PAF'tan A2 Ligi'ne
Grassroots projesi, HİF etkinliği, Akademi Ligleri, UEFA Referee Convention katılımı, alt kademelerden başlayarak değiştirlen statüler ve son olarak profesyonel futbolun alt basamaklarında yapılan yeni düzenleme... Son iki yıldır futolumuzda heyecan verici bir hareketlenme var. Daha önce değişim kararlarının pek çoğuna blogda yer vermiştik. Bir yenisi; A2 ligi kuruldu ve Akademi Ligi'nin kapsamı bir yaş daha genişletildi, geçen yılki U-14 ve U-15 şampiyonalarına bu sezon bir de U-16 eklendi. Zaman içinde Deplasmanlı Gençler Ligi tamamen kaldırılarak futbolun mutfağı, 18 yaş altı ve A takım öncesi olarak ayrılacak. Akademi Ligi 18-17 ve 16 yaş alt kategorilerinde sıralanarak futbol eğitimine bir standart getirilecek.
Değişikliklerin haber olan kısmı PAF Ligi ile alakalı olan bölüm, lakin bizce Akademi Ligi'nin kapsamının genişletilmesi, PAF-A2 ligi değişiminden çok daha değerli. Daha önce PAF Ligi'nde sezon başlangıcı yılı itibariyle 18 yaşını aşmış 1 oyuncu hariç oynayamıyordu, bu kez yaş haddi 19'a çıktı ve 23-19 yaş arası 3 oyuncu kullanımı salık verildi. Yani futbolun mutfağının asıl gelişim yaş aralığı sayılan 12-18 arasını aşmış ama as takıma çıkış yapamamış oyunculara bir şans daha verildi. Bir yaş aralığı daha altyapılarda devam edecek bu yıl. Zamanla Akademi Ligleri'nin doğru kullanımı gerçekleşirse bu ligin de kapsamı değişecektir, yaş haddi ortadan kalkabilir. Yeni statüde 2 de yabancı oyuncu oynatılabilme şansı var, ama şimdilik bu tercih ancak 3 yıldır Türkiye'de bulunan oyuncuları kapsıyor. PAF Ligi pek çok yönden A takım ile entegre bir sistem olarak görünüyordu, ama A2 ligi adıyla pek uyuşmasa da Akademi Ligleri ile bağlantılı bir statüye sahip. Yabancı oyuncu kullanımı yönüyle de öyle. Hani şu ''Liverpool, Vietnamlı 14 yaşındaki X'e eğitim bursu verdi.'' şeklindeki haberlerin benzerinin duyurulması isteniyor. Nitekim Akademi Ligleri'nin statüsü de A2 ile benzer; U14-U15-U16 alt yaş gruplarında da iki yabancı oyuncu oynatılabiliyor. A2 Ligi Akademi'nin devamı niteliğinde. Akademi'de yoğurulan oyuncu yukarı çıkışı öncesi bir şans daha kullanıyor ve Akademi mezuniyetinin sonrasında 1 yıl daha şans buluyor. Tabii henüz değil, en erken 5 yıl sonra...
Akademi mezuniyeti kavramı ülkemiz futbolunun aşina olduğu bir kavram değil. Yeni statü ile zaman içinde tesisleşmede ilerlemiş kulüplerde bu tabir yaygınlaşacak. Akademi Ligleri statüsünü örnek aldığımız ülkeler İtalya ve İngiltere, bu noktada biraz Ada'daki yapıdan bahsedelim. Premier League'in güçlü addedilen akademileri Aston Villa ve Everton örneğin; Akademi'de 3 yılını aşmış oyuncuların bir kısmını her sezon sonunda serbest bırakır. Bizdeki mevcut statüden örneklersek; Akademi Ligi'nde üç yaş kategorisi de bir aşamayı temsil eder. Bu üç yılı kulüp bünyesinde tamamlayan oyuncu, her yıl için belirlenen programlardan geçer. Eğitimi devam ederken şampiyonalara katılır ve 3 yılın sonunda Akademi'den mezun olur. X isimli bir futbolcu, Y kulübünün akademisinde gördüğü eğitimi tamamlamış ve artık 18 yaşını aşarak meslekte profesyonelliğe erişmiştir. Bu noktadan sonra oyuncu ya A takıma çıkar ya da kulüpten dışlanır. Her sezon sonu elit akademilerden 2-3 oyuncu A takıma alınırken, 7 ila 10 arası oyuncu da ''üniversite mezunu işsiz'' modeli benzeri ülke futboluna hazır iş gücü olarak sunulur. Tabii akademinin idman programı da dahil olmak üzere pek çok şart federasyonca belirlendiğinden akademi mezunu futbolcular belli bir düzeyi mutlaka aşmış olurlar. Daha yetenekli olanlar, daha yeterli görülenler veya takımın ihtiyacı olan mevkiilerdeki genç oyuncular A takıma alınırlar ve kulübün 3 yıl boyunca yaklaşık 20 kadar futbolcuya verdiği emeğin karşılığı olurlar. Bu sirkülasyon mezunların yerine katılan 1. sınıf öğrencileriyle devam eder. İstatistiklere göre Akademi'den mezun olan oyuncuların en fazla %20'si A takımı görürler, %5'i daimi A takım oyuncusu olurlar. Bu bir realitedir. İyi işleyen akademilerde durum bu iken, zayıf akademilerin durumu İngiliz futbolunun kanayan yarası. Aylar önce Glenn Hoddle'ı yazmıştık, işte tam da bu noktada duruyordu Hoddle. Akademi mezunu ama tutunamamış, denenmiş ama Akademi'den atılmış oyunculara ikinci şans verme niyetindeydi Hoddle. Hala bu uğurda çalışmaya devam ediyor. Biz henüz yeni bir yola giriyoruz, Akademi sisteminin ülke futboluna zarar vermeye başlaması için bayağı zaman gerek. Eğer doğru uygulayabilirsek böyle bir yeni projeye en az 20 yıl ihtiyacımız olmayacak.
Denklem aşağı-yukarı bu şekilde. 14 yaşından başlayan Akademi Ligi zamanla 16 yaş sınırına gelecek ve sonrası için ikinci bir şansa ihtiyacı olanlar A2 Ligi'ni deneyecekler. Buna daha 3 yıl var, halen ülkemizin en değerli altyapı ekranı PAF Ligi'nin yerine konan A2 Ligi. Yukarıda anlatmaya çalıştığımız üzere İngiltere modeline benzer şekilde en az 3 yıl içerisinde artık altyapıların esas ekranı Akademi Ligleri olacak. A2 Ligi'nin şimdiki durumu ise reserv lig ile benzer. Statüsü daha çok altyapı statüsü, talimatları Akademi Ligi'nin devamı niteliğinde. 1990 ve sonrası doğumlu oyuncular bu yıl da devam ediyorlar ve lig 4 gruba ayrılıyor. Bölgesel olarak 9'ar takımlı 4 gruba ayrılacak olan A2 Ligi, sonunda bölgesel şampiyonların oynayacağı play-off ile şampiyonu belirleyecek. Maçlar Salı ve Çarşamba günleri oynanacak, büyük olasıkla bu lige dair iyi bir bilgilendirme sistemi kurulacak. En azından kadrolar, istatistikler... Kulüpler eğer daha fazla özen gösterir ise hafta arası maçları ilgi çekici olabilir.
A2 Ligi bir süre ara statü ile oynanacak. PAF Ligi'nin yerine gelmiş görünse de aslen Akademi düzeninin sonrasını işaret etmekte. Orta vadeli bir atılım bu, futbolun mutfağını daha yarışmacı ve derli-toplu hale getirme açısında iyi niyetli bir adım. Zaman içinde Akademi Ligleri'nde çalışan antrenörlere de bir standart getirilecektir, geçtiğimiz günlerde pro-lisans alan antrenörlerin pek çoğunun Anadolu'da görev yapıyor olması bir umuttur. İyi bir başlangıç ama muadil örneklere bakılarak devamının getirilmesi gerek. Almanya ve İspanya'da altyapıların entegrasyonu direkt olarak ülke şampiyonlarına giriş ile yapılıyor, bize uygun olana net olarak karar vermek için bir süre beklemek ve sonuçları görmek gerek. Akademi sistemiyle daha fazla oyuncu A takıma çıkmıyor, böyle bir beklenti yanlış. A2 Ligi de en az 3 yıl için böyle bir gelişim vaad etmiyor. Eğer kulüplerimiz TFF'den gelecek teşvikleri Akademi seçimleri için kullanırlar ve Akademi uygulamalarında başarı sağlanırsa ülkemiz futbolunun genel nitelik ortalamasında 5 yıl içerisinde artış sağlanacaktır. Hedeflenen budur. Bilinmeye başlandı ki, bu ülkenin futbolu yalnızca İstanbul'un büyüklerinden ibaret değil. Şimdilik lisanslı futbolcu ve hakem sayısının artırımı öncelikli hedef ve bu uğurda ihtiyaç olan bir diğer düzenleme de üçüncü zirve şampiyona. Sonrası belki özerk futbol, tam bağımsız zirve lig yönetimi...
Lig Sonu Ligi
Tepebaşı'ndan Aşağı, Haliç'ten Biraz Yukarı
Futbol Halkın İdare Devletin
UEFA Referee Convention
Noat Samisa
04.08.09
Akademi mezuniyeti kavramı ülkemiz futbolunun aşina olduğu bir kavram değil. Yeni statü ile zaman içinde tesisleşmede ilerlemiş kulüplerde bu tabir yaygınlaşacak. Akademi Ligleri statüsünü örnek aldığımız ülkeler İtalya ve İngiltere, bu noktada biraz Ada'daki yapıdan bahsedelim. Premier League'in güçlü addedilen akademileri Aston Villa ve Everton örneğin; Akademi'de 3 yılını aşmış oyuncuların bir kısmını her sezon sonunda serbest bırakır. Bizdeki mevcut statüden örneklersek; Akademi Ligi'nde üç yaş kategorisi de bir aşamayı temsil eder. Bu üç yılı kulüp bünyesinde tamamlayan oyuncu, her yıl için belirlenen programlardan geçer. Eğitimi devam ederken şampiyonalara katılır ve 3 yılın sonunda Akademi'den mezun olur. X isimli bir futbolcu, Y kulübünün akademisinde gördüğü eğitimi tamamlamış ve artık 18 yaşını aşarak meslekte profesyonelliğe erişmiştir. Bu noktadan sonra oyuncu ya A takıma çıkar ya da kulüpten dışlanır. Her sezon sonu elit akademilerden 2-3 oyuncu A takıma alınırken, 7 ila 10 arası oyuncu da ''üniversite mezunu işsiz'' modeli benzeri ülke futboluna hazır iş gücü olarak sunulur. Tabii akademinin idman programı da dahil olmak üzere pek çok şart federasyonca belirlendiğinden akademi mezunu futbolcular belli bir düzeyi mutlaka aşmış olurlar. Daha yetenekli olanlar, daha yeterli görülenler veya takımın ihtiyacı olan mevkiilerdeki genç oyuncular A takıma alınırlar ve kulübün 3 yıl boyunca yaklaşık 20 kadar futbolcuya verdiği emeğin karşılığı olurlar. Bu sirkülasyon mezunların yerine katılan 1. sınıf öğrencileriyle devam eder. İstatistiklere göre Akademi'den mezun olan oyuncuların en fazla %20'si A takımı görürler, %5'i daimi A takım oyuncusu olurlar. Bu bir realitedir. İyi işleyen akademilerde durum bu iken, zayıf akademilerin durumu İngiliz futbolunun kanayan yarası. Aylar önce Glenn Hoddle'ı yazmıştık, işte tam da bu noktada duruyordu Hoddle. Akademi mezunu ama tutunamamış, denenmiş ama Akademi'den atılmış oyunculara ikinci şans verme niyetindeydi Hoddle. Hala bu uğurda çalışmaya devam ediyor. Biz henüz yeni bir yola giriyoruz, Akademi sisteminin ülke futboluna zarar vermeye başlaması için bayağı zaman gerek. Eğer doğru uygulayabilirsek böyle bir yeni projeye en az 20 yıl ihtiyacımız olmayacak.
Denklem aşağı-yukarı bu şekilde. 14 yaşından başlayan Akademi Ligi zamanla 16 yaş sınırına gelecek ve sonrası için ikinci bir şansa ihtiyacı olanlar A2 Ligi'ni deneyecekler. Buna daha 3 yıl var, halen ülkemizin en değerli altyapı ekranı PAF Ligi'nin yerine konan A2 Ligi. Yukarıda anlatmaya çalıştığımız üzere İngiltere modeline benzer şekilde en az 3 yıl içerisinde artık altyapıların esas ekranı Akademi Ligleri olacak. A2 Ligi'nin şimdiki durumu ise reserv lig ile benzer. Statüsü daha çok altyapı statüsü, talimatları Akademi Ligi'nin devamı niteliğinde. 1990 ve sonrası doğumlu oyuncular bu yıl da devam ediyorlar ve lig 4 gruba ayrılıyor. Bölgesel olarak 9'ar takımlı 4 gruba ayrılacak olan A2 Ligi, sonunda bölgesel şampiyonların oynayacağı play-off ile şampiyonu belirleyecek. Maçlar Salı ve Çarşamba günleri oynanacak, büyük olasıkla bu lige dair iyi bir bilgilendirme sistemi kurulacak. En azından kadrolar, istatistikler... Kulüpler eğer daha fazla özen gösterir ise hafta arası maçları ilgi çekici olabilir.
A2 Ligi bir süre ara statü ile oynanacak. PAF Ligi'nin yerine gelmiş görünse de aslen Akademi düzeninin sonrasını işaret etmekte. Orta vadeli bir atılım bu, futbolun mutfağını daha yarışmacı ve derli-toplu hale getirme açısında iyi niyetli bir adım. Zaman içinde Akademi Ligleri'nde çalışan antrenörlere de bir standart getirilecektir, geçtiğimiz günlerde pro-lisans alan antrenörlerin pek çoğunun Anadolu'da görev yapıyor olması bir umuttur. İyi bir başlangıç ama muadil örneklere bakılarak devamının getirilmesi gerek. Almanya ve İspanya'da altyapıların entegrasyonu direkt olarak ülke şampiyonlarına giriş ile yapılıyor, bize uygun olana net olarak karar vermek için bir süre beklemek ve sonuçları görmek gerek. Akademi sistemiyle daha fazla oyuncu A takıma çıkmıyor, böyle bir beklenti yanlış. A2 Ligi de en az 3 yıl için böyle bir gelişim vaad etmiyor. Eğer kulüplerimiz TFF'den gelecek teşvikleri Akademi seçimleri için kullanırlar ve Akademi uygulamalarında başarı sağlanırsa ülkemiz futbolunun genel nitelik ortalamasında 5 yıl içerisinde artış sağlanacaktır. Hedeflenen budur. Bilinmeye başlandı ki, bu ülkenin futbolu yalnızca İstanbul'un büyüklerinden ibaret değil. Şimdilik lisanslı futbolcu ve hakem sayısının artırımı öncelikli hedef ve bu uğurda ihtiyaç olan bir diğer düzenleme de üçüncü zirve şampiyona. Sonrası belki özerk futbol, tam bağımsız zirve lig yönetimi...
Lig Sonu Ligi
Tepebaşı'ndan Aşağı, Haliç'ten Biraz Yukarı
Futbol Halkın İdare Devletin
UEFA Referee Convention
Noat Samisa
04.08.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Ağustos
(47)
- Modric'siz Tottenham
- Kasımpaşa 0-4 Gençlerbirliği
- Man Utd 2-1 Arsenal
- Premier League 09/10 #4
- Beşiktaş 0-0 Gaziantepspor
- Tabata
- Tuncay - Huth ve Pulis
- Man City Düğmeye Bastı
- Oscar Goes to Eduardo
- Wolfsburg
- Boleyn Erkekleri #2
- 5 Ay Sonra Celtic'e
- Efsunlu Kaleler
- Drogba'laşmak
- Lescott - Toure
- Gençlerbirliği 0-0 Beşiktaş
- Rooney 100 Owen 1
- Premier League 09/10 #3
- Patron Kim?
- İbrahim Triosu
- Burnley 1-0 Man Utd
- Allardyce Usulü Salgado
- Sergen'den Tam 90'a
- Beşiktaş 2-0 Antalyaspor
- Premier League 09/10 #2
- Jimmy Bullard
- Tottenham 2-1 Liverpool
- Chelsea 2-1 Hull City
- Premier League 09/10 #1
- Fernando Torres #14
- Bir Umut Burnley
- Bobooo Bobooooooo
- Fantasy Premier League #2
- Wigan'dan Geçenler
- Cattermole - Cana
- Niko Kranjcar
- Bursaspor 2-1 Kasımpaşa
- Sivasspor 1-2 Trabzonspor
- Antti Niemi
- İBBSpor 1-1 Beşiktaş
- Championship 09/10
- Sebastien Bassong
- Erkan Zengin
- Xabi Alonso, Arteta ve Biraz da Benitez
- PAF'tan A2 Ligi'ne
- Sam'in Seçimi
- Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe
-
▼
Ağustos
(47)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
5 Fikir, Tenkit, Yorum:
ikinci paragraf için çok teşekkürler, çok güzel bir açıklama olmuş, yalnız bu yaş sınırının kalkması iyi olur diye düşünüyorum ama dediğin gibi PAF2ın yerine geldiği için şimdilik zor gibi görünüyor..
bu arada bir şey soracağım sana, İngiltere'de bu 3 yıllık eğitim süresi boyunca bir kulübün akademisinden diğerine geçmiş adam var mı? Yani mezun olmadan önce
Akademi değişiminde bir kısıtlama yok bildiğim kadarıyla, yeteneği nedeniyle değil de çeşitli sebeplerden Akademi değiştirmiş oyuncular elbet vardır. Akademi süresince zaten okuluna devam etmek zorunda aday futbolcu, okulunu da iyi götürmeli. Bu bir zorunluluk. 3 yıl bittiğinde isterse profesyonel sözleşme imzalamaz, dolayısıyla kulüplerin henüz Akademi düzeyinde birbirlerinden para ile oyuncu transfer etmeleri pek rastlanır bir şey değil.
Özetle adı "Süper" olan ligimiz bu altyapı iyiliştirmeleri ile gerçek anlamda zirve lige dönüşecek diyorsun. Olumlu gelişmeler ama biraz temkinli yaklaşmak gerekiyor gibime geliyor. Tamam bu yeterlilikleri sağlayacak 15 tane kulüp sayabiliriz ama kurumsallaşma sorunu yaşayan belediyelerden aldığı yardımla ayakta kalmaya çalışan küçük düşünen şehir takımları bu değişime ayak uydurabilecek mi en büyük merakım bu. Bunun için federasyonun kulüplere durumu gerçek anlamda izah etmesi ve gençlere yönelen kulüpleri teşvik etmesi gerekiyor sanırım...
Öyle demiyorum, onun hedeflendiğini düşünüyorum. Son hamlenin tam bağımsızlık olabileceğine dair umut taşıyorum. Örneklemesini yaptığımız İngiltere'de de varsın 30 kulübün iyi Akademi'si olsun, diğerleri kendi hallerinde devam ediyorlar. 15 kulüpte yeterlilik sağlasak iyi sayıdır, yeterlidir.
çok açıklayıcı,bilgilendirici bi yazı olmuş abi,,teşekkürler..
Yorum Gönder