Beşiktaş 0-0 Gaziantepspor

Ben araya bir Catania maçı sıkıştırmıştım. Uzaktan görüp kucaklaşamadan geri dönmek gibiydi ya da ateş almaya gelinmiş gibiydi. Ağustos ayı bitti, biz yeni vuslata erdik. Ben iftar vakti sonrası Taksim'den aşağı indiğimde stadın ancak 10'da 1'i dolmuştu. Kuyruğu aşıp yeşil çimleri gördüğümde ise yalnızca 15 dakika geçmişti ve İnönü dolmuştu. Sanki sezonu yeni açıyor gibiydi takım, bendeki hissiyat buydu. Kapalı el yapımı flamaları kuşanmış, ''Tabata etkisi'' henüz stada uğramamıştı...İnönü'de olmak güzel, futbol izlemek için de stadda olmak da güzel. Bobo'suz veya Nihat-Holosko'lu takımı şablona uydurmak tvden pek zor değildi, lakin ortaya çıkan görüntü bazı arızaları göstermiyor da değildi. Şablon aynı şablon ama kullanılan oyuncuların oyun tarzları şablonun hücum setlerini dışlıyor, diyorduk. Galiba yanılmışız. Stadyumda bu akşam görünen takım, geçen senekinden farklıydı. Takımın oyun karekteri aynı olsa da golü arama yolu biraz değişmiş gibi. Denizli'nin ''Nihat'ı kazanana kadar oynatma'' fikrinin destekçisiyim ama bugün Nihat beni çok kez çileden çıkardı. Bir gol atsa belki kendine gelecek, ama önce Serdar Özkan'ın sonra da Fink'in şut şanslarını baltalayarak ve iki kez de açık açık ofsayt iken saçma koşular yaparak günün kötülerinden oldu. Direkten dönen şutu da maçın dönüm noktası. Bobo ve Yusuf gelince eski düzene dönülür ama Tello'nun rolü fazla serbest. Fink'e fazla yük biniyor orta sahada, Tello top rakipteyken sıklıkla kaytardığında Fink'ten yeterince hücum katkısı alınamıyor. Holosko ve Nihat benzer stilin oyuncuları olarak birbirlerine fazla yakın oynadıklarından hücumda çeşitlilik sıkıntısı var. Doğru pas bekleniyor ama iki forvet de bu doğru pasları doğru değerlendirecek durumda değil. Holosko'yu biliyoruz, 3 yaş üstü 1600 metrede tek geçerim. Ama sezon başı, sanki aklı ayaklarına hükmetmekten vazgeçmiş gibi. Zaman zaman istediği topları da aldı ama beklenilenden çok uzak işler yaptı. Birbirine fazla yakın olan ve bu sebeple dizilişi de asimetik gösteren ikilinin iyi olmadığı takımda kaleye en yakın üçüncü adam olan Serdar Özkan parladı. Oyunda kaldığı müddette harika oynadı. Yüzde 90'a yakın pas başarısına sahip olabilir ve yaptığı tercihlerin neredeyse tamamı doğruydu. İlk hatasında yine küfür yedi, oyundan çıkarken yine ıslıklandı. Umarım bu akşam iyi oynadığını biliyordur. Kaş onu biraz daha destekleseydi Olcan'ın defansif zaafiyetinden daha fazla yararlanılabilirdi.

Takımın bilinçli, geçen yıldan kalma yoldan aksiyon ürettiği 2 pozisyon var yalnızca. Biri maç başı İbrahim Kaş'ın son çizgiye indiği, diğeri ise yarı ortasında Fink'in sol kenar oyununa katılarak İsmail'i oyuna soktuğu pozisyonlar. Kaleye 20'ye yakın şut atılmıştır ama kaleyi bulanların sayısı pek az. Takım yine çok aradı, uğraştı ama başaramadı. Bunda yanlış pas ve şut tercihlerinin payı büyük. Aslen sıkıntı zorunlu tercihlerden kaynaklanıyor; sakatlar ve kilit oyunculardan formsuz oluşu ön alandaki efektifliği azaltıyor. Super Kupa maçından bu yana etkileyici kenar setleri göremedik, takım git gide bireysel üretkenliğe yaslanır hale geldi. Can sıkıcı. Sakatlar da olsa takımın belli şeyleri yapabliyor olması gerekirdi, skor hariç hemen hemen her şeyin stabil olduğu bir ortamda gol için birkaç farklı alternatif olması gerekir.

Couceiro'nun Olcan Adın'dan sol bek yaratma fikrine benden tam puan. Kartalspor'un yaratıcı orta saha elemanı olmasındansa Gaziantepspor'un ya da ileride daha ileri bir takımın sol beki olması fikri bence daha uygun. Önünü de ona göre şekillendirmiş. İsmail Köybaşı sonrası yerine iyi bir dış bek koymuş Couceiro. Orta sahada Murat Ceylan bu ligin çok değerli oyuncularından. Fiziken biraz zayıf bir görüntüsü olmasa, ikili mücadelelerde ayakta kalabilse ayağının düzgünlüğü onu çok yukarılara taşıyabilir. Bugün yine sahanın iyilerindendi. Gaziantepspor'un maç boyu bulduğu iki pozisyon var. İlki maç başı, ikincisi ise Murat Ceylan'ın şutu. Beşiktaş'ın arkası sağlam, zaten tabela bunu söylemeye devam ediyor. Matteo Ferrari'nin de Mehmet Demirkol'a selamı varmış...

Serdar Özkan - Nobre değişikliği ile ne düşünüldü? Denizli zeki adam da soru soranın Ömer Güvenç olması onun da işine geliyor. Nobre oyuna girince takım çift santrafora döndü, Ferrari-Nobre ikilisi ileride indirecek top aradılar. Tello geldi geriye, top şişirsin diye. Denizli, 70 dakika çok iyi işler yapan Serdar Özkan'ı oyundan alarak yine akla gelmeyeni yaptı, yine elini şapkaya soktu. Sonra Ernst - Uğur değişikliği geldi. Durumdan bağımsız olarak bakıldığında garip ama oyun taktiği olarak açık açık şandellerden medet umulurken reboundlar için taze bir orta saha oyuncusunun sahaya sürülmesi kendi içinde tutarlı. Ekrem Dağ'ın dönüşü sevindirici. Vurdu ama direkten döndü; girmedi. Ben Ekrem'i sol bek rotasyonunda düşünüyorum; bugün itibariyle Man Utd karşısında Ekrem-İbrahim Kaş beklerini görmek isterim.

Takım Bobo'yu arıyor, Yusuf'u bekliyor; e bir de Tabata var. Tello'nun bugünkü rolü Tabata'ya uydurulacaksa takımın görünümü 6+4 olur. Bu haldeyken Bobo'yu da sol kenarda oynatamaz Denizli, takım iyice bireysel beceriye bağımlı hale gelir.Benim düşüncemde sözü geçen ''10.5 numara'', Rodrigo Tello'nun yerine gelecekti. Yani üçlü orta sahanın sol iç pozisyonuna. Bir başka Rodrigo daha geldi takıma ama beraberinde tavizleri de getirecektir. Toraman dönünce Sivok, Tabata ve Tello dönüşümü ile mi aşılacak yabancı kotası? Yoksa Tello iki yıl evvel olduğu gibi takımın orta sahasına mı geçecek? Akıldakini bilmek gerek. Takım golü çok kovaladı, arkanın sağlamlığı güven verici ama tabela yine golsüz beraberliği yazdı. 15 günlük ara tam zamanında geldi. İstikamet Ali Sami Yen, sonra Sir Alex ile selamlaşma...

Noat Samisa

29.08.09

8 Fikir, Tenkit, Yorum:

ercan dedi ki...

H.içi de konuşmuştuk senle ayak üstü "Bek dediğin hücuma çıkar. Defansı rahatsız eder. Arkadaşlarına alternatif olur." diye.

İ. Kaş ne yaptı? Sadece 1 bindirme. Onda da etkili oldu ama ya devamı? Bek dediğin takım topa sahip olunca kanada inmeli. Bizimki yarı sahanın gerisinden eşlik ediyor oyuna.

21 numaranın "İşte bu be Serdar Özkan" dediğimiz bir maçı 90 dk. oynayamaması da kötü oldu. Eğer bir sakatlık durumu olmadıysa Serdar'ı oyundan almak takıma ihanettir.

Nihat gol sevdasında; Holosko ayrı bir alem. Topu zamanında atmıyor. Atınca da ya ofsayt yada auta.

Ben hala bu takım bizi mayısta güldürecek diyorum ama yine her zaman dediğim şekilde "hoca sağı solu fazla kurcalamazsa"

Ah bir de şu sakatlar iyileşse de alternatifimiz artsa :(

gökhan dedi ki...

benim asıl merakım nobre tercihi. tam hazır olmamasından dolayı mı oynamadı yoksa teknik sebeplerden mi? umarım teknik sebeplerdir. yine son 15 dakika girdi ve o garip, takımın ofansta kilitlenmesine sebep olan futbolunu oynadı. mesela holosko çıksa, serdar sağa, tello sola geçse yani klasik 4-4-2ye dönülse faydalı olurdu. ama takım şu şablonda oynayacaksa yarardan çok zarar veriyor. hareketli adam lazım bize.

serdar özkanın performansı umarım tek maçlık değildir. ofanstaki yerlilere ihtiyacımız çok, bu şekilde devam etsin formayı bile kaptırmayabilir.

matiasemilio dedi ki...

denizlinin serdarla ne alıp veremediğini,uğurdan hangi referanslarla medet beklediğini bilen varsa nolur beni aydınlatsın; ihtiyacım var,fenalardayım!!

esperanza dedi ki...

nihat her hafta sahanın en kötüleri arasında, hemen hemen topla buluştuğu bir çok atak daha pozsiyona dönüşemeden bitiyor maalesef. Tamam hepimiz Nihat ın faydalı olmasını istiyoruz bunun içinde zaman gerektiğini biliyoruz ama hoca çok fazla direniyor, ilk 11 yerine bir süre 2. yarı veya son 30 dk denenebilir.

ayrıca noat samisa nın dediği gibi takım özellikle 2. devreler takım oyununu bırakıp bireysel oyuna dönmeye başladı,maç içinde yapılan değişiklikler de maalesef bunu değiştiremiyor ve ortaya panik atak bir tablo çıkıyor.

herşeye rağmen defansımız son yıllarda gördüğümüz en diri ve en sert defans. hucumcularımız da tam aksine çok fevri.

alper dedi ki...

NOAT
Geçen yıl Gençlerbirliği maçından sonra sende oluşan ışık bu sene de varmı?Morale ihtiyacım var ama ne olursa olsun gerçeği duymak isterim..

Noat SamisA dedi ki...

alper,

Geçen sene Gençlerbirliği maçından sonra oluşan his, ışıktan fazlasıydı. Takım idealiyle oynamış, oyun karekterini net olarak sahaya koymuş, 90 dakika her an galibiyeti istemişti. Henüz takımın o seviyede olmasını beklemek hayalcilik olur. Şampiyonun futboluydu o, belki seneye mart ayında yine görürüz. Ben takıma güveniyorum, sezon başına göre skorlar sonrası düşüncelerimde bir değişiklik yok.

Jessie dedi ki...

zihin okuma denemesi yapalım;

rüştü

toraman - sivok - ferrari - ekrem

ernst - fink
tabata

nihat - nobre - tello

Adsız dedi ki...

Jessie,

mustafa hoca bence beklerle kanatları arkadaş ortamı mı yapıyor ne yapıyor bi şekilde sürekli beraber çalıştırsın ve artık bek-açık iskeletleri 2 tane olarak kesin belirgnleşsin ve devam etsin. bana kalırsa köybaşı ile tello zor olucak ve diğer yandan sağ açığımız yıllardır olmadığı gibi bana kalırsa hala yok.. şuan için sadece kanatlara yorum yapabiliyorum orta kısım ve ortadan doğacak ataklara dair hiçbir fikir yürütemiyorum ne hocanın zihnini anlamak mümkün ne de belirgin olmayan ve yeni transferle tamamen karışık bir halan göbek oyununu çözmek.. Defans iyi oldu hepsi birbirine inanarak ilk saniyeden son saniyeye kadar savaşırlarsa rooney i de yerler messi yi de.. bu noktada arkadaşlarını bekte toparlayacak liderlik edicek gaza getirecek kişi olarak toraman ı görüyorum. herşey çok güzel olacak ben ümitliyim. saygılarımla..

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana