Delaptor
Sezonun gümüş karmasını sayarken onun adını anmamak olmazdı: Rory Delap. Takımının bu sezon attığı 20 duran top golünün 9'unda onun katkısı vardı. İstatistiğe 4 asist yazıldı belki ama toplamda 9 gol, hatta Delap'ın taç atışına bağlı olarak gelişen pozisyonları da katarsak en az 12-13 gol onun ''sert, kavisli, kale içine'' şeklinde tanımlanabilecek taç atışları sayesinde geldi. Sezon içinde pek çok kez değindik, birkaç güncelleme ile devam edelim. Bizim duran top setlerine yönelik hem hücum eden takım, hem de savunma yapan takım bakış açısıyla merakımız uzun zamandan beri vardır ve artarak devam etmektedir. Premier League 08/09 sezonunda duran toplardan bulduğu 23 golle bu alanda lider olan Everton'ın bir hücum setini burada incelemiştik: Kılavuzu Moyes Olan Zıp-Zıp Kanguru. Öte yandan aynı Everton'ın uyguladığı duran top alan savunmasından da bahsetmiştik: Alan mı? Adam mı? Şablonlar gitgide birbirine yaklaşıp oyuncular idealleşirken, futbol sürekli bir kalıp içine sokulmaya çalışılırken bu tip zeka ürünü hamleler oyunu çok daha ilgi çekici hale getiriyor. Oyun farklılaşıyor, özel oyuncular kendilerini gösterme fırsatı buluyorlar; mesela Tim Cahill. Avustralyalı futbolcunun, bizim deyimimizle Kılavuzu Moyes Olan Zıp-Zıp Kanguru'nun geçtiğimiz günlerde ulusal takımının Japonya'yı 2-1 mağlup ettiği maçta atılmasına yardımcı olduğu goller sanki sezonun özeti gibiydi. Japon savunmacı Tulio Tanaka berbat bir akşam geçirdi, sanıyorum gece kabusunda Tim Cahill'i görmüştür. Bu açıdan Rory Delap ve ona yardımcı olan Tony Pulis de bizden övgü alıyorlar. Elinizde böyle oyuncular var ise setler çizebilir, yetenekten fazlasını takımınıza dahil ederek başarılara kendi mührünüzü vurabiliriz. David Moyes de böyle bir teknik adam. Everton her maça cebinde 5 set oyunuyla çıkan bir takım; rakip menajeri basketbol öğrenmeye zorlayabilir. Mesela; pick&roll ve pick&pop nedir? Boyu 1.80 olmayan Cahill nasıl olur da içeriye devrilir?Stoke City menajeri Tony Pulis'in elinde de Rory Delap diye bir oyuncu var. Şablon içerisinde genel tertipte sezon boyu orta sahada, sağ kenarda ve sağ bekte kullanıldı. Ama esas etkiyi taç atışlarında yaptı. Özellikle Britannia Stadium'da ceza sahası parelelinde bir taç atışı kazanıldıysa tribünler ayaklandı. Tempo tuttular. Top toplayıcı hemen bir havlu uzattı, Delap topu güzelce sildi. Uzun boylu savunmacılar rakip ceza sahasına hareketlendi. Sezon ortasında Delap'ın omzunun aşırı zorlama nedeniyle iflas ettiği dönem harici tüm sezon bu durum böyle devam etti. Henüz Kasım ayı geldiğinde Stoke City ligde 16 gol atabilmişti, 8'i Delap'ın taçları sayesindeydi. Sonradan ligdeki diğer takımlar arka direği kalabalık tuttular, Delap'ın taçlarından yaratılan pozisyonların sayısı azaldı. Ama korkutuculuğu halen vasfını korudu, korumaya da devam ediyor. Delap, biri Stamford Bridge'de olmak üzere iki de gol attı. Arada taç atışları direkten döndü, kalecinin kurtardıkları oldu. En büyük güvencesi ''rakip oyuncu, taç atan oyuncudan en az 2 metre uzakta olmalıdır'' kuralı oldu. Bunu Dean Windass delmeye çalıştı, başaramadı. Menajer Tony Pulis oyuncusu Delap'ın bu özelliğine Ricardo Fuller'in gücünü ekledi, kenar oyuncularından takıma uygun yerlerde taç kazandırmalarını istedi. Bugün takım Premier League'de 2. sezonuna devam ediyorsa bunda Delap'ın payı çok büyük. Delap'tan sezonun ilk yarısı gibi katkı alınamayan ikinci devrede Stoke City'nin en önemli adamı James Beattie oldu. Veteran santrafor oynadığı 16 maçta attığı 7 golle EPL'e muhteşem döndü.
Bu başlık altında esas bahsetmek istediğimiz konunun çıkış noktasında yine Rory Delap var; ama ulaşmak istediğimiz nokta farklı. Dün BBC'de harika bir Delap röportajı yayınlandı, orjinaline bakmak isteyenler buradan ulaşabilir. Sezona, kendisine ve gelişmelere dair çok özel ve güzel tespitler var. Röportajın çıkış noktasını kısaca özetlemek gerekirse, futbol camiasındaki hemen hemen herkesin deniz-kum-güneş tatili yaptığı, yazıda da bahsedildiği gibi kiminin Paris Hilton ile takıldığı, kiminin garip bir bikini ile basına poz verdiği günlerde Rory Delap yüklenmiş sırt çantasını, Newcastle-Edinburgh arasındaki 325 kilometreyi bisikletle katetmeye niyetlenmiş. Amaç Donna Louise Children's Hospice adındaki kuruluş ve kurum bünyesinde hizmet alan çocuklara dikkat çekmek, bağış miktarını artırabilmek. Söz konusu kurumda hizmet alanlar yaşamlarının son günleri yaşayan, ölümü bekleyen veya doğuştan eksiklikleri olan çocuklar. Onların son günlerini mutlu geçirmesi adına yapılan bu etkinlikte arkadaşları ve diğer gönüllüler ile birlikte günde yaklaşık 110 km katederek parkuru tamamlamayı planlıyorlardı. Başardılar, dün itibariyle 3 günlük bu kampanya sona erdi. Bunu yapan bir futbolcuya, hele de 30 yaşını aşmış Rory Delap'a koskoca bir alkış gider. Yetmez ya, bizim elimizden de ancak bu gelir. Ülkemizde böyle bir kurum var mıdır acaba? Ölümü bekleyen çocukların ailelerine teslim edilmesi ve böylece ölümünün beklenmesi midir uygun olan? Yani bizim ülkemizde yapıldığı gibi. Yoksa akranların bir araya toplanarak neşe içinde bir ''çocuk ölümü'' mü hem çocuk hem de toplum için daha makbuldür? İnsanca ölmek bile bir derttir. Bunu aşamamış olmaya, Delap vesilesiyle ülkemizin dışa kapalı yapısına bir kez daha lanet ettirmiştir.Bu fazlasıyla ciddi meseleden çıkalım ve daha ''eğlenceli'' bir konuya gelelim. Cristiano Ronaldo transferi yaptı, Paris Hilton ile takılıyor. Dünyanın en pahalı futbolcusu, dünyanın en sansasyonel bayanı ile birlikte... Anormal mi? Bence değil. Ferdinand bilmem nerede, bir başkası Maldivler'de, öteki bir başka Ada'da... Bizim futbolcularımız da Bodrum'da, Çeşme'de, Marmaris'te, Antalya'da; ve benzeri yerlerde. Tema aynı: Deniz-kum-güneş. Yahu başka alternatif yok mudur? Tekne kiralanır, duruma göre içinde bir bayan da olabilir. Yok mu başka eğlence? Sabah deniz, akşam da gece kulübü; standart fix menü... Bu ülkede yaz tatili için güneybatı'dan başka ünlü-futbolcu eğlencesi, tatil imkanı yok mu? Var, hem de sayısız. Kendimi futbolcuların yerine koyuyorum, tabii dolayısıyla cebime yeteri kadar parayı da böylece koymuş oluyorum. 10 gün Türkiye'yi gezerim, kalan 10 gün de dinlenirim. Bu bir örnek. 3 sezon sonra Türkiye'nin büyük bölümü görülmüş olur, bir Dünya başkentleri seyahati planlarım. Avrupa Kupası oynuyoruz zaten, ne gerek var? diyen gruba da ''bu dünyanın yalnızca Batı'sı yok''u hatırlatırım. 10 gün gezi, kalan 10 gün deniz-kum-güneş. Bıraktım Rory Delap gibi veya yine aynı kuruluş yararına maratona katılan Tony Pulis gibi sporun içinde kalarak faydalı bir tatil yapmayı, deniz-kum-güneş-jetski-muz-disko-yat-5 yıldız kalıbından çıkarak tatil yapan 1 adet Türk futbolcusu var mıdır acaba? Ben henüz rastlamadım. Varsa bir tebrik de ona gitsin, yine gıyaben. Ama şunu bilirim ki her sene deniz-kum-güneş adamı bayar.
Noat Samisa
20.06.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Haziran
(20)
- Kurutuluş
- 42 Kez 0-0
- Tepebaşı'ndan Aşağı, Haliç'ten Biraz Yukarı
- Psycho'nun Takımı
- Utaka ve Espinoza
- Lig Sonu Ligi
- Kashima Antlers 2-2 FC Seoul aet (4-5 pen)
- 25'te 8 Kuralı ile Glen Johnson
- J.R. Sakuragi - Tensai Hanamichi
- Delaptor
- Siyah 2-1 Beyaz
- Yeni Sunderland
- Steve Bruce - Kanu - Jeffers
- Owen 34 Sayfaya Sığar mı?
- 7 Numaralı Adam
- Sunderland Gülerken
- Brede Hangeland
- Asya'dan Gidenler
- Gareth Barry Man City'de
- Veteran Hocası
-
▼
Haziran
(20)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
5 Fikir, Tenkit, Yorum:
Hazır futbol mevzuları tükenmişken bir Mononoke yazısı, sevenleri için güzel olurdu.Avatarın bile ordan yahu, daha ne olsun!
Bu tatil işlerini bizim Deli'den iyi kıvıran yoktur; kendisi ne Bodrum bilir; ne de deniz, kum, güneş...Her tatil soluğu Artvin'de alır...
Aşkın, Mononoke-hime bende yeri çok ayrı olan bir anime. Bu eşsiz eserin üzerine bir güzelleme yazabilmek benim haddim değil. Hatta Miyazaki eserlerinin tamamı için bu geçerli. Bir ara başta komada'lar olmak üzere bir ara Miyazaki'nin yan karekterlerinin toplandığı bir yazı gelebilir. İşten vakit bulursam ya da tatilde bir ara bir anime ya da film tanıtımı yapmak lazım. Aklımda...
Emre Asik, Asya'daki buyuk deprem ve tsunami felaketine Phuket'te yakalanmisti yanilmiyorsam, bu anlamda cok daha genis vizyona sahip bir kisidir standart Turk futbolcularina kiyasla...
Benim bahsettiğim tatil şekli kültürel seyahat. Maldivler ile birlikte Phuket'i de saymak lazım. Aksiyon aynı: Deniz-kum-güneş
Yorum Gönder