Sahibinden Satılık
St. James' Park fotografları, maç yayınları, Goal film serisi... hepsi hayranlık artırıcıdır. Henüz nasip olmadı ama futbol temalı bir İngiltere gezisinde en kötü olasılıkla 3. sıraya koyacağım stadyum burasıdır. Gallowgate End tribünü idelaimdeki ''kutu gibi stadyum'' örneğidir, İngiliz stadyumlarının geleneksel yapısını yansıtır. Sonradan yapılan heybetli bir çatıya sahip tribünlerden Leazes End ise eşsizdir, boşken bile mükemmel görünür. Bu seneye kadar Newcastle United sezon boyu %100'e yakın doluluk ile oynardı maçlarını, siyah-beyaz tribünler her maç tıklım tıklım olurdu. 52 bini aşkın kapasitenin en az 45 bini kombine biletliydi, kulüp fazlasını satabilecek olsa da kenara bilet ayırırdı. Bu sene kombine satışlarında da doluluk oranında da gerileme oldu, keza forma ve lisanslı ürün satışında. Newcastle şehri her sene başa oynamıyordu, ama taraftar hep tribünde oldu. Bu açıdan, bu düşüşlerin sebebi takımın bu sezon Championship'te oynuyor olması değil, patron Mike Ashley. Defalarca yazdık, hala da yazıyoruz. Bir kulüp bu kadar mı Beşiktaş'a, ya da Beşiktaş bu kadar mı Newcastle United'a benzer?
Herkes örnekleri en yakın olduğu yerden verir de bu Newcastle'ı bizlerin zihninde Beşiktaş'tan başka bir kulüple eşleştirebileceğimizi sanmıyorum. Renkleri, stadının ve içini dolduranların bilinen farklılıkları, Newcastle şehrinin/Beşiktaş semtinin etraflarındaki yerleşim birimlerine göre siyasi tercih ayrılıkları, her daim varolan yüksek potansiyeli kullanamama, kısa periyotlar halinde kahramanlar çıkarma ve sürekli onun özlemini dillendirme; geçmiş üzerinden bugünü şekillendirme çabası... ve bugün ''tribünden'' bir başkan sahibi olma ortak özellikler olarak sayılabilir.. Squash hocası Mike Ashley, maçları locada değil ayakta izleyen bir patron. 2 yıldır çok para harcayan, çok transfer yapan, takıma rüya sezonlar yaşatan adam Kevin Keegan'ın kalbini kıran ve takımı 16 yıl sonra yeniden zirve ligden aşağıya indiren patron. Son olarak da yılların St. James' Park'ını ''sportsdirect.com @ St James' Park Stadium'' yapan adam. Sports Direct bir Mike Ashley kuruluşu; yani stadyuma isim sponsoru olan kişi patronun ta kendisi. Newcastle taraftarı pek tabii çıldırmış durumda. Nefret hisleri besledikleri, ''Cockney Mafia'' dedikleri Mike Ashley bir kez daha kutsallarına dokundu. Zaman içinde stadyumun kapaste artırımı çalışmaları kapsamında geleneksel adlarıyla bilinen tribünlere sponsor alınmıştı ama bu tip bir değişikliğe ilk kez yeltenildi. Kısa sürede duyuru yapıldı ve anlaşma sağlandı. Adı geçen onca şirkete rağmen, ki bunların arasından ''teklif etselerdi de olmazdı'' diyen Adidas da var, Mike Ashley'nin kurucusu olduğu Sports Direct'in ihaleyi kazanması sigortaları attırdı. Hafta sonu evlerinde Peterborough ile oynuyorlar, taraftar protesto için hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde uzun süreli kontrat imzalayan geçen yılın kontrat sahibi menajerlerinden daha çok maça çıkan nöbetçi hocası Chris Hughton, taraftar tepkisinin takımın Premier League'e dönme hedefine zarar verebileceğinden çekindiğini söyledi. Bu da tanıdık değil mi?
Herkesin gözünde St. James' Park her zaman St. James' Park olarak kalacaktır, dedi Chris Hughton. Kulüp adına açıklamayı başkan statüsündeki Derek Llambias yapmıştı, olaya taraftar yönünden bakmak menajere düştü. Bugün Galatasaray yeni stadının isim haklarını şimdiden sattı, bu geliri avans olarak kullandı. Fenerbahçe stad büyütme çalışmaları kapsamında iki kale arkası tribününü başka isimler ile anıyor, yakın zamanda bir başka isim hakları anlaşması daha yapıldı. Henüz ''Şükrü Saraçoğlu Stadı'' adının yanında bir ek yok, ama olacaktır. Bunun dünya üzerinde sayısız örneği var, hele de Galatasaray'daki gibi yeni stad inşa ediliyorsa eski staddaki anıların kaybolduğunun bir imzası olarak yeni stadın ismi artık bir marka olur. Emirates iyi örneklerden birisi, Ashburton Grove adını pek görmezsiniz. Tottenham yeni stad projesini açıkladı, inşaatı bitirmek için zaman içinde bir yeni isme ihtiyaç duyalacaklar. Stadı bir öncekine bitişik yapacak olmalarına rağmen artık resmi adı White Hart Lane olmayacak. Talep var, kulübün daha fazla gelire ihtiyacı var; öyleyse bu bir neden değil sonuçtur. Taraftar hem kupalar isteyip hem de gelenekçi olamaz, bugünün dünyasında bırakın futbolu herhangi bir iş kolunda da durum aynıdır. Arsenal'in yaklaşık £400 milyonu yeni stada -şu an için- gömmüş olması yine bir neden değil, sonuçtur. Bugün Arsene Wenger'in genç oyunculara yöneliminin sebebidir. Orta vadeli bir projedir, yoksa bugün söz konusu £400 milyonun çeyreğini transfere harcayarak kupasız geçen yılları varetmeyebilirlerdi. Beşiktaş'ın bir yeni stad projesi var ve yine isim hakları konusu var. Mevcut stadın adının ''İnönü Stadyumu'' olduğu düşünülürse bugün Dolmabahçe'de yer alan hangi ismin yerine sponsor adı gelecektir? Beşiktaş taraftarı için orası bugün Şeref Stadı'dır, Mabed'dir; olmadı Dolmabahçe'dir. ''İnönü Stadyumu'' adının sponsorluk isminden benim için farkı yoktur. Bugün Tarlabaşı'ndan görünen stadyumun adı Kasımpaşa Stadı'dır, tabelaya hangi ismi yazarsanız yazın insanlar bunu kabul etmeyeceklerdir. Anlamsızca ısrar edilen ''Atatürk Stadyumu'' isimlerinin de futbol kültürüne katkısı yoktur. Bu şekilde özgün birer mikro kültür hazneleri yaratamazsınız, hala futbolu bir araç olarak görmenin sonucu olarak hayatında ilk kez stadyuma maç izlemeyen gelen çocuğun zihninde yaşadığı hadiseye, futbola dair merak uyandıramazsınız. Futbol bu ülkede hala bir kalıp kültür, asla farklılıklara izin verilmiyor. Forza'da bir kampanya başlatılmıştı, 2 bin lira maliyetle her giriş kapısına Beşiktaş efsanelerinin adı verilebilirdi. Henüz bir geri dönüş alınmadı sanıyorum, bununla ilgilenen olduğunu sanmıyorum gerçi; hayalperest olmamak lazım. Bu bir kültür koruma çabasıdır, geçmişi ileriye götürme uğraşıdır. Bu durum biraz şuna benzer: Ücretli bir çalışan, bütçesini aşan fuzuli harcamalar yapmak üzere baba yadigarı saatini satar mı? Eğer üzerinde anıların olmadığı bir saatiniz var ise pekala satabilirsiniz, yeni stad yapım aşamasında ticari isim alan stadlar buna benzer. Standart bir insandan bahsediyoruz, keza standart bir kulüpten. Eldeki imkanları doğru kullandıktan sonra halen ihtiyaç var ise stadın adı da, formalar da fahiş fiyata satılır. Tüm bunlar arz-talep ilişkisi içerisinde ilerler. Önemli olan kültürdür, oluşan birikimin geleceğe taşınmasıdır. Bunu yapabilmişseniz eğer bazı değişimlere göz yumabilirsiniz. Newcastle ya da Beşiktaş farketmez, görüldüğü üzere taraftarın hissiyatı birbirine çok benzer. Önce geçmiş yaşantıların izlerini taşıyan bir kulüp politikası, sonra gerekirse bazı değişikler, belki tavizler... Sen Kevin Keegan'ı küstürürsen stadın adı bir kenara, forma satamazsın.
Chelsea sırada bekliyor, Stamford Bridge'in isim haklarına koydukları etiket £100 milyon. O da sahibinden satılık. En azından Mike Ashley stad isim hakkı satışı yoluyla kulübe oluşturduğu kaynağı geri istemeyecek, hafta sonu Gallowgate'te üzerinde Newcastle forması olmayan adamlar sade taraftara dayak atmayacak.
Noat Samisa
06.11.09
Herkes örnekleri en yakın olduğu yerden verir de bu Newcastle'ı bizlerin zihninde Beşiktaş'tan başka bir kulüple eşleştirebileceğimizi sanmıyorum. Renkleri, stadının ve içini dolduranların bilinen farklılıkları, Newcastle şehrinin/Beşiktaş semtinin etraflarındaki yerleşim birimlerine göre siyasi tercih ayrılıkları, her daim varolan yüksek potansiyeli kullanamama, kısa periyotlar halinde kahramanlar çıkarma ve sürekli onun özlemini dillendirme; geçmiş üzerinden bugünü şekillendirme çabası... ve bugün ''tribünden'' bir başkan sahibi olma ortak özellikler olarak sayılabilir.. Squash hocası Mike Ashley, maçları locada değil ayakta izleyen bir patron. 2 yıldır çok para harcayan, çok transfer yapan, takıma rüya sezonlar yaşatan adam Kevin Keegan'ın kalbini kıran ve takımı 16 yıl sonra yeniden zirve ligden aşağıya indiren patron. Son olarak da yılların St. James' Park'ını ''sportsdirect.com @ St James' Park Stadium'' yapan adam. Sports Direct bir Mike Ashley kuruluşu; yani stadyuma isim sponsoru olan kişi patronun ta kendisi. Newcastle taraftarı pek tabii çıldırmış durumda. Nefret hisleri besledikleri, ''Cockney Mafia'' dedikleri Mike Ashley bir kez daha kutsallarına dokundu. Zaman içinde stadyumun kapaste artırımı çalışmaları kapsamında geleneksel adlarıyla bilinen tribünlere sponsor alınmıştı ama bu tip bir değişikliğe ilk kez yeltenildi. Kısa sürede duyuru yapıldı ve anlaşma sağlandı. Adı geçen onca şirkete rağmen, ki bunların arasından ''teklif etselerdi de olmazdı'' diyen Adidas da var, Mike Ashley'nin kurucusu olduğu Sports Direct'in ihaleyi kazanması sigortaları attırdı. Hafta sonu evlerinde Peterborough ile oynuyorlar, taraftar protesto için hazırlanıyor. Geçtiğimiz günlerde uzun süreli kontrat imzalayan geçen yılın kontrat sahibi menajerlerinden daha çok maça çıkan nöbetçi hocası Chris Hughton, taraftar tepkisinin takımın Premier League'e dönme hedefine zarar verebileceğinden çekindiğini söyledi. Bu da tanıdık değil mi?
Herkesin gözünde St. James' Park her zaman St. James' Park olarak kalacaktır, dedi Chris Hughton. Kulüp adına açıklamayı başkan statüsündeki Derek Llambias yapmıştı, olaya taraftar yönünden bakmak menajere düştü. Bugün Galatasaray yeni stadının isim haklarını şimdiden sattı, bu geliri avans olarak kullandı. Fenerbahçe stad büyütme çalışmaları kapsamında iki kale arkası tribününü başka isimler ile anıyor, yakın zamanda bir başka isim hakları anlaşması daha yapıldı. Henüz ''Şükrü Saraçoğlu Stadı'' adının yanında bir ek yok, ama olacaktır. Bunun dünya üzerinde sayısız örneği var, hele de Galatasaray'daki gibi yeni stad inşa ediliyorsa eski staddaki anıların kaybolduğunun bir imzası olarak yeni stadın ismi artık bir marka olur. Emirates iyi örneklerden birisi, Ashburton Grove adını pek görmezsiniz. Tottenham yeni stad projesini açıkladı, inşaatı bitirmek için zaman içinde bir yeni isme ihtiyaç duyalacaklar. Stadı bir öncekine bitişik yapacak olmalarına rağmen artık resmi adı White Hart Lane olmayacak. Talep var, kulübün daha fazla gelire ihtiyacı var; öyleyse bu bir neden değil sonuçtur. Taraftar hem kupalar isteyip hem de gelenekçi olamaz, bugünün dünyasında bırakın futbolu herhangi bir iş kolunda da durum aynıdır. Arsenal'in yaklaşık £400 milyonu yeni stada -şu an için- gömmüş olması yine bir neden değil, sonuçtur. Bugün Arsene Wenger'in genç oyunculara yöneliminin sebebidir. Orta vadeli bir projedir, yoksa bugün söz konusu £400 milyonun çeyreğini transfere harcayarak kupasız geçen yılları varetmeyebilirlerdi. Beşiktaş'ın bir yeni stad projesi var ve yine isim hakları konusu var. Mevcut stadın adının ''İnönü Stadyumu'' olduğu düşünülürse bugün Dolmabahçe'de yer alan hangi ismin yerine sponsor adı gelecektir? Beşiktaş taraftarı için orası bugün Şeref Stadı'dır, Mabed'dir; olmadı Dolmabahçe'dir. ''İnönü Stadyumu'' adının sponsorluk isminden benim için farkı yoktur. Bugün Tarlabaşı'ndan görünen stadyumun adı Kasımpaşa Stadı'dır, tabelaya hangi ismi yazarsanız yazın insanlar bunu kabul etmeyeceklerdir. Anlamsızca ısrar edilen ''Atatürk Stadyumu'' isimlerinin de futbol kültürüne katkısı yoktur. Bu şekilde özgün birer mikro kültür hazneleri yaratamazsınız, hala futbolu bir araç olarak görmenin sonucu olarak hayatında ilk kez stadyuma maç izlemeyen gelen çocuğun zihninde yaşadığı hadiseye, futbola dair merak uyandıramazsınız. Futbol bu ülkede hala bir kalıp kültür, asla farklılıklara izin verilmiyor. Forza'da bir kampanya başlatılmıştı, 2 bin lira maliyetle her giriş kapısına Beşiktaş efsanelerinin adı verilebilirdi. Henüz bir geri dönüş alınmadı sanıyorum, bununla ilgilenen olduğunu sanmıyorum gerçi; hayalperest olmamak lazım. Bu bir kültür koruma çabasıdır, geçmişi ileriye götürme uğraşıdır. Bu durum biraz şuna benzer: Ücretli bir çalışan, bütçesini aşan fuzuli harcamalar yapmak üzere baba yadigarı saatini satar mı? Eğer üzerinde anıların olmadığı bir saatiniz var ise pekala satabilirsiniz, yeni stad yapım aşamasında ticari isim alan stadlar buna benzer. Standart bir insandan bahsediyoruz, keza standart bir kulüpten. Eldeki imkanları doğru kullandıktan sonra halen ihtiyaç var ise stadın adı da, formalar da fahiş fiyata satılır. Tüm bunlar arz-talep ilişkisi içerisinde ilerler. Önemli olan kültürdür, oluşan birikimin geleceğe taşınmasıdır. Bunu yapabilmişseniz eğer bazı değişimlere göz yumabilirsiniz. Newcastle ya da Beşiktaş farketmez, görüldüğü üzere taraftarın hissiyatı birbirine çok benzer. Önce geçmiş yaşantıların izlerini taşıyan bir kulüp politikası, sonra gerekirse bazı değişikler, belki tavizler... Sen Kevin Keegan'ı küstürürsen stadın adı bir kenara, forma satamazsın.Chelsea sırada bekliyor, Stamford Bridge'in isim haklarına koydukları etiket £100 milyon. O da sahibinden satılık. En azından Mike Ashley stad isim hakkı satışı yoluyla kulübe oluşturduğu kaynağı geri istemeyecek, hafta sonu Gallowgate'te üzerinde Newcastle forması olmayan adamlar sade taraftara dayak atmayacak.
Noat Samisa
06.11.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Kasım
(21)
- Carling Cup 2010 QF
- 36'sında Bir Delikanlı
- Beyhude Dolanmış Franco
- Sivasspor 0-1 Beşiktaş
- Jimmy Bullard #2
- Premier League 09/10 #14
- Avram Grant Kaldığı Yerden
- Man Utd 0-1 Beşiktaş
- Kötü Şans
- Ireland'dan Elano Fikirleri
- Wayne Bridge Otobanı
- N'gog Gibi Düşün!
- Trabzonspor 0-2 Beşiktaş
- Sarı Kart Planlaması
- Sahibinden Satılık
- Beşiktaş 0-3 Wolfsburg
- Joe Cole - Ferreira
- Hasta Adam
- Yarın Akşam Olduğunda...
- Kasımpaşa 1-1 Eskişehirspor
- Beşiktaş 1-0 Ankaragücü
-
▼
Kasım
(21)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
3 Fikir, Tenkit, Yorum:
soyle benzersiz bi fotografi vardir bu stadin:
http://farm1.static.flickr.com/191/463217999_f782a6cf7a_o.jpg
mükemmel bir analiz yapmışsın, tebrik ederim...
"En azından Mike Ashley stad isim hakkı satışı yoluyla kulübe oluşturduğu kaynağı geri istemeyecek, hafta sonu Gallowgate'te üzerinde Newcastle forması olmayan adamlar sade taraftara dayak atmayacak."
Bu adam bunları yapsaydı İngiltere'de barınamazdı, Türkiye'de olunca haber bile yapılmıyor.
Yorum Gönder