Lig Sonu Ligi

Önce futbolun mutfağına dahil edilen Akademi Ligi, dahil olunan Grassroots projesi; buna dahil edilen HİF etkinliği, alt kademelerden başlayarak değiştirilen lig statüleri ve son olarak Türkiye 1. Ligi, yani sponsorlu adıyla Bank Asya 1. Lig'de statü değişikliği yapıldı. Ben bunun bir sonraki adımının TSL'ye ilişkin benzer bir hamle olacağını düşünüyorum. Tahminimce, sezon içerisinde birleşme ihtimali sürekli konuşulan takımlara ilişkin mutlak bir karar verilmesi istenecek ve sezon sonunda bir statü değişikliği göreceğiz.Bunlardan akla ilk geleni ligimizin takım sayısını artırmak. Bu yolla fazladan 4 maç haftası, muhtemelen bunların 2'sini de hafta içi fikstüründe oynatmak gibi bir statü belirlenebilir. Bunun yerine benim önerim 3. bir şampiyona olacaktır. Ligimizin geçmişinde örnekleri var, adı pek çok kez değişmiş sezon öncesi turnuvalarımız var. Halihazırda bir de Super Kupa'mız var. Biz her ne kadar federasyon kupamıza sponsor adı yükleyerek muadili zirve futbol ülkelerinde (İngiltere ve İspanya) olduğundan farklı olarak bu kupanın tarihçesini bir nevi yok saymış olsak da yine bir sponsor adıyla oynatılacak bir 3. şampiyona hem gelir olarak lige katılacak 4 maç haftasının üzerine çıkabilir, hem de takım sayısının artırımı yoluyla elde edilecek ekstra şampiyona maçlarının artıracağı yükü azaltır. Ek olarak alt lig takımlarının sezonun ilk yarısı oynanacak olan bu şampiyonaya dahil olması hem alt liglerin ülke futbol gündeminde daha fazla yer teşkil etmesi, hem de alt lig kulüplerine gelir getirmesi açısından faydalı olabilir. Keza geniş kadrolu takımlarımızın da 3. şampiyonadan kadro kullanımı yönüyle elde edecekleri olacaktır. Hazır hem idari hem de yerel seçimlere zaman varken ''siyasi karar'' yorumlarını hiç almayacak bir zamanda bu tip statü hamlelerinin tam zamanıdır. Federasyonun zamanlamasını da bu yönüyle tam isabet buluyorum. Ülke futbolunun bu ve benzeri yeni bir heyecana ihtiyacı var. Futbolun mutfağına ilişkin kararlarda bu heyecanın varlığı gözlenebiliyor. Hal böyleyken neden ülke futbolunun zirvesi de yeni bir atılım yapmasın?

Tüm bu övgüye değer bulduğumuz atılımların yanında geçtiğimiz günlerde çıkan son karar, yani Bank Asya 1. Lig statü değişimine dair pek olumlu düşüncelerimiz yok. Hele bu statü değişiminin Kasımpaşa'nın son 3 sezonda 2 kez play-off'lar yoluyla TSL'ye terfisiyle ilişkilendirmeye ise hiçbir anlam veremiyorum. Karar alıcıların böyle bir düşüncesi olduğunu katiyetle reddediyorum, nitekim 6 maç üzerinden oynanacak yeni play-off statüsünün de hiçbir yönden garantisi yok. (Neye garanti verilecekse?) Akil düşünüldüğünde bunun bir değişim amacı taşıdığı, esas etkeninin de para olduğu açıkça görülüyor. Lakin fikrin kendisinde olmasa da uygulamasında ve bunun taraftara yansımasında çok ciddi sıkıntı olacağını düşünüyorum. Bank Asya 1. Ligi'ne varolan ilgi, play-off'lar döneminde tavan yapmakta. Oynanan maçlar ancak bu sayede haber bültenlerine konu olmakta, alt liglerin zirve takımları ancak bu sayede ulusal futbol gündeminden yer kapabilmekte. 3 maç olan play-off serisini ''lig usulü 6 maç'' olarak değiştirdiğinizde ligin basında kapladığı alanı ve süreyi belki artırıyorsunuz ama izleyen, takip eden için tarifsiz play-off zevkini de yok ediyorsunuz. Sezon boyu sonrası düşünülerek oynanan lig maçlarını izleyen taraftarlar, bir de lig sonu ligi adı altında sezon boyunca iki kez karşılaşan takımlarında tekrar maçını izleyecekler. Bunun SPL ve Asya Ligleri play-off'lar ile alakası yok. SPL'de ligin 3. aşamasında puanlar korunur, Asya Ligleri'nde ise knock-out sistem geçerlidir. Yani bizim eski, normal play-off sistemi. Softball ve Curling'de uygulandığını bildiğim kendi içinde döngülü bir farklı play-off sistemi var, lakin o da knock-out sistemiyle çalışıyor. Sezon bittiğinde sıfırdan bir lig başlatmak, iddia edildiği üzere knock-out sistemine göre bana ''daha az şaibe'' vaat etmiyor. Bu yıl normal sezonun son maç haftasında sayısız garipliğin yaşandığı Bank Asya 1. Lig'de sezon sonunda puanı sıfırlanacak olan play-off takımlarının son haftaları nasıl getireceği açıkça şüphelidir. Çok yakında yaşanmış bir örnek varken bu tip olayları körükleyecek bir sisteme geçilmesi ve adeta tüm sezonun emeğinin büyük bir kısmının çöpe atılmasını gerektiren bu statü bizce fazla uzun ömürlü olamayacaktır.

''Takip eden için tarifsiz play-off zevkini de yok ediyorsunuz''a geri dönelim. Yakın zamandan üç sezonda play-off serilerini yerinde takip etmiş biri olarak federasyonun bu organizasyonlara gösterdiği özverinin en hafif sıfat ile rezalet olduğunu söyleyebilirim. Bu sezonki tam bir faciaydı, rezalet bile hafif kalır. Binbir güçlükle Ankara'ya, İstanbul'a play-off için gelen taraftarların durumunu gören, yaşayan bilir; hem para, hem de zaman açısından öyle kolay işler değildir bunlar. Saatler süren yolları aşıp gelenlerinde de görebildiği jandarmadır, polis kordonudur; aynı gece gerisin geriye şehirden postalanmaktır. Yeni statüde maç sayısı arttı ve zaman en az 1 haftaya çıktı. 3 maç, 6 kez -muhtemel- şehirlerarası yolculuk demektir bu. Maçların play-off oynayan takımlardan herhangi birinin şehrine verilmediğini de düşünürsek en iyi ihtimalle 4. maç sonuna kadar her 4 takımın da taraftarlarından bu maçlara iştirak etmesi beklenecek. Türkiye genelinde 12 kez kafile yolculuğu demektir bu. 5. ve 6. maçlar final mi olur, formalite mi olur; onu da takımlar belirleyecek. Ya da bomboş tribünler önünde ''bol bahisli'' ama sıfır heyecanlı maçlar izleyeceğiz. Maç sayısının artışı İddaa'dan daha fazla gelir getirebilir, evet bu açıdan doğru bir hamle. Lakin bundan önceki yıllarda play-off'ları şölen haline getirmeyi, cezbetmeyi aklına dahi getirmeyen; adeta yok sayan karar alıcıların yeni statüde bu maçları takip edecek olan taraftarları düşündüğünü pek sanmıyorum. Bu açıdan oldukça dışakapalı, umursamazca, pek bi' ''mektepler olmasa Maarif'i ne güzel yönetirdim'' mantığına uygun.

Son olarak yeniden TSL ile ilgili birkaç önerimizi sıralayalım. Alt liglerdeki statü değişimleri ve bu değişim serisinin bir sonraki aşamasının TSL olması ihtimali, bize bir başka fikri daha düşündürüyor: Bağımsız zirve lig. En bilinen örneği İngiltere Premier League. Direkt alalım, aynen uygulayalım demiyorum; zaten pek çok sakıncayı da beraberinde getirecektir. Lakin değerlendirmekte fayda var. Futbol kurumlarının özerk vasfının geçen yıl bu dönemler çok tartışıldığını anımsamak gerek. Çift başlı bir lig yapısı oluşturarak belki alt liglere yönelim, esas projelerin alt liglerle esastan ilişkilendirilmesi sağlanabilir. Yaratılacak olan daha büyük pasta ile ligin pazarlaması daha kolay sağlanabilir. İşletmesinin sponsorca, özel sektöre bağlı olarak yürütülmesi dahi bizce imkan dahilindedir. Kulüplerin mutlak kurumsallaştırılması, mutlak vergi denetimi ve mutlak mali yapı kontrolü, bir süredir pek sesi duyulmayan ''UEFA Kriterleri'nin'' mutlak gereğidir. Ülkemizde varolan genel futbol algısının değişmesi, bizce büyük ölçüde kurumların yapacağı atılımlara, bu yazıya konu olan değişim ve benzeri değişikliklere bağlıdır. İlerleyen günlerde bu fikirleri biraz daha eşeleyeceğiz, bakalım altından bir şey çıkacak mı?

Noat Samisa

26.06.09

3 Fikir, Tenkit, Yorum:

reverdy dedi ki...

bank asya statüsüyle ilgili eleştiriye katılıyorum , özellikle bu sezon karşıyaka taraftarının yaşadıklarını içlerinde bulunarak gözlemlemiş biri olarak.ilk maça giden arkadaşlar 10 saatlik gidiş yolunun ardından asaş stadında güneşten kavrulmuş , bakkala gitmeye kalktıklarında ise en yakın bakkalın 2-3 km mesafede olduğunu öğrenince dumura uğramışlar.ardından maçın sonunda karşıyaka finale çıkınca 10 saatte dönüş yolu sürüyor.bu dönüşün bitişi sabah 7 falan oluyor , bu saatlerde gelen adamlar saat 1 de çıkan biletleri almak için gelip kuyruğa giriyolar ve günü uyuyarak geçirip ertesi sabah saat 9 da maça gidiyorlar..böyle sürüp giden bir haftasonu sonucunda aşırı yorulan herkes (ben dahil) 2-3 günde kendilerine gelemediler.şimdi önümüzdeki sezon 4 maç oynanması planlanıyor büyük ihtimallede bu maçlar 3 günde bir oynanacak ve yine ankara stadlarından birine verilicek.(dileğim ankara , izmir ve istanbul takımlarının playoffa kalması böylece ulaşımı daha yakın bir stadda oynanır maçlar)

Adsız dedi ki...

öncelikle kupa tek maçlı eleminasyona döndürülsün ve her takım 1.turdan katılsın turnuvaya. ikinci bir turnuva da süper lig dışındaki takımlarla oluşturulsun süt kupası tarzında. süper ligin 20 takıma çıkarılması sadece siyasi rant amaçlıdır başka bişe değil.1.ligdeki playoff sisteminden vazgeçmek ise aptallık.altıncı sıranın bile değer kazandığı bir sistemden vazgeçmek inanılmaz..

utku dedi ki...

bir yıl boyunca bank asya liginin düzenli maç özetlerini uygun bir saatte, sırasıyla ve en az 3 dakika şeklinde verecek açık kanal bulamadığımdan ötürü ben bu sene ligden, gittiğim birkaç kartalspor maçı hariç hiçbir şey anlamadım. yalnız mıyım? sanmıyorum. gittikçe içine kapanan bir organizasyon halini almış. bank asya, ligini reklamlarla cilalıyor ancak onu soframıza getirmekte ciddi sıkıntılar yaşıyor. atıyorum bi ntvsporda bank asya programı izlemek isterdim ben. hala aklımda trtnin ikinci lig yayıncılığı, 2.lig dosyası programları ve bunlardaki eşsiz tat var.

playoff statüsünün değişmesi de, sanki o ligin değişmesi gereken son şeyini değiştirmişler gibime geldi. öyle ya da böyle heyecanlıydı. belki toplanıp bir yerde değil çift devreli eleme şekline çevrilebilirdi knockout sistemi. ancak bunu alaşağı edecek lig statüsü gelmiş. o ligin son hafta maçlarında iddaa'da 1.10, 1.05 oranlarına hazır olalım.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana