Beşiktaş 1-1 Lyon
Sezon öncesi az maç yapıyor takım ama seçilen rakipler fazlasıyla iyi. İyi bir TSL takımından daha sert olan Catania, CL grubunda eşleşildiğinde siklet olarak biraz büyük gelecek olan Lyon ve iki sezon evvel karşılaşılan, yine bir siklet -en azından kurumsal yönden 10 siklet- yukarıda duran Porto. Super Kupa'yı da sezon öncesi sayarsak en az 4 maç, belki bir de Peace Cup'ta yarı final şansı olur. Gördüğümüz hiçbir şey sanal değil, bu açıdan seçimlerin doğru olduğunu düşünüyorum. Belki Catania muadili, Davraz'a gelen takımlar ile sezon öncesi hazırlıklarının başlangıcında bir-iki maç yapılabilirdi. Rol oyuncularını burada görme fırsatı olurdu, mesela bu maçlar Erhan Güven'e faydalı olabilirdi.
Sezona başlayacak savunma dörtlüsü belli, bundan fire verilmeyecek gibi görünüyor. Sezon seyri için bir genel değerlendirme yapacak ise Ferrari-Sivok savunma tandemi, Beşiktaş'ın 6 yıldan bu yana savunma hattında sahip olduğu en sert, en dengeli ikili. Sağ bekte şimdilik Erhan alternatifsiz, her yapabildiği hücum katkısı için kendisine teşekkür ederim. Sol bekte İsmail Köybaşı var, burada biraz duralım. Aslında ''10 numara'' oynuyormuş, ama 20 maç TSL sol bek deneyimi var... yani başka bir mevkii oyuncusuna da evrilebilir. Sona doğru çaprazdan uzak köşeye bir şut çıkardı ya hani, maçı beraber izlediğim dostum bombayı patlattı: Ulan 10 senedir İbo'yu izliyorum, bir tane böyle şut görmedim... Hücum oyuncusundan devşirilmiş bir sol bek? Pek yabancı değil. Üzülmez'e haksızlık olmasın elbette, lakin İsmail evrensel futbol gerçeklerinden farklı olarak soldan gelişen bir atakta arkadan gelen ikincil oyuncunun efektif işler yapabiliyor olmasını unutan Beşiktaş taraftarının gün ışığı olmuştur, şimdiden. İlk yarı arkaya kaçırılan bir top vardı, Fink önledi. O anda İsmail neredeydi? Yusuf'un çok top kaybettiği bölümde sanki biraz saklanır gibi oldu, takım da çıkamıyordu o dakikalarda. Mükemmelikten söz etmiyorum yani, İsmail'in daha çok yolu var. Ama dediğim gibi ışık da var, hem de bolca.
Gelelim orta sahaya. Ernst-Fink ikilisi, geçen sezon şampiyonluğu getiren Ernst-Cisse gibi Beşiktaş'ın kalbi olacak ve umuyoruz asla bozulmayacak. Cisse bir top hırsızıydı, takımı ileri iten adamdı ama ikinci hamlesi olmayan bir oyuncuydu. Fink de bir top hırsızı ama düzeyi Cisse boyutunda olmayabilir. Buna henüz karar veremem. Artısı ise ceza sahasına dalışlar yapabilen, kenar organizasyonlarında 3. oyuncu olabilen biri. 4-3-3 şablonunda iki değil üç oyuncu etkileşimli setlerin sayısı fazladır, bu açıdan da Fink'in iç oyuncusu yetilerinin de varlığı hücum zenginliğine katkıdır. Oyunu iki ceza sahası arasında oynuyor ve yıkılmıyor. Güven verici. Üçüncü orta saha oyuncusu Tello; takımın gerisi ile ilerisi arası bağ kuran, orta saha önü libero. Bu sayılan 7 oyuncu, Beşiktaş'ın oyun karekterinin sebepleri. Beşiktaş oyunu tutar, zor gol yer; son yarım saat maç dinamiklerine güvenerek oyunu lehine çevirme yönünde hamleler yapar. Bir hazırlık maçı olsa da bu maçın da seyri geçmiş sezondan çok farklı olmadı. Bu da sevindirici.
Gelelim sıkıntı verenlere. Golü yedikten sonra yine takımla oynadı Mustafa Denizli, bizim tilki hortladı. Aslında ben bu eski fanteziyi bir de iki yeni oyuncuyla, yani Ferrari-Fink ile bir hazırlık maçında görmek isterdim. Olabilirliğini sorgulamak adına, sonuçta futbolda eski doğru bugün yanlış olabilir. Erkan Zengin mi sağ beke geçti, Ernst mi oyundan çıkmadan libero oldu; pek anlamadım. Bu ara muhtemelen hava sıcaklığının da etkisiyle iki takım da oyundan düşer gibi oldu, o anda da Nobre girdi devreye. Yine koştu, sağa sola saldırdı. İndirdi, aldı, vurdu. Sanki bir puan maçında yorgun rakibe karşı yapılmış oyunu ön alanda tutma amaçlı hamleydi Bobo-Nobre değişikliği. Amaç bu değildi elbet de, sahaya yansıyan farklı oldu. Uğur'un girişiyle Tello öne geçti, takım ivme kazandı. Oyun Beşiktaş'a döndü, galibiyet golü de gelebilirdi. Olmadı. Tello'nun hatasından yenen bir gol, son 15 dakika etkin oyun ile atılan beraberlik golü. Takımın maç başı önde basan Lyon'a karşı yarı sahasından çıkamamasını oyun karekteristiğine zıt başlayan oyuna bağlamak gerek. Beşiktaş'ı bekler iseniz, Beşiktaş da sizi bekler. Savunma dörtlüsü pas yapmaya çalıştı, Lyon önde bastıkça top kayıpları yaşanadı. Bir şekilde Beşiktaş savunması öne çıktı, top kontrolü Lyon'a geçti; ondan sonra oyun dengelendi. Ben bu görüntünün bir sıkıntı değil, kendine göre bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Belli bir standardı, şablonu ve belli bir oyun karekteristiği olan bir takım oluşuyor, şampiyonluk/çifte kupa özgüveniyle bireysel performans artırımını ummak ya da bunun için çaba sarfetmek gerek. Bireysel olarak oyuncuları değerlendirmekten ziyade, sahada bir ''takım''ın varlığını görüp bu takımın topluca neleri yapabildiği görmek gerek. Sezona iyi başlayamayanlar olacak, kimisi sezon sonunu her daim mükemmel getiriyor mesela. Kimi her daim hazır, bazısı rol oyuncusu. Ve bu takımın ideali 7 yabancılı, yani rotasyon zorunlu. Daha bu takıma katılacak 5 değerli isim var. Silip atacağımız bir tek oyuncu dahi yok, Serdar Özkan da dahil.
Ezcümle, bu akşamki maçta çok da fazla yeni bir şey görmedik. Rakip de bizden çok daha yetenekli bir oyuncu topluluğuna sahip, fizik kalitesi de üstün Fransa lokomotifi Lyon'du. Başabaş oyun oldu. Takım şunu başarır, bunu başaramaz; ama ben bu takıma güvenirim. Takım Lyon karşısında beni memnun ve mutlu etti. Şu an önemli olan da budur.
Noat Samisa
26.07.09
Sezona başlayacak savunma dörtlüsü belli, bundan fire verilmeyecek gibi görünüyor. Sezon seyri için bir genel değerlendirme yapacak ise Ferrari-Sivok savunma tandemi, Beşiktaş'ın 6 yıldan bu yana savunma hattında sahip olduğu en sert, en dengeli ikili. Sağ bekte şimdilik Erhan alternatifsiz, her yapabildiği hücum katkısı için kendisine teşekkür ederim. Sol bekte İsmail Köybaşı var, burada biraz duralım. Aslında ''10 numara'' oynuyormuş, ama 20 maç TSL sol bek deneyimi var... yani başka bir mevkii oyuncusuna da evrilebilir. Sona doğru çaprazdan uzak köşeye bir şut çıkardı ya hani, maçı beraber izlediğim dostum bombayı patlattı: Ulan 10 senedir İbo'yu izliyorum, bir tane böyle şut görmedim... Hücum oyuncusundan devşirilmiş bir sol bek? Pek yabancı değil. Üzülmez'e haksızlık olmasın elbette, lakin İsmail evrensel futbol gerçeklerinden farklı olarak soldan gelişen bir atakta arkadan gelen ikincil oyuncunun efektif işler yapabiliyor olmasını unutan Beşiktaş taraftarının gün ışığı olmuştur, şimdiden. İlk yarı arkaya kaçırılan bir top vardı, Fink önledi. O anda İsmail neredeydi? Yusuf'un çok top kaybettiği bölümde sanki biraz saklanır gibi oldu, takım da çıkamıyordu o dakikalarda. Mükemmelikten söz etmiyorum yani, İsmail'in daha çok yolu var. Ama dediğim gibi ışık da var, hem de bolca.Gelelim orta sahaya. Ernst-Fink ikilisi, geçen sezon şampiyonluğu getiren Ernst-Cisse gibi Beşiktaş'ın kalbi olacak ve umuyoruz asla bozulmayacak. Cisse bir top hırsızıydı, takımı ileri iten adamdı ama ikinci hamlesi olmayan bir oyuncuydu. Fink de bir top hırsızı ama düzeyi Cisse boyutunda olmayabilir. Buna henüz karar veremem. Artısı ise ceza sahasına dalışlar yapabilen, kenar organizasyonlarında 3. oyuncu olabilen biri. 4-3-3 şablonunda iki değil üç oyuncu etkileşimli setlerin sayısı fazladır, bu açıdan da Fink'in iç oyuncusu yetilerinin de varlığı hücum zenginliğine katkıdır. Oyunu iki ceza sahası arasında oynuyor ve yıkılmıyor. Güven verici. Üçüncü orta saha oyuncusu Tello; takımın gerisi ile ilerisi arası bağ kuran, orta saha önü libero. Bu sayılan 7 oyuncu, Beşiktaş'ın oyun karekterinin sebepleri. Beşiktaş oyunu tutar, zor gol yer; son yarım saat maç dinamiklerine güvenerek oyunu lehine çevirme yönünde hamleler yapar. Bir hazırlık maçı olsa da bu maçın da seyri geçmiş sezondan çok farklı olmadı. Bu da sevindirici.
Gelelim sıkıntı verenlere. Golü yedikten sonra yine takımla oynadı Mustafa Denizli, bizim tilki hortladı. Aslında ben bu eski fanteziyi bir de iki yeni oyuncuyla, yani Ferrari-Fink ile bir hazırlık maçında görmek isterdim. Olabilirliğini sorgulamak adına, sonuçta futbolda eski doğru bugün yanlış olabilir. Erkan Zengin mi sağ beke geçti, Ernst mi oyundan çıkmadan libero oldu; pek anlamadım. Bu ara muhtemelen hava sıcaklığının da etkisiyle iki takım da oyundan düşer gibi oldu, o anda da Nobre girdi devreye. Yine koştu, sağa sola saldırdı. İndirdi, aldı, vurdu. Sanki bir puan maçında yorgun rakibe karşı yapılmış oyunu ön alanda tutma amaçlı hamleydi Bobo-Nobre değişikliği. Amaç bu değildi elbet de, sahaya yansıyan farklı oldu. Uğur'un girişiyle Tello öne geçti, takım ivme kazandı. Oyun Beşiktaş'a döndü, galibiyet golü de gelebilirdi. Olmadı. Tello'nun hatasından yenen bir gol, son 15 dakika etkin oyun ile atılan beraberlik golü. Takımın maç başı önde basan Lyon'a karşı yarı sahasından çıkamamasını oyun karekteristiğine zıt başlayan oyuna bağlamak gerek. Beşiktaş'ı bekler iseniz, Beşiktaş da sizi bekler. Savunma dörtlüsü pas yapmaya çalıştı, Lyon önde bastıkça top kayıpları yaşanadı. Bir şekilde Beşiktaş savunması öne çıktı, top kontrolü Lyon'a geçti; ondan sonra oyun dengelendi. Ben bu görüntünün bir sıkıntı değil, kendine göre bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Belli bir standardı, şablonu ve belli bir oyun karekteristiği olan bir takım oluşuyor, şampiyonluk/çifte kupa özgüveniyle bireysel performans artırımını ummak ya da bunun için çaba sarfetmek gerek. Bireysel olarak oyuncuları değerlendirmekten ziyade, sahada bir ''takım''ın varlığını görüp bu takımın topluca neleri yapabildiği görmek gerek. Sezona iyi başlayamayanlar olacak, kimisi sezon sonunu her daim mükemmel getiriyor mesela. Kimi her daim hazır, bazısı rol oyuncusu. Ve bu takımın ideali 7 yabancılı, yani rotasyon zorunlu. Daha bu takıma katılacak 5 değerli isim var. Silip atacağımız bir tek oyuncu dahi yok, Serdar Özkan da dahil.
Ezcümle, bu akşamki maçta çok da fazla yeni bir şey görmedik. Rakip de bizden çok daha yetenekli bir oyuncu topluluğuna sahip, fizik kalitesi de üstün Fransa lokomotifi Lyon'du. Başabaş oyun oldu. Takım şunu başarır, bunu başaramaz; ama ben bu takıma güvenirim. Takım Lyon karşısında beni memnun ve mutlu etti. Şu an önemli olan da budur.
Noat Samisa
26.07.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Temmuz
(41)
- Fantasy Premier League
- Yok Pahasına Arbeloa
- Toure - Lescott ve Elano
- Beşiktaş 0-0 Porto
- Anderlecht 5-0 Sivasspor
- Crouch ve Bent Kardeşler
- Denizkızı Ponyo
- Kötü, Daha Kötü, En Kötü
- Beşiktaş 1-1 Lyon
- Bir Yalnız Adam #1
- Sam Ricketts
- Downing'i Beklerken
- Man City'de Temizlik Günleri
- Marquinhos
- Eriksson'dan Önce
- Deniz, Kum, Güneş: Peter Crouch
- Paul Hart ile Championship'e
- Lee Chung-Yong Bolton'da
- Hayatın İki İhtimali
- Beşiktaş 1-1 Catania
- Yeniden McLeish ile Birlikte
- Beşiktaş 09/10
- UEFA Referee Convention
- Sen de Gel Adebayor
- Bu Kez Gol Oldu
- Hazırlık Maçı Rekabeti
- Michael Owen - #7
- Footballer's Wife
- Akla Düşen Tilki ile Ferrari
- Mu Kanazaki
- One Night in İstanbul
- Çiftliğe Yakın
- Domuz Gibi Güçlü
- Michael Owen Manchester'da
- Futbol Halkın İdare Devletin
- Çağırın Gelsin Barton
- Kasımpaşa Kümede Kalır mı?
- Saldır Big Sam
- Sean Davis
- Santa Cruz - Vassell
- Luis Antonio Valencia
-
▼
Temmuz
(41)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
16 Fikir, Tenkit, Yorum:
Çok güzel bir değerlendirme.. Benim Beşiktaş ile ilgili anlayamadığım nokta neden ısrarla bir 10 numara transfer etmeye çalıştığı. Zaten şu an takımda 7 yabancı oynuyor. Bir de yeni bir yabancı tranferi durumunda şablon tamamen değişecek. Bu konuda sizin düşünceniz nedir?
O mesele netleşir ise mevcut durum bir kez daha etraflıca değerlendirilmeli. Hem YK kanadından, hem de Mustafa Denizli kanadından. Benim fikrime göre Delgado beklenmelidir, sakatlığın cefası çekilir. Ama sıkıntı şu ki orta saha ve stoperde alternatif problemi var ve bunun tolerasyonu da yerli oyuncu eklenmesiyle bundan böyle mümkün değil. Bu bir seçim artık, Denizli bir seçim yapmak zorunda. Diyorsa ki benim sezonun ikinci devresinde kullanableceğim Delgado'dan çok; direk oynamayacak, eldekilerden farklı nitelikte bir orta saha alternatifine ihtiyacım var.( +2 adamı )Kendisi son basın toplantısından bunu dedi, ''10 numara'' istemedi. Benim de arzum bu olur, orta sahada kullanılan 3 yabancı oyuncu ile rotasyona girecek, mümkünse gol katkısı alınabilecek bir orta saha adamı. Öyle çok özel biri değil, maliyeti 2-3 milyonu geçmeyecek bir takviye yeterlidir.
serdar özkan konusunda size katılmıyorum.serdarın her top kaybedişinde yandan bırakmaması için kendini serdardan daha çok yırtan birisi vardı.serdar bu takımı haketmiyor.güzellikle yol verilmeli...
ismailin çaprazdan vurduğunda arkadaşınız milyonlarca beşiktaşlının ortak çığlığı olmuştur.maç boyunca görebildiğim kadarıyla 2 kez bek hatası yaptı.mevcut şartta tolere makul sayılabilir.umarım erozyona uğramaz futbolu.portp maçında da 90 dk.görmek isterim ismaili.
Düşüncenize katılmakla beraber Beşiktaş'ın bu problemden önce çözmesi gereken ciddi bir Bobo problemi olduğunu düşünüyorum. Eğer Beşiktaş bu taktik dizilişte sahaya çıkacak olursa, gol atmak konusunda ciddi problemler yaşayacaktır. Bobo'yu her yönüyle oldukça beğenen biriyim, ayrıca ilerde oldukça başarılı bir oyuncu olacağına inanıyorum. Ama sanki bu dizilişin oyucusu değil gibi. Nobre'de bu nitelikte bir oyuncu değil bence. Yani asıl sıkıntı ileri üçlünün ortasında oynayabilecek bir oyuncu bana göre. Ama şu şartlarda böyle bir transferin olması da imkaansız gibi..
Bir galatasaraylı olarak geçen sezon olduğu gibi bu sezon da favorim beşiktaş. Ama Fink - Ernst iklisinden biri uzun süreli sakatlık yaşarsa beşiktaş sıkıntı çekmeye başlar.
Ayrıca forvet hattı kaliteli oyunculardan da oluşsa da bana fazla güvenilir gelmiyor. Özellikle kapasitesi çok yüksek olan Bobo'nun devamlılığı hiç yok. Yurtdışına gidememekse problemi, kendisine yazık etmesin, hemen gitsin. Beni İnönü'ye götürecek kalitede bir adamı isteksiz ve zayıf görmek cidden üzücü...
serdar kurtuluş
gökhan zan
bobo
serdar özkan
delgado
geçen sene bu 5'inin takımdan gitmesini istiyordum. 2'si gitti, biri de gitti sayılır. şimdi sıra serdar'la bobo'da. onlardan da kurtulursak tamamdır bu iş.
yazıda da yorumlarda da Yusuf'un adı geçmiyor...
inşallah Şampiyonlar Ligi maçlarında maçlarında onun ayağına bakmak zorunda kalmayız bu maçta olduğu gibi..
çok yetersiz çok..
Seneye Türk Statüsünde oynayabilecek bobo'nun kalması faydalı olur die düşünüyorum.Takımın eksiklerine gelince sizinde dediğiniz gibi stoperde sakatlık yaşanırsa sıkıntı olabilir,hem sağ hemde sol kanat oyuncumuz yok,ileri üçlünün solunda oynayacak bi forvette ggerek olduğunu düşünmüyorum.en göze batan geçen seneden kalan rahatsızlık ise topu ayağamızda tutamıyoruz ve oyunun gidişatını değiştirecek orta saha oyuncumuz yok.45 dak. yusuf ile bi oyuncuğu geçtikten sonra tekrar geçmek için bekliyen tello helede bide sakatlık yaşarlarsa durum dahada kötüleşir.Mustafa hocanın dediği gibi tipik 10 numara gitmez bu takıma.10 numara özelliği 7 numara olsun defansif özelliği 5 numara olsun.yusuf ve delgado gibi defansif yönleri 0 çekmesin.yusuf belki ofansif olarak 8 numara alır ama delgado orda bile 5 i geçemez.milli maçta ibrahim kaş sakatlanınca yerine giren gökhan için selçuk yula hayırlı sakatlık demişti ve çok kızmıştım ama gerçekten beşiktaş için hayırlı oldu delgadonunki.
Sol bekte üzülmezden kurtulacğımız için çok mutluyum.Milli takımdada çok başarılı olacaktır işallah.diğer bekte ise formada bir ekrem formayı alır die düşünüyorum.
Bobo vasat ötesi bi forvet oyuncusu
Bu arada s.özkan-bobo-delgado,bu 3 oyuncuyu eleştirdiğini pek göremedim.Bu 3 oyuncu hiçbir şeydir.
noat'a har şeyi de, bobo kötü deme. tigana'dan yadiagar o. serdar kurtuluş da öyleydi ama onun kıymetini bilemedik. harikulada bir yetenekti s.k. keza serdar özkan, delgado, gökhan zan da öyle. hepsi türk futbolunun geleceği. tigana da görül görülebilecek en iyi yetiştirici hocaydı.değil mi samisa?
Hem adın yok, hem de okuduklarını anlamıyorsun; belli ki bir sorun var. Bu şekilde daha fazla uzamayacak, bilgin olsun malum Adsız.
Bu takım kolay mağlup olacak bir takım değil,özellikle de süper lig için.Ancak takımımızın yumuşak karnı yabancı kontenjanı gibi gözüküyor.Yabancı oyuncular ile yapılacak rotasyon geleceği belirleyecek gibi gözüküyor.
ernst-fink
sivok-ferrari
ikilileri bozulmadığı sürece şahsım adına her türlü yabancı rotasyonuna razıyım.
Dün Topuz transferinin hem yerli hemde oyun mevkii ve mantalitesi açısından bizim takım adına aslında çok daha elzem olduğunu bir kez daha anladım.Maalesef..
Nacizane önerim ise mevcut şartlar altında 2-3 milyonluk +2 de durabilecek bir yabancı almaktansa Tello yu orta üçlüye çekip ileri üçlünün soluna (gerekirse sağında da oynayabilecek bir oyuncudur) Kayserisporda oynayan ve gelecek gördüğüm bir oyuncu olan Mehmet Eren'in alınmasıdır.
NOT:4-3-3 sistemini oynamak isteyen bir takımın ve hocanın da İstanbul Büyükşehirbelediyeden Erman Kılıç' ı nasıl görmediklerini ve Sivas' a kaptırdıklarını ise hala aklım almıyor.
Saygılar..Oz.. Çe.....
fink'in kayarak topa müdahaleleri çok hoşuma gitti benim,cisse kadar olmasa da umut verici..
ismail ise bambaşka gerçekten!!yusuf da öyle ama formsuz gördüm onu yahu!!
ayıp ediyosun Bobo!!
Noat blog'unda GS Store reklamı çıkıyor, önce Kapalı üstündeki Türk Telekom, şimdi de sen!
Biliyorum sen almadın, BİY reklamıdır, odur-şudur ama, yine de üzüldüm ben :)
Kalten,
İstersek muaf tutulabiliyorduk bu GS Store şeysinden. Bakarsın gün gelir Kartal Yuvası reklamları döner, ikilik olmasın. :)
Yorum Gönder