Kasımpaşa 1-1 Eskişehirspor

Kasımpaşa'nın rakiplerini bir hafta öncesinden Beşiktaş karşısında ekseriyetle canlı izlediğimden Kasımpaşa Stadı'na idmanlı gidiyorum. Eskişehirspor'un Beşiktaş karşısındaki eksiklerinin bir kısmı düzelmiş, sakatlara Doğa'nın cezası eklenmişti. Ragıp'ın dönüşü ve Bülent'lerin birlikte oluşu Rıza Çalımbay'a kadrosunu esastan kurma fırsatı vermişti. Youla'nın yokluğu Eskişehirspor'u ne derece etkiliyor? diye geçen hafta da sormuştum; henüz Eskişehirspor'u skorca önde görmediğimden pek bi' fikir edinemedim. Geçen hafta Beşiktaş'ın en ilerideki üç adamına adam markajı uygulatan Rıza Hoca, bu kez Moritz'e dahi özel önlem almayarak açıkça kendi oyununu sahaya koymayı planladı. Başardı da...Kasımpaşa: Tolga, Ali Güneş, Barış, Koray, Ergün, Yekta, Murat Erdoğan, Emre, Moritz, Cenk, Azar

Eskişehirspor: Ivesa, Sezgin, Vucko, Nadareviç, Volkan, Burak, Bülent Ertuğral, Ragıp, Bülent Kocabey, Mehmet, Ümit

İlk 10 dakikanın temposu bu ligin üzerindeydi, pozisyonların kaynağı ise savunma yerleşimlerinin anlamsız probleminde gizli. İlk 10 dakika 3 net gol pozisyonu kaçırdı Es-Es, bu araya bir de Moritz pas-Murat Erdoğan gol vuruşu olarak anlatılabilecek bir direkten dönen Kasımpaşa topu sığdı. Eskişehir ileri uç elemanları çok kolay pozisyona girdiler, ama Burak başta olmak üzere kötü bitirdiler. Kaleci Tolga'nın muazzam kurtarışlar yaptığı bir günde Es-Es'e daha ilk 5 dakikada maçı koparma fırsatı gelmişti. Atamayınca dönüşü pozisyon oluyor; nitekim yine Moritz'in ince işçiliği sayesinde, savuşturulan 3 gol pozisyonunun ardından Kasımpaşa'ya öne geçme fırsatı geldi. Yine benzer bir pozisyon, Kasımpaşa'nın golünün hemen öncesinde Mehmet Yılmaz ceza sahasına harika hareketlerle girdi, uzak köşeye plaseyi gönderdi ama top direkten döndü. Bu topun dönüşü benim adıma maçın zirve anıdır, İstanbul'un poyraz destekli soğuğuna 2 saatten fazla katlanmanın bedelidir. Kontra atak başlangıcında Moritz öyle bir pas attı ki, aslında gol o pastır. Milimini ölçerek sanki, Murat Erdoğan'ın önüne yuvarladı topu. Ortalık karıştı; Moritz, başlattığı atağın sonunda topu içeri çeviren adamdı ve Azar Karadaş ilginç bir gol attı. Bol top kaybı, az direnç, karşılığı bu düzeyde bir maç için zevkli bir ilk yarıydı.

İkinci yarıya da Eskişehirspor iyi başladı, sürekli 4 oyuncu ile rakip ceza sahası civarında göründüler. Bülent'lerden kocabey olanı çıktı ve oyuna Adem Sarı dahil oldu. Kasımpaşa'da da Barış Başdaş ve hafta içi forma bulan Şahin Aygüneş gurbetçi kontenjanı dahilinde bu yaz transfer edildiler. Rıza Çalımbay, henüz ligin başında Ali Sami Yen'e de bu tip bir hücum hattı ile çıkmıştı; isimler değişse de düşünce değişmiyor. Burak, Adem, Mehmet ve Ümit Karan ile pozisyon kovalamaya başladılar. Genelde kenarlara oynanan uzun toplar ve Mehmet Yılmaz'ın geri gelerek aldığı toplar ile atak olgunlaştırmaya çalıştılar. Çok adamla ceza sahasında oldukları bir pozisyonda Adem Sarı yüzünü kaleye dönmeye çalışırken Koray'ın Beşiktaş kariyerinden alışık olduğumuz anlamsız kayarak müdahalelerinden biri geldi ve Eskişehirspor 62. dakikada penaltı kazandı. Ümit Karan topun başına geçti, bayağı kötü vurdu. Tolga topu yakaladı.

Kaçan penaltı ve sonrası bir başka kırılma anı. Bu dakikadan sonra 75'e kadar Kasımpaşa iyi pas yapmaya, Moritz önderliğinde pozisyon üretmeye başladı. Yekta ve Murat Erdoğan'ın kaçırdığı çok net Moritz asistleri vardı, İvesa tüm bu pozisyonlarda başarılıydı. Önce El Saka'yı aldı oyuna Rıza Hoca, onu Moritz'in üzerine verdi ve üçlü savunmaya döndü. Yorulan Moritz'in etkinliği böylece daha da düştü ve Kasımpaşa ileride top tutamaz hale geldi. Ben daha 50'li dakikalarda Murat Akın veya Keller'den birini oyuna bekler iken Rıza Hoca savunmacı çıkartıp, savunmacı sokan hamleler yaparak oyunu çevirdi. 84'te Koray kenarda göründüğünde tıpkı Beşiktaş karşısında ve daha öncesinde olduğu gibi Vucko'yu forvete göndereceğini düşündüm ama Vucko oyundan çıktı. Ümit Karan sağ kenara yanaştı ve oradan üç orta üretti. Tam da Murat Akın ve Keller'in birlikte kenara geldiği anda kullanılan serbest vuruş sonrası alınan ikinci topu Ümit Karan ortaladı, beraber kafaya çıkan iki kırmızı formalıdan Burak Yılmaz skoru eşitledi. Belki -eğer kadroda olsaydı- Erhan Küçük, belki daha erken dakikalarda sağ ve sol iç rollerinde yorulan Yekta ve Murat Erdoğan yerine Keller takviyesi ile denge sağlanabilirdi. Yılmaz Vural ikinci tercihi bayağı geç düşündü, El Saka hamlesi oyunu Eskişehir'in kontrolüne getirmişti zaten. Baskıyı savuşturamadılar, gol geldi. Uzatmalarda Kasımpaşa gol ararken Ümit Karan'ın üst direkten dönen bir topu daha vardı, sonuçta tabela 1-1'i yazdı.
Baklava orta saha modeliyle sahada yer alan iki takım da rakibi pek düşünmediklerinden tempolu bir maç oldu, bu soğukta tribünde olmanın bir anlamı oldu bu sayede. Kasımpaşa tarafında Andre Moritz'i izlemek gerçekten büyük keyif. Kalabalık kadroda kim oynamasa sorun olacaktır, bugün için Keller'in yokluğu sorgulanabilir. Yılmaz Vural yine başladığı düzende ısrar etti ve başında olduğu takım bilmem kaçıncı defa son dakikalarda skoru koruyamadı. Kasımpaşa'da Ali Güneş, Yekta Kurtuluş ve Cenk İşler günün diğer başarılı görünen isimleriydi. Eskişehirspor'da Rıza Hoca geleneksel usul çözümler ve bol forvetli takım ile sezona iyi başlamıştı. Bugün açıkça beceriksiz ve biraz da şanssızdılar, keza Beşiktaş maçı da puan açısında elden kaçtı sayılabilir. Ümit Karan elbette eski günlerini mumla arıyor, ama çok çalıştığını görmek lazım. Eskişehirspor puanını 17 yaptı, Kasımpaşa ise 8 puanla halen düşme hattının bir puan üzerinde. İki takım tribünlerinin dostluğu skora da yansıdı, diyelim ve bu klişe manşet ile bitirelim. Hep söylediğimiz gibi ortamı kötü de olsa güzel bir ligimiz var.

Noat Samisa

01.11.09

5 Fikir, Tenkit, Yorum:

yuki the zorba dedi ki...

Öğle vakti maç izlemenin keyfi paha biçilemez, hava buz gibi olsa da...

Maçı izlemeden direk gelip senin yazını okusaydım, sanırım aklımda maç ile ilgili olarak aynı şeyler kalırdı. Çok keyif aldım maçtan, özellikle 15 dakikalık aralıklarla üç periyot müthiş tempoluydu... Böyle devam ederse Kasımpaşa düşmeyecektir...

Noat Samisa dedi ki...

Bir dahakine haberdar olalım birbirimizden, bu kez maç zevkli olsa da bir dahakine böyle olmayabilir. :)

ercan dedi ki...

İlk fotoğrafı kasıtlı mı koydun ? :)

Noat Samisa dedi ki...

Kasıt yok, vefa var. :)

matiasemilio dedi ki...

koray son yıllarda takımdan ayrılmasına en cok üzüldüğüm oyunculardan birisidir..kendisinden sonra gelen mevkiidaşlarından da aşağı kalır yanı yok kesinlikle..bkz uğur inceman

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana