Toure - Lescott ve Elano
Man City'nin son transferini, bunun takıma etkisini; Toure'nin eski takımı Arsenal'den bu satışın götürüsünü; arsız Man City'nin Lescott ısrarını ve bunun yansımalarını; son olarak da Elano transferinin hem Man City, hem de Galatasaray tarafına bizden yansıyanları derleyelim istiyorum.
Adebayor'un transferine ayırdığımız posta not düştüğüm türküyü yine hatırlatmak istiyorum: Henry geldi, Toure geldi; sağ kanattan Hleb geldi. Adebayoor, Adebayooor sen de gel. Sen de gel, sen de gel Senderos... Türkünün laneti esprisi bir kenara, Arsenal'in kadro sirkülasyonunun boyutu bu mizah cümlesi ile ortaya çıkıyor. 5 yıl öncesinden kimse kalmadı. Senderos gitti-geldi; geri kalanların tamamı yalnızca 2 yıl gibi kısa bir sürede takımdan ayrıldı. Arsenal belki bu isimlerin ticaretini yaptı ama Toure'den kazanılan £16 milyon, Fildişi'li savunmacıya 7 yıl boyunca harcanan emeğin harcırahı bile sayılmaz. Her takım oyuncusunu satar, kaybeder de Wenger'in kayıpları daha değerli. Toure yıllık ücretini 2 ile çarptı, tıpkı Gareth Barry gibi futbolunun en olgun günlerini daha iyi bir maaş ve yeni bir heyecan içerisinde geçirmeye karar verdi. Arsenal'in hızlı pas trafiğini kurup rakip ceza sahasına çöktüğü anlarda rakip kalede gol aksiyonu aramaya giden 9. oyuncu oluyordu Toure, zaman zaman rakip ceza sahasında art arda çalımlar atmışlığı da vardır. Ayağı çok düzgün, devşirilmiş bir stoper. Hızıyla Arsenal'e tam uyum sağlamış, Wenger sistemi içerisinde yoğurulmuş bir oyuncuydu. City kadrosundaki Dunne ve Richards iyi kesiciler, Richards nispeten ayağı düzgün oyuncu. Toure hamlesiyle bu açığı da kapattılar. Bunun ikinci aşaması daha yüksek biri olurdu, onu da denediler.
Joleon Lescott'a ikinci teklif yapıldı, £19 milyon önerdiler. İlk gün Everton anında cevapladı: Tamamen reddedildi. Teklifin bundan sonraki basamağı £25 milyon olacak gibi. Phil Jagielka'nın sakatlığında Everton bir stoper almayı düşünüyor, Lescott'u da kaybederlerse Everton'ın oyun anlayışında ve takım savunmasında büyük gedik açılır. David Moyes üç yıl evvel Lescott için Wolves'a £3 milyon ödemişti, Toure gibi bir menajerin elinde yoğurulan bir başka değerli savunmacı Lescott. Bu hamleler ligin zirvesine oynama amacının esas göstergeleri. Martin O'neill açıklama yaptı, ''City ligi kazanabilir'' dedi. Ben hala önlerinde en az 3 takım olduğunu düşünüyorum. Everton'ın rolünü çalma rasyonel hedefinden mutlak ilk 4 hedefine sıçradılar, Lescott transferi de gerçekleşirse iyiden iyiye Big Four'un tahtına talip olacaklar.
Geçelim Arsenal'e. Arsene Wenger'in elinde harcayabileceği £40 milyon var. Çok önemli bir rakam. Savunmaya takviyeyi transferin ilk günlerinde Thomas Vermaelen ile yapmıştı, bu hamle bizim aklımıza bir fikir getirmişti. Sol kenarda oynayacak olan Arshavin'in arkasına Gallas'ı ya da Vermaelen'i koyarak daha ideal bir 4-2-3-1 takımı olacaklardı. Adebayor'un kaybıyla geçtiğimiz sezonun son bölümünde değişen şablon çöp oldu. Yerine konacak oyuncu önemli, ancak böylelikle yeniden şablon revize edilebilir. Şimdi Kolo Toure'nin de takımdan ayrılmasıyla oyun hızından, pas akışkanlığından ve teknik beceri ortalamasından eksilmeler oldu. Toure'nin yerinde Senderos ya da Vermaelen var, çok da büyük kalite kaybı yaşanmış sayılmaz. Tabii takımı sahada görmek gerek, kağıt üzerinde afaki konuşuyoruz. Ha keza Man City için de aynısı geçerli.
Wenger artık mutlaka bir karar vermek zorunda. Elindeki £40 milyon ile orta sahaya bir transfer yapmak ve Adebayor'un yerine muadilini koymak zorunda. Bunlar Wenger modeli transfer de olabilir, yüksek harcama da yapılabilir. Elde imkan var. Şurada kulübün en büyük hissedarlarından Kroenke veya Usmanov'un %30'u bulmasına az kaldı, en geç 1-2 yıla kulüp yabancı sermayeye satılmış olacak. Wenger yüksek bedelli harcamalara zorlanacak, Big Four arasında mali yönden en rahat durumda olan Arsenal'in borç yükü artacak. Bu kazanılan £40 milyon kısa vadeli borç ertelemesinde de kullanılmış olabilir, bilemiyoruz. İşin yalnızca futbol yönüne bakacak olursak Arsenal'in mutlak iki nokta transfer ihtiyacı var. Bunlar olmadan rekabet dengesi daha da bozulan, dinamikleri daha da değişen Premier League'de savaşmak kolay değil.
Gelelim Elano'ya. Man City'deki ilk sezonu ile ikinci sezonunu ayrı değerlendirmek gerek. Tabii bunlar EPL verileri, TSL ile kıyas kabul etmez. Ama oyuncunun oyun karekteri ve form seyri bakımından bizce fikir verir. Blog arşivinde vardır, Man City'nin Thailand'lı patronu ve Eriksson ile iyi başaldığı sezonun en değerli elemanlarından biriydi Elano. Sezon başı parlayıp sönen Geovanni'den takımın merkezi rolünü kısa zamanda devraldı. Mevkii olarak merkez olmadı, sıklıkla sağ kenarda görev aldı. Stephen Ireland'ın geçtiğimiz sezonki kadar etkili olamadığı günlerde fiziken sona gelen Hamann'ın yanında bir başka genç yetenek sivrildi: Michael Johnson. Bu oyuncunun 07/08 sezonunda yaptığı etkileyici çıkış, toplama takım görüntüsüne bürünmeye başlayan Man City'yi takıma dönüştürüyordu. Şimdi yeni takımda adı duyulmayan Martin Petrov solda; tek forvetin yanındaki bir diğer kenarın temsilcisiydi. Man City iyi form yakaladığı sıkışık yılbaşı öncesi-sonrası döneminde Elano ve Johnson'ın sakatlıklarıyla tekledi. Nöbetleşe sakatlandı bu ikili, sonra Johnson ortadan kayboldu. Mide kanseri denildi, hakkında çok şey yazıldı. İki sezon evvelki salaş takım Elano'nun ayağına bakıyordu, o da sezonu sağ kenarda 8 gol 8 asist ile tamamladı.
Mark Hughes ve yeni patronların gelişi Elano'nun Premier League kariyerinde bir başka sayfa açtı. Dengesiz kadro, Elano'nun İngiltere dışında görülen ''10 numara'' mevkiisine geçişi ve benzeri hamleler ile tolere edilmeye çalışıldı. Orta sahadaki Kompany-Ireland ikilisinin önünde Robinh-Elano-SWP üçlüsü yer aldı. Hızıyla fark yarattı bu üçlü, devre arası Bellamy'nin de katılımıyla De Jong'un ileri ittiği Ireland ile birleşerek 5li bir süper hücum gücü oluşturdular. Bu yapı çok güzel şeyler getirmedi belki ama eldeki kadrodan çıkan ''zihnisinir'' bir proje olarak bizim çok ilgimizi çekti, Mark Hughes hayranlığımızı perçinledi. Transferin Galatasaray yönünde ile ''Total Futbol ile 4-3-3 şablonu'' birlikteliği bu transferden etkilenecektir. Total Futbol denilen ve sanıyorum ülkemizde yakında klişe kategorise girecek futbol felsefesi, yalnızca Hollandalı'larda ya da Barcelona'da var olan bir anlayış değil. Ferguson'un Rooney'i sol kenarda kullanması, Park'ı oynattığı rol, Ryan Giggs'in orta sahada kullanımı da aynı anlayış kalbında değerlendirilebilir. 4-3-3 şablonu ise daha çok günümüzün trend futboluyla alakalı, hızı artan oyunda üçlü kombinasyonlar kurarak daha kompakt ve ideal oyuncularla daha dinamik bir takım yaratılabilmesinin denklemi. Yetenekli takımların tercih etmesi gereken bir şablon. Elano, Man City'nin yeni şablonu olarak öngörülen 4-3-3'te yer bulamayacak, alternatif olması dahi mümkün olmayacak olması gerekçesiyle takımdan ayrıldı. Mark Hughes ondan memnun sayılırdı, lakin biz de gayr-i ihtiyarı olarak Elano'nun adını yeni takım düzeninde hiç anmadık. İleri üçlünün sağ ve sol kenarlarında sahip olunan alternatifler arasında Elano biraz hafif kalıyordu. Orta üçlüde de Barry ile kalite artırımında zirveye yaklaşmış bir takımda yer bulması imkansızdı. Premier League mücadele düzeyine uyum sağlamış bir üstün yetenekli Brezilyalı olması yüce vasıftır, ama başa oynayan bir EPL takımının 3lü orta sahasına katılacak kadar da değil.
Elano transferi ile 4-3-3 şablonu Rijkaard'dan uzaklaştı. Eğer Elano kenar oyuncusu olacak ise Keita-Kewell-Arda-Elano dörtlü rotasyonu Galatasaray'a optimum fayda getirmeyecektir. Geçen yılki şablona dönülecektir, aksi halde Elano'yu sıradanlaştırma yolu tercih edilmiş olur. Yeterince dinamik, şablona entegre bir ''hücuma dönük orta saha elemanı'' transfer etti Galatasaray. Man City kariyeri, Galatasaray'daki rolü için gerekli referansı veriyor. Man City'de haftalık £40K alıyordu, Galatasaray'da imza attığı sözleşme kaba hesapla yıllık 3 milyon avroyu aşıyordur.
Noat Samisa
30.07.09
Adebayor'un transferine ayırdığımız posta not düştüğüm türküyü yine hatırlatmak istiyorum: Henry geldi, Toure geldi; sağ kanattan Hleb geldi. Adebayoor, Adebayooor sen de gel. Sen de gel, sen de gel Senderos... Türkünün laneti esprisi bir kenara, Arsenal'in kadro sirkülasyonunun boyutu bu mizah cümlesi ile ortaya çıkıyor. 5 yıl öncesinden kimse kalmadı. Senderos gitti-geldi; geri kalanların tamamı yalnızca 2 yıl gibi kısa bir sürede takımdan ayrıldı. Arsenal belki bu isimlerin ticaretini yaptı ama Toure'den kazanılan £16 milyon, Fildişi'li savunmacıya 7 yıl boyunca harcanan emeğin harcırahı bile sayılmaz. Her takım oyuncusunu satar, kaybeder de Wenger'in kayıpları daha değerli. Toure yıllık ücretini 2 ile çarptı, tıpkı Gareth Barry gibi futbolunun en olgun günlerini daha iyi bir maaş ve yeni bir heyecan içerisinde geçirmeye karar verdi. Arsenal'in hızlı pas trafiğini kurup rakip ceza sahasına çöktüğü anlarda rakip kalede gol aksiyonu aramaya giden 9. oyuncu oluyordu Toure, zaman zaman rakip ceza sahasında art arda çalımlar atmışlığı da vardır. Ayağı çok düzgün, devşirilmiş bir stoper. Hızıyla Arsenal'e tam uyum sağlamış, Wenger sistemi içerisinde yoğurulmuş bir oyuncuydu. City kadrosundaki Dunne ve Richards iyi kesiciler, Richards nispeten ayağı düzgün oyuncu. Toure hamlesiyle bu açığı da kapattılar. Bunun ikinci aşaması daha yüksek biri olurdu, onu da denediler.Joleon Lescott'a ikinci teklif yapıldı, £19 milyon önerdiler. İlk gün Everton anında cevapladı: Tamamen reddedildi. Teklifin bundan sonraki basamağı £25 milyon olacak gibi. Phil Jagielka'nın sakatlığında Everton bir stoper almayı düşünüyor, Lescott'u da kaybederlerse Everton'ın oyun anlayışında ve takım savunmasında büyük gedik açılır. David Moyes üç yıl evvel Lescott için Wolves'a £3 milyon ödemişti, Toure gibi bir menajerin elinde yoğurulan bir başka değerli savunmacı Lescott. Bu hamleler ligin zirvesine oynama amacının esas göstergeleri. Martin O'neill açıklama yaptı, ''City ligi kazanabilir'' dedi. Ben hala önlerinde en az 3 takım olduğunu düşünüyorum. Everton'ın rolünü çalma rasyonel hedefinden mutlak ilk 4 hedefine sıçradılar, Lescott transferi de gerçekleşirse iyiden iyiye Big Four'un tahtına talip olacaklar.
Geçelim Arsenal'e. Arsene Wenger'in elinde harcayabileceği £40 milyon var. Çok önemli bir rakam. Savunmaya takviyeyi transferin ilk günlerinde Thomas Vermaelen ile yapmıştı, bu hamle bizim aklımıza bir fikir getirmişti. Sol kenarda oynayacak olan Arshavin'in arkasına Gallas'ı ya da Vermaelen'i koyarak daha ideal bir 4-2-3-1 takımı olacaklardı. Adebayor'un kaybıyla geçtiğimiz sezonun son bölümünde değişen şablon çöp oldu. Yerine konacak oyuncu önemli, ancak böylelikle yeniden şablon revize edilebilir. Şimdi Kolo Toure'nin de takımdan ayrılmasıyla oyun hızından, pas akışkanlığından ve teknik beceri ortalamasından eksilmeler oldu. Toure'nin yerinde Senderos ya da Vermaelen var, çok da büyük kalite kaybı yaşanmış sayılmaz. Tabii takımı sahada görmek gerek, kağıt üzerinde afaki konuşuyoruz. Ha keza Man City için de aynısı geçerli.
Wenger artık mutlaka bir karar vermek zorunda. Elindeki £40 milyon ile orta sahaya bir transfer yapmak ve Adebayor'un yerine muadilini koymak zorunda. Bunlar Wenger modeli transfer de olabilir, yüksek harcama da yapılabilir. Elde imkan var. Şurada kulübün en büyük hissedarlarından Kroenke veya Usmanov'un %30'u bulmasına az kaldı, en geç 1-2 yıla kulüp yabancı sermayeye satılmış olacak. Wenger yüksek bedelli harcamalara zorlanacak, Big Four arasında mali yönden en rahat durumda olan Arsenal'in borç yükü artacak. Bu kazanılan £40 milyon kısa vadeli borç ertelemesinde de kullanılmış olabilir, bilemiyoruz. İşin yalnızca futbol yönüne bakacak olursak Arsenal'in mutlak iki nokta transfer ihtiyacı var. Bunlar olmadan rekabet dengesi daha da bozulan, dinamikleri daha da değişen Premier League'de savaşmak kolay değil.
Gelelim Elano'ya. Man City'deki ilk sezonu ile ikinci sezonunu ayrı değerlendirmek gerek. Tabii bunlar EPL verileri, TSL ile kıyas kabul etmez. Ama oyuncunun oyun karekteri ve form seyri bakımından bizce fikir verir. Blog arşivinde vardır, Man City'nin Thailand'lı patronu ve Eriksson ile iyi başaldığı sezonun en değerli elemanlarından biriydi Elano. Sezon başı parlayıp sönen Geovanni'den takımın merkezi rolünü kısa zamanda devraldı. Mevkii olarak merkez olmadı, sıklıkla sağ kenarda görev aldı. Stephen Ireland'ın geçtiğimiz sezonki kadar etkili olamadığı günlerde fiziken sona gelen Hamann'ın yanında bir başka genç yetenek sivrildi: Michael Johnson. Bu oyuncunun 07/08 sezonunda yaptığı etkileyici çıkış, toplama takım görüntüsüne bürünmeye başlayan Man City'yi takıma dönüştürüyordu. Şimdi yeni takımda adı duyulmayan Martin Petrov solda; tek forvetin yanındaki bir diğer kenarın temsilcisiydi. Man City iyi form yakaladığı sıkışık yılbaşı öncesi-sonrası döneminde Elano ve Johnson'ın sakatlıklarıyla tekledi. Nöbetleşe sakatlandı bu ikili, sonra Johnson ortadan kayboldu. Mide kanseri denildi, hakkında çok şey yazıldı. İki sezon evvelki salaş takım Elano'nun ayağına bakıyordu, o da sezonu sağ kenarda 8 gol 8 asist ile tamamladı.Mark Hughes ve yeni patronların gelişi Elano'nun Premier League kariyerinde bir başka sayfa açtı. Dengesiz kadro, Elano'nun İngiltere dışında görülen ''10 numara'' mevkiisine geçişi ve benzeri hamleler ile tolere edilmeye çalışıldı. Orta sahadaki Kompany-Ireland ikilisinin önünde Robinh-Elano-SWP üçlüsü yer aldı. Hızıyla fark yarattı bu üçlü, devre arası Bellamy'nin de katılımıyla De Jong'un ileri ittiği Ireland ile birleşerek 5li bir süper hücum gücü oluşturdular. Bu yapı çok güzel şeyler getirmedi belki ama eldeki kadrodan çıkan ''zihnisinir'' bir proje olarak bizim çok ilgimizi çekti, Mark Hughes hayranlığımızı perçinledi. Transferin Galatasaray yönünde ile ''Total Futbol ile 4-3-3 şablonu'' birlikteliği bu transferden etkilenecektir. Total Futbol denilen ve sanıyorum ülkemizde yakında klişe kategorise girecek futbol felsefesi, yalnızca Hollandalı'larda ya da Barcelona'da var olan bir anlayış değil. Ferguson'un Rooney'i sol kenarda kullanması, Park'ı oynattığı rol, Ryan Giggs'in orta sahada kullanımı da aynı anlayış kalbında değerlendirilebilir. 4-3-3 şablonu ise daha çok günümüzün trend futboluyla alakalı, hızı artan oyunda üçlü kombinasyonlar kurarak daha kompakt ve ideal oyuncularla daha dinamik bir takım yaratılabilmesinin denklemi. Yetenekli takımların tercih etmesi gereken bir şablon. Elano, Man City'nin yeni şablonu olarak öngörülen 4-3-3'te yer bulamayacak, alternatif olması dahi mümkün olmayacak olması gerekçesiyle takımdan ayrıldı. Mark Hughes ondan memnun sayılırdı, lakin biz de gayr-i ihtiyarı olarak Elano'nun adını yeni takım düzeninde hiç anmadık. İleri üçlünün sağ ve sol kenarlarında sahip olunan alternatifler arasında Elano biraz hafif kalıyordu. Orta üçlüde de Barry ile kalite artırımında zirveye yaklaşmış bir takımda yer bulması imkansızdı. Premier League mücadele düzeyine uyum sağlamış bir üstün yetenekli Brezilyalı olması yüce vasıftır, ama başa oynayan bir EPL takımının 3lü orta sahasına katılacak kadar da değil.
Elano transferi ile 4-3-3 şablonu Rijkaard'dan uzaklaştı. Eğer Elano kenar oyuncusu olacak ise Keita-Kewell-Arda-Elano dörtlü rotasyonu Galatasaray'a optimum fayda getirmeyecektir. Geçen yılki şablona dönülecektir, aksi halde Elano'yu sıradanlaştırma yolu tercih edilmiş olur. Yeterince dinamik, şablona entegre bir ''hücuma dönük orta saha elemanı'' transfer etti Galatasaray. Man City kariyeri, Galatasaray'daki rolü için gerekli referansı veriyor. Man City'de haftalık £40K alıyordu, Galatasaray'da imza attığı sözleşme kaba hesapla yıllık 3 milyon avroyu aşıyordur.
Noat Samisa
30.07.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Temmuz
(41)
- Fantasy Premier League
- Yok Pahasına Arbeloa
- Toure - Lescott ve Elano
- Beşiktaş 0-0 Porto
- Anderlecht 5-0 Sivasspor
- Crouch ve Bent Kardeşler
- Denizkızı Ponyo
- Kötü, Daha Kötü, En Kötü
- Beşiktaş 1-1 Lyon
- Bir Yalnız Adam #1
- Sam Ricketts
- Downing'i Beklerken
- Man City'de Temizlik Günleri
- Marquinhos
- Eriksson'dan Önce
- Deniz, Kum, Güneş: Peter Crouch
- Paul Hart ile Championship'e
- Lee Chung-Yong Bolton'da
- Hayatın İki İhtimali
- Beşiktaş 1-1 Catania
- Yeniden McLeish ile Birlikte
- Beşiktaş 09/10
- UEFA Referee Convention
- Sen de Gel Adebayor
- Bu Kez Gol Oldu
- Hazırlık Maçı Rekabeti
- Michael Owen - #7
- Footballer's Wife
- Akla Düşen Tilki ile Ferrari
- Mu Kanazaki
- One Night in İstanbul
- Çiftliğe Yakın
- Domuz Gibi Güçlü
- Michael Owen Manchester'da
- Futbol Halkın İdare Devletin
- Çağırın Gelsin Barton
- Kasımpaşa Kümede Kalır mı?
- Saldır Big Sam
- Sean Davis
- Santa Cruz - Vassell
- Luis Antonio Valencia
-
▼
Temmuz
(41)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
7 Fikir, Tenkit, Yorum:
paralel düşündüğümüzü görmek güzel..ben ilaveten elindeki hücum elemanları alternatifi çokken ortadaki de jong, barry, petrov,ireland dörtlüsü arasında biraz defansif yönü zayıf olduğu için çok da hughes'un tasa etmeyeceğini düşünüyorum...
yine ilaveten...toplama falan ama hakikaten an itibarı ile çok iyi bir kadro kurdu city...bozmazlarsa gelecek sezon (2010-11'de) çok iyi işler yaparlar
O degilde, bu kadar sevdigim bir bloggerin Elano'nun GS'ye gelmesini bu kadar sindirememesine sasirdim ve uzuldum. Umarim elestirimin yapici tarafini gorebilirsin.
Bakıyorum o yapıcı tarafa, yazdıklarımı bir daha okuyorum, neyi sindiremediğimi göremiyorum.
Man City'deki alternatifler arasında 3. veya 4. opsiyona düşmesinin City'den ayrılmasına sebep olması mı, orta sahada oynar ise sıradanlaşması ve bu sebepten Galatasaray'ın 3lü orta saha oynayamayacak olması mı, EPL'de Gareth Barry ile orta saha oynacak yeterlilikte olmaması mı? Brezilya ulusal takımı kadrosunda olabilmek adına banko oynayabileceği Galatasaray'a gelmiş olması mı? Bunlar mı hoşunuza gitmedi? Bunlar eleştiri mi, bok atma mı, yoksa meselenin Man City tarafında gerçekler mi? Ne demeliyim ki hoşunuza gitsin? Bence saçmalıyorsunuz.
Dedigim gibi, amacim bok atma veya baska tarz birsey degil. Yasim itibariyle bunlari cok uzun zaman once astim. Bunun yaninda genc bloggerlarin yaptigi isi de cok begeniyor ve elimden geldigimce takip etmeye calisiyorum. EPL konusunda belkide Tr'de rakipsiz yorumlarinla 1 yili askindir takip ettigim hatta bayildigim bir blogger oldugunu soylememe gerek yok sanirim. Yine de son paragraf bana hos gelmedi bilemiyorum. Ferrari transferinde yazdiklarinda da sanki onama ve onatma hissetmistim. Bunda da begenmeme ve "amaaan elano iste" havasi sezdim. Belki yanilmisimdir, önemli degil ama bana cevap olarak yazdigin yorumun son 3 cumlesi kırıcı olmus.
Bir isim ya da mahlas ile anlaşsaydık daha güzel olurdu.
Son paragrafta 4-3-3'ten uzaklaşılmadan bahsettim. Bu kötü müdür ki? Hayır. EPL'de barınabilmiş üstün yetenekli bir Brezilyalı dedim, ''amaan Elano işte'' olmaması için ne demeliyim? Blogun geçmişinde defalarca Elano'ya methiyeler düzmüşümdür, hayranlığımdan bahsetmişimdir. Onun takım için değerinden de. Bunları tekrar tekrar, her maçını yazamadım bu posta. Bende zerre bir ''onama ya da onatma'' veya ''amaaan Elano işte'' durumu yok iken yalnızca methiye üzerine bir yazı yazmamış olmasına yönelik bir eleştiri olarak algıladım söylediklerinizi. Fazla ihtiyatlı okuyorsunuz.
Kırıcı oldu ise ve bu istenmedik bir durumdan oluştu ise özür dilerim, kusura bakmayınız.
Neden bir isim veya mahlas kullanmaktan imtina edersiniz anlamak imkansiz...Ben de Elano'yu takip edenlerden idim ve de begenirim ama Noat'in tartisilmaz EPL bilgisi ve yorumlarina muteakiben yasinizi da onplana cikararak yapmis oldugunuz sitemde haksiz oldugunuzu dusunuyorum. Burada polemikleri gormektense Borges gibi Noat gibi bloggerlarin kaliteli yazilarini ve goruslerini okumayi tercih ederim. Elano'ya gelince; Rjikard oyun sistemini 4-3-3 olarak belirlediklerini acikladi ise de gelen oyuncunun ozellikleri itibariyle sisteme uymadigi apacik ortadadir. Gecen sene bu sezondan icin Arda'nin etrafinda kurulan bir Galatasaray izleneceginin soylenmesine ragmen Rjikard'in hala Arda'yi sol ve sag kanatta oynatmasi, aciklanan sisteme uymayan 10 numara modeli ve bunun icin transfer edildigi soylenen Elano'nun faydali olmayacagi bellidir. Aslinda 4-5-1 oyun sistemi 4-3-3'un defansif turevi oldugunu dusunsem de Elano'yu oynatacak yer olarak ben de sag acik mevkiiyi dusunuyorum. Bu kaliteli oyuncudan maksimum fayda saglanabilecegi ve ustun seyir zevki alinabilecegi pozisyonun ne oldugunu sezon baslayinca gormeye basliyacagiz...
Sozlerimi tamamlarken takim taraftari olarak degil de futbolsever olarak yorumlarin yapilmasinin daha saglikli olacagini belirtmek isterim.
Anlamli ve ince davranis icin cok tesekkur ederim.
Yorum Gönder