Bu Lig Düşe-Kalka Büyür

Futbol ortamımızdaki sıkıntılardandan bir an bile şüphe duymuyorken bir yeni skandalın daha patlak vermesi gayet olağandır ki pek şaşırtıcı olmuyor. Tahkim kararı onadı, 5 sezondur ülkemiz zirve liginde bulunan Ankaraspor küme düştü. Bundan böyle sezonu 17 takımla bitireceğiz, sezon sonunda da iki takım ile daha vedalaşacağız. Ankaragücü projesi tabelada ne gösterir bilinmez, lakin hikayenin başlangıcında pembe dizi terimleri çokça duyuldu: Hırs, ihtiras, entrika... Üç taraflı bir çekişme, sonucunda alınan kararlar ve spekülasyonlar. Meselenin siyasi boyutu noktasında daha evvel Kasımpaşa'yı yazmıştık, sözkonusu otoparklara bir de semtin Piyalepaşa Bulvarı girişindeki pazar yeri otoparkının eklendiğini belirtelim. Siyasi müdahale noktasında yine var ise gerçekleri konuşmak gerek, ama şu görüntü bana ''yazan, yöneten, oynayan Melih Gökçek'' izleniminden fazlasını vermiyor.Ankaraspor neden düşürüldü? sorusunun cevabı gayet açık yazılı metinler ile verildi. Lakin ülkede idam cezası yok iken ''Cem Garipoğlu'nu asın!'' demek gibi, beyhude serzenişler yükseliyor dört bir yandan. Federasyon uyguladığı her statüyü, kullandığı her talimatı sitesinde yayınlıyorken bu çağda bunlardan bihaber yaşamak oldukça garip. Bir adet A4 kağıda sığacak futbol oyun kurallarını bilmeyenlerin hakem kararı yorumladıkları bir ülke burası, kendi özelimizde şaşırma ünlemi yok. UEFA'nın geçmişi çok da uzak olmayan kuralı der ki, aynı kişi veya kurum iki veya daha fazla kulüp ile ilişkili ise bunlardan ancak 1 tanesi UEFA Şampiyonaları'na katılabilir. Bu kuralın UEFA'ca uygulanışı üzerinden yerel bir konu üzerine içtihad yapılmış ve kanaat üzerine bir karar alınmıştır. UEFA da bunu FIFA statülerine göre uygulamaya koymuştur, bu durum da her federasyona iç işlerinde bağımsızlık getirir. Ankaraspor Başkanı Ruhi Kurnaz'ın sürekli örnek gösterdiği 1998 yılına ait AEK-Slavia Prag örneğinde halihazırda Tottenham'ın da en büyük hissedarı olan ENIC Group'un her iki kulüpte de hissedar olması inceleme nedeni olmuştu. UEFA kararını verdi, AEK ve Slavia Prag'dan ancak birinin UEFA Kupası'na katılabileceğine hükmetti. ENIC Group CAS'a gitti, önce ek süre aldı. Bu süreçte de UEFA'dan bu iki takımın bir şekilde birbirleriyle eşleşmemesi istendi. CAS inceledi, ENIC Group'un baş hissedarı olduğu Vicenza'nın da 97 yılında bu ikilye ek olarak aynı sezonda Kupa Galipleri Kupası'nda yer aldıkları dönemdeki UEFA kararlarını da elden geçirdi. 99 yılı sonunda kararını açıkladı. Nihai karardan evvel takımlar birbirleriyle karşılaşmadan şampiyonalardan elenmiş, ENIC Group da ihlalleri ortadan kaldırmaya yönelik hisse satışı girişiminde bulunmuştu. Sorun çözüldü, 3 yıl evvel Slavia Prag-Tottenham UEFA kupası eşleşmesinde kurallara aykırı herhangi bir durum yoktu.

TFF'nin aldığı karar, direkt olarak bu emsal karar ile ilişkili. Peki ya Oftaş-Gençlerbirliği ya da Kayserili'lerin hikayesi? TFF Statüsü, 12 Haziran 2009 tarihli Olağan Genel Kurul'da kabul edildi. Hani şu ''özerk futbol'' konusu, bir ara FIFA'dan-UEFA'dan gelmişler, federasyon bağımsızlığını ülke gündemine salıp gitmişlerdi. Geçtiğimiz Mayıs ayında TBMM'den yasa çıktı, TFF bir yeni statü sahibi oldu. Gerekçeli karara ilişkin ihlal edildiği söylenen 18 ve 76. maddelerin ülkemiz spor hukukundaki yeri henüz 4 aylıktır. Keza bir diğer ihlal edilen talimatname, Kulüp Tescil Talimatnamesi de 2002'deki metin neredeyse tamamen değiştirilerek geçtiğimiz Haziran ayında yeniden yazılmıştır. İhlal edilen 17. maddede şimdi FIFA kuralları yazar iken, daha evvel kulüplerin birleşmesi için gereken şartlar yazıyordu. Oftaş'ın hikayesi ise kendiliğinden sona ermiş, yeni kanunlar yürürlüğe girmeden evvel Hacettepe küme düşmüştür. Keza İstanbulspor-Adanaspor geçmiş hikayesi de böyledir. Artık isim değişiklikleri de hiç kolay değildir, bu kötü olaylar geçmişte kalmıştır.
TFF Statüsü:

Madde 18-3 Hiçbir gerçek veya tüzel kişi (holding şirketleri ve grup şirketleri de dahil) herhangi bir müsabaka veya turnuvanın dürüstlüğünün tehlikeye düşmesine neden olacak şekilde birden
fazla kulübün veya grubun kontrolünü elinde bulunduramaz.

Madde 76 - 6 Hiçbir gerçek veya tüzel kişi (holding şirketler ve bağlı kuruluşları dâhil) herhangi bir müsabaka ya da turnuvanın dürüstlüğünü herhangi bir biçimde zedeleyecek şekilde birden
fazla kulübü yönetemez veya kontrolünü elinde bulunduramaz.

Kulüp Tescil Talimatı:

Madde 17 -

(1) Gerçek veya tüzel kisiler, aynı ligdeki birden fazla kulübün hakim hissedarı veya yönetim kurulu üyesi olamazlar.

(2) Çoğunluk hisseleri veya yönetime hakim hisseleri aynı gerçek veya tüzel kisiliğe ait kulüpler aynı ligdeki müsabakalara istirak edemezler. Bu sekildeki kulüplerden birinin sportif basarısızlık sonucu bir alt lige düsmesi halinde bu kulüpler aynı ligdeki müsabakalara istirak edebilirler.

(3) Ayrı liglerde takımları bulunan söz konusu kulüplerden birinin sportif basarı göstererek bir üst lige çıkması halinde, aynı ligde müsabakalara istirak etme hakkını kazanacaksa, bu kulüp bir üst lige çıkamaz. Ayrıca basarısının gerektirdiği herhangi bir ayni veya nakdi getiri bir sonraki sırada bulunan kulübe verilir. Bu halde, puan durumuna göre bu kulübün altında bulunan kulüp bir üst lige çıkma hakkını elde eder. TFF tarafından düzenlenen kupa müsabakalarında da bu türden takımların aynı gruplarda yer almamalarına özen gösterilir.

***

Peki neden Ankaragücü de düşürülmedi? FİFA kuralları açıkça rekabet vurgusu yapmaktadır ve federasyonlardan rekabetin korunmasını bekler. Ankaragücü ve Ankaraspor ilişkisinde ceza sebebi, her iki kulübün de birbirleriyle olağandışı ilişkiler geliştirdiğine dair oluşan ''kanaat''tir. Şirket yapısındaki Ankaraspor ile dernek yapısındaki Ankaragücü kulüplerine dair ortak hissedar ilişkisi bulunamayacağından veya genel kurul üyeliklerini birlikte yürütme gibi bir saflığa düşülmeyeceğinden ortada mutlak bir belge yok. FIFA'nın söyledikleri açık, bir kişinin veya kurumun aynı anda iki kulüp üzerinde hakimiyeti olması suç değildir. Suç, aynı kişinin veya kurumun hakimiyetindeki kulüplerin aynı şampiyonada yer almalarıdır. Eğer her iki kulüp de bu ihlali ortadan kaldırmıyorsa, federasyonun elinde ihlali ortadan kaldıracak bir yol vardır; o da bu kulüplerden birinin küme düşürülmesidir.

Neden Ankaragücü değil de Ankaraspor? CAS'ın AEK-Slavia örneğindeki nihai kararı evvelinde 98 yılı yazında UEFA'nın açıkladığı kararda geçen bir kısım emsal teşkil etmektedir. Eğer ENIC Group çözüm yolunda adım atmaz ise UEFA'nın seçimi, kulüplerden UEFA Şampiyonları puanı yüksek olan olacaktı. O dönem için bu takım AEK idi. Eğer UEFA Şampiyonaları puanı eşitse, bu kez ülkeleri içindeki durumlarına bakılarak karar verilecekti. Bizim federasyonumuz da kararı buna göre aldı. UEFA, seçim yaparken nasıl UEFA Şampiyonası geçmişi daha güçlü olan takımı kendi şampiyonası için seçiyorsa, TSL için de ülkemiz zirve ligi geçmişi daha fazla olan kulüp tercih edildi. Ruhi Kurnaz'ın ''3 gün süre az'' sözleri de mantık dışı. Dönemin CAS ve UEFA kararları birer ilk olduklarından şampiyonalar bittikten, suçun tespitinin üzerinden uzun zaman geçtikten sonra sonuca ulaşabildi. Bu emsal niteliğindeki gerekçeli kararların ardından Avrupa futbolunda bu tip durumlar ile fazla karşılaşılmaz oldu, çünkü davalılara uygulanmamış olsa da ceza net olarak ortaya kondu. Kurallar gayet net açıklanmış iken bu birleşmeyi gerçekleştirenleri cesaretlerinden ötürü kutlamak lazım!

Son olarak, Ankaraspor'un puanları neden silindi? Eğer bu karar daha evvelki müsabaka yönetmeliğine göre alınmış olsaydı, tescil edilen bir müsabakanın iptali gerçekleşmeyeceğinden Ankaraspor'un bundan evvel aldığı puanlar rakiplerine iade edilemezdi. Haziran ayında yeniden yazılan talimatnamede ''Müsabakaların Tescili'' maddesine 3 yeni ek yapıldı. Bunlardan sonuncusu: ''Müsabaka sonucunu etkileme eylemi, müsabakanın sonucunun tescilinden sonra anlaşılsa dahi tescil iptal edilir.'' şeklinde. Tescil edilmiş olsalar bile bu maçlar iptal edildi ve maçlara çıkamayacak olan Ankaraspor'un sezonun geri kalanında oynaması gereken tüm maçlarda hükmen yenik sayılmasına karar verildi. Türkiye Kupası'nda mücadele hakkının devam ediyor olması da yine talimatlarda yer aldığı üzere uygulamaya konuldu.

TFF, bu hikayedeki rolünü kusursuz oynamıştır. Her şey suçun tespiti doğrultusunda talimatlara uygun ilerlemiş ve ihlal ortadan kaldırılmıştır. İnatlarında ısrar eden, apaçık kanunlara direnenler suçludurlar. Eksik-aksak bir ligimiz olmuştur ama bu lig düşe-kalka büyür. Biz bir süredir anlatıyoruz, bu ülke futbolundaki tek güzel gelişme Frank Rijkaard'ın ülkemize gelişi değil. Bir süredir umut verici şeyler oluyor, bu küme düşürme hikayesi de bunlardan biri. Ankarasporlu oyuncuların mağduriyetinin sorumlusu TFF değil, ama yine de TFF bu konuda da üzerine düşeni yaptı. Yine kendilerini uzun süredir futbolda uzak bırakan kişinin insafına kalmış durumdalar, bonservis bedelleri uçmaz ise bu sezonun geri kalanında futbol oynayabailecekler. Bu meselenin sulh yoluyla tek çözümü vardı, o da Ankaraspor'un satılmasıydı. Yapmadılar, Ankaraspor'un kuruluşundan bu yana tüm bu komedinin sorumluları bellidir. Lakin onlar da pekala hallerinden mutlular, Ankaraspor boyunduruğundan(!) en kısa yoldan kurtuldular. Tek mağdur futbolcular ve diğer kulüp çalışanları, bir de ligimiz. Ankaragücü güzel deplasman, bu sene bir kez daha ziyaret etmek gerek.

Lig Sonu Ligi
Tepebaşı'ndan Aşağı, Haliç'ten Biraz Yukarı
Futbol Halkın İdare Devletin
UEFA Referee Convention
PAF'tan A2 Ligi'ne

Noat Samisa

09.10.09

5 Fikir, Tenkit, Yorum:

ziggytheking dedi ki...

Tek kalemde okunacak ve herşeyi kitabıyla kuralıyla anlatan enfes bir yazı Salih. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğum Müsabakaların Tescili konusunda getirdiğin açıklık benim kafamda oluşan soru işaretlerini ortadan kaldırıyor. Bir Beşiktaşlı olarak senin fikir belirtmemen ilginç ama fikstürün böyle kalması konusunda Beşiktaşlılar arasında genel bir kabullenme var gibi. Gerçi o konuda da Federasyon'un yapacağı pek birşey yok gibi gözüküyor. Çok magazinsel içerikli gibi olacak ama o konuda bir yorumun var mı?

Noat SamisA dedi ki...

ziggytheking,

Beşiktaş adına bir sıkıntının olduğu gerçek. Rakip formsuzdur, bir hafta dinlenerek tazelenir. Rakip formdadır, bir hafta maç yapmaz ise formdan düşebilir. İki önerme de varsayım, zaman zaman her ikisi de doğru olacak. Beşiktaş aynı zamanda CL oynuyor, herhangi bir lig takımında fikstür sıkıntısının etkisinden daha az konuşurduk. Lakin yapılacak bir şey yok, fikstür usulümüzün yarattığı bir yeni sıkıntı daha.

cuma dursun dedi ki...

bu konuyla ilgili aklımı karıştıran tüm sorulara cevap veren harika bir yazı. tebrik ederim.

lig çok sorunlu bir lig olacak katılıyorum. melih gökçek diye bir adamı hayatımıza bu kadar sokanlar utansın.

birçok takıma avantaj- dezavantaj sağlayan bir fikstür oldu i. melih sayesinde. beşiktaş'ın durumu gerçekten karışık. ben bir galatasaraylı olarak ankaragücü mağlubiyetini de bu olaya bağlıyorum mesela.

yine de bu yazıdan anladığım kadarıyla çekilen ve çekilecek bu kadar derde rağmen çok başarılı bir karar olmuş.

blog sahibine tekrardan tebrikler, teşekkürler.

Arkhe dedi ki...

Karar yazılanlara göre başarılı tamam ama bu iki takımın aralarında transfer yapmasına hala nasıl izin verilir anlamıyorum.

Noat SamisA dedi ki...

Arkhe,

Mevcut FIFA kurallarına göre bugün bir futbolcunun tüm hakları, üçüncü bir şahıs üzerine devrolunabiliyor. (bkz. Tevez) İki kulüp arasındaki evvelki transfer ilişkileri bu kararlar dizisine sebep oldu, lakin bu saatten sonra her türlü yol var iken iki kulübe transfer yasağı getirmek bir çözüm değil. Bu kez bonservis devri de olmamış, kiralamışlar. Ama yasak denenebilirdi, tabii bunun için önce bir transfer suçu bulunmalıydı. Tüm bu garip olaylar silsilesi ilerisi için emsaldir, ben bir daha bu tip saçmalıklarla muhatap olacağımızı sanmıyorum.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana