Tabata-kun
Korkut Göze haberi Murat Şahin'den almıştı, biz de büyük ölçüde Japonya spor basınından yararlandık. Rodrigo Barbosa Tabata'yı bir de başka türlü tanımaya çalıştık. Brezilya'da yaklaşık 1.5 milyon Uzakdoğu'lu göçmen yaşıyor ve şu zamanda Güney Amerika'ya göç eden ilk gurbetçilerin 3. nesil torunları bayrağı devralmış durumda. Bunların büyük çoğunluğu Japon. 20. yüzyılın başında yaşanan Rus-Japon Savaşı, bir kısım ülke insanını göçe zorluyor ve bunun sonucunda ilk göçmenler tarlalarda çalışmak üzere Brezilya'ya gönderiliyorlar. Sonra Japonya'nın Çin işgali ve devamında Hiroshima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarına kadar geçen süreçte göçler devam ediyor. Savaşlar bitiyor, Japonya iç huzuru olan bir ülke olmaya başlıyor ve 70'ler ile birlikte toplu göç furyası son buluyor. Gidenlerin geri dönüşü süreci başlıyor, hikaye bu kez tersten yazılıyor. Çoğunluğunu Güney Amerikalı bir eş ile evlenenlerin oluşturduğu bir çoğunluk ise halen Güney Amerika'da. Baba Tabata da bunlardan biri.
Rodrigo Tabata'nın babası Noboru Tabata, üçüncü nesil Brezilya doğumlu bir Japon göçmen. Anne ve babası Japonya doğumlu olan Noboru Tabata, Sao Paulo'da doğmuş. Rodrigo'nun annesi Creuza Tabata ise aileden Brezilyalı. Rodrigo, çocukluğunu her iki dedesi ve ninesi ile beraber geçirmiş. Brezilyalı olan dedesi, onu futbola ilk teşvik eden kişi olmuş. Japon olan dedesi ise onun Japon kültüründen kopmamasını, balık yemekleri ile arasının iyi olmasını sağlamış. Baba Tabata, gençliğinde futbola merak salsa da gün boyu kahve tarlalarında çalışması gerektiğinden futbola devam edememiş. Babasının Rodrigo'yu teşviğinde kendisinin gerçekleştiremediği hayalin payı büyük. Rodrigo, tıpkı babası gibi kolay bir çocukluk geçirmemiş. 13 yaşından itibaren part-time bir işe girmiş ve dede-baba mesleği olan ırgatlık yaparak eve para getirmeye başlamış. 15 yaşında Paulista kulübünce sokakta keşfedilmiş ve futbol hayatı resmen başlamış. Paulista kulübü onun eğtim olanaklarını da genişletmiş, ailesine bu konuda yardımcı olunmuş.
Rodrigo Tabata'nın Brezilyalı dedesi 2001 yılında hayatını kaybetmiş. Rodrigo Tabata 2006 yılında verdiği röportajda en büyük dileğinin ''dedesinin, onun artık Santos'un 10 numarası olduğunu öğrenebilmesi'' olduğunu söyler. Japon olan ninesi ise 2004'te vefat etmiş, hayatının son yıllarını Japonya'da geçirmiş. Her maç öncesi Rodrigo'yu arayarak Türkçe'ye '' (kısaca) haydi veya (uzunca) elinden gelenin en iyisini yap'' şeklinde çevrilebilecek olan Japonca kelimeleri söylermiş. Onun her telefonunda Japon halkının, köklerinin ona olan desteğini arkasında hissettiğini söyler. Tabii o sıralar adı Japonya'da ilk kez anılıyordur, zaman sempatik görünme zamanıdır. Sebebi ise 2006 Dünya Kupası...
Rodrigo Tabata, Goias'ta yaptığı çıkış sonrası Santos'a transfer olmuştur. Santos'un 10 numarasının hikayesi malum. 2006 Şubat ayında katıldığı basın toplantısında bir Japon gazeteci Tabata'ya, ''Japonya ulusal takımında oynama ihtimali'' hakkındaki fikrini sorar. Tabata, bu soruyu ''neden olmasın'' şeklinde cevaplayınca Japonya'da tartışma başlar. Dönemin Japonya milli takım antrenörü Zico, Tabata'ya ilişkin olumlu şeyler söyler. Ulusal takım için bir nevi yeşil ışıktır bu ama şartlar olanaksızlığa işaret eder. Japonya'da vatandaşlık yasaları gereği belli bir yaş haddinden sonra çifte vatandaşlık hakkı yoktur.
(Muadil uygulamalara uzak değiliz, göçmen sorunu bizim de başımızda.) Yabancı ülke pasaportuna sahip birinin Japon vatandaşlığına hak kazanabilmesi için -anne ve babası Japonya vatandaşı olanlar hariç- en az 5 yıl Japonya'da ikamet etmiş olması gerekir. (Bir örnek: JR Sakuragi) Yani Tabata ancak Brezilya'da düzenlenecek olan 2014 Dünya Kupası'nda Japonya milli takımı formasını giyebilir; bu da ancak bir hayalden ibarettir. Eğer Tabata bu hayalini gerçekleştirmek istiyorsa J-League'e transfer olmak ve en az 5 yıl Japonya'da futbol oynamak zorundadır. Kariyerinin zirvesi sayılan Santos günleri ve karşısına çıkan bir şans, Dünya Kupası'nda olma ihtimali... Tabata kendisine başka bir yol çizer ve Gaziantep'e gelir. Gaziantepspor günleri ona bambaşka bir yol çizer. Bir zamanlar hayali yalnızca Brezilya Serie A'de oynamak olan, kısa zamanda değişen şartlarla hayalini Dünya Kupası olarak büyüten adam, 10 gün sonra Beşiktaş formasıyla Manchester United'a karşı oynayacaktır. 2006 Ocak ayında Tabata'nın Santos'a transfer olduğu sıralarda Corinhtians'ın genç forveti Bobo da Güney Kore'ye, K-League'e transfer olmak üzeredir. Zago devreye girer ve Bobo'nun Beşiktaş kariyeri başlar. Tersine ilerleyebilecek bir kariyer, Bobo'nun Liverpool'a da gol atmasıyla Brezilya ulusal takımı daveti ile taçlanmıştır...
Tabata'nın Brezilya'daki lakabı ''Samuray'' imiş. Eski dönem Japon sınıf düzenine göre göçmenden, ırgattan samuray olmaz. Japonlar'dan bu konuda hassas olanlar vardır, Tabata da bunun üstün bir rütbe sayılmasından pek hoşlanmayabilir. Onun yerine başlıktaki sempatik ifadeyi öneriyorum: Tabata-kun. Ayrıca bu isim bir Japon adı; herhangi bir harfi uzatılmadan, vurgulanmadan okunur. Çekik gözlü Brezilyalı, yarı Japon; şimdi 20'li yaşlarda olan Türk gençleri için çakma Tsubasa. En azından anca 1 saate orta sahayı aşmıyor ve umarım gol atması için 3 hafta beklemeyiz.
Noat Samisa
05.09.09
Rodrigo Tabata'nın babası Noboru Tabata, üçüncü nesil Brezilya doğumlu bir Japon göçmen. Anne ve babası Japonya doğumlu olan Noboru Tabata, Sao Paulo'da doğmuş. Rodrigo'nun annesi Creuza Tabata ise aileden Brezilyalı. Rodrigo, çocukluğunu her iki dedesi ve ninesi ile beraber geçirmiş. Brezilyalı olan dedesi, onu futbola ilk teşvik eden kişi olmuş. Japon olan dedesi ise onun Japon kültüründen kopmamasını, balık yemekleri ile arasının iyi olmasını sağlamış. Baba Tabata, gençliğinde futbola merak salsa da gün boyu kahve tarlalarında çalışması gerektiğinden futbola devam edememiş. Babasının Rodrigo'yu teşviğinde kendisinin gerçekleştiremediği hayalin payı büyük. Rodrigo, tıpkı babası gibi kolay bir çocukluk geçirmemiş. 13 yaşından itibaren part-time bir işe girmiş ve dede-baba mesleği olan ırgatlık yaparak eve para getirmeye başlamış. 15 yaşında Paulista kulübünce sokakta keşfedilmiş ve futbol hayatı resmen başlamış. Paulista kulübü onun eğtim olanaklarını da genişletmiş, ailesine bu konuda yardımcı olunmuş.Rodrigo Tabata'nın Brezilyalı dedesi 2001 yılında hayatını kaybetmiş. Rodrigo Tabata 2006 yılında verdiği röportajda en büyük dileğinin ''dedesinin, onun artık Santos'un 10 numarası olduğunu öğrenebilmesi'' olduğunu söyler. Japon olan ninesi ise 2004'te vefat etmiş, hayatının son yıllarını Japonya'da geçirmiş. Her maç öncesi Rodrigo'yu arayarak Türkçe'ye '' (kısaca) haydi veya (uzunca) elinden gelenin en iyisini yap'' şeklinde çevrilebilecek olan Japonca kelimeleri söylermiş. Onun her telefonunda Japon halkının, köklerinin ona olan desteğini arkasında hissettiğini söyler. Tabii o sıralar adı Japonya'da ilk kez anılıyordur, zaman sempatik görünme zamanıdır. Sebebi ise 2006 Dünya Kupası...
Rodrigo Tabata, Goias'ta yaptığı çıkış sonrası Santos'a transfer olmuştur. Santos'un 10 numarasının hikayesi malum. 2006 Şubat ayında katıldığı basın toplantısında bir Japon gazeteci Tabata'ya, ''Japonya ulusal takımında oynama ihtimali'' hakkındaki fikrini sorar. Tabata, bu soruyu ''neden olmasın'' şeklinde cevaplayınca Japonya'da tartışma başlar. Dönemin Japonya milli takım antrenörü Zico, Tabata'ya ilişkin olumlu şeyler söyler. Ulusal takım için bir nevi yeşil ışıktır bu ama şartlar olanaksızlığa işaret eder. Japonya'da vatandaşlık yasaları gereği belli bir yaş haddinden sonra çifte vatandaşlık hakkı yoktur.
Tabata'nın Brezilya'daki lakabı ''Samuray'' imiş. Eski dönem Japon sınıf düzenine göre göçmenden, ırgattan samuray olmaz. Japonlar'dan bu konuda hassas olanlar vardır, Tabata da bunun üstün bir rütbe sayılmasından pek hoşlanmayabilir. Onun yerine başlıktaki sempatik ifadeyi öneriyorum: Tabata-kun. Ayrıca bu isim bir Japon adı; herhangi bir harfi uzatılmadan, vurgulanmadan okunur. Çekik gözlü Brezilyalı, yarı Japon; şimdi 20'li yaşlarda olan Türk gençleri için çakma Tsubasa. En azından anca 1 saate orta sahayı aşmıyor ve umarım gol atması için 3 hafta beklemeyiz.
Noat Samisa
05.09.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Eylül
(30)
- Man City 3-1 West Ham
- Fernando Torres #15
- Carling Cup 2010 R4
- Magpies Artık Gülüyor
- Yeni Lider Man Utd
- Portsmouth 0-1 Everton
- Premier League 09/10 #7
- Yirmi Bir
- Gidişler Sol'dan
- Beşiktaş 0-1 Kayserispor
- Premier League 09/10 #6
- Lucas Neill
- Chelsea Akıllanınca
- Duran Top Yakan Top
- Beşiktaş 0-1 Man United
- Ruhani Lider
- Beşte Beş Defoe
- Lanet Devam Ediyor
- Galatasaray 3-0 Beşiktaş
- Premier League 09/10 #5
- Salı Günü Dolmabahçe'de
- Walcott Yerine Lennon
- Bosna-Hersek 1-1 Türkiye
- Hayalbozan Masalları
- Robinho'lu Günler
- Tabata-kun
- Yılmaz Hoca Takla Atsana
- Hesap Ver Arnesen
- İki Buçuk Milyon Sterlin
- Michael Turner
-
▼
Eylül
(30)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
15 Fikir, Tenkit, Yorum:
Çok fazla üstüne gidiyosun çok.. :D izleyip görelim devre arasına kadar yaptığı işleri bir analiz edelim.. her koldan baskı altında olan takımımızın bir taraftarı olarak ona da desteğimi sonuna kadar veriyorum. Ben asıl Delgado? Tabata? günlerini bekliyorum ehheh :)
Bu postta yalnızca bir futbolcu portresi var. Aşağıda 2 adet yorum bölümü kapatılan post mevcut, lütfen bu da onlara dönmesin. Rica ediyorum.
futbolcu kartinda 20 tabata yaziyor, bu da 2*10 idim filan mi demis, zira santosun 10 numarasiydi diye gecti hep..
Konyada oynasaydı tabata-kunya mı diyecektik :)
çok keyifli bir analiz olmuş. paylaşım için teşekkürler...
Tabata-san olmaz mı? :)
Kun daha semaptik ve samimi, san daha resmi. Belki zamanla ''Tabata Sensei'' olur. :)
"Tabata Sensei" olursa ne 8 milyon kalır, ne de başka birşey :)
http://acetobalsikimo.blogspot.com/2009/08/tabata-kazg.html
Bu imzası da 3 yaşından heralde :)
tekmeye kafa sokan, maç içinde mevzulardan kaçmayıp olayların üstüne gidebilen, maç çıkışı otoparklarda rakip oyuncuların olası saldırılarına karşı kendisini savunabilecek bir Brezilyalı dan mı bahsediyoruz ?
Gaziantepsorda oynadigi zamanlardaki futbolunu hatirliyorum. Zevkle izlerdim. Kisa net paslar, kendi sahasinin orta kismina yakin yerden capraz-uzun-isabetli-tek pas ortalar...
Iyi de buyuk takimda oynamak farklidir. Kapanan takimlari acmak icin baska meziyetler gerekir...Bu yuzden ilk macini (GS) seyretmeden yorum yapmak bence dogru olmayacak...
Ciddiyet bi taraf bence ismi Tabata-can olsun :)))))
Eline sağlık usta. Okuması oldukça keyifliydi..
kun japoncada saygı anlamında kelimelerin sonuna ekleniyormuş. farklı bir yapısı var yani nasıl bir saygı tam bilemiyorum.
tabata-kun, hmm olur uygundur :)
Yorum Gönder