibiydi.

Bu akşamki oyunu yakın zamandan Mourinho'nun Chelsea'sinde bir dönem Essien'in yarattığı etki ile benzerdi. Oyun hep Srna üzerinden şekillendi. Srna topları oyuna soktu, Srna topu taşıdı, Srna önündeki İlsinho'yu oyuna soktu. Akşamın iyi adamlarından İlsinho'nun performansı, arkasındaki Srna'nın insanüstü oyunu nedeniyle sönük kaldı. Müthiş bir fizik güç, hırs, istek ve çaba. Harika oynadı. Ulusal takımda arkasındaki Corluka ile solu tıkıyorlardı, bizim maçta Arda'yı tamamen pasifize etmişlerdi. Corluka da sıradan bir sağ bek değil. Srna zaten sıradan bir oyuncu değil, belki 3 sezon evvel öyleydi. Lucescu'nun Shakhtar'ında ise hiçte sıradan bir bek değil. Karşısında oynayan Mesut da Srna'nın karşısında durmak bir yana tehdit dahi oluşturamayınca Srna maçın neredeyse tamamını rakip yarı sahada oynadı. O çıktıkça yetenekleri sınırlı stoper bek Rat yerinde kaldı, savunma tandemiyle birleşip 3lü gibi göründüler. Sol öndeki Willian da bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle hücum performansına yardımlaşmayı da ekleyince Diego'suz hücum silahları büyük ölçüde zayıflayan Werder hücumları Mesut'un üzerine kaldı. Maç uzamış olsa da skor 2-1'i yazsa da Shakhtar'ın çabuk, seri ve baskın oyunun gecenin açık ara galibi. Oyun 1-1 giderken her şey olabilirdi, Naldo'nun golü gibi bir başka duran top golüyle werder kupaya uzanabilirdi. Varsayımlar üzerinde durulmayacak kadar üstün bir oyunla kazandı Shakhtar Donetsk. Son 3 yılda çok büyük 3 üzüntü yaşayan Srna için bu kez mutlu sondu. Harika oynadığı final maçı sonunda kupa onun ellerinde havaya kalktı.

Srna için 3 büyük üzüntü dedik, son kalanı bu paragrafta yazacağız. 2007 UEFA Kupası Son 16 maçlarında son şampiyon Sevilla ile Shakhtar eşleşmişti. İlk maç 2-2 bitmiş, Sevilla saha avantajını kaybetmişti. Ukrayna'daki maçta 83. dakikada durum 2-1 Shakhtar lehineydi. Lucescu tura yakınken 90+4'te Sevilla kalecisi Palop çıktı sahneye, kornerde kafayı vurdu. 2-2 oldu, maç uzadı. Uzatmalarda Chevanton attı, Sevilla turladı. O gün Srna, şimdilerde OM'de top koşturan Brandao ile birlikte takımın cezalı iki oyuncusundan biriydi. Uzatmalarda rakip kaleciden gol yeme hüznünü tribüne yaşadı. Bundan 2 yıl evvel Sevilla ile oynanan 2. maçta Shakhtar'ın gollerini atan oyuncular Matuzalem ve Elano'ydu. Matuzalem kaçtı, gitti; Shakhtar ancak parasını kurtardı da Elano şimdilerde eski kulübüne £8 milyon kazandırırak Man City'de top oynuyor. Keza Brandao. Yerine gelenler İlsinho, Luiz Adriano, Willian; hatta bir de hayalkırıklığı Nery Castillo var. Kulüp para kazandı, satılanın yerine yenisi konarak bir Avrupa Kupası kazanıldı. Esasen şunu demek istiyorum, bundan 2 yıl evvel Lucescu'nun takımının durumu çok da farklı değildi. Beşiktaş'ta 1 yıl içinde çeyrek final oynayacak takımı kurdu, ertesi yıl takım CL'de gruplardan çıkamasa da Stamford Bridge'de, Lazio deplasmanında harika maçlar çıkardı. Daha evvelinde Galatasaray'da yaptıkları apayrı; daha da evvelinde Brescia, oradan Andrea Pirlo'ya kadar gider. Lucescu'yu sevmek ya da onu veya futbolunu sevmemek kategorizasyon basitliğinden öteye gitmez. İlla ki bir taraf olma veyahut ayrıcalık edinme derdinde iseniz sinekten yağ çıkararak ya da başarı portresine subjektif ve anlık değerlendirmeleri sokarak Lucescu'yu çeribaşı ilan edebilirsiniz, bence daha fazlası olmaz. Veteranlar ile iş yaptı, toplama takım ile iş yaptı, gençlerle iş yaptı; şimdi de kendi kurduğu takım ile 3. yılında verdiği kupa vaadini 5. yılda gerçekleştirdi. Tüm bunlardan ayrı olarak rakip olarak veya tatil için gelişleri hariç Lucescu bu ülkeye girmemelidir, bu da benim 2004 yılından kalma düşüncemdir ya da hezeyanımdır. Srna, bu akşamki performansıyla sağ bek arayan Man City'ye göz kırpmış olabilir.

Organizasyonla ilgili de birşeyler söylemek gerek ama gidip yerinde görmediğimizden ne oldu-ne bitti bilemiyoruz. Biz her ne kadar banttan izleyebilsek de kupa seramonisi olduça güzeldi. Keza maç öncesi atmosfer de öyle. Emeği geçenlere teşekkürler.

S Donetsk 2-1 W Bremen aet

UEFA CUP 2009
Shakhtar Donetsk
Noat Samisa

21.05.09

1 Fikir, Tenkit, Yorum:

guner dedi ki...

Kupayı nispeten komple bi takımın alması sevindirici oldu benim açımdan. CSKA Moskva olsun, Udinese olsun, özellikle Hamburg olsun burayı hak eden takımlardı; senin de dediğin üzere Bremen 1-1'ken 2-1 yapıp kuapyı alabilirdi de, ama hakkaten hoş olmuyor. Lucescu'nun bi sonraki hamlesi, Galatasaray'da ayhanın, bizim villa'da petrov'un yaptıklarını yapacak bi orta saha transferi olabilir, Lewandowski-Hübschman defansın önünde mutlaka savunma elemanı biri bulunuyo fakat köprü görevi görecek birine ihtiyaçları var. Srna'nın dani alvesvari performansına rağmen bu gerekli. Onun dışında ilerideki 4lü zaten inanılmaz etkili.

Diegonun yokluğunda mesut sola hapsolmasa, 4-4-1-1 gibi başlansa diyorum son olarak...

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana