Man Utd 0-1 Beşiktaş
23 maç sonra Manchester United bir CL maçında evinde mağlup oldu. En son 2005 Şubat'ında Milan'ın 0-1 mağlup ettiği takım, arada Avrupa'nın pek çok ülkesinden takımı sahasında ağırladı ama hiçbirine mağlup olmadı. Buna grubu 6 puanla sonuncu tamamladıkları 05/06 CL sezonu da dahildir. Milan'dan önceki son iç saha mağlubiyetini yaşatan takım 2001 sonbaharında Deportivo'ydu, Turcos'un en hit dönemleriydi. 2001 yılında Man United'ı gruplarda 2-3 mağlup etmişlerdi. 8 yıl sonra bir kez daha CL gruplarında kaybettiler. 23 maç sonra ilk kez evlerinde bir UEFA Şampiyonası maçı kaybettiler ve bunu başaran takım Beşiktaş...
Man Utd: Foster, Neville, Vidic, Brown, Rafael, Obertan, Gibson, Anderson, Park, Macheda, Welbeck
Subs: Kuszczak, Evra, Owen, Carrick, Nani, Scholes, Fletcher
Besiktas: Recber, Kas, Ferrari, Toraman, Uzulmez, Fink, Ernst, Dag, Tello, Koybasi, Bobo
Subs: Celikay, Karadeniz, Rodrigo Tabata, Inceman, Yusuf Simsek, Guven, Zengin
Beşiktaş tarihinde bundan evvel 4 İngiltere deplasmanı vardı. Aston Villa, Leeds United, Chelsea ve Liverpool. İstatistikçilere iş kapısı açan maçlar da oldu, zaferler de. Bu dört maçın yenen gol ortalaması 4'te fazla, hatta Kuzey İngiltere hesabı yapılırsa ortalaması 6'ydı. Maçtan evvelki hissiyatım elbet tarihe zıt değildi. Yıllardan bu yana iyimser olup da ''iyi oynayıp'' yenilen Old Trafford deplasmancılarından biri olmak kabulümdü. Ekşi Beşiktaş'ta şunu yazdım maçtan birkaç saat evvel: ''Gol yemediğimiz müddetçe kıça-başa çarpıp giren (bkz. Bolic ve David May'in baldırı) bir serseri top bulacağımıza inanıyorum, girmese de bir kez olsun elleri başa götürür.'' Bu kadardı, bunu bulmak bana yetecekti ve kaybedecekti takım. Maç başladı, yapmadığım totem kalmadı; her biri işledi ve en son her seferinde en ağır sözleri esirgemediğim Rüştü de sahne aldı ve Beşiktaş maçı kazandı. Bugün gerçekten özel bir gün, bugün ''Yıldırım Demirören Yeter'' demek bile içimden gelmiyor.
2004 sonbaharında Fenerbahçe'ye karşı oynayan ve 3-0 mağlup olan ikincil Man United takımından bugüne Wes Brown, John O'shea ve Darren Fletcher taşındı. Ve tabii Cristiano Ronaldo. O gün yedek olan Gerard Pique, Barcelona'nın stoperi. Phil Neville, Spector, Richardson, Ebanks-Blake, McShane, Eagles gibi isimler ise şimdilerde iyi birer Premier League oyuncusu oldular. Bu akşam ise ikincil Man Utd takımında kalede Edwin van der Sar'ın sezon başı uzun süre sakat olduğu dönemde kaleyi koruyan Ben Foster vardı. Savunma dörtlüsü mecburiyetti; Ferdinand, Evans ve O'shea sakatken rotasyonda yer alan diğer üçlü takıma girdi. Takımın hücum planının önemli parçalarından Evra dinlendirildi. Solda sakatlık dönüşü nedeniyle böylesi bir maçta sahaya sürülen Ferguson'un hedef maç oyuncusu Park, sağda Ferguson'un özel seçimi genç Fransız Obertan oynadı. Orta sahada yine orta saha rotasyonun asli elemanlarından Anderson ve İrlanda milli, Scholes sonrası bayrağı devralacak adam 22 yaşındaki Darron Gibson. En ileride de genç ikili, takımın 4. ve 5. forvet tercihleri olan Macheda ve Wellbeck ile çıktılar sahaya. Oyun planı değişmedi, forvetleri gezdirerek kenarları kullacak, klasik 4-4-2'nin gereklerini yapmaya çalışacaklardı. Sahada bu işe yatkın kenar oyuncular Rafael ve Obertan idi, onlar da ters kenarda başladılar. Bu seçim Beşiktaş'ın işine geldi, bu ikili aynı kenarda yer alsalardı çok daha üretken olabilirlerdi. Park sürekli içe kaçtı, zaten oyun stili budur. Son çizgiyi istedikleri kadar kullanamadılar.
Maç başı bir başka Üzülmez faciası başa geliyordu, neyse ki ucuz atlatıldı. Yakın aralıklarla henüz maç başı iki sağ kenar aksiyonu var, ikisinde de yanlış pozisyon alan Üzülmez baş roldeydi. Sonra bir ara Obertan'ı takip ediyordu, İzmir-Deivid-kupa finali üçlüsü geldi aklıma. Dakikalar ilerledikçe ''Delinho etkisi'' ortaya çıktı ve Obertan her seferinde duvara tosladı. Bu dakikalarda kritik bir İbrahim Kaş perdelemesi ile Ferrari'nin bir yerlerine çarpıp geri dönen 3 şut hatırımda kaldı. Bu orta karar baskı atlatıldı ve takım pas adedini artırmaya başladı. 1-2 pas, dönüşü duvar'dan, 3-4 pasa çıkıldı. Ferrari'den aldı İsmail, 40 metre taşıdı. 40 metre uzaktaki Tello'yu ters kenarda gördü. Bu ana kadar ve sonrasında hücum adına kendisinden beklenileni yapamayan, ortalamasının da çok altında olan Tello vurdu. Muhtemelen kaleci için pek zor olmayacaktı bu tehlikeyi savuşturmak, lakin yine bir şeyler oldu ve bir Türk takımı Old Trafford'da gol buldu. 13 yıl evvel sağ ayakla atılan şut, sağ bek David May'e çarpıp ağları bulmuş ve 40 yıllık yenilmezlik son bulmuştu. Bu kez sol ayakla atılan Tello şutu, sol bek Rafael'in suratına çarparak uzak köşeyi buldu.
Bu dakikadan sonra takım daha yüksek yüzdeyle pas yapmaya başladı. Ataklar daha önde karşılandı, ilk 20 dakikaya oranla rakip yarı alanda daha çok göründü Beşiktaş. Bir yerlerde İsmail Köybaşı'nın geçmiş kariyer referansıyla önde kullanılabileceğini, aynı şekilde Rıdvan'ın da bu şekilde kullanılabileceğinden bahsetmiştik. İsmail'in önceliği sol bekteydi, fakat bugün sol önde harika oynadı. Goldeki pasından, takımı topla beraber ileriye taşıyan tek adam oluşuna, özverisine, yardımına, taktik disiplinine kadar muhteşemdi. İlk yarının son 20 dakikası, ilk 20 dakikaya oranla daha rahat geçti. Bu süreçte bir de hazırlanışı enfes olan bir Fink şutu vardı. Golden de öte şu Fink pozisyonudur bu maçtan kalan, ben bu kadarını hayal etmemiştim.
Manchester United'ın nasıl bir takım, nasıl bir düzen olduğunu burada çok anlattık. Yetmez ya, bizden bu kadarı çıktı şimdilik. Zaman içinde daha da çok şey anlatmaya çalışacağız. Bu takım yenik duruma düştüğünde kenarda dünyanın en özel futbol aklı mutlaka bir başka yol dener, onun özel tim elemanları mutlaka bir şeyler yapardı. Dakika 90 olsa bile değişmez, tarihte sayısız örneği vardır. Hakem düdüğü çalana kadar ''kazanıyoruz'' dediysem eğer Demirören bir daha seçilsin, bu denli berbat bir yemin edebilirim. Elbet 5-10 dakika rutin temponun dışına çıkacaklardı, fırsat kolluyorlardı. İnönü'deki maçı hatırlarsak, bu şansı onlara Mustafa Denizli vermişti. Sağdan üç kez hızlandılar, sonunda golü buldular. Bu kez Denizli o şansı vermedi. Giggs gibi, Rooney gibi birini aradılar; bu ikiliye yakın isimlerden Evra ve Carrick dahil oldu oyuna. Hala golü kokluyor olan Michael Owen da girdi. Toraman'ın sakatlanmasıyla zayıflayan Beşiktaş sağına yüklendiler, oraya Macheda'yı da soktular. Tello'nun maç sonu ciddi olmadığını söylediği sakatlığı hayırlı oldu, orta sahaya taze güç Uğur dahil olurken solu güçlenen United'a karşı sağ kenara bitmeyen bir pil sahibi Ekrem geçti. Günün bir pozisyon hariç en iyilerinden Bobo'yu kenara aldı hoca, bu anlarda Nobre'yi aramadım dersem yalan söylerim. Batuhan Karadeniz sezon başlangıcını Old Trafford'da yaptı, hem de takım 0-1 galipken. Topla ilk buluştuğunda sarı kart gördü, sonra bir de taç atışında topu Erhan'a bırakınca ömrümden üç yıl gitti. Şükür ki Fransız hakem Lannoy elini cebine götürmedi. Evra-Kaş mücadelesinde Kaş'ın hareketi faul ama Evra da fazla zorlamadan bıraktı. Çalsa ucuz olurdu ama kitaba uygundu. Man United'ın vites artırdığı uzatmalarda da sahneye Rüştü çıktı. Tecrübesiyle değil, onu zirve Türk kalecisi yapan refleksleriyle mucize iki top çıkardı. Özellikle Wes Brown'ın kafa şutunda adeta uzadı.
Toraman sedyeyle soyunma odasına gittikten sonra 2 dakikayı aşkın süre takım pas yaptı. 10 kişiyle şu kısa sürede ulaşılan kombine pas adedine maç boyu bir daha ulaşılamadı. Gariptir. Rüştü her zaman yaptığı topu taca vurma işini bile yapmadı, belki de bu kez gerçekten yapmak istedi ama başaramadı. Takım 10 kişiyle, sağ beke geçen Ekrem ile oynadı bu kısa bölümü. Keza Batuhan'ın oyuna girişi, hocanın ona bu maçta güvenmesi de bu denli ilginç bir hadisedir. Değişikler, ısınmadan oyuna girmek zorunda kalan Erhan haricinde tam da nokta atışı tercihlerdi: Tello yerine Uğur ve yorulan Bobo'nun kenara alınması. Doğru takım tertibi, sıradaşı olaylar ve şansın da doğrunun yanında olması... Bir mucize golün ardından gelen bilinçli ve disiplinli bir savunma, şeklinde özetlenebilir.
Dönüp Wolfsburg deplasmanına ilişkin maç yazısına bakalım, sonra dönelim şampiyonluk yoluna bakalım. En son da bu akşama. Sivok olmasa bile Beşiktaş savunması işini yaptı, maçı gol yemeden tamamladı. (Üç İbrahim'ler) Çünkü takımın en kritik taktik seçimi olan orta saha doğru kurgulanmıştı, Beşiktaş'ta durum bu kadar nettir. Ernst ve Fink hazır iseler oynarlar. Yanlarına Ekrem'in geldiği maçlar (Galatasaray deplasmanında bir kısa bölüm ve Wolfsburg deplasmanı) takım sezonun en iyi performanslarını göstermiştir. Geçtiğimiz hafta sonu Fenerbahçe karşısında Ekrem'in sağ kenarda olduğu düzenden doğru kurgulanmış Ernst-Fink orta sahası, Beşiktaş'a galibiyeti getirmiştir. Bu akşam da benzerini izledik. Bu gece bu ikili, Anderson-Gibson ikilisine Ekrem desteğiyle karşılık verdi, hatta baskın geldi. Orta sahası esastan kurulmuş bir Beşiktaş, güçlü savunmacılarıyla ön tarafın süzgecinden geçenleri savuşturmayı başardı. Rüştü de sahne aldı ve Beşiktaş kazandı. Kaleye 30'a yakın şut atılmış, lakin bunların tehlike üretenleri 5'i geçmez. Keza United %70'e yakın topla oynadı maç boyunca, ama tabela 0-1'i yazdı. Şu iki veri Beşiktaş'ın oyun karekterini açıklar. Şablon aynı, birkaç spesifik seçim var; oyun karekteri şampiyon takımdan gelme ve sonucu abartılı Old Trafford'da galibiyet. Zafer. Standart sonucu ise TSL'de şampiyonluk yarışının içerisinde olmaktır.
CSKA'ya karşı son maç kaybedilse dahi şu maçı yıllar sonra hatırlayacağız. Tarih bugünü yazacak. Nijerya'dan Endonezya'ya kadar gazetelerin yeni gün baskılarında ''Beşiktaş'' yazacak. United daha evvel defalarca yaptığı gibi yine bir seri yapacak ve yine her seferinde ''Beşiktaş'tan beri...'' denilecek. CSKA Moskva'yı yeneriz, çıkarız, çıkamayız; benim için şu an çok da önemli değil. Bugün Beşiktaşlı futbolcular Europa League'e devam etme ihtimallerinin çok zora girdiğini, hatta mucizelere kaldığını bilerek çıktılar bu maça, esas hissiyat olarak ''Old Trafford galibiyeti''ni düşlediler. Bize de bu mutluluğu yaşattılar. Başta Mustafa Denizli olmak üzere Rüştü'sünden Üzülmez'ine, hatta yine kenarda bekleyen Tabata'sına kadar çok teşekkürler.
İstanbul'dan Manchester'a: ........ - beyaaaazzzz
Noat Samisa
26.11.09
Man Utd: Foster, Neville, Vidic, Brown, Rafael, Obertan, Gibson, Anderson, Park, Macheda, WelbeckSubs: Kuszczak, Evra, Owen, Carrick, Nani, Scholes, Fletcher
Besiktas: Recber, Kas, Ferrari, Toraman, Uzulmez, Fink, Ernst, Dag, Tello, Koybasi, Bobo
Subs: Celikay, Karadeniz, Rodrigo Tabata, Inceman, Yusuf Simsek, Guven, Zengin
Beşiktaş tarihinde bundan evvel 4 İngiltere deplasmanı vardı. Aston Villa, Leeds United, Chelsea ve Liverpool. İstatistikçilere iş kapısı açan maçlar da oldu, zaferler de. Bu dört maçın yenen gol ortalaması 4'te fazla, hatta Kuzey İngiltere hesabı yapılırsa ortalaması 6'ydı. Maçtan evvelki hissiyatım elbet tarihe zıt değildi. Yıllardan bu yana iyimser olup da ''iyi oynayıp'' yenilen Old Trafford deplasmancılarından biri olmak kabulümdü. Ekşi Beşiktaş'ta şunu yazdım maçtan birkaç saat evvel: ''Gol yemediğimiz müddetçe kıça-başa çarpıp giren (bkz. Bolic ve David May'in baldırı) bir serseri top bulacağımıza inanıyorum, girmese de bir kez olsun elleri başa götürür.'' Bu kadardı, bunu bulmak bana yetecekti ve kaybedecekti takım. Maç başladı, yapmadığım totem kalmadı; her biri işledi ve en son her seferinde en ağır sözleri esirgemediğim Rüştü de sahne aldı ve Beşiktaş maçı kazandı. Bugün gerçekten özel bir gün, bugün ''Yıldırım Demirören Yeter'' demek bile içimden gelmiyor.
2004 sonbaharında Fenerbahçe'ye karşı oynayan ve 3-0 mağlup olan ikincil Man United takımından bugüne Wes Brown, John O'shea ve Darren Fletcher taşındı. Ve tabii Cristiano Ronaldo. O gün yedek olan Gerard Pique, Barcelona'nın stoperi. Phil Neville, Spector, Richardson, Ebanks-Blake, McShane, Eagles gibi isimler ise şimdilerde iyi birer Premier League oyuncusu oldular. Bu akşam ise ikincil Man Utd takımında kalede Edwin van der Sar'ın sezon başı uzun süre sakat olduğu dönemde kaleyi koruyan Ben Foster vardı. Savunma dörtlüsü mecburiyetti; Ferdinand, Evans ve O'shea sakatken rotasyonda yer alan diğer üçlü takıma girdi. Takımın hücum planının önemli parçalarından Evra dinlendirildi. Solda sakatlık dönüşü nedeniyle böylesi bir maçta sahaya sürülen Ferguson'un hedef maç oyuncusu Park, sağda Ferguson'un özel seçimi genç Fransız Obertan oynadı. Orta sahada yine orta saha rotasyonun asli elemanlarından Anderson ve İrlanda milli, Scholes sonrası bayrağı devralacak adam 22 yaşındaki Darron Gibson. En ileride de genç ikili, takımın 4. ve 5. forvet tercihleri olan Macheda ve Wellbeck ile çıktılar sahaya. Oyun planı değişmedi, forvetleri gezdirerek kenarları kullacak, klasik 4-4-2'nin gereklerini yapmaya çalışacaklardı. Sahada bu işe yatkın kenar oyuncular Rafael ve Obertan idi, onlar da ters kenarda başladılar. Bu seçim Beşiktaş'ın işine geldi, bu ikili aynı kenarda yer alsalardı çok daha üretken olabilirlerdi. Park sürekli içe kaçtı, zaten oyun stili budur. Son çizgiyi istedikleri kadar kullanamadılar.Maç başı bir başka Üzülmez faciası başa geliyordu, neyse ki ucuz atlatıldı. Yakın aralıklarla henüz maç başı iki sağ kenar aksiyonu var, ikisinde de yanlış pozisyon alan Üzülmez baş roldeydi. Sonra bir ara Obertan'ı takip ediyordu, İzmir-Deivid-kupa finali üçlüsü geldi aklıma. Dakikalar ilerledikçe ''Delinho etkisi'' ortaya çıktı ve Obertan her seferinde duvara tosladı. Bu dakikalarda kritik bir İbrahim Kaş perdelemesi ile Ferrari'nin bir yerlerine çarpıp geri dönen 3 şut hatırımda kaldı. Bu orta karar baskı atlatıldı ve takım pas adedini artırmaya başladı. 1-2 pas, dönüşü duvar'dan, 3-4 pasa çıkıldı. Ferrari'den aldı İsmail, 40 metre taşıdı. 40 metre uzaktaki Tello'yu ters kenarda gördü. Bu ana kadar ve sonrasında hücum adına kendisinden beklenileni yapamayan, ortalamasının da çok altında olan Tello vurdu. Muhtemelen kaleci için pek zor olmayacaktı bu tehlikeyi savuşturmak, lakin yine bir şeyler oldu ve bir Türk takımı Old Trafford'da gol buldu. 13 yıl evvel sağ ayakla atılan şut, sağ bek David May'e çarpıp ağları bulmuş ve 40 yıllık yenilmezlik son bulmuştu. Bu kez sol ayakla atılan Tello şutu, sol bek Rafael'in suratına çarparak uzak köşeyi buldu.
Bu dakikadan sonra takım daha yüksek yüzdeyle pas yapmaya başladı. Ataklar daha önde karşılandı, ilk 20 dakikaya oranla rakip yarı alanda daha çok göründü Beşiktaş. Bir yerlerde İsmail Köybaşı'nın geçmiş kariyer referansıyla önde kullanılabileceğini, aynı şekilde Rıdvan'ın da bu şekilde kullanılabileceğinden bahsetmiştik. İsmail'in önceliği sol bekteydi, fakat bugün sol önde harika oynadı. Goldeki pasından, takımı topla beraber ileriye taşıyan tek adam oluşuna, özverisine, yardımına, taktik disiplinine kadar muhteşemdi. İlk yarının son 20 dakikası, ilk 20 dakikaya oranla daha rahat geçti. Bu süreçte bir de hazırlanışı enfes olan bir Fink şutu vardı. Golden de öte şu Fink pozisyonudur bu maçtan kalan, ben bu kadarını hayal etmemiştim.Manchester United'ın nasıl bir takım, nasıl bir düzen olduğunu burada çok anlattık. Yetmez ya, bizden bu kadarı çıktı şimdilik. Zaman içinde daha da çok şey anlatmaya çalışacağız. Bu takım yenik duruma düştüğünde kenarda dünyanın en özel futbol aklı mutlaka bir başka yol dener, onun özel tim elemanları mutlaka bir şeyler yapardı. Dakika 90 olsa bile değişmez, tarihte sayısız örneği vardır. Hakem düdüğü çalana kadar ''kazanıyoruz'' dediysem eğer Demirören bir daha seçilsin, bu denli berbat bir yemin edebilirim. Elbet 5-10 dakika rutin temponun dışına çıkacaklardı, fırsat kolluyorlardı. İnönü'deki maçı hatırlarsak, bu şansı onlara Mustafa Denizli vermişti. Sağdan üç kez hızlandılar, sonunda golü buldular. Bu kez Denizli o şansı vermedi. Giggs gibi, Rooney gibi birini aradılar; bu ikiliye yakın isimlerden Evra ve Carrick dahil oldu oyuna. Hala golü kokluyor olan Michael Owen da girdi. Toraman'ın sakatlanmasıyla zayıflayan Beşiktaş sağına yüklendiler, oraya Macheda'yı da soktular. Tello'nun maç sonu ciddi olmadığını söylediği sakatlığı hayırlı oldu, orta sahaya taze güç Uğur dahil olurken solu güçlenen United'a karşı sağ kenara bitmeyen bir pil sahibi Ekrem geçti. Günün bir pozisyon hariç en iyilerinden Bobo'yu kenara aldı hoca, bu anlarda Nobre'yi aramadım dersem yalan söylerim. Batuhan Karadeniz sezon başlangıcını Old Trafford'da yaptı, hem de takım 0-1 galipken. Topla ilk buluştuğunda sarı kart gördü, sonra bir de taç atışında topu Erhan'a bırakınca ömrümden üç yıl gitti. Şükür ki Fransız hakem Lannoy elini cebine götürmedi. Evra-Kaş mücadelesinde Kaş'ın hareketi faul ama Evra da fazla zorlamadan bıraktı. Çalsa ucuz olurdu ama kitaba uygundu. Man United'ın vites artırdığı uzatmalarda da sahneye Rüştü çıktı. Tecrübesiyle değil, onu zirve Türk kalecisi yapan refleksleriyle mucize iki top çıkardı. Özellikle Wes Brown'ın kafa şutunda adeta uzadı.
Toraman sedyeyle soyunma odasına gittikten sonra 2 dakikayı aşkın süre takım pas yaptı. 10 kişiyle şu kısa sürede ulaşılan kombine pas adedine maç boyu bir daha ulaşılamadı. Gariptir. Rüştü her zaman yaptığı topu taca vurma işini bile yapmadı, belki de bu kez gerçekten yapmak istedi ama başaramadı. Takım 10 kişiyle, sağ beke geçen Ekrem ile oynadı bu kısa bölümü. Keza Batuhan'ın oyuna girişi, hocanın ona bu maçta güvenmesi de bu denli ilginç bir hadisedir. Değişikler, ısınmadan oyuna girmek zorunda kalan Erhan haricinde tam da nokta atışı tercihlerdi: Tello yerine Uğur ve yorulan Bobo'nun kenara alınması. Doğru takım tertibi, sıradaşı olaylar ve şansın da doğrunun yanında olması... Bir mucize golün ardından gelen bilinçli ve disiplinli bir savunma, şeklinde özetlenebilir.Dönüp Wolfsburg deplasmanına ilişkin maç yazısına bakalım, sonra dönelim şampiyonluk yoluna bakalım. En son da bu akşama. Sivok olmasa bile Beşiktaş savunması işini yaptı, maçı gol yemeden tamamladı. (Üç İbrahim'ler) Çünkü takımın en kritik taktik seçimi olan orta saha doğru kurgulanmıştı, Beşiktaş'ta durum bu kadar nettir. Ernst ve Fink hazır iseler oynarlar. Yanlarına Ekrem'in geldiği maçlar (Galatasaray deplasmanında bir kısa bölüm ve Wolfsburg deplasmanı) takım sezonun en iyi performanslarını göstermiştir. Geçtiğimiz hafta sonu Fenerbahçe karşısında Ekrem'in sağ kenarda olduğu düzenden doğru kurgulanmış Ernst-Fink orta sahası, Beşiktaş'a galibiyeti getirmiştir. Bu akşam da benzerini izledik. Bu gece bu ikili, Anderson-Gibson ikilisine Ekrem desteğiyle karşılık verdi, hatta baskın geldi. Orta sahası esastan kurulmuş bir Beşiktaş, güçlü savunmacılarıyla ön tarafın süzgecinden geçenleri savuşturmayı başardı. Rüştü de sahne aldı ve Beşiktaş kazandı. Kaleye 30'a yakın şut atılmış, lakin bunların tehlike üretenleri 5'i geçmez. Keza United %70'e yakın topla oynadı maç boyunca, ama tabela 0-1'i yazdı. Şu iki veri Beşiktaş'ın oyun karekterini açıklar. Şablon aynı, birkaç spesifik seçim var; oyun karekteri şampiyon takımdan gelme ve sonucu abartılı Old Trafford'da galibiyet. Zafer. Standart sonucu ise TSL'de şampiyonluk yarışının içerisinde olmaktır.
CSKA'ya karşı son maç kaybedilse dahi şu maçı yıllar sonra hatırlayacağız. Tarih bugünü yazacak. Nijerya'dan Endonezya'ya kadar gazetelerin yeni gün baskılarında ''Beşiktaş'' yazacak. United daha evvel defalarca yaptığı gibi yine bir seri yapacak ve yine her seferinde ''Beşiktaş'tan beri...'' denilecek. CSKA Moskva'yı yeneriz, çıkarız, çıkamayız; benim için şu an çok da önemli değil. Bugün Beşiktaşlı futbolcular Europa League'e devam etme ihtimallerinin çok zora girdiğini, hatta mucizelere kaldığını bilerek çıktılar bu maça, esas hissiyat olarak ''Old Trafford galibiyeti''ni düşlediler. Bize de bu mutluluğu yaşattılar. Başta Mustafa Denizli olmak üzere Rüştü'sünden Üzülmez'ine, hatta yine kenarda bekleyen Tabata'sına kadar çok teşekkürler.Noat Samisa
26.11.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Kasım
(21)
- Carling Cup 2010 QF
- 36'sında Bir Delikanlı
- Beyhude Dolanmış Franco
- Sivasspor 0-1 Beşiktaş
- Jimmy Bullard #2
- Premier League 09/10 #14
- Avram Grant Kaldığı Yerden
- Man Utd 0-1 Beşiktaş
- Kötü Şans
- Ireland'dan Elano Fikirleri
- Wayne Bridge Otobanı
- N'gog Gibi Düşün!
- Trabzonspor 0-2 Beşiktaş
- Sarı Kart Planlaması
- Sahibinden Satılık
- Beşiktaş 0-3 Wolfsburg
- Joe Cole - Ferreira
- Hasta Adam
- Yarın Akşam Olduğunda...
- Kasımpaşa 1-1 Eskişehirspor
- Beşiktaş 1-0 Ankaragücü
-
▼
Kasım
(21)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
22 Fikir, Tenkit, Yorum:
hosgeldin noat samisa
bi an korktum kalemi biraktin diye
Siyaaaaaaaahhh. :D
http://cineshoot.blogspot.com/2009/11/her-yerinden-opuyorum-rustu.html
gol oldu..
özlettin kendini güzel adam
hoca düzelince
ferrari bu takımda oldukça
ernst fink yan yana oynadıkça
futbolcular olaya inanınca
sir alex rafa benitez olmayınca ...
çok şükür Beşiktaşlı'yım...
Biz tek bir Sir tanırız "Sir Gordon Milne" =))
@ çimento
nihat oynamayınca bi de...
@ noat
feneri yendik, manchesterı yendik... geri dönmen için daha ne yapsaydı bu takım :)
hoşgeldin...
Hele şükür..
Yani dönüşüne de bu sözüm :)
"Demiroren yeniden secilsin" yemine koptum. Yine de agzindan yel alsin hocam.
Çok konuşuluyor; paftır, yedektir diye... Hatice ve netice durumu önemli...
Kalemine sağlık...
Redman'e katılmamak elde değil. Bir anlık heyecanla söylenmiş olarak varsayıyorum.
Hiçbir şey Demirören'in bu klübe ve milyonlarca taraftara çektirdiğini unutturamaz, unutturmamalı.
Redman, Ege Sezen,
Durumun vehametini anlatan basit bir espriydi, yapmayın. :)
sezon başından bu yana beklediklerimiz oluyor. bir de sezonun ortasında istediğimiz olsa ve y1d1 virüsünden kurtulsak.
okurken bayağı özlediğimi hissettim. hoşgeldin noat. maçın adamı bobo :)
fotoda köşede yuki the zorba var ama üstünde atkı yok :(
tellonun maçta 1 asist 1 gollük performansı
ismailin 3.maçında 2 asist 1 ollük performansı
hakan olsun rüştü olsun kalecilerin inanılmaz kurtarışları
ve FERRARİ ... selamlar Mehmet Demirkola ... Ve Manchester'ı yedeklerle yendiniz diyen herkese kapaklar kapaklar kapakalar olsun ... handikapaklı:))
Giggs ve Rooney'e yakın isimler..
Solbek Evra ve tahtabacak Carrick??
Fantastik bir yorum doğrusu:)
Great White,
Tahtabacak diyorsanız eğer Michael Carrick'e, maalesef sizinle aynı futbol idealine sahip olmamız mümkün değil. Fletcher ve O'shea de kazma değil mi? Bunları nasıl söylüyor insanlar ben anlayamıyorum. Fletcher düz oyuncu yae, tabii; haftasonu Everton'a attığı golü değme yetenek hayatında kaç kez atar acaba? Alex Ferguson zaten tornacı, anlamıyor bu adamların yetenek düzeylerini. Hadi onu da bırakın, sol bek diye küçümsediğiniz oyuncu Evra bugün dünyanın en özel hücum silahlarından biridir. Sağ bekte Daniel Alves ne ise Evra da sol kenarda odur.
Konuya dönersek, Ferguson'un özel tim elemanları diye bir gruptan bahsettim. Bu grupta Berbatov, Ronaldo, Anderson gibi isimler hiçbir zaman yer almadılar. United'ın yakın tarihine bakarsanız Sir Alex'in takım oyuncularının çok özel görevler üstlendiğni görebilirsiniz. Bu elemanlardan kurulan iskeletin üzerine hep benzer tip oyuncular gelmiştir, Kanchelskis'inden Valencia'sına, Cantona'sına kadar sürekli birbirini tekrarlayan ama güne uyum sağlayan bir süreçtir.
Bir cümleyi alıntılayıp gerisini okuyup anlamadan fikir beyan etmek de moda oldu bu aralar.
Maçı şifresiz bir kanalda baştan sona izlemiş olmama rağmen sizin "maçı gayet güzel anlatan" postunuzun tamamını okudum ve sadece bir noktaya katılmadığımı ifade ettim; hepsi bu:)
Ayrıca biribirimizin aynı ideallere sahip olması da gerekmiyor müsaadenizle..
Aynen şunu yazmışsınız: "Giggs gibi, Rooney gibi birini aradılar; bu ikiliye yakın isimlerden Evra ve Carrick dahil oldu oyuna"
Giggs son derece yetenekli bir left winger ama Evra kaliteli bir fullbaack. Yani alakasız adamlar..
Rooney ile Carrick' i ne yetenek ne de mevkiileri açısından karşılaştırma gereğini bile duymuyorum zaten..
Evet, Carrick "bana göre" bir tahtabacaktır..
Bu arada giderayak bir de kehanette bulanayım. Manu bu sezonki kadro yapısıyla ŞL' de yarı finali göremeyecektir..
Selametle..
Great White,
Alıntı cümlede bahsettiğimi üstte fazladan açtım, ama maalesef halen oyuncu karşılaştırması üzerinden tepeden bakarak bir anlam arıyorsunuz cümlede.
''Bu takım yenik duruma düştüğünde kenarda dünyanın en özel futbol aklı mutlaka bir başka yol dener, onun özel tim elemanları mutlaka bir şeyler yapardı.''
şeklinde bir öncül de var ve yukarıda bunu daha da açtım. Bu mevzuuyu, yani Ferguson'un özel oyuncularını bundan evvel sayısız kez bu blogda anlatmışımdır, bu maça özel bir durum değildir. Onların Rooney'si varsa, bizim de Bobo'muz var; demekten pek farkı yok bu karşılaştırmaların, ben böyle bir şey düşünmüyor olsam da. Açıkça farklı bir anlam üzerinden çıkarım var, ben de bunun böyle olmadığını anlattım.
oyun karEkterimiz oturmak üzere sanki!!
***özlemişim maç yazısı okumayı..
yahu Noat, yakalamışsın bizi son fotoğrafta :) Nereden aldın fotoları, orijinalini bulalım hemen!
Bir daha yaşanır mı bilmem... Kalbim hiç bir maçta böyle çarpmamıştı...
Hehe :)
Daylife'tan, sağda Kaynakça bölümünde linki var. Ama daha büyük boyutlusunu bulamazsın, tabii AP'ye ederini ödersen ayrı. :)
Yorum Gönder