Wolfsburg 0-0 Beşiktaş

Şampiyon takım meğerse yaşıyormuş, ölmemiş. Bu akşam gördüklerim ile en yakın Super Kupa finalini, biraz daha uzaktan İnönü'de kazanılan Gençlerbirliği maçını anımsadım. Beşiktaş'ın oyun karekteri, bunun etrafında şekillenen tercihler ve birbiri ile bağlantılı pek çok yan öge... Toplamı ''şampiyon takım'' demekti, bu takımın esas ve yan ögelerini defalarca anlattım. Takım CL için yeterlidir, değildir veya neye göre yapılır bu hesap; ama takım şampiyon oldu, öyleyse bu takım CL'yi oynar. Ederini alır, geri döner. CSKA deplasmanındaki oyun, hatta skor ya da bırakın skoru, çünkü bu noktada çok da önemli değil, ''şampiyon takım''ın hasadının karşılığı değildi. Bu takım bu akşam kaybedebilirdi, defalarca şans geldi rakibe. Ama son 10 dakikada kazanabilirdi ve oyun o noktaya nasıl, ne şekilde geldi? Bu gece kaybetse de kazansa da sahadaki şampiyon takımdı, Denizli maçında kaybettiğim bazı duyguları bana geri verdi. Mesela aidiyet.Maç öncesi 1 puan ümidim azdı, lakin maç öncesi kadroda tavşanların bir kısmının greve gittiğini gördüğümden ümitvar oturdum tv karşısına. Maçtan sonra da 1 puan iyidir, bu 90 dakikanın karşılığı nakde çevrilirse kardayız. Matteo Ferrari bu hafta da muhtemelen CL'de haftanın 11'inde olacaktır, öyle-böyle anlatılamaz bu akşamki performansı. Dzeko'yu 15. dakikadan sonra bitirdi adeta, Boşnak golcü toplara kafa vurduysa da evvelinde dağıldı. Direkten dönen topta yerdeyken yaptığı müdahale, kalçasını her yüksek topta Dzeko'nun baldırına dayaması, ilk yarı Tello'ya attığı 50 metre çapraz top... daha sayamadıklarımla birlikte geçen sezonun en hit iki santraforu karşısında savunma sanatını icra etti.

Wolfsburg'un Felix Magath'tan kalma baklava orta saha-çift forvet düzeni aynen devam etmekte. Onlar da şampiyon takımlar, onlar da aykırı bir futbol karekterini sahaya koyarak şampiyon oldular. Küme düşen Misimovic yıldız oldu, kendini aştı. Forvetler 50 golü geçtiler. Urawa'da inceci forvet arkası olan, Japonya'da sınırsız serbestiyet ile oynayan Makoto Hasebe'yi seçti Magath; takımına sağ iç oyuncusu yaptı. Josue'nin bugün yaptığı gösterişsiz işlere hayran olmamak elde değil. Geçen sezon izlediğimiz takım ne ise, bugün de aynısını sahaya koydular. Forvetler yine gezdi, yine iç oyuncularını kaçırmaya çalıştılar.
Yine ''10 numara'' Misimovic'i merkez aldılar, yine Josue atağın başlayacağı kanadı işaret etti, yine beklerden birini ortaya çekilmeye zorlayarak Schafer'e boşluk yarattılar. Bu şablonun aynısını, Ancelotti ile Chelsea oynuyor bir süredir. Bu düzenin mutlak gerekliliği en az 1 kaliteli dış bek, o da mevcut. Schafer düzene uydu, düzen Schafer'i parlattı. Wolfsburg'un bir sistemi var ve bunu Old Trafford'da da oynuyorlar, İnönü'de de oynayacaklar. Sürpriz yok, çünkü onlar şampiyon. Bugün karşılarında da bir başka şampiyon takım vardı, iki ligin son şampiyonları standart zaafları ve artıları üzerinden bir 90 dakika oynadılar.

Wolfsburg ilk yarı Beşiktaş sağını çok hırpaladı. Misimovic de kendini santraforların arasına attığında bir fazla kademe ihtiyacı oluşuyor, keza Deco veya Lampard için de Chelsea'de geçerli bir durumdur bu. Stoper bek Kaş aldı o kademeyi ve sağ bek bölgesinde boşluk oluştu. Dizilişlerden kaynaklanan bir sıkıntı ve Wolfsburg da dizilişi artık sisteme dönüştürmüş bir ekip. Bu açığı kapaması gereken adam Ekrem de ilk başlarda Misimovic ile çok ilgili olduğundan sol bek Schafer sürekli açık alan buldu. Arka direğe, olması gerektiği gibi yaptı ortaları. Dzeko'nun boş vurduğu bir kafa var maç başı, bir daha o kadar boş vuramadı. Kaş-Grafite, Dzeko-Ferrari eşleşmeleri oluştu. Sivok da en iyi yaptığı iş olan süpürücülük ve ikincil baskı işlerini yaptı. Ekrem ritmini bulana kadar sağ kenar arızası sürdü ki, burada ilk 25 dakika gol çıkmaması sürpriz sayılır. Orta sahada Ernst ve Fink, top rakipteyken gerekli direnci oluşturdular ve Misimovic maç boyu göbekten iş yapamadı. Oyun planları aksadı, sol kenarı da kullanamaz olduklarında oyun tıkandı. Forvetlerin yaratıcılığını kullandılar, yerden-havadan Dzeko ile etkili oldular. Gentner'in boş kaleye atamadığı top şans anıydı, olmadı.
Bobo'nun yay civarından vurduğu, kalecinin üzerine giden ama Ernst'in ofsayt olduğu bir pozisyonu hatırlayalım. Düzen esastan kurulmuş ve takımın merkez santraforu Bobo, ver-al işini yapıyor, atağa katılan Ernst ile paslaşarak pozisyon üretiliyor. Bobo'nun varlığı bu aksiyonun birincil etkeni. İkincisi ise Fink'in varlığı. Fink bugün sahadaydı ve Ernst bu sayede gücünü efektif kullandı ve hücuma da katkı sağladı. Ernst'in pek çok Beşiktaş atağında başlangıç veya oyunu hareketlendirici paslarda oyunun içinde olmasının ana etkeni Fink'tir. Nihat-Tello paslaşmaları, Bobo'nun sırtı dönük aldığı toplarla orta sahayı oyuna katması, ters kenar adamı Nihat'ın sürpriz koşu ile sola yakın attığı şut ve diğerleri... Bunların hepsinde şampiyon takımın izi var, çalışan şablonun esas adamlarının sahaya sürülmesinin etkisi var. Holosko'nun yerine bugünkü hazır Nihat kondu, tarz olarak çok farkı yok. Beşiktaş rakip sahada 15 pas ile pozisyon bulamaz, bunu bekleyenler daha bi' 3 yıl daha beklesinler. Yeni 5 oyuncu gelir, 5 oyuncu gider; farklı bir oyun karekteri kurulur. Ancak o zaman hayal edilenler gerçek olur. Takım aynen bu tip hücum aksiyonlarıyla, kısa süreli parlamalarla, oyunu tutarak ve sonradan hamlelerini yaparak şampiyon oldu. Transferler de bu şampiyon takım baz alınarak yapıldı. Ben bu akşam böyle bir savunma performansı, mücadele ve doğru takım tertibi sayesinde üretilecek şablon getirisi aksiyonlar bekliyordum. İstediğimi aldım, takım golü üretecek noktaya çok kez geldi ama olmadı.

Tercihlere gelirsek, önce Kaş'tan başlayayım. Çok faydalı oldu. Grafite'yi attırması bir yana maç boyu birinci hamlelerde çok başarılıydı. Atak katılımı noktasında pireden deve olmasını bekleyemezsiniz. Görevini yaptı. Misimovic etkisini de savuşturana kadar önden yardım alabilseydi çok daha az hata ile maçı bitirebilirdi. Fink tercihini geçmişte n kez anlattık, bugün Beşiktaş'ta adı tahtaya ilk yazılacak üç adamdan biri Fink'tir. Toplu oyunda bugün kötü bir gününde de olsa Ernst'i ileri itmesi dahi büyük artıdır. Orta saha Galatasaray deplasmanında 25 dakika sezonun en iyi oyununu oynayan orta saha idi, Ekrem maç başı bocalasa da işini yaptı. Ernst ve Fink'in beraber yer aldığı orta sahada Ekrem'in 3. adam olmasının sakıncası yok. Bugün rakibin baskı kurduğu periyotlar dışında maç boyu adam markajı uygulanmadı, bu da bir başka güzel gelişmedir. Bobo tercihi, tüm hücum aksiyonlarının merkezi olması yönüyle çok değerliydi. 4-3-3 şablonu ve yanına eklenen oyun karekteri ile Beşiktaş bugün ideline yakın bir oyun oynadı. Ederini bekledi ve aldı.
Benim aklımda maçın üç kritik anı var. İlki Gentner'in boş kaleye kaçırdığı pozisyon, ikincisi penaltı şüphesi olan Nihat pozisyonu ve sonuncusu Grafite'nin atılışı. Pek tabii bundan önce Wolfsburg lehine gol olsa oyun kopabilirdi. Nihat pozisyonunda diz darbesi var, belki ucuz olacaksa da hakem düdüğü çalsa diyecek söz olmazdı. Maç boyu pek kolay düdükler çalsa da bu kez çalmadı. Grafite'nin atılışı oyunun dengelendiği bölüme denk gelir ve takım rakip kale önünde de üretken olmaktaydı. Zaten Denizli de hamle kovalıyordu. Burada eldekini kaçırmamak önemlidir, nitekim buradan 3 puan da çıksa gruptan çıkma işi son maça kalacaktı. Yine Wolfsburg'u İnönü'de yenmek zorunda olacaktık, dolayısıyla önce arkayı sağlama almak önemliydi. Takımın rakibi geri itmesi beklendi ve 80'den sonra, oyun rakip sahada oynanmaya başlayınca hamleler geldi. Bugün Bobo iyi bir maç çıkardı mesela, Ferrari formdaydı; keza Mustafa Denizli de bu sezonki en formda günündeydi. Yine sol bekte Üzülmez var, Rüştü enteresan da olsa iyi oynadı falan ama değişiklikler takımı karıştırdımadığından ve en uygun an beklendiğinden bugün için Denizli'ye söyleyecek sözüm yoktur. 9 maçta 1 puan oldu, hayrını görsün.

Super Kupa'dan bugüne, arası kayıp. Beşiktaş'ın bu sezon en iyi oynadığı maçlar sırasıyla Super Kupa, Antalyaspor son 20 dakika, Galatasaray ikinci yarı 25 dakika ve Wolfsburg deplasmanı. Ortak noktalar belli, arası hazırlık maçları. Denizli yine fantezisini yapar bir sonraki maça, bugün bizi mutlu eden çok şey yine yalan olur. Benim isteğim, yalnızca ve yalnızca şampiyon takım'ın üzerine oynamaktır. Bu takım CL'de de ligde de ederi ne ise onu alsın, benim kabulümdür. Başa döndüğümüz için mutlu oluyorum bugün, durum bu. Sene başında olduğumuz yere geri döndük, aradan geçen aylar neyin peşindeydik acaba? Ben bilmiyorum, hiç bir fikrim de yok. Bu takım eldeki imkanlar ile bunu oynar, kazanır-kaybeder ama bunu oynar. İdealini bulursa daha iyisini de oynar. Tabii hoca izin verirse...

Noat Samisa

22.10.09

20 Fikir, Tenkit, Yorum:

Ege Sezen dedi ki...

Ben iyimser bakamıyorum maalesef.

Felaket ikili İbrahim Kaş ve Rüştü geçmiş maçlardan aynen rezil bir şekilde devam ettiler. İbrahim Kaş'ın Getafe'de niye kendine yer bulamadığı çok net. Bir oyuncu bu kadar temel futbol bilgisi yoksunu olabilir mi? Oluyormuş. Her maç aynı terane, her seferinde aynı hamle hataları. Wolfsburg'un sol tarafını parlattı. Yazıklar olsun... Sağımızdan yürüyerek kaç tane "gollük" orta yaptılar sayamadım. Rüştü ise her maç şöyle bir çıkayım hava alayım dercesine çıkıp ödümüzü koparmasa... Böyle giderse sıkı bir dayak yiyip "malulen emekli" olacak.

Maçın başında Wolfsburg santraforlarını yay civarından orta çizgiye doğru çekip sürekli defansın arkasına adam kaçırmaya çalıştı. Az kalsın başarılı oluyorladı. Kasımpaşa maçında da görülen bu zaaf, basit ama çok önemli bir problem olup çözümü bulunmazsa başımızı epey ağrıtır. Bu bağlamda savunmada adam kovalatmak nasıl bir mantıktır, ciddi bir açıklamaya ihtiyacım var.

Deli, işini yapmaya çalıştı ama Wolfburg'un dümdüz sağ bekini durdurmak maharet değil, nitekim sonradan oyuna giren Dejegah epey rahatsız etti o tarafı, çok kolay çalımlar attı. Olmaz, olmaz, olmaz... İsmail Köybaşı'dır bu takımın sol beki. Sağ da Ekrem'in.

Grafite'nin atılacağını hiç sanmıyordum ki Rosetti gözünü kırpmadan onu oyundan attı. Maçta beni en çok şaşırtan şey de bu oldu.

İnönü'deki maç çok zor. Wolfsburg'un bize göre daha ciddi pozisyonları vardı. Grafite'nin olmacak oluşu bizim stoperlere fizik olarak uğraşacakları adam sayısının eksilmesi açısından iyi olacak, daha az boğuşacaklar. Ama Martins tam bir deplasman forvetidir. 1-0 olsun bizim olsun tarzında sabırlı oynamazsak, fena üzerler. İnönü'de önce gol yememeliyiz. Sonrası? Sonrası, Denizli'nin süreceği kadroya ve Bobo ile Nihat'ın nasıl oynayacağına bağlı. Daha doğrusu "rahatlarını" biraz bozmalarına...

Çok önce Cisse'yi arayacaksın, M.Demirkol da hayatının en büyük gaflarından birini yapacak deseler inanmazdım, zira Fink rezil ötesi oyunu ile Ferrari ise Zago'nun daha iyisi bir istikrarlı performans ile devam ediyor.

Borges dedi ki...

Ben iki maci ayni anda seyrettigim icin derinlemesine analiz edebilme sansim pek yok lakin iki seyi vurgulamak isterim. Wolfsburg'un sol tarafi cok güclüdür.. Sol acigi ve sol beki milli olacak seviyeye gelmistir ve hatta olmuslardir da sampiyon kadrosunda.. Hem Schafer hem de Gentner hali hazirda yüklenince vurdugu yumrugudur.. Dolayisla buradaki oyuncularin hirpalanmasi biraz da bununla ilintilidir.Ikincisi ise Fink'ten verim alinabilmesi icin sürekli oynamasi gerekir. Sunu görüyorum ki transfer isi cok da düsünülerek, neyi aldiginin bilincinde olmadan yapilmistir, basit bir cisse formsuzlugunda alalece olmus gibi duruyor.. Oysa Fink-Ernst ikilisi sistemi insa eder.. Fink'in en önemli özelligini yokediyorlar, bu adama funkel tapiyordu nedeni de futbol yetenegi degil futbol bilgisiydi..

Akabinde bana göre unutulmayacak olan kare ise Ferrari'nin dzeko'nun golünü engellemesidir, kafadan puani kapmistir o hamleyle derim ben..

Bir de almanlarin yorumu da ilginc: Macin kötüsü olarak rüstü recber'i secmisler.. her iki cikisindan birisi hataliydi diyorlar.. Ve hatta bu kaleci ile nasil iki kupa alindi yorumu da var ki ben öyle düsünmüyorum, bu macta fena degildi. baska acidan hakemi de besiktasin penaltisini vermedigi icin (nihat a yapilan faul) biraz kötüydü diye yorumlamislar.. bayiliyorum ben bu almanlarin objektifligine.. bu yüzden gelisiyorlar :)

hayyam dedi ki...

Kadroyu gordugumde gercekten sasirdim kafamdaki ideal kadroya cok yakin bir kadro cikmisti. Benim kafamda ki kadroda dah dogrusu gonlumden gecen kadroda I.Uzulmez yerine I.Koybasi ve sag kanatta Ekrem veya I.Toraman seklindeydi bunun disinda Fink ve Ernst ikilisi gercek anlamda olmasi gerekendi. Mac basinda yogun bir Wolfsburg baskisi bekliyordum ki o da gerceklesti ve bu maci Londra Carsi daki arkadaslarla izlerken soyledigim 1-20 ve 46-60 dakikalari arasi kalemizde gol gormezsek bu macta beraberlik kesin hatta galibiyet ihtimalimiz bile var diye soylemistim ve ongurulerimde yanilmadigimi gordum. Cunku hala takim olamamanin verdigi bir bocalama ile ilk yarilara ve ikinci yarilara basliyoruz ki bu durumda ozellikle Turk kanat defanslarimizin paniklemesi ile stoperlerimizi hataya zorluyoruz. Ilk yarida ozellikle sag kanatimizdan gelen toplarda gercekten zorlandik ama burada bende Noatsamisa'ya katiliyorum I.Kas'in yalniz kalmasinin ve bir kanat oyuncusu olmamasindan dolayi pozisyon alamamasinin cok etkisi var. Dzeko'nun bombos kalarak vurdugu kafa disinda gercekten cok onemli aciklar vermedik ve diger butun Wolfsburg pozisyonlari futbolun icerisindedir ve hatta Manu'ya karsi bile boyle pozisyonlar yakaladiklarini unutmamak gerekir ki sonucta rakip Almanya sampiyonu ve evinde gecen yil B.Munich'i dagitan bir takim ve bunu bu futbolcularla yaptilar. Macin kahramani hatta bana gore Turkiye ye gelmis en iyi 2-3 stoperden birisi olan Ferrari idi, hatta son dakikalarda bizim defansimizin geriye kostugunu gorup onlari durdurmasi ve ileri gitmelerini soylemesi var ki gercek anlamda ne kadar onemli ve akilli bir futbolcu oldugunu gosteriyor. Mustafa Denizli bu kez yine beni sasirtti cunku olmasi gerekenleri yaparak ve sabirli olarak. Sonucta bizlerinde gozden kacirdigi ve Denizli'nin uzerinden atmasi gereken bir 0 (sifir) puan korkusu varki bence bu macta bu da kirilmis oldu ve yaptigi degisikliklerle de sistemle oynamayip ayni sekilde devam etmesi ilede beni gelecege dair umitlendirdi. Bence Fink kotu degildi sadece toplari kullanmakta biraz hataliydi. Yoksa bu takimin ve Ernst'in 90 dakika ayakta kalmasinin tek sebebi Fink diyebilirim ayrica dogru yerde dogru poziyonlar alarak ve cok mucadele ederek Wolfsburg'un istedigi oyunu kuramamasinin ve uzun paslara yonelmesinin en buyuk sebebidir. Burada Denizli'ye getirecegim elestiri sadece Fing-Ugur degisikligini 70-75 arasi neden yapmadigidir. Cunku Ugur oynadigi kisa surede ayagina gelen toplari cok guzel kullanarak kanatlari oyuna katmistir. Bu macta umitlendigim bir baska nokta ise Nihat ve Bobo'nun diriligi ve mucadelesi oldu. Nihat en az 2-3 hafta icinde ara ara oyundan dususlerde yasasa Besiktas icin cok faydali olacagini gostercektir. Ayrica Bobo bu macta yaptigi hareketlerle yerinin merkez santrafor oldugunu ve burada basarili olacagini sayin Denizli'ye gostermistir (anlayana). Eskisehir macini eksikliklerden dolayi ideal takim kurgusundan uzak olacagini dusunursek bir sonraki macta M.Denizli'nin kanat beklerinde yapacagi degisikliklerle bu takimin iskeletini mutlaka korumalidir. Ferrari-Sivok-Ernst-Fink-Bobo degismeyecek 5 temel oyuncu olmalidir. Bu arada eklemeden gecemeyecegim nokta ise oyunun ilk yarisinda Bobo'nun kontra bir topa kosusu ve Uzulmez'inde orta ice kat etmek yerine Bobo'nun pesinde kosusu varki O'nun neden bu takimda olmamasi gerektigini gosteren en iyi ornek. Son olarak mesaleleri saymazsak Berlin Carsi onderligindeki taraftar grubunun onderligindeki taraftarimiz muhtesemdi.

Noat Samisa dedi ki...

Borges,

Gentner'i bu maç geçmişe göre pek etkisiz gördüğümü söylemeliyim, Schafer'e yardımcı olamadı. Top sol kenardaki boşluğa aktarıldığında Gentner'den veya terste Hasebe'den son çizgi koşuları görürdük ki Misimovic'in maçın genelinde pasifize olduğunu düşünürsek Gentner'in etkinliği Wolfsburg açısından çok kritikti. O katkıyı sınırlı alabildiler, bunda da Beşiktaş orta sahasının payı vardır.

Selamlar, özlettin kendini. :)

Borges dedi ki...

Dedigim gibi ben Bayern macina da baktim ki orada kirmizi kartlar, penaltilar havada ucusup kötü futbol ama iyi mücadelenin yani sira garip olaylar oldugu icin kacirdigim bölümler cok oldu.. Istemsiz gelisti aslinda cok sey ama seyrettigim zaman dilimlerinde schafer etkiliydi diyebilirim..

Gentner macin disinda konusmak gerekirse hucumda kullandigi etkili ve aktif bölgesidir, Istanbuldaki macta da bu performansi sergilesin o zaman diyoruz:)

Is,güc bilindik durumlar uzak tutuyor.. Üc saat sonra kalkacagim, bu kadarisi bile lüks bize sevgili Noat, yazmak kadar okumak da cok keyifli, bunun tadini cikariyoruz.. okuyarak veya yazarak ya da yorum birakarak bir sekilde özlem gideriyoruz;)

Arkhe dedi ki...

Kırmızı da bence ağırdı. Daha doğrusu sarı verse de kimse bir şey diyemezdi.

tanju dedi ki...

ekseriyetle objektifsin noat ama bazı tuttuğun oyuncular var ki onlar ne kadar kötü de oynasa toz konduramıyorsun. mesela geldiğinden beri yokları oynayan, her poziyonda topu dağlara taşlara vurup, ardından samimiyetsiz bir şekilde özür dileyen nihat'a toz kondurmaman, ya da hamile bobo'yu kat'i suretle eleştirmemen, ya da dünkü ibrahim kaş'a çok başarılı demen..sonra bulduğun her fırsatta tabata'ya, nobre'ye, üzülmez'e giydirmen..

bilmiyorum ben pek yakıştıramıyorum sana. umarım burası kişisel bir blog sığlığına sen de girmezsin çünkü burası kişisel bir blog olmaktan çoktan çıktı. burasıı bizim blogumuz. burası beşiktaş taraftarının blogu.

saygılar

M.A.F dedi ki...

gözünüzü seveyim yapmayın ibrahim kaş denen insan evladını nasıl beğendiniz. evet onlar solu çok iyi kullandılar ama ıbrahim kaş bırakın bu ligi TSL'de bile 2. 3. sınıf takımlarda oynayabiliecek kapasitede ancak. hadi biraz daha insaflı olayım TSL maclarımızda stoper yedeği olarak kulubede oturabilir anca. bu ligin oyuncusu asla değil.sag bek hiç değil. benim anlamadığım neden sağ bekte onun ısrar edildiği.toraman'ı oynat.ekrem'i oynat ortaya da asıl adamı olan ugur'u koy. niye hala kimin nerde oynadığı belli değil bu takımda.
Fink'in katkısı büyük derken Ernst'in daha fazla ileriye gitmesini sağlamasını yeterli görüyorsak vay halimize.
Takımın tek kelimeyle muhteşem 3 adamı var. Sivok-Ferrari-Ernst.Allah bu üçlümüze zeval vermesin diyorum.Bozuk saat bile günde iki defa doğru gösterir ya o hesap.Belki birkaç seneye kadar diğer mevkilerimize de doğru transferler yaparak kaliteli bi takım haline gelebiliriz. yd ve denizli'nin o kapasiteye sahip olduğunu düşünmüyorum tabi ki.
Sir moskovada istanbulda bize yaptığının aynısı yaparak bizim için çok önemli bir galibiyet aldı.denizli de biraz beynini kullanıp gerekli değişiklikleri yapmış olsaydı 3 puan almamız kaçınılmazdı. bu da ferguson denizli farkı işte :) denizli neden fergosun'umuz olamazmış mış.bundan işte.denizlinin kapasitesi bu.
tello neden bu kadar kötü gerçekten.

Fabregas dedi ki...

Hala bobonun futbolcu olduğunu zannediyorsun noat samisa

Pamukk dedi ki...

geçen sene bu takımın eniyi en istekli hırslı oyuncusu Tello bu sene tam tersi.

Bobo istekliydi ligden daha iyi oynadı .

nihat iyi yolda. clde ilk golünü 3Kasımda inönüde Wolfsburga atmasını bekliyorum. inşallah.

Noat Samisa dedi ki...

Tanju,

Siz sığlık deyin, ben hep aynısını söylemeye devam edeceğim. Buranın hiçbir misyonu ve objektivite amacı yoktur. Ben ne düşünyorsam onu yazıyorum; kimi futbolcuyu tutuyorum dediğiniz gibi kimini beğenmiyorum. Hele de konu Beşiktaş olunca yalnızca maç veya maçlar içinde kalamıyorum, asla aranan objektifliği (ne arandığını da bilmemekle birlikte) asla yakalayamıyorum. Dün ilk 30 dakika Kaş'ın oyununu görmüyorsanız ben toz kondurmuyor olurum. Geçen seneki şampiyonluk yolunda neyin iyi, neyin kötü olduğunu görmüyorsanız ben birilerine giydiriyor olurum. Normaldir.

sekerse tehlike dedi ki...

Mehmet Demirkol'un 7 Temmuz 2009 salı günü Milliyet'te yayımlanan yazısını buraya copy-paste etmek geldi içimden:
" Matteo Ferrari tanınmayan bir oyuncu değil. İtalya Ligi’ni ucundan, kenarından takip eden herkes genç yaşında Inter ve Parma’da nasıl olduğunu, sonra kısa İngiltere ve Roma macerasını bilir. Son olarak da Genoa tabii ki. Bu sürede onun çok iyi bir sezonunu hatırlayan var mı?
10 senelik kariyerinde tam 6 kez serbest kalarak transfer yapmış bir oyuncudan bahsediyoruz. 7 yıldır ona bonservis ödenmiyor. Ona bir kez bonservis ödenmiş (1 milyon euro). Şimdi bundan tam 7 yıl sonra Ferrari için Genoa kulübüne 3 ila 5 milyon euro bonservis verecekler.
Verecek olan Genoa’nın elemesine ulaşamadığı Şampiyonlar Ligi’nin vizesini şimdiden cebine koymuş olan Beşiktaş. Geçen yıl aynı ligden yine bir sıra oyuncusu olan Zapo’ya 4.5 milyon euro verip, şimdi onu Bursa ya da Antep’e kiralamak için çırpınan şampiyonumuz.
Şimdi Zapo’yu, Antep’e göndermek için harcanacak paraya ve çabaya ihtiyaç var. Ferrari’yi değil eşini ikna etmek gerek. Eşine televizyon programları ayarlamak lazım. Ferrari gelecek, muhtemelen dilimizi öğrenmeden gidecek, ama eşi ilk günden TV programı yapacak.
Hiç uzatmadan söyleyeyim. Bu utanç verici bir durum..."

gökhan dedi ki...

geldiğinden beri bi ton gol yememize sebep olan, birçok maçı kaybetmemizi sağlayan ibrahim toraman el üstünde tutulurken, neden milli takımı alınmıyor diye yaygara koparılırken ibrahim kaşın bu kadar eleştirilmesinede ben anlam veremiyorum. dün neyi beğenilmedi, yada genel olarak neyi problemde bu kadar eleştiriliyor hayret ediyorum. hücuma yardım etmiyormuşta bilmem neymişte. zamanında hücumcu bek ali tandoğanıda gördük.

borgeste yazmış işte wolfburgun en etkili yeri sol tarafı diye. sen orada kaşı tek başına bırak, adam çırpınsın edinsin ama hala yaranamasın. 5 kişiyi çalımlayıp, orta yapıp, ayrıca ortasına kafa vurup gol atmadı ya tü kaka ibrahim kaş.

birde noat ekrem için yazdığına itirazım var. dün orta sahada mı yoksa ileri 3lünün sağında mı oynadı tam çözemedim ama bu adamın bek dışında oynatılmaması gerektiğini düşünüyorum. sahanın en çok koşanı oymuş ama pas yüzdesi felaket. orta saha için uygun değil yani.

ayrıca hala aynı fikirdeyim fink cisseyi aratıyor.

tanju dedi ki...

şu burası kişisel bir blog olayını gerçekten anlamıyorum. blog nedir? muaşer bir şeydir. tutarsın, sonra yeri gelir açar, okursun. bu, burada da böyle. ben, inönü'den çıktıktan sonra ''bakalım noat ne yazmış'' diye bir heves eve gelip, bilgisayarın başına oturuyorsam burası blog hudutunu çoktan geçmiştir.
bugün ibrahim altınsay'ın maçın en kötüsü ferrari dediğini, aslında orada diatta'nın oynaması gerektiğini yazdığını düşünsene..
işte sen de ibrahim kaş çok başarılıydı deyince, ya da en dibe vurduğu maç da dahil nihat'a aleyhte tek bir kelam etmediğinde, ya da alayına isyan ölümüne bobo üslubu takındığında bende de aynı duygu zuhur ediyor.
elbette özel bir sevgi beslediğin, ya da hazzetmediğin futbolcular olacaktır ama biz senden maç yazısı okurken tıpkı epl maç analizleri gibi, tarafsız bir bakış, göz istiyoruz.
yoksa forza'da da var sırf adamı sevmediği için giydiren onlarca yığın.
ben izlediğim maçı bir de senden okuyup, sonra güne başlıyorum.
o yüzden senden haddim olmayarak bunu istiyorum noat.
yoksa biz de seviyoruz nihat'ı...

Noat Samisa dedi ki...

Gökhan,

Bana göre de Ekrem'in öncelikli pozisyonu sol bektir. Maçına göre İsmail-Ekrem tercihi olmalıdır. Buna karşın Ernst-Fink ikilisine ekleyeceğimiz üçüncü orta saha elemanı noktasında sıkıntımız var. Şı sıralar bu Tello olmaz oraya, böylesi bir maçta Tabata olmaz, Uğur da olmaz; Ekrem pek arıza çıkarmıyor bu mevkiide. Sağ iç oynadı dün, Fink gibi pas yüzdesi yönüyle kötü görünse de topsuz oyunda işini yaptı. Ne kadar oyuncular üzerinden yorum yapılırsa yapılsın, dün akşam itibariyle doğru tercihlerin ortaya çıkardığı futbolun çok da fazla bireysel performansa takılmadığı görülmüş olmalı. Şampiyon takımın ortalaması pozisyon üretir, kimsede harikalar yaratmasını beklemeye gerek yok.

Noat Samisa dedi ki...

Tanju,

Dün Kaş için çok başarılıydı demiyorum, takımın en iyi 3 oyuncusundan biriydi diyorum. Siz benden objektiflik beklediğinizi söyler iken, ben sizin dünkü Kaş oyununu göremeyişinize veya farkedemeyişinize gerçekten üzülüyorum. Bunun da adı adam tutmak oluyor, ama halbuki dün için böyle bir şey yok. Kaş harika oynadı, Altınsay da eminim bu maçı yazsa idi Kaş'ı överdi.

Genel için ise, Bobo bu sezon kaç kez dünkü maçtaki rolünde oynamış da ''hamile Bobo'' yu eleştireceğim? Sezona sol kenarda başladı, sakatlandı, sonra Nobre'ye tercih edildi. Dönüp baktım, bir maç yazısında Nihat'a ''beni çileden çıkardı'' demişim. Biliyorum çünkü, Nihat da Bobo da bu değil. Ama Rüştü budur, Nobre budur, Üzülmez budur. Eksiği-fazlası yoktur. Bunlardan en fazla fikir ayrılığı çıkar.

Değer verdiğiniz için teşekkür ediyorum, ama biliniz ki ben bu sorumluluktan kaçmaya çalışıyorum. ''Blog nedir, tutarsın, sonra yeri gelir açar, okursun.'' budur, ''ben izlediğim maçı bir de senden okuyup, sonra güne başlıyorum.'' bu değildir. Böyle olması bana şu an mutluluk verse de olmaması gerekir. Şu maç yazısı 20 dakikada yazılmıştır, atlanan onca detay verdır. EPL maç yazılarında da tuttuğum şablonlar vardır, mesela British orta saha kullanan takımlara sempati beslerim. Aynı okuyucu dikkati o postlarda da olsa bu tip eleştiriler olabilirdi. Yine de teşekkür ediyorum, bundan böyle okuyacağınız yazılarda maalesef bir algı devrimi göremeyeceksiniz. Selamlar.

matiasemilio dedi ki...

ferrari inanılmazdı..Bobo keşke hep böyle olsa;bu şekilde kalitesini gösterecektir..
**bir ara baklava ortasaha şeklinde mi oynadık yoksa bana mı öyle geldi ?

Noat Samisa dedi ki...

Matiasemilio,

Bu şablon muhabbeti yalnızca sayılardan ibaret sanılırsa büyük hata yapılır. Roller var ve role uygun oyuncular var. Dünkü hücum aksiyonları 4.3.3 imzaladır. Wolfsburg bizim gibi, biz Wolfsburg gibi hücumlar geliştirmedik. Josue'yi hiç bizim ceza sahası civarında gördünüz mü? Peki ya Fink? Şablon farkıdır bu. Josue orta saha yuvarlağından ileri geçmez iken Fink'in ceza sahasına dalışları vardı.

Eser Gokulu dedi ki...

İbrahim Kaş, ağzıyla kuş tutsa yaranamayacak futbolcular kategorisine çoktan girmiştir; bugün Şampiyonlar Ligi'ni kaldıramayacağı düşünülen adam, 2 sezon önce o tecrübesizliğine rağmen Marsilya deplasmanında ayakta kalan adamların başında geliyordu; hoş, o zaman da eleştiriliyor, o zaman da değeri bilinmiyordu. Sinan ve Ertuğrul sayesinde kaybettiğimiz yetmedi, bir de aslı astarı olmayan transfer öyküleründen ötürü buz gibi soğuyup, Delgado'dan boşalan günah keçisi formasını sırtına geçirdik. Performansı iyi, ama işi zor.

matiasemilio dedi ki...

eser gokulu
katılıyorum malesef..üstelik özkaynak oyuncusu olmasına rağmen bu muameleyi görüyor..açıkçası rakibi yıpratan tarafını cok beğeniyorum ve bu doğrultuda keyifle izlediğim bir savunmacı..ama yalnızca savunmacı;dış bek filan değil..

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana