Beşiktaş 2-1 Kasımpaşa

İnönü'de gol yok, İnönü'de ortam kaotik; taraftar farklı telden, hoca başka yerden, yönetim tersten; kötü, kötü ve daha kötü... ya da çok ilginç. Durum bu ve benzeri iken, bu sezon İnönü'deki her yönden en normal maçta ve takım maçı 2-0 önde götürüyorken bir şeyler yolunda gitmiyor olmalıydı. İnönü'de bu sezon görülebilen en normal maçta bile Beşiktaş maçı 9 kişi tamamlıyor, yeterince açıklayıcı bir tanım olsa gerek. Sahadaki futbol fazla heyecan vermese de Dolmabahçe'de adrenalin garanti. Yeri gelir başkanın adamları, yeri gelir anlamsız kırmızı kartlar... Takım en son 17 Ağustos günü oynadığı Antalyaspor maçında 2 gol atmıştı, yeniden 2 gol görmek için beklediğimiz müddet tam 2 ay; bugün 17 Ekim.Bu haftanın süprizi, pardon tavşanı İbrahim Toraman-adam markajı olarak bizi şaşırtmamayı başardı. Pek tabii tahmin edemedik yine, kesinlikle bundan yana hocanın şüphesi olmasın. Hani asla ''artık tahmin edebiliyorlar, daha başka şeyler mi denesem'' şeklinde bir düşünce oluşmasın, hala kargayız ve tahmin edemiyoruz. Geçen haftaların tavşanı Ekrem'in adam markajında nesi kötüydü ya da nesi iyiydi; Fink devre arası sepetlenecek mi? soruları akla gelmiyor değil. Toraman-Moritz ile daha ilk saniyelerde eşleşti. Sakatlıktan yeni dönen bir oyuncu, 90 dakika sahada kaldı ve Ferrari'nin kırmızısı biraz da bundandır. İlk kırmızıda da benzer bir neden göreceğiz. Ekrem sağ bek oldu, orta saha Ernst'e ve serseri kurşun Tabata'ya bırakıldı. Sağ kenar Nihat, sol Yusuf, merkezde Bobo. Klasik orta sahalı değil, geçen sezonki düzendi bu. Tabii fantezisiyle birlikte. İleri üçlünün Holosko olmadığında ideali Serdar-Bobo-Nihat şeklinde; maçın devamında performanslara göre Yusuf ve Nobre girebilir. Kasımpaşa'nın kadrosu fazlasıyla kalabalık, Yılmaz Vural'ın da tercihlerini kestirmek zor. Yasir'i çok tutuyor ama istediklerini yapamadı belli ki. Ruiz gibi bir tek top indiremeyen bir pivot sonrası Azar Karadaş'ın da tatmin ettiğini söylemek zor. Yine de Moritz var, rakip ceza sahası civarında sürekli arayış içerisindeler.

Sürekli yatay seyirde giden maçta Beşiktaş'ın geliştirdiği aksiyonlarda ön alanda kazanılan toplar etkili oldu. Geçen seneki oyun karekteri, orta sahada ideal direnç olmasa bile nispeten zayıf rakip karşısında kendini gösterdi. Geçen sene Hacettepe maçı böyle bir örnektir. Fazlasına ihtiyaç olmadı. Kale önünde ince işleri Tabata yaptı, Nihat'ın bitirmesine çok sevindim. Bobo da 100. maçında golünü attı, aslında 2-0 olduğunda maç büyük ölçüde bitmişti. Murat Erdoğan'ın direkten dönen topu bir şanstı, bu şut tabelaya yazılsa daha farklı bir ikinci yarı olabilirdi. Sonra fantastik gol vuruşları... Uğur topa o kadar kötü vurdu ki, o an aklımdan izlediğim tüm futbol maçları film şeridi gibi geçti sanki. Halı saha, amatör takım, Dünya Kupası farketmeksizin kaleci ile karşı karşıya kalınabilir. Bunlar ya gol olur ya da olmaz, tabelada iki farklı seçenek vardır. Uğur'un vuramadığı asist ise bir başka şeyi gösterdi galiba: Basiretsizlik. Şu takımda gerçekten mantıkla açıklanamayacak şeyler oluyor bu sezon. Alt tarafı bir kötü vuruş gibi de olsa bence pek öyle değil. Tam Ernst'in kırmızısı öncesinde gol olsa 3-0 ile güle oynaya, ''Gaziantep'e başkan olsana'' ile bitecek maç halbuki.

Her şey İbrahim Üzülmez'in oyuna girmesi ile başladı... 82. dakikadan sonra izlediğimiz 13 dakika, korku janrına sahip bir kısa film olsa afişine böyle iddialı bir cümleyi koyardım. İbrahim'in pek tabii bir katkısı yok kartlara ama ister istemez bir ''acaba'' oluyor kafada. Haftalardan bu yana Ernst'teki sinir katsayısı yükselişini farketmek zor değildi. Orta sahada yine tek başına, partneri yine oyunda yok, yine maksimum katkıyı veremiyor, yine daha çok koşmak zorunda kalıyor ve yine son 15 dakika Ernst bitti. Sonucu sinir harbi, anlamsız kırmızı kart. Hakemin öncesinde Kasımpaşa'nın iki net avatajını kesmesi zaten yatay seyride giden maça anlamsız bir adrenalin yüklemesi yapmıştı. Kimi Kasımpaşalı futbolcular ve Ernst de bundan nasibine düşeni aldı. Penaltı bana uzak kalede oldu, ayaklarda hiçbir şey göremedim. Bilmiyorum neye çaldı, tereddütsüz gitti penaltı noktasına. Ernst'in posasının çıkarılması ile gelen Ernst kırmızı kartının boşalttığı bölgeden, orada pozisyon alan Toraman'ın da tükendiği anlarda atılan bir derin top. Ferrari'nin kırmızı da bir bakıma Denizli'ye yazılır. Sonuç olarak 2-1 kazanılan maç ama 3 adet galibiyet zayiatı: Ernst, Ferrari ve Sivok. Bu sezon takımdaki en iyi 3 oyuncu kim? diye sorarsanız, alacağınız cevap önümüzdeki haftanın cezalı listesi ile aynı olur.

Hafif yağmur, zamanı geldiğinde protesto, sonu ilginç bitti. İki takım da vasattı, hakem de onlara ayak uydurdu. Günün iyisi bu kez tribün, iktidarın sesini kısmaya çalışmadığı tribün. Haftaiçi Wolfsburg'da tavşanlar greve giderse 1 puan şansı olabilir.

Noat Samisa

18.10.09

7 Fikir, Tenkit, Yorum:

gökhan dedi ki...

yıllardır görmeyi istediğim birşey vardı o da nobrenin stoperde oynaması. yakalamışız tavşan sever hocayı, hazır savunmada da sıkıntı var koysun haftaya "mücadeleci" nobreyi stopere da izleyelim. vallahi çok daha verimli olur. hiç değilse takımı baltalamaz.

ha mustafa denizli bir kez daha nobreyi boboya tercih ederse gözümde yıldırım demirören kadar değeri kalmaz. bugün yine farkını gösterdi. birde dediğin gibi serdar olaydı solda çok daha etkili olurduk.

ligin belkide en azyıf iki takımını ite kaka yendik. önümüzdeki iki maçta 1 puan dahi zor geliyor bana.

Ömer dedi ki...

Ben de hayatsensin'e; 'Şu an sokakta herhangi bir BEŞİKTAŞlı'yı çevirip, en güvendiği 3 oyuncuyu sorsak cevap Sivok, Ferrari, Ernst olacaktır. En azından benim için böyleydi.' yazmistim. Ayni seyleri dusundugumuzu gormek sevindirici. Cidden cok kotu bir kayip oldu takim icin.

tecahul u arif dedi ki...

gerçekten wolfsburg deplasmanından puan çıkarabileceğimizi düşünüyor musun tavşan çıkmazsa?şu durumda cska ile kendi evimizde oynasak dahi puan alamayacağımızı düşünüyorum..

Bellamy. dedi ki...

İkinci yarıda Beşiktaş 2 dakika bile top oynamadı. Maçın en önemli notu budur bence. Bu takımın geçen sene kondüsyonu da vardı, Mustafa Denizli'nin HİÇ bir şey çalıştırmadığını anlıyoruz artık. Tribüne falan bahane bulmasın, ilk yarıda protesto anlarında geldi 2. gol.

Kenan Öner de çıkıp taraftar son 10 dakikadaki gibi destek versin demiyor mu o zaman diyecek hiç bir şey kalmıyor. Oturun kardeşim, aptala yatın, anlamıyor gibi davranın. En geç Ocak'ta ineceksiniz o koltuktan!

çimento dedi ki...

noat

tabata japon ligine...

M.A.F dedi ki...

İbrahim toraman oynasın bence de. ama sakatlıktan yeni çıkmış,eksikleri fazla olab bir adamı orta sahay koymanın mantığı nedir.Netekim yanlış hatırlamıyorsam,ferrari'nin yediği kırmızıda(tam bir fiyaskodur bence) toraman'ın çok basit japtırdığı top sonrası geldi.kaçırdıkları gollere gelirsek serdar özkan ve uğur'un. kimse kusura bakmasın ama bu iki topu da atamayan adamın futbolcu olduğundan ben şüphe etmeye başlıyorum artık. insan bu kadar mı beceriksiz olur.veya daha doğru soru:bu kadar beceriksiz bir adamın hala bu takımda işi nedir. serdar'ın pozisyonu biraz daha zordu sanki ama futbolun erkek oyunu olduğunu unutmamak lazım.

matiasemilio dedi ki...

grev yapsana grev yapsana çarşamba günüü grev yapsana

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana