Arsenal 3-0 Tottenham

Maç olarak beklentileri karşılamasa da tek taraflı olarak bakıldığında futbola ilişkin pek çok yenilikçi düşünceyi açıkça gösteren bir maç oldu ve gelenekçiler ağır bir mağlubiyet aldı. Skor belki sahadaki oyunu tam olarak yansıtmıyor, bu denli açık bir farkı oluşturacak oyun yoktu sahada; fakat iki takımın da maçta gösterdikleri skoru yalanlamıyor. 10 yıldı ligde Arsenal'i mağlup edemeyen ve bu süreçte defalarca Arsenal'e yetişmeyi kendine hedef koyan Tottenham, Arsenal deplasmanındaki 15 maçlık kazanamama serisini 16 maça taşıdı. Arsenal böylelikle -maç fazlası- hedef maçları tamamlayan Man United ile puanları eşitledi.Arsenal: Almunia, Sagna, Gallas, Vermaelen, Clichy, Fabregas, Song Billong, Diaby, Bendtner, van Persie, Arshavin
Subs: Mannone, Senderos, Nasri, Eduardo, Ramsey, Eboue, Gibbs

Tottenham: Gomes, Corluka, King, Bassong, Assou-Ekotto, Bentley, Huddlestone, Palacios, Jenas, Keane, Crouch
Subs: Button, Hutton, Bale, Pavlyuchenko, Dawson, Kranjcar, Woodgate

Dünkü preview yazısında maça dair çok daha yüksek beklentilerimiz olduğunu belirtmiştik, bunun geçmiş yıllardan gelen nedenleri vardı. Bir de bu yıldan gelen bir sebebi vardı: Tottenham uzun süredir hiç olmadığı kadar iyi durumdaydı. Tabii bu Tottenham değil, Modric ve Lennon'lı Tottenham'dı iyi durumda olan. Redknapp'ın mevcut kadrodaki tercihlerine yönelik tahminlerimizde Huddlestone yerine Jenas demiştik ve Defoe de yok iken Crouch tercihini bir nedene bağlayarak yapabileceğini düşünmüştük. İkisi de görüntü olarak tutmuş görünse de Redknapp bambaşka bir takım çıkardı sahaya. Tamamı merkez orta saha tarzına sahip klasik orta saha takımında ideal rol üstlenecek oyuncular, Arsenal'i durdurma planının bir parçası olarak bir arada sahadaydı. Jenas, Palacios ve Huddlestone'dan oluşan üçlü orta saha vardı, Keane buçuk forvetti ama ortada bir bileşim yoktu. Bentley takımdan tamamen kopuk, Keane serseri mayın; Crouch da takımın tek hücum silahıydı. Diziliş denirse 4.3.3, ama bu şablonun hiçbir getirisini sahaya koyamadılar. Birinci plan olarak Arsenal'i bozacaklar, orta saha ile savunma hattı arasına topu sokmayacaklar ve Crouch üzerinden karşı kaleye gideceklerdi. 90'ların başında Blackburn Rovers buna yakın bir düzende şampiyon olurken, Redknapp işsizdi. Klasik orta saha hocası, değişen lig trendini geleneğe uyduran adam bu kez fazlasıyla yenilikçi olan rakibini durdurmak üzere epey eskilere gitmişti. Esas planı Modric ve Lennon'ın yoklukları nedeniyle yara almış, çalışmayacağını bildiği düzeninden vazgeçmişti.
Maça FC Moskva-Zenit maçı nedeniyle 7 dakika geç girildi. Emirates'e dönüldüğünde Arshavin'in yine rakip savunmayı bir kornerde gafil avlama çabası yansıdı ekrana. Rus maestro bunları hep yapıyor, henüz bunun farkına varıp da kornerlerde Arshavin'in zekasına önlem alan hoca görmedim. Ya da durumun farkında olan bir akil savunmacı. Arsenal kendi oyununu oynamaya çalışıyor, Tottenham ise bugünkü oyun planının gerekliliği olan rakibi bozma işini yapmaya çalışıyordu. Tempoyu düşürdüler, orta sahada birkaç pas yapıp topu Crouch'a gönderdiler. Arsenal savunması bu uzun topları kontrolüne alana kadar Crouch, bir-iki kez Keane'in koşu yoluna top indirdi. Bunlardan aksiyon üretilemeyince Arsenal savunması oyun dışı bırakamadılar. Bekler oyun girdi, Tottenham topu istediği kadar ayağında tutamadı. Crouch üzerinden gerçekleşen bir hücumda atılacak gol ile oyunun kendilerine dönmesini umdular. Arsenal 20. dakikada oyunu kontrolüne aldı, rakibinin hücum planını tamamen devre dışı bıraktı. Spurs'ün de bu dakikaya kadar gerçekleştirdiği yegane bilinçli atak, Corluka'nın sağdan yaptığı bindirmeydi. Vermaelen golü önledi. Tottenham orta sahayı iyi kapatıyor, Arsenal'in pas trafiğini ve setlerini bozuyordu; ama bunun rakip kale yakınlarında yansıması olmayınca ayaklarında top tutamadılar ve oyun Arsenal'in istediği kıvama geldi.

42. dakikada sağ kenardan kazanılan taç atışında bir duran top golü buldu Arsenal. Sagna kullandı, verdila-aldı; ortaladı ve içeride tek başına pozisyon alan van Persie, üç kademeyi aşan topta birebir markajcısı King'e karşı ayak çabukluğunu kullandı ve golü attı. Oyun sıkışık gider iken rakip bir ana takım olgusunun dışına taştı ve teke-tek markajda yok olan kademeler ile gol geldi. Tam disiplin ile oyun planının savunma yönü uygulanıyorken yenilen bu gol, santrada psikolojik çöküntüyü gösterdi. Huddlestone kaptırdı, üç harika çalım ve bir enfes gol vuruşuyla muhteşem bir solo gol attı Fabregas. 40 metre, pas yok ve bir son vuruş; arada 3 çalım. Aynı fabrikanın ürünleri Xavi ve İniesta ile çok kez karşılaştırılır ve yanlarına istenen adamdır Fabregas; Wenger artısıyla böyle bir oyuncu olmuştur. Artık Palacios'un omuz darbesine bile karşılık verebiliyor, ezilmiyor. Bugün de çok iyi oynadı, kendi kaptığı topta attığı muhteşem gol ile bu performansını taçlandırdı.
45 saniyede art arda yenilen 2 gol, devre arası Tottenham soyunma odasını cenaze evine çevirmiş olsa gerek. Sahadaki takım tertibi ve hücum planları öldü, onun yasını tutmuş olmalılar. Redknapp, eğer elinde Modric ve Lennon olsa idi esas planına güvenecekti. Tottenham, bu iki oyuncu üzerinden ürettiği yaratıcılık ve hız ile güçlüydü, şablon kavramını sisteme dönüştürüyordu. Blogun teriminolojisinde üç farklı kelime vardır: Diziliş, şablon ve sistem. Diziliş denilen kavram, oyuncularda da ortamdan da bağımsızdır. Bugün halı sahada da dizilebilirseniz, ona göre birbirini tanımayan oyunculardan bir takım çıkartırsınız. Rakip kaleci aut atışı kullanır ikenki görünüm olarak örnekleyebiliriz. Şablon, doğru tarzdaki oyuncuların doğru rol üzerinden görevlendirilmesiyle ortaya çıkan yapıdır. Bugün Tottenham'ın Huddlestone ve Jenas ile üçlü orta saha setlerini yapmaması gibi, kenar oyuncu-bek etkileşimini orta saha oyuncuları kurması gerektiği halde bunu yapamaması şablon kavramını yalanlar. Yalnızca dizilişte kalmıştır Tottenham, genel görüntüde ofsayt temelli savunma prensiplerini uygulamış ama dizilişi, tercihleri şablona dönüştürecek uygun yapıyı kuramamıştır. Şablon üzerine bir oyun karekteri eklenir, bu karekteri de oyuncular belirler ve zaman içinde adı sistem olur. Sistemin oyuncuları vardır, bugün Barcelona'nın İniesta'nın yokluğunda yaşadıkları zirve örnektir. Bir de Arsenal vardır ki, alt yaş kategorilerinden itibaren birlikte olan oyuncular üzerine aynı oyun karekteri ve mevkiisine göre beklenen gereklilikler aşılanarak, sistemin oyunculara bağlı kalmadan çalışmasına yönelik bir yol izliyordur. Arshavin ile birlikte diziliş değişse de oyun karekteri aynen devam etmektedir. Haftaiçi Liverpool'a karşı ikinci takım da aynı oyunu oynadı, bugünkü takım da derbiyi aynı yolla kazandı. Şampiyonluğa, kupalara yeter-yetmez; bunlar bu paragrafta bahsettiğimiz idealist düşüncelerin antitezi, realizm; fazlasıyla gerçek. Ama bu Arsenal'i ve ortaya çıkardıklarını izlemek büyük keyif.

Premier League 09/10 11. Hafta
Arsenal 3-0 Tottenham
Noat Samisa

31.10.09

3 Fikir, Tenkit, Yorum:

CooL dedi ki...

arsenal eksik tottenham karşısında bile açıkçası aciz kaldı. golleri getiren arsenal hücumları değil tottenham hatalarıydı. hal böyle olunca tabela 3-0'ı göstermesine rağmen wenger saha kenarında sinir küpüne dönmüş şekilde ekranlara yansıdı.
eduardo'nun kaleciyle karşı karşıyayken kaçırdığı bomboş pozisyona da bolca güldük bu arada. akıllı tv'ye malzeme oldu resmen.
hala bu takımdan ümidi olanlar varsa, onlara bi bardak soğuk suyu ben göndermek istiyorum.

The Gunners dedi ki...

bu takıma güvenmeyeceksinde liverpoola mı güveneceksin

CooL dedi ki...

liverpool'la ilgili bişey dediğimi hatırlamıyorum. iki kişinin ayağına bakan takımın başarı yakalaması da zaten zor gibi ha?

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana