Lescott - Toure
Bir uzatmalı hikaye daha sonuçlandı. Bu yazın modası, transferin üç tarafının da istediğini aldı bir hikaye daha. İlk tekliften bu yana yaklaşık 1,5 ay geçti; gelinen noktadan Man City istediği oyuncuyu kadrosuna kattı, Lescott istediği takıma geçti ve Everton ilk teklifin 3'te 1'i daha yüksek fiyata oyuncusunu sattı. Everton'da geçen 3 yılın sonunda Lescott değerini 8 ile çarptı, David Moyes'in yol göstereciliğinde bir ulusal takım oyuncusu olarak daha büyük hedeflerin takımına, daha nitelikli oyuncu kadrosunun arasına gitti. Geçtiğimiz sezonun en değerli oyuncularından Joleon Lescott, £24 milyon karşılığında Man City'ye transfer oldu.
Joleon Lescott'ın geçen yıl Telegraph'a verdiği bir röportaj vardı. O dönem Everton savunması yine harika oynuyor, takımı taşıyordu. Lescott, henüz 5 yaşındayken bir trafik kazası geçirmiş. Ölümden dönmüş. Alnındaki yara izleri ve başının ön tarafında saç olmayışının nedeni bu kaza. Vücudunun başka yerlerinde de ameliyat izleri varmış. Hatta Everton'a transferi sürecinde Lescott'ın bu durumundan geç haberdar olan Everton kulübü, ilk sağlık taramasından tatmin olmamış. Biraz daha kapsamlı bir tarama yapılmış ve Moyes'in ısrarıyla 3 yıl evvel çıktığı sezonda Premier League'e veda eden Championship takımı Wolves'un stoperi Lescott takıma kazandırılmıştı. Aynı durum, şimdilerde Fulham'da forma giye forvet oyuncusu Andrew Johnson'ın Everton'a transferi sürecinde de yaşandı. Johnson'ın da müzmin bir diz problemi var, çok zorlamaya gelmiyor. Özel bir idman programı gerekiyor. Fulham'a transfer olacakken ''yahu bu adam sakat'' dediler Londra'dan. Moyes ise ''evet, biliyoruz'' dedi. Ondan da para kazandırdı kulübe. İnandığı bir futbolcu sakat da olsa alır, onu kazanmaya çalışır David Moyes. Son olarak Ever Banega transferi de belki bir başka hikaye yazar. Transferin kaybeden tarafı gibi görünen Everton'ın bu hikayedeki artısı, City'den çok fazla. Keza bir teknik direktörün çok ötesinde olan, plan-program ve strateji konularında uzmanlaşmış olan David Moyes bu transfer hikayesinden yine aslan payını alır.
Başkan Bill Kenwright, yakın zamanda kulübün borç yükünün arattığından bahsetmişti. Kulübün el değiştirmesinin kaçınılmaz olduğundan, rekabet şartlarının değiştiğinden dem vurmuştu. Sonra yabancı yatırımcıların Kenwright ile görüştükleri haberi çıktı, bir daha da o günden bu yana ses çıkmadı. Mihir Bose yazmıştı BBC'de, Everton'ın £65 milyon civarında olan borçlarının £20 milyonunun kısa vadeli oluşunun Kenwright'ı satışlara zorlayabileceğinden ya da ciddi bir alıcı var ise Everton'ın da el değiştireceğinden bahsetmişti. Mevcut mali aşrtlar altında Everton'ın Kirkby'de yapmayı düşündüğü yeni stadyumun inşasına başlama ihtimali yok, yalnızca hayal. Eğer bir yeni patron gelirse, proje revize edilir ve kazma vurulabilir. Lescott'ın satışının bu konuya büyük katkısı olacak. Yaklaşık £30 milyon olan kısa vadeli borçların ki bu da kısa vadeli borç kaleminde bir kulüp için hayli yüksek bir rakam, büyük oranda kapatılması mümkün olabilir. En azından faiz yükü azalır. David Moyes'a da bu gelen parada manevra payı bırakılır, Jagielka'nın da sakat olduğu bugünlerde iki maçtır Phil Neville stoper oynuyor. Yobo takımın savunma tandemindeki 3. alternatifiydi, Neville da Man Utd günlerinin başından hatırlıyordur bu mevkiiyi. Hücumda Arteta yok, Yakubu yok; Everton 3. maç haftası sonunda ligin dibinde. David Moyes'in genel olarak lige kötü başlama adeti yoktur ama geçen sezonki başlangıç, bu sezonki durumun bir çeşit örneklemesi sayılır. Hem de bu kez pek çok eksik var. Transferin bitimine az zaman kalan Everton'a bir stoper takviyesi gerek. Bu isim büyük olasılıkla Philippe Senderos.
Mark Hughes'ün bir şansı, transferdeki Moyes imzasının bir yansıması da duran toplardır. Lescott, Everton'ın hayranlık uyandıran duran top setlerinin birinde Tim Cahill'in guard olduğu oyunda pivottu. Bazen pick'n pop oynarlar, kafayı Lescott'ın vurduğu da olurdu. Tevez böyle bir oyuncu mesela, Cahill gibi ayakları çok çabuk. Zıpzıp Kanguru Cahill bu noktada özel biri olsa da Lescott'ın onun duran top gollerinin sayısında büyük katkısı vardır. Hughes eğer kopya çekerse, Lescott-Tevez veya Lescott-Ireland ikilileri üzerinden pek çok duran top golü bulabilir. Moyes'in ise elbet Lescott sonrasına bir çözümü vardır, yeni setler gösterir bizlere. Tabii ilk hafta Arsenal karşısında Everton'ın 2 duran top golü yemesi, ''duran top alan savunması'' taktiğine bir darbe vurmuştur. Yaz tatilinde futbolcular unutmuş olmalı, düzelecektir.
Man City son 1 yılda Chelsea'den, Man United'dan, Arsenal'den, Aston Villa'dan, Blackburn Rovers'tan, West Ham United'dan transfer yaptı, Robinho'yu da Londra yolundan döndürdü. Başaltı takımlarında takımın gücünün merkezine toplandığı adamları (Barry) aldı, sistemin önemli oyuncusunu (Adebayor) aldı ve Chelsea'nin 3 oyuncusunu takıma koydu. Her takımın artılarını kendine topladı ve onları seviyesine bu şekilde erişti. İlk hafta oynanan Blackburn maçını 90 dakika izledik, bu hafta sonu oynanan Wolves maçını ise yalnızca özetten takip edebildik. Benim için önemli olan nokta, takımın geçen yılki yol üzerinden devam etmesiydi. İlk maç bunu gördüm, Man City ''hızlı takım'' sıfatının etrafında gezinmeye devam ediyor. Takımı deplasman-iç saha istikrarına oturtacak adam ise Gareth Barry. Sol kenarda Robinho ve sağda SWP; ortada Ireland olan bir takımdan pas yapmasını bekleyemezsiniz. Bu üç oyuncu topla da topsuz da hızlı oyuncular, bir arada sahada olmaları o takımı özel yapar. Benim aklımdaki fikir, son iki maçta sahada olan takım değil. Bence Mark Hughes'ün aklındaki de bu değil. Geçen sene bu üçlünün arkasına önce Kompany'yi, sonra De Jong'u koydu; Elano'nun da katkısıyla takım iç sahada çok iyi maçlar çıkardı. Tabii ''hızlı oyuncu'' ya da ''hızlı takım'' demek kontra atak takımı demek değil, bu da bir diğer garip saptamadır. City'nin geçen yılki deplasman performansı bunun kanıtı.
Ortaya çıkan takımı biraz daha gözlemleme gerek. Bir ya da ikinci oyuncunun kısa süreli sakatlanması, hani pek pozitif bir düşünce olmasa da, Man City'ye faydalı olabilir. Mesela bugünlerde Santa Cruz sakat, Adebayor goller atıyor. Ama Santa Cruz döndüğünde Mark Hughes onu oynatmak isteyecektir. Keza Tevez için de aynısı geçerli. Sıkıntılar var, olacak da. Mark Hughes önemli bir menajer, çok iyi bir planlamacı. Ama bu kadroyu o planlamadı, işler kötü gittiğinde arkasında kimse olmayacak. Eğer bu yol Mark Hughes'ün yoluysa, bu takımın 2 transfer dönemine daha ihtiyacı var. Sonra hedef Big Four'u alt etmek ve şampiyonluk. Lescott transferiyle Richard Dunne takımın 3. stoper alternatifi oldu. Üstün nitelikli stoper bek micah Richards sağ bekte, Lescott-Toure savunma tandeminde ve sol bekte Bridge ile Liverpool'dan iyi bir savunma dörtlüsü oluştu.
Noat Samisa
24.08.09
Joleon Lescott'ın geçen yıl Telegraph'a verdiği bir röportaj vardı. O dönem Everton savunması yine harika oynuyor, takımı taşıyordu. Lescott, henüz 5 yaşındayken bir trafik kazası geçirmiş. Ölümden dönmüş. Alnındaki yara izleri ve başının ön tarafında saç olmayışının nedeni bu kaza. Vücudunun başka yerlerinde de ameliyat izleri varmış. Hatta Everton'a transferi sürecinde Lescott'ın bu durumundan geç haberdar olan Everton kulübü, ilk sağlık taramasından tatmin olmamış. Biraz daha kapsamlı bir tarama yapılmış ve Moyes'in ısrarıyla 3 yıl evvel çıktığı sezonda Premier League'e veda eden Championship takımı Wolves'un stoperi Lescott takıma kazandırılmıştı. Aynı durum, şimdilerde Fulham'da forma giye forvet oyuncusu Andrew Johnson'ın Everton'a transferi sürecinde de yaşandı. Johnson'ın da müzmin bir diz problemi var, çok zorlamaya gelmiyor. Özel bir idman programı gerekiyor. Fulham'a transfer olacakken ''yahu bu adam sakat'' dediler Londra'dan. Moyes ise ''evet, biliyoruz'' dedi. Ondan da para kazandırdı kulübe. İnandığı bir futbolcu sakat da olsa alır, onu kazanmaya çalışır David Moyes. Son olarak Ever Banega transferi de belki bir başka hikaye yazar. Transferin kaybeden tarafı gibi görünen Everton'ın bu hikayedeki artısı, City'den çok fazla. Keza bir teknik direktörün çok ötesinde olan, plan-program ve strateji konularında uzmanlaşmış olan David Moyes bu transfer hikayesinden yine aslan payını alır.Başkan Bill Kenwright, yakın zamanda kulübün borç yükünün arattığından bahsetmişti. Kulübün el değiştirmesinin kaçınılmaz olduğundan, rekabet şartlarının değiştiğinden dem vurmuştu. Sonra yabancı yatırımcıların Kenwright ile görüştükleri haberi çıktı, bir daha da o günden bu yana ses çıkmadı. Mihir Bose yazmıştı BBC'de, Everton'ın £65 milyon civarında olan borçlarının £20 milyonunun kısa vadeli oluşunun Kenwright'ı satışlara zorlayabileceğinden ya da ciddi bir alıcı var ise Everton'ın da el değiştireceğinden bahsetmişti. Mevcut mali aşrtlar altında Everton'ın Kirkby'de yapmayı düşündüğü yeni stadyumun inşasına başlama ihtimali yok, yalnızca hayal. Eğer bir yeni patron gelirse, proje revize edilir ve kazma vurulabilir. Lescott'ın satışının bu konuya büyük katkısı olacak. Yaklaşık £30 milyon olan kısa vadeli borçların ki bu da kısa vadeli borç kaleminde bir kulüp için hayli yüksek bir rakam, büyük oranda kapatılması mümkün olabilir. En azından faiz yükü azalır. David Moyes'a da bu gelen parada manevra payı bırakılır, Jagielka'nın da sakat olduğu bugünlerde iki maçtır Phil Neville stoper oynuyor. Yobo takımın savunma tandemindeki 3. alternatifiydi, Neville da Man Utd günlerinin başından hatırlıyordur bu mevkiiyi. Hücumda Arteta yok, Yakubu yok; Everton 3. maç haftası sonunda ligin dibinde. David Moyes'in genel olarak lige kötü başlama adeti yoktur ama geçen sezonki başlangıç, bu sezonki durumun bir çeşit örneklemesi sayılır. Hem de bu kez pek çok eksik var. Transferin bitimine az zaman kalan Everton'a bir stoper takviyesi gerek. Bu isim büyük olasılıkla Philippe Senderos.
Mark Hughes'ün bir şansı, transferdeki Moyes imzasının bir yansıması da duran toplardır. Lescott, Everton'ın hayranlık uyandıran duran top setlerinin birinde Tim Cahill'in guard olduğu oyunda pivottu. Bazen pick'n pop oynarlar, kafayı Lescott'ın vurduğu da olurdu. Tevez böyle bir oyuncu mesela, Cahill gibi ayakları çok çabuk. Zıpzıp Kanguru Cahill bu noktada özel biri olsa da Lescott'ın onun duran top gollerinin sayısında büyük katkısı vardır. Hughes eğer kopya çekerse, Lescott-Tevez veya Lescott-Ireland ikilileri üzerinden pek çok duran top golü bulabilir. Moyes'in ise elbet Lescott sonrasına bir çözümü vardır, yeni setler gösterir bizlere. Tabii ilk hafta Arsenal karşısında Everton'ın 2 duran top golü yemesi, ''duran top alan savunması'' taktiğine bir darbe vurmuştur. Yaz tatilinde futbolcular unutmuş olmalı, düzelecektir.
Man City son 1 yılda Chelsea'den, Man United'dan, Arsenal'den, Aston Villa'dan, Blackburn Rovers'tan, West Ham United'dan transfer yaptı, Robinho'yu da Londra yolundan döndürdü. Başaltı takımlarında takımın gücünün merkezine toplandığı adamları (Barry) aldı, sistemin önemli oyuncusunu (Adebayor) aldı ve Chelsea'nin 3 oyuncusunu takıma koydu. Her takımın artılarını kendine topladı ve onları seviyesine bu şekilde erişti. İlk hafta oynanan Blackburn maçını 90 dakika izledik, bu hafta sonu oynanan Wolves maçını ise yalnızca özetten takip edebildik. Benim için önemli olan nokta, takımın geçen yılki yol üzerinden devam etmesiydi. İlk maç bunu gördüm, Man City ''hızlı takım'' sıfatının etrafında gezinmeye devam ediyor. Takımı deplasman-iç saha istikrarına oturtacak adam ise Gareth Barry. Sol kenarda Robinho ve sağda SWP; ortada Ireland olan bir takımdan pas yapmasını bekleyemezsiniz. Bu üç oyuncu topla da topsuz da hızlı oyuncular, bir arada sahada olmaları o takımı özel yapar. Benim aklımdaki fikir, son iki maçta sahada olan takım değil. Bence Mark Hughes'ün aklındaki de bu değil. Geçen sene bu üçlünün arkasına önce Kompany'yi, sonra De Jong'u koydu; Elano'nun da katkısıyla takım iç sahada çok iyi maçlar çıkardı. Tabii ''hızlı oyuncu'' ya da ''hızlı takım'' demek kontra atak takımı demek değil, bu da bir diğer garip saptamadır. City'nin geçen yılki deplasman performansı bunun kanıtı.Ortaya çıkan takımı biraz daha gözlemleme gerek. Bir ya da ikinci oyuncunun kısa süreli sakatlanması, hani pek pozitif bir düşünce olmasa da, Man City'ye faydalı olabilir. Mesela bugünlerde Santa Cruz sakat, Adebayor goller atıyor. Ama Santa Cruz döndüğünde Mark Hughes onu oynatmak isteyecektir. Keza Tevez için de aynısı geçerli. Sıkıntılar var, olacak da. Mark Hughes önemli bir menajer, çok iyi bir planlamacı. Ama bu kadroyu o planlamadı, işler kötü gittiğinde arkasında kimse olmayacak. Eğer bu yol Mark Hughes'ün yoluysa, bu takımın 2 transfer dönemine daha ihtiyacı var. Sonra hedef Big Four'u alt etmek ve şampiyonluk. Lescott transferiyle Richard Dunne takımın 3. stoper alternatifi oldu. Üstün nitelikli stoper bek micah Richards sağ bekte, Lescott-Toure savunma tandeminde ve sol bekte Bridge ile Liverpool'dan iyi bir savunma dörtlüsü oluştu.
Noat Samisa
24.08.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Ağustos
(47)
- Modric'siz Tottenham
- Kasımpaşa 0-4 Gençlerbirliği
- Man Utd 2-1 Arsenal
- Premier League 09/10 #4
- Beşiktaş 0-0 Gaziantepspor
- Tabata
- Tuncay - Huth ve Pulis
- Man City Düğmeye Bastı
- Oscar Goes to Eduardo
- Wolfsburg
- Boleyn Erkekleri #2
- 5 Ay Sonra Celtic'e
- Efsunlu Kaleler
- Drogba'laşmak
- Lescott - Toure
- Gençlerbirliği 0-0 Beşiktaş
- Rooney 100 Owen 1
- Premier League 09/10 #3
- Patron Kim?
- İbrahim Triosu
- Burnley 1-0 Man Utd
- Allardyce Usulü Salgado
- Sergen'den Tam 90'a
- Beşiktaş 2-0 Antalyaspor
- Premier League 09/10 #2
- Jimmy Bullard
- Tottenham 2-1 Liverpool
- Chelsea 2-1 Hull City
- Premier League 09/10 #1
- Fernando Torres #14
- Bir Umut Burnley
- Bobooo Bobooooooo
- Fantasy Premier League #2
- Wigan'dan Geçenler
- Cattermole - Cana
- Niko Kranjcar
- Bursaspor 2-1 Kasımpaşa
- Sivasspor 1-2 Trabzonspor
- Antti Niemi
- İBBSpor 1-1 Beşiktaş
- Championship 09/10
- Sebastien Bassong
- Erkan Zengin
- Xabi Alonso, Arteta ve Biraz da Benitez
- PAF'tan A2 Ligi'ne
- Sam'in Seçimi
- Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe
-
▼
Ağustos
(47)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
4 Fikir, Tenkit, Yorum:
iyice cılkı çıktı bu transfer işinin.
ben hayatımda hiç bu kadar hakim yazılan yabancı lig yazısı gormedim. hatta türkiye ligini bile yorumlamaktan aciz insanlar tvlerde gazetelerde . teşekkürler samisa
everton lescott'un yerini rus savunmacı Diniyar Bilyaletdinov anlaşarak doldurmaya çalışıyor.ödenen ücret 6 ila 10 pound arası değişiyor.bir transfer daha yapılabilir gelen parayla..
arkadaşım git bilyaetdinovun mevkisini öğren ayrıca çalışmıyolar bitti zaten transfer ;)
Yorum Gönder