J.R. Sakuragi - Tensai Hanamichi

Bilenler hemen başlıktaki iki ismi birleştirdiler ve yüzlerinde bir gülümseme oluştu. Evet, onlar bundan yıllar evvel öğle vakti Show Tv'de ''Basket'' isminde bir ''çizgi film'' izlediler. Sonradan adının ''anime'' olduğunu öğrendiler, koca ağızlı-büyük gözlü'ler ile diğerlerini ayırt ettiler. Show Tv seriyi bitirdi mi, tüm bölümleri eksiksiz izleyebilen oldu mu? Bilemiyorum. Televizyondan izlediklerim arasında saati en kötü serilerden biriydi o günkü adıyla Basket. ''Ne öğlenci okuyan izlesin, ne sabahçı; tam gün okuyanın zaten canı cehenneme'' mantığıyla tam da öğle saatine konulmuştu. Öylesine bir tutkuydu, geçti gitti... Adını bile unuttuk sonradan. Sonra bir gün haberdar olduk; yahu bu ''çizgi film'' aslında öylesine değilmiş, dedik. Öyle bir şeymiş ki bu, zamanında Japonya'da yer yerinden oynamış. Hatta bugün bile bir şeyler bu seri sayesinde değişebilmiş...

SLAM DUNK

Bahsettiğimiz bir manga/anime serisi, buradan sonra biraz bilmeyenler için yazıyoruz. Sonra yine bilenler için'e döneceğiz. Slam Dunk isimli manga serisi, 1990 yılından itibaren 6 yıl boyunca Weekly Shonen Jump isimli manga dergisinde yayınlandı. ( Zamanın en çok tutulan mangalarından Naruto, Bleach ve One Piece de aynı yayın organında piyasaya çıkmıştır.) Michael Jordan önderliğindeki Chicago Bulls'un NBA'i kasıp kavurduğu bu dönem, tüm dünyada olduğu gibi Japonya'da da basketbola olan ilgiyi artırmıştır. Bu sayede ilgi çeken manga serisi, zaman içerisinde kazandığı popülarite ile zamanın en çok satan manga serilerinden biri olmayı başarmış ve 1993 yılında animesinin yapılmasına karar verilmiştir. Manganın bitirilen bölümleri üzerinden yapılan 101 bölümlük anime serisi 6 ay yayında kalmış, devam eden manga serisine rağmen finali yapılarak sonlandırılmıştır. Sonradan devamı yönünde pek çok çaba olsa da filmleri, oyunları vs.si ile devam edebilmiştir. Bunlar da ancak anime serisinin ara ögeleri olabilmişler, anime serisinin 101. bölümü sonrasını canlandıramamışlardır.

Bundan evvel üstünkörü bir Death Note yazmıştık blogda, bu seriye ''yıl 2006 olduğunda animeye yeni başlayacaklar için en doğru tercih'' etiketini yapıştırmıştık. Sonradan baktık ki aslında burayı bir futbol blogu yerine ''Asya Sineması ve Anime Blogu'na'' çevirsek daha fazla ilgi olacak (tabii yapmadık öyle bir şey henüz); her hafta alınan ''tavsiye'' maillerinden gına gelince bir de ''seinen'' türünde çığır açtığını iddia ettiğimiz Elfen Lied'i yazdık. ''Hellsing aslında çığır açmıştır'' dediler, yok bir başkası dediler; yeri geldi kavga ettik. Bu kez bir başka etiket yapıştırıyoruz: ''En iyi spor janrına sahip shonen anime serisi'' diyoruz: Slam Dunk. İtiraz gelecektir Tsubasa'cılardan: ''Popüler'' desek doğru ama kriter farklı. Hikayemiz ''Hanamichi Sakuragi isimli bir lise öğrencisinin basketbol serüveni'' olarak bir cümleye sıkıştırılsa da asla bu denli basit değildir. Shohoku Lisesi basketbol takımının ulusal şampiyonaya katılma çabasını anlatan seride bolca kahkaha, bolca hayalkırıklığı ve bazısı 10 bölüm süren heyecan dolu basketbol karşılaşmaları bulacaksınız. Bunun yanı sıra temel basketbol setlerini, savunma stratejilerini ve basketbol kurallarını -bilmiyorsanız- öğreneceksiniz. Muhtemelen 50. bölüm civarında ''pota bulun bana, şuursuzca basketbol oynayacağım'' diyecekseniz.

Geçtiğimiz yıl manga serisine yönelik bir de live-action girişimi oldu. Çinli yapımcılar Slam Dunk'ı ''Kung Fu Dunk'' adıyla sinemaya taşıdılar. Ortaya çıkan film vakit kaybı, mümkünse Çinli'ler bir daha live-action yapmasınlar. Filmin manga serisi ile alakası olmamakla birlikte kendi çapında, yani dövüş sanatları-absürd komedi bileşimi bir film olmasıyla da tutunacak bir dalı yok. Her şeyiyle boş, zayıf, arızalı bir film olmuş. Sakuragi ile özdeşleştirilen karekteri yaratan, sanıyorum ki bizim tensai baskettoman Sakuragi'yi hiç anlayamamıştır.

Buraya kadar yazdıklarımızdan herhangi bir özel ismin hiçbir şey çağrıştırmadıklarına tavsiyemiz, eğer anime merakları varsa 101 bölümlük bu enfes seriyi edinip izlemeleridir, devamını da mangasından getirmeleridir. Memnun kalmazlar ise TBL final serisinde Kaya Peker'e dalan kırmızılı-göbekli dayı muamelesi yapsınlar bana, kabulümdür. Buradan sonrası zamanında tvde bu seriye rastlayanlar veya bir şekilde bu isimlere aşina olanlar için devam ediyor.

İnternette dolaşan bir gazete küpürüne göre güya bizim ana karekterimiz Hanamichi Sakuragi zamanında yaşamış bir basketbolcuymuş, hınzır bir tipmiş ve günü gelince ölmüş. Şunu biliyorum ki o gazete küpürü külliyen yalandır. Onun yerine hikayemizin geçtiği Kanagawa bölgesinden Yokohama'ya bağlı 19. yüzyılın sonunda açılmış bir tren istasyonunun adından bahsedebiliriz: Sakuragicho İstasyonu. Sanki bu daha akla yatkın, değil mi? Yani söylemeye çalıştığımız şudur ki Hanamichi Sakuragi karekterinin geçmişi yoktur. Tam aksine geleceği vardır. Nasıl mı? Buradan sonrası tamamen gerçektir.

Şöyle ki: Milton JR Henderson, 1998 yılında Vancouver Grizzlies tarafından 2. tur 27. sırada draft edilmiştir. Bir süre NBA'de takıldıktan sonra aradığını bulamamış olacak ki ülke dışına çıkmaya karar verir ve soluğu Japonya'da alır. 2001 yılında geldiği Japonya'da yerel ligin en önemli oyuncularından biri olur. 2006 yazında Japonya'da düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası'nda 20. olan Japonlar, bir yıl sonra ülke basketboluna Amerika'dan bir katkı yapmaya karar vermişlerdir. Yıl 2007 olduğunda Henderson bir karar verir. Japonya vatandaşı olarak Japon ulusal basketbol takımında yer alacaktır. 2007 yılı Temmuz'unda vatandaşlığa kabul edilir ve bu doğrultuda kendine bir isim seçer: JR Sakuragi. Tesadüf müdür? Tarihinde basketbol adına Asya dışı uluslarası hiçbir başarı elde edememiş Japonya'nın basketbolda yerel idolü kim olabilirdi ki? Üzerinden 14 yıl geçmesine rağmen halen gelmiş geçmiş en iyi anime serilerinden biri, bize göre en iyi spor janrına sahip seri; bir ülkenin basketbol idolünü yaratabilmiştir. Yeni adıyla JR Sakuragi, şu sıralar Aishin Sea Horses takımında 18.4 sayı, 9.8 rebound, 3.6 asist ortalamalarıyla 33 yaşında basketbol hayatını Japonya'da devam ettiriyor. Boyu 2.03 m, bizim Sakuragi Hanamichi ile benzer. Rebound ortalaması da fena değil!

Yine kurguya dönüyoruz ve buradan sonrasını bol bol spoiler ile dolduruyoruz. Derseniz ki ben izlemek istiyorum ama yine de okusam olur mu? Death Note'ta olmazdı, Elfen Lied'de olmaz ama burada çok da sorun olmaz, bizce. Ama tavsiyemiz izlenmediyse devam edilmemesi yönündedir. Birkaç satır karekter tahlili yapacağız, bunları yazarken pek çok karenin gözümüzde canlanmasını umuyoruz:

#10 - Ore wa tensai baskettoman Sakuragi Hanamichi!

Bir basketbol dahisi, üstün yetenekli bir basketbolcu olarak Sakuragi Hanamichi...Her bölümde en az 5 kereden en az 500 kere bu cümleyi duyuyoruz. Benim gözümde Sakuragi-kun gerçek bir dahidir. Hani şu ''çalışsa yapar'' tipleri var ya, işte Sakuragi-kun biraz onlara benzer. Çalışırsa yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Lakin öylesi güce, kuvvete ve cesarete sahip birinin de düzenli olarak çalışması mantıkdışıdır. Bir sebep olmalı, bir yol bulmalıdır. Haruko-san ile tanışması ile hayatı değişir. Sevgi adamı Sakuragi, halen kaba kuvvetine güvenmekte ve Haruko-san ile olan münasebeti hariç her şeyi kaba kuvvet ile halletmeye çalışmaktadır. Bir tek kaptan Akagi onu dizginleyebilir, bunun da nedeni kavgada Akagi'nin Sakuragi'yi dövebilme potansiyeline sahip nadir kişilerden biri olmasıdır. Sakuragi sonlara doğru: Hey Oyaciii, 20.000 tane yetecek mi? dediğinde aslında olay bitmiştir. O artık bir basketbolcudur, Shohoku'nun himitsu hegi'si; gizli silahıdır.

#11 - Rukawa Kaede: Do'aho..!

Şeytan, tilki Rukawa... Cool Guy Rukawa... Peşinde yaklaşık iki bin tane kız olmasına rağmen hayatı basketbol olan adam Rukawa. Shohoku'nun yıldız çaylağı, ülke basketbolunun umudu. Hayatı basketbol oynamak, yemek yemek, tuvalate gitmek ve uyumak olan Rukawa-kun, sıklıkla derste uyuduğu sırasına akan salyaları ile arz-ı endam etmektedir. Diğer zamanlarda idman sonrası ekstra çalışma yaparken ya da Sakuragi'nin tahriklerine her zamanki sakinliğine rağmen asla hak bağışlamayan tavırlarıyla cevap verirken görülmektedir. Herkes sevinirken o ayrı takılır, herkes üzülürken o hırs yapar. Senkron adamı değildir. Bu adam daha en baştan aykırı adamdır bir kere. Herkes coach için, takım için lise seçimi yaparken Rukawa-kun'nun seçimi evine en yakın lise olmuştur.

#14 - Mitsui Hisashi: Tırii pointoo!

Kim derdi ki dişleri dökülmüş sokak serserisi Mit-chi kadife bilekli bir şutör olacak? Gençliğin heyecanıyla sakatlığı tam iyileşmeden sahalara dönmenin ve sonra kötü yola düşmenin Shohoku'daki örneğidir Mitsui. Ortaokul turnuvasının MVP'si, buzzer beater ile biten turnuvanın ardından Anzai-sensei'in hatrına seçtiği Shohoku Lisesi'nde biraz egosuna, biraz da heyecanına yenilir. Sonradan esaslı adam olduğu öğrenilen Tetsuo ile okullu basmaları Ulusal Şampiyona'ya giden yolda Shohoku'nun kaderini değiştirir. Üçlükleriyle Shohoku'nun çok önemli eksikliklerinden birini gideren Mitsui, zaman içerisinde saygı duyulası bir karektere dönüşmüştür. Kainan'dan Jin ile birlikte Kanagawa'nın iki iyi şutöründen biridir.

#7 - Ryota Miyagi: Aya-chan?!

Mitsui ile ettiği kavganın ardından takımın menajeri Ayako'ya yakın olabilmek adına yeniden basketbola dönüş ve en kritik zamanda takımı korumak adına cesaretli davranabilmiştir. Hızı ve mücadele gücü ile fark yaratan Ryo-chin, Kanagawa bölgesinin en iyi 4 oyun kurucusundan biri olmasına karşın başta Fujima ve Maki olmak üzere büyük yıldızların gölgesinde kalmıştır. Takıma geri döndüğü ilk dönemlerde şuursuz bir Aya-chan hayranıyken zamanla kendini takıma verebilmiş, tıpkı Sakuragi gibi konsantre olduğunda yapamayacağı şey yoktur.

#5 - Kiminobu Kogure: Megane-kun

Benim kendime en yakın bulduğum karekterdir Kogure. Hayatı boyunca sürekli hayalkırıklığı-rutin arasında gidip gelmiş, düzenli yaşantısıyla hem derslerinde hem de basketbolda devamlılık sağlayabilmiştir. Her daim iyi niyetli, pozitiftir. Herkesle arkadaş olabilecek kadar sevecen, en kritik anda eli titremeden üçlüğü sokacak kadar sakindir. Kavganın yaklaştığını önceden sezen ve buna müdahale etmeyen çalışan ilk kişidir. Gözlüklüdür, bu sebepten Sakuragi ona Megane-kun adını takmıştır.

#4 - Takenori Akagi: Kapten, Gori!

Shohoku'nun kaptanı, takımın lideri, Kanagawa'nın 1 numaralı pivotu. Sakuragi üzerinde hakimiyet kurabilen tek insan. Hem dersleri, hem de basketbolu mükemmel olabilen üstün yetenek. Basketbol aşığı, Haruko-Sakuragi ilişkisinde taraf olmayarak babacanlığını göstermiş insan. Bu takım sayısız badireler sonucu dağılmadıysa bunda büyük kaptan Goril'in payı büyüktür. Sakuragi'deki potansiyeli ilk görenlerden biri olmuş, öğrettikleriyle Sakuragi'nin ilerlemesine katkıda bulunmuştur. Büyük kaptandır, Gori'dir.
Yohei ve Çetesi

Bu dörtlü aslında anlatılmaz, yaşanır. Sakuragi'nin ne zaman başı sıkışsa, ne zaman paraya ihtiyacı olsa bu yolsuz çocuklar bir şekilde yetişir. En kral eğlence bunlardadır, en iyi makarayı bunlar yapar. Gerektiğinde Sakuragi'yi en gür sesle destekleyenlerdir. Kaybettikleri kavga görülmemiştir. Mevzuu adamı olmalarının yanı sıra 10 numara arkadaştırlar. Sakuragi'nin 50 kız tarafından reddilme sürecinde yaptıkları makaranın diyetini bir hafta boyunca Sakuragi ile idman yaparak öderler.

Hınhınhınhın Taktiği

Gerek savunmada, gerekse hücumda çok faydalı bir tensai baskettoman Sakuragi Hanamichi stratejisidir. Savunmada bloklar ve reboundlar, hücumda ise smaçlar sürekli olarak bu taktik sayesinde gerçekleşmektedir.

Şut ile pota arasındaki duygular

Mitsui şuta kalkar, topun elinden çıktığı görülür. Sonra yaklaşık 3 dakika bütün salonun görüşlerini dinleriz: Basket olacak. Hayır, olmayacak. Güvensiz attı, girmez. Kötü şans büyüsü yapıyorum, girmesin. İke ike Shohokuuuu! Yappariii... 10 bölüm süren maçlarda her bölüm 20 dakikadan maçın tamamı gösterilse daha kısa sürer. Ama böylesi daha uygundur, Sakuragi topu her eline aldığında Haruko-chan'ın ne düşündüğü önemlidir.

Kanagawa'daki 4 numara problemi

Serideki tüm 4 numaralar takımlarının lideridir. Bizim problem olarak addettiğimiz konu ise pozisyon olarak 4 numara sorunsalıdır. Kanagawa bölgesi, hatta Japonya'da 4 numaralı pozisyon sıkıntısı can sıkmaktadır. Ryonan'dan Fukuda ve Shohoku'dan Hanamichi hariç kayda değer işler yapabilen 4 numara yoktur. Fukuda'nın da savunması rezalettir, Sakuragi karşısında ancak iş yapabilmiştir. Sakuragi de ancak bir noktaya kadar gelişerek iyi bir 4 numara olma yolunda ilerlemektedir. Anime serisinin sonundaki idman maçında da görülecektir ki Uozumi ve Hanagata'nın beraber yer aldığı bir takımda Sakuragi'nin içeriden sayı bulması imkansızdır. Bu bağlamda iyi bir 4 numarası olan, yüksek posttan sayı bulabilen bir takımın diğerlerine fark atması olasıdır. Buradan gelecek yıllar için Kanagawa bölgesine sesleniyorum: İyi bir 4 numara sizi ulusal şampiyonaya götürür.

En İyi 5: Besto Eyto!

Fujima (Shoyo): Neden Maki değil de Fujima? Anlatayım. Seri yapıldığı sırada NBA'in hit oyuncuları örnek alınmıştır, bu bağlamda Fujima da John Stockton'a fena halde benzer. Topu takım içinde harika paylaştırır, gerektiğinde skorerdir. Maki ise topu daha fazla elinde isteyen, takımın hem liderliğini hem de skor yükünü taşımak isteyen adamdır.

Jin (Kainan): Basketbola ara vermemiş olsa orta okul MVP'si Mitsui 2 numara pozisyonuna seçilebilirdi. Kainan'ın ceza şutörü Jin, yine Kanagawa'da eksik olan bir yeri doldurmasıyla farkını ortaya koymuştur. Fujima içeri drive edecek, ortalık karışacak, dışarıdaki Jin'i bulacak...

Sendoh (Ryonan): İşte gerçek bir süperstar. Kaybettiği maçtan sonra sürekli balık tutacak kadar gamsız, ama bir o kadar da rekabetçi. Ver Sendoh'ya, yoçekuya... Yani yaz deftere.

Rukawa (Shohoku): Aslında Rukawa tıpkı Sendoh gibi çok iyi bir 3 numara. Ama dedik ya Kanagawa'da 4 numara sıkıntısı var, mecburiyetten Rukawa'yı 4 numaraya kaydırıyoruz. Her daim soğukkanlı, her daim sorumluluk sahibi.

Akagi (Shohoku): Fujima'nın olduğu yerde oyun lideri olamaz ama karizmasıyla takımın kaptanı olacaktır. Sorunsuz oyunculardan oluşan bu 4lünün tamamlayıcısı olarak pota altını karartacaktır.

En iyi 6. Adam: Sakuragi (Shohoku): Oyuna konsantre olmuş bir Sakuragi'nin alamayacağı rebound yoktur.

Serinin soundtrack albümü muhteşemdir. Kapanışı da serinin efsane açılış şarkısıyla yapalım:


Noat Samisa

23.06.09

17 Fikir, Tenkit, Yorum:

The Gunners dedi ki...

bu çizgiyi izlerken yerlere yatardım :D kızıl kafalanın yaptığı sakarlıklar süperdi ya :D

aşkın dedi ki...

Bir de Strikers diye futbol üzerine olan vardı, Tsubasa'dan farklı olarak gerçekçiydi ve çizimlere bakılınca posta konu olanla aynı ekibin işi olabilir.

extensor dedi ki...

Evet öğlen vakti idi.
Ben tam gün öğrenciydim.
Fakat okul eve çok yakındı.
Yemek arasında saat 12-20 13-40 arası eve gider yemek yer ve bu çizgi filmi izlerdim.

Hakikatten güzeldi.
Maçın birinde çok kritik bir anda bu kırmızı kafalı arkadaş turnikeye girmiş ve çok rahat bir pozisyonda turnikeyi kaçırmıştı, bende yemeği üstüme dökmüştüm evden kaçmıştım anneme gözükmeden :D

Noat SamisA dedi ki...

Wild Stiker, Şimşek Santrafor. Yakın zamanda Lig tv'de gösterilmişti. Slam Dunk ekibinin mangalarından çıkan bir tane daha anime serisi var, o da yine basketbol temalı: Buzzer Beater.

aşkın dedi ki...

Hocam bahsettiğimiz farklıymış, dediğine bakınca anladım.
Benimkisinin adı ''Strikers'', orijinal adı ''Ashita E Freekick''.
Evvel zamanda Star'da oynardı, Shun diye mavi saçlı bir genç başrolde:

http://www.anime.gen.tr/animetanitim.php?id=506

Noat SamisA dedi ki...

Ben bu mavi saçlı çocuk hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum. Hangi yıldı acaba bunun yayın tarihi?

gürhannn dedi ki...

Kaptan Kubo'lu bir futbol serisi daha vardı Show tv'de. Kubo son maçta tüm rakip topçuları çalımlayıp golünü atıyor ve yere yığılıyordu meğerse kan kanseri imiş. Maçtan sonra da hastanede ölüyordu. Yani kendini feda ediyordu. Futbolu bu kadar sevmeme neden olan şeylerden biriydi bu çizgi film. Son bölümde kaptan ölünce ağlamıştım kimse görmesin diye de sokağa kaçmıştım :)

Bu arada Basket de çok matrak bi çizgi filmdi. Kızıl saçlının esmerle goril diye dalga geçtiğini hatırlıyorum :D

Noat SamisA dedi ki...

Kaptan Kubo'lu seride de yanlış hatırlamıyorsam bir ulusal turnuva muhabbeti dönüyordu. Ben kıytırık bir kanalda izlediğimi hatırlıyorum, HBB bile olabilir. :)

aşkın dedi ki...

1995 - 1998 arası bir tarihte Star'da yayınlanırdı öğleden sonra.
Hafızam ancak bu tarih aralığını kesinleştirebildi..

Noat SamisA dedi ki...

Slam Dunk da aşağı-yukarı o vakitler yayınlanmış olmalı. Nasıl ıskalamışım, hayret. 2000 sonrası bu Pokemon dalgasını ve sonrasında gelenleri saymaz isek Türk Tv'lerinde animelerin varlığı için en verimli dönem sanıyorum 90'ların sonuydu. Teşekkürler aşkın.

CezaSahası dedi ki...

Aşkın'ın bahsettiği anime'nin türkiyedeki adı Strikers idi. Elemanın bir de özel hareketi vardı: Albatros vuruşu... Mübarek kafaya öyle bir çıkardı ki sadece çifleşmek için inecek sanardınız.

CezaSahası dedi ki...

unutmuşum; Hanamichi de bir kız yüzünden başlıyor basketbola. Aslında Judocudur, judo takımının en iyisidir. Ve judo takım kaptanı onu basketbola kaptırmak istememektedir. Sonra yedek olur, yedekteyken koçun sağından solundan fırlar, beni al koç? koç beni al? hadi koç. koç tam benlik bir pozisyondu. koç? falan tarzı o zamanlar beni yerlere yatıran ani refleksler sergilerdi. Mahalleden arkadaşlarla penyesini yaptırmıştık. Ben Kaede Rukawa olmuştum tabi. Hanamichimiz doğuştan kızıl saçlı, cidden hanamichi'ye benzeyen ve kız meselesi yüzünden basketbola başlamış bir kardeşimizdi. ve evet, hey gidi günler hey..

hücum futbol dedi ki...

hocam deli gibi izlerdim bu animeyi.

nerden bulurum tüm bölümlerini. bana yardımcı olursan çok sevinirim.

Noat SamisA dedi ki...

Hanamichi iyi dövüşüyordu, judocu değildi. Onun bu gücünü gören judo takımı kaptanı Aota onu basketbolcu yapmak yerine judocu yapmak istiyordu. Koç Anzai-sensei ile

- Naaandaaa Oyeaaciiiii!!
- Ho ho hoh...

Şeklinde her bölüm gözlenebilecek refleksler vardır.

Torrent kullanarak tüm bölümlere erişilebilir.

oguz dedi ki...

bu hanamichi her maçta 5 faulle oyun dışı kalıyodu

ahmet dedi ki...

yaaa bu sayfayı yasan arkadasımıs herseyi cok gusel özetlemişin ama 101 den 276 ya kadar olan manda ları nereden bulacas turkceyi ingilisceyi gectim japoncasını bile bulamadım yaa kac yıldır aklıma dustukce arıyorum ama yok :(((( :S

renom dedi ki...

@ahmet

biraz geç bir cevap oldu ama http://www.mangaturk.com/manga/Slam_Dunk/01 adresinde ilk 127 bölümün mangası mevcut ve sıklıkla güncelleniyor site...

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana