Bobby Robson'dan Bülent Uygun'a
Bülent Uygun bundan 2 yıl evvel FourFourTwo'ya verdiği röpotajda ''...Yoksa ''Alex Ferguson da kim oluyor?Gelsin o benim çantamı taşısın'' desem belki manşetleri süsleyeceğim, gündeme oturacağım.Halbuki ben daha Ferguson'un çantasını taşıyacak yeterlilikte bile değilim.'' cümlelerini kurmuştu. Geçen zamanda şartlar değişti, Bülent Uygun kendisini Arsene Wenger ile kıyaslamaya kalktı. Kendisine, Reha Kapsal'a, Şenol Güneş'e tek katre saygı duyulmayan ülkemiz futbol ortamını, sanıyorum ülkemizde ''genç oyuncu fetişisti'' olarak yaftalanan Arsene Wenger isminin İngiltere'deki algısıyla bir tutma hatasına düştü. Ferguson'un çantasını taşıyamayacak olan biri, Wenger'in de çantasının sapı olamazdı; nihayetinde Sir Bobby Robson'ın ölümünün de Bülent Uygun ve Sivasspor ile ne alakası vardı?Anlatayım, dilim döndüğünce. Ipswich Town'ın zirve lige ilk çıkışı 60'ların başında Alf Ramsey yönetiminde gerçekleşmiştir. Bundan evvel Ada'nın güneydoğusunda yer alan Suffolk'ta nufüsü üç haneli binlere yaklaşan bir kasabanın takımıydılar, diğer domestik şampiyonalarda da üst turları görmüşlükleri yoktu. 6 yılda 3 lig birden sıçradılar ve zirve lige çıktıkları sezon şampiyonluk yaşadılar. Alf Ramsey, Ipswich Town'da kısa zamanda gösterdiği muhteşem yükselişin ardından İngiltere ulusal takımının başına getirildi. Sir Alf Ramsey ile 1966 Dünya Kupası İngiltere'de kaldı; bu başarı İngiltere'nin tarihteki tek Dünya Kupası finali ve şampiyonluğu olarak halen İngiliz futbolunun uluslararası düzeydeki en büyük başarısı olarak en tepede duruyor. Sir Alf Ramsey'in göreve geldikten 11 yıl sonra ulusal takım menajerliği görevinden ayrılması, Ada futbolunun bir başka efsane menajeri Brian Clough'a bambaşka bir kapı açmıştı; keza bundan 5 yıl evvel de Sir Bobby Robson sahneyi devralmıştı: ''Kazanan takım değiştirilmez.'' (Alf Ramsey)
Yine bir nadas dönemi, daha üstün bir başarı için bu kez biraz daha fazla bekledi Ipswich halkı. Kulübede Bobby Robson vardı, ilk ciddi menajerlik deneyimi için Suffolk'a gelmişti. Alf Ramsey ile başlayan çıkış süreci, artık zirve ligin gediklisi olan bu küçük kasaba takımını 25 yılın sonunda UEFA Kupası'na ulaştırıyordu. Öncesinde kulübün kuruluşunun 100. yılında gelen ilk ve tek FA Cup şampiyonluğu, sonrasında art arda 2 kez zirve lig ikinciliği. Daha da evvelinde 1973 ve 1975 yılları arasında kulüp FA Youth Cup şampiyonu oluyordu. O yıllarda 18 yaşın altında olan oyunculardan Brian Talbot, Kevin Beattie, Eric Gates, David Geddis, John Wark ve George Burley, 70'lerin sonu-80'lerin başı sürecinde tarih yazan takımın iskeletini oluşturuyorlardı. Zirve ligdeki tek şampiyonluğun mimarı ünvanı hala Alf Ramsey'de olsa da kulüp en parlak günlerini Sir Bobby Robson ile yaşadı. Art arda kazanılan başarılar, tıpkı Sir Alf Ramsey gibi Sir Bobby Robson'ı da İngiltere ulusal takımına taşıdı. Bu ikili Ipswich Town'a 20 yılı aşkın hizmet etmişler, Suffolk'ta kazandıkları başarılar sonrası toplam 20 yıla yakın süre ulusal takımı idare etmişlerdir. Her ikisi de Ipswich'te yaptıklarının mükafatını ulusal takıma terfi ederek gördüler, şimdilerde de hürmet gösterisi olarak suretleriyle Portman Road'da kendilerini gösteriyorlar. Sir Alf Ramsey'den sonra İngiltere'ye Dünya Kupaları tarihindeki en iyi 2. derecesini kazandıran isim de bir başka başarılı Ipswich Town menajeri idi: Sir Bobby Robson. WC 1990 İtalya'daki 4.lük; bugün İngiltere'nin 4 şampiyonadır ulaşamadığı bir derecedir. Tarihteki ikinci yarı finaldir. Arada bir de ''Tanrının Eli'' hadisesi var, öncesinde Falkland Savaşı var; hakkında 2 kitap yazılmış, ayrıyeten biyografi sahibi bir özel insanı uzun uzun anlatmaya bizim kalemimiz yetmez. Yetmesin de zaten: ''Belki güle güle değil, ama elveda.'' (Sir Bobby Robson)Ipswich Town, Sir Bobby Robson sonrası bugünlere yakın son küme düşüşü evvelinde 2 kez daha alt lige indi; tekrar zirve lige yükseldi. Mali buhran sonrası kulübü en son zirve lige taşıyan isim, şimdilerde İskoçya ulusal takımının başında bulunan, Sir Bobby Robson'ın alt kademeden başlayarak yetiştirip takımına koyduğu dönemin İskoç savunmacısı George Burley idi. Reading, Hull City, Burnley... bir süredir ortak hikaye sahibi Premier League'in yeni takımlarıydılar. Onların sezon başlangıçlarını ve ilk sezonlarını değerlendirirken, sürekli 2000 sonrasını referans aldık. Ama öncesinde bir rüya ilk sezon daha vardır. 00/01 sezonunda henüz Premier League'e yükselmiş olan Ipswich Town, sezonun son haftalarında ayağına kadar gelen fırsatı ıskalayarak sezonu CL barajının yalnızca 3 puan gerisinde, Leeds United'ın ardından 5. sırada bitirmişti. Genç oyuncular Titus Bramble, Darren Ambrose, Marcus ve Darren Bent, Matt Holland bu dönemin Ipswich Town kadrosunda yer alırlar. Veteranlar Tony Mowbray, Jim Magilton takımı zirve lige taşımışlardı: ''Bu çocuklar başardılar, öyleyse Premier League'de bu çocuklar oynar!''
Ertesi sezon takım geldiği lige geri döndü ve sezon sonunda George Burley ile yollar ayrıldı. Yeni bir yönetimsel sıkıntı süreci kapıdaydı. 05/06 sezonunda Championship'i 15. sırada tamamlayarak son 40 yılın en kötü sıralamasını elde ettiler. 2007'de Suffolk doğumlu işadamı Marcus Evans kulübün yeni patronu oldu ve bir yeni süreç işlemeye başladı. Takımın son EPL serüveninde kadroda olan Jim Magilton, geçtiğimiz bahara kadar son 3 sezondur Ipswich Town'ı idare ediyordu. Onunla yollar ayrıldı, göreve Sunderland ile Championship şampiyonluğu yaşayan Roy Keane getirildi. Hedef Premier League iken Championship'te geride kalan 11 haftanın sonunda Ipswich'in tabeladaki yeri son sıra. Roy Keane yönetiminde tamamı beraberliklerden olmak üzere henüz 5 puan alabildiler. Sunderland'e 06/07 sezonunda yaşattığı mucizenin başlangıcı da aynen böyledir. Henüz küme düşmüş olan Sunderland, Ağustos ayı sonunda Keane göreve geldiğinde Championship'in dibindedir. Anlaşma sağlanmıştır; kazanılan maç sonrası Roy Keane resmen göreve başladığında takım 23. sıradaydı. Sezonu şampiyon tamamladılar; ertesi sezon 3, geçtiğimiz sezon 2 puan ile lige tutundular. Zamanı geldiğinde Roy Keane kulüpten ayrıldı ve yeni bir heyecanın peşine takıldı. Nottingham Forest günlerinde 3 yıl Brian Clough'la çalışma şansı bulan, Ferguson'dan evvel Clough'ın cevherini gördüğü adam olan Roy Keane, Ipswich Town'ın başına getirildikten sonra Sir Bobby Robson'dan tavsiyeler almıştı. Brian Clough'ın tercih ettiği, Alex Ferguson'un yücelttiği futbolcu Roy Keane; artık menajer olarak Alf Ramsey'nin, Bobby Robson'ın görev yaptığı koltuktaydı. ''İlk yıl zirve lige çıkmayı deneyeceğim, eğer başaramazsam köpeklerimle geziyor olurum.'' (Roy Keane - Ipswich Town)Sir Alf Ramsey ve Sir Bobby Robson artık yaşamıyorlar. Brian Clough da yok artık. Alex Ferguson ile birlikte bu dört isim ve yanlarına ilişecek olan birileri daha... kıyası olur mu ki? 1991 yılı, Sir Bobby Robson'a ilk kez kanser teşhisi konulan yıldır. Bu yılı karşılık gelen sezonda Man Utd Kupa Galipleri Kupası'nı müzesine götürmüştü. Ferguson sahada kupalar kazanırken, Robson her seferinde kansere karşı bir büyük zafer daha kazanıyordu. Biri inadını, azmini sahada gösteriyor; öbürü ise tüm hasletlerini kendi hayatına zerk etmek durumdaydı. Kıyası olur mu bunun? Bobby Robson kanserle yaptığı mücadeleyi 4 kez kazandı, sonuncusunda mağlup oldu. Alf Ramsey de bir gün mağlup olduğunda İngiltere ulusal takımından ayrılmak zorunda kalmıştı. Onun ayrılığı, Brian Clough'a bir kapı açtı. Bu yoldan ilerleyen Clough, son demlerinde Roy Keane'i keşfetti; onu Sir Alex'in yanına gönderdi. Roy Keane bugün Bobby Robson'ın varolduğu yerde, tıpkı Jose Mourinho'nun bugün futbol sahnesindeki varlığı gibi her sonun bir yeni başlangıç olduğu gerçeği sayesinde: ''Bobby Robson'dan öğrendiğim en önemli şey; kazandığında kendini takımdan üstün görmememelisin ve kaybettiğinde çöp olduğunu düşünmemelisin.'' (Jose Mourinho)
George Burley, kulübü Premier League'e taşıyan hoca olarak günü geldiğinde Ipswich Town'dan ayrıldı. İskoçya ulusal takımının Dünya Kupası'nı bir kez daha pas geçmesinin kesinleşmesiyle koltuğu sallandı ama şimdilik görevinin başında. Günü geldiğinde ayrılacak. Bugün, Türkiye'de bir devir kapandı. TSL'ye çıktığı ilk sezonu 8. sırada, bir sonraki sezonu 7. sırada tamamlayan bir yeni takım; Bülent Uygun'un direksiyonu devralmasıyla 07/08 sezonunu 4. sırada, geçtiğimiz sezonu ise 2. sırada bitirerek muhteşem 4 sezon geçirdi. Takımın eski oyuncusu ile geçen muhteşem 3 yıl... Yeni bir şey değildi. Yukarıda yazdığımız alıntıların, hikayelerin anafikrini oluşturduğu tercih farklılıkları ana etkeniyle bu mucize takım, 09/10 sezonunun 7. haftası geride kalırken ligin dibine demir atmıştı. Olmaz olmaz yoktur bu oyunda ve burası İngiltere değildir. Kurgu da olsa çok gerçekçidir: Futbol dünyasının gerçeği şudur: (...) hepsinden sonra; bu yığının en dibinde, en altın da altında, hepimizin onsuz yapabileceği kodumun teknik direktörü gelir. (The Damned United - David Peace - Roman/Film)Sir Bobby Robson'ın hayatını kaybetmesinin üzerinden 2 ay geçti, ama biz henüz bu sayfada onun hatırasına değinmemiştik. Kendisine borcumuz var, borcun bir kısmını bu post ile ödemiş bulunuyoruz. Yoksa siz hala ''antipatik'' mi diyorsunuz? Eminim Brian Clough da öyle derdi...
Bülent Uygun - Sivasspor
2006 - 2009
Noat Samisa2006 - 2009
04.10.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Ekim
(30)
- Arsenal 3-0 Tottenham
- Premier League 09/10 #11
- Carling Cup 2010 R4 #2
- Kasımpaşa 4-1 K Erciyesspor
- Üç İbrahim'ler
- You Walk Alone Now
- The Den'de Galatasaray Forması
- Liverpool 2-0 Man Utd
- Premier League 09/10 #10
- Benitez'in £20 Milyonluk Balonu
- Wolfsburg 0-0 Beşiktaş
- Tek Canlı Kedi Kaleci
- Babaya Çeksinler
- Yine Birmingham Yine Sakat
- Beşiktaş 2-1 Kasımpaşa
- Premier League 09/10 #9
- Bolo Zenden
- Anlamsız Faul Sendromu
- 16 Kasım 2005
- Bu Lig Düşe-Kalka Büyür
- Masal Kahramanı Owen Coyle
- Avram Grant Geri Döndü
- Thomas Vermaelen
- Villa Park'ta Dün Gece
- Bobby Robson'dan Bülent Uygun'a
- Chelsea 2-0 Liverpool
- Beşiktaş 1-0 Denizlispor
- Premier League 09/10 #8
- CSKA Moskova 2-1 Beşiktaş
- Okuribito
-
▼
Ekim
(30)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
5 Fikir, Tenkit, Yorum:
Bu güzel yazı için teşekkür ediyorum.
aceto'nun bugunku damned united post unun ardindan sahane bir yazi,tesekkurler. yalniz katilmadigim bir nokta var ki brian clough da jose mourinho da yadsinamaz basarilara sahip kisiler ve antipatiklikleri de bu basarilarin onlarda olusturdugu egolardan kaynaklaniyor. bulent uygun'un basarisini ise sabaha kadar tartisiriz burada. futbol sahada oynanir ve basarili kisilere kimse laf soyleyemez bugun fatih terim takimi dunya kupasina goturebilseydi "imparator ders verdi" olacakti basliklar.
Kendisi net bir şekilde antipatikti. Ancak bu durum onun Sivasspor için değerinden bir şey eksiltmez.
TSL'nin yeni takımını, bu lig için zirve takım yapan birisinin 8 hafta içinde istenilen sonuçlar alınamaması nedeni ile eleştirilmesi, "bilmem kaç hafta sonrakiduruma bakarak bir değerlendirme yapacağız" şeklinde baskı uygulanması tek kelime ile ayıptır.
Ancak yazıda Bülent Uygun'un birlikte değerlendirildiği efsane İngiliz teknik adamlardan ayıran bir unsur varki; o da Bülent Uygun'un henüz Sivas'a bir kupa kazandıramadığıdır. Dolayısı ile Bülent Uygun'un efsane olmak için ve Sivas için daha yapacak çok şeyi vardır.
silent lucidity,
Clough en başından beri böyle bir karekterdi, başarılar onun egosunu besledi yalnızca. The Damned United filmi gerçek ile pek çok farkı bulunan bir uyarlama hikaye, oradaki kesit aslında bir noktaya Clough için fikir verebiliyor. Otobiyografisi mutlaka okunmalı.
Serhat,
Yanlış anlatım veya yanlış anlaşılma var sanıyorum. Ben Bülent Uygun'u bu özel futbol insanları ile bir tutmadım veya eş göstermedim ki bunu da yazının ilk paragrafında Bülent Uygun'un kendi sözleri üzerinden açıkladım. Ülke futbolunda bir yol açtı, ama efsane mertebesi için bugün karar verebileceğimize ben de katılmıyorum. Bu efsanelerin hikayeleri ve birkaç alıntı söz ile Bülent Uygun'un Sivasspor'da yaptığı yeni yapılanmayı eleştirdim. Bu değişimin de onun sonunu hazırladığını, bir bakıma bu değişimin kaçınılmaz olduğunu anlatmaya çalıştım. Yönetim eleştirisine pek tabii katılıyorum.
qlucidity; Brian Edward Clough'un otobiyografisini okumanı tavsiye ediyorum. The Damned United filminden daha detaylı bir biçimde olayların nasıl geliştiğini görebilirsin.
Ayrıca yazı için teşekkürler.
Yorum Gönder