Anderlecht 5-0 Sivasspor

Yetenek yeterli olmasa bile akıl, çalışma, birliktelik yoluyla yapılacak şeyler var bugünün futbolunda. Eskiden ekollerin zıtlıklarından bahsederken bugün dünya üzerindeki her profesyonel takım belli şeyleri vasat düzeyde yapabiliyor. Tobol da alan daraltmanın ne olduğunu ve nasıl yapılacağını biliyor; rakibini bir noktaya kadar pasifize edebiliyor. Sivasspor'un da en iyi bildiği şey buydu, birliktelik yoluyla bütünleşen takım savunması; kısalan hatlar, yardımlaşma, kademe ve bunun getirisi olan etkileşimli hücum setleri. Bireysel kaliteye baktığınızda elde bir şey yoktu ama bu topluluğun birlikte üretebildikleri çok şey ifade ediyordu. Güçlü takım savunması Mehmet Yıldız etrafında şekillenen hücumlarla galibiyete dönüşüyordu. Sistemin kritik adamları vardı, şablonun çok da önemi yoktu. Herve Tum hücum aksiyonlarında Mehmet Yıldız'ın boşlattığı alanları dolduran adamdı. Böyle çok gol attılar. Musa bir diğer hücum seti elemanıydı. İbrahim Dağaşan, arkada Bilica ve gerektiğinde skora da katkı yapan bekler... Tüm takımlara diş geçirdiler, bozulmadıkça hep başarılı oldular. Arada Fenerbahçe kupa maçları, öncesinde birkaç maç ve ligin son dönemi genel tertip bozulunca teklediler. Sezon sonu da bir karar verdiler ve gördük ki uygulayamamışlar. Revizyon, değişim, iyileştirme noktasındaki başarısızlıklar bu akşamın skorundan tamamen bağımsız. Esas olan, Sivasspor'un TSL'de dahi tek bir taviz verdiğinde teklediği oyun prensibinin, futbol idealinin tamamen yerlebir edilmiş olması.

Kurada sona Celtic kalmıştı, %50 şans vardı. Anderlecht çıktı. Bir bakıma kura şansı sayılırdı, ben öyle yorumladım. Alternatifler arasından ''belki''si olan nadir takımlardan biri sayılırdı. TRT tüm hazırlık maçlarını yayınladı Sivas'ın, takım ile çok oynandığı o günlerde de görülüyordu. Kağıt üzerinde transfer övülse ya da yerilse farketmez, bu takım geçen sezon kağıt üzerinde pek anlam ifade etmeyen kadrosuyla başa oynadı. Bu takımın attığı goller geçen yılın İstanbul takımlarından çok daha akildi, çok daha şablon getirisiydi, planlıydı. Sahada görünen takım kendini anlatır, bu akşam da öyle oldu. Golleri ya da acz içinde yaşanan pozisyonları silin, bir garip tablo göreceksiniz. Hezimet deyince Beşiktaş da 8 yedi kısa zaman evvel, ama kendi özeliyle başardı(!) bunu. Sivasspor ise kendini bu noktaya taşıyan yapıyı tamamen bozmuş, geçen seneki tüm hücum setleri buna bağlı oyun anlayışı çöp olmuş. Yalnızca gol atmak ile değil, yenilen goller de bununla tamamen bağlantılı: Bilica topu yükseltir, Mehmet Yıldız topu indirir. Bilica savunmayı öne çıkarır, takımın boyu kısalır. Hatları arası kısa olan takım da toplu savunma-toplu hücumu becerir, gerektiğinde bekleri gol atar. Mehmet Yıldız yok, sakat. Bilica yok, yerine Yasin var. Yasin kadar toplu oyun becerisi olmayan Mbemba kesici, Onur onun yanına; iyi bir kesici olan İbrahim ise daha ofansif bir rolde. Sağ kenar Musa, sol kenar Erman, ileride Ersen Martin. Ersen Martin topu tutsa ki hiç tutamadı, boşalttığı alana girmesi gereken isim Onur ya da İbrahim, şablonun önemi burada. Erman ve Musa hele de böylesi bir deplasmanda tamamen kaleden uzaktılar. Ersen aldığı topları da kaybetti, oyun daha ilk dakikada squash'e döndü. Bu oyun anlayışı ile vasat bir TSL takımına karşı bile üretken olunamayabilir. İleride top tutamaz iseniz rakibe alan verirsiniz, rakip de savunmayı öne çıkararak tüm dönen toplarda atak tazeledi. Kaç top indi ceza sahasına acaba? Bu oyun şekli ile Terry-Ferdinand da olsa stoperde bir an gelir hata yaparlar, Bilica da olsa farktemezdi bu akşam. Stoperlerin rahatlamasına bir saniye bile izin yoktu, Yasin-Sedat kendi yarı sahalarının ortalarına gelemediler bile. Savunma öne çıkamayınca bekler de stoper oldu, alan/adam geçişlerinde ve adam paylaşımda hatalar iki gol yedirdi. Bekler ile kenar oyuncuları değil, iç oyuncuları kademe yapmalıydı; bu imkansız denemeyi de hiç beceremediler. Erman ile Musa tamamen pasifize edilmişlerdi, ışığı gören sağdan-soldan daldı içeri. İhale de savunma dörtlüsüne kaldı. Sahada Kanfory Silla sertliğinde bir oyuncunun da olmayışı zaaftır, rakip hiçbir anda hiçbir aksiyondan çekinmedi.

İşler yapı yerine daha yetenekli takımların tercih ettiği bir şablona dönülmüş, yani ligin son döneminde ''hücum etmek zorunda olunca patladılar'' tezini çürütmeye çalışırken bunu destekleyen bir takım olmuş Sivasspor. Hani ''haddini bilerek oynamak'' deniyor ya, işte bu o değil. Bu haliyle bireysel kaliteyi artırsalar dahi birlikte üretme kimliğini tamamen kaybetmiş durumdalar. Yetenek ile futbol oynamaya çalışan, basiti değil çok zoru deneyen bir takıma dönüşmüşmüş durumdalar, herkese çalım atmaya çalışıp takımın abilerinden fırça yiyen halı saha elemanı modundalar. Geçen yılki takım da bu akşam 5 gol yerdi belki, ama bu akşamki takımın 5 gol yemiş olması geçen yılki takım ile karşılaştırınca çok daha kötü. Bülent Uygun ''suç benimdir'' dedi, haklı. Nasıl geçen yılki takım onun eseriyse ve sayısız övgüyü hak ediyorsa bu akşam görünen takım da onun eseri...

Noat Samisa

29.07.09

4 Fikir, Tenkit, Yorum:

kveldsmork dedi ki...

Bülent Uygun dün akşam ''Allah'ın dediği olur''deseydi keşke.Özür dileyeceğine.

Tartavuz dedi ki...

Bu kadar bloglarda birtek değerlendirme burada yapılmış -ki hep burada yapılıyor zaten- Herkes Bülent'e laf söyleme derdinde..

Teşekkürler

matiasemilio dedi ki...

bu tandemlerle ligde de işi zor sivasın..geçen yıl sivas'ın yaptığını bu yıl antep'ten bekliyorum..

Adsız dedi ki...

hakikaten her yerde bülent uyguna laf geçirmek derdindeler.tamam antipatik olabilir ama sonuçta bu adam iki yıldır tsl de daha önce çok az anadolu takımına nasip olan şampiyonluk yarışında öyle ya da böyle başarıyla kalabilmiş bir takım oluşturdu.avrupanın beş büyük liginden biri olarak diğer dengimiz olan liglerdeki sürpriz cl takımlarının yaptıklarını yapabilmeyi geç eleme maçında nispeten zayıf bir takımdan fark yemek sorgulanması gereken bir başarısızlıktır.analiziniz için teşekkürler...

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana