Beşiktaş 2-0 Antalyaspor
Tam da günüydü hani, büyük afetin 10. yıldönümüydü. Yine de tribün emekçileri pankartlarını asmışlardı tribüne, ama o stad bu akşam dolu olsaydı maç öncesi güzel bir anma törenine dönüşürdü. Belki de devlet düzeyinde umursanmayan bu özel günün en kalabalık, en gür sesli anma töreni olurdu! Son pişmanlık fayda etmiyor tabii, tıpkı bundan 10 yıl önce yitip giden hayatlar gibi... Formanın arkasında yazan ''Türk Kızılayı'' da hem bugüne, hem de Beşiktaş'a yakıştı.
Şablon açıklamalarını pas geçelim, çok anlattık. Yalnızca ön alandaki oyuncuları dizelim. Bobo solda, Nobre ortada, Nihat sağda; forveti çoklamada öncelik Nihat'ta. Holosko'nun rolü ile aynı. Özellikle ilk yarı Nihat çok içe kaçtı, bu sayede Erhan'ı çalıştırdı. Beşiktaş'ın yarı boyunca mekanik yaratıcılık - şablon getirisi üretimi adına yalnızca Bobo-Erhan verkaçı var. Nobre'nin kafası Ömer'in kafasında patladı, ne desem bu pozisyona bilemiyorum. Şanssızlık mı, gariplik mi? Bir de Yalçın'ın saçmaladığı bir anda Nihat'ın kaçışı var. Pası atan Nobre'ydi galiba. Nihat ayak içi ile bıraksa Bobo arka direkte topla beraber kaleye giriyordu. Bakıyoruz, iki pozisyon var yalnızca. Toplam 45 dakika, hatta 60 dakikada yalnızca 2 gol pozisyonu. Bunlara ne orta sahadan Ernst katılmış, ne Fink katılmış, ne de Tello. Bir tek Erhan var, onun da açıklaması Nihat-Bobo kısa süreli kanat değişiminde gizli olabilir. Fink sürekli dalmaya çalıştı içeri ama bir kez bile topu ayağına alamadı. İşte Yusuf olsa da top Beşiktaş'ın ayağında kalsa... değil. Bugün öyle değildi. Takım ilk yarı Nobre'ye top şişirdi, Nobre'ye 30 metre uzaklıktaki Bobo'dan düşenleri toplaması, Nihat'ın da sürekli Nobre'nin yanına sokulmsı istendi. Kenar oyuncuarı zaten görevleri, rolleri nedeniyle kaleden uzaklar. E bir de Nobre top almaya, güreşmeye orta saha civarına gelince Beşiktaş iyice kaleden uzaklaşıyor. Takım bir kazandığı topları çabuk kullanamıyor. Kenar oyuncularına hiç top gelmeyince ne orta sahalar onlara sokulabildi ne de Tello tehlike bölgesinde topla buluşabildi.
Bu ''ilk toplar'' konusunun üzerinde çok duruyorum. Beşiktaş'ın oyun karekterinde önemli bir paya sahiptir bu olgu ve geçen seneye göre boy ortalamasının düşmesiyle takımın bu noktadaki mukavemeti azaldı. Ama bu maç çokça gözüme çarptı. Stadyumda izleyebilmiş olsam daha net konuşabilirdim ama en azından birkaç Fabian Ernst'in kale vuruşlarında Sivok-Ferrari savunma tandeminin ortasında pozisyon aldığını gördüm. Geçen sezon Beşiktaş'a çok maç kaybettiren Sivok'un değişen rolü ile Ernst'in bu akşamki rolü benzerlik gösteriyor muydu, buna ancak çıplak gözle net karar verilebilir. Ama Ernst tarzı gereği takımın dengesini bozacak biri değil, bu sebepten bu ihtimali az görüyorum. Takım bu akşam bir uzaktan Fatih Ceylan şutu ve Ferrari'nin son hamlesi hariç kalesi önünde sıkıntı yaşamadı. Bizim ''sıkıntı olur'' diyerek dikkate çektiğimiz hususun karşılık görmesi de takımın bir süredir net şekilde ortaya koyduğu oyun karekterinin sürüyor olması da ümitlerimizin taze kalmasına yardımcı oluyor.
Bu akşam hücumdaki kısırlığın iki ana nedeni olduğunu düşünüyorum. Biri Nobre'nin kullanımı. İlk yarı, geçen sezon Şubat ayında 1-0 kazanılan Antalyaspor maçı ile aynı sahneleri izledim. Bir başka maç, blog arşivinde tüm örnek maçların detayları mevcuttur. Beşiktaş'ın mevcut şablonunda ihtiyacı olan santrafor ''pivot'' değil, aslında pivot bugün hiçbir ligde, hiçbir şampiyon adayı takımın mutlak ihtiyacı değil. İkincil rol adamı. Bobo yoksa Louis Saha, Beşiktaş seviyesinde bir örnek daha vermek gerekirse en yakından Milan Baros. Paylaşımcı, yüzü kaleye dönük koşular yapabilen, gerektiğinde kenar oyuncuyla etkileşim kurabilen, beklerle bile koordinasyon sağlayabilen komple bir oyuncu gerek. Biz, şampiyonluk için bizi heyecanlandıran ''evet, olacak bu sene'' dediren maçı olarak geçen sezon 3-0 kazanılan Gençlerbirliği maçını göstermiştik. O gün atılan 3 gol; beni şablona, hocanın tercihlerine inandırmıştı. Sonra takımın sürekli arayış içinde oluşunu, çabayı bu saha içi doğruların üzerine eklemiştik ve şampiyonluk havasına bu sayede girmiştik. Bilakis, hocanın yolundan saptığı, kendini yalanladığı bir derbi sonrası da tüm umutlarımızı kaybetme noktasına gelmiştik. Önce saha içi doğrular, sonra çaba-arayış, karekter. Nobre mi, Bobo mu? tartışması bugün her yerde. Bu ikilinin takımın mevcut şablonu üzerindeki yansıması ise geçen seneden bu yana bizce açıkça ortada. İşte Nobre'nin sözleşmesi, yabancı sınırı... bunlar futbolun esas ögesi değiller. Öncelikleri doğru belirlemek gerek.
Bunu bu maç üzerinde detaylandırısak: Nobre'nin çıkışı, Bobo'nun merkeze geçişiyle Beşiktaş kaleye yaklaştı. Savunması öne çıktı, Tello oyuna girdi. Hatta takımın boyu kısalınca Sivok da oyuna katıldı. Nihat'ın sola geçişiyle Üzülmez de hücumlara katıldı. Bobo'nun merkeze geçişi iki kenar adamını da -takımın boyunun kısalması sayesinde- Tello'yu da oyuna soktu. Takım golü bulduktan sonra pas yapmaya, ileride top tutmaya başladı. Evet, bir kısım psikolojiktir. Ama atılan gol gökten inmedi. Sağ iç adamı kenara koşu yaptı, elbet o alanın alan markajcısını biri üstüne çekmişti. Sağ kenar adamı topu indirdi, sol iç içeri daldı; sağ kenar adamı Holosko golü attı. İnceman'ın sağ kulavara girişini sağlayan Holosko, Tello'nun içeri dalışını sağlayan merkez forvet Bobo ve golü atan sağ kenar adamı Holosko. İşte şablondan ''sistem''e geçiş bu. Kompleks bir gol, harika. Beşiktaş bu tip aksiyonları her standart maçta en az 5-6 kez üretebilir ve mutlaka karşılığını görür. Çok dener ama karşılığını göremez ise -mesela geçen sezon Bursa maçı- Nobre oyuna girer. Baskı anında katalizör olur.
İkincisi ise takımın boyu. Tabii bununla bağlantılı birkaç yan konu var. Nobre kullanımı, Üzülmez'in takıma cebren de olsa yine girmiş olması vs. Takım genel oyun karekteri gereği topun daha çok arkasına geçer, lakin Antalyaspor geçen sezon olduğu gibi bu sezon da Beşiktaş'ı zorlamadı. Onlar da geri attılar savunmayı, İki forvet ile Beşiktaş'ı yalnızca kaleden uzak tuttular. Sivok'u oyuna sokmadılar. Takım geçen seneki yolundan devam ettikçe ben bu takıma güvenirim. Yeni transfer yapılmasa da, sakatlar olsa da, bazı oyuncuların form durumları iyi olmasa da. Ama geçen yılki ve daha önceki denenmiş ve doğruluğuna sahada teyit alınmamış seçimler mütemadiyen yinelenirse pek ümitvar olamıyorum. Beşiktaş'ın futbolunun kıstası kendisi, İstanbul'un diğer büyükleri farklı birer takım hüviyetindeler. Beşiktaş kazandı, ama biz hasretimizi dindiremedik.
Hakem ile bitirelim. İlker Meral halı sahada bile maç yönetmesin.
Noat Samisa
18.08.09
Şablon açıklamalarını pas geçelim, çok anlattık. Yalnızca ön alandaki oyuncuları dizelim. Bobo solda, Nobre ortada, Nihat sağda; forveti çoklamada öncelik Nihat'ta. Holosko'nun rolü ile aynı. Özellikle ilk yarı Nihat çok içe kaçtı, bu sayede Erhan'ı çalıştırdı. Beşiktaş'ın yarı boyunca mekanik yaratıcılık - şablon getirisi üretimi adına yalnızca Bobo-Erhan verkaçı var. Nobre'nin kafası Ömer'in kafasında patladı, ne desem bu pozisyona bilemiyorum. Şanssızlık mı, gariplik mi? Bir de Yalçın'ın saçmaladığı bir anda Nihat'ın kaçışı var. Pası atan Nobre'ydi galiba. Nihat ayak içi ile bıraksa Bobo arka direkte topla beraber kaleye giriyordu. Bakıyoruz, iki pozisyon var yalnızca. Toplam 45 dakika, hatta 60 dakikada yalnızca 2 gol pozisyonu. Bunlara ne orta sahadan Ernst katılmış, ne Fink katılmış, ne de Tello. Bir tek Erhan var, onun da açıklaması Nihat-Bobo kısa süreli kanat değişiminde gizli olabilir. Fink sürekli dalmaya çalıştı içeri ama bir kez bile topu ayağına alamadı. İşte Yusuf olsa da top Beşiktaş'ın ayağında kalsa... değil. Bugün öyle değildi. Takım ilk yarı Nobre'ye top şişirdi, Nobre'ye 30 metre uzaklıktaki Bobo'dan düşenleri toplaması, Nihat'ın da sürekli Nobre'nin yanına sokulmsı istendi. Kenar oyuncuarı zaten görevleri, rolleri nedeniyle kaleden uzaklar. E bir de Nobre top almaya, güreşmeye orta saha civarına gelince Beşiktaş iyice kaleden uzaklaşıyor. Takım bir kazandığı topları çabuk kullanamıyor. Kenar oyuncularına hiç top gelmeyince ne orta sahalar onlara sokulabildi ne de Tello tehlike bölgesinde topla buluşabildi.Bu ''ilk toplar'' konusunun üzerinde çok duruyorum. Beşiktaş'ın oyun karekterinde önemli bir paya sahiptir bu olgu ve geçen seneye göre boy ortalamasının düşmesiyle takımın bu noktadaki mukavemeti azaldı. Ama bu maç çokça gözüme çarptı. Stadyumda izleyebilmiş olsam daha net konuşabilirdim ama en azından birkaç Fabian Ernst'in kale vuruşlarında Sivok-Ferrari savunma tandeminin ortasında pozisyon aldığını gördüm. Geçen sezon Beşiktaş'a çok maç kaybettiren Sivok'un değişen rolü ile Ernst'in bu akşamki rolü benzerlik gösteriyor muydu, buna ancak çıplak gözle net karar verilebilir. Ama Ernst tarzı gereği takımın dengesini bozacak biri değil, bu sebepten bu ihtimali az görüyorum. Takım bu akşam bir uzaktan Fatih Ceylan şutu ve Ferrari'nin son hamlesi hariç kalesi önünde sıkıntı yaşamadı. Bizim ''sıkıntı olur'' diyerek dikkate çektiğimiz hususun karşılık görmesi de takımın bir süredir net şekilde ortaya koyduğu oyun karekterinin sürüyor olması da ümitlerimizin taze kalmasına yardımcı oluyor.
Bu akşam hücumdaki kısırlığın iki ana nedeni olduğunu düşünüyorum. Biri Nobre'nin kullanımı. İlk yarı, geçen sezon Şubat ayında 1-0 kazanılan Antalyaspor maçı ile aynı sahneleri izledim. Bir başka maç, blog arşivinde tüm örnek maçların detayları mevcuttur. Beşiktaş'ın mevcut şablonunda ihtiyacı olan santrafor ''pivot'' değil, aslında pivot bugün hiçbir ligde, hiçbir şampiyon adayı takımın mutlak ihtiyacı değil. İkincil rol adamı. Bobo yoksa Louis Saha, Beşiktaş seviyesinde bir örnek daha vermek gerekirse en yakından Milan Baros. Paylaşımcı, yüzü kaleye dönük koşular yapabilen, gerektiğinde kenar oyuncuyla etkileşim kurabilen, beklerle bile koordinasyon sağlayabilen komple bir oyuncu gerek. Biz, şampiyonluk için bizi heyecanlandıran ''evet, olacak bu sene'' dediren maçı olarak geçen sezon 3-0 kazanılan Gençlerbirliği maçını göstermiştik. O gün atılan 3 gol; beni şablona, hocanın tercihlerine inandırmıştı. Sonra takımın sürekli arayış içinde oluşunu, çabayı bu saha içi doğruların üzerine eklemiştik ve şampiyonluk havasına bu sayede girmiştik. Bilakis, hocanın yolundan saptığı, kendini yalanladığı bir derbi sonrası da tüm umutlarımızı kaybetme noktasına gelmiştik. Önce saha içi doğrular, sonra çaba-arayış, karekter. Nobre mi, Bobo mu? tartışması bugün her yerde. Bu ikilinin takımın mevcut şablonu üzerindeki yansıması ise geçen seneden bu yana bizce açıkça ortada. İşte Nobre'nin sözleşmesi, yabancı sınırı... bunlar futbolun esas ögesi değiller. Öncelikleri doğru belirlemek gerek.Bunu bu maç üzerinde detaylandırısak: Nobre'nin çıkışı, Bobo'nun merkeze geçişiyle Beşiktaş kaleye yaklaştı. Savunması öne çıktı, Tello oyuna girdi. Hatta takımın boyu kısalınca Sivok da oyuna katıldı. Nihat'ın sola geçişiyle Üzülmez de hücumlara katıldı. Bobo'nun merkeze geçişi iki kenar adamını da -takımın boyunun kısalması sayesinde- Tello'yu da oyuna soktu. Takım golü bulduktan sonra pas yapmaya, ileride top tutmaya başladı. Evet, bir kısım psikolojiktir. Ama atılan gol gökten inmedi. Sağ iç adamı kenara koşu yaptı, elbet o alanın alan markajcısını biri üstüne çekmişti. Sağ kenar adamı topu indirdi, sol iç içeri daldı; sağ kenar adamı Holosko golü attı. İnceman'ın sağ kulavara girişini sağlayan Holosko, Tello'nun içeri dalışını sağlayan merkez forvet Bobo ve golü atan sağ kenar adamı Holosko. İşte şablondan ''sistem''e geçiş bu. Kompleks bir gol, harika. Beşiktaş bu tip aksiyonları her standart maçta en az 5-6 kez üretebilir ve mutlaka karşılığını görür. Çok dener ama karşılığını göremez ise -mesela geçen sezon Bursa maçı- Nobre oyuna girer. Baskı anında katalizör olur.
İkincisi ise takımın boyu. Tabii bununla bağlantılı birkaç yan konu var. Nobre kullanımı, Üzülmez'in takıma cebren de olsa yine girmiş olması vs. Takım genel oyun karekteri gereği topun daha çok arkasına geçer, lakin Antalyaspor geçen sezon olduğu gibi bu sezon da Beşiktaş'ı zorlamadı. Onlar da geri attılar savunmayı, İki forvet ile Beşiktaş'ı yalnızca kaleden uzak tuttular. Sivok'u oyuna sokmadılar. Takım geçen seneki yolundan devam ettikçe ben bu takıma güvenirim. Yeni transfer yapılmasa da, sakatlar olsa da, bazı oyuncuların form durumları iyi olmasa da. Ama geçen yılki ve daha önceki denenmiş ve doğruluğuna sahada teyit alınmamış seçimler mütemadiyen yinelenirse pek ümitvar olamıyorum. Beşiktaş'ın futbolunun kıstası kendisi, İstanbul'un diğer büyükleri farklı birer takım hüviyetindeler. Beşiktaş kazandı, ama biz hasretimizi dindiremedik.
Hakem ile bitirelim. İlker Meral halı sahada bile maç yönetmesin.
Noat Samisa
18.08.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Ağustos
(47)
- Modric'siz Tottenham
- Kasımpaşa 0-4 Gençlerbirliği
- Man Utd 2-1 Arsenal
- Premier League 09/10 #4
- Beşiktaş 0-0 Gaziantepspor
- Tabata
- Tuncay - Huth ve Pulis
- Man City Düğmeye Bastı
- Oscar Goes to Eduardo
- Wolfsburg
- Boleyn Erkekleri #2
- 5 Ay Sonra Celtic'e
- Efsunlu Kaleler
- Drogba'laşmak
- Lescott - Toure
- Gençlerbirliği 0-0 Beşiktaş
- Rooney 100 Owen 1
- Premier League 09/10 #3
- Patron Kim?
- İbrahim Triosu
- Burnley 1-0 Man Utd
- Allardyce Usulü Salgado
- Sergen'den Tam 90'a
- Beşiktaş 2-0 Antalyaspor
- Premier League 09/10 #2
- Jimmy Bullard
- Tottenham 2-1 Liverpool
- Chelsea 2-1 Hull City
- Premier League 09/10 #1
- Fernando Torres #14
- Bir Umut Burnley
- Bobooo Bobooooooo
- Fantasy Premier League #2
- Wigan'dan Geçenler
- Cattermole - Cana
- Niko Kranjcar
- Bursaspor 2-1 Kasımpaşa
- Sivasspor 1-2 Trabzonspor
- Antti Niemi
- İBBSpor 1-1 Beşiktaş
- Championship 09/10
- Sebastien Bassong
- Erkan Zengin
- Xabi Alonso, Arteta ve Biraz da Benitez
- PAF'tan A2 Ligi'ne
- Sam'in Seçimi
- Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe
-
▼
Ağustos
(47)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
14 Fikir, Tenkit, Yorum:
"Beşiktaş'ın mevcut şablonunda ihtiyacı olan santrafor ''pivot'' değil, aslında pivot bugün hiçbir ligde, hiçbir şampiyon adayı takımın mutlak ihtiyacı değil..."
hah, işte olay budur. sen futboldan anlıyorsun vallahi :)
öncelikleri doğru belirlemek gerek demişsin, haklısın. ama denizli maç sonunda sakatlıklardan dolayı boboyu solda oynatıyorum dedi. bence denizli de anlattıklarının farkında. farkında olamayacak kadar kör olamaz heralde(umarım). bobo yu oynatmak istiyor ama şu an birazcık da mecbur gibi. toraman takıma girer, zaman zaman fink ile uğur yer değiştirir, yani bir şekilde ileride holosko ve bobo yu yanyana görürüz. yoksa nobre nin ileri uçta oynadığı beşiktaş en fazla 3. olur.
birde fink cisse yi aratıyor mu ne??
Açıkcasını yazacaklarını merakla bekliyordum. Oldukça güzel tespitler yine.
Zaman zaman izlediğimiz oldukça hızlı kısa paslar heyecanlandırdı beni açıkcası.Takımda geçen seneye göre belirgin bir kalite üstünlüğü göze çarpıyor. İbrahim'in yerinde de İsmail'in oynayacağını varsayarsak kadro oldukça iyi görünüyor. Şu an ligde oyun anlamında Fenerbahçe ve Galatasay'ın gerisinde gibi görünse de zamanla oturan yapıyla onlardan daha iyi futbol oynayan bir takım olabilir Beşiktaş. Galatasaray ve Fenerbahçe sahip olduğu defoları yıldız oyuncuları yardımıyla çok güzel saklıyor ligin başında. Türkiye içerisinde bakıldığında Ekrem + Sivok + Ferrari + İsmail + Fink + Ernst 6'lısı, son yıllarda gördüğüm en sağlam yapı bana göre. Bu sağlam yapıyı ne yazık ki henüz izleyeme şansımız olmadı. Son bir kaç maçtır Beşiktaş'ın üretken olamasındaki temel faktörün 2 bekin de aynı anda başarılı çıkışlar yapamaması olduğunu düşünüyorum. 2 bekte gerekli ofansif katkıyı verdiği zaman Beşiktaş istediği üretkenliğe ulaşabilir. Beşiktaş'ın iskeleti diyebileceğimiz bu 6 oyuncu birbirlerine uyum sağladıkça bugünkü maçta zaman zaman izlediğimiz hızlı pas alışverişini bir karakter haline dönüştürebilir Beşiktaş.
Beşiktaş ile ilgili söyleyebileceğim temel problem ise gerideki bu sağlam iskeleti destekleyebilecek bir düzende oynamaması. Uzun yılar sonra ilk kez bir 10 numaraya ihtiyaç duymadan başarılı olabilecek bir kadro var aslında. Ernst ve Fink ikilisinin solunda Tello, sağında Holosko, önlerinde ise Nobre(Bobo) ve Nihat oynaması durumunda başlangıçta kısır bir dönem geçirilse bile makine düzeninde, yıldız futbolcuya endeksli olmadan futbol oynayabilir Beşiktaş.
Tello'nun golü öncesindeki Beşiktaş'ın pas trafiği müthişti. 2006 dünya Kupasında ARjantin'in Fil Dişi Sahili'ne attığı sanırım 38 pas sonrası golü hatırladım.
ÜStad o değil de şu Dean Ashton'ı bi kaleme alıver be :)
Herkes Rıdvan Dilmen e uymuş sanki.İsmini çıkaramadım şimdi ama yukarılarda bir arkadaş güzel anlatmış.Oyun kalitesi Bobo merkeze geçti diye değil Bobo sol tarafı boşaltıp sol kanatta işlerlik kazanmaya başlayınca arttı.Yoksa bu Beşikatşın merkezinde Bobo veya Nobre oynamış farketmiyor bence.Önemli olan ikisinin birden sahada olmaması.Eğer ikisi birden sahada olacaksa 4-4-2 oynayalım madem.Yok 4-3-3 te ısrar edeceksek o zaman Nobre ve Bobo ikilisinden biri klübede dursun.Çünkü bir Henry yaratma sevdasından sol kanatımızı kullanamıyoruz Bobo sayesinde.
Herkesin futbola bakış açısı başkadır ve başka şeylerden zevk alır sahada.Benim için önemli olan ise oyunda gol yememektir.Ve sivok-ferrari-ernst-fink dörtlüsü bozulmadığı sürece az gol yiyeceğimiz görüyor ve inanıyorum.Buda bana şampiyonluk için daha çok umut aşılıyor.
Birkaç soru soracağım bilen ilgilenen arkadaşlar cevap verip aydınlatırsa çok sevinirim..
1-son 20 yılda çok gol atan mı az gol yiyen mi şampiyon oluyor?
2-son 20 yılda defansı tamamen Türklerden oluşan (şuan ki gs gibi) bir kadroyla şampiyon olan olabilmiş olan varmı??
3-Beşiktaşın en son hat-trick yapan oyuncusu kimdi,ne zaman hangi maçta yaptı?
Bu takımı seviyorum çünkü 10 numarasız oynuyor.:))Deco dan ziyade Ballack ı tercih ederim bu takımda mesela.
Nihat'ın ilk yarıdaki uçana kaçana vurma sevdasını üzerindeki ''gol bulma'' baskısına mı bağlıyorsunuz? Yoksa aceto'nun yazdığı gibi bu seneki Nihat profili bu mudur?
Fink, benim şu ana kadarki izlenimlerimle bize sezon genelinde Cisse'den faydalı olacak bir oyuncu. Kesin bir veri elde edebilmek için canlı olarak birkaç kez izlemem gerek, topsuz oyununu da dikkatle gözlemlemek gerek.
lineker,
Dean Ashton eğer futbola dönebilirse kendini bu sayfaya da taşır.
alper,
Rıdvan Dilmen Tello'ya koşu alanı açıldı falan demiş, katılmıyorum. Sol kenarın işlerlik kazandığına da katılmıyorum, takım maç boyu sağdan üretti. İlk gol de sağ kenar aksiyonu ile geldi.
En son salt Türk defans dörtlüsü ile şampiyon olan takım Beşiktaş'tır. Recep, Kadir, Gökhan, Ulvi...
vts,
Aceto ne yazdı bilmiyorum açıkçası. Bir kendini ispat çabasından ya da egodan bahsetmiş olabilir. Kaçırmış olabilirim. Nihat bayağıdır buydu zaten, ben farklı bir profil görmüyorum. Fiziken hazır olduğunda daha doğru kararlar verecektir. Dün takıma bir asist, bir de asistçik (frikik kazandırdı) ile katkı yaptı. Sevindirici, yeterli, memnun edici.
Ernst alıp veriyor alıp veriyor.Bu kadar basit oynanmaz ya.Bobo ise yine sahanın en kötüsüydü
denizliyle bu sene bu iş olmaz diyorum.
bobodan sol açık olmuyo, holosko yedekte olmuyo. sürekli sonuçsuz top şişirmeler. bi acele bi panik anlamadım gitti sakin olmuyolar.
hakemler süper baladılar bu sene. avantaj kuralından bihaber ilker meral.
Süper kupa maçına istinaden aceto yorumu ''Bu sene gördüğü yerden vuracak.'' şeklinde idi.
Ben biraz ego sezdim dünkü maçın ilk yarısında. Hem şut/pas tercihleriyle hem de pozisyonlardaki etkisiyle. Sanki her gol pozisyonun içinde olmak ister gibiydi.
Asistler ve maçın genelinde gözterdiği hırs memnun edici elbet. Frikiklerde topun başında durması bile kalecinin şansını azaltıyor. Bir de sol kanattaki kornerleri Nihat kullansın hep. Tello harap oluyor bir o kanada bir bu kanada gidip kullanıcam diye.
hakanın kaleci vuruşu sonrası antalya stoperleri -yalçın,orhan- ikisi de gsde oynamış iki oyuncu ofsayt itirazı yapınca kulübe geldi bir an görüntüye;şifo ''ofsayt olmaz'' diyordu..direkt geçtiğimiz günlerde yazdığınız yazı geldi aklıma:) yerli oyuncularımızın teknik bilgi eksikliğini gösteren küçük bir şey..ağlasak mı gülsek mi..
**haftaya karadenizden katılımlarla birlikte amasyadan ankaraya otobüs kaldırıyoruz,ilgilenenler mail yoluyla ulaşabilir..
Sene 2000 İnönü de Gençlerbirliği ile oynuyoruz ve 1-0 gerideyiz. Nihat yine aynı şekilde sağdan kaleciyle karşı karşıya kalır ki pozisyon bu maçta olandan çok daha nettir. Solunda Fazlı vardır bomboş durumda olan verse maç 1-1 olacak ve maç bize dönecek. Ancak o vurmayı tercih eder ve kaçırır. Yine 9 sene sonra benzer bir pozisyon bu sefer diğer rolde Bobo var Nihat yine aynı tercihi yapar.
1. cisi gençlik ve heyecan diyelim 2. cisine de gol atamamanın verdiği baskı diyelim.
Öte yandan Bobo'nun forvet oynadığı zaman yaptığı koşu miktarı ile kanat oynadığı zaman yaptığı koşu miktarını istatistiki olarak karşılaştırmak lazım. Deniz li oyunda mental ve fizik olarak daha etkin olması için onu burda oynatıyor olabilir. Neticede bir bakıma koşmak zorunda kalıcak.
İkinci bir diğer önemli husus da özellikle ilk 60 dakika da Tello ve Nihat ın çok pas hatası yapması o sistemin çalışmasını engelledi. Kendilerinden beklenmeyecek şekilde kötü pas hataları yaptılar.
Son bir noktada Antalya nın hücum düzeni sağ kanata atılan uzun toplarla gelmekti. Burda da Ali Zituni gibi fiziken kuvvetli oyuncuları vardı. İsmail şu anda defensif açıdan yer tutma sorunu yaşıyor ve sezona da sıkıntılı başladığımız için Denizli risk almayıp defansif özellikleri daha iyi olan Üzülmez le başlamış olabilir. Bu maçta İbrahim 35 yaşına girecek olmasına rağmen savunmada oldukça iyi iş yaptı.
Takımın göz alıcı, kararlı ve istikrarlı sertliği ile periyotlar halinde sergilediği üst üste paslaşmalar ve hızlı yer değiştirmeler ile yakalamaya çalıştığı oyun anlayışı Avrupa için umut veriyor. Hücum hattına gelecek bir "farklı" oyuncu, sezon başı eksikliklerini giderecek hücum hattı ile bu sistem bir üst noktaya taşınacaktır diye düşünüyorum. Eğer bunlar gerçekleşirse, bu takım sezon ilerledikçe 2003'teki takımdan daha sert ve daha organize olacak gibi görünüyor.
En son salt Türk defans dörtlüsü ile şampiyon olan takım Beşiktaş'tır. Recep, Kadir, Gökhan, Ulvi...
Teşekkür ederim.teyit etmek maksatlı sormuştumm..ee gs liler niye ümitlenip havesleniyorlar acaba.yoksa ZAN 'gavurmu' olacak..::)))
Mustafa Denizli acaip kararlar alıp geçen yıl ilk yarı bitimindeki gibi takımın orasını burasını kurcalamaz ise bu sene şampiyonluğu ancak hakemler engeller.31.haftada bitecek bu iş bu sene..
takım ilk yarı 2 pas yapamadı
erhan güven ne kadar yararlı işler yapmaya çalıştıysa,üzülmez tam tersine dibe vurdu.
İsmail niye kenarda anlayan varsa beri gelsin.
ismail oynasa bobo çok daha yararlı işler yapardı.
holosko'nun yedekte oturması tam bir skandal.
uğur'un çabası gayreti iyi güzel ama ŞL için yeterli bir ortasaha değil.takım genel olarak kötü.son yarım saatte tello ile kendine gelir gibi oldu.umarım böyle devam etmez.yoksa işimiz yaş.
Yorum Gönder