Robinho'lu Günler

İlk 3 maç Man City için esaslı birer test olmadı ya da sezon seyri için yeterli fikir vermedi. Fikir verdi-vermedi muhabbeti esasen fazlasıyla medyatiktir, işin mutfağındakiler elbet birtakım öngörüler yapmışlardır. Bizim gibi uzaktan bakanlar için asıl sınav bu cumartesi; City of Manchester'a Arsenal konuk oluyor. Arsenal'in Man Utd maçına kadar önüne geleni gole boğmuş olması, buna karşın Man City'nin oynadığı 4 resmi maçta da henüz gol yememiş olması ilgi çekici bir karşıtlık. Arsenal'in skora ihtiyacı olduğu herhangi bir standart maçta 600 pas limitine yaklaşabiliyor oluşuna karşın Man City'nin geçen sezon 250 pasla kazandığı maçlar olmuştu. Çok farklı oyun anlayışlarına sahip iki futbol takımı; biri temelde birbirine alışkın oyuncuların göstereceği mekanik üretkenliğe ve seri top dolaştırmanın yarattığı hıza güvenirken, diğeri oyuncuların bireysel süratine, dribling ile taşınan toplardaki yaratıcı ayakları tamamı hareketli olan hücumculara hazırlayacağı pozisyonlara ve duran toplara güveniyor.

Mark Hughes'ün önüne konulan ilk yıldız Robinho olmuştu. Galli menajer, kısa zamanda bolca transfer yapılmış olan takımdan bir kolaj yarattı. Blackburn'de kurduğu düzene hiç benzemeyen bu takımda yetileri diğerlerinden üstün olduğu aşikar olan iki özel adam vardı: Robinho ve Shaun Wright-Philips. Ardından Ireland ve Elano. Bir de stoper bek Micah Richards. Takımı bunlara uydurmak gerekti, öyle de oldu. Hızı futbolun düşüncesinin merkezine yerleştiren bu takıma devre arası Bellamy takviyesi yapıldı, bu yönde bir adım daha atıldı. Mark Hughes böyle bir adamdır, öncesi Galler ulusal takımı ve son 4 yılda eldeki kadrodan en iyisini çıkarmıştır. Düşük veya yüksek bütçe farketmez, eğer onay verdiği isimler alınmışsa ortaya uygun bir takım çıkarır. Düzeni kurduktan sonra açık kalan noktaları doğru belirler, en faydalı olacağını düşündüğü transfer hamlesini yapar. Man City'de Hughes'ün testi insan idaresi noktasında olacak; ilk kez karşısına çıkan bol kaprisli yıldızların idaresi işinin zor kısmı.

Robinho da bu kaprisli yıldızlardan biri. Takımın bugününü büyük oranda şekillendiren, Man City'nin oyun anlayışını belirleyen adam. Lakin ilk iki maçta Robinho ceza sahasına 11 pas göndermiş ve bunların tamamı başarısız olmuştu. Son oynanan Portsmouth deplasmanında Bellamy sol kenardaydı, Robinho ise kulübede. Her final pasını karavana atan bir Robinho, takımın oyun planını şekillendiren oyuncu olarak fazlasıyla lüks. Eğer o böyle olmaya devam edecekse Mark Hughes takımı başka tarafa yöneltebilir. Bahsettiğimiz Barry-Tevez etkisine belki... Bu da Robinho-SWP birlikteliği nedeniyle zorunlu hale gelen bazı tercihleri sınırlayabilir ve Mark Hughes'e hareket alanı açabilir. Robinho son olarak, ''Barcelona'yı reddetmek kolay değil.'' demiş. Man City fahri basın sözcüsü olmasından bu yana yaptığı ilk farklı açıklama. Zaman içinde başta Kaka olmak üzere pek çok yıldızı yanına çağırdı, onlar da çoğunlukla geldiler. Şimdi ise ayrılık ihtimali görünüyor. Barcelona'nın Robinho ilgisi spekülasyonda kalabilir, lakin formsuz bir Robinho'nun Man City'in oyun planını sil baştan'a çevirmesi de mümkün.

Cumartesi evvelinde Tevez'in sakatlık haberi geldi. Yeni bir sakatlıkmış, sezon öncesi banyoda kayıp düşerek incittiği topuğuyla ilgili değilmiş. Robinho'nun ise geçen yıldan kalma sakatlığı nüksetmiş. Santa Cruz sakatlığı atlattı, maç kondisyonu eksiği var. Ben Arsenal karşısında De Jong'u ilk 11'de göreceğimizi tahmin ediyorum. Barry-De Jong-Ireland üçlüsü; önlerinde Bellamy-Adebayor-SWP şeklin bir yapı bekliyorum. Yeni kaptan Kolo Toure, takımın lideri Barry; karşısında Arsenal.

Noat Samisa

09.09.09

0 Fikir, Tenkit, Yorum:

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana