Asya'dan Gidenler
Avrupa'da liglerin bitişi, Asya'da devre arasına denk geliyor. Güney Amerika zaten öteki yarım kürede; orada da kısa tatil yapanlar da var, ulusal maç fikstürünü pek takmayıp devam edenler de var. Bizim konumuz bu seferlik Asyalı'lar, özellikle de Uzak olanlar. Mayıs sonu itibariyle J-League ve K-League başta olmak üzere ligler üçer haftalığına tatile girdi, bu durumu ülkemiz futbolseveri Şenol Güneş'in ''tatil için Türkiye'ye gelecek'' haberleri sayesinde öğrendi. Futbol her gün bir başka sürpriz hazırlıyor, 20 Mayıs günü Endonezya'dan gelen haber pek bilinmese de ülkemiz futbol ortamını fazlasıyla etkilemiştir.
Önce FC Seoul ACL gruplar fikstürünün son haftasında, sahasında oynadığı maçı 2-4 kaybettiği, bundan önceki tüm maçlarını kazanarak turu garantileyen Gamba Osaka'yı uzatma dakikalarında attığı golle 2-1 mağlup etti. Çin temsilcisi Shandong Luneng'i sahasında mağlup edemeyen FC Seoul'e bu skor gruptan çıkmak için yetmiyordu, aynı puandaki grup ikincisi Shandong'un mağlubiyeti de gerekiyordu. Sriwijaya-Shandong Luneng maçının ilk yarısı 0-2 deplasman takımı lehine sonuçlanmıştı; ben de bu skoru gördükten sonra maçı takip etmeyi bırakmıştım. Ama ikinci yarı bir mucize gerçekleşti, grubun puansız takımı Sriwijaya maçı 4-2 kazandı. Bu skorla FC Seoul grubu ikinci tamamladı ve çapraz eşleşmede J-League temsilcisi Kashima Antlers'ın rakibi oldu. Bu maç oynanırken FC Seoul ligde 4. sıradaydı ve iddialı başlanan Asya Şampiyonlar Ligi serüveni henüz gruplar aşamasında bitmek üzereydi.
Bugün FC Seoul ligde averajla 2. sırada ve Asya Şampiyonlar Ligi'nde son 16'da. O gün, yani 20 Mayıs günü Endonezya temsilcisi Sriwijaya mucize bir geri dönüş ile maçı kazanmasa, Şenol Güneş bugün ne yapıyor olurdu? Kendisinin ağzından duymadık, lakin Trabzonspor yöneticileri ''Şenol Güneş gelmek istiyor'' dediler. Sezon başı K-League preview serisi yapmıştık ve orada kulübün durumundan etraflıca bahsetmiştik. Global mali kriz nedeniyle değişen kulüp politikası uyarınca yapılan CEO değişimi, Şenol Güneş'in Seul'deki geleceğini tehdit ediyordu. (Hatta Şenol Hoca'nın tercümanlığını yapan sempatik Koreli bayan da bu değişimden nasibini almış olsa gerek, yerinde bir -sanıyorum o da Türk vatandaşı- erkek var.) Bu açıklama doğru ise; şahsi fikrim, Sriwijaya mucizesi gerçekleşmemiş olsa bugün Trabzonspor'un yeni teknik direktörü belli olmuştu. Şenol Güneş Kore'de bir fenomen; herkesin saygı duyduğu, kararlarından şüphe edilmeyen bir hoca. K-League'in aşırı yavaş oyun temposu Şenol Güneş'in takımının yarattığı farklılık sayesinde diğerlerinin bu trende uymasıyla değişti, hızlandı. Bu yönden Derwall'in ülkemiz futbolunda yaptığı devrimin benzeri bir hadise olarak sayılabilir. Bunun yanında ülkenin en çok değer verdiği futbolculardan biri olan Park Chu-young, Şenol Güneş ile vitrine çıktı ve Avrupa'ya transfer oldu. Dün oynanan Birleşik Arap Emirlikleri maçı için yaklaşık 1 yıllık aradan sonra yeniden Güney Kore milli takımı kadrosuna çağrılan Bursasporlu Shin Young-rok, yine Şenol Güneş sayesinde Avrupa'ya gitti. Keza sıklıkla bahsettiğimiz üstün yetenekler, Lee Chung-Yong ve Ki Sung-Yueng yine Şenol Güneş ile futbol sahnesinde adım attılar. Tüm bunlara rağmen Şenol Güneş'in kontratı uzatılmadı, sezon sonu sona erecek şekilde devam ediyor. Denildi ki FC Seoul kulübü bırakmadı. Bu noktada benim aklıma birkaç soru takılıyor: Tazminat ödenerek sözleşme feshi gerçekleştirilemez miydi? Ya da Şenol Güneş her ne kadar ''Trabzonspor'da çalışmak ....'' gibi cümleler kurmuş olsa da gelmeye çok da gönüllü değildi, Güney Kore'de mutlu ve 6 aydan fazlasını düşünüyordu. Son soruda biraz duralım ve yapılmak istenen Samet Aybaba görevlendirmesini bununla ilişkilendirelim. Evet, Şenol Güneş Trabzon'a dönmek istiyordu; lakin takım ligde şampiyonluğa ve ACL'de üst turlara yürürken işini yarım bırakmak istemedi. Samet Aybaba, Şenol Güneş'in öncülü olarak kullanılmak istenmiş midir? Yani Samet Aybaba gelecek, her yerli antrenörde olduğu gibi sözleşmeyi söz ile yapacak ve en geç devre arası gidecek; yerine Şenol Güneş gelecek... miydi acaba? Sriwijaya mucizesi, bir de yanlış hesap; sonuçta Trabzonspor olağanüstü kongreye gidiyor.
Nisan ayı başında oynanan Güney Kore - Kuzey Kore maçına dair yazdığımız postlarda iki ülke arasındaki gerginlikten bahsetmiştik ki son günlerde bu gerginlik iyice raydan çıktı, tüm dünya ülkelerini ilgilendiren bir boyut kazandı. Hatta geçtiğimiz günlerde ''Kim Jong-il oğlunu vekaleten yerine atadı, kendisi ordunun başına geçiyor'' söylentisi dahi ajanslara düşmüştü. Yer altında yapılan ve 4.6 şiddetinde deprem olarak kaydedilen son nükleer denemenin yeryüzünde insanları yok etmek için kullanıldığı düşüncesi bile tüyler ürpertici. Şu üstteki fotografta görülenler insan ve bunların ''Sevgili Lider'leri Kim Jong-il'' her tavrıyla ne denli arıza bir karektere sahip olduğunu gösteriyor. Olası bir savaş ilanında Kuzey'in Seul'ü bombalaması ilk akla gelen seçenek. Şenol Güneş'in FC Seoul'de kalacağının kesinleştiği tarih,ülke liderleri arası restleşmelerin biraz olsun durulduğu bir zamana rastladı ki bu da akla gelen bir diğer etkili neden olabilir. Bunu da göz önüne almak gerek.
FC Seoul, son lig maçında lig lideri Gwangju'yu 2-1 mağlup etti ve maç fazlasıyla puanını lider ile eşitledi. Son şampiyon Suwon, oynadığı 10 maçta alabildiği tek galibiyet ile sondan 3. sırada. Geçtiğimiz yılın yarı finalistlerinden Seongnam da düşüşte, Jeonbuk ise FC Seoul'ü maç eksiğiyle takip ederek geçtiğimiz sezona yakın seyretmeye devam ediyor. FC Seoul, 20 Haziran'da liglerin yeniden başladığı hafta K-League lideri olabilir. Takip eden hafta içi, yani 24 Haziran'da J-League lideri Kashima Antlers ile ACL Top 16 fikstürü dahilinde oynayacakları maç da bu sayede ''Asya'nın iki zirve liginin zirvesindeki iki takımın maçı'' etiketini taşıyabilir. Forvet Koroki ve sol bek Uchida'nın karşısında Lee ve Ki ikilisi olacak; ulusal takımlarını taşıyan genç oyuncular bu kez kıtanın kulüpler arası en büyük organizasyonunda takımlarını çeyrek finale taşımak için mücadele edecekler.
Pek çok konuya değindik buraya kadar, ancak şimdi başlıkta bahsettiğimize gelebildik. Güney Afrika'ya ilk yolcular Asya'dan çıktı, henüz Konfederasyon Kupası 2010 yazının habercisi olamadan ilk finalistler belli oldu. Avustralya, Japonya ve Güney Kore fikstürde daha 2 maç haftası kalmışken Güney Afrika biletini cebe koydular. 1. grupta Avustralya, Katar deplasmanından aldığı beraberlik ile turlarken; Japonya ise Özbekistan deplasmanında iki Nakamura'dan genç olanın asistiyle attığı ilginç golle kazandı. İlginç gol demişken Güney Kore'nin deplasmanda BAE'yi 0-2 mağlup ettiği maçta Ki Sung-yueng'in attığı golü görmek gerek. İlk golde asist Lee Chung-Yong, gol Park Chu-young; bu üç ismin adları yalnızca teorik olarak özel değil. Bu galibiyetle Güney Kore 2. grupta 14 puana ulaştı ve Güney Afrika biletini cebine koydu. Kuzey'in başkenti Pyongyang'dan ise sürpriz skor geldi; İran bu zor deplasmandan 1 puan çıkardı ve Suudi Arabistan'ın yolunu açtı. 7 maça ulaşan Kuzey Kore, son maçını haftaya Riyad'da oynayacak ve bu maçtan evvel, önümüzdeki hafta içi Arap'lar Seul'e konuk olacak. RakKuzey Kore-Suudi Arabistan ikilisinden son maçı kaybedenin de WC 2010'a gitme şansı oldukça yüksek. (edit) Kuzey'in İran'a kaptırdığı puan ile Eylül ayındaki son maç grubun finali statüsü kazandı, iki ülke de pek tabii play-off ile uğraşmak istemeyeceklerdir. Arap'lar Seul'den 3 puan alırlarsa son maça beraberlik kredisiyle çıkacaklar. Ama Seul'de kazanmazlarsa bu kez Kuzey Kore beraberlik avatanjıyla deplasmana gidecek.
Japonya ulusal takımı, 1998 yılından bu yana Troussier, Zico ve Ivica Osim'in içerisine dahil olduğu yabancı teknik adamlara emanetti. Bu üçlüden ilk ikisi sırasıyla 2002 ve 2006 Dünya Kupaları'nda ve şampiyonalara giden süreçte takımın başında yer aldı. Ivica Osim ise bugün için göreve getirilmişti, 2003 yılından beri bulunduğu Japonya'dan sağlık sorunları nedeniyle ayrılmak zorunda kaldı. Boşnak teknik adam en son ''ülkemden ölmek istiyorum'' dedi, pek çok hatırası ile halen Japonya'da çok seviliyor. Osim'in beklenmedik durumu nedeniyle yeni bir teknik sorumlu arasyışına giren Japonya futbol federasyonu, göreve ülke tarihinde ilk kez Dünya Kupası'nda mücadele edilirken takımın başında olan Takeshi Okada'yı getirdi. (Aynı isimde bir animasyon ustası da var, kendisini ve çalıştığı yapımları çok severiz.) Okada, bir yılı aşkın süredir sahip olduğu kadroya pek çok genç oyuncu ekledi. Nakata, Nakamura ve Inamoto şeklinde takip eden ''lejyoner Japon futbolcular'' serisine onun döneminde yeni isimler eklendi. Wolfsburg teknik direktörü Felix Magath'ın tercihleri doğrultusunda önce Makoto Hasebe, sonra da Yoshito Okubo Bundesliga'ya, Koki Mizuno Celtic'e transfer oldular. Shunsuke Nakamura Celtic'e veda etti, kalan futbol yaşamını ülkesinde geçirecek. Mu Kanazaki ve Atsuto Uchida henüz 20 yaşında iki genç yetenek, bu ikilinin de Avrupa'ya gelişleri yakın.
Avustralya ise tarihinde üçüncü kez Dünya Kupası'na katılma hakkı kazandı. İlkinden 32 yıl sonra 2006'da Guus Hiddink ile gelen Dünya Kupası başarısının ardından Avustralya kulübesi yine bir Hollandalı'ya emanet edildi. Şampiyona sonrası muhtemel Japonya antrenörü Pim Verbeek, 2 yıldır başında bulunduğu Avustralya'yı Dünya Kupası'na taşımayı başardı. Onun elinde omurgasını Premier League'in teşkil ettiği bir takım var ve bu takım kadro yönüyle 3 yıl öncesinden ileride. Tim Cahill ve Scott McDonald, bizim sıklıkla hak ettiklerinden daha az değer verildiğine inandığımızı vurguladığımız 2 adam. Fulham'da muhteşem bir sezon geçiren Mark Schwarzer ve Harry Kewell... 30'una yaklaşmış bu dört isim için bu turnuva kariyerlerinin zirvesi olacak.
Asya'nın 3 takımı Güney Afrika'ya göndermesinden saatler sonra Avrupa'nın ilk finalisti de belli oldu: Hollanda. Avrupa'da Liechtenstein'ın Finlandiya deplasmanında gol bulması haricinde büyük sürpriz yok. Gecenin çarpıcı sonuçlarına kısa kısa değinmek gerekirse; İngltere firesiz devam ediyor. Danimarka, İsveç deplasmanında kazanarak hem İsveç'in umutlarını bitirdi hem de grup liderliği için çok büyük avantaj elde etti. Aynı grubun 3.sü Portekiz, Arnavutluk deplasmanında 90+3'te kazandı. Ekim ayındaki Portekiz-Macaristan maçı bu grubun finalini yapacak gibi görünüyor. 3. grupta Slovakya 7-0 kazandı, rakibi tahmin edilebileceği üzere San Marino idi. 3. grupta Slovak'lar WC 2010'a yakın.
Noat Samisa
07.06.09
Önce FC Seoul ACL gruplar fikstürünün son haftasında, sahasında oynadığı maçı 2-4 kaybettiği, bundan önceki tüm maçlarını kazanarak turu garantileyen Gamba Osaka'yı uzatma dakikalarında attığı golle 2-1 mağlup etti. Çin temsilcisi Shandong Luneng'i sahasında mağlup edemeyen FC Seoul'e bu skor gruptan çıkmak için yetmiyordu, aynı puandaki grup ikincisi Shandong'un mağlubiyeti de gerekiyordu. Sriwijaya-Shandong Luneng maçının ilk yarısı 0-2 deplasman takımı lehine sonuçlanmıştı; ben de bu skoru gördükten sonra maçı takip etmeyi bırakmıştım. Ama ikinci yarı bir mucize gerçekleşti, grubun puansız takımı Sriwijaya maçı 4-2 kazandı. Bu skorla FC Seoul grubu ikinci tamamladı ve çapraz eşleşmede J-League temsilcisi Kashima Antlers'ın rakibi oldu. Bu maç oynanırken FC Seoul ligde 4. sıradaydı ve iddialı başlanan Asya Şampiyonlar Ligi serüveni henüz gruplar aşamasında bitmek üzereydi.
Bugün FC Seoul ligde averajla 2. sırada ve Asya Şampiyonlar Ligi'nde son 16'da. O gün, yani 20 Mayıs günü Endonezya temsilcisi Sriwijaya mucize bir geri dönüş ile maçı kazanmasa, Şenol Güneş bugün ne yapıyor olurdu? Kendisinin ağzından duymadık, lakin Trabzonspor yöneticileri ''Şenol Güneş gelmek istiyor'' dediler. Sezon başı K-League preview serisi yapmıştık ve orada kulübün durumundan etraflıca bahsetmiştik. Global mali kriz nedeniyle değişen kulüp politikası uyarınca yapılan CEO değişimi, Şenol Güneş'in Seul'deki geleceğini tehdit ediyordu. (Hatta Şenol Hoca'nın tercümanlığını yapan sempatik Koreli bayan da bu değişimden nasibini almış olsa gerek, yerinde bir -sanıyorum o da Türk vatandaşı- erkek var.) Bu açıklama doğru ise; şahsi fikrim, Sriwijaya mucizesi gerçekleşmemiş olsa bugün Trabzonspor'un yeni teknik direktörü belli olmuştu. Şenol Güneş Kore'de bir fenomen; herkesin saygı duyduğu, kararlarından şüphe edilmeyen bir hoca. K-League'in aşırı yavaş oyun temposu Şenol Güneş'in takımının yarattığı farklılık sayesinde diğerlerinin bu trende uymasıyla değişti, hızlandı. Bu yönden Derwall'in ülkemiz futbolunda yaptığı devrimin benzeri bir hadise olarak sayılabilir. Bunun yanında ülkenin en çok değer verdiği futbolculardan biri olan Park Chu-young, Şenol Güneş ile vitrine çıktı ve Avrupa'ya transfer oldu. Dün oynanan Birleşik Arap Emirlikleri maçı için yaklaşık 1 yıllık aradan sonra yeniden Güney Kore milli takımı kadrosuna çağrılan Bursasporlu Shin Young-rok, yine Şenol Güneş sayesinde Avrupa'ya gitti. Keza sıklıkla bahsettiğimiz üstün yetenekler, Lee Chung-Yong ve Ki Sung-Yueng yine Şenol Güneş ile futbol sahnesinde adım attılar. Tüm bunlara rağmen Şenol Güneş'in kontratı uzatılmadı, sezon sonu sona erecek şekilde devam ediyor. Denildi ki FC Seoul kulübü bırakmadı. Bu noktada benim aklıma birkaç soru takılıyor: Tazminat ödenerek sözleşme feshi gerçekleştirilemez miydi? Ya da Şenol Güneş her ne kadar ''Trabzonspor'da çalışmak ....'' gibi cümleler kurmuş olsa da gelmeye çok da gönüllü değildi, Güney Kore'de mutlu ve 6 aydan fazlasını düşünüyordu. Son soruda biraz duralım ve yapılmak istenen Samet Aybaba görevlendirmesini bununla ilişkilendirelim. Evet, Şenol Güneş Trabzon'a dönmek istiyordu; lakin takım ligde şampiyonluğa ve ACL'de üst turlara yürürken işini yarım bırakmak istemedi. Samet Aybaba, Şenol Güneş'in öncülü olarak kullanılmak istenmiş midir? Yani Samet Aybaba gelecek, her yerli antrenörde olduğu gibi sözleşmeyi söz ile yapacak ve en geç devre arası gidecek; yerine Şenol Güneş gelecek... miydi acaba? Sriwijaya mucizesi, bir de yanlış hesap; sonuçta Trabzonspor olağanüstü kongreye gidiyor.
Nisan ayı başında oynanan Güney Kore - Kuzey Kore maçına dair yazdığımız postlarda iki ülke arasındaki gerginlikten bahsetmiştik ki son günlerde bu gerginlik iyice raydan çıktı, tüm dünya ülkelerini ilgilendiren bir boyut kazandı. Hatta geçtiğimiz günlerde ''Kim Jong-il oğlunu vekaleten yerine atadı, kendisi ordunun başına geçiyor'' söylentisi dahi ajanslara düşmüştü. Yer altında yapılan ve 4.6 şiddetinde deprem olarak kaydedilen son nükleer denemenin yeryüzünde insanları yok etmek için kullanıldığı düşüncesi bile tüyler ürpertici. Şu üstteki fotografta görülenler insan ve bunların ''Sevgili Lider'leri Kim Jong-il'' her tavrıyla ne denli arıza bir karektere sahip olduğunu gösteriyor. Olası bir savaş ilanında Kuzey'in Seul'ü bombalaması ilk akla gelen seçenek. Şenol Güneş'in FC Seoul'de kalacağının kesinleştiği tarih,ülke liderleri arası restleşmelerin biraz olsun durulduğu bir zamana rastladı ki bu da akla gelen bir diğer etkili neden olabilir. Bunu da göz önüne almak gerek.FC Seoul, son lig maçında lig lideri Gwangju'yu 2-1 mağlup etti ve maç fazlasıyla puanını lider ile eşitledi. Son şampiyon Suwon, oynadığı 10 maçta alabildiği tek galibiyet ile sondan 3. sırada. Geçtiğimiz yılın yarı finalistlerinden Seongnam da düşüşte, Jeonbuk ise FC Seoul'ü maç eksiğiyle takip ederek geçtiğimiz sezona yakın seyretmeye devam ediyor. FC Seoul, 20 Haziran'da liglerin yeniden başladığı hafta K-League lideri olabilir. Takip eden hafta içi, yani 24 Haziran'da J-League lideri Kashima Antlers ile ACL Top 16 fikstürü dahilinde oynayacakları maç da bu sayede ''Asya'nın iki zirve liginin zirvesindeki iki takımın maçı'' etiketini taşıyabilir. Forvet Koroki ve sol bek Uchida'nın karşısında Lee ve Ki ikilisi olacak; ulusal takımlarını taşıyan genç oyuncular bu kez kıtanın kulüpler arası en büyük organizasyonunda takımlarını çeyrek finale taşımak için mücadele edecekler.
Pek çok konuya değindik buraya kadar, ancak şimdi başlıkta bahsettiğimize gelebildik. Güney Afrika'ya ilk yolcular Asya'dan çıktı, henüz Konfederasyon Kupası 2010 yazının habercisi olamadan ilk finalistler belli oldu. Avustralya, Japonya ve Güney Kore fikstürde daha 2 maç haftası kalmışken Güney Afrika biletini cebe koydular. 1. grupta Avustralya, Katar deplasmanından aldığı beraberlik ile turlarken; Japonya ise Özbekistan deplasmanında iki Nakamura'dan genç olanın asistiyle attığı ilginç golle kazandı. İlginç gol demişken Güney Kore'nin deplasmanda BAE'yi 0-2 mağlup ettiği maçta Ki Sung-yueng'in attığı golü görmek gerek. İlk golde asist Lee Chung-Yong, gol Park Chu-young; bu üç ismin adları yalnızca teorik olarak özel değil. Bu galibiyetle Güney Kore 2. grupta 14 puana ulaştı ve Güney Afrika biletini cebine koydu. Kuzey'in başkenti Pyongyang'dan ise sürpriz skor geldi; İran bu zor deplasmandan 1 puan çıkardı ve Suudi Arabistan'ın yolunu açtı. 7 maça ulaşan Kuzey Kore, son maçını haftaya Riyad'da oynayacak ve bu maçtan evvel, önümüzdeki hafta içi Arap'lar Seul'e konuk olacak. RakKuzey Kore-Suudi Arabistan ikilisinden son maçı kaybedenin de WC 2010'a gitme şansı oldukça yüksek. (edit) Kuzey'in İran'a kaptırdığı puan ile Eylül ayındaki son maç grubun finali statüsü kazandı, iki ülke de pek tabii play-off ile uğraşmak istemeyeceklerdir. Arap'lar Seul'den 3 puan alırlarsa son maça beraberlik kredisiyle çıkacaklar. Ama Seul'de kazanmazlarsa bu kez Kuzey Kore beraberlik avatanjıyla deplasmana gidecek.
Japonya ulusal takımı, 1998 yılından bu yana Troussier, Zico ve Ivica Osim'in içerisine dahil olduğu yabancı teknik adamlara emanetti. Bu üçlüden ilk ikisi sırasıyla 2002 ve 2006 Dünya Kupaları'nda ve şampiyonalara giden süreçte takımın başında yer aldı. Ivica Osim ise bugün için göreve getirilmişti, 2003 yılından beri bulunduğu Japonya'dan sağlık sorunları nedeniyle ayrılmak zorunda kaldı. Boşnak teknik adam en son ''ülkemden ölmek istiyorum'' dedi, pek çok hatırası ile halen Japonya'da çok seviliyor. Osim'in beklenmedik durumu nedeniyle yeni bir teknik sorumlu arasyışına giren Japonya futbol federasyonu, göreve ülke tarihinde ilk kez Dünya Kupası'nda mücadele edilirken takımın başında olan Takeshi Okada'yı getirdi. (Aynı isimde bir animasyon ustası da var, kendisini ve çalıştığı yapımları çok severiz.) Okada, bir yılı aşkın süredir sahip olduğu kadroya pek çok genç oyuncu ekledi. Nakata, Nakamura ve Inamoto şeklinde takip eden ''lejyoner Japon futbolcular'' serisine onun döneminde yeni isimler eklendi. Wolfsburg teknik direktörü Felix Magath'ın tercihleri doğrultusunda önce Makoto Hasebe, sonra da Yoshito Okubo Bundesliga'ya, Koki Mizuno Celtic'e transfer oldular. Shunsuke Nakamura Celtic'e veda etti, kalan futbol yaşamını ülkesinde geçirecek. Mu Kanazaki ve Atsuto Uchida henüz 20 yaşında iki genç yetenek, bu ikilinin de Avrupa'ya gelişleri yakın.Avustralya ise tarihinde üçüncü kez Dünya Kupası'na katılma hakkı kazandı. İlkinden 32 yıl sonra 2006'da Guus Hiddink ile gelen Dünya Kupası başarısının ardından Avustralya kulübesi yine bir Hollandalı'ya emanet edildi. Şampiyona sonrası muhtemel Japonya antrenörü Pim Verbeek, 2 yıldır başında bulunduğu Avustralya'yı Dünya Kupası'na taşımayı başardı. Onun elinde omurgasını Premier League'in teşkil ettiği bir takım var ve bu takım kadro yönüyle 3 yıl öncesinden ileride. Tim Cahill ve Scott McDonald, bizim sıklıkla hak ettiklerinden daha az değer verildiğine inandığımızı vurguladığımız 2 adam. Fulham'da muhteşem bir sezon geçiren Mark Schwarzer ve Harry Kewell... 30'una yaklaşmış bu dört isim için bu turnuva kariyerlerinin zirvesi olacak.
Asya'nın 3 takımı Güney Afrika'ya göndermesinden saatler sonra Avrupa'nın ilk finalisti de belli oldu: Hollanda. Avrupa'da Liechtenstein'ın Finlandiya deplasmanında gol bulması haricinde büyük sürpriz yok. Gecenin çarpıcı sonuçlarına kısa kısa değinmek gerekirse; İngltere firesiz devam ediyor. Danimarka, İsveç deplasmanında kazanarak hem İsveç'in umutlarını bitirdi hem de grup liderliği için çok büyük avantaj elde etti. Aynı grubun 3.sü Portekiz, Arnavutluk deplasmanında 90+3'te kazandı. Ekim ayındaki Portekiz-Macaristan maçı bu grubun finalini yapacak gibi görünüyor. 3. grupta Slovakya 7-0 kazandı, rakibi tahmin edilebileceği üzere San Marino idi. 3. grupta Slovak'lar WC 2010'a yakın.Noat Samisa
07.06.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Haziran
(20)
- Kurutuluş
- 42 Kez 0-0
- Tepebaşı'ndan Aşağı, Haliç'ten Biraz Yukarı
- Psycho'nun Takımı
- Utaka ve Espinoza
- Lig Sonu Ligi
- Kashima Antlers 2-2 FC Seoul aet (4-5 pen)
- 25'te 8 Kuralı ile Glen Johnson
- J.R. Sakuragi - Tensai Hanamichi
- Delaptor
- Siyah 2-1 Beyaz
- Yeni Sunderland
- Steve Bruce - Kanu - Jeffers
- Owen 34 Sayfaya Sığar mı?
- 7 Numaralı Adam
- Sunderland Gülerken
- Brede Hangeland
- Asya'dan Gidenler
- Gareth Barry Man City'de
- Veteran Hocası
-
▼
Haziran
(20)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1046)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
2 Fikir, Tenkit, Yorum:
teşekkür ederim dünya futbolu adına çok bilgilendirici bir yazı olmuş
çok başarılı, eline sağlık..
Yorum Gönder