İBBSpor 1-1 Beşiktaş
Çifte kupalı son şampiyon Beşiktaş, yeni sezona 1 puanla başladı. Son 10 sezonda sezonun ilk maçlarından çıkan sonuçlara baktığımızda Beşiktaş'ın 4 galibiyeti, 2 mağlubiyeti ve bugünkü ile birlikte 4 beraberliği bulunuyor. Bu maçlardan 7 tanesinin deplasman olması da bir diğer veri, İBBSpor'a karşı 3 yıldır süren tılsım bir diğer data. 5 günde 2 kez gidilen Olimpiyat Stadı'nda yine galibiyet ile dönülememesi de bir diğer ilginç bilgi. Düşman başına, oralara gidip de dönememek de var. Şükür ki Beşiktaş bu bahsi artık kapattı, Olimpiyat Stadı işkencesi kısa zamanda oynanan iki maç ile sezon başında son buldu.
Beşiktaş ezbere dizilişi ile sahadaydı, artık Beşiktaş'ı sahaya doğru dizemeyeni cemiyetten dışlıyorlar. Mustafa Denizli'nin fantezileri dışında takım bu şablonu geçtiğimiz yıl başından beri kullanıyor, yanına eklenen oyun karekteri ile kendine has bir 4-3-3 takımı Beşiktaş. Bu akşam Tello'nun yeri farklıydı, Ernst ile çaprazlayarak başladı Denizli. Ters ayak takıntısı ya da bir başka beklenti... Geçen Super Kupa maçı için şablonun değiştiği iddia edildi, doğru değildi. Futbolun belki de bugünkü en yüce, en özel oyun şablonu kısa zamanda klişe olma yoluna girdi ülkemizde; Rijkaard ülkeye sayıları ithal etmeye gelmedi. Beklenen şey bir felsefi değişim, herhangi bir şablonun yanına konulacak olan aykırı futbol aklı. Mustafa Denizli'nin Ertuğrul Sağlam sonrası Beşiktaş'a yaşattığı da bir değişimdir, evrimdir. Negatif futbol, göze hoş gelmeyen vs. benim pek taraftarı olduğum terimler değil. ''Savunma futbolu'' antipatisi ya da yetenek merkezli oyunun daha bi' has futbol sevicilerince benimsendiği düşüncesi katıldığım fikirler değiller. Şablon vardır, şablon üzerinden yapılabilecek mekanik üretkenlik vardır, bunun yanına konulan oyuncuların bireysel farklılıkları vardır, ona göre eğrilen-düzelen birliktelikler vardır, sahanın belli bölümlerin oyuncular arası kurulan koordinasyon getirileri vardır, daha da çok şey vardır. Ligimizi izliyoruz, Avrupa'dan, dünyadan onca takım izliyoruz ve futbolun asla bir kalıbı olmadığını biliyoruz. Mesela ayağı düzgün stoper takıntısı... Bugün trend Barcelona ise ideali budur, evet. Lakin ülkemiz için bu bir ütopya, pekala bambaşka formüller vardır oyunu geriden pas ile başlatabilmek için ve de hücum setleri oluşturabilmek için. Elinize bugün alın 10 milyon avroyu; bakalım hem aradığınız kesici nitelikte, hem de en az orta sahaya koyduğunuz savunma yönü baskın oyuncular kadar top tekniği yüksek oyuncular bulabilecek misiniz? Bunu Ferrari'ye yönelik kalıp eleştiriler için söylüyorum. Kendisinden şu ana kadar pek memnun olmasam da gelen yabancı stoperin ''üstün nitelikli'' olması ihtimalini top tekniği ile ölçenlere bunu anlatmaya çalışıyorum. Ferrari'nin katkısı periyot-periyot bakıldığında görülecektir, düşüncemizden kasıt bu. Stoper, kesici rolünü değerlendirmek gerek; o da kısa zamanda olmaz. Uzayda oynamıyordu zaten kendisi, bakılacak şey partneri ve takım ile uyumu olacaktır. Bugün Beşiktaş'ın eline bir Tomas Sivok düştü, bu seviyede yeterli top tekniğine sahip, savaşçı bir stoper olarak ben kendisinden memnunum.
Artık maça geçelim. Rakip İBBSpor da uygun oyuncular ile Beşiktaş ile benzer şablonu uyguluyordu. Yıllardır olduğu gibi, diyebiliriz. İbrahim Akın-Erman Kılıç kenar oyuncuları, merkezde Adriano'su vardı bunun; bugün için İAkın-İskender kenar, Tum merkez oldu. Taner Gülleri hazır olunca şablon daha da idealleşecek. Aslında bugün forvetsiz oynadı İBBSpor, Tum da Sivasspor'daki pozisyonun defansif versiyonunu oynadı. Önünde adam olmadığında orta sahayı çokladı, kenar oyuncularına koşu kulvarı açmaya çalıştı. Böyle olunca İskender ve İbrahim Tum'un yardım ettiği orta sahanın yeterli sayıyı oluşturarak kanatları kapatabilmesinden destekle daha fazla önde pozisyon alma imkanı buldular. Lakin zaman zaman Beşiktaş'ın bekleri oyuna girdiğinde sıkıntı oldu, kademede ileri uçtaki kenar oyuncularından beklenen yardım gecikince Erhan ve İsmail'e önü açık gol pası fırsatları geldi. Gol de kontra bir akın olsa da benzer bir kademe sıkıntısı ile Erhan'ın ortasında geldi. Nobre'nin indirdiği topta Fink çok iyi vurdu, sezonu açtı. İlk lig maçında gol katkısı vermesi çok sevindirici, 5 golü aştığı takdirde kaba hesapla 6-7 puanlık bir katkı yapacaktır. Öncesinde Ferrari'nin hatasıyla verilen bir pozisyon var, Denizli fena azarlamış. Gökhan Zan yapsa yemediği laf kalmamıştı, şimdilik Ferrari'nin kredisi var. Sivok'tan aldığı güvenle Zan da bunları yapardı, Ferrari de ilk düşen topa önde basmak istiyor. Topu da yere indirdiğiniz anda iş biter, hamle önceliği rakibe geçer. Sezon öncesinden beri aynı şeye ısrarla dikkat çekiyorum. Yüksek gelen ilk toplar, öne hamle yapan savunmacıyı geçen yıla göre düşen boy ortalaması nedeniyle sıklıkla pasifize edebilir. Bu akşam 2 kez bu durum oluştu. Bir süre daha gözlemlemek ve Denizli'nin, futbolcuların buna biraz daha yoğunlaşmaları gerek. İBBSpor bildik oyunuyla sahadaydı. Sahayı tümden kullanmaya çalışıyorlardı, ama özellikle top sola geçtiğinde atakları aksıyordu. Sert başladılar, Beşiktaş da aynı şekilde cevap verince maç başı bir ara dakika ile faul sayısı eşitlenmek üzereydi. Kabak Efe İnanç'ın başına patladı, sarı kart faullerin sayısını azalttı. Biraz daha pozistif oyun gördük ve goller geldi.
İbrahim Akın takımın patronu olmuş, ağzı sürekli çalışıyor. Keşke daha evvel çalışsaydı o çene, keşke 3 yıl önce surat ifadesi bana biraz olsun özgüven ışığı verseydi. Kendisini çok daha ileride görürdük, bugün attığı golü daha elit şampiyonalarda atabilirdi. Üç kombine hareket ve enfes bir son vuruş ile bitirdi. İlk yarının son 10 dakikası Beşiktaş için bugünden kalan en güzel anı, takımın şampiyonluğa giden süreçte maçın tamamına yayılan arayışını bu kısa bölümde gördük. Yusuf-Tello yer değişti, bu tip maçlarda skor ihtiyacı olduğunda bu görüntü biraz daha iyi. Sonuçta bu takımın ideali 7 yabancılı, ne yapılırsa yapılsın ideale ulaşılamayacak. Maç-maç ve maç içi yapılacak değişiklikler çok değerli. Nobre'nin atamadığı vardı, bu tip pozisyonlar Beşiktaş için her daim önemli olmaya devam edecek.
Beşiktaş adına kötü sayılmayacak bir ilk yarı, İBBSpor adına da orta saha oyuncularının özellikle son bölümde Beşiktaş'a karşılık verememeleri nedeniyle savunma içine girişleri sıkıntıydı. Hücumda bir solo gol ve bir gollük pozisyon, öte yanda eksiklerine rağmen durumu kotarmaya çalışan savunma hattı. İkinci yarıya Denizli hamleleri geldi, ama yine ikincil oyun planından. Fenerbahçe maçında da Nihat oyuna girdiğinde skor avantajı yoktu. Keza Holosko'da da. Maça iyi başladı Filip ama denemelerinde çerçeveyi bulamadı. Erhan'ı da çalıştırıyordu, lakin yarının son dakikası hariç hazırlık döneminde ve Super Kupa'nın ilk yarısında gördüğümüz ve çok övdüğümüz ''şablon getirisi üçlü setleri'' göremedik. Bobo hamlesiyle bu düşünülmüş olabilir, Super Kupa'da ilk yarı harika çalışan Bobo-Tello-İsmail üçlüsü ile Nobre düşünülmüş olabilir. Ama tutmadı. Maç başı Yusuf tercihini de takımın mevcut maç kondisyonu ile ilişkilendiriyorum. Her takım kendi özelindedir, yetenek düzeyi çok ileride olan Galatasaray mesela; bugünlerde Beşiktaş kadar fizik üstünlüğe ihtiyaç duymayabilir. Ama Beşiktaş için bu zorunluluk. Zamanla daha iyi olacaktır da, Yusuf'u maç başı kullanmaya pek ısınamadım. Hani Yusuf da bizim gibi takıma gelişine sallayanları geçtiğimiz sezon kelpin makatına gönderdi, ama bu kadar da değil. İlk saat oyunu tut, sonra oyun sana dönecektir; ilkesinin sezon başı geçerliliği olmadığından Yusuf böyle kullanılıyor olabilir. Golü baştan bulalım, sonrası için kulübede alternatif bol; hesabı... Zaten Tello'nun da tam kapasite olsa bile fıtraten maçın tümünde kendine gösteremeyişi var, e Delgado da yokken bu maçta olduğu gibi şandele mahkum kalınıyor. Avcı'nın orta sahaya yaptığı takviyeler Beşiktaş'ı geri itti. İleride top tutacak Yusuf da çıkınca bekler yerinde kaldı, hucümda çoğalınamadı. Sırf ikinci yarı 20'ye yakın top yükseltildi Nobre'ye, iki tane hariç top yere inmedi. Nobre de kaleden uzak bir garip santrafor, Bobo zaten kenarda; bozuk Nihat ile olmadı. Yine de yakalanan pozisyonlar var ama organize etkinlik yok. Maç boyu yoktu da diyebiliriz, hele ki hazırlık dönemine bakarak. Kenar setler, bek bindirmeleri, pas trafiği, pas yüzdesi... hazırlık döneminin çok gerisindeydi. Gol gelmeyince de oyunun seyri değişmedi.
10.5 numara, yaratıcı oyuncu ya da her neyse; aranan adam, takımın son yarım saat şandellere mahkum kalmasını engellemeyecek ya da ofsansif etkinliğin artışını mutlak düzeyde sağlamayacaktır. Özel bir oyuncu alırsınız belki, -Deco veya Elano gibi- bu oyuncu etrafında yapacağınız bir takım modifikasyonlarla takımı birkaç basamak yukarı taşırsınız. Hele de Beşiktaş gibi takım savunması oturmuş bir takımsanız. Mevcut görüntüde öncelikli amaç takımın hızını artırmak olmalı. Bobo'nun sol kenar kullanımı belki de buna hizmet edecek. Bunu 3 yıl evvel yapıyordu Tigana, Bobo'nun mevcut vasıflarını zirveye çıkarsa bile kendisinin onu görmek istediği noktaya merkez forvette gelemeyeceğini biliyordu. Futbolcu gelişimi için teknik adam istikrarını bir örneklemesi budur belki de. Denizli'nin düşüncesi büyük olasılıkla pragmatik olsa da Bobo'nun futbolunun sınıf atlaması, kenar oyununda geliştireceği oyun görüşü, topla münasebeti ve defansif refleksleri ile mümkün olabilir. Mevcut vasıfları ile takımın 1 numaralı santraforu olsa da takımın şablona mutlak uygunluk noktasında geçen sezona göre daha da idealinden sapması nedeniyle rotasyonda neresi olsa oynamak zorunda. Bu açıdan da Denizli'nin kullandığı şablonu kabul ediyorum, aşılanan oyun karekterinin yanında en ideali olarak görüyorum.
Fiziki yeterlilik, belli oyuncuların doğru zamanda ve makul sürelerde kullanılması, oyuncuların mevcut form durumları -özellikle Nihat-, Delgado belirsizliği, muhtemel transfer... şimdilik kısa zamanda acil çözüm gerekenler bunlar. Sonra takımın geçen yıla göre üstüne koyduğunu gösterdiği ve hazırlık maçlarında görülen setleri daha fazla ve daha doğru uygulatacak hız artışı. Birkaç zihnisinir proje gerekiyor, belki bu üçlü savunmaya geçiş bile olabilir. Denizli eğer Ferrari'yi fırçaladığı hırsta olmaya devam ederse bizim ''sabotaj'' olarak nitelendirdiğimiz garipliklerden yeni oyuncuların yaratacağı farklılık sayesinde bir garip karışım daha çıakrabilir.
Tjikuzu transferi çok konuşuldu, onun kaybı takım için kağıt üzerinde çok değerli olsa da Taner'in Tum ile destekleneceği takımda Efe-Silla orta sahasına bir daha bakmak gerek. Abdullah Avcı'nın hücum planları pek işlemedi belki, yine de 1 puanı aldı. Beşiktaş ise üretken olamadığı maçta bulduğu pozisyonları değerlendiremeyince 1 puan ile yetindi. Pek heyecanlı bir açılış olmadı, yine de o rezil atmosferde ve bu sıcakta iyidir. Sıcağı sıcağına bizden de bu maça dair çıkan notlar bunlar. Yeni sezon hayırlı olsun.
Noat Samisa
08.08.09
Beşiktaş ezbere dizilişi ile sahadaydı, artık Beşiktaş'ı sahaya doğru dizemeyeni cemiyetten dışlıyorlar. Mustafa Denizli'nin fantezileri dışında takım bu şablonu geçtiğimiz yıl başından beri kullanıyor, yanına eklenen oyun karekteri ile kendine has bir 4-3-3 takımı Beşiktaş. Bu akşam Tello'nun yeri farklıydı, Ernst ile çaprazlayarak başladı Denizli. Ters ayak takıntısı ya da bir başka beklenti... Geçen Super Kupa maçı için şablonun değiştiği iddia edildi, doğru değildi. Futbolun belki de bugünkü en yüce, en özel oyun şablonu kısa zamanda klişe olma yoluna girdi ülkemizde; Rijkaard ülkeye sayıları ithal etmeye gelmedi. Beklenen şey bir felsefi değişim, herhangi bir şablonun yanına konulacak olan aykırı futbol aklı. Mustafa Denizli'nin Ertuğrul Sağlam sonrası Beşiktaş'a yaşattığı da bir değişimdir, evrimdir. Negatif futbol, göze hoş gelmeyen vs. benim pek taraftarı olduğum terimler değil. ''Savunma futbolu'' antipatisi ya da yetenek merkezli oyunun daha bi' has futbol sevicilerince benimsendiği düşüncesi katıldığım fikirler değiller. Şablon vardır, şablon üzerinden yapılabilecek mekanik üretkenlik vardır, bunun yanına konulan oyuncuların bireysel farklılıkları vardır, ona göre eğrilen-düzelen birliktelikler vardır, sahanın belli bölümlerin oyuncular arası kurulan koordinasyon getirileri vardır, daha da çok şey vardır. Ligimizi izliyoruz, Avrupa'dan, dünyadan onca takım izliyoruz ve futbolun asla bir kalıbı olmadığını biliyoruz. Mesela ayağı düzgün stoper takıntısı... Bugün trend Barcelona ise ideali budur, evet. Lakin ülkemiz için bu bir ütopya, pekala bambaşka formüller vardır oyunu geriden pas ile başlatabilmek için ve de hücum setleri oluşturabilmek için. Elinize bugün alın 10 milyon avroyu; bakalım hem aradığınız kesici nitelikte, hem de en az orta sahaya koyduğunuz savunma yönü baskın oyuncular kadar top tekniği yüksek oyuncular bulabilecek misiniz? Bunu Ferrari'ye yönelik kalıp eleştiriler için söylüyorum. Kendisinden şu ana kadar pek memnun olmasam da gelen yabancı stoperin ''üstün nitelikli'' olması ihtimalini top tekniği ile ölçenlere bunu anlatmaya çalışıyorum. Ferrari'nin katkısı periyot-periyot bakıldığında görülecektir, düşüncemizden kasıt bu. Stoper, kesici rolünü değerlendirmek gerek; o da kısa zamanda olmaz. Uzayda oynamıyordu zaten kendisi, bakılacak şey partneri ve takım ile uyumu olacaktır. Bugün Beşiktaş'ın eline bir Tomas Sivok düştü, bu seviyede yeterli top tekniğine sahip, savaşçı bir stoper olarak ben kendisinden memnunum.Artık maça geçelim. Rakip İBBSpor da uygun oyuncular ile Beşiktaş ile benzer şablonu uyguluyordu. Yıllardır olduğu gibi, diyebiliriz. İbrahim Akın-Erman Kılıç kenar oyuncuları, merkezde Adriano'su vardı bunun; bugün için İAkın-İskender kenar, Tum merkez oldu. Taner Gülleri hazır olunca şablon daha da idealleşecek. Aslında bugün forvetsiz oynadı İBBSpor, Tum da Sivasspor'daki pozisyonun defansif versiyonunu oynadı. Önünde adam olmadığında orta sahayı çokladı, kenar oyuncularına koşu kulvarı açmaya çalıştı. Böyle olunca İskender ve İbrahim Tum'un yardım ettiği orta sahanın yeterli sayıyı oluşturarak kanatları kapatabilmesinden destekle daha fazla önde pozisyon alma imkanı buldular. Lakin zaman zaman Beşiktaş'ın bekleri oyuna girdiğinde sıkıntı oldu, kademede ileri uçtaki kenar oyuncularından beklenen yardım gecikince Erhan ve İsmail'e önü açık gol pası fırsatları geldi. Gol de kontra bir akın olsa da benzer bir kademe sıkıntısı ile Erhan'ın ortasında geldi. Nobre'nin indirdiği topta Fink çok iyi vurdu, sezonu açtı. İlk lig maçında gol katkısı vermesi çok sevindirici, 5 golü aştığı takdirde kaba hesapla 6-7 puanlık bir katkı yapacaktır. Öncesinde Ferrari'nin hatasıyla verilen bir pozisyon var, Denizli fena azarlamış. Gökhan Zan yapsa yemediği laf kalmamıştı, şimdilik Ferrari'nin kredisi var. Sivok'tan aldığı güvenle Zan da bunları yapardı, Ferrari de ilk düşen topa önde basmak istiyor. Topu da yere indirdiğiniz anda iş biter, hamle önceliği rakibe geçer. Sezon öncesinden beri aynı şeye ısrarla dikkat çekiyorum. Yüksek gelen ilk toplar, öne hamle yapan savunmacıyı geçen yıla göre düşen boy ortalaması nedeniyle sıklıkla pasifize edebilir. Bu akşam 2 kez bu durum oluştu. Bir süre daha gözlemlemek ve Denizli'nin, futbolcuların buna biraz daha yoğunlaşmaları gerek. İBBSpor bildik oyunuyla sahadaydı. Sahayı tümden kullanmaya çalışıyorlardı, ama özellikle top sola geçtiğinde atakları aksıyordu. Sert başladılar, Beşiktaş da aynı şekilde cevap verince maç başı bir ara dakika ile faul sayısı eşitlenmek üzereydi. Kabak Efe İnanç'ın başına patladı, sarı kart faullerin sayısını azalttı. Biraz daha pozistif oyun gördük ve goller geldi.
İbrahim Akın takımın patronu olmuş, ağzı sürekli çalışıyor. Keşke daha evvel çalışsaydı o çene, keşke 3 yıl önce surat ifadesi bana biraz olsun özgüven ışığı verseydi. Kendisini çok daha ileride görürdük, bugün attığı golü daha elit şampiyonalarda atabilirdi. Üç kombine hareket ve enfes bir son vuruş ile bitirdi. İlk yarının son 10 dakikası Beşiktaş için bugünden kalan en güzel anı, takımın şampiyonluğa giden süreçte maçın tamamına yayılan arayışını bu kısa bölümde gördük. Yusuf-Tello yer değişti, bu tip maçlarda skor ihtiyacı olduğunda bu görüntü biraz daha iyi. Sonuçta bu takımın ideali 7 yabancılı, ne yapılırsa yapılsın ideale ulaşılamayacak. Maç-maç ve maç içi yapılacak değişiklikler çok değerli. Nobre'nin atamadığı vardı, bu tip pozisyonlar Beşiktaş için her daim önemli olmaya devam edecek.
Beşiktaş adına kötü sayılmayacak bir ilk yarı, İBBSpor adına da orta saha oyuncularının özellikle son bölümde Beşiktaş'a karşılık verememeleri nedeniyle savunma içine girişleri sıkıntıydı. Hücumda bir solo gol ve bir gollük pozisyon, öte yanda eksiklerine rağmen durumu kotarmaya çalışan savunma hattı. İkinci yarıya Denizli hamleleri geldi, ama yine ikincil oyun planından. Fenerbahçe maçında da Nihat oyuna girdiğinde skor avantajı yoktu. Keza Holosko'da da. Maça iyi başladı Filip ama denemelerinde çerçeveyi bulamadı. Erhan'ı da çalıştırıyordu, lakin yarının son dakikası hariç hazırlık döneminde ve Super Kupa'nın ilk yarısında gördüğümüz ve çok övdüğümüz ''şablon getirisi üçlü setleri'' göremedik. Bobo hamlesiyle bu düşünülmüş olabilir, Super Kupa'da ilk yarı harika çalışan Bobo-Tello-İsmail üçlüsü ile Nobre düşünülmüş olabilir. Ama tutmadı. Maç başı Yusuf tercihini de takımın mevcut maç kondisyonu ile ilişkilendiriyorum. Her takım kendi özelindedir, yetenek düzeyi çok ileride olan Galatasaray mesela; bugünlerde Beşiktaş kadar fizik üstünlüğe ihtiyaç duymayabilir. Ama Beşiktaş için bu zorunluluk. Zamanla daha iyi olacaktır da, Yusuf'u maç başı kullanmaya pek ısınamadım. Hani Yusuf da bizim gibi takıma gelişine sallayanları geçtiğimiz sezon kelpin makatına gönderdi, ama bu kadar da değil. İlk saat oyunu tut, sonra oyun sana dönecektir; ilkesinin sezon başı geçerliliği olmadığından Yusuf böyle kullanılıyor olabilir. Golü baştan bulalım, sonrası için kulübede alternatif bol; hesabı... Zaten Tello'nun da tam kapasite olsa bile fıtraten maçın tümünde kendine gösteremeyişi var, e Delgado da yokken bu maçta olduğu gibi şandele mahkum kalınıyor. Avcı'nın orta sahaya yaptığı takviyeler Beşiktaş'ı geri itti. İleride top tutacak Yusuf da çıkınca bekler yerinde kaldı, hucümda çoğalınamadı. Sırf ikinci yarı 20'ye yakın top yükseltildi Nobre'ye, iki tane hariç top yere inmedi. Nobre de kaleden uzak bir garip santrafor, Bobo zaten kenarda; bozuk Nihat ile olmadı. Yine de yakalanan pozisyonlar var ama organize etkinlik yok. Maç boyu yoktu da diyebiliriz, hele ki hazırlık dönemine bakarak. Kenar setler, bek bindirmeleri, pas trafiği, pas yüzdesi... hazırlık döneminin çok gerisindeydi. Gol gelmeyince de oyunun seyri değişmedi.
10.5 numara, yaratıcı oyuncu ya da her neyse; aranan adam, takımın son yarım saat şandellere mahkum kalmasını engellemeyecek ya da ofsansif etkinliğin artışını mutlak düzeyde sağlamayacaktır. Özel bir oyuncu alırsınız belki, -Deco veya Elano gibi- bu oyuncu etrafında yapacağınız bir takım modifikasyonlarla takımı birkaç basamak yukarı taşırsınız. Hele de Beşiktaş gibi takım savunması oturmuş bir takımsanız. Mevcut görüntüde öncelikli amaç takımın hızını artırmak olmalı. Bobo'nun sol kenar kullanımı belki de buna hizmet edecek. Bunu 3 yıl evvel yapıyordu Tigana, Bobo'nun mevcut vasıflarını zirveye çıkarsa bile kendisinin onu görmek istediği noktaya merkez forvette gelemeyeceğini biliyordu. Futbolcu gelişimi için teknik adam istikrarını bir örneklemesi budur belki de. Denizli'nin düşüncesi büyük olasılıkla pragmatik olsa da Bobo'nun futbolunun sınıf atlaması, kenar oyununda geliştireceği oyun görüşü, topla münasebeti ve defansif refleksleri ile mümkün olabilir. Mevcut vasıfları ile takımın 1 numaralı santraforu olsa da takımın şablona mutlak uygunluk noktasında geçen sezona göre daha da idealinden sapması nedeniyle rotasyonda neresi olsa oynamak zorunda. Bu açıdan da Denizli'nin kullandığı şablonu kabul ediyorum, aşılanan oyun karekterinin yanında en ideali olarak görüyorum.Fiziki yeterlilik, belli oyuncuların doğru zamanda ve makul sürelerde kullanılması, oyuncuların mevcut form durumları -özellikle Nihat-, Delgado belirsizliği, muhtemel transfer... şimdilik kısa zamanda acil çözüm gerekenler bunlar. Sonra takımın geçen yıla göre üstüne koyduğunu gösterdiği ve hazırlık maçlarında görülen setleri daha fazla ve daha doğru uygulatacak hız artışı. Birkaç zihnisinir proje gerekiyor, belki bu üçlü savunmaya geçiş bile olabilir. Denizli eğer Ferrari'yi fırçaladığı hırsta olmaya devam ederse bizim ''sabotaj'' olarak nitelendirdiğimiz garipliklerden yeni oyuncuların yaratacağı farklılık sayesinde bir garip karışım daha çıakrabilir.
Tjikuzu transferi çok konuşuldu, onun kaybı takım için kağıt üzerinde çok değerli olsa da Taner'in Tum ile destekleneceği takımda Efe-Silla orta sahasına bir daha bakmak gerek. Abdullah Avcı'nın hücum planları pek işlemedi belki, yine de 1 puanı aldı. Beşiktaş ise üretken olamadığı maçta bulduğu pozisyonları değerlendiremeyince 1 puan ile yetindi. Pek heyecanlı bir açılış olmadı, yine de o rezil atmosferde ve bu sıcakta iyidir. Sıcağı sıcağına bizden de bu maça dair çıkan notlar bunlar. Yeni sezon hayırlı olsun.
Noat Samisa
08.08.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Ağustos
(47)
- Modric'siz Tottenham
- Kasımpaşa 0-4 Gençlerbirliği
- Man Utd 2-1 Arsenal
- Premier League 09/10 #4
- Beşiktaş 0-0 Gaziantepspor
- Tabata
- Tuncay - Huth ve Pulis
- Man City Düğmeye Bastı
- Oscar Goes to Eduardo
- Wolfsburg
- Boleyn Erkekleri #2
- 5 Ay Sonra Celtic'e
- Efsunlu Kaleler
- Drogba'laşmak
- Lescott - Toure
- Gençlerbirliği 0-0 Beşiktaş
- Rooney 100 Owen 1
- Premier League 09/10 #3
- Patron Kim?
- İbrahim Triosu
- Burnley 1-0 Man Utd
- Allardyce Usulü Salgado
- Sergen'den Tam 90'a
- Beşiktaş 2-0 Antalyaspor
- Premier League 09/10 #2
- Jimmy Bullard
- Tottenham 2-1 Liverpool
- Chelsea 2-1 Hull City
- Premier League 09/10 #1
- Fernando Torres #14
- Bir Umut Burnley
- Bobooo Bobooooooo
- Fantasy Premier League #2
- Wigan'dan Geçenler
- Cattermole - Cana
- Niko Kranjcar
- Bursaspor 2-1 Kasımpaşa
- Sivasspor 1-2 Trabzonspor
- Antti Niemi
- İBBSpor 1-1 Beşiktaş
- Championship 09/10
- Sebastien Bassong
- Erkan Zengin
- Xabi Alonso, Arteta ve Biraz da Benitez
- PAF'tan A2 Ligi'ne
- Sam'in Seçimi
- Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe
-
▼
Ağustos
(47)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
6 Fikir, Tenkit, Yorum:
Blogunuzun takipçisiyiz, Güzel bir yazı olmus yine. Besiktas için ilginç olan bence Denizli'nin 4-4-2'ye dönmemesidir. Bir de dakika 3 oyuna girecek adamlar belirlenmiş kenarda ısınıyorlar. Bu nasıl bir öngörü kavrayamadım.
Nacizane sizi de beklerim http://elvedasamiyen.blogspot.com/2009/08/tsl-acls-ibb-1-1-besiktas.html
Bu tespitleri ülkede sadece Abdullah Hoca yapabiliyor diye biliyordum. Olağanüstü bir analiz. Elinize, kolunuza, klavyenize sağlık.
takım kötü. sakatların, thuraman'ın, ekrem'in dönmesi lazım. erhan çok yetersiz. hakan klasik atlayışlarından birini yaparak gene bir gol yedirdi. hiç güvenmiyorum bu çocuğa. nihat çok formsuz. şu an takıma sadece zarar veriyor. tıpkı bobo gibi. bobo bu takımın sırtında bir yük ve kesinlikle gönderilmeli. nobre'yi her zamanki gibi beğendim.
rüştü
rıdvan,thuraman,sivok,ismail
ernst,fink
tello,yusuf
nobre,holosko
ben de yusufun ilk yarılarına alışamadım malesef..ikinci yarı girdiğinde yarım saatte de olsa çilingirlik yapıyordu..
bu arada ciddi ciddi yıldıraydan bahsediliyor..gecen sezonu muamma olsa da suan ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum..
Go home bobo go home bobo.Nobre bi yerlerini yırtsın her topu indirsin bobo top kaybından başka hiçbir işe yaramasın.Derbide gol attı diye her sene unutuluyor rezil performansları her sene böyleydi bobo
büyükler içinde en umutsuz görünen; sanki beşiktaş gibi..halbuki kağıt üstündeki kadro,'the best' denilen gs'den çok da aşağıda değil bence..hatta bu yıl yapılan transferlerle birlikte,yıllardır eksikliği duyulan yerli oyuncu yetersizliği de giderildi,hatta ligin yine gs ile birlikte en iyi yerli oyuncu topluluğu..ama şeker,un,helva meselesi yaşanıyor sanki..pragmatik m.denizli bi çaresine bakacaktır herhalde yine:)
Yorum Gönder