Gençlerbirliği 0-0 Beşiktaş
Geçen sezon Ankara'da oynanan tüm maçlarda en az 3 gol atan, lig-kupa farketmeksizin Ankara'da oynadığı tüm maçları kazanan Beşiktaş, sonunda Ankara'da puan bıraktı. Gençlerbirliği üzerinde kurulan hakimiyet son buldu. Böylelikle son 5 sezonun en kötü lig başlangıcı (3 maçta 5 puan) ve son 10+ yılın en kısır lig başlangıcı (04/05 ile birlikte, 3 maçta 3 gol) yapılmış oldu. 3 maç üzerinden yapılan sayısal değerlendirme çok bir anlam ifade etmeyecek olsa da taraftarın algısı yönüyle değerlidir.
Aralarına tire konularak art arda yazılan sayılar tek başlarına bir anlam ifade etmez. Oyuncuların bu sayılar içerisinde bir rolü vardır, bir başka sayı dizisinde başka rolü. Şablonların kendi içerisinde değişimleri vardır, bunun yanı sıra adından da anlaşılacağı üzere dizilişlerin belli setleri vardır. Bu setlerin oynayabilmek için belli oyun tarzında futbolcular seçmeli ve mevkiileri uygun değerlendirmelisiniz. Biz hep söylüyoruz, Nobre Beşiktaş'ın 4-3-3'ü için kadro içinden ideal isim değil, diyoruz örneğin. Ya da sol bekte Üzülmez var iken sağ bekte Toraman'ı kullanmak takımın hücum alternatiflerini sınırlıyor, diyorduk. Bunun gibi örnekler çok, her takımdan verilebilir. Bu akşamdan örneği ise ne sayıların ne de rollerin Beşiktaş takımında pek bir anlamı olmadığıdır. Bugün sahada sevindirici ne vardı, diye bakarsak ilk yarı Fink'in ortalayıp arka direkte Ernst'in kafa vurduğu pozisyon var. Başka da yok. Takımın şutu yok neredeyse, o ayrı. Maç boyu takımın orta saha oyuncuları ceza sahasına, arka direğe hiç koşu yapmadılar. Oyun temposu da hiç istenen seviyeye gelmedi. Ne Nihat, ne Holosko ne de Tello aradıkları koşu alanlarını bulamadılar. Rakibin orta sahası güçlü olunca Gençlerbirliği savunma hattını kendini çok da geri atmadı. Böyle olunca Beşiktaş orta saha elemanları girecek boş alan bulamadılar, bekler ile etkileşim kuramadılar. Böyle olunca şablon tamamen dağıldı ve oyun her geçen dakika daha da ortaya yığıldı. Bekler oyuna girmedi, Tello da dahil orta saha elemanları rakibin direncini aşamadılar. Rakip kale önünde de kenarlara açılarak boşluk yatacak biri olmayınca maç Tello'nun ayağına kaldı. Rıdvan Dilmen'i dinledim bu akşam, üzüldüm. Aslında ne ''sırtı dönük oynayabilen oyuncu eksiği, ne 10.5 numara... Ben, Denizli'nin konsantrasyonundan ciddi manada şüphe duydum bu akşam. Ya da hüsn-ü kuruntu, Denizli başka bir şey düşündü. Bilemiyorum.
Daha devre arasında iki hücumcu beki birden oyuna sürüp, daha da öncesi İsmail ile başlayıp bir çeşitleme denemesi yapılabilirdi. Mesela üçlü savunmaya dönmek. Hani maç kazanılamadı, eleştiri yapmak kolaydır... Öyle değil. Geçen sezon takımın sakatı az iken, oyuncuların yerli yerinde oynaması Beşiktaş'a maç kazandırmaya yetiyorken, bu maç içi değişimleri ''anlamsız'' olarak nitelendiriyorduk. Şimdi o hazır yapı, takımı şampiyonluğa götüren şablon bugün hiç çalışmadı. Şunu almasa da aslında bunu soksaydı olurdu, demiyorum. İspatı yok çünkü, çok afaki. Denizli arayış içerisinde değil, beni bu akşam için üzen bu. Yani belli, olmuyor. Maçın 3. dakikası ile 90. dakikası aynı ise olmuyordur ve olmamıştır. Geçen yılki Denizli olsa mutlaka bir şeyler denemişti. Maç sonu da ''kanatlar'' dedi. Arıza tespitinde haklıydı. Oraya Beşiktaş'ın kenar oyuncuları bile giremedi, bekler bir tarafa. Diyorsa ki ''geçen yıl yalnızca skor odaklı oynuyorduk, ama sezon başı böyle değil'', onu da kabul ederim şu zamanda.
Geçen sezon savunma dörtlüsünün as adamları olan Ekrem ve Toraman sezona sakat başladı. Ve bugün, Beşiktaş'ın en yaratıcı 4 oyuncusunda 3'ü sakattı: Yusuf, Delgado, Bobo. Sayalım. Toraman geldiğinde mutlaka takıma girecek. Delgado-Yusuf dönüşümlü olarak takıma girecekler ve Bobo takıma girdiğinde Nihat da Holosko da performans artışı yaşayacak. Bunlar denenmiş şeyler, karşılığı geçen sezondan. Takım bu akşamki haliyle idealinden çok sapmış durumda. Az eksik değil bunlar, Beşiktaş'ın hücum gücünün yarısından fazlası belki de.
Üçlüye dönme fikri gibi yine bir beyin fırtınası geldi aklıma. Rıdvan oyuna girdikten sonra bir kez top taşıdı ve sonra hiç hücuma çıkmadı. Önünde Holosko değil de Serdar Özkan olsa, tıpkı sona doğru 2 kez de olsa İsmail'in Tello ile kurduğu etkileşim gibisi sağ kenarda da oluşmaz mıydı? Israrla çizgiyi dener Serdar Özkan, her maç fiks menü 3 kez küfür işitir. Ertesi maç bir daha dener, yine küfür yer. Bugün olsa yine denerdi ve takımın savunma yardımı en iyi kenar adamı olarak sağ bek ile mutlaka etkileşim kurardı. Rıdvan oyuna girdi, bi kez denedi ve önündeki 70 metrelik boşluğu gördü. Rakibin hücum etkinliğinin de artmaya başlamasıyla yerinde kaldı. İlk yarıya baktığımız zaman Burhan Eşer'in Üzülmez'in tarafından aksiyon geliştirdiğini görüyoruz. Sona doğru oyunun yönü değişti. Rıdvan'ın artısı olamadı ama sol kenar iki kez de olsa Beşiktaş adına çalıştı. Bir sebep olmalı. Holosko rakip kale önüne atıldı, Nihat gömüldü ve istenenler gerçekleşmedi. Son 45 dakikanın Tello-İsmail birlikteliği benzeri bir yapı ile her iki kenarda da eş üretkenlikle geçebilme ihtimali vardı, galibiyetin anahtarı belki de buydu. Varsayım tabii... Ben İsmail gibi Rıdvan'ın yeteneklerine de fazlasıyla inanıyorum ve önde de kullanılabileceğini düşünüyorum.
Beşiktaş'ın oyun karekteri gereği karşısında Gençlerbirliği gibi takımları bulduğunda kısırlaşması şaşılacak bir durum değil. Bugün sakat olan yetenekli ayaklar hazır olduklarında ve takımın fiziki durumu iyi olduğunda maç sürdükçe gol arayışları bir şekilde cevap buluyor. Takım savunması güçlü, Matteo Ferrari geldiğinden bu yana en etkin oyununu oynadı. Ayağı düzgün değil, dedi yine Rıdvan Dilmen. Messi ve CRonaldo'nun da pozisyon bilgisi zayıf, yersen... Bu takıntıyı hiç anlayamayacağım. Bugün bir doğru şut atılsa idi Beşiktaş 3 puan alabilirdi veya Burhan iyi vursa Gençlerbirliği kazanabilirdi. Sivok'un sarısı bana göre kırmızı, bunu da belirteyim. Bu maçtan yarına pek çok ders vardır, geçen sezon örneğin Fenerbahçe mağlubiyetinde olduğu gibi. Biraz daha denemek gerekebilir, belki bu uğurda birkaç kayıp puan daha gerekebilir. Sakatlar dönene kadar, transfer sezonu bitene kadar Mustafa Denizli'nin formda olması asli ihtiyaç gibi görünüyor. Neticede Gençlerbirliği istediğini aldı.
Noat Samisa
23.08.09
Aralarına tire konularak art arda yazılan sayılar tek başlarına bir anlam ifade etmez. Oyuncuların bu sayılar içerisinde bir rolü vardır, bir başka sayı dizisinde başka rolü. Şablonların kendi içerisinde değişimleri vardır, bunun yanı sıra adından da anlaşılacağı üzere dizilişlerin belli setleri vardır. Bu setlerin oynayabilmek için belli oyun tarzında futbolcular seçmeli ve mevkiileri uygun değerlendirmelisiniz. Biz hep söylüyoruz, Nobre Beşiktaş'ın 4-3-3'ü için kadro içinden ideal isim değil, diyoruz örneğin. Ya da sol bekte Üzülmez var iken sağ bekte Toraman'ı kullanmak takımın hücum alternatiflerini sınırlıyor, diyorduk. Bunun gibi örnekler çok, her takımdan verilebilir. Bu akşamdan örneği ise ne sayıların ne de rollerin Beşiktaş takımında pek bir anlamı olmadığıdır. Bugün sahada sevindirici ne vardı, diye bakarsak ilk yarı Fink'in ortalayıp arka direkte Ernst'in kafa vurduğu pozisyon var. Başka da yok. Takımın şutu yok neredeyse, o ayrı. Maç boyu takımın orta saha oyuncuları ceza sahasına, arka direğe hiç koşu yapmadılar. Oyun temposu da hiç istenen seviyeye gelmedi. Ne Nihat, ne Holosko ne de Tello aradıkları koşu alanlarını bulamadılar. Rakibin orta sahası güçlü olunca Gençlerbirliği savunma hattını kendini çok da geri atmadı. Böyle olunca Beşiktaş orta saha elemanları girecek boş alan bulamadılar, bekler ile etkileşim kuramadılar. Böyle olunca şablon tamamen dağıldı ve oyun her geçen dakika daha da ortaya yığıldı. Bekler oyuna girmedi, Tello da dahil orta saha elemanları rakibin direncini aşamadılar. Rakip kale önünde de kenarlara açılarak boşluk yatacak biri olmayınca maç Tello'nun ayağına kaldı. Rıdvan Dilmen'i dinledim bu akşam, üzüldüm. Aslında ne ''sırtı dönük oynayabilen oyuncu eksiği, ne 10.5 numara... Ben, Denizli'nin konsantrasyonundan ciddi manada şüphe duydum bu akşam. Ya da hüsn-ü kuruntu, Denizli başka bir şey düşündü. Bilemiyorum.Daha devre arasında iki hücumcu beki birden oyuna sürüp, daha da öncesi İsmail ile başlayıp bir çeşitleme denemesi yapılabilirdi. Mesela üçlü savunmaya dönmek. Hani maç kazanılamadı, eleştiri yapmak kolaydır... Öyle değil. Geçen sezon takımın sakatı az iken, oyuncuların yerli yerinde oynaması Beşiktaş'a maç kazandırmaya yetiyorken, bu maç içi değişimleri ''anlamsız'' olarak nitelendiriyorduk. Şimdi o hazır yapı, takımı şampiyonluğa götüren şablon bugün hiç çalışmadı. Şunu almasa da aslında bunu soksaydı olurdu, demiyorum. İspatı yok çünkü, çok afaki. Denizli arayış içerisinde değil, beni bu akşam için üzen bu. Yani belli, olmuyor. Maçın 3. dakikası ile 90. dakikası aynı ise olmuyordur ve olmamıştır. Geçen yılki Denizli olsa mutlaka bir şeyler denemişti. Maç sonu da ''kanatlar'' dedi. Arıza tespitinde haklıydı. Oraya Beşiktaş'ın kenar oyuncuları bile giremedi, bekler bir tarafa. Diyorsa ki ''geçen yıl yalnızca skor odaklı oynuyorduk, ama sezon başı böyle değil'', onu da kabul ederim şu zamanda.
Geçen sezon savunma dörtlüsünün as adamları olan Ekrem ve Toraman sezona sakat başladı. Ve bugün, Beşiktaş'ın en yaratıcı 4 oyuncusunda 3'ü sakattı: Yusuf, Delgado, Bobo. Sayalım. Toraman geldiğinde mutlaka takıma girecek. Delgado-Yusuf dönüşümlü olarak takıma girecekler ve Bobo takıma girdiğinde Nihat da Holosko da performans artışı yaşayacak. Bunlar denenmiş şeyler, karşılığı geçen sezondan. Takım bu akşamki haliyle idealinden çok sapmış durumda. Az eksik değil bunlar, Beşiktaş'ın hücum gücünün yarısından fazlası belki de.
Üçlüye dönme fikri gibi yine bir beyin fırtınası geldi aklıma. Rıdvan oyuna girdikten sonra bir kez top taşıdı ve sonra hiç hücuma çıkmadı. Önünde Holosko değil de Serdar Özkan olsa, tıpkı sona doğru 2 kez de olsa İsmail'in Tello ile kurduğu etkileşim gibisi sağ kenarda da oluşmaz mıydı? Israrla çizgiyi dener Serdar Özkan, her maç fiks menü 3 kez küfür işitir. Ertesi maç bir daha dener, yine küfür yer. Bugün olsa yine denerdi ve takımın savunma yardımı en iyi kenar adamı olarak sağ bek ile mutlaka etkileşim kurardı. Rıdvan oyuna girdi, bi kez denedi ve önündeki 70 metrelik boşluğu gördü. Rakibin hücum etkinliğinin de artmaya başlamasıyla yerinde kaldı. İlk yarıya baktığımız zaman Burhan Eşer'in Üzülmez'in tarafından aksiyon geliştirdiğini görüyoruz. Sona doğru oyunun yönü değişti. Rıdvan'ın artısı olamadı ama sol kenar iki kez de olsa Beşiktaş adına çalıştı. Bir sebep olmalı. Holosko rakip kale önüne atıldı, Nihat gömüldü ve istenenler gerçekleşmedi. Son 45 dakikanın Tello-İsmail birlikteliği benzeri bir yapı ile her iki kenarda da eş üretkenlikle geçebilme ihtimali vardı, galibiyetin anahtarı belki de buydu. Varsayım tabii... Ben İsmail gibi Rıdvan'ın yeteneklerine de fazlasıyla inanıyorum ve önde de kullanılabileceğini düşünüyorum.
Beşiktaş'ın oyun karekteri gereği karşısında Gençlerbirliği gibi takımları bulduğunda kısırlaşması şaşılacak bir durum değil. Bugün sakat olan yetenekli ayaklar hazır olduklarında ve takımın fiziki durumu iyi olduğunda maç sürdükçe gol arayışları bir şekilde cevap buluyor. Takım savunması güçlü, Matteo Ferrari geldiğinden bu yana en etkin oyununu oynadı. Ayağı düzgün değil, dedi yine Rıdvan Dilmen. Messi ve CRonaldo'nun da pozisyon bilgisi zayıf, yersen... Bu takıntıyı hiç anlayamayacağım. Bugün bir doğru şut atılsa idi Beşiktaş 3 puan alabilirdi veya Burhan iyi vursa Gençlerbirliği kazanabilirdi. Sivok'un sarısı bana göre kırmızı, bunu da belirteyim. Bu maçtan yarına pek çok ders vardır, geçen sezon örneğin Fenerbahçe mağlubiyetinde olduğu gibi. Biraz daha denemek gerekebilir, belki bu uğurda birkaç kayıp puan daha gerekebilir. Sakatlar dönene kadar, transfer sezonu bitene kadar Mustafa Denizli'nin formda olması asli ihtiyaç gibi görünüyor. Neticede Gençlerbirliği istediğini aldı.
Noat Samisa
23.08.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Ağustos
(47)
- Modric'siz Tottenham
- Kasımpaşa 0-4 Gençlerbirliği
- Man Utd 2-1 Arsenal
- Premier League 09/10 #4
- Beşiktaş 0-0 Gaziantepspor
- Tabata
- Tuncay - Huth ve Pulis
- Man City Düğmeye Bastı
- Oscar Goes to Eduardo
- Wolfsburg
- Boleyn Erkekleri #2
- 5 Ay Sonra Celtic'e
- Efsunlu Kaleler
- Drogba'laşmak
- Lescott - Toure
- Gençlerbirliği 0-0 Beşiktaş
- Rooney 100 Owen 1
- Premier League 09/10 #3
- Patron Kim?
- İbrahim Triosu
- Burnley 1-0 Man Utd
- Allardyce Usulü Salgado
- Sergen'den Tam 90'a
- Beşiktaş 2-0 Antalyaspor
- Premier League 09/10 #2
- Jimmy Bullard
- Tottenham 2-1 Liverpool
- Chelsea 2-1 Hull City
- Premier League 09/10 #1
- Fernando Torres #14
- Bir Umut Burnley
- Bobooo Bobooooooo
- Fantasy Premier League #2
- Wigan'dan Geçenler
- Cattermole - Cana
- Niko Kranjcar
- Bursaspor 2-1 Kasımpaşa
- Sivasspor 1-2 Trabzonspor
- Antti Niemi
- İBBSpor 1-1 Beşiktaş
- Championship 09/10
- Sebastien Bassong
- Erkan Zengin
- Xabi Alonso, Arteta ve Biraz da Benitez
- PAF'tan A2 Ligi'ne
- Sam'in Seçimi
- Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe
-
▼
Ağustos
(47)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1046)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
13 Fikir, Tenkit, Yorum:
takım ve hocası tatilden dönecek mi acaba...
1-2-3 derken yeter artık..geçen seneki takım nerde, bu seneki takım nerde.. pozisyon bile yok. 3. olursak öpüp cebimize koyucam şu görüntüyle. birşey istemiyorum bari aldığınız şu gençler oynasın.
Kanatların etkin kullanılamaması belki de 4-3-2-1 gibi bir sistemin oynatılmaya çalışılmasındandır.
Holosko'ya forvet oynama görevi ve Nihat'a forvet arkası, forvet 10,5 numara görevi vermeye çalışmıştı Denizli.
Hani eskiden Milan'ın oynadığı bir taktik varya onada benziyor biraz.
4-1-3-1-1 gibi.
---------(Ambr,ernst)
-Gat(Fink)-(Uğur,Pirlo)-(Tel.Seed)
---------Kaka-Nihat
---------Holos.İnzaghi
gibi.
Eh bu sistemde bekleriniz Cafu ve Serginho olmazsa kanatlar işlemiyor haliyle.
Bir ek daha, Gençlerbirliği Aykut ve Orhan ile mükemmel bir kanat savunması yaptı maç boyu.
Bahsettiğin şablonu şimdilerde Ancelotti Chelsea'ye oynatıyor. Aynı düzen yani, ama esası baklava orta saha. Böyle bir yapı yok Beşiktaş'ta. Baklava orta sahada bek olarak kullanılabilecek ideal tarza yakın iki bek de son 10 dakika sahadaydı. Cafu bulamayız da elimizde Rıdvan vardı, ama yine de kenarlar çalışmadı. Beşiktaş bugün yine tahtaya 4-3-3 olarak yazıldı, ama şablonun hiçbir gerekliliği yerine getirilemedi. Yoksa farklı bir diziliş denenmedi, oyuncuların oyun tarzları o görüntüyü verdi.
Postta pas geçtim lakin şu listeyi de vereyim: Hakan, Rıdvan, Erhan, İsmail, Ferrari, Fink, Uğur, Nihat...
Bugün kullanılan bu 8 isim, şampiyon kadroda ya yoktu ya da asli rol sahibi değildi. Beşiktaş'ın şablonu, oyun karekteri aynı ama geçen seneki oyun kadrosunda, asli rol sahibi yalnızca 5 adam bu akşam sahadaydı. Aslında yeni bir takım var yani karşımızda. CL periyodu, Eylül ortası gibi sakatların da azalmasıyla üretkenliğin artacağını, takımın geçen yılki hüviyetine döneceğini düşünüyorum.
Ancelotti o sistemle mükemmel başarılara imza atmıştı ki oda Schaaf'ın 4-3-1-2'sinden türettiği bir diziliş. Skor ararken 4-3-1-2, skor üstünlüğü elindeyken 4-1-3-1-1'e dönüyordu.
Chelsea'de de bir Kaka gerekli, diğer mevkiiler çok uyumlu ama.
Birde 4-3-3 dedin ya... Ama oyuncuların oyun karakterinden dolayı sistem öyle gözüktü diye ekledin.
Evet, olabilir.
Ve şunu da söylemek lazım.
Ben bu sistemde 4-3-3'te ki ne sağ açık/forvet'i ne sol açık/forvet'i görebildim. Nede ilerde top tutabilen, doğru hücum pozisyonları alabilen bir Santrafor görebildim.
Mustafa Hoca elinde bu kadar kaliteli ortasaha göbeği elemanları varken neden bir 4-3-1-2 denemez anlamadım gitti!
Bu akşam Erhan'ı izledikten sonra, bizim Tayfun'u düşündüm bir beş dakika. Haksızlık mı yapıyoruz acaba kendisine ?!
Erhan ilk yarı yeterince hücuma çıktı. Ben üç ortasını hatırlıyorum, hiçbirinde arka direkte adam yoktu. Ön alanda pas yapılıyor veya topu Erhan taşıyor, top Erhan'ın önüne bırakıldığında ise herkes önde. Nihat ve Holosko birbirlerine çok yakındılar ve çeşitlilik yaratılmadı. Erhan'ı oyunda kaldığı süreçte sahanın iyilerinden sayarım hatta. Bireysel değil yapısal bir sıkıntı vardı sahada, esas sıkıntı sağda değil soldaydı. Genel görüntüde ise Erhan benim tuttuğum bir oyuncudur.
Keza Tayfun Cora. Erhan ile çok farkı olmayan bir oyuncu, Erhan biraz daha sağlamcı gibi. Tayfun'un fiziği, toplu oyunu sol bekinde Cale olan bir takım için bence yeterlidir.
Hocam, kafasını kaldırıp arka direkte adam olmadığını görmek çok mu zor? Bu sadece Erhan için geçerli değildir. Herhangi orta yapan bir oyuncu için diyelim. Üstelik bu maç ele alındığında üç kere aynı nokta, üçünün sonucuda olumsuz. Oraya gitmeyenden çok biraz da orta yapana bakalım. Ligde oynasın Erhan, bireysel olarak kimlerin tercih edildiği beni de ilgilendirmez zaten. Ama Avrupa'da ilk on sekize bile alınmaması gereken oyunculardan. Bir şeyler yapmasını istiyorum Beşiktaş'tan. İçeride, dışarıda. İkincilik veya üçüncülük. Tabii öncelik rakipleri de görmek lazım. Ve bu yolda Erhan ve benzerleri ile başarının geleceğini düşünmüyorum nacizane olarak.
Erhan, Tayfun; büyük takımlarda ilk on bir çıkacak kapasitede oyuncular olarak görmüyorum bunları. Piyango vurdu kendilerine, gittikleri yere kadar gitsinler. Mesela, bu elemanlardan üstün bir Orhan Şam hala Gençlerbirliği'nde diyeyim. Stoper'den bek olmasına rağmen, Gökhan Gönül'den sonra sağ tarafa alacağım ilk kişilerdendir. Bugünde oldukça başarılı bir performans sergiledi.
Orhan dışında, Mustafa'yı nasıl buldunuz? Sol taraf yerine ön tarafta oynasa verimi daha yüksek olurdu olmasına bence ama, Kahe'nin yaptıklarını da es geçmemek lazım.
Ernst'in naptığını anlayabilen var mı ya.Bu kadar basit oynamaz bir oyuncu.
Emre belözoğluna bakıyorum her şeyi yapıyor.Ayhana bakıyorum bir şeyler yapıyor.Ernste bakıyorum yanındakine pas vermekten başka bir şey yapmıyor
Holoskonun bu oyununa alışığız zaten 1 maç oynar 4 maç yatar
delgadoyu arıyormuyuz..
Torres,
Erhan ve Tayfun üstün meziyetleri olan bekler değiller. İkisi de stoper bek ve hücuma çıkışları yeterli düzeyde. Aynı Erhan geçen hafta ceza sahasındaki tek siyah formalı adam olan Nobre'nin kafasını da buldu, yani yeterli teknik becerisi var. Ama Erhan'ın koşusunu ödüllendirmek, onu çizgiye taşımak veya pozisyonun bir sonraki aşamasını hazırlamış olmak gerek. Erhan idareten oynayan bir oyuncu ve görevini de gayet iyi yapıyor. Ha, bakarsak Beşiktaş'ın sol kenarına; orada bir kanser olduğu doğrudur.
Mustafa Pektemek iki yıldır önemli gelişim kaydetti, dikkatle takip ediyorum.
alper,
Yusuf ve Bobo'yu öncelik olarak arıyoruz, Delgado da hala bu takımın değerli bir parçası.
http://www.bjk.com.tr/tr/haberler.php?h_no=15468
fotograftan karakter tahlili yazısını bekliyoruz:p
tribündeki ankara-istanbul çatışması ve kavgası da sahadaki futbol kadar berbattı..
**serdarı oyuna almak için çağırıp tekrar ısınmaya gönderip tekrar çağırdıktan sonra ismaili soyunduran Mustafa denizli o dakika itibariyle gözümde bitmiştir..
yazının etiketi "ada futbolu". yanlış olmuş galiba, düzeltilirse iyi olur. :)
Yorum Gönder