Tepebaşı'ndan Aşağı, Haliç'ten Biraz Yukarı
Yakınlarından Abbasağa gibi, Fulya gibi; bir yönüyle Tarlabaşı gibi, bir başka yönüyle Balat gibi; esasen kendine özgü pek çok vasfı bulunan bir yer Kasımpaşa. Adını anmak bir süredir ülkemizde turnusol kağıdı görevi görse de isteyen istediği şekilde kullanmak istese de Kasımpaşa hala aynı. Yalnızca dahil edildiği konular farklı; biraz da zaman içinde adının reytingi arttı. Sakinleri için uzunca bir süredir değişen bir şey yoktu, ta ki semtin takımı 2007 yazında 43 yıllık aranın sonunda zirve lige geri dönene kadar. Kasımpaşa'nın içinden geçen ve uzunca zamandır trafiğin tek yönlü aktığı iki caddenin arasında bir otopark vardır. Üzerinde Kasımpaşa Spor Kulübü'nün amblemi görülür, biraz ötesinde dernek vardır. Bahriye caddesinin sağında, iki sokak içeride ise Kasımpaşa Stadı bulunur. Taksim'den Unkapanı'na inerken sağda, TRT binasının karşısında iki tarafı kapalı bu stadyum görülür.
Geçenlerde rast geldim, bir düşünür(!) Kasımpaşa Spor Kulübü'nün bütçesinin neredeyse ligimizin diğer İstanbul takımlarına denk olduğunu iddia ediyordu. Bu sıkıntılı durumu ben izah etmeye çalışayım. Şimdilerde söz konusu stadyumun dahil olduğu spor kompleksi, maç günleri ve idman saatleri hariç halka açık. Özellikle hafta sonları koşu yapmaya gelenlerin sayısı oldukça fazla. Spor salonu, kulübün Türk spor tarihine geçen güreşçileri Gazanfer Bilge, Mehmet Oktav ve Ahmet Kireççi gibilerini yetiştirme amacıyla amatör sporlara hizmet veriyor. İşletmesi belediyede olan yüzme havuzu ve fitness salonu da halka açık. Yani mevcut stadın modernizasyonu yoluyla yalnızca profesyonel bir açılım elde edilmedi. Öyle ya da böyle halk da bundan faydalanıyor. Bu veriler ışığında amatör spor tesisi fakiri İstanbul için olması gerekene yakın yerel yönetim yatırımlarından biri olarak görülebilir: Halk faydalanıyor ve amatör sporlar besleniyor. Bu iki amaç doğrultusunda her yapılana kayıtsız şartsız destek verilmelidir, diye düşünüyorum ve bu bağlamda Kasımpaşa Spor Kulübü üzerinden yapılan değerlendirmelerde sıklıkla esası teşkil eden ''Tayyip yeni stad yaptı'' eleştirisini ya da yanlışını çok da haklı ya da doğru bulmuyorum. Ortada içerisinde modernize edilmiş bir stadyumu da barındıran kapsamlı bir tesis var. Başta Kayseri'ye yapılan stad olmak üzere ülkemizde pek çok salt profesyonel amaçlı siyasi destekli tesis yatırımı varken Kasımpaşa'daki söz konusu tesisin tüm bunlarla aynı kefeye konulması bizce doğru amaca yönelik bir tespit değil. Lakin bilinmeyen, az bilinen ya da çokça çarpıtılan bir başka meseleye gelmek ve burada biraz durmak istiyorum. Esas sıkıntı burada. Kasımpaşa Spor Kulübü'nün işlettiği otopark yalnızca ''Taksim'e Yapılması Düşünülen Camii Arsası'' adıyla sıklıkla gündeme düşen Taksim Meydanı'ndaki işletme değil. (Ziraat Bankası'nın sahibi olduğu arsanın son akıbeti nedir, otopark gelirleri halen kulübe mi kanalize olmaktadır; kesin bir bilgim yok.) Zaman içerisinde gelirlerinden kulübün faydalandığı 3 adet otopark var. Biri Taksim Meydanı'ndaki söz konusu arsa üzerinde faaliyet gösteren otopark, ikincisi yukarıda bahsettiğimiz Bahriye Otoparkı ve üçüncüsü Kasımpaşa Spor Kompleksi'nin altındaki otopark. Bir ucu Şişhane'de olan büyük yer altı otoparkı ise Büyükşehir'in işletmesinde, bu da sıklıkla yanlış bilinenlerden biri. Adım adım gidersek, kulübe bu üç otoparkın devri 2003 yılında başladı ve iki yıl içinde tamamlandı. Kasımpaşa'nın art arda basamakları çıkarak, ''otopark devir-teslimi'' başlangıcından itibaren 4 yıl sonra TSL'ye yükselmesi hikayesi, gücünün bir kısmını bu mali destekten alır.
İstanbul'un orta yerinde amatör branşlara hizmet veren ve halka açık kaç tesis vardır ki? Stadyum şehrin ortasında pek bir harabe görünüyordu. Halk bu değişimden memnun ve stadın yeni görünümünden de İstanbul memnun. Bu bağlamda yapılanın kayırmacı tarafıyla birlikte halka yararını da ortaya koyup meseleyi bir bütün olarak ele almak gerekir. Ancak bunu ayrıştırıp bizi doğruya götürecek bir sonuç elde edebiliriz. Aslında şunu demek istiyoruz: Kasımpaşa Spor Kulübü üzerine yapılan eleştirilerin esas odak noktası stadyum veya spor kompleksi değil, bahsettiğimiz otoparklar olmalıdır. Buna ek olarak takımın 43 yıl sonra TSL'de yer aldığı 07/08 sezonunda Kasımpaşa Stadı yalnızca 3 kez ev sahibi takıma hizmet verebilmişti. 1. Lig'de suni çim zeminde mücadele eden takıma TSL'de bu şekilde devam edemeyeceği söylenmiş, zeminin değiştirilmesi istenmişti. Takım iç saha maçlarını Olimpiyat Stadı'nda oynadı, ancak semtine döndüğünde kümede kalabilmek adına umutları yeşerdi. Ertesi sezon -yani geçtiğimiz sezon başında- ise Ankara 19 Mayıs Stadı'nın zemininin suni çim olmasına karar verildi. Bahsettiğimiz ''tesis'' eleştirisinin esası teşkil etmemesi noktasında bir başka argüman da budur. Keza bu sezon için bir süredir (İstanbul takımları ile oynanacak maçlar Olimpiyat Stadı'nda olacak) söylentisi de kulaktan kulağa yayılmıştı. Dün kulüp açıklama yaptı, tüm maçlarında Kasımpaşa'da oynanacağı garanti edildi, bu açıklamanın sezonluk kart satışlarına olumlu yansıyacağı düşünüldü. 100 TL'den satışa çıkarılan kombine kartların kulübe getireceği gelir en fazla 300 bin TL'dir, bu da söz konusu otopark gelirlerinin yanında hiçbir şeydir. Yine bu veri de ''tesis'' eleştirisini afaki kılmaktadır, kulübün söz konusu modernizasyondan ekstra bir kazancı yoktur.
Baştaki soruya dönelim. Kasımpaşaspor'un bütçesi neredeyse diğer İstanbul takımlarının bütçesiyle eş midir? Son yerel seçimler döneminde akşamları yapılan teke tek söyleşilerden sızan verilen ışığında kulübün işletim hakkına sahip olduğu otoparklardan elde edilen gelir, bizim hesaplarımıza göre yıllık futbolcu maaşlarının belli bir bölümünü karşılayabilecek düzeydedir. Kasımpaşa'daki bir kahvehaneden elde edilen verilere göre ise kulübün borcu yoktur. Geçtiğimiz aylarda bir esnaftan alınan bilgiye göre ise otopark gelirleri sanıldığı kadar büyük değildir ve aslında stadyum altındaki otopark hariç kulübün gelirlerinin tamamını alabildiği otopark yoktur. Bu soruları tribünde sorduğunuz takdirde en az 10 farklı yanıt almanız olasıdır. Halihazırda bu konu üzerinde basında yeterli bilgi ve inceleme bulunmamakta. Meselenin yalnızca ''peşkeş'' boyutuyla ilgilenilmekte ve bu girdinin ülke futbolunda yarattığı haksız rekabet ortamına ilişkin sayısal verilerle desteklenen bir araştırma bulunmamakta. Semt halkına tanış olmayan biri olarak bu tip sorular yöneltiğinde ise kamuoyunda konunun direkt olarak ''Gavur İzmir'' muhabbetine kayması nedeniyle bariz bir çekingenlik var. Gelirlerin tam olarak ne boyutta olduğu ve bunun karşılaştırmalı analizler ile desteklenmesi ülke futbolundaki çarpıklığı net olarak ortaya koyacak olmasına karşın kimse maalesef buna yanaşmıyor. Bu konunun futbola bakan yönüyle değil de yalnızca siyasi tarafıyla ilgileniliyor. Biz ise sezon boyunca çabalayarak ancak bu kadarını elde edebiliyoruz. Medyada işin reyting getiren kısmıyla ilgilenilip, Kasımpaşa'nın play-off'larda iki İzmir takımını elemesine ''siyasi'' yaftasının yapıştırılması dışında pek bir harektelilik yok.
Tarafımız belli. Futbolu seviyoruz ve bu oyunun içinde bir şekilde yer almak istiyoruz. Bizi futbolun dışına çıkartacak, bu oyundan dışlayacak, haksız rekabet oluşturacak hiçbir şeyi temelde kabul etmiyoruz. Peki bahsettiğimiz tüm bu hikayeye dair ancak bu kadarını bilirek ne söyleyebiliriz? Ayrımları iyi yapmak ve taraf olduğumuz hususlarda gerçek doğruyu bulabilmek adına görünenin altını biraz eşelemek gerekiyor. Bank Asya 1. Lig'in ancak play-off'lar sürecinde ülke spor gündeminden rol çalması da bunda bir etken olsa da bizce haber almak konusunda muktedir olanların bizim önümüze en derli-toplu haliyle bu verileri koyabilmesi gerekir. Ancak bu şekilde durumun vehametinden haberdar olunur, ancak bu şekilde ülke futbolundaki rekabet eşitsizliğine dair ilk somut veriler elde edilebilir. Yoksa destek var/yok ekseninde yapılan pek çoğu siyasi olan değerlendirmeler sanıyoruz ki herhangi bir gelişmeye önayak olmaz, aksine rant kavgasını körükler. Bugün ligimizin mevcut statüsü, kanunlar ve tüzükler doğrultusunda önümüze çıkan önizlemeli tabloda play-off'lar yoluyla TSL'ye dahil olan otopark geliri sahibi Kasımpaşa, ''yıllardır zirve lige hasret olan İzmir takımlarının önündeki engeldir ve iktidarın 'Gavur İzmir' planına hizmet etmektedir'' denilebilir. Biz ise onun yerine ''futbolun büyük ölçüde sahada oynandığını, özellikle de play-off'ların şaibeye yer bırakmayacak düzeyde sahada oynandığını söylemek ve Kasımpaşa/rekabet eşitsizliği eleştirisini maça/maçlara, reyting getiren İzmir-İktidar zıtlığına değil de futbolumuzun tüm aktörlerine, meselenin özüne, otopark gelirinin yarattığı haksız rekabet ortamına yapmak gerekir'' diyoruz.
Aslında Kasımpaşa'nın yeni transferlerini değerlendirmek üzere yazmaya başlamıştık. Ama konu iki gün evvel bahsettiğimiz şu post ile ilişkili konulara kaydı. Baktık ki çok uzadı, ayırmaya karar verdik. Kasımpaşa-rekabet eşitsizliği-siyaset-İzmir takımları ekseninde yürüyen bu sevimsiz konunun Kasımpaşa tarafında kabataslak bir tablo çizmeye çalıştık, eminiz ki bizim zihnimizde havada kalan yerler yazıda da havada kalmıştır. Bunları iki gün evvel bahsettiğimiz seride argüman olarak kullanacak ve yeniden bu konuya döneceğiz. Umuyoruz o vakit boşluklar dolacaktır. Şimdi sırada saha içindeki Kasımpaşa var...
Noat Samisa
28.06.09
Geçenlerde rast geldim, bir düşünür(!) Kasımpaşa Spor Kulübü'nün bütçesinin neredeyse ligimizin diğer İstanbul takımlarına denk olduğunu iddia ediyordu. Bu sıkıntılı durumu ben izah etmeye çalışayım. Şimdilerde söz konusu stadyumun dahil olduğu spor kompleksi, maç günleri ve idman saatleri hariç halka açık. Özellikle hafta sonları koşu yapmaya gelenlerin sayısı oldukça fazla. Spor salonu, kulübün Türk spor tarihine geçen güreşçileri Gazanfer Bilge, Mehmet Oktav ve Ahmet Kireççi gibilerini yetiştirme amacıyla amatör sporlara hizmet veriyor. İşletmesi belediyede olan yüzme havuzu ve fitness salonu da halka açık. Yani mevcut stadın modernizasyonu yoluyla yalnızca profesyonel bir açılım elde edilmedi. Öyle ya da böyle halk da bundan faydalanıyor. Bu veriler ışığında amatör spor tesisi fakiri İstanbul için olması gerekene yakın yerel yönetim yatırımlarından biri olarak görülebilir: Halk faydalanıyor ve amatör sporlar besleniyor. Bu iki amaç doğrultusunda her yapılana kayıtsız şartsız destek verilmelidir, diye düşünüyorum ve bu bağlamda Kasımpaşa Spor Kulübü üzerinden yapılan değerlendirmelerde sıklıkla esası teşkil eden ''Tayyip yeni stad yaptı'' eleştirisini ya da yanlışını çok da haklı ya da doğru bulmuyorum. Ortada içerisinde modernize edilmiş bir stadyumu da barındıran kapsamlı bir tesis var. Başta Kayseri'ye yapılan stad olmak üzere ülkemizde pek çok salt profesyonel amaçlı siyasi destekli tesis yatırımı varken Kasımpaşa'daki söz konusu tesisin tüm bunlarla aynı kefeye konulması bizce doğru amaca yönelik bir tespit değil. Lakin bilinmeyen, az bilinen ya da çokça çarpıtılan bir başka meseleye gelmek ve burada biraz durmak istiyorum. Esas sıkıntı burada. Kasımpaşa Spor Kulübü'nün işlettiği otopark yalnızca ''Taksim'e Yapılması Düşünülen Camii Arsası'' adıyla sıklıkla gündeme düşen Taksim Meydanı'ndaki işletme değil. (Ziraat Bankası'nın sahibi olduğu arsanın son akıbeti nedir, otopark gelirleri halen kulübe mi kanalize olmaktadır; kesin bir bilgim yok.) Zaman içerisinde gelirlerinden kulübün faydalandığı 3 adet otopark var. Biri Taksim Meydanı'ndaki söz konusu arsa üzerinde faaliyet gösteren otopark, ikincisi yukarıda bahsettiğimiz Bahriye Otoparkı ve üçüncüsü Kasımpaşa Spor Kompleksi'nin altındaki otopark. Bir ucu Şişhane'de olan büyük yer altı otoparkı ise Büyükşehir'in işletmesinde, bu da sıklıkla yanlış bilinenlerden biri. Adım adım gidersek, kulübe bu üç otoparkın devri 2003 yılında başladı ve iki yıl içinde tamamlandı. Kasımpaşa'nın art arda basamakları çıkarak, ''otopark devir-teslimi'' başlangıcından itibaren 4 yıl sonra TSL'ye yükselmesi hikayesi, gücünün bir kısmını bu mali destekten alır.İstanbul'un orta yerinde amatör branşlara hizmet veren ve halka açık kaç tesis vardır ki? Stadyum şehrin ortasında pek bir harabe görünüyordu. Halk bu değişimden memnun ve stadın yeni görünümünden de İstanbul memnun. Bu bağlamda yapılanın kayırmacı tarafıyla birlikte halka yararını da ortaya koyup meseleyi bir bütün olarak ele almak gerekir. Ancak bunu ayrıştırıp bizi doğruya götürecek bir sonuç elde edebiliriz. Aslında şunu demek istiyoruz: Kasımpaşa Spor Kulübü üzerine yapılan eleştirilerin esas odak noktası stadyum veya spor kompleksi değil, bahsettiğimiz otoparklar olmalıdır. Buna ek olarak takımın 43 yıl sonra TSL'de yer aldığı 07/08 sezonunda Kasımpaşa Stadı yalnızca 3 kez ev sahibi takıma hizmet verebilmişti. 1. Lig'de suni çim zeminde mücadele eden takıma TSL'de bu şekilde devam edemeyeceği söylenmiş, zeminin değiştirilmesi istenmişti. Takım iç saha maçlarını Olimpiyat Stadı'nda oynadı, ancak semtine döndüğünde kümede kalabilmek adına umutları yeşerdi. Ertesi sezon -yani geçtiğimiz sezon başında- ise Ankara 19 Mayıs Stadı'nın zemininin suni çim olmasına karar verildi. Bahsettiğimiz ''tesis'' eleştirisinin esası teşkil etmemesi noktasında bir başka argüman da budur. Keza bu sezon için bir süredir (İstanbul takımları ile oynanacak maçlar Olimpiyat Stadı'nda olacak) söylentisi de kulaktan kulağa yayılmıştı. Dün kulüp açıklama yaptı, tüm maçlarında Kasımpaşa'da oynanacağı garanti edildi, bu açıklamanın sezonluk kart satışlarına olumlu yansıyacağı düşünüldü. 100 TL'den satışa çıkarılan kombine kartların kulübe getireceği gelir en fazla 300 bin TL'dir, bu da söz konusu otopark gelirlerinin yanında hiçbir şeydir. Yine bu veri de ''tesis'' eleştirisini afaki kılmaktadır, kulübün söz konusu modernizasyondan ekstra bir kazancı yoktur.
Baştaki soruya dönelim. Kasımpaşaspor'un bütçesi neredeyse diğer İstanbul takımlarının bütçesiyle eş midir? Son yerel seçimler döneminde akşamları yapılan teke tek söyleşilerden sızan verilen ışığında kulübün işletim hakkına sahip olduğu otoparklardan elde edilen gelir, bizim hesaplarımıza göre yıllık futbolcu maaşlarının belli bir bölümünü karşılayabilecek düzeydedir. Kasımpaşa'daki bir kahvehaneden elde edilen verilere göre ise kulübün borcu yoktur. Geçtiğimiz aylarda bir esnaftan alınan bilgiye göre ise otopark gelirleri sanıldığı kadar büyük değildir ve aslında stadyum altındaki otopark hariç kulübün gelirlerinin tamamını alabildiği otopark yoktur. Bu soruları tribünde sorduğunuz takdirde en az 10 farklı yanıt almanız olasıdır. Halihazırda bu konu üzerinde basında yeterli bilgi ve inceleme bulunmamakta. Meselenin yalnızca ''peşkeş'' boyutuyla ilgilenilmekte ve bu girdinin ülke futbolunda yarattığı haksız rekabet ortamına ilişkin sayısal verilerle desteklenen bir araştırma bulunmamakta. Semt halkına tanış olmayan biri olarak bu tip sorular yöneltiğinde ise kamuoyunda konunun direkt olarak ''Gavur İzmir'' muhabbetine kayması nedeniyle bariz bir çekingenlik var. Gelirlerin tam olarak ne boyutta olduğu ve bunun karşılaştırmalı analizler ile desteklenmesi ülke futbolundaki çarpıklığı net olarak ortaya koyacak olmasına karşın kimse maalesef buna yanaşmıyor. Bu konunun futbola bakan yönüyle değil de yalnızca siyasi tarafıyla ilgileniliyor. Biz ise sezon boyunca çabalayarak ancak bu kadarını elde edebiliyoruz. Medyada işin reyting getiren kısmıyla ilgilenilip, Kasımpaşa'nın play-off'larda iki İzmir takımını elemesine ''siyasi'' yaftasının yapıştırılması dışında pek bir harektelilik yok.
Tarafımız belli. Futbolu seviyoruz ve bu oyunun içinde bir şekilde yer almak istiyoruz. Bizi futbolun dışına çıkartacak, bu oyundan dışlayacak, haksız rekabet oluşturacak hiçbir şeyi temelde kabul etmiyoruz. Peki bahsettiğimiz tüm bu hikayeye dair ancak bu kadarını bilirek ne söyleyebiliriz? Ayrımları iyi yapmak ve taraf olduğumuz hususlarda gerçek doğruyu bulabilmek adına görünenin altını biraz eşelemek gerekiyor. Bank Asya 1. Lig'in ancak play-off'lar sürecinde ülke spor gündeminden rol çalması da bunda bir etken olsa da bizce haber almak konusunda muktedir olanların bizim önümüze en derli-toplu haliyle bu verileri koyabilmesi gerekir. Ancak bu şekilde durumun vehametinden haberdar olunur, ancak bu şekilde ülke futbolundaki rekabet eşitsizliğine dair ilk somut veriler elde edilebilir. Yoksa destek var/yok ekseninde yapılan pek çoğu siyasi olan değerlendirmeler sanıyoruz ki herhangi bir gelişmeye önayak olmaz, aksine rant kavgasını körükler. Bugün ligimizin mevcut statüsü, kanunlar ve tüzükler doğrultusunda önümüze çıkan önizlemeli tabloda play-off'lar yoluyla TSL'ye dahil olan otopark geliri sahibi Kasımpaşa, ''yıllardır zirve lige hasret olan İzmir takımlarının önündeki engeldir ve iktidarın 'Gavur İzmir' planına hizmet etmektedir'' denilebilir. Biz ise onun yerine ''futbolun büyük ölçüde sahada oynandığını, özellikle de play-off'ların şaibeye yer bırakmayacak düzeyde sahada oynandığını söylemek ve Kasımpaşa/rekabet eşitsizliği eleştirisini maça/maçlara, reyting getiren İzmir-İktidar zıtlığına değil de futbolumuzun tüm aktörlerine, meselenin özüne, otopark gelirinin yarattığı haksız rekabet ortamına yapmak gerekir'' diyoruz.
Aslında Kasımpaşa'nın yeni transferlerini değerlendirmek üzere yazmaya başlamıştık. Ama konu iki gün evvel bahsettiğimiz şu post ile ilişkili konulara kaydı. Baktık ki çok uzadı, ayırmaya karar verdik. Kasımpaşa-rekabet eşitsizliği-siyaset-İzmir takımları ekseninde yürüyen bu sevimsiz konunun Kasımpaşa tarafında kabataslak bir tablo çizmeye çalıştık, eminiz ki bizim zihnimizde havada kalan yerler yazıda da havada kalmıştır. Bunları iki gün evvel bahsettiğimiz seride argüman olarak kullanacak ve yeniden bu konuya döneceğiz. Umuyoruz o vakit boşluklar dolacaktır. Şimdi sırada saha içindeki Kasımpaşa var...
Noat Samisa
28.06.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Haziran
(20)
- Kurutuluş
- 42 Kez 0-0
- Tepebaşı'ndan Aşağı, Haliç'ten Biraz Yukarı
- Psycho'nun Takımı
- Utaka ve Espinoza
- Lig Sonu Ligi
- Kashima Antlers 2-2 FC Seoul aet (4-5 pen)
- 25'te 8 Kuralı ile Glen Johnson
- J.R. Sakuragi - Tensai Hanamichi
- Delaptor
- Siyah 2-1 Beyaz
- Yeni Sunderland
- Steve Bruce - Kanu - Jeffers
- Owen 34 Sayfaya Sığar mı?
- 7 Numaralı Adam
- Sunderland Gülerken
- Brede Hangeland
- Asya'dan Gidenler
- Gareth Barry Man City'de
- Veteran Hocası
-
▼
Haziran
(20)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
4 Fikir, Tenkit, Yorum:
Uşakspor'un yıllık 200 ila 300 bin tl bir otopark geliri vardı şu an amatör kümede; Kocaelispor'un yıllık otopark geliri 2 milyon tl ve kulüp küme düşmekle kalmadı parasal anlamda da dibi boyluyor. İstanbul'da da olsa olsa 6 milyon tl gelir elde edilir. O paranın da tamamıyla geldiğini sanmıyorum. Diğer takımlar gibi minibüste para üsütünün size gelirken yolda biraz buharlaşması söz konusu ya da nasıl kulaktan kulağa oynarken kelimeler erezyona uğruyorsa bu akışta da durum farksızdır.
Kasımpaşa'da iç transfer de ortalama 300 bin lira maaş alınabilse, oyuncu ücretlerini karşılamaya uç uca yetebilecek bu meblağ ile büyük takımlara yaklaşmanız söz konusu değildir.
Yazının diğer konusu ise zaten anlatılmakla bitmez. Erki elinde bulunduranların Ankaraspor'a aktardığı paralarla yakınlarına reel cm-fm oynatması da ayrı bir derttir. Para akışı da paravan şirketler yoluyla oluyor. Futbolun bu şeyi arttıkça(artık tanımlayamıyorum Süleyman SebaYa sığınıyorum) daha da artacak bunlar. Belki de bunlar iyi günlerimiz...
çok aydınlatıcı bir yazıydı. teşekkür ederim.
Transferlerin yorumlarını dört gözle bekliyorum.Birde Kasımpaşa'da Erhan Küçük diye bir futbolcu var.Bu adamı ben çok fantastik buluyorum.Büyük kulübler bu futbolcuyu niye düşünmüyorlar acaba.
Erhan'ın eşi benzeri olmayan bir sol ayağı vardır. Bu ülkede Erhan'dan önce Sergen vardır bile denebilir, Sergen'in soluyla kıyaslanır. Ama sadece o kadar, henüz fazlasını göstermedi.
Yorum Gönder