Man Utd 2-1 Arsenal
Sezonun ilk Big Four kapışmasının üzerine bir maç yazısı iyi giderdi; hem de taktik açıdan bol malzemeli iyi bir maç olmuştu. Henüz maçın heyecanının dumanı tüterken olmaz ise olmuyor, ama yine de maça dair zihnimizdeki notları toparlayalım ve günün panoramasını yapalım.
Ronaldo'suz takım, geçen sezon başında oynadığı Liverpool maçına Rooney sağda, Anderson solda; ileride Tevez-Berbatov ile çıkmıştı. Ronaldo'nun sonradan oyuna girdiği 1-1'lik Chelsea maçında ise Ferguson yine üçlü orta saha benzeri bir takımı sahaya sürmüş, Wayne Rooney'yi yine kenar adamı olarak oynatmıştı. Sezon içinde Anderson'un Fletcher yerine tercih edildiği iki maçta da Man Utd kaybetmiş, Anderson bu maçları tamamlayamamıştı. Chelsea'yi sahadan silen oyunun oynandığı 3-0'lık maçta ise orta sahada Giggs-Fletcher ikilisi vardı, Rooney-Berbatov forveti oynadı. Ryan Giggs, bu maçtan sonra sıklıkla orta sahada pozisyon aldı. Şimdi bu verileri bu seneki takımla harmanlayalım. Ronaldo'suzluğun çözümü olarak hedef maçlarda üçlü orta saha ile oynadı Man Utd. Kilit oyuncu Wayne Rooney idi, takımın defans-ofans dengesi adına sıklıkla sağda pozisyon aldı. CL yarı finaline gelindiğinde ise Ronaldo en uçtaki isim, Rooney ise orta saha oyuncusuydu. Artık kısa vadeli çözümler kar etmiyor, Man Utd'ın ideali büyük ölçüde değişti. Ronaldo'nun kaybının takımın her zerresine yansıması olacak elbette, takımı şekillendiren adamdı Ronaldo. Artık o rol Rooney'de ve takım da ona göre şekilleniyor. Bu sezonki Man Utd'ı geçen yıla göre değerlendirmek doğru değil. Çünkü ortada başka bir takım var.
Bu akşam Ferdinand ve Evans'ın yokluğunda O'shea'ye göre daha çabuk bir oyuncu olan Wes Brown stoperde tercih edilmişti. O'shea ise sağ bekteydi. Bu tip hedef maçlarda sağ bekin birinci oyuncusu O'shea, Ronaldo'dan beri bu tercih bu şekilde devam ediyor. Önündeki oyuncunun arkasını, sağ stoperin ters kademesini güvenle emanet edeceği oyuncudur İrlandalı; ideal bir bek oyuncusudur ama önündeki oyuncunun iyi işler yapması halinde! Şu post bir kenarda dursun, aşağıda lazım olacak. Bugün Valencia fazla ihtiyatlı bir oyun oynadı. Fazlasını yapabilecek yeteneği var ama o kararlılığı bugün gösteremedi. Arshavin tehditi, ilk kez çıktığı böylesi bir maçta onu buna zorladı. Solda Arshavin - sağda Ronaldo'lu maçta Man Utd kupa kaldırmıştı; kıstas alınacak maç olmadı. Geçen sezon 4X4'lük Liverpool maçından kalanlar var, Wenger elbet bunları kullanıyor. Andrei Arshavin geldiğinden beri 13 yıllık Arsenal kariyerinde pek genş mazisi olmayan bir şablonu deniyor: 4-2-3-1. Biz diyoruz ki, bu şablonun zirveye çıktığı da çamura saplandığı nokta da Arshavin. Tabii sakatlar iyileşir, Arsenal stabil bir seyir sürdürebilirse...
Zirveyi tayin edecek hedef maçların gerçeği bu. Arshavin ise ''ben ikinci forvet oynamak istiyorum'' diyor. Elde Adebayor olsaydı klasik 4-4-2'de ileriyi 1-1 yapan adam Arshavin golcülüğünü gösterirdi. Şimdiki durum biraz daha sıkıntlı. Merkez santrafor rolü için ideal bir oyuncu kaybettiler. Bu durum Arshavin'in beklentisini de törpüledi, bir nevi Arsene Wenger'in fikriyatının değişmesini neredeyse tamamen engelledi. Tarz olarak elbette Arshavin forvete yaklaştı bugün, ters kenardaki Eboue ise orta sahaya yakın oynadı. Diaby ise hareketli forvet van Persie'nin arkasında oynadı. Bu sayılar çok konuşulur oldu ülkemizde, içi boşlatılmazsa asla önemsiz değiller. Kadro üzerinden dizilim yapar iseniz üçlü orta saha olarak düşünebilirsiniz Arsenal'i ya da Chelsea öyle görünüyor olabilir. Ama sahada görünenler, şablon üzerinden gerçekleştirilen setler çok farklı. Ofsayt kuralını bu oyundan çıkarmadığınız sürece sayılar ve kademe anlayışı; futbolun hücum ve savunma taraflarının iki değişmez gerçeği, en değerli dinamiği olmaya devam edecek.
Arshavin'in sol kenar oyunculuğu, ikinci yarı pek bir sindirilmiş görüntüsü... Golünü attı, içe kaçarak ters ayağıyla, güçlü olan sağıyla mükemmel bir şut attı. Daha iyisini yarı ortasında atmıştı, muhteşem bir ayak içi plase ile 90'ı görmeye çalışmıştı. Golde Foster ayaklarındaki gücü kollarına aktaramadı ve topu içeri tokatladı. Man Utd tarafında ise pek yeni sayılmayan şeyler vardı. Fletcher'ın ceza sahasına dalış çabaları, Giggs'in orta saha rolü. Ve tabii yeniler... Sağ taraf pek çalışmadı ama Clichy'yi de çalıştımadılar. Solda ise iki hücum gücü yüksek oyuncu var, Evra bu sezon daha fazla hücumu kovalıyor. Bu anda yeniden Arsenal'e dönelim, geçen devre arasında beri hayal ettiğimizi tekrar edelim: Solda Arshavin, ortada Fabregas, sağda Walcott; ve ileride -mecburen- RVP. Bir gün şu dörtlü hücum hattını birkaç hafta üst üste beraber oynadıktan sonra bir hedef maçta izlemek kısmet olursa eğer, o gün futbolun bayramı olabilir! Korkutucu. Evra'nın karşısında Walcott olsa idi başka bir şey, bugün başka bir şey oldu. Nani, halen yüksek ivmeli bir gelişim gösterebilmiş değil. Hala çok yüksek potansiyel sahibi, ama hala Evra'nın oyun zekası düzeyinde değil. Hala yeterli birlikteliği kuramıyorlar. Belki biraz daha fazla zaman gerekiyordur. Takımın ofans-defans simetrisi böylelikle bozulmuş oluyor. Bireysel yaratıcılık azaldığından daha fazla hıza ihtiyaç var, yeni şablon ve roller buna hizmet edecek. Solda iki hücum gücü yüksek oyuncu, sağda ise -bu maç özelinde- iki defansif eleman. Giggs de fazlaca kenarlara girmedi. Arsenal'deki Fabregas ve Walcott eksiğini, Arshavin'in kullandığı sol tarafın da rakip tarafında iyi parsellendiği düşünülürse, maçın büyük bölümünde gözlenen sıkışık oyunun nedenleri açıklanabilir. Bir iyi şut golü getirdi ve bir penaltı skoru eşitledi...
Şurada Eduardo'nun malum olayına değinirken bu tip ''kaleci çıkışı kaynaklı elde edilen penaltılar'' konusundan da bahsettik. Semih, Eduardo, Rooney ve son olarak bu gece Raul. Dördü de penaltı değildi. Semih tam momentum anında ayağını yasladı, Rooney bu anı birkaç salise ile kaçırdı. Raul ve Eduardo ise biraz daha uç örnekler, ortak nokta kalecinin kalesini terk ederek elleriyle yerdeki topa hamle yapmaya yeltenmiş olması. Hakemin kararını anlık aksiyon gerçekliği belirler. Arkadan ve yandan hareketleri çözümlemek çok daha kolaydır ama karşılıklı pozisyonlarda oyuncunun gözü ve aklı da devreye girer. Bu anda temas anını kollamak gerek ve hakemin bu tip pozisyonlara bir kerede net karar vermesi kolay değil. 7 günde yaşanan 4 olay zaten bu durumu net olarak açıklıyor. Rooney de iyi yedirdi, durumu eşitleyen golü attı. Sonra maçın iyi adamlarından Diaby, ne yapmak istediğini anlamadığım pozisyonda topu kendi ağlarına gönderdi. Kel olmak ya da kısa saç, bazen nedendir.
Ve demeç savaşı... Bu kez topu oyuna Wenger soktu. Arshavin-Fletcher mücadelesinde verilmeyen, Rooney'e verilen penaltıyı Eduardo'ya açılan soruşturma ile birleştirip, saha kenarında duran su şisesine attığı tekme nedeniyle sahadan atılışıyla kaynaştırdı. Ortaya çıkan şey Wenger üslubunda bir çeşit isyan. ''Burası Old Trafford, neler döndüğünü hepimiz biliyoruz'' sözü de gecenin aforizması. Ferguson bunun altında kalmaz. Mike Dean ligin en çok kart gösteren hakemlerinden. Big Four maçları için bu açıdan pek ideal bir isim değil. Sonuç olarak iki takım da hedef maç özeliyle oynadı, Arsenal'in eksikleri bu sezonki takım hakkında biraz daha ihtiyatlı düşünmeyi gerektiriyor. Man Utd ise bu sezon ideali olması beklenen düzeni geçen sezonki yapıya yaklaştırarak çıktığı bu sıkışık maçı kazandı.
Günün evveli...
Liverpool bu sezon 7 gol yedi ve bunları 4'ü direkt olarak duran toplardan! Bakmadım ama büyük olasılıkla RAWK forumunda ''Fucking zonal marking!!!'' başlıklı bir konu açılmıştır(!) 3 sezon evvel bu istatistikte sezon toplamı 4 bile değildi Liverpool'un. Duran top yerleşiminde kalenin uzağındaki ikinci hat'ta pozisyon alan oyuncularından Arbeloa gitti, savunma dörtlüsüne Insua geldi ve bugün Kyrgiakos oynadı. Orta sahadan ise Xabi Alonso ayrıldı. 4 farklı oyuncu demektir bu, sıkıntının kaynağı belki de budur. Everton da benzer sıkıntılar yaşıyor, ama iki takım da sezonun devamında farklarını ortaya koyacaklardır. Liverpool geçen yıl çok kez yaptığı gibi yine geriden geldi ama bu kez düşük üretkenlikte rakibin eksik kalması Kızıllar'a yardımcı oldu. Bir nefes alma vakti...
Chelsea'de ''10 numaralı'' oyun şablonu, geçen sezonun ilk yarısındaki Scolari takımından esintiler sunuyor. Bugün de 3-0 kazandılar, ama henüz esas testlerden geçmediler. Ballack'ın rolüne dikkat etmek gerek. Essien arkayı 10 kaplan gücündeki oyun tarzıyla toparlarken, Lampard-Ballack yer değişimleri ve orta sahadan çıkan toplar git gide etkileyici bir hal alıyor. Ballack'ın Lampard ortasına attığı gol başlangıcından sonuna çok güzel. Burnley ilk yarı iyi mücadele etti, Paterson kaleyi tutturabilse skorda üstünlüğü de ele alıyorlardı. 0-1'den sonrası Chelsea için hiç kolay olmayabilirdi, bilakis 1-0'dan sonrası Burnley için kabus oldu.
Tottenham yine kazandı, 4'te 4 yaptılar. Rüya gibi bir başlangıç... Hafta içi Doncaster'a 5 attılar, Birmingham'ı da 90+5'te Aaron Lennon ile geçtiler. İlk hafta harika bir oyunla gelen 2-1'lik Liverpool galibiyeti sonrası asıl test vakti geldi. Milli maç arası sonrası önce Man Utd, sonra Chelsea deplasmanı...
Stoke City sahasında 1-0 kazandı, golü Stoke kariyerinin suskun adamı Dave Kitson attı. Tuncay oyuna 85'te girmiş, Fuller'ın yerine. Sanırım sol kenarda oynadı, doğrusunu bilmek için özetten fazlasına ihtiyaç var. Forma numarası 20...
Diğer iki maçta Hull City için Altidore-Ghilas ortaklığına bir parantez açmak gerekebilir. Ewood Park'tan ise gol çıkmamış, önümüzdeki maçlara bakıyoruz.
30.08.09
Ronaldo'suz takım, geçen sezon başında oynadığı Liverpool maçına Rooney sağda, Anderson solda; ileride Tevez-Berbatov ile çıkmıştı. Ronaldo'nun sonradan oyuna girdiği 1-1'lik Chelsea maçında ise Ferguson yine üçlü orta saha benzeri bir takımı sahaya sürmüş, Wayne Rooney'yi yine kenar adamı olarak oynatmıştı. Sezon içinde Anderson'un Fletcher yerine tercih edildiği iki maçta da Man Utd kaybetmiş, Anderson bu maçları tamamlayamamıştı. Chelsea'yi sahadan silen oyunun oynandığı 3-0'lık maçta ise orta sahada Giggs-Fletcher ikilisi vardı, Rooney-Berbatov forveti oynadı. Ryan Giggs, bu maçtan sonra sıklıkla orta sahada pozisyon aldı. Şimdi bu verileri bu seneki takımla harmanlayalım. Ronaldo'suzluğun çözümü olarak hedef maçlarda üçlü orta saha ile oynadı Man Utd. Kilit oyuncu Wayne Rooney idi, takımın defans-ofans dengesi adına sıklıkla sağda pozisyon aldı. CL yarı finaline gelindiğinde ise Ronaldo en uçtaki isim, Rooney ise orta saha oyuncusuydu. Artık kısa vadeli çözümler kar etmiyor, Man Utd'ın ideali büyük ölçüde değişti. Ronaldo'nun kaybının takımın her zerresine yansıması olacak elbette, takımı şekillendiren adamdı Ronaldo. Artık o rol Rooney'de ve takım da ona göre şekilleniyor. Bu sezonki Man Utd'ı geçen yıla göre değerlendirmek doğru değil. Çünkü ortada başka bir takım var.Bu akşam Ferdinand ve Evans'ın yokluğunda O'shea'ye göre daha çabuk bir oyuncu olan Wes Brown stoperde tercih edilmişti. O'shea ise sağ bekteydi. Bu tip hedef maçlarda sağ bekin birinci oyuncusu O'shea, Ronaldo'dan beri bu tercih bu şekilde devam ediyor. Önündeki oyuncunun arkasını, sağ stoperin ters kademesini güvenle emanet edeceği oyuncudur İrlandalı; ideal bir bek oyuncusudur ama önündeki oyuncunun iyi işler yapması halinde! Şu post bir kenarda dursun, aşağıda lazım olacak. Bugün Valencia fazla ihtiyatlı bir oyun oynadı. Fazlasını yapabilecek yeteneği var ama o kararlılığı bugün gösteremedi. Arshavin tehditi, ilk kez çıktığı böylesi bir maçta onu buna zorladı. Solda Arshavin - sağda Ronaldo'lu maçta Man Utd kupa kaldırmıştı; kıstas alınacak maç olmadı. Geçen sezon 4X4'lük Liverpool maçından kalanlar var, Wenger elbet bunları kullanıyor. Andrei Arshavin geldiğinden beri 13 yıllık Arsenal kariyerinde pek genş mazisi olmayan bir şablonu deniyor: 4-2-3-1. Biz diyoruz ki, bu şablonun zirveye çıktığı da çamura saplandığı nokta da Arshavin. Tabii sakatlar iyileşir, Arsenal stabil bir seyir sürdürebilirse...
Zirveyi tayin edecek hedef maçların gerçeği bu. Arshavin ise ''ben ikinci forvet oynamak istiyorum'' diyor. Elde Adebayor olsaydı klasik 4-4-2'de ileriyi 1-1 yapan adam Arshavin golcülüğünü gösterirdi. Şimdiki durum biraz daha sıkıntlı. Merkez santrafor rolü için ideal bir oyuncu kaybettiler. Bu durum Arshavin'in beklentisini de törpüledi, bir nevi Arsene Wenger'in fikriyatının değişmesini neredeyse tamamen engelledi. Tarz olarak elbette Arshavin forvete yaklaştı bugün, ters kenardaki Eboue ise orta sahaya yakın oynadı. Diaby ise hareketli forvet van Persie'nin arkasında oynadı. Bu sayılar çok konuşulur oldu ülkemizde, içi boşlatılmazsa asla önemsiz değiller. Kadro üzerinden dizilim yapar iseniz üçlü orta saha olarak düşünebilirsiniz Arsenal'i ya da Chelsea öyle görünüyor olabilir. Ama sahada görünenler, şablon üzerinden gerçekleştirilen setler çok farklı. Ofsayt kuralını bu oyundan çıkarmadığınız sürece sayılar ve kademe anlayışı; futbolun hücum ve savunma taraflarının iki değişmez gerçeği, en değerli dinamiği olmaya devam edecek.
Arshavin'in sol kenar oyunculuğu, ikinci yarı pek bir sindirilmiş görüntüsü... Golünü attı, içe kaçarak ters ayağıyla, güçlü olan sağıyla mükemmel bir şut attı. Daha iyisini yarı ortasında atmıştı, muhteşem bir ayak içi plase ile 90'ı görmeye çalışmıştı. Golde Foster ayaklarındaki gücü kollarına aktaramadı ve topu içeri tokatladı. Man Utd tarafında ise pek yeni sayılmayan şeyler vardı. Fletcher'ın ceza sahasına dalış çabaları, Giggs'in orta saha rolü. Ve tabii yeniler... Sağ taraf pek çalışmadı ama Clichy'yi de çalıştımadılar. Solda ise iki hücum gücü yüksek oyuncu var, Evra bu sezon daha fazla hücumu kovalıyor. Bu anda yeniden Arsenal'e dönelim, geçen devre arasında beri hayal ettiğimizi tekrar edelim: Solda Arshavin, ortada Fabregas, sağda Walcott; ve ileride -mecburen- RVP. Bir gün şu dörtlü hücum hattını birkaç hafta üst üste beraber oynadıktan sonra bir hedef maçta izlemek kısmet olursa eğer, o gün futbolun bayramı olabilir! Korkutucu. Evra'nın karşısında Walcott olsa idi başka bir şey, bugün başka bir şey oldu. Nani, halen yüksek ivmeli bir gelişim gösterebilmiş değil. Hala çok yüksek potansiyel sahibi, ama hala Evra'nın oyun zekası düzeyinde değil. Hala yeterli birlikteliği kuramıyorlar. Belki biraz daha fazla zaman gerekiyordur. Takımın ofans-defans simetrisi böylelikle bozulmuş oluyor. Bireysel yaratıcılık azaldığından daha fazla hıza ihtiyaç var, yeni şablon ve roller buna hizmet edecek. Solda iki hücum gücü yüksek oyuncu, sağda ise -bu maç özelinde- iki defansif eleman. Giggs de fazlaca kenarlara girmedi. Arsenal'deki Fabregas ve Walcott eksiğini, Arshavin'in kullandığı sol tarafın da rakip tarafında iyi parsellendiği düşünülürse, maçın büyük bölümünde gözlenen sıkışık oyunun nedenleri açıklanabilir. Bir iyi şut golü getirdi ve bir penaltı skoru eşitledi...Şurada Eduardo'nun malum olayına değinirken bu tip ''kaleci çıkışı kaynaklı elde edilen penaltılar'' konusundan da bahsettik. Semih, Eduardo, Rooney ve son olarak bu gece Raul. Dördü de penaltı değildi. Semih tam momentum anında ayağını yasladı, Rooney bu anı birkaç salise ile kaçırdı. Raul ve Eduardo ise biraz daha uç örnekler, ortak nokta kalecinin kalesini terk ederek elleriyle yerdeki topa hamle yapmaya yeltenmiş olması. Hakemin kararını anlık aksiyon gerçekliği belirler. Arkadan ve yandan hareketleri çözümlemek çok daha kolaydır ama karşılıklı pozisyonlarda oyuncunun gözü ve aklı da devreye girer. Bu anda temas anını kollamak gerek ve hakemin bu tip pozisyonlara bir kerede net karar vermesi kolay değil. 7 günde yaşanan 4 olay zaten bu durumu net olarak açıklıyor. Rooney de iyi yedirdi, durumu eşitleyen golü attı. Sonra maçın iyi adamlarından Diaby, ne yapmak istediğini anlamadığım pozisyonda topu kendi ağlarına gönderdi. Kel olmak ya da kısa saç, bazen nedendir.
Ve demeç savaşı... Bu kez topu oyuna Wenger soktu. Arshavin-Fletcher mücadelesinde verilmeyen, Rooney'e verilen penaltıyı Eduardo'ya açılan soruşturma ile birleştirip, saha kenarında duran su şisesine attığı tekme nedeniyle sahadan atılışıyla kaynaştırdı. Ortaya çıkan şey Wenger üslubunda bir çeşit isyan. ''Burası Old Trafford, neler döndüğünü hepimiz biliyoruz'' sözü de gecenin aforizması. Ferguson bunun altında kalmaz. Mike Dean ligin en çok kart gösteren hakemlerinden. Big Four maçları için bu açıdan pek ideal bir isim değil. Sonuç olarak iki takım da hedef maç özeliyle oynadı, Arsenal'in eksikleri bu sezonki takım hakkında biraz daha ihtiyatlı düşünmeyi gerektiriyor. Man Utd ise bu sezon ideali olması beklenen düzeni geçen sezonki yapıya yaklaştırarak çıktığı bu sıkışık maçı kazandı.Günün evveli...
Liverpool bu sezon 7 gol yedi ve bunları 4'ü direkt olarak duran toplardan! Bakmadım ama büyük olasılıkla RAWK forumunda ''Fucking zonal marking!!!'' başlıklı bir konu açılmıştır(!) 3 sezon evvel bu istatistikte sezon toplamı 4 bile değildi Liverpool'un. Duran top yerleşiminde kalenin uzağındaki ikinci hat'ta pozisyon alan oyuncularından Arbeloa gitti, savunma dörtlüsüne Insua geldi ve bugün Kyrgiakos oynadı. Orta sahadan ise Xabi Alonso ayrıldı. 4 farklı oyuncu demektir bu, sıkıntının kaynağı belki de budur. Everton da benzer sıkıntılar yaşıyor, ama iki takım da sezonun devamında farklarını ortaya koyacaklardır. Liverpool geçen yıl çok kez yaptığı gibi yine geriden geldi ama bu kez düşük üretkenlikte rakibin eksik kalması Kızıllar'a yardımcı oldu. Bir nefes alma vakti...
Chelsea'de ''10 numaralı'' oyun şablonu, geçen sezonun ilk yarısındaki Scolari takımından esintiler sunuyor. Bugün de 3-0 kazandılar, ama henüz esas testlerden geçmediler. Ballack'ın rolüne dikkat etmek gerek. Essien arkayı 10 kaplan gücündeki oyun tarzıyla toparlarken, Lampard-Ballack yer değişimleri ve orta sahadan çıkan toplar git gide etkileyici bir hal alıyor. Ballack'ın Lampard ortasına attığı gol başlangıcından sonuna çok güzel. Burnley ilk yarı iyi mücadele etti, Paterson kaleyi tutturabilse skorda üstünlüğü de ele alıyorlardı. 0-1'den sonrası Chelsea için hiç kolay olmayabilirdi, bilakis 1-0'dan sonrası Burnley için kabus oldu.
Tottenham yine kazandı, 4'te 4 yaptılar. Rüya gibi bir başlangıç... Hafta içi Doncaster'a 5 attılar, Birmingham'ı da 90+5'te Aaron Lennon ile geçtiler. İlk hafta harika bir oyunla gelen 2-1'lik Liverpool galibiyeti sonrası asıl test vakti geldi. Milli maç arası sonrası önce Man Utd, sonra Chelsea deplasmanı...
Stoke City sahasında 1-0 kazandı, golü Stoke kariyerinin suskun adamı Dave Kitson attı. Tuncay oyuna 85'te girmiş, Fuller'ın yerine. Sanırım sol kenarda oynadı, doğrusunu bilmek için özetten fazlasına ihtiyaç var. Forma numarası 20...
Diğer iki maçta Hull City için Altidore-Ghilas ortaklığına bir parantez açmak gerekebilir. Ewood Park'tan ise gol çıkmamış, önümüzdeki maçlara bakıyoruz.
EPL 09/10 4. Maç Haftası
Man Utd 2-1 Arsenal
Bolton 2-3 Liverpool
Tottenham 2-1 Birmingham
Chelsea 3-0 Burnley
Wolves 1-1 Hull City
Stoke 1-0 Sunderland
Blackburn 0-0 West Ham
Noat SamisaBolton 2-3 Liverpool
Tottenham 2-1 Birmingham
Chelsea 3-0 Burnley
Wolves 1-1 Hull City
Stoke 1-0 Sunderland
Blackburn 0-0 West Ham
30.08.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Ağustos
(47)
- Modric'siz Tottenham
- Kasımpaşa 0-4 Gençlerbirliği
- Man Utd 2-1 Arsenal
- Premier League 09/10 #4
- Beşiktaş 0-0 Gaziantepspor
- Tabata
- Tuncay - Huth ve Pulis
- Man City Düğmeye Bastı
- Oscar Goes to Eduardo
- Wolfsburg
- Boleyn Erkekleri #2
- 5 Ay Sonra Celtic'e
- Efsunlu Kaleler
- Drogba'laşmak
- Lescott - Toure
- Gençlerbirliği 0-0 Beşiktaş
- Rooney 100 Owen 1
- Premier League 09/10 #3
- Patron Kim?
- İbrahim Triosu
- Burnley 1-0 Man Utd
- Allardyce Usulü Salgado
- Sergen'den Tam 90'a
- Beşiktaş 2-0 Antalyaspor
- Premier League 09/10 #2
- Jimmy Bullard
- Tottenham 2-1 Liverpool
- Chelsea 2-1 Hull City
- Premier League 09/10 #1
- Fernando Torres #14
- Bir Umut Burnley
- Bobooo Bobooooooo
- Fantasy Premier League #2
- Wigan'dan Geçenler
- Cattermole - Cana
- Niko Kranjcar
- Bursaspor 2-1 Kasımpaşa
- Sivasspor 1-2 Trabzonspor
- Antti Niemi
- İBBSpor 1-1 Beşiktaş
- Championship 09/10
- Sebastien Bassong
- Erkan Zengin
- Xabi Alonso, Arteta ve Biraz da Benitez
- PAF'tan A2 Ligi'ne
- Sam'in Seçimi
- Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe
-
▼
Ağustos
(47)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1046)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
0 Fikir, Tenkit, Yorum:
Yorum Gönder